1 Ekim 2009 Perşembe


GÜNEY SUDAN'DA HRİSTİYAN GERİLLA VAHŞETİ

Dünya Darfur'da soykırım iddialarını söyleye dursun, Güney Sudan'da ayrılıkçı Hristiyanlar, Hristiyanları vahşice katlediyor.
Dünya Bülteni
Bütün dünya Sudan'da yaşanan olaylardan Devlet Başkanı Ömer Beşir'i sorumlu tutarken, Güney Sudan'daki Hristiyan aşırılıkçıların şiddet uygulamaları tüm hızıyla devam ediyor. Middle East Online'ın haberine göre, Hristiyanlığın kaynaklarına ve özellikle İncil'e dayandıklarını ileri süren Ugandalı gerillalar, kendilerine Tanrı'nın Direniş Ordusu (Lord's Resistance Army-LRA) adını veriyor. Gerillaların şiddet dolu cinayet, tecavüz ve köleleştirme metotlarının arka planındaki Hristiyan fundamentalist ideoloji yavaş yavaş gözler önüne seriliyor.
UGANDA'DA KURULDU

LRA, eski bir Katolik rahip yardımcısı tarafından Kuzey Uganda'da Acholiler arasında kurulmuş. Daha sonra da diğer Hristiyanlara, kendi yaptıkları dini yorumlara uymadıkları için düşman kesilmiş. Böylece, rakip kiliselere de saldırılar başlamış. Görüşlerini benimsemeyen Hristiyanları öldürürken de İncil'e referanslarda bulunulmuş. Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni'ye karşı 1987'de harekete geçen grubun lideri Kony, ülkede teokratik bir devlet kurmayı ve 10 Emir'e göre ülkeyi yönetmeyi hedeflemiş.
LRA gerillaları kurulmalarından kısa bir süre sonra temsil ettikleri iddiasında bulundukları Acholilere şiddet uygulamaya başlamışlar. Kazandıkları kötü şöhretin sebebi ise kurbanların dudaklarını, kulaklarını ve burunlarını kesmeleri, binlerce kişiyi öldürmeleri ve çoğu çocuk 20 binden fazla kişiyi kaçırmaları olmuş.Kaçırılan çocuklara, geri dönmelerinin önlenmesi için, ebeveynleri öldürttürülmüş. Human Rights Watch'a konuşan eski bir LRA mensubu, savaşa giderken istavroz çıkarmanın zorunlu olduğunu, aksi takdirde öldürülebileceklerini anlatıyor.
ÇOCUKLAR KAÇIRILIP GERİLLA YAPILIYORLAR,

Binlerce çocuğu kaçırarak alıkoyması ile ünlü. Bu çocuklar ya asker olarak ya da seks kölesi olarak kullanılıyor. Uluslararası Af Örgütü'ne göre kaçırılan çocuklar olmasa örgütün çok az gücü var. LRA gerillaları İncil'deki 10 Emir'i temel alan bir hükümetin kurulması için savaştıklarını söylüyor. Grubun başında ise Kony adında biri bulunuyor. Kony diğer gerillalar tarafından Tanrı'nın elçisi ve Kutsal Ruh olarak görülüyor. LRA'ya katılıp sonradan kaçmayı başaranlar ise grubun lideri Kony'yi çıldırmış bir dini lider olarak tanımlıyorlar.
Moses isminde Kony'nin sağ kolu olan bir gerilla Kutsal Ruh'un emirlerini yerine getirdiklerini, eğer birisi size kötü birşey yaparsa onu öldürerek cevap verilmesi gerektiğini savunuyor. Moses, İncil'deki Matthew bâbına referansta bulunarak, "eğer sağ eliniz size kötülük yaparsa onu kesin" emrine itaat ediyor.
10 EMİR İÇİN SAVAŞIYORLAR

