İSTİHBARAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSTİHBARAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2011 Pazar



İSTİHBARAT  ÖRGÜTLERİ NE YAPIYOR?

Toplumda bazıları dinleniyor. Kim nasıl ne şekilde kayda alıyor? Bellidir. Teknik donanım ve yetişmiş eleman kimlerdeyse o dinliyor, takip ediyor.

Bakın; Dikta rejimlerin en önemli özelliği gizli hafiyeciliktir.  Muhalifleri etkisizleştirme operasyonlarıdır.  İktidar değişse de devletin yöntemi/uygulamaları kolay değişmez.  Kültürel DNA'ları kişiler hemen kaldırıp çöpe atamaz.

Sovyetler Birliği'nin istihbarat tarihinde Kara propaganda hakimdi.  Stalin herkesi izletti, Sibiryalara sürdü, devleti istihbarat bilgisiyle ceberrut yönetti. Ama bunları yapan, istihbaratın beyni Beria'dır.

GRU, GPU, OGPU, NKUD/NKGB/KGB gibi istihbarat örgütler ile Sovyetler Birliği dünyanın en etkin tarafı oldu. Bu kurumlar nasıl başarılı oldu? Bu başarıyı/yöntemleri Bolşevik-Ekim devrimiyle edinmediler. Önceki örneklerle yenilendiler. Korkunç İvan'ın Opriçniki, Büyük Petro'nun Özel Bürosu, I. Nikola'nınÜçüncü Şubesi vardı.

Büyük Prusya/Almanya'yı kuran Başbakan Bismarck'dır. Genelkurmay Başkanı Moltke'nin büyük katkısı vardır.  Ama Wilhelm Stieber, Prusya'nın efsanevi istihbaratçısıydı.

Nazilerin gizli istihbarat servisi Abwehr'in temelini, Prusya tarihinin istihbarat çalışmalarından çıkardığı dersler oluşturur. Kuşkusuz Alman gizli servisi BFV, BND bugün bu mirasla çalışmaktadır. Fransa, İngiltere için de durum farklı değildir.

Ya Türkiye’de durum nasıl?
Türk istihbarat geleneği dünyanın en köklü en eski en kapsamlı birikime sahiptir. Üç kıtada azınlık olmasına rağmen gittiği her bölgede devletler kurması istihbarat ağının mükemmel işlemesi ile mümkün olabilmiştir.

Ancak Islahat fermanı ile başlayan tüm etnik kimlikleri eşit hale getiren ve devleti Türk devleti olmaktan çıkaran süreçte, istihbarat yapılanması da dağıtılır. Ve batı talebine göre yeniden yapılanmaya gidilir.

İstihbarat örgütü: İngiliz Büyükelçisi Stratfort Canning'in çabasıyla 19. yüzyıl sonunda kurulur. Başına da Rum Cividis Efendi'yi getirilir.  Sonra Cividis'i atıp, Ermeni çevrelerin baskısıyla Baron C’yi getirilir. O da bilgileri el altından Viyana'ya satınca kurum tamamen kapatılır.

İstihbaratçılar, 17 Kasım 1913'te Teşkilat-ı Mahsusa'yı kurar. Dünyanın en kapsamlı örgütü olarak sonraki dünya istihbarat örgütlerine model olur. İstihbarat yanında eylemleriyle anılır.

Cumhuriyet döneminde ilk istihbarat teşkilatı, 1926 yılında Alman Genelkurmay istihbarat servisi eski Başkanı Albay Wolther Nicolai'ye 100 bin lira karşılığında kurduruldu!

Türkiye tarihinde istihbarat hep içe dönük oldu. Dış istihbarat dönemin ittifak ülkelerine göre, kimi zaman Almanya'ya, kimi zaman İngiltere ya da son 60 yılda olduğu gibi ABD'ye ihale edildi. İçeride ise bir dönem komünist, İslamcı, Türkçü avı yapıldı.  Şimdi ise ABD karşıtı ulusalcı-milliyetçi-sosyalist, İslamcı fark etmiyor. Antiemperyalist kişiler avdır.

