LEVENT KALEM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LEVENT KALEM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2012 Perşembe

HEM BARACK HEM HÜSEYİN OLUNMAZ. YA BARACK OLACAKSIN YA HÜSEYİN.



Hem Barack hem Hüseyin’i getirdiler. Müslümanlar; “bu oğlan bizden” desin destek versin diye. Gelene kadar iyide; geldikten sonra sorumluluk büyük; yemedi. Müslüman coğrafyayı şekillendirecek B.O.P (Büyük Ortadoğu Projesi) öyle içinden çıkılacak bir şey değil; gireni yakacak kadar büyük bir proje.Hem Barack hem Hüseyinden istediğini tam olarak alamayan siyon ne yapsın?Araplar içerisinde örgütlediği, proje bedeli diye yıllardır yedirip içirdiği, giydirip gezdirdiği Sivil Toplum Örgütü adı altında örgütlediği uşaklarını ateşledi, Araba Bahar getirdi.Bunu da dünya halklarına yedirdi.. Arap arabı hançerlerken arab olmayan tek ülke Türkiye’yi de kattı coğrafyadan .Tunus, Sudan, Mısır, Libya derken Suriye'ye dayandı.En demokratik arap ülkesine, bahar mahar kalmadı. Obama'da bir şeyler  yemiyor bir yandan, seçimler geliyor diğer yandan, Siyonist yeni adaylar hazırlıyor, Tayyip bağırıyor çağırıyor ;koftiden.Halk tepkili Suriye’ye dalamıyor.Barsakları ağrıyor zaten,sıkıntılı,gizli gizli gidiyor ucundan biraz daha  kestiriyorken de  USA'da  seçimler geldi.Ne vercek halka?Hem Barack hem Hüseyin olan Obama.Vaat falan kalmadı.On Milyon dolarlık siyon çekleri de eski kurt John Mc Cain’e gidiyor.Eski kurt affeder mi?  “Artık ABD demokrasisinin değerlerini savunan deniz aşırı dostlarımızın daha fazla zarar görmesini kaldıramayız.İsrail’in varlığını tehdit eden ve kendi halkını acımasızca ezen şeytani rejimler Obama’nın çekimser politikalarından cesaret alıyor” diye "Obama’yı alma beni al" diyor.Hadi o yaşlandı diyelim;birde Mitt Romney denilen bir herif çıktı.Oda diğerinden farksız.Siyoniste tam yeşil ışık modalarında. “Obama İran’ın nükleer faaliyetlerini sadece seyrediyor.Ben başkan olursam Putin’in seçenekleri de azalacak.ABD müttefiklerini yarı yolda bıraktı.Obama’nın politikaları İsrail’i otobüsün altına itti” diyor.
Kısacası; hem Barack olmak hem Hüseyin olmakta artık pirim yapmıyor. Acilen bir coşku gerekli.Hani o 11 Eylül saldırıları gibi.Müslümanları sapık,katiller olarak gösterecek bir coşku.
İşte yine 11 Eylül 2012. Hem 11 Eylül hem de 2012.Güne bak yıla bak. Müthiş.2012 de zaten Siyonist için Altın Çağ başlayacakmıştı ya. E geçti ne oldu?
Libya’da ABD büyük elçisi öldürüldü. Hatta bazı yerlerde öldürülmeden önce tecavüze uğradığı yazıyor. Yine bazı yerlerde Mısır Kıptilerinin parmağı olduğu yazıyor.
Al işte.
Katil Müslümanlar.
Tecavüzcü Müslümanlar.
Şeytan Müslümanlar.
Vurun kahpeye Müslümanlar. (Bu olmadı)
Ver halka coşkuyu.
Zaten ben hep düşünürüm. Araplarla Yahudiler kardeşmiş. Baba aynı analar ayrıymış. Da gardaş bu ne kindir bu ne nefrettir? Yahudiler Arapları Mısırlı bir cariyeden olma (hayat kadınından yani)  oldukları için sevmiyorlar, gayrı resmi evlat muamelesi yapıyorlarmış. Cariye ya anaları ondan.
Diğer bir rivayete göre Yahudiler bitmiş, savaşlarda kazınmışlar. Kitap ortada kalmış. Mısırlı Kıptiler kitabı kapmış ve biz Yahudi’yiz; alın da size kitap demişler. Ne olmuş? Kıptiler Yahudi olmuş. Bak bu daha mantıklı.Çünkü o zaman Araplarla kardeş mardeş değiller ve düşman olmayı anlaya bilirim;diyelim.
Daldık yine gecenin dördünde konudan konuya .
Uzatmayalım o zaman. 
Birilerine düşman lazım, ama bu düşmanının Müslüman olması lazım.
Sene 2012 Altın çağ başlayacaktı.
12 ayın 8 i geçti. 
12de 8i yani.
 Sadeleştirelim 4 ile.
4 te 3’ü geçti. 
Kaldı 4 te 1’i.
Tecavüz ederek USA büyük elçisi öldüren Müslüman düşman.
Ben Libya’da büyük elçi öldürülmesini böyle görüyorum.
Bu yazı yazarken USA donanmasından füze yüklü gemilerle Cebeli Tarık Boğazını geçmişler ve Libya karasularına doğru ilerliyorlardı. Belki varmışlardır bile.
AB;NATO,Tayyip’le falan olmayacak bu B.O.P denen proje.Nerede çokluk orda B.O.P’luk.Irak’taki,Afganistan’daki gibi direk ABD’nin işi ele alması gerek ama en azından dünya kamu oyundan destek alması lazım.Az çok asker alması lazım.Bunun içinde büyük elçi öldüren,üstelik tecavüz ederek öldüren Müslüman ülke lazım.Sonra O’da Müslüman ülke,buda Müslüman ülke ,şu da Müslüman ülke diye ateşi yayarsın.Zaten büyük elçide İsrail yapımı Hz.Muhammed’e hakaret eden bir film izliyormuş.Bu Müslümanların hepsi kötü,hepsi öcü,hepsi tecavüzcü..vb.O zaman ABD öcülerle mücadele edecek.Aynı uzaylılardan,UFO’lardan dünyayı kurtardığı gibi tüm insanlık alemi ağzı açık izleyecek.
Bu arada büyükelçiyide arada propagandaya malzeme yapıp;yediler.Aynı 11 Eylül İkiz Kulelerdeki zavallı insanlar gibi.Şimdide Müslümanlardan bunun intikamını alırlar.Usama-Bin Laden  yada Saddam rolünü bakalım kim (lere) verecekler.Esad olabilir mi?
Ya da coğrafyanın yeni Saddam'ı Tayyip’e. Saddam’da ABD'den aldığı gazla Kuveyt'e girmişti. ABD ters köşe yaptı ve Saddam'ı bir mübarek bayram günü sallandırdı. Dünyanın en Bush'unun (George W. ) şirket ortağı Usama-Bin Laden evinde öldürüldü ve İslami kurallara uygun bir şekilde kefenlenerek denize gömüldüydü. Ölüsünü kimse göremedi. Ama ABD Usama Bin Laden denilen hayaleti kovalarken Afganistan’a girdi.
Çok mu komplo teorisi oldu dersiniz?
Ya da çok mu komplike?
Neyse artık.

Levent kalem
13 Eylül 2012 (saat 3,49)
(Yazıda imla hataları olabilir.Yazı ham çünkü .Uykum geldi)

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

9 Nisan 2012 Pazartesi

YALANDAN KİM ÖLMÜŞ?


