ENERJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ENERJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2011 Pazartesi

AMPULLER IŞIKSIZ KALACAK
Agah Oktay GÜNER
Siyaset, Türkiye’nin gerçek gündeminden kopmuş, karşılıklı küfürleşmeler içinde ciddi sorunları konuşmak yerine bağırmayı tercih etmiş görünüyor. Ülkenin kaderini derinden etkileyecek elektrik ve enerji problemleri ise görülmeyen, görülmek istenmeyen bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor, âdeta alarm veriyor. 
Elektrik sektörümüzün temel problemi birinci derecede ağırlığı bulunan yakıtlarda yüksek oranda dışa bağımlılığımız ve bu bağımlılığa bağlı olarak ağır dış ödeme külfetimizdir. 2007 yılı rakamlarıyla petrol, doğalgaz, elektriğe dayalı ithal kömür, ısınmaya dayalı ithal kömür için toplam net enerji ithalatı karşılığı 32,7 milyar USD ödeme yapılmıştır. Bu ödeme Türkiye’nin toplam ithalatının %22’sidir ve fevkalâde önemli bir rakamdır. Çünkü Türkiye güvenlik, eğitim, belediye hizmetleri gibi çok önemli dallarda kısıntı yaparak, her türlü fedakârlığa katlanarak bu bedeli karşılamaktadır.
Enerji üretiminde esas olan, kendi toprağınızdan çıkan kaynakları kullanmanızdır. Ne yazık ki Türkiye’de bu politika çok becerikli siyaset adamlarımızın sayesinde tamamen tersine dönmüştür. Doğalgazda âdeta dünya tekeline sahip Rusya’da doğalgazdan elektrik üretme oranı % 38 iken, doğalgaz ihtiyacının bütününü ithal eden Türkiye’de bu oran % 48,2’dir. Bunu akılla izah etmek mümkün değildir. Her yıl ortalama 18 milyar USD doğalgaz ithali için para ödeyen Türkiye, bunun 8 milyar USD’lik kısmını elektrik üretiminde kullanmaktadır.
Vatan topraklarımızın altında 9 milyar tonun üzerinde kömür rezervi vardır. Türkiye bu muhteşem kaynağa rağmen nesi var nesi yok satarak 16 milyar USD doğalgaza para ödemektedir.
Ülkeyi idare edenler akıl almaz bir biçimde iradelerini AB’ye terk etmişlerdir. AB’nin sistemli ve ağır baskısı sonucu Kyoto Protokolünü Türkiye imzalamıştır. Hâlbuki Avrupa ülkelerinde kömürün elektrik üretimindeki payı ortalama  %60’ın üzerindedir. Polonya’da bu oran %97’dir. Kömürün elektrik üretiminde payını yüzde olarak ele alırsak Çek Cumhuriyeti % 74, Yunanistan 71, Danimarka 67, Almanya 55’tir.  Avrupa Birliği dışındaki ülkeleri ele alırsak Avusturalya elektriğinin % 85ini, Çin % 80ini, Amerika %53ünü, İngiltere 43’ünü kömürden
sağlamaktadır.
ABD Türkiye’nin 29 katı, Çin 15 katı fazla karbondioksit emisyonu yaparken, dünyada atmosfere halen en az karbondioksit salan ülkeler arasında bulunan Türkiye’nin Kyoto Protokolünün getirdiği yükümlülükleri koşar adım kabulünü izah etmek mümkün değildir. Kyoto Protokolünü imzalamasının sonucu olarak Türkiye, artık kömüre dayalı klasik tipte düşük yatırım maliyetli termik santral inşa edemez. Türkiye bundan sonra kuracağı kömüre dayalı termik santrallerini daha fazla dış ödeme yaparak gelişmiş kömür teknolojilerine “Akışkan Yatak Teknolojisi”ne dayalı olarak kurmak zorundadır.  Bu tür santrallerin yatırım maliyetlerinin klasik tipteki termik santrallerden %50-100 daha fazla olduğu bilinmektedir.
Türkiye bu iktidar döneminde enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için ne yapmıştır? 2002 yılında elektrik üretiminde doğalgaz oranı %40,57 iken 2008 yılı sonunda %48,2 olmuştur. Mevcut siyasi iktidar döneminde dışa bağımlılık eksilmemiş, artmıştır.
Elektrik tüketiminde yıllık ortalama % 8’lik bir talep artışı vardır.
Türkiye’nin elektriksiz kalmaması için 2020 yılına kadar her yıl düzenli olarak 3000 mwatt dolayında kurulu gücü devreye sokmak zorundadır. Bunun üretim yatırımları için ödenecek bedel 4 milyar USD civarındadır. Bu dönemde Türkiye 236 milyar kwh üretim yapabilecek yeni üretim yatırımlarını gerçekleştirmek zorundadır.
2020 yılında 434 milyar kwh ulaşacağı kabul edilen elektrik enerjisi talebini bu iktidar ve bu zihniyet nasıl çözebilir? Ülke çapında bütün ampuller kararırken AKP’nin ampulü nasıl ışık verecektir?..


