YEŞİL İHANET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YEŞİL İHANET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2010 Salı

YEŞİL İHANET KOMPLOLARI

İLKER BAŞBUĞ'DA SÖKMEDİ.
ASKER  BU OYUNU YEMEDİ.
NEDEN?
EĞİTİMİNİN KALİTESİNDEN.OYUNU GÖRDÜ.

AMA SİYASETTE OYUN TUTTU.
NEDEN?
SİYASETİN REZİLLİĞİNDEN.
KALİTESİZLİKTEN.
YATAK ODASINA DÜŞMÜŞLÜĞÜNDEN.


Kimse bana deniz Baykal doğru yapmıştır falan demesin.
İstifa etmesi normaldir anlarım ama gidişi muhteşem olmamıştır.
Boğa gibi adamlar avaz avaz ağlamaları ve geri dönüş imzaları toplanması CHP'nin rakibini hiç tanımadığının, rakibini tanımayanın savaş kazanmasının mümkün olmadığının göstergesidir.
"Fettullah'ın Prensilvanya'dan gönderdiği iyi niyet mesajlarına inanıyorum" demek ise "Varan-2'yi çıkarmayın ben pes ettim" demektir.
Liderliğe soyunanlar bu tip entrikalara hazır olmaları gerekmektedir.
Tayyip Erdoğan aylar öncesinden "elimizde daha çok dosya var" demişken Baykal ne bekliyordu?
Çöken bir AKP lay lay lom yücedivana mı gidecekti?
Adamlar tam gücüyle yükleniyor.
Belden aşağıda vurur belden yukarıda.
Ana muhalefet partisi ise salya sümük ağlıyor.
Ne imiş?
Baykal istifa etmiş.
Baykal Kalp krizi de geçirebilirdi.
Baykal suikast de uğraya bilirdi.
Böyle ağlayacağınıza adam gibi bir lider seçin.
Kaybedecek zaman yok.
Duygusallığı bırakın artık.
İstifa bu gün geldi ama olayın üzerinden 5 gün geçti.Şimdiye kadar başkanın çoktan hazır olması gerekirdi.
Oysa çoğu kişinin umduğu gibi olmadığı da görüldü.Başkan falan yok kimsenin kafasında.Popüler olmakla başkanlık sıfatları taşımak başkadır. 
Kemal Kılıçtaroğlu popüler ve herkes gözleri ona dikti ama K.Kılıçtaroğlu aday olmadığını açıkladı.
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaset mi olur?
Yoksa Baykal yeni bir Ricky Martin'li kurultaya mı? hazırlanıyor.
Yine dumanlar arasından Ricky Martin (yada yenilerinden biri) parçaları eşliğinde çıkan bir Baykal mı göreceğiz?
İşte o zaman AKP'nin bayram günüdür.
Fettullah'ın samimiyetine inanan lider istemiyorum.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

