MHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2013 Salı

B.O.P'UN SOL BACAĞI-YENİ CHP EŞ BAŞKANI İLAN ETTİ-SAĞ BACAK HİKAYEDEN BAĞIRIYOR

BOŞUNA CHP'NİN BAŞINA GETİRİLMEDİ.
GÖREVİNİ YAPIYOR.
UYANMAYANLAR,UYARMAYANLAR,CHP'Yİ TESEV'E TESLİM EDENLER UTANSIN.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

5 Kasım 2012 Pazartesi

MHP KADERİNİ AKP YE BAĞLADI



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

5 Ağustos 2012 Pazar

AKP'Yİ AYAKTA TUTAN MUHALEFET YALANI


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

13 Haziran 2012 Çarşamba

10 Haziran 2012 Pazar

TERÖRÜ MASADA ÖDÜLLENDİRMEK

  



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

24 Nisan 2012 Salı

YANILMALAR



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

29 Mart 2012 Perşembe

TEBRİKLER MHP


AKP-MHP YARIŞTI.

İMAM HATİPLERİN ORTA KISIMLARI AÇILIYOR.

ÜLKENİN DÖNÜŞÜMÜNDE EN BÜYÜK ADIM ATILDI.

AKP TAMAM DA TEBRİKLER MHP.
88 YIL SONRA EMPERYALİZM BAŞARDI.
AYI TUTTURDU AMA 26 GÜN GECİKTİ.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

23 Haziran 2011 Perşembe

SEÇİM SONRASI MHP’YE BAKIŞ
Seçimlerden sonra insanları öfke ve birilerini suçlama telaşı sardı. Oysa ben bu sonuçları poliyanacılığa kaçmadan olabilecek en iyi sonuçlar olarak görüyorum. Bunu MHP ve CHP için ayrı bölümler olarak yorumlayacağım.
Bu bölümde MHP için seçim sonuçlarının getirdikleri nelerdir? Bunu ele alacağım.
Genelde iki hata yapılıyor.
1.AKP’ye muhalif CHP ve MHP’nin aldığı sonuçlar başarı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
2.Partilerin içerisinde çıkması muhtemel muhalif hareketler engellenmeye çalışılıyor.

Hata alınan sonuçlar her iki parti içinde HEZİMETTİR. Hezimettir kelimesine seks kasetleriyle altüst edilmiş ve baraj altına düşmekten sağ/sol bilinçli seçmenin desteğiyle kurtulmuş MHP’den bir tepki gelmiyor. Fakat hala kasetlerin kimler tarafından ortaya çıkarıldığı tartışılıyor. Bunu tartışmak yerine iki kaset izleyip partisini terk eden seçmenini yargılamalı ve tarikatlarla olan yakın temasını biran önce keserek Atatürk milliyetçiliğine dönmelidir. Seçimlere günler kala “…………. tarikatı MHP’yi destekleyecek” şeklinde çıkan haberler, MHP ye yakın gazetelerde ve tv de gururla sunulacağına “biz tarikatlara şeyhlere şahlara karşıyız. Onlardan oy falan istemiyoruz” diyebilme cesaretini göstere bilse onlardan alacaklarını sandıkları oylardan fazlasını alırlardı. Oldu ki ben AKP varken hiçbir tarikatın MHP ye oy verdiğine inanmıyorum. Tamamen geleceğe yatırım. Yarın meydana gelecek gelişmelerde MHP içerisinden AKP’ye tepkileri kırabilmek için sızma hareketinden başka bir şey değil. Oy veren falanda yok, zaten neticede ortada. Kemikleşmiş oyu var dediğimiz MHP daha önce baraj altında kaldığı gibi tarikatlarla koltuk temasını kesmezse her zaman iki kasette altüst edilecek kaygan bir zeminde hareket eden parti durumundan kurtulamayacaktır.Bbaraj endişesi ve tarikatları ürkütme korkusundan siyaset üretemeyecektir vede üretememektedir.
            Her şeyden önemlisi de MHP artık kaseti falan bırakıp genel başkan üzerinde tartışmaya başlaması gerekmektedir.Bahçeli’nin başarısız olduğundan değil,tarikatlara net tavır koyacak yeni bir lider bulmalıdır.Değişim bu tavrı da getirir ve MHP’yi görünüşte değil özde Atatürkçü bir çizgiye sokar.MHP’de  bu değerlerde çok sayıda siyasetçiler mevcuttur.
Kamuoyunda yer etmiş kişilerin önü  “yarın koltuğumu sallar” diye kesilmemelidir. Aksi taktirde tarikatların boyunduruğundan MHP kurtulamaz, o zamanda Atatürk milliyetçisi değil ama tam bir Arap milliyetçisi olur. Arap milliyetçilerini içerisinde barındırdığı sürece de hiçbir şekilde AKP ile mücadele edemez.
            Özetle;12 Haziran 2011 seçimlerinden %10 barajının altına düşmeden ama tam bir hezimete uğrayarak çıkmış MHP bunu bir fırsat olarak bilmeli ve genel başkanından başlayarak Atatürk milliyetçiliğinde yapılanmasını hızla başlatmalı, tüm tarikatlarla bağını koparmalıdır. İşte o zaman %20 ler mertebesinde kemikleşmiş oya sahip olacaktır. Atatürkçü çizgide yapılandığı taktirde (hele ki ülkeniz ayrıştığı bu dönemde) tam bir merkez parti olacak ve yeni projelerle çok daha yüksek oy oranlarına ulaşa bilecektir. Bu seçim sonuçları baraj altına düşmeden olması ; görebilme adına MHP için tam bir yapılanma fırsatı doğurmuştur. %18 oy almış MHP’de bunu görmek mümkün olmazdı. Tabi ki değerlendirilirse.
Saygılar.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME:

MHP'İ BAŞARISIZ KILAN ZİHNİYET BU İŞTE.

Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halifelik makamını tekrar oluşturması gerektiğini söyledi.
“Birinci Cihan Harbinde Halife Abdülmecid, Arap ülkelerini Çanakkale’ye davet ediyor. Kafirler bize saldırdı Cihat ilan ediyorum gelin diyor. Arap ülkelerinin şeyhleri şunu söylüyor ‘Bu bir cihat değil.’ Neden. Çünkü sende yetkili bir adam değilsin diyorlar Halife Abdülmecit’e Neden. Seni biz seçmedik ki. Yavuz Sultan Selim Halifeliği kılıç zoruyla getirdiği için İslam’a karşı bir hata yapmıştır. Halifelik kılıç zoruyla elde edilebilecek bir güç değil ki. Neden efendimizin sünnetinde bu yok. Benden sonra şu gelecek demiyor. Ne oldu halifelik saltanat haline geldi. Dünyada lideri olmayan tek din İslam dini. Bakın bu çok öneli bir şey. Bir milyarın üzerinde Müslümansız. Liderimiz yok. Katoliklerin var. Protestanları var. Musevilerin var. Otodoksların var. Müslümanların yok. Bunun için bütün savaşlar Müslümanların ülkelerinde oluyor dikkat ederseniz. Afganistan, Pakistan, Hindistan, Kuzey Afrika. Bunları bu son toplantıda söylemek zorundayım. Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisinde saltanatı kaldırmıştır. Halifeliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine bırakmıştır. Bu gün Ankara’da bulunan 550 parlementerimizin 550’si de halife makamındadır. Ama onlar taşıdıkları değerin haberinde bile değiller. Bu ülkede bu konuşulmalı artık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Halifelik makamını tekrar oluşturmalı. Halifeyi seçmeliyiz. Bu bizim seçme hakkımız. Bu doğuştan kazanılan haklardan. Bizler netice itibariyle Edremit’te demokrasiyi kuramaz isek böyle büyük ideallerin insanı olamayız. Dünyada bizim dini kimliğimizi temsil eden bir lider yok değerli Edremitliler. Müslümanların lideri yok. Ortodoksların, Katoliklerin var, Musevilerin var. Her dinin ve mensuplarının liderleri var. Ama biz Müslümanların yok. Biz başsız ve kimsesiziz. Neden bu tartışılmıyor bu ülkede. Bazı güçler bunu istemiyor. Ne olur bu olursa İslam aleminde birlik ve beraberlik sağlanır. Hilaf konusu olan mevzularda ne olacak görüş alınacak. İcmail Ümmet sağlanacak. Ne olacak halifelik makamında olan Müslümanların dini lideri Müslüman topluluklar, Müslüman devletler arasındaki itilafları açıklayacağı görüş ve fetva ile ortadan kaldıracak. Savaşlar Müslümanların topraklarında olmayacak. Müslümanlar ölmeyecek. Türkiye’nin yaşadığı terör belasıyla ilgili, İslam devletlerinin seçtiği halife dese ki ‘Kardeşin kardeşi öldürmesi katilliktir. Öldüremezsiniz. Cennette yer bulamazsınız. Kıyamete kadar cehennemde kalacaksınız.’ Etkileyici olur mu olmaz mı arkadaşlar. Olur. Bal gibi de olur. Ölenler, Askerlerimiz şehit Müslüman. Peki Terörist ne? Teröristler Musevi mi? Hıristiyan mı? Mecusi mi? Bunları sorgulamak lazım artık” diyor.

22 Mayıs 2011 Pazar

MHP'YE ŞANTAJ

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

31 Ocak 2011 Pazartesi

MHP’YE KARŞI PSİKOLOJİK OPERASYON YAPILACAK MI?


12 Haziran seçimleri öncesinde Milliyetçi Hareket Partisine yönelik olarak AKP kaynaklı çok katmanlı ve boyutlu psikolojik operasyonlar gerçekleştirileceğine dair yaygın bir kanaat toplumun ve siyasetin değişik kesimlerinde oluşmuş görünüyor. Merkez medyanın bazı yazarları da MHP’ye yönelik AKP psikolojik operasyonlarını seslendirmeye başladılar. S. Önkibar, 28 Ocak 2011 tarihli Yeniçağ gazetesindeki “MHP’ye bu çamurlar atılacak” başlıklı yazısında AKP’nin gerçekleştirebileceği muhtemel psikolojik operasyonları sistemleştirdi. MHP Genel Merkezi de MHP teşkilatlarını ve kamuoyunu AKP psikolojik operasyonları konusunda uyardı. Bugün AKP’nin MHP’ye yönelik olası psikolojik operasyonlarının analizini gerçekleştirmek istiyorum.
Siyasette muhalif bir partinin oy tabanını etkilemek ve oyunu almak amacı ile yapılan “olumsuz” propaganda çalışmaları meşrudur. Hatta, yerel düzeyde teşkilatların “bel altı” vuruşları olarak nitelendirilen “taktik” düzeydeki psikolojik operasyonları da hoş olmasa bile meşruluk sınırları içinde kabul edilir. Ancak siyasette meşru olmayan rakip partiye karşı gerçekleştirilen ve olumsuz propagandanın sınırlarını aşan ve “stratejik” düzeyde yapılan psikolojik operasyonlardır.
Stratejik düzeyde psikolojik operasyon çok kapsamlı bir politik-psikolojik istihbarat çalışmasını ve örgütlenmesini, çok geniş ekonomik kaynakları, büyük medya imkanlarını ve operasyonu yürüten bir profesyonel karargahı gerektirir. Bu imkanlara bir parti sahip olamayacağı için ancak iktidardaki parti devletin istihbarat ve polis imkanlarını kullanarak yapabileceği operasyonlardır. Tekrar edelim: Stratejik düzeyde psikolojik operasyonlar demokratik hukuk devletlerinde siyasette meşru kabul edilmeyen operasyonlardır.
Stratejik düzeyde olabilecek kadar kapsamlı ve bir siyasi partiyi bütün olarak kapsayan psikolojik operasyonları ancak iktidardaki bir parti gerçekleştirebilir. Eğer muhalefetteki bir parti, iktidar partisine karşı ve/veya diğer muhalefet partilerine karşı stratejik düzeyde psikolojik operasyon gerçekleştirebiliyor ise büyük bir ihtimal ile arkasında ya bir iç ve de dış istihbarat servisinin büyük desteği vardır. Teorik olarak mümkün olmakla beraber bu tür bir operasyon gerçek yaşamda çok küçük bir ihtimaldir. 
Bu genel çerçeveyi ortaya koyduktan sonra; AKP ile ilgili bazı temel verileri de ortaya koymalıyız. AKP, Türkiye’yi milli-üniter devletten etnik federal devlete, parlamenter demokrasiden başkanlık rejimine sürüklemeyi hedeflemektedir. İktidar partisinin bu projesinin önündeki son engel MHP’dir. AKP’nin MHP politikasının özünü MHP’nin önce parlamento dışına itilmesi, sonra başlatılacak “MHP-Ergenekonu” diyebileceğimiz bir operasyon ile Türk milliyetçilerinin Türkiye’yi etnik-federasyon üzerinden bölünmeye götürecek sürece direnmelerini engellemek oluşturmaktadır.
Bu son engelin aşılması amacı ile AKP, MHP’ye karşı sistemli ve yavaş yavaş gelişerek yoğunlaşan bir stratejik psikolojik operasyonu yürürlüğe koymuştur. Bu operasyonların bir kısmı halen yürümekte ve seçimin hemen öncesinde kamuoyu gündemine yoğun bir basın/yayın kampanyası ile taşınması öngörülmektedir.
AKP iktidarının nelere tevessül edeceğini göstermek açısından bazı örnekleri sıralayalım. *Hatay/Dörtyol’da çıkan olaylardan sonra bir ilçe Ülkü Ocakları Başkanının değişik zamanlarda yapmış olduğu telefon görüşmelerinin kes-birleştir yöntemi ile yepyeni bir konuşma haline getirilmiş ve basına sızdırılmıştır.