Bir zamanlar LRA'nın ikinci adamı konumunda bulunan Vincent Otti ile yapılan bir röportajda anlattıkları grubun adının ve ideal hükümet anlayışlarını ortaya koyuyor: "Biz Tanrı adına savaştığımız için grubun adı Tanrı'nın Direniş Ordusu. Tanrı bize çalılar arasında yol gösteren yegane varlıktır. İnsanlar bize soruyorlar: Tanrı'nın 10 Emri için mi savaşıyorsunuz diye. Bu doğru, zira Tanrı'nın 10 Emri insanlara Tanrı tarafından verilmiş bir anayasadır, bütün insanlara verilmiş bir anayasa. Anayasaya bakarsanız kimsenin çalan, gidip başkasının eşini alan, masumları öldüren insanları kabul etmediğini görürsünüz."
Bu anlayışa rağmen masum insanları öldüren grubun nedeni ise gayet açık: Toplumun saflığını muhafaza etmek. Ölenler, dini emirlere uymayanlar olarak görülüyor. Kony de Tevrat'ın ilk beş kitabından bazı bölümleri bazı organları kesme ve cinayeti meşrulaştırmak için kullanıyor.
GÜNEY SUDAN'DA KATLİAM YAPIYORLAR

Grubun Uganda ve Güney Sudan'daki çalışmaları sonuç vermeyince 2005 yılında Kongo'daki Garamba Ulusal Parkı'na yerleşmişler. 2008'de ise yeniden vahşi eylemlere başlamışlar. LRA'nın Güney Sudan'daki asilere karşı Sudan Hükümet ile işbirliği yaptığını savunanlar da mevcut. Ancak Sudan Hükümeti'nin güneyli asilerle yaptığı anlaşmanın LRA dahil bütün yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasını öngördüğü de unutulmamalı. Nitekim, Kongo'ya kaçış da bu anlaşma sonrasında olmuş. Yine de bir kısım LRA mensubunun Güney Sudan'daki varlığı devam ediyor.
Her ne kadar Kony, Güney Sudan'ın Hristiyan Başkan Yardımcısı Riek Machar'dan Uganda Devlet Başkanı Museveni ile görüşme yapabilmek için kolaylaştırıcı bir rol oynamasını istese de Güney Sudan'daki Hristiyanlara karşı saldırılarına da devam ediyor. LRA'nın Ocak 2009'dan bu yana 188 Sudanlıyı öldürdüğü, 68 bin kişinin de yerlerinden edilmesine sebep olmuş. 137 kişi de kaçırılmış. LRA'nın birçok terörist örgütten daha fazla sayıda insanı vahşice yöntemler kullanarak öldürdüğü Batılılar tarafından bilinmiyor. Bilinse de göz ardı ediliyor. Darfur'daki şiddeti kat kat geçen bu eylemlere medyanın da ilgi göstermemesi dikkat çekiyor. Zira, Ömer Beşir yönetimini Hristiyan Sudanlılara karşı soykırım uygulamakla suçlayan Batılı devletler ve Batı medyası için, Hristiyanların Hristiyanları daha da vahşi yöntemler kullanarak öldürmesi haber değeri taşımıyor. Sonuçta Müslümanlar, Hristiyanları değil; Hristiyanlar Hristiyanları öldürüyor. Bu onların iç meselesi.



İSRAİL'İN HERON'UNA KARŞI TÜRK 'ÇALDIRAN'I
Türkiye, İsrail'in casus uçağı Heronlar yerine kendi insansız uçağı 'Çaldıran'ı gizli bir şekilde geliştirmeye çalışıyor.