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

16 Ocak 2010 Cumartesi

B.O.P TAMAM.G.O.P'A DEVAM




BOP:Yani meşhur Büyük Ortadoğu Projesi.
Haritalar şu bu derken çoktan BOP gerçekleşti.
Nasıl mı?

Bakın Irak nasıl özgürleştirildi:
1. resimde İsrail’in HAYFA LİMANI’na bağlanmış iki tane petrol boru hattı görülüyor.
ABD;Irak’ı özgürleştirdi ve bu hatlar çalışmaya başlıyor.
Üstteki damar:
MUSUL-HAYFA PETROL BORU HATTI (MHP)
Bu hat 55 yıldır kullanılmıyordu.
2003 yılında ABD onayı verdi ve İsrail onarım - kapasite arttırma işlemlerine başladı.
Üstelik Türk inşaat şirketleri de çalışıyor,para kazanıyor.
Ne mutlu bize.
İsrail;Musul ve Kerkük’ten günde 5milyon varil petrol çekebilecek.
Bir varilde 159 litre petrol var.
Buraya kadar güzel.
Fakat Irak günde 3Milyon varil petrol üretme kararı aldı.
Olsun 3milyon varil verir, bize ne bundan?diyebilirsiniz.
O zaman şu 2.resme bakın.
Bizim KYP:yani Kerkük-Yumurtalık boru tattı.Kapasitesi 1miyon varil.
Kuzey Irak’ta ABD var,çatışmaları,bombalamalar var.
Şimdi soruyorum:
*Iraklı olsanız 3 milyon varil ürettiğiniz petrolünüzün sadece 1milyonunu alabilecek bombalanan,riskli bir yoldan mı yollarsınız?
*Yoksa tamamını alan güvenli bir yoldan mı yollarsınız?
Cevabınızı duyar gibiyim.
BİZİM KYP İPTAL DEMEK BU.
1.resim alttaki damara bakın.
Bu damar aslında vardı.TAP,yani TRANS ARABİSTAN damarı.Bir ucu Galon Tepelerinden (hani o meşhur ,İsrail’in vazgeçemediği Galon Tepelerinden) aşarak yine Hayfa Limanına geliyor.Bir ucu da Lübnan’a açılıyor.(Lübnan- İsrail arasında ABD destekli neler oluyor biliyorsunuz.)
İşte bu damarda onarılıyor.Onarılmakla kalmıyor,buna kısacık bir ekleme yapılıyor.Özgürleşen Irak’ın güney kıyısından RHP ekleniyor.Yani RUMEYLA-HAYFA HATTI.(2. resimden daha rahat görebilirsiniz.1. resimdeki kırık gibi görünen uç)Böylece Suudilerin 2 milyon varili,güney özgür Irak’ın 1milyon varil petrolü İsrail’in denetimine giriyor.Böylece İsrail’in Hayfa limanına 1 günde 8 milyon varil petrol gelecek demek.Boru hatlarında önemli olan transit geçiş yerleri değildir.Yükleme ve depolardır.Hatta üreticiden de önemlidir bunlar.
Böylece ABD özgürleştirdiği Irak’ın güneyde-kuzeyde ürettiği tüm petrolünü güvenli bir şekilde İSRAİL’e aktarıyor.Daha ne yapsın.
IRAK’IN TÜM ÜRETİMİ İSRAİL KONTROLÜNE GEÇTİ DEMEK BU.
Şimdi 3. resme bakın.İsrail’in AKABE KÖRFEZİ’ne,oradan Kızıl Deniz’e açılan EYLAT LİMANI ve Akdeniz’in güneydoğu köşesi ASKELON LİMANINI birbirine birleştiren T.I.P yani TRANS İSRAİL PETROLBORUHATTINI İRAN yaptı.
İran bunu neden yaptı?
Petrolünü Akdeniz’e en kısa yoldan ulaştırmak ve Avrupa pazarlarına en az nakliye maliyetiyle petrol satmak için.
Peki şimdi ne durumda?
İsrail bu hattı tersine çevirdi ve Akdeniz’den-Kızıldeniz’e petrol geçirmek için kullanacak.Ayrıca resimde göstermediğim HAP var yani HAYFA-ASKELON BORU HATTI.Hayfa’ya günde gelen 8milyon varil özgürleştirilen Arapların petrolleri sadece Avrupa’ya satılmayacak.Gelişen sanayileriyle sünger gibi petrol çeken Hindistan başta Uzak doğu ülkelerine satılacak.
İRAN’IN BU ALANDA İSRAİL GİBİ BİR RAKİBİ ÇIKTI DEMEK BU.BİR GRAM PETROL ÜRETMEYEN AMA TÜM EKONOMİLERİ SİYASETLERİ ETKİLEYECEK ABD’NİN KORUMASINDAKİ İSRAİL.
İRAN SİZCE NÜKLEER SANTRAL YAPIP URANYUM ZENGİNLEŞTİRDİĞİ İÇİNMİ İSRAİL VE ABD’NİN DÜŞMANI OLDU?