Yahudi lobilerinin taktiğini hala bilmeyen var mı dünyada?
Biri destekler, biri karşı geliyor görünür.
Hatta meşhur sözleri “x Yahudileri temsil etmiyor” dur. Ama bu x durmadan değişir. Siyonist çıkarlara tepki oluşturacak bir olay yapmış; ama aslında mutlaka da yapılması gerekendir ve bu yapılır. Sonra diğer Yahudi lobileri diğerine kızar ve “x Yahudileri temsil etmiyor” derler ve çıkarlar işin içinden.
Şu çok iyi biliniyor ki Ermeniler Yahudilerden tam destek almaktadır. Hatta Ermeni soykırım yalanlarının ortaya çıkması holocaust (Yahudi soykırımı) başarısından sonra ortaya çıkmıştır. Oysa Hitler ne kadar katilse Siyonist İsrail’de o kadar katildir. Ama İsrail katliamları görülmez. İlla da görülecekse ya da görülmüşse bunu ilk dile getiren yediği içtiği ayrı gitmeyen birinin onlara “one minute” demesidir. Böylece Siyonizm’e karşı oluşan tepkide bile İsrail çıkar hanesine kazanç olarak yazılabilir. Dikkat ediniz İsrail’e her kafa tuttuğumuzda İsrail kar etmiştir ve bizden bir şeyler kopartılmıştır. Mayınlı arazimizi İsrail’e 49 yıllığına vermek için yapılan tartışmalar tutun Heron casus uçaklarının akıbetine, Petrol boru hatlarının ucunu İsrail’e uzatma anlaşmasına kadar birçok taviz verilmiştir. Defalarca tv de “BOP eşbaşkanıyım” diyenlerden de başka bir şey beklenmezdi sanırım.
Neden mi?
ABD yönetimin kendisi BOP (Büyük Ortadoğu Projesi),GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) aslında BİP'nin (Büyük İsrail Projesi) proje babalarıdır.Bunun içerisinde dev ve köklü ulus devletlerin parçalanması güdük, yönetimi,sömürüsü kolay devletlerin oluşumu vardır.Kurulması hedeflenen Kürdistan ve kurulu Ermenistan tam bu güdüklerdir.BİP’in sömürüsü olması hedeflenen bu yapıların ikisi de Siyonizm ve İsrail tarafından desteklenmektedir ve bunu sağır sultan bilmektedir.Burada "ABD İsrail değil ki" diyenler çıkabilir.
İsrail ABD’nin müttefiki değildir.
ABD İsrail’in ta kendisidir.
Ama ne yazık ki bunu oradan buradan göçmen gelmiş toplama ABD vatandaşlarının birçoğu dahi bilmezler. Çünkü tüm ekonomisi, para basma yetkisi ve siyaseti, yargısı Siyonistlerin elinde olan ABD kendi halkını da bilinçli olarak cahil, tüketim manyağı obezlere bilinçli olarak çevirmiştir. ABD gerçek zulmü (belli bir zümre dışında) kendi halkı görünenlere de yapmaktadır.
Böylece filmlerle, reklamlarla istediği gibi yönlendirile bilen, hatta filmleri gerçek sanan ve dünyanın birçok ülkesinde neden savaştığını bilmeyen göçmenler sürüsü oluşturmuştur. ABD dünyayı iki yalanla yönetir.
Silah ve filmler. Dünyada hakim para dolar olduğu için ve doları birkaç Siyonist aile karşılıksız basabildiği için ve toplama, cahil ABD halkı bunu devlet bankası sandığından ve tüketim manyağı yapıldığından her yere kolay sürülüp cinayet işletile bilir. 


FBI ve CİA ile direk temasta olan thing tank denilen düşünce kuruluşları aracılığıyla dünyanın her köşesinden satın alınmış, paraya tapan tiplere kendi ülkeleri veya yakın coğrafya hakkında raporlar hazırlattırılıp zayıf noktaları tespit edilir ve gereken gerektiği zaman yapılır. Bu karşılıksız üretilen yeşil dolar hizmetkârlarına da bir sürü süslü ön ekler, kısaltmalar eklenir ve kendi ülkelerinde adam yerine konulması sağlanır. Adam yerine konulan bu hizmetkârların kesinlikle kendi ülkelerinin çıkarlarına olmayan raporları bir haltmış gibi birçok denetimden geçirilir ve medya aracılığıyla hedef ülkeye yollanır. Böyle hedef ülke insanları yapılmak istenen olaya alıştırılmış olur.
Hedef ülkenin siyasi eliti ele geçirilmişse ve hele de iktidar yapılmışsa işler çok daha kolaydır.
Yüzlerce lobi, thing tankların görevi budur.
Hedef ülke dirençli ise yapılanların tam karşısında bir görüntü çizilir. İnkâr edilir, hatta hedef ülkenin yanında görünülür.Ama hepsinde demokrasi,insan hakları,kadın hakları hatta çevre meseleleri kullanılır.
Kısacası yalandan kimse ölmemiştir.
Ve bu yeşil dolar hizmetkarları her görüştendirler.Siyasi İslamcıdır ama yeşil kart almasını Yunan papaz destekler.Hitler'dir ama Yahudi bankerler destekler.
Umarım anlata bilmişimdir.
7 Mart 2010-L.Kalem

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

9 Mart 2012 Cuma

DÖRT YIL ÖNCE BİR GECE BOP OYNAMIŞTIM


Eski yazılarımı okumayı seviyorum.
Neden mi?
Yazının yazıldığı tarihten bu ana kadar düşüncelerimizin ne derecede etkilendiğini, değişime uğradığını göme imkânı veriyor. Bazen cevap geçmiş yazılarda saklı oluyor. Çünkü düşüncelerimiz yönlendirile biliyor. İşte o 4 yıl önceki yazılarımdan biri.

SIKILDIM. 

BU AKŞAM -B.O.P- OYNAYACAĞIM.

SORU:ABD'NİN AMACI NE?
CEVAP:AŞAĞIDAKİ TOMBALAYI TAMAMLAMAK.
SORU: GERÇEKLEŞMEYEN NE KALDI?
CEVAP:TÜRKİYE'NİN DOĞUSU VE İRAN'IN BATISI.
SORU:BUNU NASIL GERÇEKLEŞTİRE BİLİR?
CEVAP:İRAN'LA TÜRKİYE ARASINDA BİR SAVAŞ BAŞLATARAK.
SORU:İRAN TÜRKİYE İLE NEDEN SAVAŞIR?
CEVAP:TÜRKİYE ,ABD DÜŞMANININ YANINDA YER ALIRSA.
SORU:TÜRKİYE İRAN'LA NASIL SAVAŞIR?
CEVAP:İRAN TÜRKİYE'YE SALDIRIRSA SAVAŞIR.
SORU:KİM KAZANIR?
CEVAP:KİMİN KAZANDIĞI ÖNEMLİ DEĞİL.HER İKİSİDE TAM ZAYIFLAYANA KADAR DESTEKLENİR.
SORU:KİM DESTEKLER?
CEVAP:TÜRKİYE'Yİ ABD,İRAN'I RUSYA..VB GİBİ.
SORU:SONUÇ NE OLUR?

CEVAP:HARİTADAKİ MOR BÖLGE ZATEN DAHA GÜNEYDE OLAN BARZANİ-TALABANİ TON TONLARINA BIRAKILIR.BÖYLECE SONSUZA KADAR DÜŞMAN KALACAK İRAN VE TÜRK HALKLARI BİRBİRİNDEN AYRILMIŞ OLUR.HARİTADA TAMAMLANIR.
TOMBALA.
O ZAMAN MESELE SADECE TÜRKİYE'Yİ ABD'NİN YANINDA İRAN'A KARŞI KIŞKIRTMAK KADAR BASİT.
EVET
SORU:SAVAŞI KİMYAPAR?
CEVAP:TABİKİ ORDU.
SORU:ORDU TEHDİT OLARAK NELERİ GÖRÜR?
CEVAP:BİR ÇOK VAR. AMA İKİSİ ÖN PLANDA .PKK VE İRTİCA.
SORU:PKK'YI KİM OLUŞTURDU?
CEVAP:ABD TABİKİ.
SORU:EE NASIL OLACAK?
CEVAP:BÜYÜTTÜĞÜNÜ TÜRKİYE EZERKEN YARDIMCI OLUP SEMPATİ KAZANACAK.
SORU:KÜRT DEVLETİ NASIL KURULACAK OZAMAN?
CEVAP:BARZANİ-TALABANİ TONTONLARA DOKUNDURMAYACAK.
TOMBALA
SORU:İRTİCA NEDİR PEKİ?
CEVAP:DİNİ REJİM.
SORU:KİMDEN GELİR BU?
CEVAP:DÜNE KADAR İRAN'DAN DI.
SORU:ORDU VE HALK İRTİCA TEHDİDİNİ NASIL ANLAR?
CEVAP:ORDU İSTİHBARATIYLA BİLİR FAKAT; HALK ŞERİATÇILARI DEVLET KURUMLARINI İSTİLA EDİYOR GÖRÜRSE,ÜNİVERSİTELERİNDE KARAÇARŞAFLILAR ÇOĞALIRSA ,LAİKLİĞİN VE ATATÜRK KAZANIMLARININ TEHLİKEDE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜR, İSYAN EDER.
SORU:ORDU HALKIN TEPKİSİNE SESSİZ KALIR MI?
CEVAP:ASLA.ORDU GÜCÜNÜ HALKTAN ALIR.
SORU:BUNUN BEDELİ KİME BİÇİLİR?
CEVAP:İRAN'A.
TOMBALA
SORU:BİÇİLSİN NE OLACAK?
CEVAP:ABD İRAN'A SALDIRIR.TÜRKİYE'DE HAVA SAHASINI AÇAR,ÜSTLERİNİ KULLANDIRIR.
SORU:BU DURUMDA İRAN NE YAPAR?
CEVAP:TÜRKİYE'YE FÜZE ATAR.
SORU:TÜRKİYE NE YAPAR?
CEVAP:İRAN'A SAVAŞ AÇAR.
B.O.P



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

ACILARI ANIMSAMAK

YENİ ACILAR VAR ARTIK.VAN'A ADIYORUM.
BU ÇOCUK ŞİMDİ KİM BİLİR NEREDE?
BU ŞİİRİM SANKİ BU GÜN DAHA BİR ANLAM KAZANMIŞ


11 Ocak 2012 Çarşamba

AKP’DEN KILIÇTAROĞLU’NA “MAĞDURU OYNA" DESTEĞİ

ESKİDEN JETONLAR KÖŞELİYDİ, DÜŞSÜN DİYE BEKLERDİK. 
ARTIK JETON YOK AMA BİZ HALA BEKLİYORUZ. 
YAZALIM DA BEKLEMEYELİM BARİ.