Herkes komplo teorileri üretir.  Bilgiye değil sezgiye dayanan kim düşman, kim muhalif lotosu oynanır. Üzerinde durulması gereken, siyasetin gölgesini bilerek, dürüst, normal, tarafsız istihbarat kurumunun nasıl olacağı ve nasıl başarılı olunacağıdır.  Asıl zorluk budur.

Unutulmasın ki; dünyanın ne önemli stratejik merkezi Anadolu’dur.  Anadolu uygarlıklar merkezidir. Ortadoğu, Kafkasya ve balkanların ortasındadır. Anadolu’da devlet olarak varlığı devam ettirmenin yolu güçlü istihbarat örgütlenmesidir.  Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye cumhuriyetinin  devlet yapılanmasında  en önemli örgütü istihbarat örgütleridir. 

(Ayrıntılı bilgiler için bkz; “OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA İSTİHBARAT, (Nurullah Aydın, 2010 paraf yayınları) “İSTİHBARAT VE İSTİHBARATÇI” (Nurullah Aydın, 2011 paraf yayınları), “İŞTE İSTİHBARAT”, (Nurullah Aydın 2011 kumsaati yayınları) 

Prof.Dr.Nurullah AYDIN
8 Ekim 2011-ANKARA
NURULLAH AYDIN KİMDİR?
1954 yılında Erzurum'da doğan Nurullah Aydın, ODTÜ Mühendislik Fakültesinde okudu, 1982'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1983-1990 yılları arasında Erzurum, Tokat, Artova, Zile, Demirözü, Digor ve Tuzluca'da hâkimlik, Boyabat ve Sivas'ta savcılık yaptı.
Aydın, Aralık 1990’da görevinden istifa etti. 1993-1996 yılları arasında DYP MKK üyeliği yaptı. 1993 yılından beri Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde İletişim Hukuku öğretim görevlisidir.
A. Eğitim: 
1- Profesör: Internatıonal Scıentıfıc Centre (Bakü/Azerbaycan)
2- Doktora:  Internatıonal Scıentıfıc Centre (Bakü/Azerbaycan
3- Yüksek Öğrenim: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi      
4- Orta Öğretim: Karşıyaka Lisesi Orta Kısım, Karşıyaka/ İzmir Lise; Erzurum Lisesi
5- İlköğrenim: Fevzi Paşa İlkokulu, Karşıyaka/ İzmir
B. Kariyer:
1- Gazi Ü. İletişim  Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü Öğr. Gör.
2- Gazi.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi.
3- Gazi Ü. Tapu Kadastro Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi.
4- Ankara Ticaret Odası Başkanlık Strateji Danışmanlığı.
5- STF Holding, Strateji Danışmanlığı.
6- Sivas Demirçelik A.Ş’ nde Müşavirlik, Teftiş Kurulu Başkanlığı.
7- Sabah Gazetesi Ankara Bürosunda, Gazetecilik.
8- Ankara Mimar Kemal Lisesinde Tarih Öğretmenliği.
9- Tokat, Artova ve Zile: Hakimlik. Boyabat ve Sivas: Savcılık. Demirözü (Bayburt), Digor ve  Tuzluca (Kars): Hakimlik.
10- Erzurum: Hakim-Savcı Adaylığı.
C. Aldığı Ödüller:
1- Tokat yerel Basın 1988 yılı “Yılın Hukukçusu”
2- Parlâmento Dergisi; 2004 yılı “Yılın En İyi Basın Ödülü”.
3- Kırıkkale, Gerçek Gazetesi, 2004 yılı “En başarılı yazar ödülü”.
IV- Bilimsel Çalışmalar:
A. Kitaplar:
1- Avrupa Birliği nedir ne değildir? İstanbul 2009, Kumsaati yayınları.
2- Etkili İletişim Stratejileri, ıstanbul 2009, Kumsaati yayınları
3- Küresel Terör ve Terörizm, ıstanbul 2009, Kumsaati yayınları
4- Türk Suç ve Ceza Hukuku, (2. bası) Ankara 2009, Adalet yayınları
5- Hukuka Giriş/Hukukun Temel Kavramları, (2.bası) Ankara 2009, Adalet
yayınları.
6- İşte istihbarat, İstanbul 2008, Kumsaati yayınları.
7- Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ki, İstanbul 2008, Kumsaati yayınları.
8- İnsan Hakları, Demokrasi ve Medya, İstanbul 2008, Kumsaati yayınları.
9- Türkiye’nin Milli Güvenlik Stratejisi, İstanbul 2008, Kumsaati
yayınları.
10- Türk Suç ve Ceza Hukuku, Ankara 2008, Turhan Kitabevi,
11- Türklerin Küresel Güç Doktrini, ıstanbul 2008, Kumsaati Yayınevi.
12- Hukuka Giriş- Temel Kavramlar, Ankara 2007, Turhan Kitabevi.  
13- Küresel Terör ve Türkiye,  Ankara 2006, Bilgi Yayınevi
14- Küresel Terör ve Terörizm, Ankara 2005, Medivizyon basım yayım.
15- Yeni Yüzyıl İçin Ulusal Stratejiler, Ankara 2003, Atlas Yayıncılık.
16- Herşey Türkiye İçin, Millî Stratejik Konsept, (4.bası) Ankara 2000,
Sözcü yy.
17- Milli Stratejik Konsept, Ankara 1999, Yimder yayınları
18- Podyum (Politika Bilim ve Teknoloji Çağında Yeni Yönelmeler), Ankara
1992, Lale ofset.
B. Makaleler
1- 500’ün üzerinde makaleleri yayınlandı.
2- Gazete köşe yazarlığı yaptı.
3- Dergi  yazarlığı yaptı ve yayın kurulu başkanlıklarını yürüttü.
4- Televizyon Programcılığı yaptı.
G. Yayına Hazırlanan Kitaplar:
1- Stratejik Düşünme
2- Stratejik İletişim                                        
3- Avrasya Stratejik bir Gelecek mi?
4- Prangalar: Türkiye - Avrupa Birliği İlişkileri
5- ABD-Türkiye: Stratejik Ortaklık mı Stratejik Yedek Kuvvet mi?
6- Büyük Ortadoğu Projesi
7- Ekonomi ve Siyasette Stratejik Planlama
8- Televizyon Hukuku
9- Gazetecilik Hukuku
10- Halkla İlişkiler Hukuku
11- Kamu Yönetimi
12- Metin Yazarlığı
V- Bilimsel Faaliyetler:
A. Konferans-Panel:
Çeşitli konularda 100 e yakın konferans verdi, oturum başkanlığı yaptı. Bildiriler sundu. .
B. Verdiği Dersler:
1- Hukuka Giriş- Hukukun Temel Kavramları.
2- Ceza Hukuku-Ceza Usul Hukuku.
3- Yeni Medya İncelemeleri
4- İletişim Politikaları
5- Avrupa Birliği ve Kültür politikaları
6- Halkla İlişkiler ve Tanıtım Metin Yazarlığı.
7- Halkla İlişkiler.
8- İletişim Sistemleri.
9- Medya ve Terör
10- Fikrî Haklar.
11- Kamu Yönetimi.
12- Kamu Hukuku ( Anayasa Hukuku-İdare Hukuku).
13- Yazı Teknikleri, Konuşma ve Beden Dili.
14- Medenî Hukuk.
15- Borçlar Hukuku
16- Miras Hukuku


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

26 Nisan 2010 Pazartesi

İSRAİLLİ AJANLAR İSTANBUL'U KARIŞTIRIYOR
Açaıkistihbarat sitesinden alındı
Aşağıdaki haber Mossad'ın burasının İstanbul olduğunun ve plazalarda hakim noktalara hakim olmasına çok güvenmeye başladığını ve kendisini Ürdün'de zannettiğini gösteriyor. Sürekli aynı havayı solumaktan kaynaklanan plaza hastalığının tezahürlerinden biri ile karşı karşıyayız.
MOSSAD'ın reklamdaki sloganı unutmaması  lazım : 
Burası İstanbul, burası bir Türk şehri. 
Türk Devleti'nin konjonktürel denge oyunları kimseyi  şaşırtmasın; İstanbul'un bir uluslararası koloni olacağı hayallerine kimse kapılmasın. 
Bu şehrin her köşesine o bayraklar bu tarz hayal gören herzeler için dikildi.
Açık İstihbarat
"İsrailli Ajanlar İstanbul'u Karıştırıyor" Başlıklı Haber
Show Tv muhabiri Göktan Bedük’e karşı bugün İsrail Konsolosluğu görevlileri oldukları sonradan anlaşılan kişiler tarafından oturmakta olduğu parkta gözaltına alınmak istendi.