Bu arada Hindistan’da gerçekleşen büyük terör olayını ve Hindistan-İsrail petrol alım anlaşmalarını,ayrıca BOP eş başkanımız ve sayın bakanımızın çok kısa süre önce Hindistan’a gidişlerine dikkatinizi çekmek isterim.Özellikle İngiliz ve Hint basını başta olmak üzere tüm dünya basınında bu terör olaylarından dolayı ne hikmetse Hindistan’ı değil de Batı komşusu Pakistan’ı sorumlu tutulması ilginç değil mi?
ARKADAŞLAR B.O.P OLDUK BİLE.
BÜYÜK ORTA DOĞU ŞEKİLLENDİRİLDİ.
DAHA NE OLACAK Kİ?
Gelelim GOP’a.Yani Genişletilmiş Ortadoğu Projesine.
Yukarıdaki kaynaklardan herhangi birine bakarsınız.
Yazan şu:Rus ve Kazak Petrolü Ceyhan ve İsrail üzerinden Hindistan’a satılacak.Hani bizim BTC’miz vardı?Yani Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol boru hattımız.Sevinmiştik.
Bakın 4.resimde seviniyoruz.
Ama bu Azeri petrolüydü.Kazak-Rus petrolü diyorlar.Bu nereden çıktı?
Bu hat o kadar uzunki borular dolmuyor. Azerbaycan sitelerinde bu konuyla ilgili bir ata sözü dolaşıyor “yemeyenin malını yerler” Türkiye için diyorlar.Neden mi diyorlar?
Bakın neden?
BTC’nin günlük kapasitesi 1milyon varil.
Azerbeycan`daki uluslararası AIOC konsorsiyumunun Azeri-Çıralı-Güneşli sahalarının üretimi günlük 360.000 varil.Tamamını verse yarısından fazlası boş kalır.Birde sen gidip 1992’de Hocali Soykırımı yapan;Kafkasları işgal eden Ermenistan’la futbol bahanesiyle el sıkışırsan alırsın petrolü.
1)Bunun günde 100.000 varillik bölümü Azpetrol`ün Sangaçal terminalinden demiryolu ile Gürcistan`ın Karadeniz`deki Batum limanına gönderiliyor.
2)Günlük 146.000 varili Bakü-Supsa petrol boru hattına veriliyor.
3)82.000 varillik bir kısmı da, her gün Bakü-Novorosissysk petrol boru hattı ile yine Karadeniz`e çıkıyor.
Kalıyor geriye günlük 32.000 varil.
İşte bundan yemeyenin malını yerler diyorlar.
BTC dolmaz.
Türkiye’nin politikasızlığını anlayan Rusya Federasyonu devreye giriyor.
Ruslar kendi petrolünü ve Kazakların petrolünü devreye sokuyor.Böylece Rusya ilk kez sıcak denizlere açılmış olacak.İsrail’in oyununu görüyor ve kendide karlı çıkmaya çalışıyor.Türkiye Kerkük –Yumurtalık Hattını kaybetti,şimdide Baku-Tiflis-Ceyhan Hattını kaybediyor.
Olsun yerine Kazak –Rus petrolü geliyor diyorsanız yanılıyorsunuz.
Neden mi?
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hindistan programı kapsamında Bangalore'de bulunan Güler, yaptığı açıklamada, Türk boğazlarından en fazla 130 bin tonluk gemilerin geçebildiğine işaret ederek, Ceyhan Limanı'na 400 bin tonluk gemilerin yaklaşabildiğini, bunun da Hindistan için büyük bir avantaj sağladığını söyledi.
Türk boğazlarından geçen bir geminin Kızıldeniz'e 39 günde ulaştığını belirten Güler, Ceyhan'dan Hindistan'a petrolün 16 günde taşındığını vurguladı. Güler, bunun da taşıma fiyatında Hindistan'a büyük avantajlar sağlayacağını belirti”
Buraya kadar çok güzel.Ne diyor sayın bakan?
Resimdekini diyor.
Kazak-Rus-Azerbaycan-Kerkük petrolleri Ceyhan’a gelecek,orada harmanlanacak,400 bin tonluk gemilerle Süveyş Kanalı’ndan geçecek Hindistan’a gidecek.
Bu harika ve Türkiye’nin çıkarlarına çok uygun.Hem de boğazların yükünü azaltacak.
Ama bununla kalmıyor ve ekliyor:
"Ceyhan-Kızıldeniz Petrol Boru Hattı için Türkiye, İsrail ve Hindistan enerji bakanları bir ay içerisinde bir araya geleceğiz"
Bu ne;sayın bakan?
“Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler , İsrail Ulusal Altyapı Bakanı Bünyamin Ben Eliezer 'i makamında kabul etti. İki bakan yaklaşık 1 buçuk saat süren görüşmede Akdeniz Boru Hattı 'nı ele aldı.
Güler, hattın üç yılda tamamlanacağını da söyledi.
İsrail Ulusal Altyapı Bakanı Bünyamin Ben Eliezer de, son iki ay içinde Akdeniz Boru Hattı için Rusya ve Azerbaycan 'a geziler düzenlediğini belirtti. Ben Eliezer , 'Proje iyi bir aşamada ve kısa süre içinde iyi bir sonuca ulaşacaktır' dedi.
Türkiye 'den İsrail 'e uzanacak olan boru hattından petrol, doğalgaz, elektrik, su ve fiberoptik geçecek. samsun -Ceyhan 'ın boru hattının devamı olacak hat, Hindistan 'dan Uzakdoğu 'ya uzanacak. İsrail , hattan geçecek petrol için Rusya ve Azerbaycan 'la anlaşmaya vardı.
Kaynak: Kanal B
Bununla ne olduğunu biliyor musunuz?
Adana Ceyhan’dan İsrail Askelon’a boru döşeniyor.Ceyhan’a gelen tüm petrol Askelon’a aktarılıyor.
CEYHAN boruların geçtiği sıradan bir yer oluyor demek.
Yol üzerindeki bir yer.
Ayrıca; Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin suları da İsrail’e yollanıyor yan yana borularla.
Neden?
Zaten Akdeniz’e boşa akıyormuş bu sular.
Size sayın bakanım M. Mete Göknel “Türkiye ve Akdeniz Boru Hattı” adlı raporunu okumanızı öneririm.
Ben yinede her ihtimale karşı özetle yazayım.Yoğunsunuzdur.
Bizim suyumuz bize yetmiyor.
Nüfusumuzun %50 de 0-25 arası genç ve çocuk.Yani talep azalmayacak artacak.
Birde şu tabloya iyi bakınız.
Biz temiz su tüketiminde dünya ortalamasının ne kadar altındayız.Adamlarla antlaşma yapınca kafamıza göre kesemeyiz sularını.Zaten kaç kez açık açık savaşların su yüzünden çıkacağını söylediler ve bu kesinlikle böyle olacak.
Birde fiber optik kablo geçecekmiş ve biz hasret kaldığımız İsrail’e bağlanacakmışız.İsrail’e kimler hasret , göbekten bağlı ve tamamen onların çıkarına çalışıyor ortada.
Ben İsrail’e bağlanmak falan istemiyorum.
Ben sularımı ve bana gelmiş petrolleri değerlendirmek istiyorum.
İsrail’e armağan etmek istemiyorum.
İSRAİL’İN; KAZAK-RUS-AZERBAYCAN PETROLLERİNİN DE DENETİMİNİ ELİNE GEÇİRMESİ DEMEK;İSRAİL’İN TÜM BU COĞRAFYANIN ENERJİ KAYNAKLARINI ELİNE GEÇİRMESİ DEMEKTİR.
İsrail’in hazırladığı haritalarda Aşkelon (New Rotterdam) yazıyorlar.
Araştırdım.Neden New Hamburg değil yada başka bir yerde Rotterdam?
Bakınız neden?
Rotterdam Hollanda'nın batı-güneyinde. Amsterdam'dan sonra nüfus olarak 2. büyük şehirdir, fakat Rotterdam'in yüzölçümü daha büyüktür. Rotterdam, Avrupa'nın en büyük limanını barındırır. Dünyanın dört bir yanından getirilen kargoların kıtaya kuzeyden giriş noktasıdır. İsmini Rotte ırmağından almaktadır. Nüfusun (1 ocak 2007'de: 584.046) yaklaşık yarısının Hollanda kökenli olmadığı bu şehirde, %7,8'lik (45.457) kayda değer bir Türk nüfusu da yaşamaktadır. Rotterdam'in ulusal slogan'i: Sterker door Strijd, yani:Mücadele ederek, daha Güclü olmak
Avrupa kıtasına dünyadan giren tüm mallar buradan giriyor.Yine bile mütevazı davranmış İsrail isim seçerken.
Böyle bir gücün tek bir ülkenin elinde toplanması,hele birde İsrail’in elinde toplanması ne sonuçlar doğurur dersiniz.
Bilmiyorsanız o zaman ben size söyleyeyim.Hatta göstereyim.
Bu GOP demek.
Genişletilmiş Ortadoğu Projesi demek.
BİZE NE Mİ KALIR?
GOP’UN TAM ORTASI KALIR.
İŞTE DUVARLARINA BU RESMİ ASARLAR.
AMA BU KEZ GERÇEĞİNİ.