Perşembe, 01 Ekim 2009 15:29

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Sinop'ta yazılım ve tasarımı Türk mühendisler tarafından yapılan ülkemizin ilk 6.5 metre boyundaki insansız casus uçaklarının testleri yapıldı. Çok gizli yürütülen proje deneme uçuşu yapılan uçaklardan biri dün düşünce ortaya çıktı. DENEME UÇUŞUNDA DÜŞMÜŞTÜ İnsansız hava araçlarının ilki operatör hatası sonucu düşerken, ikincisi başarı ile uçuruldu. Uçakları yapan Baykar Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bayraktar, "Türk Silahlı Kuvvetleri için İsrail'in Heron uçaklarına benzeyen ve daha üstün yazılım özelliklerine sahip ilk casus uçağı yapıp uçurduk. Gizli bir çalışmaydı. Ancak nihai demo öncesi test uçuşlarında biri düşünce gözler bize çevrildi. Türkiye'de önümüzdeki 10 yıl içerisinde 4 milyar dolarlık casus uçak alımı yapacağı öngörülmektedir. Onun için büyük rekabet yaşanıyor" dedi. İsrail'in Heron'larına rakip olması beklenen ve 'Çaldıran' adı verilen Türk yapımı casus uçak 20 bin feete çıkarken, 8 saat havada kalabiliyor. Bu yükseklikten gece ve gündüz nokta tespiti yapabiliyor. Dün Sinop'un Erfelek İlçesi'nde insansız bir hava aracının düşmesi, gözleri Türk mühendislerinin bu alan yaptığı çalışmalara çevirdi. Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetlerinin ihtiyacı için yaklaşık 1.5 yıl önce insansız casus uçak ihalesini açtı. Tamamen milli bir proje olması istenilen ihaleye Vestel Savunma Sanayi A.Ş. ile Baykar Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş. katıldı. Her iki firma da çalışmalarını ülkemizin değişik noktalarında yürüttü. İlk casus uçağı Baykar Makina hazırlayarak uçuşa hazır hale getirdi. SİNOP'TA TEST EDİLİYOR Kendilerine devlet tarafından uçakların test edilip, uzman ekip tarafından değerlendirilmesi için geçen ay Sinop Havaalanı'nda bir bölge tahsis edildi. Dün aralarında subayların da bulunduğu 17 kişilik bir heyetin gözetiminde yapılan insansız hava araçlarından biri uçuruldu.