6 Mayıs 2010 Perşembe

28 ŞUBAT'IN EN GÜZEL ANALİZİ
VURAL SAVAŞI'IN KİTABINDAN




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

26 Nisan 2010 Pazartesi

İSTER AS İSTER KES.GİDİYORSUN

AKP demokratik açılımlar sonrasında Anayasayı demokratik yapmak söylemiyle kolları sıvadı. Anayasa değişikliğini eleştirenlere de 82 darbe anayasasını savunmakla suçluyor ve kükrüyor. Haftalardır Türkiye gündeminde olan ayrıntılara girmeyeceğim. Hedefin Anayasa mahkemesinin ve Hakim Savcılar Yüksek Kurulunun (HKYS) üyelerini kendi seçmek istemesi olduğu, askerleri sivil mahkemelerde yargılamakla susturmak, hatta YAŞ (Yüksek Askeri Şura) kararlarını yargıya taşıma fırsatı vermek olduğunu herkes anladı. Böylece TSK’ya sızmış “iç tehdit” olarak algılanan Fettullahçıların TSK’dan atılmasını engellemek istiyor. Anayasa mahkemesi, HSYK ellerinde iken YAŞ’ta atılanların geri gelmesi sağlanmak istiyor. Diğer çerez yasalar tamamen bunları gizlemek için.
Olayın ayrıntılarından çok psikolojik boyutuna bakmak istiyorum.
“Anayasayı demokratik, çağdaş normlara kavuşturacağız” diyenlerin telaşına bakmak bile işlerin hiçte anlatıldığı gibi olmadığını görmeye yeterlidir.
Atlı koşturuyor gibi çıkarılan yasalar, sabahlara kadar horul horul uyuyan milletvekillerinin görüntüleri; hayatında hiç mahkemeye gitmemiş bile olsak AKP’nin telaş ve paniğini gizlenen gerçekleri anlamaya yeterde artar bile. Allahın günümü bittide bu insanlar sabahlara kadar çalışıyor.Yâda savaş mı çıktı haberimiz yok?
Bu telaş nedir?
Gidip normal bir saatte insanlar gibi uyusalar ve dinç bir şekilde sabah gelip çalışsalar ne olur?
İnsan üstü bu çaba ve telaş niye.
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin neden hiç yardımcılarına bırakıp gidip dinlen miyor?
Bu güvensizlik neden?
Bir hafta sarksın, yada bir ay sarksın.
Ne olacak?
28 sene yaşadığımız Anayasa bizi 1 haftada ham mı yapacak?
Nedenine gelince:
AKP milletvekilleri zaten uyuyamıyor. Artık rahat rahat uyuya bilmek için birkaç hafta mecliste uyumayı tercih ediyor.
Özellikle Tayyip Erdoğan.
İşte ileriki günlerde boru gibi uyuyabilmek adına; şimdi TBMM masalarında sabahlamayı tercih ediyorlar. Sevgili halkımda bunu “Ne çalışkan milletvekillerimiz var. Canlarım benim” diyor sanıyorlarsa yanılıyorlar.
Çünkü her şey o kadar açık ki.

Gelelim olayın tekniğine ve daha önce belirttiğim gelişmelere.
AKP 1. oylamalarda horlaya horlaya, bağıra çağıra, milletin üzerine hücum ederek bir şekilde yasaları geçiriyor. Ama Tüzmen’in sağlığını bahane göstererek tüymesi sonrasında AKP’nin 2. turda yasaları çıkarması böyle kolay olmayacağı görüldü ve AKP tarafından kendince önlemde alındı.Lakin;330 ila 367 arası oy alması durumunda halk oylamasına gidileceği ve 330 un tutturulması 2. turda zor olacağı,yeni istifaların gelebileceği endişesi hakim.1. turların bence hipnozlu gibi gezen, suça bulaşmamış AKP milletvekillerin tarihi karar vermesi ve gereğini yapmasın için önemli bir süreç.Çünkü iyi kötü,yata horlaya da olsa muhalefetin eleştirilerini duyma fırsatı buluyorlar.
Peki önlem ne?
BDP,yani pkk,yani apo.
Zaten gizli danışıklı dövüş artık Başbakanın ifadesiyle “iyot gibi ortaya çıktı”
AKP aleni bir şekilde pkk’dan destek istedi. BDP bunu derhal pazarlık konusu yaptı ve bazı taleplerde bulundu.
Neydi bu talepler?

-Seçim barajının düşürülmesi,
-Küçük partilere hazine yardımı,
-Türk Ceza Kanununda (TCK) değişiklik.
- Terörle Mücadele Kanunu’nda (TMK) değişiklik.
AKP bunlardan özellikle seçim barajının düşürülmesini istemeyeceği aşikâr. Çünkü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramında koltuğunu verdiği 4. sınıf öğrencisi Elgin Koçubaba’ya “Artık yetki sende. İster asar, ister kesersin”diyebilen bir başbakanın demokratik bir beyne sahip olduğunu ve TBMM’ine daha fazla parti girmesini isteyeceğini düşüne biliyor musunuz?

Fakat BDP’nin kafasının basmadığı yerde İmralı’nın katili yetişiyor imdada ve “yerine getirmesi önemli değil, söz vermesi durumunda bile destekleyin”diyor.
“Pazarlığı abartmayın” diyor yani.
“AKP’den daha iyisin mi bulacağız” diyor kısacası.
Alın size pkk-AKP dayanışması.
Tekrar ediyorum AKP radikalleşip siyasetten koparken, terör örgütü siyasallaşıp normalleştiriliyor.
Bunun sonu Ayrılıkçı Kürt ve Yeşil ihanet koalisyonuna gider.
Tarih ağlarını örüyor ve AKP için sonun ayak sesleri daha net hissediyor ve AKP  korkuyor.
Bu korku hata üstüne hata yaptırıyor.
Görüşmek dileğiyle.