*Malatya’da Hıristiyan misyonerlere karşı işlenen Zirve Kitabevi katliamı ile MHP ilişkilendirilmeye çalışılmıştır.
Bir başka suçtan hapishanede yatan bir kişi, savcıya başvurarak, dönemin Malatya MHP il başkanı, Malatya Ülkü Ocakları Başkanı ve kendisini “tümgeneral” olarak tanıtan bir kişinin katliamı yapmasını kendisine önerdiklerini iktidara yakın Bugün gazetesinde 7 Temmuz 2008’de “Katliam planı MHP il binasında yapıldı” başlığı ile açıklanmıştır. İçişleri bakanlığında bir MHP’li belediye başkanına baskı yapılarak AKP’ye geçmeye zorlandığına dair haberler son günlerde gündeme gelmiştir.
Unutmayalım ki AKP iktidarı muhalif olarak algılananlara karşı psikolojik savaş dönemi olmuştur.
*Bugünlerde adı çok geçen Albay Arif Doğan ilk yakalandığı zaman deposundan 248 el bombası çıktığı, ABD’deki kızının 1 milyon dolar yolladığını gösteren banka cüzdanı çıktığı günlerce gazetelerde yer almıştı. Sonra öğrendik ki aslında bir tane el bombası bile çıkmamıştı. Yollanan para ise 10 ayda 10 bin dolardı. Yeniçağ’da köşe yazarı olan Vedat Yenerer’in evinden çıkmayan tabancayı çıkmış gibi tutanağa kaydedilmiş, antika ve artık silah niteliğini yitirmiş olan tüfek “vahim tüfek” diye kaydedilmiştir.

Benzeri yüzlerce psikolojik operasyon,
*Genç ve pırıl pırıl bir teğmeni suçlu göstermek için telefonuna Hizbuttahrir üyesi bir kişinin telefon bilgilerinin yüklenmesine kadar uzanmıştır.
Bütün bu örnekler MHP’ye yönelik AKP’nin devlet imkanları ile desteklenen stratejik psikolojik harekatın hangi boyutlara ulaşabileceğinin ipuçlarını vermektedir. Ancak MHP’ye karşı operasyon planlayanların bilmesi gereken bir husus vardır. MHP herhangi bir parti değildir. MHP, 12 Eylül öncesinde bölücü çevrelerin “MHP-kontrgerilla-Türkeş” şeklindeki ahlaksızca psikolojik operasyonlarına ve fiziksel yok etme saldırılarına, daha sonra 12 Eylül yönetiminin politik-ideolojik ve psikolojik operasyonlarına direnmiş ve bunları aşmış bir siyasal harekettir.
Özetle, MHP’ye karşı meşru olmayan kapsamlı bir politik-psikolojik saldırı gerçekleşecektir. Söylenecek yalanlar, atılacak iftiralar, karalamalar, üretilmiş belgeler, çarpıtılmış bilgiler gündemi işgal edecektir. Bu saldırıları aşmanın yolu, safları sıklaştırmak, yalanları göğüslemek, doğru bilgiye ulaşmak, doğru bilgileri ülkücü hareket ve seçmen ile bitip tükenmek bilmeyen bir hızla ve etkinlikle paylaşmaktır. Yaşadığımız Türkiye, duyduğumuz her şeyin doğru, gördüğümüz her şeyin gerçek olduğu bir Türkiye değildir.
Türkiye’yi, 1978’de TİKKO’cular tarafından İstanbul’da alçakça katledilen beş ülkücü işçinin cenazesine davet edildikleri halde gelip bir cenaze namazı kılmayı reddeden bir kadro yönetmektedir. Hangi psikolojik operasyon yapılır ise yapılsın Ülkücü Hareket bunu asla unutmayacaktır.
Ümit ÖZDAĞ
 NOT:
MHP'li olalım yada olmayalım,AKP-ABD faşizmine karşı durmak için dalında uzman Ümit hocanın bu uyarılarına dikkat edelim ve medya gücünün halkımız üzerindeki tahribini en aza indirgemek için bu uyarıyı mümkün olduğunca yayalım.Bu yazılanlar bir çok yazar tarafından dillendirilen ciddi beklentilerdir ve zaten bu süreç başlamıştır.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

29 Ekim 2010 Cuma

MHP 'Yİ BİTİREN ZİHNİYET

Tam MHP toparlıyor.Fettullah'ın  desteğiyle vuku bulan emperyalist saldırıya karşı duracağını ve içindeki Fettullahçı kadrolardan arınacağını,gerçek Türk Milliyetçisi olacağını beklerken bu talihsiz açıklama geldi.
Fettullah geri adım atmaz ama görülen o ki koltuk uğruna MHP geri adım atıyor.
tek söylenecek söz var:
YAZIKLAR OLSUN

25 Ekim 2010 Pazartesi



İKTİDARIN TÜRBAN TUZAĞINA DÜŞÜLMEYİNCE GERÇEKLER GÖRÜNÜYOR

DEPREM PARALARI SIR OLDU!
11 yıldır vatandaştan ‘deprem vergisi’ adı altında para toplandığını, ancak bu paranın ortada olmadığını belirten MHP’li Serdaroğlu, “Nereye harcandı, bunu Sayıştay bile bilmiyor. 30 milyar lira kayıp” dedi.