Kaynak:
*BOP Çerçevesinde Petrolün Yeniden Dağılımı-L.Tufan Erdoğan
*TÜRKSAM-Asya’da Petrol Boru Hattı Oyunu-Boru Hatları - 29 Eylül 2005 - Thomas Immanuel Steinberg-http://www.turksam.org/tr/a522.html
* ve yazının içindekiler



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

12 Ocak 2010 Salı

İRAN’DA TEK TEK BİZDE TOPLU FİZİKÇİ KIYIMI.
Daha birkaç gün önce yayınladık.
İşte bu gün İran’da bombalar patladı.
Siyonist liderler Protokollerini kesintisiz uyguluyor.
Dünyanın kabadayıları coğrafyamızda, Siyonist liderlerin tepeden indirdiği B.O.P eşbaşkanları iktidar.
Unutmayın “sıra bize de gelecek”.
Bundan kaçış yok.
Türk halkının bedel ödeme zamanı geldi.
Uyan Türk halkı.
Bunlar ülkemizde de oluyor.
Daha kötüleri de olacak.


İRAN'DA BOMBALI SALDIRI: 1 PROFESÖR ÖLDÜİran'ın başkenti Tahran'da düzenlenen bombalı saldırıda bir profesörün hayatını kaybettiği bildirildi.
İngilizce yayım yapan Press TV'nin flaş haberinde, Mesud Muhammedi adlı üniversite profesörünün uzaktan kumanda ile patlatılan bomba ile öldürüldüğü duyuruldu.
PROFESÖRÜN NÜKLEER ENERJİ UZMANI OLDUĞU AÇIKLANDI
İran'da bombalı saldırıda hayatını kaybeden profesörün nükleer enerji alanında uzman olduğu bildirildi.
Tahran Genel Savcısı Abbas Caferi Devletabadi, bu sabah başkentte bir bombanın uzaktan kumandayla patlatılması sonucu hayatını kaybeden Prof.Dr. Mesud Ali Muhammedi'nin, Tahran Üniversitesi ve Malik Eşter Üniversitesi'nde öğretim üyesi olduğunu açıkladı.
Devletabadi, "Prof.Dr. Muhammedi, nükleer enerji uzmanıydı. Saldırıyı gerçekleştirenler ya da herhangi bir zanlı henüz yakalanmış değil" dedi.
Saldırının sebebi ve hedefinin şimdilik bilinmediğini kaydeden Devletabadi, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğünü söyledi.
Bu arada başka bomba ihtimali üzerine olay yerinin güvenlik kordonuna alındığı belirtilirken, olayda yaralananlar olabileceği de ifade edildi.
İRANLI NÜKLEER FİZİKÇİ UZAKTAN KUMANDALI BOMBA İLE ÖLDÜRÜLDÜ
İran'ın önde gelen nükleer fizikçilerinden Tahran Üniversitesi öğretim görevlisi Mesud Ali Muhammedi, Tahran'daki evinin önünde bir motosiklete yerleştirilen uzaktan kumandalı bomba ile öldürüldü. İRAN RESMİ HABER AJANSI IRIB OLAYIN SORUMLUSUNUN ABD VE İSRAİL OLDUĞUNU ÖNE SÜRDÜ. Olay sırasında çevredeki bazı araçların zarar gördüğü, binaların da camlarının kırıldığı açıklandı.
Nükleer programından dolayı başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin yoğun baskısı altında bulunan İran, barışçıl amaçlarla programı sürdürdüğünü, dolayısıyla bundan vazgeçmelerinin söz konusu olamayacağını belirtiyor.
Batılı ülkelerin yanı sıra İsrail İran'ın nükleer silah peşinde olduğunu öne sürüyor. İsrailli liderler ise sık sık İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırı düzenleyebilecekleri tehdidinde bulunuyor.
Geçtiğimiz yıl ortalarında da başka bir İranlı nükleer fizikçi ŞAHRAM AMİRİ, hac için bulunduğu Suudi Arabistan'da kaybolmuş, Tahran, ABD'nin Amiri'yi kaçırdığını öne sürmüştü.
Tahran Savcısı, Muhammedi'nin Tahran Üniversitesi'nde nükleer fizik dersleri verdiğini belirtirken, Muhammedi'nin İran'ın geliştirdiği nükleer programın içinde olup olmadığı konusunda bilgi vermedi.
İran basını Muhammedi'yi 1979 İslam devriminin en önde gelen savunucularından biri olarak adlandırıyor.
Son günlerde rejim ile muhalifler sık sık karşı karşıya geliyor ve bazı İranlı basın yayın organları Muhammedi'nin öldürülmesinin muhaliflerle ilgili olabileceğini öne sürüyor.
Temmuz ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Mahmud Ahmedinejad ikinci kez kazanınca muhalifler sokağa dökülerek, seçimlere hile karıştırıldığını iddia etmişti. Zaman zaman yeniden alevlenen gösteriler sırasında şu ana kadar çok sayıda kişi hayatını kaybetti.
İRAN TELEVİZYONU: BOMBAYI YERLEŞTİRENLER SİYONİST-AMERİKAN AJANI
Evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Mesud Muhammedi, nükleer fizik dersi verdiği belirtildi.
İran medyası, Mesud Muhammedi'nin evinin önüne bomba koyanların Siyonist-Amerikan ajanları olduğunu öne sürdü. 'İslam devriminin sağdık destekçisi' olarak nitelendirilen Muhammedi'nin bir motosiklete yerleştirilen uzaktan kumandalı bombayla öldürüldüğü açıklandı.