İsrail Ajanlarına Kimlik soran Gazeteci Göktan Bedük’e kimlik göstermeyen İsrailli ajanlar Bedük’ü gözaltına alamayınca tartaklamak istedi. Olay karakola taşındı.

Haberciler Derneği Başkanı Hasan Taşkın “Haberciler olarak, gerçekleşen bu olayı, İsrail’in Türkiye’nin iç işine müdahalesi olarak algılıyoruz. Ayrıca bu çirkin olayla ilgili İsrail İstanbul Başkonsolosluğu’nun açıklama yapmasını bekliyoruz. Diğer yandan Dışişleri Bakanlığı ve içişleri Bakanlığı’nın da göreve çağırıyoruz” şeklinde konuştu.
OLAY NASIL GELİŞTİ 

Taşkın, olaya maruz kalan habercilerin Haberciler Derneği’ne şu bilgileri verdiklerini dile getirdi.

“Show Tv muhabiri Göktan Bedük’e bugün öğle saatlerinde Levent Karakolu’nun hemen yanı başında bulunan Beşiktaş Belediyesi’ne ait parkta kimliği belirsiz ve telsiz taşıyan kişiler tarafından kimlik soruldu. Gazeteci Bedük, kendisine kimlik soran ve gözaltına almak isteyen kişilere kim olduklarını sorduğunda herhangi bir cevap alamadı.
 Bunun üzerine kimliği belirsiz kişiler Bedük’ü tartaklamak istedi. Göktan Bedük ve olaya tanık olan kameraman Akın Sağlam, Siyaset Meydanı editörü Burak Ersemiz , ulaştırma elemanı Adnan Koçar ve parkta bulunan kimliğinin açıklanmasını istemeyen emekli bir polis memuru karakola gidip şikayetçi oldular.

Gözaltına alınan kişilerin İsrail Konsolosluğu’nda görevli olduğu anlaşıldı.

Gözaltına alınan İsrail Konsolosluğu görevlileri polise direnerek uzun süre kimlik vermekten ve isimlerini dahi söylemekten kaçındılar. Ajanlar, dipolat pasaportlarını gösterip karakola götürülmelerinin bile kriz yaratacağı uyarısında bulunarak polisi tehdit ettiler.

Bunun üzerine Olay yerine Terörle Mücadele, İstihbarat Şube ve Güvenlik Şube ekipleri çağrıldı. “ Soruşturma sürüyor…
BU İLK DEĞİL 

Olaya tanık olan Haberciler Derneği Başkan Yardımcısı Burak Ersemiz aynı olayın kısa bir süre önce kendi başına geldiğini belirterek şunları söyledi.

“Bundan bir kaç ay önce işyerime yürürken kaldırıma yanlış park edilmiş arabaları ördüm ve telefonumun kamerasıyla park etmiş arabaları çektim. Çalıştığım Show Tv binasına girmek üzere iken arkamdan yaklaşan telsizli bir kişi kolumdan sertçe tutarak ingilizce ne yaptığımı sordu… Ben şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışırken beni gözaltına almaya kalktıBen telsizinden İbranice konuşmalar duyunca kendisinin İsrail Konsolosluk görevlisi olduğunu anladım ve (Bana burada kimlik soramazsın elini hemen çek dedim)

Tam beni tartaklamaya başlayacakken İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden orada görev yapan ve beni tanıyan bir polis gelerek bana yardımcı oldu.