Ana Muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçtaroğlu Silivri ziyareti çıkışında “Burada aslında bir yargılama yapılmıyor. Burada bir adalet dağıtımı söz konusu değil. Burada ön yargılı olan yargıçların, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına yargılama diyorlar. Buna demokrasi diyorlar. Bu ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır... Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum...” dedi ve Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” ve “kurum halinde çalışan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmek” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla fezleke hazırladı.
Peki; Başbakan Tayyip Erdoğan ne dedi?
“Fezlekelere yabancı mısınız? Bütün arkadaşlar için bu tür fezlekeler olabiliyor”
“Başbakan, Başbakan Yardımcıları hepsi için bu tür fezlekeler var. Aynı şeyin Sayın Kılıçdaroğlu için de, hele hele o kullandığı ifadeler için haydi haydi olması gerekir. Olması gereken olmuştur”  dedi.
Pekiii CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu ne dedi?
“Dokunulmazlığa ihtiyacım yok...
Dilekçem burada!
Korkuyla siyaset yapan biri değilim.
Hadi hesaplaşın CHP’nin Genel Başkanı’yla...”
 dedi…

Maddeleyip geçeceğim:

1-Önce Baykal’a cinsel içerikli uzun kollu oturup kısa kollu kalktığı bir kasetle darbe vuruldu.
2-Sonra bir bakıldı “ben genel başkanlığa adayı olmayacağım” diyen Kılıçtaroğlu kendini şaşalı bir kurultayla CHP’nin genel başkanı buldu.
3-Seçimler geçti. “%35 in altında oy alırsam istifa ederim” dediği seçimden %26 alan CHP’de değişen hiçbir şey olmadı.
4- Fettullahın gazetesi Zaman’a beyanat verebilen ve “Dersim Katliamının Sorumlusu Devlet ve CHP’dir” diyen ve kendisinin CHP’li olmadığını aleni itiraf eden Hüseyin Aygün gibiler Tunceli Millet vekili,Akp’nin Kürt açılımıyla Habur’dan giren pkk'lıların avukatı olan, 2007'de pkk'lıların cenazesine katılıp konuşma yapan Sezgin Tanrıkulu CHP’nin Genel Başkan Yardımcılığına getirildi.
5- Faruk Loğoğlu, Umut Oran, Gülsün Bilgehan ve Faik Öztrak gibi ağır toplardan oluşan CHP heyeti ABD’ye gönderildi. Beyaz Saray dışında yahudi lobisi, neo-con olarak bilinen “düşünce kuruluşları” ile görüşmeler yapıldı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in ekibinden Larry Silverman, Henry Barkey, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı, CSIS ve German Marshall Fund gibi ne kadar Siyonist, dünyanın başının belası emperyalist çakal varsa görüşüldü. Yani özetle ABD’li Siyonist kuruluşlardan icazet (onay) alındı.
6-Bunda Mantık ne idi? (ya da nedir?) AKP aynısını yaptı, ABD, AKP’yi getirdi, bizde yaparız bizi de getirir.Bu bir hatadır.CHP tabanının %99 ABD emperyalizmine karşıdır.Dolayısıyla yemedi.
7-Politikada herhangi bir değişiklik yapıldı mı?
-Hayır.
-O zaman %99 tabana uymayan CHP’ye CHP denile bilir mi?
-Hayır. Zaten kendileri ön eklerle olayı belirttiler.
Yeni-CHP dediler.
Neo-CHP dediler.
Liberaliz dediler.
ABD’ye karşı değiliz dediler.
Bir tek “biz CHP’yi ele geçirdik. Biz CHP maskesi taktık, aslında CHP’li değiliz” demediler. Aslında Aygül bunu da dedi. Duymadık.
8-CHP bu haliyle ne?
-Ana muhalefet partisi.
9-AKP buna ne der?
Ben olsam:
-“Yemede yanında yat” derdim.
-“Oh suyundan da koy” derdim.
Biraz argo oldu ama ne yapayım.
10-İnternette çok tutan bir parçanın sözleri geldi aklıma. AKP ile ilgili.Hit olmuştu.Çoluk çocuğun dilinde dolandı aylarca.
“Mağdurum,mağdurum ben mağdurum”
Hatırladınız sanırım.
Hatırlamayanlar için:

Gelelim artık sadede. Madde falan yok artık.
CHP’nin bu hali ile benim gibi (liboşlaşamamış) birçok kişiyi rahatsız ediyor(haliyle). Sonra gündeme “TÜZÜK KURULTAYI” düştü. Daha bu Pazar Kurtul ALTUĞ’un programında Onur ÖĞMEN’e canlı yayında gelen bir habere karşılık soruldu. “CHP Tüzük Kurultayına gidiyor. Ne dersiniz?” diye.
Ne desin adam? Yukarıda saydıklarımı sayacak hali yok ya.
“Gitmelidir” dedi. “Çözüm CHP’dir” dedi. Kimse bir şey anlamadı, geçti gitti.
İşin aslı şu:
CHP’nin 1280 delegesi var ve 256 tanesinin imzası alındığında Küzük Kurultayına gidile biliyor. İmzalar toplandı mı? Genel Başkan 45 gün içerisinde kurultaya gitmek zorunda. Gitmedi mi? Mahkemelerle işi biraz daha uzata bilir ama CHP tüzüğü bu şekilde.
Kılıçtaroğlu’nun imzaların önünü kesmek için disiplin sopasını kullandığı CHP içten içe kaynadığı, sert tartışmaların olduğu biliniyor.
Tüzük kurultayından neden korkuluyor? Diye düşündüğümüzde hemen göze batan ve muhalif kanadın istekleri var. Hazırlanan yeni tüzük taslağına göre genel başkanın yetkileri azaltılıyor. Nasıl mı?
·         5 yıldan kısa üyeliği bulunan partililer yönetici olmasın deniliyor.
·         il başkanı ve kurultay delegesi olabilmek için de en az 3 yıllık parti üyesi olunsun deniliyor.
Ne oldu?
“Ben CHP’li değilim. Çağırdılar geldim”
“Ben pkk’nı avukatıydım çağırdılar geldim”
“Ben TESEV’ciyim, SOROS Amcanın torunuyum. Çağırdılar geldim”
“Ben liboşum. Çağırdılar geldim” lerin önü kesiliyor canlarım.
İşte bu neo-CHP’den çok “madurum ben ,madurum” şarkısıyla Türkiye’yi talan eden AKP’yi daha çok rahatsız etti.
Böyle ANA-Muhalefet nereden bulacak?
Veririm fezlekeyi oynatırım mağduru.
Jeton düştü mü?
Söylesenize.Sabahı  yaptık yine.
Saygılar.
11 Ocak 2012
Levent Kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

31 Aralık 2011 Cumartesi

BORDER PATROL'UNUZ HAYIRLI OLSUN.HOŞ GELDİN DECCAL


Türk jetleri Irak sınırları içerisinde ABD’den aldıkları bilgi paylaşımıyla operasyon yapıyor ve 35 kaçakçılık yapan vatandaş ölüyor.