ve hatırlayalım:



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

10 Ocak 2010 Pazar

MOSSAD-CİA TÜRKİYE'DE DE 
BİLİM ADAMI AVINDA

BİLİM ADAMLARINI KORUYAMAYAN BİR  İSTİHBARATIN/T.S.K'NIN OLDUĞU BİR ÜLKE GELİŞEMEZ
ŞİMDİ NÜKLEER FİZİKÇİLERİMİZ AVLANIYOR.
İSTİHBARAT,T.S.K UYUYOR MU?
TABİ ARINÇ BEYE SUİKASTLA UĞRAŞIYOR.
ARINÇ'I KİM NE YAPASIN.
SİZ BİLİM ADAMLARIMIZI KORUYUNUZ.










Çok kısa bir haber:
MOSSAD AVCI, MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI AV





500'den fazla Müslüman bilim adamı ve profesör İsrail'in Mossad istihbarat ajansı tarafından katledildi
Irak'ta yayınlanan El Bayna gazetesinin haberine göre, cinayetler, "Siyonist rejim"le işbirliğini reddeden Iraklı nükleer uzmanlar ve üniversite profesörlerinden kurtulma misyonunun bir parçası.


Gazete haberinde "Cinayetler Mossad ve ABD Savunma Bakanlığı - Pentagon tarafından gerçekleştirildi" denildi.
Bugüne kadar 350 bilim adamı ve 200 profesör sadece bu mezalimleri işlemek üzere Irak'a konuşlandırılan İsrailli Mossad komandoları tarafından gizlice katledildi.
Gazetede yer alan bir başka iddia ise "ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre, bu cinayetler, Washington'un Iraklı bilimadamlarını ABD ile işbirliğine ikna etme girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine gerçekleşti." şeklinde.
ABD'de yaşayan birçok uzman da (bu işbirliği) tekliflerine uymayı reddetti ve kaçtı. Başka ülkelere sığınmaya çalışıyorlar. İşbirliği yapanlar ise ABD'li yetkililerin ellerinde çok yorucu sorgulamalar ve hatta işkencelere maruz kaldılar.
İSRAİL BU BİLİMADAMLARINI TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR


Gazetenin haberinde, Tel Aviv'in bu bilim adamlarını "Siyonist rejimin" güvenliğine bir tehdit olarak gördüğü ve bunu halletmenin en iyi yolu olarak sıkıntı veren entelektüellere suikast düzenlemeye karar verdiği kaydediliyor.
Böyle bir uygulamaya yedi ay önce onayını ifade eden Pentagon, İsrailli komandolara destek gönderdi, ayrıca hedefteki öldürülecek olanlar hakkında tam kişisel kayıtları onlar (İsrailli komandolar) için tedarik etti.
Bilim adamları evlerinden uzakta sahneye konan senaryolarla katledildi. Bunda, Irak'ta her gün gerçekleşen düzenli beklenen bombalı saldırılardan istifade edildi.