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, 1999 yılından bu yana vatandaşlardan deprem vergisi adı altında 30 milyar lira toplandığını ancak bu paranın ortada olmadığını belirterek, “Bu paralar nereye harcandı, bunu Sayıştay bile bilmiyor. Millet 11 yıldır deprem için vergi ödüyor, ödediği 30 milyar lira ortada yok” dedi. Hükümet, bu hafta da Meclis Genel Kurulu’nun gündemini oluşturacak Sayıştay Kanunu teklifiyle, devlet kurumları ve belediyelerin kamu kaynaklarını doğru ve etkin kullanıp kullanmadığına ilişkin denetim yetkisini Sayıştay’dan alırken, MHP’li Serdaroğlu’ndan da Sayıştay’a görevini yapmadığı eleştirisi geldi.

TBMM adına denetim yapan Sayıştay’ın temel işlevinin hesap verebilme ve saydamlığı, kamu kaynaklarının etkin, verimli ve tutumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamak olduğunu dile getiren Serdaroğlu, bunun yolsuzlukların önlenmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Serdaroğlu bu kapsamda, 1999 depreminden bu yana, iletişimden, şans oyunlarına kadar 11 yıldır vatandaşların ödediği deprem vergilerinin akıbetini de gündeme getirdi. 11 yıldır vatandaşın deprem vergisi altında 30 milyar TL ödediğini belirten Serdaroğlu, “Bu paralar nereye harcandı, kalan para nerede? Bunu Sayıştay dahil kimse bilmiyor. Millet 11 yıldır deprem için vergi ödüyor, ödediği 30 milyar TL ortada yok. Ama bu parayı buhar eden AKP maalesef hala iktidarda” dedi.
AKP araştırmaları engelledi
Yolsuzluk iddialarının en çok gündeme geldiği bir başka konunun da özelleştirme uygulamaları olduğuna işaret eden Serdaroğlu, Türk Telekom özelleştirmesini hatırlattı
. Türk Telekom’un yüzde 55 hissesinin Lübnan’ın Başbakanı Saad Hariri’nin ailesine ait Oger firmasına 6.5 milyar dolara satıldığını ifade eden Serdaroğlu şöyle dedi: “Bu ihalenin süreci ve yaşananları madalyonun bir yüzünü oluştururken diğer yüzünü ise 6.5 milyar dolarlık satış bedeli oluşturuyor. Telekom 17 milyon abonesinden ayda 170 milyon yılda 2 milyar TL elde ediyor. Bu rakamlar Telekom’un sadece 4 yıllık sabit ücret gelirine satıldığını ortaya koyuyor.” Bu ve benzeri icraatların Sayıştay, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve Devlet Denetleme Kurulu’nca denetlenmesi gerektiğini ifade eden Serdaroğlu, “Ancak iktidar sayısal üstünlüğüne ve yandaş kadrolarına güvenerek bugüne kadar bu tür araştırmaları hep engelledi” diye konuştu.
yeniçağ'ın haberi

2011’DE REKOR VAR
Geçen yıl 207 milyon lira ayrılan örtülü ödenekten 342 milyon lira harcanmıştı. 2011 için ayrılan ödenek ise 500 milyon!
Örtülü ödenek rekora koşuyor
CHP’nin daha önce ‘örtülü’ hakkında veridiği soru önergesini cevaplayan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, örtülü ödeneğin Başbakan ve ailesinin kişisel harcamaları için kullanılamayacağını söylemişti.
Başbakanlık 2010’da 230 milyon liralık örtülü ödeneği ilk 8 ayda aştı. TBMM’ye sunulan bütçe tasarısı, Başbakanlığın, Ağustos ayı sonu itibariyle geçen yılın tamamında yaptığı örtülü harcamasının yüzde 68’i oranında ödenek kullandığını gösterdi. 2009 bütçesinde örtülü ödenek için 207 milyon liralık ödenek ayrılmış, ancak yıl sonu itibariyle bu hesaptan yapılan harcamaların tutarı 341 milyon 971 bin 42liraya ulaşmıştı. 2010 yılında ise Başbakanlık bütçesinde örtülü ödeneğe 230 milyon liralık tutar ayrıldı. Ancak Ağustos sonu itibariyle dahi başlangıç ödeneğinin çok üstünde bir harcama yapılarak, kullanılan tutar 232 milyon 702 bin 894 lira oldu. Bütçede yer alan başlangıç ödeneği ile yıl sonu harcama tutarları arasındaki uçurum muhalefet tarafından, söz konusu paranın AKP organizasyonları, Başbakan’ın gezilerinde dağıttığı oyuncaklar ve hatta yurt dışından ithal edilen mobil dinleme araçlarının alımında kullanıldığı iddialarına konu edilirken, 2011 bütçesinde örtülü ödenek için öngörülen başlangıç bütçesi de 2010’a göre yüzde 146 yani 1.5 kat artırıldı.

Kullanım alanı çok geniş
Tümüyle Başbakan’ın inisiyatifine tabi örtülü ödenekten yapılacak harcamalar için 2011 yılı için 500, 2012 yılı için 527, 2013 yılı için de 552 milyon liralık başlangıç ödeneği öngörüldü. Örtülü ödenek, Kamu Mali Yönetim Kanunu’nun 24. maddesinde şöyle düzenleniyor: “Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir.” CHP Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür, daha önce TBMM Başkanlığı’na verdiği önergede, örtülü ödenekten AKP mitinglerine dolaylı yoldan kaynak aktarılıp aktarılmadığını, Başbakan’ın yurt gezilerinde dağıttığı oyuncakların örtülü ödenekten karşılanıp karşılanmadığını ve fotokopi makinesi alınıp alınmadığını sormuştu. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de, örtülü ödeneğin Başbakan ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamayacağını söylemiş.
yeniçağ'ın haberi


MUHALEFET VEKİLLERİ, İSYAN ETTİ
Teslimiyetçi politikalarıyla Türk tarımı ve hayvancılığı bitiren AKP, çiftçiyi de yabancı bankaların insafına terk etti. Gelinen nokta muhalefet milletvekillerini de isyan ettirdi. MHP’li Erdal Sipahi, “İzmir Kiraz’da 31 köy, tarlalarını ipotek karşılığı yabancı bankaya feda etti” dedi.
Kendini yaksa ödeyemez!..
Sıkıntıyı Meclis’e taşıyan MHP’li Oktay Vural, “Tarlalar ya hacizli ya ipotekli, üretici kredi kıskacında” diyerek içler acısı duruma dikkat çekerken, CHP’li Ensar Öğüt “Çiftçi icralık. 58 bin liralık borç 280 bin olmuş! Kendini yaksa ödeyemez! Birçok ilde tablo aynı” diye konuştu.