Türk ordusu kendi sivil vatandaşını öldürdü diye kıyamet kopuyor. Yandaş yanaşma, liboşu, fettullahçısı, ayrılıkçı kürdü TSK’yı suçluyor. ABD’ye polis bursu ile giden sonra “kıtalar arası uçamaz” raporu alıp ülkeye yılarca dönmeyen, döndüğünde girdiği sınavda gösterdiği üstün başarısızlık nedeniyle polislik mesleğinde yükselemeyen, öğretim üyeliğine ve taraf gazeteciği köşe yazarlığına terfi eden Emre Uslu twitterde tam bir uçuşa geçti ve bu bombalama olayını Ergenekon’a mal etti. Taktire şayan bir uçuş denemesi.Kuyruğunu ABD’ye kaptıranlardan beklenecek bir fikir yürütme başarısı.tebrik ediyorum kendisini.

Ama bakınız; bu olayı duyduğumda benim aklıma gelenler nelerdi?
1-Biz müthiş bilgi paylaşımını ABD’den alıyoruz.
2-Daha düne kadar İsrail’in 1 teröristi gören ama 300 teröristi görmeyen Heronlarından alıyorduk.
3–Bir kaç senedir TSK’lerinin ve jandarmanın yetkileri daraltılıyor.
4-İçişleri Bakanlığına ağır silah alma yetkisi verildi.
-İçişleri bakanlığı ne yapacak ağır silahı?
Kendine bağlı olan polise verecek.
-Yani ne demek bu?
Polisin tank alma yetkisi var demek.
5-Sonra AB baş müzakerecisi Egemen Bağış bir açıklama yaptı. Türkiye AB’ye girecekmiş.
-Eeee.
Dolayısıyla AB’nin sınırları Türkiye’nin sınırları olacakmış.
-Sonra.
AB’nin sınırlarını Türk ordusunun koruması AB norm ve kriterlerine uygun değilmiş.
-E ne yapalım?
“Border patrol” (sınır muhafızları)  kurulacakmış. İçişlerine bağlı olacakmış. Yöre insanından olacakmış. Ayrıca istihdam da sağlayacakmış.50 Bin kişiden oluşacakmış.
—Süper güzellikte bir fikir.
Çocuklarda pkk kamplarının arasından geçerek kaçakçılık yapmak zorunda kalmaz. Pkk’ya karşı Türkiye sınırlarını korurlar artık.
6-Bu arada ABD Irak’tan çekiliyor. Tası tarağı, ağır silahlarını, fosfor bombalarını topladı kıçına baka baka Türkiye topraklarına çekiliyor. Türkiye’den de 1 bilemedin 2 sene içerisinde çekilecekmiş.
7-Bu arada BDP’nin kadın milletvekilleri özerklik ilan ediveriyor. Adamların zaten hiç ses soluğu çıkmıyor. TBMM’de bir iki artistliğin dışında süt dökmüş kedi.
Ne oldu arkadaşlar?
Özerklik istiyorsun.
ABD ağır silahlarıyla ülkende.
50 000 kişilik Sınır Muhafız Birliği yöre halkından kuruyorsun.
Yemede yanında yat.
Türkiye Cumhuriyetin vatandaşlarının vergileriyle ABD güdümünde Kürt ayrılıkçı özerk yapılanmasına 50 000 kişilik silahlı, eğitilmiş dibine kadar ayrılıkçı faşist bir ordu oluşturuluyor.
Ozaman:
Hoş geldin 2012.
Hoş geldin marluk, deccal, ne olduğu belli olmayan abuk sabuk şeyler.
Hoş geldin iç savaş.
Hoş geldin kan gözyaşı ve ölümler.
Hoş geldin siyonistin hasat mevsimi.
Hoş geldin ABD.
Güle güle kardeşlik.
Birlik, beraberlik ve bilumum güzel şeyler.
Bunun için ne gerekiyordu?
“Türk Ordusu sınırlarını koruyamıyor.” gerekiyor.
“Türk Ordusu kendi sivil halkını öldürüyor” gerekiyor.
Bunları sağladı mı? Bu olay.
Kaymak gibi sağladı.
Şimdi hazır olun.
Yandaş, yanaşma, liboş, fetoş, ayrılıkçı faşist kürt medyaya atacakları başlıkların emri gelmeden söyleyelim.
Yakında bu ve benzer başlıklar göreceğiz ve tartışmalar dinleyeceğiz.
“Türk Ordusu sınırları koruyamıyor.”
 “Türk Ordusu kendi sivil vatandaşını bombalıyor”
“Türk Ordusunun içerisinde hala Ergenekoncular var”
Ve neticede ve kesinlikle:
“ABD’NİN MEKSİKA SINIRINDAKİ GİBİ “BORDER PATROL” (SINIR MUHAFIZLARI) GELİYOR.”
ABD müthiş bilgi paylaşımıyla kaçakçı vatandaşları bombalattırıp “border patrol” (sınır muhafızları) yapılanmasına geçişi sağlayacak propaganda malzemesi oluşturuverdi.Şimdi sıra medyada ve AKP , neo-CHP,MHP ve tabiki BDP de.
Mutlu yıllar.
Ama gelen yıl 2012 dikkat edin.
31/12/2011
Levent kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

11 Eylül 2011 Pazar

LANETLİ DUDAKLAR


Yakın branşlar arasında tatlı bir rekabet hep olmuştur. Bu rekabet yaptıkları işin daha önemli olduğunu düşünmekten kaynaklanır ve kendini motive etmek içinde zararlı değil aksine yararlıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Polis teşkilatı arasında da bu rekabet olduğu bilinir. İkiside ülke savunmasından görevli silahlı güçtür. İlgilendikleri olaylar ve bölgeler kanunlarla ayrılmışta olsa benzer ve ortak çalışmaları mevcuttur ve bu rekabet doğaldır. Polis şehirlerde, yerleşim yerlerinde asayişi sağlarken, TSK sınırlarda, kırsal alanlarda, dış operasyonlarda görevlidir diyebiliriz. Eğitimleri ve kadroları, silah ve mühimmatları buna göre düzenlenmiştir.
Bu ön saptamadan sonra asıl konumuza gelebilirim.
İlk önce jandarmanın yetki alanları daraltılarak işe başlandı. Daha sonra “sınır muhafız alayları kurulacak” kelimeleri dolaşmaya başladı. Polise ağır silah alımı yetkisi verilirken TSK yandaş medyada durmadan karalandı, düzmece, sanal belgelerle general, amiraller içeri alındı. Sonra Kılıçtaroğlu, Deniz Baykal’a sürpriz bir kaset sansasyonundan sonra istifa etmesiyle CHP’nin başına geldi ve ilk açıklaması 35. Maddenin kaldırılmasını istemek oldu. Gerekçe olarak da “darbeleri önlemek” istediğini ileriye sürdü.35.Madde özetle TSK’ya rejimi koruma yetkisi veriyordu.
Kısaca TSK yetkisizleştirirken, bütçesi daraltılırken, iktidardan ve ana muhalefetten darbe yerken, polis teşkilatı aşama aşama yetkilendirildi ve sonunda “terörle mücadele edecek kuvvet” olarak dillendirildi.
Özet: terörle artık TSK değil, polis mücadele edecek. Bizzat tanıdığım polis teşkilatının içerisinden kişilerin bu aşama aşama yetkilendirilişi başta bahsettiğim tatlı rekabetinde verdiği hazla AKP’lileşme getirdi.
OYSA GERÇEKLER ÇOK DAHA FARKLI.
TSK’nin terörle 30 yıllık mücadelesi emperyalist uşağı medyada başarısızlık olarak kamuoyuna aktarıldı. Sağdan soldan dönme liboş takımı TV ekranlarında TSK’yı yerden yere vurdu. Aşağıladı, teröristleri zafer kazanmış edalarıyla sundu ve sessiz bir şekilde devir değişikliği gerçekleştirildi.
Şimdi gelelim bundan sonra olacaklara; kazanç  ve kayıplara.
*TSK’nin 30 yıldan fazla süren mücadelesi, vur-kaç gibi kalleş taktik kullanan ve donuna kadar emperyalistlerce beslenen terör örgütüne karşı verdikleri mücadeleden edindikleri birikim, tecrübe ve başarı sıfırlandı.
*Daha da önemlisi kırsal arazide terörle mücadele için eğitim ve alt yapı birikimi olmayan polis teşkilatı siyasallaşan ve azdırılan terör örgütünün ününe atıldı. Resmen hedef yapıldı.
*Yine; kırsal kesim tamamen teröristlere teslim edildi.
*Ayrıca; siyasi alt yapısını oluşturan terör örgütüyle yerleşim yerlerinde mücadele edilmesi sonucunda meydana gelecek sivil kayıplar çok muhtemel olduğundan polis teşkilatı hızlı bir şekilde yıpratılacak, katil ilan edilecek ve Türkiye Cumhuriyeti emperyalist güçlerin zorlamasıyla teröristle siyasal zeminde uzlaşmaya zorlanacaktır.
*Daha da önemlisi; tüm bu saydıklarım çok daha kısa bir zaman içerisinde olacak. Yüzlerce maddesi değişmiş olmasına rağmen hala 80 faşist anayasası olarak sunulup kamuoyunda “yeni bir anayasa yapılması gerektiği” düşüncesi oluşturulan anayasaya yetiştirilecek.
Sözün kısası, “polis teşkilatı terörle mücadelede daha başarılı olur” söylemleriyle;
Polisin gururu okşanırken, terör sivillerin arasına indiriliyor, dağlar teslim ediliyor, polis ve sivil kayıp verilmesi sağlanıyor, polis teşkilatının yıpratılması garantileniyor, terörle mücadele kaybedilmesi kesinleştirilirken, terörün siyasi kanadına propaganda malzemesi sağlanıyor ve emperyal baskılarla neticesinde anayasaya kürt özerkliği, kısacası BOP çerçevesinde ikinci bir İsrail kurulması giriyor.
Ve tüm bunlar AKP ve CHP dayanışması içerisinde yapılıyor.
Bize ne kalıyor?
Siyaset diye sunulan LANETLİ DUDAKLAR.
 “biz bu ak alnımızı senin bu lanetli ağızlarına, dudaklarına terk etmeyiz” Tayyip Erdoğan’ın Kayseri’de yaptığı Kemal Kılıçtaroğlu’na hitaben konuşması.
Saygılar.
Levent Kalem
11.9.2011-Pazar