İNTİHAR MI, CİNAYET Mİ?
ASELSAN MÜHENDİSLERİ NEDEN ÖLDÜ?

ASELSAN’da üç mühendis peş peşe intihar etti. Jandarma raporu, ‘her birinin farklı yöntemlerle intihar ettiği’ni yazdı. Bunun üzerine savcılık dosyayı kapattı. Ancak Adli Tıp’ın raporu, gözleri yeniden bu üç mühendise çevirdi. Çünkü bu rapora göre, ölümlerden biri şüpheliydi. ASELSAN mühendisleri planlı bir cinayetin kurbanı mı? Daha da önemlisi, mühendisler hangi projelerde çalışıyordu?

Emrullah Erdinç / TEMPO

Tarih 7 Ağustos 2006. Üç gündür kendisinden haber alınamayan, ASELSAN’da çalışan makine mühendisi Hüseyin Başbilen’in otomobili, Ankara Pursaklar Ayancık yolu üzerinde bulundu. Başbilen, şoför koltuğunda kanlar içinde yatıyordu. 30 yaşındaki elektrik mühendisi Hüseyin Başbilen çoktan ölmüştü. Arabanın ön sağ koltuğunda, genç mühendisin yazdığı intihar mektubu ve alyansı bulundu. Otomobilin içinde, yerde, ucu kanlı ve üç santimetre açık olan falçata vardı. Jandarmanın tutanağına göre; maktulün sol bileği iki santimetre, boynunun sol tarafında iki santimetre falçatayla kesilmişti. Ölüm sebebi olarak kan kaybı gösteriliyordu. Jandarma, otomobilin içinde yaptığı aramada Başbilen’in çantasını da buldu. Soruşturma kapsamında elde edilen bilgilere göre çantada, Başbilen’in üzerinde çalıştığı milli tank projesiyle ilgili sunumların olması gerekiyordu. Ama bu dosyalar bulunamadı.
      
     Çantadaki kayıp belgeler

      Başbilen, ölümünden üç gün önce, 4 Ağustos 2006’ta, ASELSAN’da, Türkiye’nin savaş teknolojisinde dış bağımlılığını ortadan kaldıracak çalışmalarına ilişkin bir sunum yapacaktı. ODTÜ mezunu makine mühendisi Başbilen, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki üst rütbeli subaylarla uzun süredir ‘milli tank’ projesi üzerinde çalışıyordu. Sunumun ardından proje onaya gönderilecekti.
      Başbilen, o gün cep telefonunu evde bırakmıştı. Akşam eve dönmeyince, eşi, ASELSAN’ı aradı. Gülsen Başbilen, eşinin işe gelmediği yanıtını alınca, polise Hüseyin Başbilen’in kayıp olduğunu bildirdi. İntihar haberi üç gün sonra geldi. Başbilen, “Elveda'' diye başladığı son mektubunda karısından hakkını helal etmesini istemişti. Açılan soruşturma, ‘normal intihar vakası’ ibaresiyle savcılık tarafından kapatıldı. Ama Başbilen ailesi, onun intihar ettiğine inanmadı ve dosyanın kapatılmasına itiraz etti.
      Başbilen, 10 yıldır ASELSAN’da çalışıyordu. Birçok projenin içinde yer almıştı. Özellikle SUİKAST SİLAHI ‘KANAS’ ÜZERİNDE UZMANLAŞMIŞ BİR İSİMDİ. İMZA ATTIĞI PROJELER ARASINDA F-16 SAVAŞ UÇAKLARINDA SİNYAL KIRICI SİSTEMİ DE BULUNUYORDU. BAŞBİLEN, TANK PROJELERİ ÜZERİNDE DE ÇALIŞMAYA BAŞLADI. Bu arada MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI, ŞUBAT 2006’DA, YURTDIŞINDAN 1000 ADET TANK ALIMINI KAPSAYAN ‘YENİ NESİL TANK ALIMI PROJESİ’NDEN VAZGEÇTİ. Yerine, ASELSAN ile ‘milli tank’ projesi çalışması başlatıldı. Başbilen bu çalışmalarda gönüllü yer aldı; sinyalizasyon ve sofistike elektrik aksam konusunda projeler geliştirdi.
      