Olayın kişisel olduğunu düşündüğüm için şikayetçi olmamıştım. Ancak bugün meydana gelen ve tanık olduğum olaydan anladığım kadarıyla İsrailli güvenlik görevlileri Türkiye topraklarında hiç bir yasal düzenlemede olmadığı halde bu davranışı sürdürüyorlar.
Kamu oyuna saygı ile duyrulur…
Kaynak : Son Sayfa




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

12 Nisan 2010 Pazartesi

İSRAİL, UZAYA YENİ BİR CASUS UYDU GÖNDERİYOR

İsrail’in, uzaya Ofeq-8 adlı son derece gelişmiş yeni bir casus uyduyu fırlatmaya hazırlandığı bildirildi.
İsrail’in, uzaya Ofeq-8 adlı son derece gelişmiş yeni bir casus uyduyu fırlatmaya hazırlandığı bildirildi.

Rusya resmi haber ajansı Ria Novosti’nin İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesine dayandırarak bildirdiği habere göre İsrail ordusu, uzaya Ofeq-8 adlı yeni bir casus uydusu göndermeye hazırlanıyor.

İsrail’in istihbarat kapasitesini büyük ölçüde arttıracağı bildirilen Ofeq-8 casus uydusunun İsrail’in 6. casus uydusu olacağı ve İsrail hava kuvvetleri tarafından yörüngeye yerleştirileceği ifade ediliyor.

İsrailli uzmanların 6 ay sonra istihbarat almayı umdukları yeni uydunun her hava ve iklim şartında bağlı olduğu merkeze canlı olarak veri aktarabileceği bildiriliyor.

Ria Novosti’nin haberine göre İsrailli askeri uzmanlar, Ofeq-8 uydusuyla İran’da yaşanan her türlü gelişmeden haberdar olacaklarını ve İran’daki tesislerle ilgili canlı olarak bilgi alabileceklerini ifade ediyorlar.

3 Eylül 2009 Perşembe

Son yapılan eyalet ve yerel seçimlerinde eski komünistlerin önemli başarı elde ettiği Almanya’da, bundan 32 yıl önce aşırı solcu militanlar tarafından işlenen bir cinayet yeniden gündeme geldi.

Kısaca RAF olarak anılan Kızıl Ordu Fraksiyonu, özellikle 70’li yıllarda Almanya’da kamuoyunun gündeminden düşmeyen bir yasadışı örgüttü.
Kızıl Ordu, 1998 yılında kendisini lağvedene kadar 30’dan fazla siyasi motifli cinayete, çok sayıda banka soygunu ve bombalı saldırıya imza attı.
Kızıl Ordu’nun suikastlarına hedef olan ünlüler arasında, Alman yargısının kilit isimlerinden Federal Başsavcı Siegfried Buback yer alıyordu.
Başsavcı Siegfried Buback (sağda) ve katili Verena BeckerBildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: Başsavcı Siegfried Buback (sağda) ve katili Verena BeckerBuback cinayeti, aradan 32 yıl geçmesine rağmen hala tam olarak aydınlatılamamıştı.
DNA teknolojisiyle suçlu takibindeki yeni gelişmeler, Buback cinayetinde karanlıkta kalan birçok noktanın aydınlanmasını sağladı.
Devletten 100 bin Mark almış
Cinayette tetikçi olarak görev alan Kızıl Ordu eski mensubu Verena Becker’in, Alman iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Dairesi ile işbirliği yaptığının ortaya çıkması, şaşırtıcı bir başka gelişme oldu.
“Bild” gazetesi, Verena Becker’in Kızıl Ordu örgütü yöneticileri Brigitte Mohnhaupt ve Christian Klar’ın yakalanması için güvenlik güçleriyle işbirliği yaptığını yazdı.
İşbirliği karşılığında üst düzey istihbarat görevlilerinden 100 bin mark aldığı ileri sürülen Becker’in Buback suikastinde tetiği Stefan Wisniewski’nin çektiğini söylediği belirtildi.
Federal Başsavcı Buback’ın 1977 yılının Nisan ayında öldürülmesiyle ilgili olarak Becker hakkında o yıllarda soruşturma başlatılmış, ancak yeterince delil bulunamamıştı.
Verena Becker aynı yıllarda Kızıl Ordu örgütünün düzenlediği diğer eylemler nedeniyle de yargılanmıştı. Müebbet hapis cezasına mahkûm edilen Becker, 12 yıl cezaevinden kaldıktan sonra 1989 yılında tahliye edilmişti.
Federal Alman İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, Verena Becker ile ilgili iddiaları doğruladı.
“Terörle mücadeleye zarar verir”
Verena Becker’in yakalandığı dönemde Alman iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Dairesi için görev yapan Winfried Ridder, Kızıl Ordu örgütü eski mensubu Becker’in güvenlik güçleriyle işbirliği yaptığını doğruladı. Ridder, “Herkesin bildiği gibi, istihbarat örgütüyle işbirliğinin ödüllendirilmesi, temel ilkelerdendir” dedi.
Ridder, Verena Becker ile ilgili tartışmanın günümüzde yürütülen terörle mücadele faaliyetlerine zarar verebileceği uyarısında bulundu: “Aradan uzun süre geçmiş de olsa bu tarz bilgi kaynaklarını kamuoyuna ilan etmeye başlarsanız gelecekte benzer bir hizmetin başarı şansını azaltırsınız.” NH/MÇ, DW/dpa/AFP