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

23 Haziran 2011 Perşembe

SEÇİM SONRASI MHP’YE BAKIŞ
Seçimlerden sonra insanları öfke ve birilerini suçlama telaşı sardı. Oysa ben bu sonuçları poliyanacılığa kaçmadan olabilecek en iyi sonuçlar olarak görüyorum. Bunu MHP ve CHP için ayrı bölümler olarak yorumlayacağım.
Bu bölümde MHP için seçim sonuçlarının getirdikleri nelerdir? Bunu ele alacağım.
Genelde iki hata yapılıyor.
1.AKP’ye muhalif CHP ve MHP’nin aldığı sonuçlar başarı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
2.Partilerin içerisinde çıkması muhtemel muhalif hareketler engellenmeye çalışılıyor.

Hata alınan sonuçlar her iki parti içinde HEZİMETTİR. Hezimettir kelimesine seks kasetleriyle altüst edilmiş ve baraj altına düşmekten sağ/sol bilinçli seçmenin desteğiyle kurtulmuş MHP’den bir tepki gelmiyor. Fakat hala kasetlerin kimler tarafından ortaya çıkarıldığı tartışılıyor. Bunu tartışmak yerine iki kaset izleyip partisini terk eden seçmenini yargılamalı ve tarikatlarla olan yakın temasını biran önce keserek Atatürk milliyetçiliğine dönmelidir. Seçimlere günler kala “…………. tarikatı MHP’yi destekleyecek” şeklinde çıkan haberler, MHP ye yakın gazetelerde ve tv de gururla sunulacağına “biz tarikatlara şeyhlere şahlara karşıyız. Onlardan oy falan istemiyoruz” diyebilme cesaretini göstere bilse onlardan alacaklarını sandıkları oylardan fazlasını alırlardı. Oldu ki ben AKP varken hiçbir tarikatın MHP ye oy verdiğine inanmıyorum. Tamamen geleceğe yatırım. Yarın meydana gelecek gelişmelerde MHP içerisinden AKP’ye tepkileri kırabilmek için sızma hareketinden başka bir şey değil. Oy veren falanda yok, zaten neticede ortada. Kemikleşmiş oyu var dediğimiz MHP daha önce baraj altında kaldığı gibi tarikatlarla koltuk temasını kesmezse her zaman iki kasette altüst edilecek kaygan bir zeminde hareket eden parti durumundan kurtulamayacaktır.Bbaraj endişesi ve tarikatları ürkütme korkusundan siyaset üretemeyecektir vede üretememektedir.
            Her şeyden önemlisi de MHP artık kaseti falan bırakıp genel başkan üzerinde tartışmaya başlaması gerekmektedir.Bahçeli’nin başarısız olduğundan değil,tarikatlara net tavır koyacak yeni bir lider bulmalıdır.Değişim bu tavrı da getirir ve MHP’yi görünüşte değil özde Atatürkçü bir çizgiye sokar.MHP’de  bu değerlerde çok sayıda siyasetçiler mevcuttur.
Kamuoyunda yer etmiş kişilerin önü  “yarın koltuğumu sallar” diye kesilmemelidir. Aksi taktirde tarikatların boyunduruğundan MHP kurtulamaz, o zamanda Atatürk milliyetçisi değil ama tam bir Arap milliyetçisi olur. Arap milliyetçilerini içerisinde barındırdığı sürece de hiçbir şekilde AKP ile mücadele edemez.
            Özetle;12 Haziran 2011 seçimlerinden %10 barajının altına düşmeden ama tam bir hezimete uğrayarak çıkmış MHP bunu bir fırsat olarak bilmeli ve genel başkanından başlayarak Atatürk milliyetçiliğinde yapılanmasını hızla başlatmalı, tüm tarikatlarla bağını koparmalıdır. İşte o zaman %20 ler mertebesinde kemikleşmiş oya sahip olacaktır. Atatürkçü çizgide yapılandığı taktirde (hele ki ülkeniz ayrıştığı bu dönemde) tam bir merkez parti olacak ve yeni projelerle çok daha yüksek oy oranlarına ulaşa bilecektir. Bu seçim sonuçları baraj altına düşmeden olması ; görebilme adına MHP için tam bir yapılanma fırsatı doğurmuştur. %18 oy almış MHP’de bunu görmek mümkün olmazdı. Tabi ki değerlendirilirse.
Saygılar.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME:

MHP'İ BAŞARISIZ KILAN ZİHNİYET BU İŞTE.

Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halifelik makamını tekrar oluşturması gerektiğini söyledi.
“Birinci Cihan Harbinde Halife Abdülmecid, Arap ülkelerini Çanakkale’ye davet ediyor. Kafirler bize saldırdı Cihat ilan ediyorum gelin diyor. Arap ülkelerinin şeyhleri şunu söylüyor ‘Bu bir cihat değil.’ Neden. Çünkü sende yetkili bir adam değilsin diyorlar Halife Abdülmecit’e Neden. Seni biz seçmedik ki. Yavuz Sultan Selim Halifeliği kılıç zoruyla getirdiği için İslam’a karşı bir hata yapmıştır. Halifelik kılıç zoruyla elde edilebilecek bir güç değil ki. Neden efendimizin sünnetinde bu yok. Benden sonra şu gelecek demiyor. Ne oldu halifelik saltanat haline geldi. Dünyada lideri olmayan tek din İslam dini. Bakın bu çok öneli bir şey. Bir milyarın üzerinde Müslümansız. Liderimiz yok. Katoliklerin var. Protestanları var. Musevilerin var. Otodoksların var. Müslümanların yok. Bunun için bütün savaşlar Müslümanların ülkelerinde oluyor dikkat ederseniz. Afganistan, Pakistan, Hindistan, Kuzey Afrika. Bunları bu son toplantıda söylemek zorundayım. Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisinde saltanatı kaldırmıştır. Halifeliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine bırakmıştır. Bu gün Ankara’da bulunan 550 parlementerimizin 550’si de halife makamındadır. Ama onlar taşıdıkları değerin haberinde bile değiller. Bu ülkede bu konuşulmalı artık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Halifelik makamını tekrar oluşturmalı. Halifeyi seçmeliyiz. Bu bizim seçme hakkımız. Bu doğuştan kazanılan haklardan. Bizler netice itibariyle Edremit’te demokrasiyi kuramaz isek böyle büyük ideallerin insanı olamayız. Dünyada bizim dini kimliğimizi temsil eden bir lider yok değerli Edremitliler. Müslümanların lideri yok. Ortodoksların, Katoliklerin var, Musevilerin var. Her dinin ve mensuplarının liderleri var. Ama biz Müslümanların yok. Biz başsız ve kimsesiziz. Neden bu tartışılmıyor bu ülkede. Bazı güçler bunu istemiyor. Ne olur bu olursa İslam aleminde birlik ve beraberlik sağlanır. Hilaf konusu olan mevzularda ne olacak görüş alınacak. İcmail Ümmet sağlanacak. Ne olacak halifelik makamında olan Müslümanların dini lideri Müslüman topluluklar, Müslüman devletler arasındaki itilafları açıklayacağı görüş ve fetva ile ortadan kaldıracak. Savaşlar Müslümanların topraklarında olmayacak. Müslümanlar ölmeyecek. Türkiye’nin yaşadığı terör belasıyla ilgili, İslam devletlerinin seçtiği halife dese ki ‘Kardeşin kardeşi öldürmesi katilliktir. Öldüremezsiniz. Cennette yer bulamazsınız. Kıyamete kadar cehennemde kalacaksınız.’ Etkileyici olur mu olmaz mı arkadaşlar. Olur. Bal gibi de olur. Ölenler, Askerlerimiz şehit Müslüman. Peki Terörist ne? Teröristler Musevi mi? Hıristiyan mı? Mecusi mi? Bunları sorgulamak lazım artık” diyor.