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

21 Nisan 2010 Çarşamba

İHANET KARDEŞLİĞİ DAĞILIYOR VE EMPERYALİST BUNUN FARKINDA


18 Nisan 2010 Vatan gazetesinde manşetten verilen, Fethullah’ın Saman yolu Tv sinde de “ nasıl böyle  asparagas haberi ulusal bir gazete olarak veriyorlar?” temasıyla sunulan haber üzerine düşünmeye değer.
Önce haberi yazana bakalım.

ABD'li öğretim üyesi olan ve eski FBI danışmanı Paul L. Williams.
"Son Haçlı Seferi" adlı internet blog’unda yazan sağcı bir yazar.
1999 yılında Amerika'ya giden ve 11 yıla yakın süredir hayatını bu ülkede sürdüren Fethullah Gülen'in Pennsylvania eyaletindeki Pocono Dağı eteklerinde yer alan Saylorsburg kentinde kaldığı çiftlik ilk kez görüntülüyor ve yazısına "Dünyanın en tehlikeli İslamcısı aramızda yaşıyor"  başlığını atıyor.



Paul  L.Williams, Gülen'in yaşadığı "Altın Jenerasyon İbadet ve Dinlenme Merkezi" ne (Golden Generation Worship and Retreat Center) gidiyor, burada fotoğraflar çekiyor ve Gülen'i ağır ifadelerle eleştiriyor.
Neler diyor?

"Dünyanın en tehlikeli İslamcısı'nı Afganistan'da, Pakistan'da, Sudan'da ya da Somali'de aramayın. Yanı başımızda 30 milyar dolarlık servetiyle dünya genelinde bir halifelik kurmak için çalışıyor. Çiftlikte Kalaşnikof'larla silahlı eğitim yapılıyor. Çevredekiler yükselen silah sesleri nedeniyle FBI'a defalarca şikâyet iletti. FBI da buraya baskınlar düzenledi. Ancak valiliğin Gülen'i bölgeden gönderme girişimleri kendisine Green Card (Yeşil Kart) verilmesi sonrasında sonuçsuz kaldı. 100 dönümlük çiftlikteki helikopterler alçak uçuş yaparak çevredekileri rahatsız ediyor. Silahlı 100 İslamcı tarafından kale gibi korunan çiftlikte yaşayan Gülen'in bu aktivitelerine FBI, CIA ve federal hükümet nasıl sessiz kalıyor?" diyor.

30 milyar doların varsa,seni savunacak adamlarında vardır. Hele ABD gibi para egemen bir ülkede. Bu haberden sonra tabiî ki aklama faaliyetleri başlıyor ve bize gelene kadar  habere bir sürü eklemeler yapılıyor..
Ben bu boyutunda değilim.
Şuanda Türkiye’de Anayasa değişikliği tartışılıyor. TBMM AKP’li milletvekilleri vitamin haplarıyla desteklenerek sabahlara kadar Başbakan’ın emri doğrultusunda çalışıyor. AKP milletvekillerinin rapor almaları, hastalanmaları, yurt dışına çıkmaları yasak. Burnu kırılan Enerji ve Tabi kaynaklar bakanı Taner Yıldız bile Anaysa değişikliğine “kırılsak ta dökül sekte katılacağız” diye açıklama yapıyor. “burnum kırılsa da yatamam,katılmak zorundayım” diyemez tabi ki.
Şehit Yüzbaşının cenaze namazında öfkesine hakim olamayan bir öğretmen;Şahin Şimşek’in salladığı yumruk anında bir komplonun göstergesi ilan ediliyor.Ama bu yumruğu atan kişi olmak isteyen milyonlar paylaşım sitelerinde görüşlerini dillendiriyor. Toplum AKP sayesinde şiddete yönlendirildi.Kürt/demokratik…vb isimlerle yapılan açılımlar tam bir rezalete döndü.Ayrılıkçı Kürtlere verilen imtiyazlar artık bir öğretmeni yumruk atma moduna getirdi.