Tarımı haciz dalgası sardı
AKP iktidarının perişan ettiği çiftçinin durumu milletvekillerini de isyan ettirdi. Muhalefet sözcüleri, “58 bin TL borç 280 bine çıkmış, kendini yaksa ödeyemez. İzmir’de 51 köyden 31’i bir bankaya ipotekli” dedi
Çiftçinin içinde bulunduğu durum milletvekillerini de isyan ettirdi. TBMM Genel Kurulu’nda konuşan muhalefet partisine mensup milletvekilleri, tarlaların hacizli ve ipotekli olduğuna dikkat çekti. CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt de, çiftçinin borcunun kat kat katlandığını belirterek, “58 bin lira anapara 280 bin olmuş. Yani 280 bin lirayı bu adam kendini yaksa, bütün evini satsa ödeyemez” dedi.
Araziler ipotekli
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Yahu, tarlalar hacizli, ipotekli ya millette mal bırakmadı” diyerek çiftçinin içinde bulunduğu durumun içler acısı olduğunu kaydetti. MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi de, “İzmir’de Kiraz ilçesinde 51 köyden 31 tanesi yabancı bir bankaya ipotek karşılığı tarlalarını feda etmiş durumda” dedi. 
Köylü icralık oldu
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Ardahan’da çiftçinin yüzde 98’inin icralık olduğunu belirterek, şöyle dedi: “460 kişi borcu 3,5 milyon lira. Ardahan merkez bu. Çıldır Tarım Kredi Kooperatifinde 55 kişinin toplam 270 bin lira borcu var, şu anda hacizde. Hanak Tarım Kredi Kooperatifi var- Damal, Posof, Ortakent ve Hanak, üçü bir arada- 80 köyde 1,150 kişi icralık. Şu anda herkes icrayla boğuşuyor. Bu insanlar nasıl hayvan yetiştirecek? Göle Tarım Kredi Kooperatifi, 400 ortaklı, yine icralık ve 1 milyon 100 bin lira Gölelilerin borcu var Tarım Kredi Kooperatifi’ne. Belgeyle konuşuyorum. Çayırbaşı, Göle’nin bir köyüdür. Çayırbaşı’nda da 116 ortak var, 350 bin lira icralık dosya var arkadaşlar.”

Borçlar katlanarak arttı
Türkiye’nin birçok ilinde aynı tablonun olduğuna, vatandaşın borcunun katlanarak arttığına dikkat çeken Öğüt sözlerine şöyle devam etti: “Konya, 58 bin lira anapara 280 bin olmuş. Ziraat Bankası. Beyza İrinci. İsmini söylemekte sakınca bulmadığım için söylüyorum. Yani 280 bin lirayı bu adam kendini yaksa, bütün arazisini satsa ödeyemez. Şimdi, niye et ithal ediyoruz, onu anlatmaya çalışıyorum. Amasya Suluova,’da 50 bin lira faizle 146 bin lira olmuş arkadaşlar. Ankara’da 46 bin lira 167 bin lira olmuş.”


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

23 Eylül 2010 Perşembe

MHP TUNCELİ BÜROSUNU AÇTI

MHP, yoğun baskılar sonucu tabelasını indirdiği Tunceli'de, 11 yıl aradan sonra parti tabelasını yeniden astı. MHP'nin Tunceli İl Başkanı Osman Gür, şu ana kadar bir tepki almadıklarını söyledi.

Terör örgütü ve vatandaşlardan gelen tepkiler üzerine 1999 yılında tabelasını indirmek zorunda kalan MHP, Tunceli'de yeni yönetimini oluşturarak, parti tabelasını bir kez daha astı.

Partisinin Tunceli'de teşkilatının olmadığını öğrenen ve Elazığ'da yaşayan Osman Gür, 21 kişilik il yönetimini oluşturmasının ardından teşkilatı kurduktan sonra, genel merkezin onayıyla Tunceli İl Başkanlığı'na atandı.

Gür ve arkadaşları genel merkezin onayının ardından Tunceli şehir merkezinde Behice Boran Caddesi üzerinde bulunan bir binanın üçüncü katını parti binası olarak kiraladı.

Partisinin tabelasını Tunceli'ye 11 yıl sonra yeniden asan MHP Tunceli il başkanı Osman Gür, şu ana kadar bir tepki almadıklarını söyledi.

Referandum çalışmalarını da gerçekleştirdiklerini belirten Gür, "1999 yılında ilk tabelayı astık. O dönemdeki il başkanı tepki karşısında tabelayı indirmek zorunda kaldı. Ocak ayından itibaren teşkilatlanmaya gittik. Şu anda tabelamızı asmışız, henüz iç dizaynını yapmadık. Çemişgezek ve Pertek ilçelerimizdeki teşkilatlarımızı oluşturduk" dedi.

MHP 1999 yılında 15 kişilik bir ekiple Tunceli teşkilatını kurmak için çalışma başlatmış, ancak yasa dışı sol örgütler, terör örgütü PKK ve halktan gelen tepki üzerine kısa süre sonra tabelasını indirmişti.




MHP Diyarbakır'da tekrar tabela astı

5 Mayıs 2010 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi Diyarbakır İl Başkanlığı görevine getirilen Mehmet Teyyar Karakoç, önceki gün Diyarbakır’ın merkezi semtlerinden Ofis-Ekinciler caddesi üzerinde parti binasını açarak partinin üç hilalli tabelasını astı.