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Ünlü Rus güvenlik uzmanı Anatoly Tsyganok’un Kürt sitesine yaptığı röportajı.Konuşmada;
Nabucko
* Obama’nın Rusya ziyaretini genel anlamıyla nasıl değerlendiriyorsunuz? - Pozitif değerlendiriyorum, neden? Çünkü en sonunda Rusya ile ABD ilişkileri yeni bir çerçeveye oturtulmaya çalışılıyor. Bu gelişme, iyileşme başta Rusya ile NATO arasında oluyor. Hatta Rusya NATO’ya topraklarını açıyor. Örneğin Rusya hava sahasını -farklı bir yaklaşım sergilememe şartıyla- açtı. Yine terörizm konusunda ABD’nin görüşlerini paylaşıyoruz. * Nükleer silahların azaltılmasına ilişkin belli bir tartışma yapıldı bu konu nasıl bir seyir izleyecek ne tür sonuçlar ortaya çıkabilir? - Ben Obama ve Medvedev arasında yapılan anlaşmaya uygun olarak 6 ayda sonuç alacağını sanmıyorum. Önceki anlaşma 3 yılda hazırlanıp sonuca ulaşabildi. Belki Aralık’a kadar ulaşmaz, ama yeniden eski anlaşmanın sürmesi konusunda yeni imzalar atılabilir. Ayrıca bu anlaşmaya bu iki ülkenin dışındaki nükleer sahibi ülkelerde bu anlaşmaya katılmalı. Bugün birçok ülke nükleer silahının olduğunu bile kabullenmiyor. Örneğin İsrail bunlardan biridir. Yine Hindistan ve Pakistan’da silah sahibiler, dolayısıyla onlarda bu anlaşmaya katıldılar. Bence bütün ülkeler silah indiriminde yer almalı. * ABD’nin Gürcistan ile Kafkasya da yapacağı tatbikatı nereye koyuyorsunuz? - ABD bu tatbikatı geçmişte yapsaydı Irak’a baskı için yada İran’a müdahale için olduğu şeklinde değerlendirebilirdik, ama şimdi böyle şeylerle izah edemeyiz. ABD Gürcistan ordusunu eğitmesine rağmen Gürcistan ordusu saldırı, savunma ve tüm cephelerde kaybetti. Bu da ABD’nin Gürcistan’ı eğiten komutan ve eğitmenlerin Rusya’dan daha geri durumda olduğunu gösteriyor. Ayrıca yakın zamanda Gürcistan’ın NATO’ya alınacağına inanmıyorum. Yine hiçbir Batılı ülke Saakaşvili’yi davet etmedi. Bu da gösteriyor ki Gürcistan uluslararası desteğini kaybediyor. Yine yakın zamanda eski Avrupa’nın bu ülkenin NATO’ya girişine izin vereceğini sanmıyorum. * Peki Karabağ sorunda çözüm mümkün mü? - Karabağ Kafkasya’daki diğer sorunlarla birlikte çok öne çıktı. Sorun sadece Karabağ’da değil, Stepanekert bölgesi yönetiminin katılımı gerçekleşebilir. Sorun sadece devlet başkanları da değil, Sarkisyan Karabağ’ı Azerbaycan’a verirse Ermenistan’daki tüm otoritesini kaybeder. Yine Aliyev Karabağ’dan vazgeçerse siyasi olarak biter. Sorun daha geniş ele alınmalı, sadece Rusya ve ABD’yle de ilgili değil. İnanıyorum ki, Karabağ ve Ermenistan iki cumhuriyet olacaksa Stepaneken önce ayrı bir devlet olacak, ondan sonra Ermenistan ile birleşecek. Çünkü göçmenler sorunu var, hem Ermeni ve hem de Azeri göçmenler sorunu var. Avrupa