Tam bu dakikalarda 6.madde yani Anayasanın 53. maddesinin değiştirilmesi tartışılıyor. Muhalefet topyekûn “AKP yargılanırken yandaş yargı istiyor”  görüşünde hem fikir. Gündemin işsizlik ve ekonomi olduğunu söylüyorlar. Çokta haklılar.Türkiye'nin  ekonomisi çöken Yunanistan’dan daha fazla işsizi var. Ama biz anayasa değiştirmekle uğraşıyoruz.
AKP değişiklikler geçemezse,27 maddenin toplu olarak halka sunulması istiyor. Muhalefet medya desteği ve şekerleme yasalarla gizlenen 3 madde olduğunu savunuyorlar. 
Anayasa mahkemesi hakimlerinin seçimi, 
Hakim Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) üyelerinin seçimi ve
Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması.
Kısacası çocukların korunması gibi tuhaf ve şirin maddelerle saklanmak istenen bu 3 madde. Anayasasında  “çocuklar korunmalı” yazan bir devlet hakkında ne düşünürsünüz?
Ben “Demek bu ülkede çocuklar tehlikede” ki adamlar Anayasası’na koymuş diye düşünürüm.
Bu şekerlemeyi yemeyecek sivil bir vatandaş var mı?
“Çocuklar korunmasın” diyecek bir Allahın kulu çıkar mı?
Ama  bu 3 madde AKP için gelecek yıllarda, yargılanma süreci için hayati önem arz ediyor.
AKP farkında ve çember daralıyor.
Kıbrıs Türk halkı uyandı.
Uyanma sırası Ana vatan’da. 
Tüm medya gücüne ve emperyalist, siyonist desteğe rağmen halk ayakta.

Bunların yazımın başıyla ne alakası var? diyebilirsiniz.
Çok  alakası var.
AKP’den önce ABD Türk Halkının uyandığının farkında. Yeşil ihtilal’ın, ihanet kardeşliğinin sonunun geldiğini çok iyi görüyor ve yine emperyalist kendi yavrusunu yemeye hazırlanıyor.
Haberi yazan sıradan biri değil.
FBI’ın eğitiminde çalışmış emekli olmuş kalifiye bir elemanı. Avangenist ve aşırı sağcı.
FBI,CIA gibi örgütlerden emekli olunmaz.Emekli olsa da gidip Hawai’de kızlarla havuzda tüm gün yatamaz.Bu disiplinden geçmiş bir eleman ABD çıkarlarını tehlikeye sokan olaylara duyarsız kalamaz.Ve ABD politikalarından habersiz olamaz.

Çok iyi biliniyor ki Prensilvanya’nın dağlarında Fethullah Gülen’i FBI ve CIA koruyor.
Ama politika değişiyor. 
Fethullah’ın çocukları Türkiye’de sıkışırken ve kendini kurtara bilmek ,yandaş yargı oluşturmak için Anayasayı değiştirmek umuduyla TBMM'de sabahlarken ABD hızla kendi çocuğunu yemeye hazırlanıyor.
İşte bu haberin anlamı budur.
Son satırlarımı yazarken TBMM’inde canlı yayında İhanet Kardeşliğinin Ayrılıkçı Kürt ayağı BDP milletvekili Habib Kaplan, Yeşil İhanet ayağı meclis başkanı Mehmet Ali Şahin’i tehdit ediyor.
Kardeşler birbirine düştü ve ABD bunu biliyor.
Görüşmek umuduyla.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

2 Nisan 2010 Cuma


18 YILSONRA MEYDAN BUNLARA KALMIŞ

1992 Erzincan depremine kurtarma faaliyetlerine katılmak için deprem olur olmaz gittim. Ramazan ayıydı. Saat gece yarısını geçtiğinde Erzurum tarafından şehre giriş yaptık. İlk olarak yanımdaki Erzincanlı dostumun akrabalarının evlerini dolaştık. Hayattaydılar ama evlerine giremiyorlardı.
Sabah çalışmalara başladık ve 2 kişiyi canlı çıkarmayı başardım. Depremin ertesi günü akşamüzeri yerde çamurun içinde bir muz buldum.24saat açtım. Yemek üzere iken 30 yaşlarında bir tipsiz yanıma geldi ve bana "Ramazanda yemek yasaktır" dedi.
Bunu neden anlatıyorum. Bu 92 de oldu. Cemaat örgütlenmesi Erzincan'da yeni değil. Aşağıdaki Aydınlığın haberi az olabilir ama kesinlikle doğru.
Bu belge nedeniyle askerlerimiz tutuklanıyor.
Düne kadar İrtica ve terör iç tehditti.
Artık irtica ve pkk ile mücadele edenler iç tehdit olarak görülüyor.
AKP zihniyeti bu işte.