Ancak 18 bin feete çıkıp yaptığı manevra sırasında operatör hatası sonucu, uçak düştü. Erfelek İlçesi'ne düşen casus uçak gözlerin Sinop'a çevrilmesine neden oldu. Vali Mustafa Hakan Güvençer, "Bizi aşan bir durum var. Bunun bilimsel araştırmalar çerçevesinde denemeleri sürdürülen bir hava aracı olduğunu söyleyebilirim" demekle yetindi. Baykar Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bayraktar, çalışmanın gizli olduğunu, ancak prototip model uçuşu sırasında yaşanan kaza kırım nedeniyle çalışmaların kamuoyuna yansığını söyledi. Bayraktar, "Biz iki firma yarışıyoruz. Bu özellikte ilk casus uçağı yaptık. Test uçuşları heyet gözetiminde değerlendiriliyor. Burada tamamen Türk mühendislerin bir eseri var. Yazılım ve tasarımında hiçbir yabancı mühendis katkısı yok. 8 yıldır uçaklar üzerinde çalışıyoruz. Son iki yılda İsrail'in Heron'larına yakın özellikte 'Çaldıran' adını verdiğimiz casus uçağı yaptık. İlk demonun uçuşu sırasında 18 bin feette operatör hatası sonucu kaza kırıma uğradık. Bu kaza ülkemizin milli casus uçak geliştirme projesini hiçbir koşulda askıya almayacaktır. Çalışmalara ikinci uçakla devam edilmektedir. Onda bu hata tekrarlanmadı" dedi. Kaza kırıma uğrayan insansız hava aracının tamamen Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ilk milli insansız hava aracı olduğunu belirten Bayraktar, bir aydır Sinop Havaalanı'nda test ve deneme yaptıklarını kaydetti. İLK TÜRK İNSANSIZ HAVA ARACI 35 kişilik bir ekibin eseri olan ilk Türk insansız hava aracı, uygun görülürse Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hizmetinde kullanılacak. Uçakların en önemli özelliğinin yazılımlarının Türk mühendisler tarafından yapılıyor olması ve çok düşük desibelde ses çıkarması. Bayraktar, "Bu sistem 10 saat ikmalsiz 200 kilometreden yayın yapıyor. 18 bin feette 8 saat havada kalıyor. 20 bin feete kadar da çıkabiliyor. Uçağımızın kanat açıklığı 9 metre. Boyu ise 6.5 metre. 140 litre yakıtla birlikte ağırlığıda 450 kilogram. Üzerinde gece ve gündüz en gelişmiş görüş alabilen termal özelliği de bulunan kameralara sahip. Havadan bir insanın kolundaki saati görebiliyor. Lazerle hedefi saptıyor. Saatte ise 100-120 kilometre hız yapıyor" dedi. Bayraktar, Türk Silahlı Kuvvetleri için İsrail'in Heron uçaklarına benzeyen ve daha üstün yazılım özelliklerine sahip ilk casus uçağının uçurulmasının gizli bir çalışma olduğunu da söyleyerek, Türkiye'de önümüzdeki 10 yıl içerisinde 4 milyar dolarlık casus uçak alımı yapacağının öngörüldüğünü ileri sürdü. UÇAK KENDİSİ KALKIP İNİYOR. ROTAYI TAKİP EDİYOR Türk Mühendislerin eseri olan prototip ilk casus uçağı kendisine verilen komutu aynen uyguluyor. Çizilen rotaya göre kendisi havalanıyor, rotasında gidip, tekrar geri dönüyor. Otomatik iniş ve kalkış yapıyor. Bayraktar, "Uçakla ilgili ticari ürünler yurt dışından geliyor. Ancak tasarım ve yazılımını Türk mühendisleri yaptı. Bugün devresinde bir sürü eleman var. Onları biz seçiyoruz. Bizim otopilotumuzun içinde 500 bin satır kod var. Biz kodların içinde her türlü değişikliği yapabiliyoruz. Mesela 3 satır kod değişikliği ile eğer enlem ve boylam şunu geçerse motoru stop et ya da git uçağı şuraya çak. diye komut girebiliriz. Herşey mühendisin elinde. O nedenle bu tür sistemlerin milli olmasının önemi daha çok öne çıkmalı. Çünkü yurt dışından gelen sistemlerde kodları ne kadar biliyoruz ki" diye konuştu. İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI BEŞ SINIFTAN OLUŞUYOR İnsansız Hava Araçları (İHA) 5 sınıftan oluşuyor. Ahmet Bayraktar, "İnsansız hava araçları 5 sınıftan oluşuyor. Mikro, mini, taktik, operatif ve male. Mikro: menzili kısa boyutu ufak. Mini: 5 kiloyu geçmeyen uçaklar, taktik: 150- 450 kilogram arası uçaklar. Operatif: 450 kilogram ile 1.5 ton arası, Male: ağırlığı 1.5 tondan yukarı olan uçaklardır. Bugün ordumuzda mikro yok. Mini modeli biz yapıyoruz. Taktiğin tedarikçisi İsrail. Operatif sınıfa heronlar giriyor. Ancak henüz teslim edilmedikleri için Silahlı Kuvvetlerin envarterine girmedi. Bizim yaptığımız model ise taktik ile operatif sınıf arasında kaldı" diye konuştu. SİLAHLI KUVVETLER 24 ADET ALACAK Öte yandan Silahlı Kuvvetler insansız casus uçaklardan 24 adet alacak. Baykar Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin uçağından sonra Vestel Savunma Sanayi A.Ş.'nin de uçakları test edilecek. Bu yıl içerisinde uçakların ilkinin teslim edilmesi bekleniyor. İsrail'in Heron'larına karşı 4'de 1 fiyata mal olması beklenen ilk Türk malı insansız casus uçaklarının terörle mücadele kapsamında ağırlıklı olarak Güneydoğu Bölgesi'nde kullanılacağı belirtildi. GECİKEN HERONLARA 180 MİLYON DOLAR ÖDENECEK Bu arada 2005 yılında İsrail'le imzalanan anlaşma sonucu yaklaşık 180 milyon dolar ödenerek alınacak olan 10 Heron için teslimat gecikince Türkiye'nin kendi insansız hava aracını üretmek için çalışmaları hızlandı. Gelecekte insansız hava araçları daha da yaygınlaşacak. Bugün Kara Kuvvetleri'nin ihtiyacı nedeniyle insansız casus uçaklar üretilirken, gelecekte deniz, hava, jandarma, sivil savunma gibi birimlerde bu uçakları kullanacak.