unutmamalı ki, ikinci dünya savaşında birçok göçmen var onları gönderemediler. Onlar orda kaldılar. Çünkü yerlerinde onlara koşullar hazırlamak onları geri göndermekten daha kolay. Hele hele yeni bir çatışma ve savaşın başlamasının garantisi yok. Hatta aldığımız bazı bilgilere göre çatışmalar da başlayabilir. Bence Avrupa geçmişini unutmalıdır. Bu göçmenlerin geri gönderilmesi çok zor çünkü çok fazlalar. * ABD Polonya ve Çek cumhuriyetine yerleştirmek istediği radar sistemini Rusya ile İran ilişkilerine karşı bir pazarlık olarak mı kullanıyor, yoksa İran’ da giderek daha radikal şekilde destekliyor görüntüsü mü veriyor? - İran S.O.S.’a katıldı. Eğer Rusya için Pekin, Kore bunlar kötü olsalardı İran bunlara katılmazdı. Rusya İran karşısındaki taahhütlerini yerine getirecek. Rusya bu örgütteki görevini yerine getirecek. Unutmayalım ki Rosoboronexport İran’a sattığı silahlarla ayakta duruyor. Bunların hepsine rağmen Rusya, İran’ın atom silahlarına sahip olmasının iyi olmayacağını biliyor. Ben Rusya istihbaratının İran’ın 10-12 yıla kadar ABD ve Avrupa’yı vuracak nükleer güce ulaşamayacağı tespitine inanıyorum. Benim görüşüme göre ABD’nin dünyanın yuvarlak olduğu anlayışı ile bizimkiler birbirine uymuyor. Yani Rusya o roketleri nasıl oluyor da Rusya üzerinden ABD’ye gönderecek. Ki roketler Türkiye üzerinden ABD Avrupa’ya gönderilebilir. İkincisi ABD bilinçli olarak Doğu Avrupa’ya füze savunma sistemiyle bilinçli olarak uğraştırmak istiyor. Bence ABD sonunda bunu anladı ve Obama’nın ilerde Polonya ve Çekya’ya füze yerleştirmeye izin vermeyeceğini düşünüyorum. Bunu zaman gösterecek ama yine Rusya ile ABD arasındaki ilişkilere bağlı olarak gelişecek. Örneğin Polonya 300 yıldır Rusya ile çelişkili. Yine unutmayalım ki, ilk başta Avrupa’nın güvenliği 2004’te kadar Rusya ile birlikte tatbikatlar yapıyordu. Ama sonra Polonya buna karşı çıktı. Polonya 2 milyar isteyerek hava savunma sistemini yenilenmesi için ABD ile pazarlıklar yaptı. Hali hazırda ABD orada sadece başlıkları olmayan eğitim füzeleri yerleştirmek -bunları da Patriot’suz- yani savunmasız bırakmak istiyor. Fakat Polonya kendisi için hava savunma sistemi istiyor. Ama bunda başarılı olmayacaklardır. * Nabucco projesini bazı analizciler jeopolitik bir proje olduğunu söylüyor siz nasıl değerlendiriyorsunuz? - Rusya gazının Nabucco’ya akmayacağını biliyoruz. Eğer Rusya Karadeniz’den Güney Akımı’nı geçirmek istiyorsa doğal olarak Nabucco’ya vereceği gazı olmayacaktır. İkincisi bu borulara kim gaz verecek anlaşılmış değil. Birkaç hafta önce İran Rusya’nın projelerine destek verebileceğini söyledi. Bunun için de İran’ın gazını Nabocco’ya verip vermeyeceği belli değil. Bu ülke daha çok Afganistan üzerinden Çin’e