21 Mayıs 2009 Perşembe

HASAN TAHSİN'E HAKARET (Mustafa Armağan)


Mustafa Armağan sadece programında bunları söylemiyor. Sitesinde de Yunan kaynaklarını göstererek bunu ısrarla savunuyor. İhanetin son demlerinde dolaşan bu tuhaf insana söylenecek çok şey var. Ama terbiye bizde kalsın.
Cem Yaren’in deyimiyle Salya Sümük Prens Fetoşun gözüne girmek için yarışa girmiş bu sürü zihniyetliler bana; medyatik olmak için her türlü rezilliği yapan sanatçı kılığındaki değişik insan figürlerini hatırlatıyor. Bizim kahraman yaratmamıza ihtiyacımız yok. Netice ortada. Bu ülkede bir tane de Hasan Tahsin yok. Ama senin yalan dolanlarla birilerine yaranmaya fena halde ihtiyacın var.
&&&&
ZAMAN GAZETESİ, AKSİYON, SAMANYOLU gibi basın organlarını elinde bulunduran ve "cemaate" yakın olduğu iddia edilen medya grubuna bağlı olan MEHTAP TV'de çok ilginç bir program yayınlandı. MUSTAFA ARMAĞAN isimli kişinin sunduğu "Tarihin Aynası" isimli programın 149. bölümünde; İzmir'de işgal kuvvetlerine ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin hakkında "beklenmeyen" tespitler ortaya kondu. HASAN TAHSİN HALKI TAHRİK ETTİ "İlk kurşun efsanesi ve Hasan Tahsin" ismini taşıyan 149. bölümde, sunucu Armağan, Hasan Tahsin için "halkı tahrik etti" ve "tetikçi" ifadelerini kullandı. Hasan Tahsin'in düşmana ilk kurşunu atıp atmadığının kesin olarak bilinmediğini söyleyen Armağan, "İlk kurşun başka bir yerde de atılmış olabilir" tespitinde bulundu. Hasan Tahsin'in düşmana kurşun sıkmakla, düşmanı "tahrik" ettiğini, bu olayın ardından Yunan askerlerinin Türklerin evini basıp Türk kızlarına tecavüz ettiğini söyledi. Hasan Tahsin'in kızkardeşine mektup yazıp "Ben dönemezsem evden çıkma, bir süre sonra Van Der Zee isimli bir dostum gelip seni alacak." dediğini de belirten Armağan; Hasan Tahsin için, "Kendi kızkardeşini kurtarmayı düşünüyor. Ama diğer Türk kızlarını hiç düşünmüyor." ifadelerini kullandı. PROVOKASYON YAPTI Hasan Tahsin'in eyleminin provokasyon olduğunu iddia eden Armağan, "1973 yılında heykelini dikerek, birileri bir kahraman yarattı. Görüyorsunuz bize kimleri kahraman olarak lansediyorlar." diyerek yurdun çeşitli yerlerine "ilk kurşun" ismiyle dikilen Hasan Tahsin heykellerini eleştirdi. HASAN TAHSİN KİMDİR? Hasan Tahsin, İzmir'de gazetecilik yaparken, İzmir'i Yunan ordularının işgal etmesi üzerine, düşman ordularına ilk kurşunu sıkan isim. 15 Mayıs 1919 tarihinde, düşman orduları geçit töreni yaparken, elindeki tabancayla askerlere ateş eden Hasan Tahsin, sayıca kalabalık olan Yunan askerlerinin kurşun yağmuruyla ateş ettiği yerde hayatını kaybetti. 1973 yılında, İzmir'in Konak Meydanı'na heykeli dikilerek "İlk Kurşun Anıtı" ismi verildi. Her yıl 15 Mayıs günleri de adına anma düzenlenmekte.