İSRAİL 'HAMAS'I GEREKÇE GÖSTERDİ, HERON'LARI VERMEDİ

Cumhuriyet gazetesine göre, Erdoğan'ın HAMAS yanlısı tutumu yüzünden İsrail Hebron uçaklarını vermiyor

Salı, 27 Ocak 2009 10:57

Terörle mücadelede acil ihtiyaç için İsrail'den stratejik insansız hava aracı Heron-TP modelinden almak isteyen Türkiye'ye olumsuz cevap geldi. Gazze saldırılarından önce yapılan başvuru, İsrail makamlarının "İhracat izni vermemesi" nedeniyle reddedildi. Cumhuriyet gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Gazze saldırıları nedeniyle İsrail'e yönelttiği sert eleştiriler ve Hamas'ı kollayan açıklamalarının kararda etkili olduğunu iddia etti. Türkiye, terörle mücadelede insansız hava araçlarına son dönemde yoğun olarak ihtiyaç duyuyor. Bu amaçla yerli bir sistem üretilmesi çalışmaları sürerken mevcut ihtiyacı karşılamak amacıyla da ortak üretim, hazır alım ve kiralama yoluna gidiyor. İnsansız hava aracı konusunda Türkiye, İsrail ile yoğun işbirliği yapıyor. Mevcut durumda Türkiye'nin elinde bir kiralık insansız hava aracı, bir de test çalışmaları süren sistem bulunuyor. Türkiye'nin, elindeki sistemleri yedeklemek amacıyla stratejik insansız hava aracı Heron-TP modelinden almak için İsrail'e başvurduğu öğrenildi. Bu istek, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarından önce iletildi. Savunma sistemlerinin modernizasyonu, ortak üretim konularında yoğun işbirliği yapan İsrail, stratejik Heron istemini ilgili makamların ihracata izni vermediği gerekçesiyle geri çevirdi. İsrail makamlarının bu kararı, Başbakan Erdoğan'ın Gazze saldırılarında kendilerine yönelttiği sert eleştiriler ve Türk kamuoyunda oluşan tepki nedeniyle aldıkları savunuluyor. Kaynak: Cumhuriyet

'HERON'LARDA SORUN VAR!

TSK'nın İsrail'den satın aldığı 10 İnsansız Hava Aracı -Heron'dan teslim edilen ilk ikisindeki sorun bir türlü aşılamıyor

Perşembe, 04 Aralık 2008 14:18

Kuzey Irak'taki dağlarda yer alan PKK kamplarını "BBG evine" dönüştüren Heron adlı İnsansız Hava Araçları, İsrail'den Türkiye'ye "sorunlu" geldi.

İsrail, Türk Silahlı Kuvvetleri için ürettiği toplam 10 Heron insansız hava aracından ikisini teslim etti. Ancak Heronların üzerine Aselsan'ın ürettiği Aselflir termal görüntüleme sisteminin entegre edilmesi sorun oluşturdu.