gaz vermek istiyor. Tabi İran Afganistan üzerinden gaz verirse, o zaman İran umutları da tam batar. Yada biz daha hızlı hareket edersek hattı çabuk tamamlama ve projemizi hayata geçiririz. Bunun için imkânlarımız var. Türkiye geçiş hattı olmak istiyordu böylece Ukrayna’yı bertaraf etti. Anladığım kadarıyla İran’da Rusya’nın Nabucco’ya gaz vermesini istemiyor. Azerbaycan’da eskisi gibi çok istekli değil, asıl olan İran’dır. Nitekim o da önümüzdeki 5 yıl boyunca ABD ile ilişkilerini düzeltip bu projeye gaz vermesi mümkün değil. Üçüncüsü Türkmenistan’dır onlar ikili oynuyor. Hala Türkmenistan gazını Rusya’ya mı, yoksa onlara mı verecek belli değil. Ama şimdi yaklaşımı müşterilerini kaybetmek istemiyor. Birçok gaz uzmanı bu ülkenin gazının çok az olduğunu zaten söylüyor, bunun için de Nabucco hiç başlayamayabilir de… * Nabucco’nun güvenliği için özel bir güvenlik birimi oluşturuyor. Türk basının da çıkan haberlere göre Nabucco’nun geçtiği yerlerde Avrupa’nın bu güvenlik birimi koruyacak. Buna göre Türkiye’den Hazar’a kadar Avrupa’nın bu güvenlik biriminin yerleştirilmesi anlamına geliyor, bu mümkün mü? - Evet, bu tür duyumlar var. Bildiğim kadarıyla 10- 15 yıl boyunca güvenlik şirketleri Kanada’da özel olarak hazırlanıyorlar. Bunlar uzun süre Irak ve Suudi Arabistan’da görev yapıyorlar. Bu güvenlik şirketleri orduların yerine getiremediği görevleri yerine getirmek için eğitiliyorlar. Eğer hatırlarsanız Irak’ta işgale karşı ilk rahatsızlıklar bu güvenlik birimlerinin yaptığı sarkıntılıklar ve kanunsuzluklara karşıydı. Buna inanıyorum ve bu çok gerçekçi böyle bir şey mümkündür. Eğer bu güvenlik birimleri bu hattı koruma görevi alırsa ve çatışma yaşanırsa o zaman ABD’nin müdahale etmesinin nedeni ortaya çıkar, çünkü bu şirketler ABD’nin şirketleridir. Ama bunu Rusya istemeyecektir. Bu göçlere neden olabilir, bunu Rusya istemeyecektir. Örneğin Kafkaslarda böyle risklerin ortaya çıkamaması için Rusya müdahale edebilir. Çünkü bu tür çatışmalar büyük göçlerin yaşanmasına yol açabilir. Kürdistan ve Gürcistan hattını düşünüyorlar ama bence bu hattı iyi düşünmemişler. Görüşüme göre bu 3-4 yıl daha gerçekleşme imkânı yok. Bu proje aynı zamanda bir manipülasyon da olabilir. Avrupa bu projeyi gerçekten çok daha kapsamlı bir oyunun bir parçası olarak kullanıyor olabilir, Yani Rusya’yı yeni çatışmaların içine çekmek içinde yapabilir. Örneğin hatlar konusunda Rusya ile Avrupa çok farklı değerlendirmelerde bulunuyor. Ukrayna seçimlerinde birincisi Yuşçenka ikincisi Timuşenka üçüncüsü Yenikoviç ve diğerleri o zaman belki de Rusya ile ittifakta biri seçilir ve Ukrayna ile Rusya arasındaki sorunlar çözülebilir. Belki de yeni bir Slovak devleti kurulabilir. RAHMİ YAĞMUR -ANF