ŞEHİT HASAN TAHSİN (OSMAN NEVRES)

İzmir Basını'nın gururla andığı sembolü Şehit Gazeteci Hasan Tahsin aynı zamanda Türk Kurtuluş Hareketinin ilk kurşununu sıkarak bir milletin destanını başlattı. 1919 Yılı 15 Mayıs'ında İzmir Limanını dolduran Yunan Donanmasının içinden karaya ayak basmak için sabırsızlanan Yunan Efzun alayını yaşlı gözlerle izleyen İzmirliler, tarihin en karagününü yaşıyordu. Mavi - Beyaz bayraklarla donatılmış Kordonboyu o sabah hiç de ışıldamıyordu. Rum kızları eteklerini savurarak şarkılar söyleyip dans ederken ,Yunan Efzun Alayı karaya ayakbastı. Bando önde Başpapaz Hristamos önderliğindeki Efzun Alayı arkada Kordon boyunda gövdegösterisine başlamıştı. Hemen orada bir kıraathanede saçları dağınık esmer tenı güneşten iyiceyanmış bir genç kendi kendine söyleniyordu 'Kollarını sallaya sallaya mı girecekler? Olmaz... Olamaz ki. Sonunda ölüm var .. Kan var. .Bunu anlamalılar. Bu genç Selanik'ten İzmir'e göç etmiş , Recep oğlu Osman Nevres beyden başkası değildi.Hasan Tahsin takma adını kullanıyordu. Selanik'te 1888 'de dünyaya gelen Hasan Tahsin orada Fevziye Lisesi'ni bitirdi. Devlet sınavını kazanıp Paris'te Sourbonne Üniversitesi Siyasi İlimlerAkademisi'ni bitirdi. İstanbul'a döndükten sonra, Osmanlı Devleti aleyhine Balkanları karıştıranİngiliz Buxton kardeşlerin bu faaliyetlerini önlemekle görevlendirildi. Buxton kardeşlere Bükreş'te birtünelde suikast düzenleyen Hasan Tahsin 10 yıla mahkum edildi. Birinci Dünya Savaşında, Bükreş'in Osmanlı Devleti ve müttefik Almanya tarafından alınmasından sonra , 2 yıl hapis yattığıbu yerden 1916 yılında kurtuldu. Mütarekenin karanlık günlerinde İzmir'e geldi. Osmanlı Sulh veSelamet Cemiyeti'nin sözcülüğünü yapan Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) Gazetesi'nin başyazarlığınıyapmaya başladı. Hukuk-u Beşer Gazetesi'nin başyazarı vatanperver Hasan Tahsin takma isimli Osman Nevres ogüne kadar kalemiyle , eylemleriyle bu istila akıbetini göstermeye çalışmış bir gazeteciydi. İştekorktuğu başına gelmiş , Efzun Alayı Kordonboyunda zafer çığlıkları atıyordu.Birden yerinden fırladı,aynı anda kendisini Yunan işgal askerlerinin karşısında buldu. Az önce kalemini hırsla kıranparmakları arasındaki Rovelver silahı ile ilk kurşunu attı. Kalabalığı yarıp tek başına fırlayan uzunboylu siyah elbiseli adamın attığıilk kurşun Efzun Alayının sancaktarını yere serdi. Sancaktar boğukbir sesle yere yıkılırken, o elindeki Rovelverle peşi sıra kurşun sıkmaya başladı. Hiç beklenmedik buateş karşısında, önce paniğe uğrayan Yunanlılar gerilediler , peşlerindeki Rum kalabalığıarasından denize düşenler görüldü. Fakat karşılarında ateş edenin yalnızca bir kişi olduğunu farkedenYunan Efzun Alayı hemen karşı ateşe başladı. Silahlardaki kurşunlar biten Hasan Tahsin, süngüdarbeleriyle şehit edildi. Hırslarını Hasan Tahsin'in vücudunu paramparça etmekle de alamayanEfzunlar, bu defa sağa sola tüfekle, mitralyözle ateşe başladılar, hatta denizden Yunan torpidolarıda ateşe katıldı. Bu sırada sivil halk arasından çok sayıda can veren oldu. Hasan Tahsin şehit edildiğinde 31 yaşındaydı. Güler yüzlü, neşeli bir vatansever olaraktanımlanan Hasan Tahsin, işgal acısına dayanamayan yüreğinin sesini dinleyip tek başına da olsa bir alaya savaş açacak kadar cesurdu. Atılan bu kurşun Türk Kurtuluş Savaşının meşalesiniyakarken, bütün dünyada Türk ulusunun bu işgali hazmedemeyeceğinin mesajını veriyordu. Bugün Konak Meydanı'nda bir elinde bayrağı diğer elinde Rovelveri ile anıtlaşan bu genç,TürkBasınının bir sembolü olarak tarihe gülümsüyor.