İsrail'in kendi ürettiği benzer sistemlerin ağırlığı 60 - 70 kilogram iken, Aselsan'ın ürettiği sistemlerin ağırlığı yaklaşık 120 kilograma ulaştı. Bu durum Heronların 30 bin feet olması gereken irtifasını 24 bin feete düşürdü. Bu da büyük bir sorun meydana getiriyor. Çünkü alçak menzilde uçuş, Heronların daha kolay tespit edilebilmesine neden olurken, aynı zamanda daha fazla yakıt sarfiyatı, daha kısa menzil, havada kalış süresinde kısalma ve daha küçük bir alanın gözetlenebilmesi anlamına geliyor.

Ekim ayı sonunda, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün başkanlığındaki bir heyet İsrail'e giderek Heronların ilk test uçuşlarını izlemişti. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ile birlikte araçların kalkış, iniş, çeşitli yüksekliklerden tespitleri ve gönderdiği resimleri gördüklerini anlatan Gönül, "Mükemmel araçlar. Verilecek görevleri en iyi şekilde yapacaklar" demişti.

Bir hafta önce İsrail'e giden bir teknik heyet, Heronların kabul testlerini yaptı. Bu testte Heronların üzerindeki parçalar ve çalışıp çalışmadıkları kontrol edildi. Heronlar daha sonra 30 Kasım'da İsrail'e gönderilen C-130 uçağına yüklenerek Batman'daki İnsansız Hava Araçları Merkezi Komutanlığı'na getirildi. Ancak Heronların hizmete konması öncesinde bazı teknik sıkıntılar aşılmaya çalışılıyor. AĞIRLIK SORUN OLDU Heronların 4'ü Kara Kuvvetleri, 4'ü Hava Kuvvetleri, 2'si ise Deniz Kuvvetleri için üretiliyor. Genelkurmay Başkanlığı emri doğrultusunda, Heronların tamamının uçurulması sorumluluğu ise Hava Kuvvetleri'nde bulunuyor. Bu nedenle nihai testleri Hava Kuvvetleri yapacak. Ancak Hava Kuvvetleri Heronlara yönelik bazı "soru işaretleri" taşıyor. Heron projesini yürüten Savunma Sanayi Müsteşarlığı, araçların kritik elektronik sistemlerinin Türk firmalarınca üretilmesini öngördü. Bu nedenle Heronların üzerine Aselsan'ın ürettiği Aselflir termal görüntüleme sistemi entegre edildi. İsrail'in ürettiği benzer sistemlerin ağırlığı 60-70 kilogram iken, Aselsan'ın ürettiği sistemlerin ağırlığı yaklaşık 120 kilograma ulaştı.

Bu durum Heronların 30 bin feet olması gereken irtifasını 24 bin feete düşürdü. Alçak menzilde uçuş Heronların düşman tarafından daha kolay tespit edilebilmesine neden olurken, aynı zamanda daha fazla yakıt sarfiyatı, daha kısa menzil, havada kalış süresinde kısalma ve daha küçük bir alanın gözetlenebilmesi anlamına geliyor. Fabrika verilerine göre; 52 saat süreyle havada kalıp, 30 bin feet irtifada ve 350 kilometre menzilde görev yapabiliyor. Ancak bu veriler yerli sistemlerin entegre edilmesi nedeniyle daha düşük olacak. TSK'ya teslim edilen Heronların motorlarının güçlendirilmesi planlanıyor. ASELFLIR NEDİR? Aselflir "görüntüleme ve nişangah sistemi", kullanıcıya pilotaj, seyrüsefer, keşif, hedef tespit, teşhis ve tanıma, çoklu hedef takibi, hedef işaretleme, hedef konum belirleme kabiliyetleri sağlıyor. Kullanıcı isteğine bağlı olarak farklı konfigürasyonlarda üretilebiliyor.

Üzerindeki yazılım ve donanımın esnekliği sayesinde, sabit kanatlı, döner kanatlı ve insansız hava araçları ile gemilere entegre edilebiliyor. Gece ve gündüz kamerası, termal kamera, lazer mesafe ölçme ve işaretleme fonksiyonları bulunuyor. Kaynak: ANKA
İLK YERLİ ÜRETİM CASUS UÇAK GELİYOR

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.tarafından yapılan casus uçaklar 2010'dan itibaren kullanılmaya başlayacak.