     Evlenmek üzereydi

      ASELSAN’ı sarsan ikinci haber, 17 Ocak 2007’de geldi. Bu kez intihar eden Halim Ünsem Ünal’dı. ASELSAN’da bir süre çalıştıktan sonra görevinden ayrılan Ünal’ın cesedi, Ankara’da Eymür Gölü kenarında bulundu. Otopsi raporuna göre Ünal, kafasına sıkılan tek kurşunla ölmüştü. Bu vaka da savcılık dosyasına ‘intihar’ olarak geçti. ÜNAL ÖLDÜĞÜ GÜN, SAVUNMA SANAYİ İLE İLGİLİ BİR SEMİNERE KATILACAKTI.
      Ünal, ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden, 2000 yılında ‘şeref öğrencisi’ unvanıyla mezun oldu. Mastırını tamamlayarak aynı bölümde doktorasına devam etti. Genç mühendis, ASELSAN’ın yan kuruluşu Mikes’te elektronik mühendisi olarak çalışmaya başladı. F-16 SAVAŞ UÇAKLARININ MODERNİZASYONUYLA İLGİLENİYORDU. Yurtdışında savaş teknolojileri alanında çalışan şirketlerden iş teklifleri alıyordu. Ama hepsini geri çevirdi. Mikes, Ünal’ı önemli bir göreve atadı; 2011 yılına kadar Amerika’da kalarak Türk - Amerikan ortak yapımı F-16 savaş uçaklarının modernizasyonunda çalışacaktı. Ünal’ın ölümünde asıl şüphe çeken durum, onun birkaç gün içinde evlenecek olmasıydı. Cesedi 17 Ocak’ta bulunmuştu. Düğünü ise üç gün sonra, 20 Ocak’taydı. Gerçi Ünal, 15 gün kadar psikolojik tedavi görmüştü, ama düğüne üç gün kala intihar etmesine bir anlam verilemedi.
      
     Atladı mı, itildi mi?

      Ünal’ın ölümünden dokuz gün sonra yeni bir intihar vakası polise bildirildi. İntihar eden yine ASELSAN mühendislerinden biriydi. ODTÜ mezunu Elektrik Mühendisi Evrim Yançeken, 26 Ocak 2007’de, Ankara Batıkent’te oturduğu binanın arkasında ölü bulundu. Olay yeri incelemelerine göre; 26 yaşındaki Yançeken, oturduğu apartmanın yedinci katından atlamıştı. Yançeken’den geriye bir intihar mektubu kaldı. Mektubunda, “Artık dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. İntiharımdan kimse sorumlu değil'' yazmıştı. Onun da dosyası ‘normal intihar’ ibaresiyle kapatıldı.
      
     Hepsi şifre çözücüydü

      HÜSEYİN BAŞBİLEN, HALİM ÜNSEM ÜNAL VE EVRİM YANÇEKEN, ÖZELLİKLE ŞİFRE ÇÖZME KONUSUNDA UZMAN MÜHENDİSLERDİ. ASELSAN mühendisleri, UÇAK TANIMA SİSTEMLERİNİN ‘MİLLİLEŞTİRİLMESİ’ VE ABD GÜDÜMLÜ ELEKTRONİK SİSTEMLERİNİN KONTROL DIŞI BIRAKILMASI ÇALIŞMALARINI YÜRÜTMÜŞLERDİ. Üç mühendisin üzerinde çalıştığı ikinci proje daha da önemliydi: Amerika, başta Türkiye olmak üzere birçok ülkeye her yıl geliştirdiği yeni silah teknolojilerini satıyor. Sattığı teknolojinin kontrolünü ise bırakmıyor. ABD İSTEDİĞİ ZAMAN, UYDULAR ARACILIĞIYLA VERİLEBİLEN TALİMATLA, UÇAKLARI SAVAŞ DIŞI BIRAKABİLİYOR. İşte, ‘intihar’ ettikleri ileri sürülen bu mühendisler, ALTI AY GİBİ KISA BİR SÜREDE, UÇAK TANIMA SİSTEMİNİN HÂKİMİYETİNİ TÜRKİYE LEHİNE ÇEVİRMEYİ BAŞARDI. Aynı zamanda ABD’nin uydular aracılığıyla gönderdiği sinyallerle savaş araçlarını saf dışı bırakma sistemini de çökertti.
  


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."