14 Haziran 2011 Salı


BUNUN ADI DEMOKRASİ OLAMAZ
Seçim sonuçlarının değerlendirmesini birçok kanalda birçok kişi yaptı. Fakat artık böyle rahat rahat değerlendirme yapma devri kapandı. Hele hele Tv kanallarında. Zaten yorumlarda "ne şiş yansın ne kebap yansın" tadındaydı.
Benim sonuçlarımsa şunlar:
Hiç evirmeye çevirmeye gerek yok.

1.Sonuçlar CHP için tam bir hezimettir.
2.Onun veya bunun entrikalarıyla başa gelmek ve ABD’ye öpücük yollayarak iktidar olmak mümkün değildir. ABD ve AB’nin tescilli desteklediği parti varken iki görüşmede emperyalisti arkana alacağım sanmak rüya görmekten başka bir şey değildir ve her rüyanın bir sonu vardır.
3. Emperyalist zorlama  yada oy avcılığı mantığınla bile olsa; ayrılıkçı akımlara taviz kar yaklaşımlar sadece radikal faşist parti yada akımların işine yararken, kemikleşmiş CHP tabanında ciddi tahribat yaratır ve yaratmıştır.
4.AKP lileşen CHP’yi gerçek CHPliler kabul etmez, etmemiştir.
5.Biraz Fettullahtan, biraz apoculardan, biraz liboşlardan, biraz masonlardan katılarak yapılan karışımın adı çorba olabilir ama ATA’nın kurduğu CHP olmaz. Bu çorbayı da kimse içmez.
6.ABD’nin uşağı olacaksan; çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa terfi etmişler tercih edilir. Süreci hiç kimse sil baştan bir daha yaşamak istemez.
7.Sonuçlar MHP için tam bir hezimettir.
8.Bağıra bağıra gelen skandalları önleyemediği için.
9.Koltuğu kapar korkusundan sol seçmenin dahi sevdiği Ümit Özdağ’ı 4. sıradan aday gösterdiği için.
10.Sincan Hakimi Osman Kaçmaz gibi değerli ve doğru kişilerin arkasında ilkeli bir şekilde duramadığı için. MHP’ye ALAMADIĞI (almadığı değil) için.
11.ABD’ye ve BOP projesini ağız ucuyla değindiği,net tavır koyamadığı için.
12.ABD’nin ve AKP’nin dümen suyuna girip Libya teskeresine “HAYIR” diyemediği için.
13.Liderine bağlılık adı altında etik olmayan Türkeş kardeşlerin birinin MHP’den birinin AKP’den aday olmasına sessiz kalıp üstünü kapatmaya çalıştığı için.
Hezimete uğraması doğaldır.
Şimdi baraj altına düşmediğine sevine bilir.
Cumhuriyet Güç Birliğinden giren tüm bağımsız adayları, düzmece suçlarla içeride olan tüm kahramanların eş, dost ve arkadaşlarını bu süreçte gösterdikleri çabalardan dolayı kutluyorum. Kazanamamış olsalar dahi halkı aydınlatmadaki etkilerinden dolayı. “CHP’nin oylarımızı böldünüz” diye yaptıkları saldırılara rağmen ilkesinden hiç dönmediği için. AKP’nin RTÜK üzerinden yaptığı tüm baskılara ve karartmalara rağmen dimdik ayakta durdukları için.
Ayarıca CGB’den özür diliyorum;
Ne CHP, ne MHP benim oyumu hak etmiyordu.Fakat emperyalistin baraj altına düşürüp yok etmek istediği MHP’ye sırf emperyalizme karşı olmak adına, oynadığı bu hain oyunu engellemek adına oyumu vermeyi tercih ettim.
Her zamanki gibi gönlümden geçen kişi yada partiye oyumu veremediğim bu düzenin adı demokrasi olamaz.
Değil ve ben bu lider geçinenler varken görmeyeceğim.
Saygılarımla.
  



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

13 Ocak 2011 Perşembe

PADİŞAHIM SEN ÇOK YAŞA
“bende zamanında yaptım yapacağımı” diyor önümden geçen yaşlı kadın kendisi kadar yaşlı ve kambur kanına.
Neyi kastetti acaba diye takılıyor insanın aklına.
Etrafta bir sürü genç insan var, güzel bayanlar var. İlk akla gelen “zamanında bende gençtim, güzeldim, yaptım yapacağımı. Yani ölsem gözüm açık gitmem” geliyor.
Her zaman derim; emperyalistin en büyük oyuncağı medyadır. Özellikle görsel olanları.
Eee dolayısıyla emperyalistin ipiyle kuyuya inenler, onların taşeronluğunu yapanlara da destek medya üzerinden gelir,geliyor da.
Ve Akp yapıyor yapacağını. Aynı o kambur kadın gibi.
Bir dizi çevriliyor ve  padişah hareminde beş yüz sene evvel haşna fişne yapıyor.Aa oda ne?Sanki ilk defa duyuyoruz.
Bir gündem bir gündem deyme gitsin. Tüm kanallar çakmış. Padişahın uçkurunu tartışıyor kazık kadar herifler ve bayanlar.
Tabiî ki her şey denk; enflasyon eksi çıkmış. Türkiye de sorun mu kalmış. Neden gerelim kendimizi. Lay lay lom ,takıl bak keyfine. İşsizlik azalıyormuş. Sadece yanınızdan geçen her dört kişiden biri işsiz. Para nedir sonra? İş nedir? Seçim geliyor.
Bulgur bedava.
Makarna bedava.
Kömür bedava.
İşi ne yapacaksın; dinle padişahını ye bulguru yap üç çocuk.
Allah rızkını verir elbet.
Padişahım sen çok yaşa.
Torbadan yasa çıkardılar.
Alıştık zaten maydonoza, torbaya.
Artık yasalara madde falan koymayacağız.
Torba yasanın B bendi…….
Maydanoz yasanın C fırkası diyecek hâkimler hüküm verirken.
Daha bir sıcak, daha bir bizden, ne güzel.
Padişahım Tayip kaymakamları Arizona’da meslek içi eğitime almış. Eyaletlerin valileri, kasabaların şerifleri olmayı öğreniyorlar.
Polis teşkilatını zaten vahşi doğunun kovboyları yaptılar. Üniversiteli Daltonlara veriyorlar copu.
Ama müthiş bir uzlaşı bir barışıklık var ki sorma gitsin.
188 kişiyi gırtlaklamış, toprağa gömüş Hizbullahçılar
Askeri şehit etmiş teröristler;
Çoluk çocuğa tecavüz etmiş sapıklar,
Mafyası, tafrası, safrası hepsinle barış içerisinde toplum. Salı verdiler gitti. Halaylar cümbüşler gırla gidiyor. Bir mutluyuz bir mutluyuz deymeyin.
Kars’ın Akp’li belediye başkanı taa Ermenistan’dan görünecek yere (ki özellikle) ve de tarihi kalıntıların üzerine üstelik izinsiz bir ucube dikmiş. Halk tepkili tabi. Haliyle halkını seven Padişahım Tayip olaya el atacak. “tez zamanda yıkın ucubeyi”
O kadarrr.
O kadar.
Artı bundan sonra padişahımı rahatsız edecek yayınmış, yazıymış, yok efendim demokrasi varmışta eleştirecekmiş. Yok öyle. Kapatacak padişahım Tayip kanalı.
Padişahım Tayip çok yaşa.
Ama ama asla unutmamak gerek.
Nerede var? Nere de?
ABD Siyonist örgütlerinden Üstün cesaret ödülü alan Müslüman. Bir tane gösterin bakayım.
Bunun yanında Suudi Arabistan’dan Kral Faysal İslam’a hizmet ödülü. Yaa.
Şimdide Kuveyt’ten üstün Müslüman Şahsiyet ödülü.
Madalyaları koyacak yer bulamıyor mübarek insan.
Padişahım Tayip sen çok yaşa.
Padişahım yapıyor yapacağını.
Alkol falan zararlı şeyler ne içiyorsunuz kardeşim. Bak sizleri düşünüyor yasakladı işte. Bitti yok artık alkol malkol. Gidin siz İsrail patentli Genetiği Değiştirilmiş Organizma yiyin. Mutanklaşırız; belki beynimiz gelişir.
Karadeniz’de bazıları çok konuşuyor. HES’ler doğayı katlediyormuş, elektrik ihtiyacının binde 3’ünü karşılıyormuş. Kaçak elektriğe %24 gidiyormuş falan diyor. HES’tirecekler padişahıma kendilerini. Demokrasi dedikse cılkını çıkarmayın yani. Nedir demokrasi? Tren. Kaparsın oyları binersin trene. İstediğin zaman inersin. Söyledi ya padişahım Tayip bunu.
Koca kadın bile yapmış yapacağını, padişahım yapmayacak mı yapacağını. Yapacak tabi.
BOP eş başkanı da olacak, düğünde takılan altınlarla gemicikte alacak, Ekümenik’te verecek, Ruhban okulunu da açacak, Potamya padişahımla gurur da duyacak,Ahdamar kilisesinide onartacak,Surmene manastırınıda ibadete açacak,vakıflar yasası da çıkaracak,petrol yasası da çıkaracak, “Ananı da al git” diyecek, “askerlik yan gelip yatma yeri mi?Şehitler kelle” diyecekApo’ya bey diyecek,eyalet mahkemeleri de kuracak, Apo ile de görüşecek, HSYK’nu da hizaya sokacak, TSK’yı da düzenleyecek,sınır birlikleri kuracak,sözleşmeli askerlikte getirecek,teröristleri çadırda affedecek, artislik yapanları Silivri zindanlarına da atacak, medyayı da susturacak,TRT şeş te açacak dubara da açacak.Yolda yapacak,tüm limanları da satacak,Tüpraşı’da satacak,Galataport için yasada çıkarıp Sami’ye okutacak,sigarayı da satacak rakıyı da verecek işçiyi de atacak,orman arazilerini de 2B den götürecek,madalyalarını da koyacak yer bulmayacak.Füze kalkanı da kuracak,Ege denizini Yunan'a 12 mil de yapacak.