Eski il yönetiminin 08.04.2008 tarihinde görevden alınması ile oluşan boşluk uzun süre devam etmiş, yaklaşık 15 il başkanı adayının yarıştığı süreç parti yönetiminin karar vermesini zorlaştırmıştı. Partinin karar verme süreci Mehmet Teyar Karakoç’un MHP Genel merkezi tarafından görevlendirilmesi ile son buldu.
MHP Diyarbakır İl Başkanlığına getirilen M. Teyyar Karakoç, “MHP Türkiye’nin çimentosudur. Diyarbakır bizim için önemli bir şehirdir. Kamuoyunun da bildiği gibi son bir yıldır genel başkanımız Sayın Devlet Bahçeli 'Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa ve Yaşat' mitingleri ile bölgenin partimiz için önemini vurgulamaktadır. Bizler de bu bilinç ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Öncelikli hedefimiz küresel emperyalist güçlerin bölgemiz üzerinde oynamakta olduğu oyunlar ve AKP hükümetinin açılım politikaları sonucu zedelenen kardeşlik bağlarımızı yeniden güçlendirmektir.” dedi.
Yandaş medya tarafından Kürt açılımı ile ilişkilendirilerek “MHP Diyarbakır’dan çekiliyor” şeklinde yansıtılan söz konusu görevlendirme sürecine vurgu yapan İl başkanı Karakoç “ Aslında bizim Diyarbakır’dan çekildiğimiz yoktu, ülkemizin her tarafında insanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. İl teşkilatının resmi olarak olmadığı dönemde de aktif bir şekilde parti çalışmalarımızı devam ettiriyorduk.15 civarında taliplinin bulunduğu il başkanlığı görevi Genel Merkezimizce tarafımıza tevcih edilmiştir. Bu bir bayrak yarışıdır. Yönetim kurulumuz ile birlikte bayrağı en yükseğe taşımaya çalışacağız.” dedi.


16 Eylül 2010 Perşembe

DEMOKRASİ ADINA SÖYLENEN YALANLAR VE SONUCU

Daha sandıklar açılmadan “doğudan iyi sonuçlar geliyor” diyen bir başbakan, “boykot” diye sandığa gitmeyi engelleyen BDT, AKP bütçesini aşan bir evet propagandası “..muhalefet ne yaparsak istemezük diyor” diye evet vereceğini açıklayan Saadet Partisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “olması,olmamasından iyidir” , “aboo aboo” diye AKP yi yerden yere vuran,Siyonizm işbirlikçisi adfeden fakat referanduma evet diyeceğini açıklayan Necmettin Erbakan, “AKP’yi Atlantik ötesinden yönetiyorlar” diyen ama evet açıklayan eski bakan Abdulllatif Şener,Muhsin Yazıcıoğlu’nun kemikleri üzerde başından beri AKP militanı olmuş BBP, “bu AKP ye verdiğimiz son şanstır” diyen Kürt faşist Apo, “Ölüleri kaldırın oy kullandırın” diyen Prensilvanya Prensi Fettullah,tüm liboş takımı,medya,ABD,AB ve netice sadece %50 + 8.
Hüsrandan %8 ile kurtuluş.
Bu referandum Türkiye’nin gelecek süreçte bürüneceği siyasi görüntüyü ve yöneleceği istikamet ile direnecek kesimi görmemiz açısından çok önemli.

Kısaca feodal baskı altında oy kullandırılmayan Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu, CHP’ye önyargılı İç Anadolu, hemşerici Karadeniz tüm yukarıda saydığım parti, propaganda, medya sömürülerinden geçirilerek istenen aşamaya getirilmiş bir Türkiye profili.


Diğer yandan; kültürel etkileşimin, feodal yapının, ön yargıların önüne geçtiğinde ırksal ve mezhepsel ayrımların ortadan kalktığını gösteren en fazla göç alan illerden Mersin ve Adana.
8 yıllık ekonomik çöküntünün, kültürel yozlaşmanın, ırksal ve mezhepsel ayrışmanın sebebi olarak doğru analiz eden ve AKP yi hiçbir şekilde desteklemeyen Edirne’den Hatay’a sahiller.
Göçü sağlıklı besleyemeyen, yığma metropoller İstanbul, Bursa ve Kocaeli.
Fazla göç almayan fakat arazinin sanayileşmeyi kaldırmadığı, kendi yağında kavrulan hemşericilikten arınamamış Karadeniz.
İşte Türkiye’de bu denge ve gerçekleri iyi analiz edip, arkana ABD ve AB yi aldığında referandum gibi hiçte demokratik olmayan bir zorlamayla “halkın iradesine güvenmek” gibi basit ve duygusal söylemle ülkeyi her türlü tirene bindirebilirsiniz. Bu yapıyı, bu yapıya sahip olan ülkelerde emperyalist odaklar çok iyi biliyor, kullanıyor ve çıkarlarını iktidarı aracılığıyla demokrasi adı altında sağlıyor. Bu ikileme düşmüş halk kitleleri demokrasi söylemleriyle kandırılırken kendilerini tam bir ayrışmanın, etkisizleşmenin ve ırksal, mezhepsel ayrışmanın ortasında tam bir yalnızlık içerisinde buluyor.
26 birbirinden bağımsız maddenin sadece bir evet yada hayırla değerlendirilmesinin adı halk iradesi diye yutturula biliyor.
26 maddeden sadece bir tanesinin beğenilmemesinde verilmesi gereken hayır oyu yerine 26 sına da evet dedirte bilmek için çok ciddi meblağlarda harcama gerekir yordu harcandı.
Tam bir yandaş medya desteği gerekiyordu, desteklendi.
Tam bir ayrıştırma ötekileştirme gerekiyordu, ötekileştirildi.
Tam bir dış destek gerekiyordu verildi.
Netice itibariyle potanın ağzındaki AKP yöneticilerinin aklana bilmesi, emperyalist taleplerin gündeme getirile bilmesi, Cumhuriyet Türkiye’sine çelme takılabilmesi için gerekli olan yargının siyasallaşması kısmen başarılmış oldu.
Ayrılıkçı Kürtler sevinç naraları atarken, ABD emperyalizminin sadık evlatları liberal ve Fettullahcı kesim MHP’nin üzerine çullanmış durumda.%42 yi sahiplenmek isteyen CHP bu oyuna gelmemeli. İller bazında bakıldığında Manisa, Hatay, Adana, Osmaniye, Balıkesir gibi illerden en az referandumu etkiyecek %10’luk oy MHP’nin katkısıdır.MHP ve özellikle Devlet Bahçeli net söylemleriyle tabanını Fettullahçı sızmalardan arındırması oylarını daraltmaz artırır.
Önümüzdeki süreçte ayrılıkçı Kürt ve Fettullahçı kesimin AKP içerisindeki aktivitesinin arttırması merkez sağ seçmenin MHP ye kaymasına neden olacaktır. Bu İç Anadolu ve Karadeniz’in AKP’den kopması anlamına gelir ki buda AKP’nin marjinal bir partiye dönüşmesine sebep olur.
Son söz olarak %42 yi CHP’nin ne kadar kendine mal etmesi yanlış ise MHP’nin eğridiğini düşünmekte o kadar yanlış ve bilinçli saptırmadır.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