Perşembe, 12 Haziran 2008 18:56

Kuzey Irak'a yönelik operasyonlarda İsrail üretimi "Heron" isimli casus uçağı kullanan Türkiye, bu mecburiyetten kurtuluyor. Türkiye'nin yüzde 100 yerli insansız hava aracına sahip olması için artık çok kısa süre kaldı. 2010 yılında TSK envanterine kazandırılacak Türk İnsansız Hava Aracı(TİHA) 10 kilometre yükseklikten yerdeki insanların fotoğrafını çekebilecek. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.(TAI) tarafından yapılan casus uçaklar 2010'dan itibaren kullanılmaya başlayacak. Türk Silahlı Kuvvetleri ile yapılan anlaşma gereği 30 araç 2011'e kadar teslim edilecek. Türkiye ayrıca tanesi 2 milyon dolar olan İsrail malı Heron'lardan da 10 adet alacağı öğrenildi. Böylece TSK envanterinde 40 adet casus uçak hizmet ermeye başlayacak. Türk insansız Hava Aracı(TİHA) hakkında bilgi veren TAI Entegre Uçak Sistemleri Grup Başkanı Özcan Ertem, Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından verilen görev ile bu işe başladıklarını belirtti. Ertem, casus uçağın gece ve gündüz keşif uçuşları yapacağını, üzerinde bulunan kameralar ve bulutların üzerinden bile görüntü alan SAR sistemine sahip olacağını söyledi. Türk ordusunda şu anda İsrail'den kiralanan Heron'un kullanıldığını belirten Ertem, 1 yıl içinde 10 uçağın 20 milyon dolara bu ülkeden satın alınacağını dile getirdi. Kendi ürettikleri uçağın 24 saat havada kalabileceğini, 30 bin feet yani yaklaşık 10 kilometre yüksekliğe çıkacağını belirten Ertem, yüzde 100 yerli tasarım olacağını belirtti. Kamera ve keşif sistemlerinin de yerli üretim olacak Türk İnsansız Hava Aracı'nın en önemli kısmının yer istasyonlarının da yerli üretim olacağını belirtti. TİHA'nın 10 kilometre yükseklikten saklanan düşmanları tespit edeceğini belirten Ertem, sessiz bir şekilde uçan casus uçağın üzerindeki kameraların yerde gördüğü tüm görüntüleri merkeze naklettiğini söyledi. Ertem uçak inmeden elde ettiği görüntüleri merkeze ulaştırabileceğini dile getirdi. Casus uçak gece gündüz, kötü hava şartları da dahil olmak üzere keşif, gözetleme, sabit ya da hareketli hedef tespiti, teşhis, tanımlama ve takip amaçlı kullanılacak. Gerçek zamanlı görüntü istihbaratı görevine yönelik geliştirilecek TİHA üzerinde, elektro optik gündüz kamerası(EO Day Tv), gündüz(EO-electro Optic),Kızılötesi(IR-InfraRed), Lazer Mesafe Bulucu(LRF-Laser Range Finder), Lazer İşaretleyici(LD-Laser Designator) ve SAR cihazları bulunacak. TİHA, 10 metre uzunluğunda olacak. Kanat açıklığı 17 metre toplam kalkış ağırlığı bin 500 kilogram olacak. Kaynak: Zaman

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,
SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
ULUSAL SANDIĞIMIZ MEDYA BU İŞTE.
BİR ALBAYIN ÖLDÜRÜLMESİ YA HABER YAPILMIYOR.
YADA GAZETE KÖŞELERİNE UFACIK BİR BAŞLIK OLARAK GEÇİLİYOR.
YAZIKLAR OLSUN VE DE İBRET OLSUN.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,

SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."