Allah padişahım Tayyibe zeval vermesin.
Başımızdan eksik etmesin.
Hadi bakayım Üç defa.
Birrr..Padişahım sen çok yaşa.
İkiiii… Padişahım sen çok yaşa.
Üççç…. Padişahım sen çok yaşa.






"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

2 Ocak 2011 Pazar

BORCUN MU VAR?
SIKMA CANINI.
AKP ÇÖZÜM BULDU.

Havalar çok soğuk. Üşüyor musunuz? Hemen kalkın ve birlikte bir yere gidelim. İstediğiniz kadar borcunuz olsun. Takmayın kafanıza.
Bireysel ilgilenilen bölümüne gidin. Aramayın; muhtemelen üst katlarda bir yerlerdedir. Ayrı bölmelerle ayrılmıştır. Özel müşteriler içindirler. Kendinizi özel hissedin. Bulmakta zorlanmazsınız. Hatta bazıları tamamen oda şeklinde camekân içerisinde otururlar.10 çalışan varsa 8-9 u kesinlikle güzel ya da bakımlı diyebileceğiniz bayanlardandır. Giyimler çok şık, hareketler ve yürüyüşler podyumdaki manken edalarındadır. Sık sık bir şeyler almaya gidip gelirler bol bol izlersiniz. İşleri çok mühimdir, koşturur dururlar sizin için. Ortam tabiî ki sıcacık ve giyimleri yaz, hatta yatak odası (hadi terbiyeli olayım) gece kıyafetimsidir. Erkeklerin “İşte şu kadar borcum olsun” kıvamına vardığı, bayanlarınsa sinsi ve gizli bir kıskançlık yaşayıp, midesinin ağrıdığı yerlerdir. Sıranızı beklerken içinizden “keşke şu sarışın bana düşse. Ama esmer olan çok hızlı; kesin o gelir” geçer. Şansınıza kim çıktıysa oturun karşısına ve sadece talebinizi bir kez söyleyin. Onlar işinin uzmanı; size gerekeni yapacaktır. Gözünüzün deliğine bakacak ve bazen de gülücükler ile mesleğiniz hakkında özel sohbetler edeceklerdir. Kendinden de bir şeyler katacaktır. Örneğin “ben sizin mesleğinizi asla beceremezdim” gibi. Tatlı bir haz “ben neymişim” olacak ve artık karşınızdaki kişiyle aranızda bir bağ oluşacaktır. Sonra size tutuşturduğu bir kâğıt üzerinde şunları tamamlayıp gelin diyecektir. Siz teşekkür ve minnet duyguları içerisinde o sıcak hatta çok sıcak ortamdan buz gibi sokağa fırladığınızda bile ne borcunuzu ne soğuğu hissedeceksiniz. Birde kâğıtta yazılanlardan başka sizden çok çok masum iki talebini konuşmasının arasına sıkıştıracaktır. “Bizden kredi kartı almanız gerekiyor ve de 2 adette otomatik ödeme vermeniz.”
Anladınız siz oranın neresi olduğunu.
Banka.
İşte seçime kadar halkın çökmüş ekonomiyi hissetmemesini sağlamanın yeni yöntemi bu. Bankalar insanların gelecek yıllarını ipotek altına alırlarken, AKP’ye de 12 Temmuz 2011'e kadar zaman kazandırıyor. Uzun vadeye yayılmış borçlar geçici bir süre için insanları rahatlatırken tüketim ekonomisinin yayları da bir diş daha sıkılıyor. Ne kadar güzel bir taktik değil mi?
Üretim yok.
Gelirinizde artış yok.
İşsizlik git gide artıyor.
Ve birileri yıllarınızı, maaşınız varsa onu ya da evinizi, tarlanızı ipotek altına alarak sizi daha çok tüketmeye davet ediyor.1000TL tüketici kredisi istiyorsunuz. Birçok evrak hazırlıyorsunuz ve sizin elinize 4000/5000 TL’lik kredi kartı tutuşturuyorlar.
İşte AKP’nin bankalar üzerinden seçime kadar oynadığı oyunun halk gözüyle görünen yüzü bu.
Bana ne oluyor ki.
AKP razı, bankalar razı.
Halka (ve tabi ki bana da) ne düşüyor?
İyi pazarlar.Mutlu yıllar.
Levent Kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