29 Ağustos 2009 Cumartesi


Alpaslan Türkeş'in Kürt Sorunuyla ilgili söyledikleri:
HEPSİ TÜRKOĞLU TÜRK
Bu güne kadar sistemli ve ilmi şekilde, uzun zamandan beri sürdürülen çalışmalar vardır. Bunlardan biri “Kürtçülük” kışkırtmalarıdır. Bunun yanında başka kışkırtmalar da vardır. Yalnız Kürtçülüğe takılıp kalmamalıyız. Memleketimizi paramparça etmek, Kürtçülük kışkırtmasıyla beraber, başka kışkırtmalar da vardır. Bugün Anadolu topraklarında yaşayan insanlarımızın hepsi Türkoğlu Türk’tür. Hepsi Türk milletinin öz evlatlarıdır. Bu durum Orhun kitabelerinde de “Kürt Kabilesi” olarak geçmektedir. Yani bunların aslında Turanlı olduğu Orhun kitabeleriyle sabittir. (Bizim Ocak, Mart 1988 )
KÜRTLERİN HAKKINI ERMENİ APO MU KORUYACAK? Kürt olarak nitelendirdikleri bu kardeşlerimizin hakkını Ermeni Apo mu koruyacaktır? Yıllarca kaderde, kıvançta, çilede, sevinçte bir ve beraber olduğumuz “Onlar ne kadar Kürt’se biz de o kadar Kürt’üz, bizler ne kadar Türk’sek, onlar da o kadar Türk’tür” diyebildiğimiz bu vatandaşlarımızı bizden ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. (1 NİSAN 1992 - “Değişen Dünyada bölgemiz ve Türkiye” konferansı)
PKK YALNIZ TÜRK’ÜN DEĞİL KÜRT’ÜN DE KATİLİDİR
Mardin’de, Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Silvan’da kundaktaki bebeklere, camide ibadet etmekte olan insanlarımıza kadar varan bir canilik ve vahşet, PKK çetesince tırmandırılmaktadır. Bu bölgemizin adına Kürt denilen kardeşlerimize karşı, kundaktaki Kürt bebeklerine varıncaya kadar katliam gerçekleştiren bu PKK çetesi mi Kürtlerin hakkını savunacaktır? Son olaylar göstermiştir ki, PKK çetesi, bu ülkenin bütün insanlarına düşmandır: PKK, Kürtüyle, Türküyle, bu memleketin bütün evlatlarına düşmandır “ (Haziran 1992 - MÇP Genişletilmiş İstişare Kurulu)
TÜRK-KÜRT AYRIMINI KABUL ETMİYORUZ MÇP aleyhinde bazı çevrelerde bazı kendisini bilmez gazeteler ve yazarlar” MÇP Kürt düşmanlığına soyundu” şeklinde ifadelere yer verdiler. Asıl Kürt düşmanı, çoluk çocuk demeden katleden PKK’lılar değil midir? Ermenistan hayali peşinde Güneydoğu’lu insanlarımıza çile çektiren, üç - beş Ermeni fanatiğinin yönettiği PKK’dan daha büyük Kürt düşmanı olabilir mi? Biz, Kürt düşmanı değiliz, biz ayrılıktan değil, birlikten yanayız. Hiçbir zaman bir Türk - Kürt ayrımcılığı yapmadık, yapmıyoruz. Güneydoğulu insanlarımızın yanındayız, adına Kürt denilen insanlarımızı kendimizden ayrı görmüyoruz. Ama biz Kürtçülüğe, bölücülüğe karşıyız. PKK’nın gerçekleştirdiği terörle Kürt kardeşlerimize de büyük kötülük yaptığı inancındayız. (Ekim 1992- TBMM Basın Toplantısı)
FEDERASYON ÜLKEYİ BÖLÜNMEYE GÖTÜRÜR BazI siyasi parti liderlerinin Kürtçe eğitimi serbest bırakmak, federasyon ya da eyalet sistemi getirmek gibi öneriler sunduklarını kaydeden Türkeş, şunları söyledi : “Türkiye üniter bir devlet olarak kurulmuştur. Yani merkezi bir yönetim sistemi vardır. Türkiye’de federasyon ya da eyalet sistemini tartışmaya açmak, Türkiye’yi bölünmeye götürür. Türkiye’nin üniter yapısı tartışılamaz” Türkeş, tarihte Kürtçe diye bir dil bulunmadığını da öne sürerek şunları söyledi: “Refah partisi Genel Başkanı Erbakan, partisinin son genel kongresinde iktidara gelmeleri halinde Kürtçe eğitimi serbest bırakacaklarını söyledi. Kürtçe diye bir dil yok ki bu dili serbest bırakırsınız” ( Mart 1994, Kayseri)
PKK’NIN MECLİS’TEKİ UÇLARI
DEP’lilerin PKK ile işbirliği içinde olduklarını ileri süren Türkeş, bu konuda şunları söyledi: “Bunlar PKK’nın Meclis’e girmiş uçlarıdır. Bunların dokunulmazlıklarının kaldırılması insan haklarına aykırı değildir. Küçücük bebekler anne kucağında katledilirken insan hakları söz konusu olmuyor da, Yunan milletvekili gibi konuşanların dokunulmazlığının kalkması mı insan haklarına aykırı oluyor. (Mart 1994, Kayseri)
Savunmasız Ülkenin parçalanması haktır. Sen savunursan eğer parçalanmayacaktır.

8 Ağustos 2009 Cumartesi



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın DTP ile görüşecek olmasına tepki gösteren MHP Genel Başkan adayıAhmet R. Yılmaz; “Yaşanacak acıların şiddetini artırmaktasınız. Gelecek ilk milli iktidar olanlardan sizi de sorumlu tutacaktır” ifadelerine yer veren Yılmaz, şunları kaydetti: “ABD ve kendi içindeki Yahudilerin, Yahudi eksenli büyük Kürdistan sevdasından bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir. Hiç kimseye hayır sağlamayacak bu proje bölgede yaşayan her millete acı yaşatmaktan öteye geçmeyecektir“, dedi. Açıklamasında, “Türkiye’nin başına bela odaklarca bir kaynaktan çıkan planlı bir fitne akışı” olduğunu iddia eden Yılmaz, Kürt açılımının sonu olmadığını” belirtti.