30 Aralık 2010 Perşembe

NEVROTİK SÜREÇLER


Hayata geldik. Belirli değer yargıları geliştirdik. İnsan olmanın onuru dedik.
Vatanın yoksa onurunda yoktur, hatta hiçbir şeyin bildik.
Sonra bir baktık ki içimizden birileri ülkemizi bölmek istiyor.
Adına hak/hukuk hatta yılışıp gukuk diyor.
Emperyalistlerle işbirliği yapıyor.
Bu durumda:
“Ölür müsün? Öldürür müsün?” derler bizde.
Öldüremezsin düşman değil.
Bizde ölmeyi seçtik.
Ama ölemedik.
İnsanın en güçlü yanı savunma mekanizmasıdır.
Ve dünyanın her yerinde; her şartında yaşayabilen tek canlı.
Savunma mekanizması mıdır? Bilmem.
Ama bakkala çakala borcum var.
Savunma mekanizması mıdır? Bilmem ama arkamdan az da olsa üzülecekler var.
Savunma mekanizması mıdır? Bilmem ama Gazze’de insanlar Mısır’dan aldıkları lüks arabaları yeraltı tünellerinde geçirip 4/5 katına Gazze’de satıyor. Tepelerine bir aydır bomba yağıyor ama birileri 5 katına lüks arabalara biniyor. Seçim, referandum yok yakın  Davos Fatih’i “One minute” demiyor.
Savunma mekanizması mıdır? Bilmem.
Birileri ülkeyi sen mi kurtaracaksın? Diyebiliyor.
Yiyoruz, içiyoruz (varsa tabi) keyfimize  bakıyoruz.
Yada zayıflık görüyor benimkini, beklide nevroz tik bir dönem.
Vatandaş mikrofonunu sokaktakilere tutuyor.
“Milli marşımızın adı nedir?” diye soruyor.
On kişiden dokuzu bilmiyor. Biliyor gibi olanda “Korkma sönmez” diyor.
Wikileaksa kestane demişlerdi gülmüştüm. Balıkesir kuzu kestanesi. Hadi buna eyvallah.
Gel de buna gül.
629TL oldu askeri ücret; sevindik.3 çocuk yapın diyen başbakan çocuk başı 3Kuruş veriyor.
Ne mutlu. Çalışmayan kadına 1TL.Oh oh. Simit+çay hesaplısında 1 TL. Ama gemicikler yüzüyor.
Benzini %25 ucuza satacak olan petrol ofisi sahibi mehter marşıyla açılış yapıyor. Tabi ki bir aylığına.%25 ne demek 4TL olan benzini 3TL ye satmak demek. Helal olsun dedik haliyle.
İzmir Konak’ta kepçe operatörü yandaki binayı göçürüyor kış günü. Can kaybı yok seviniyoruz ama Büyük şehir belediyesi evleri göçenlere 1 Kg baklava gönderiyor.
Adam buna sevinemiyor. “Teşekkür ederiz.”diyor ve de ekliyor adam haklı olarak. “Alsın bunu başkan yesin” 
Avrupa’nın kuzey ülkelerinden bir kasabada trafik kazası oluyor. Okumuştum bir yerde. Kasaba halkı ayağa kalkıyor. Meğer yüz yıldır kaza görmemiş vatandaş. Şok olmuş haliyle.
Sakın kazayla her haberi izleyeyim demeyin. Sakın onun için bilgisayarınıza haber alarmlar falan da eklemeyin. Ülkede irili ufaklı günlük kayıpları saymaya kalkmayın. Sakın benim gibi de çetele tutmayın. Trafik, terör, grizü vb.50 altına düşmez hiç. Ertesi gün gazetelerin 2. sayfaları kan revan. Mobesa çıktı teknik olduk. Görüntülü izliyoruz artık. Sonra benim gibi nevrotik nevrotik gezersiniz. Uykusuzluktan gözlerinizin altı morarır. Ele geçmiş kanallarda liboş/fettoş/kürdoş takımının yılışık konuşmalarına esir olursunuz. Varsa bir izlediğiniz dizi. “yaprak dökümü” gibi, mahvolmuş yaşamları izlerken kaldıysa gözyaşınız belki dökersiniz. Dizidir bilirsiniz ama dökersiniz. Hatta dizi diye döker; şehit haberinde kanal bile değiştirirsiniz. Değiştire biliyorsanız ne mutlu tabi. Birde benim gibi izlerseniz vah halinize.
Ah bakkala çakala borcum olmasa çeker miyim bunları.
Savunma mekanizması mıdır? Bilmem.
Ama bugünlerde böyle vaziyet.
Şakası bir yana durumlar kötü ülkede, çok kötü.
Gülebilene aşk olsun.. 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

25 Kasım 2010 Perşembe

“KURT GİBİ ULUYASIM GELİYOR”

Tümgeneral Halil Helvacıoğlu, Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarafından açığa alındı.
Hatta bazı yanaşma gazeteler bunu “Erdoğan generalleri bağışlamadı” şeklinde verdi. Yani generaller suçlu ve Erdoğan’dan af bekliyordu ama Erdoğan bu büyüklüğü göstermedi. Ne kadar sinsi kelimeler.

Biliyorsunuz bu üç General Balyoz Darbe oyunu ile suçlanmış ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla rütbeleri yükselmemişti.
Fakat bu generaller oynanan oyunu kabul etmedi ve Yüksek Askeri İdare Mahkemesine müracaat (YAİM) ettiler.
Ve mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar önemliydi. Generallerin haklarının iadesi anlamını taşıyor ve AKP’nin başarısızlığı gibi görünüyordu. Belli çevreleri üzdüğü anlaşıldı.
Bu kısa genel bilgilerden sonra sürece başka açıdan bakalım.

Generallerin görevden alınmasına AKP’den başka sevinen kesim ise BDP (Siyasallaşmış ayrılıkçı Kürt faşizan hareketi) sevindi ve destek verdi.
Karşı duran ve net tavır koyanlar ise CHP ve MHP idi.
Fakat CHP’nin belli bir süredir AKP’nin generalleri görevden almakla ışık yaktığı aynı kesime hitap eden eylemleri var.
Nedir bu eylemleri:
*Fransa ziyaretinde Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney’in mezarlarını ziyareti.
*Ortaya atılan BDP-CHP birleşmesi.
*Diyarbakır ziyareti.
Bunlar kötü müdür?
Seçimlere ramak kala yapılıyor oluşu, getirisi ve götürüsü tahminime göre hesaplanmış ve CHP tarafından getirisi fazla görülüş olacak ki yapıldı.
Şunu açıkça itiraf etmek istiyorum.
Hem CHP’ye karşı görünmek ve eleştirmek istemiyorum; hem de şişirilmiş bir beklentiyi göstermek istiyorum.
Çünkü yapılan ciddi hatalar var. Tüm siyasilerin bildiği BDP’nin bir terör örgütünün siyasallaşmış yapılanması olduğu ,hakim olduğu bölgede feodal bağları, korku, terör ve şiddeti kullanarak halktan oy aldığıdır. Onu siyasal arenada var eden ise AKP’nin medyasıdır. Muhtemelen CHP; BDP’nin bu yapısını görmezden gelip genel başkanında etnik köken ve bölgenin insanı oluşunu yani popülerliğini kullanarak oy kapma amacını gütmüştür. Fakat demokrasinin terörün etkisinde kaldığı ve özgür iradenin korku ve şiddetle bastırıldığı hiçbir ortamdan terörün temsilcilerinin istekleri dışında başarı gösterilemez. Yalpalayan söylemleriyle de gerçek sempatizanları arasında çatlaklar oluşturur ve oluşturmuştur da. Yapılan bu üç eylem CHP’ye bir tek oy kazandırmayacağı gibi ciddi bir zarar vermiştir. CHP’nin acilen bu söylemlerden ve demokratik olmayan bir bölgeden Kılıçtaroğlu’nun ırksal ve inançsal popülaritesini kullanarak oy devşirme düşüncesinden ayrılması gereklidir.
Kısacası CHP terör örgütünün siyasi kanadının korku ve şiddetini özgür ve demokrat olamamış tabanı Kılıçtaroğlu’nun kişisel kimliğini kullanarak kazanma gibi bir yola girmiştir ve karşılığı da AKP’den derhal gelmiştir ve çok ta başarılıdır.

Üç generalin görevden alınması CHP’nin bu hamlelerine verilen cevaptır.
CHP tabanı hareketlendirmeye ve çekmeye çalışırken AKP hamleyi tepeye yapmıştır. AKP terör örgütünün siyasallaşmış kanadını ve baronlarını memnun etmiştir. Zaten demokratik olmayan bir bölgede halk idaresi gözlenemeyeceğini bilmektedir.
Bu yanlış politikalar sadece burada kalmaz. CHP tarafından siyasallaşmış teröre verilen her taviz gerçek CHP’li kesimi eritirken CHP’yi talepler karşısında marjinalleştirir ve milletvekilleri arasında ikilem yaratır.
Referandum sürecinden sonra “Hayır” oylarının tamamını sahiplenip havalarda uçan CHP arka arkaya AKP’nin oyunlarına gelmekte ve git gide erimektedir.2007 yerel seçimlerinde %3 oy aldığı bölgede %50 yi aşamasa bile %40 oranında hayır çıkan bölgelerin (ki bunlar az değildir) oylarını sahiplenmekle MHP hırpalamaya çalışmak, yok görmek CHP’ye hiçbir şey kazandırmayacağı gibi MHP’nin söylemlerini sertleştirir ve buradan tek karlı çıkanda AKP olur. Olmuştur da.
İşte generallerin görevden alınması budur. AKP’nin CHP’ye bir hamlesidir.
CHP; Kılıçtaroğlu’nun bölgedeki etnik ve dinsel popülaritesini kullanarak halkı kazanmak istemiştir ve cevap AKP’den direk terör örgütünü mutlu edici şekilde gelmiştir.
Sanırım meramımı anlatabildim.
Yazımı sülalesinden CHP’li  ve her daim CHP’li olduğunu söyleyen  bir arkadaşın; dün  söylediklerinle noktalıyorum. Sanırım süreci gayet iyi anlatıyor.
“30 yıldır ilk kez kendimi CHP’li hissetmiyorum, kurt gibi uluyasım geliyor”
Saygılar.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."