Büyük ve güçlü bir Türkiye olmadan ne İsrail ne de başka ülkeler bu bölgede huzur içerisinde yaşayamazlar

Büyük ve güçlü bir Türkiye olmadan ne İsrail ne de başka ülkeler bu bölgede huzur içerisinde yaşayamazlar

15 Mayıs 2009 Cuma


MHP DEN TEPKİ


MHP, Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlanan Türkiye ile Suriye arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkındaki kanun tasarısını sert tepki göstererek hükümete "ihanet yasasını geri çekmesi çağrısında bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, Sakarya Milletvekili Münir Kutluata ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında " Son günlerde hükümetin himayesinde yoğunlaşan etnik bölücülük taleplerinin 'siyasal çözüme'kavuşturulması gayretleri ile birlikte sonu ihanete ulaşacak bir yasa ile muhatap olduğumuz endişesindeyiz " diyerek mayın temizleme işinin TSK'ya bırakılması gerektiğini belirterek Genel Kurul'daki tasarının geri çekilmesini istedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine kesinlikle karşı olmadıklarını ancak, " sonu ihanete " ulaşacak bir yasa ile muhatap olma endişesini taşıdıklarını söyledi.
Şandır, MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, Sakarya Milletvekili Münir Kutluata ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye başlanan " Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri İle İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı " hakkında düşüncelerini açıkladı.
MHP, olarak bu yasa ile getirilmek istenilen hususların ülkenin güvenliği ve geleceği açısından tehlike teşkil ettiğini belirten Şandır, şöyle dedi: " Bu kanunla Türkiye - Suriye sınırında bulunan toplam 205 bin dekar tarım arazisi, mayınlardan temizlenecek ve mayınları temizleyecek firmaya bu işlem karşılığında 49 yıllığına kiraya verilecektir. Kanun tasarısı, hükümet tarafından 'mayın temizleme faaliyetlerinin esas ve usullerinin belirlenmesi amacı'gerekçe gösterilerek düzenlenmiştir. Ancak daha sonra tasarıya 'ihale işlemleri'ilave edilerek 'adrese teslim ihale şartnamesi'haline getirilmiştir.
Mayından temizlenecek tarım arazisine bitişik tüm hazine arazileri de bu kapsamda mayınları temizleyecek firmaya 49 yıllığına verilebilecektir. Hudut boylarındaki TİGEM arazileri ve çiftçinin elinde kiralık olarak bulunan hazine arazileri buna dahil edilebilecektir. İhale usulleri mevcut hiçbir kanuna tabi olmadan doğrudan Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecektir.
"YÜZ BİNLERCE DEKAR VATAN TOPRAĞI..."
Çıkartılmak istenen yasayla uluslar arası hukukun güvencesi altında bir özel sözleşme ile yüz binlerce dekar verimli vatan toprağının yabancı kuruluşların kontrolüne geçebileceği uyarısında bulunan Şandır, Türkiye ile Suriye sınırında uluslar arası piyasalarda hisseleri satılabilen yabancı kimlikli bir "tampon Bölge" oluşturulmasının mümkün olabileceğine dikkati çekti.
"AB'nin Katılım Ortaklığı Belgesinde istediği 'Hudutların ortak kontrolü'hususu ve yabancılara tarım arazileri dahil satışın kolaylaştırıldığı ve bundan faydalanarak GAP Bölgesinden büyük miktarda arazi satın alan yabancı yatırımcıların olduğu iddiaları ile bu kanunla getirilmek istenen hususlar birlikte düşünülecek olursa son günlerde Hükümetin himayesinde yoğunlaşan etnik bölücülük taleplerinin 'siyasal çözüme'kavuşturulma: gayretleri ile birlikte; sonu ihanete ulaşacak bir yasa ile muhata olduğumuz endişesindeyiz" diyen Şandır, tarihin iyi niyet, gaflet ve aymazlıklar sonucunda nelerin kaybedildiğinin örnekleri ile dolu olduğunu söyledi.
MHP'li Şandır, Türkiye ile Suriye arasında ki sınır boyunca ve tamamen bizim tarafımızda kalan güvenlik bölgesinin mayınlardan temizlenerek tarıma açılmasını ve halkımızın hizmetine sunlmasını herkesten önce kendilerinin istediğini ifade etti.
Suriye'den Türkiye'ye yönelecek bir tehdidin olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını, sınırların koruması için de mayın döşemek ihtiyacında olmadıklarına inandıklarını belirten Şandır, "İtirazımız; mayınların temizlenmesi karşılığında bu arazilerin kullanımının 49 yıllığına mayınları temizleyecek firmaya yap-işlet devret modeli ile verilmesidir. Bunu, ülkemizin güvenliği, ekonomik çıkarları ve komşumuz Suriye için getireceği güvenlik tehdit ihtimalinin dostluğumuza vereceği zarardır.
İtirazımız; Bu sakıncalar bazı yetkili kurumlar tarafından raporlanmış olmasına rağmen hükümetin, bu kanunu ısrarla bu şekilde çıkarmak istemesinedir" diye konuştu.
Hükümete, "Neden çok teknik bir konu olan mayın temizleme işi ile çok değerli olan bu araziler üzerinde organik tarım yapmak işi için bi firma aranmaktadır? Aynı işi birlikte yapan firma var mıdır? dünyada kaç tanedir ve hangi ülkelere aittir?" sorularını yönelten Şandır, Hükümetin bu sorulara açık bir şekilde cevap vermesini istedi.
Şandır, ihaleyi alması muhtemel İsrail veya Amerikalı firmaların bu araziler üzerindeki tasarruf hakkının Türkiye-Suriye ve bölge barışı için bir tehdit oluşturabileceğini vurgulayarak, bu arazilerin bölgelerde yaşayan ve tarımla uğraşan vatandaşlarımıza kiralamanı gerektiğini kaydetti.
"SORUMLU MSB VE TSK'DIR"
MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi de mayın temizleme işleminde sorumluluğun Milli Savunma Bakanlığında ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde olduğunu belirtti. Sınırdaki mayınların 50 yıldır orada olduğunu ve yerlerini en iyi TSK'nın bildiğine ifade eden Sipahi, kendilerine "sınırların TSK tarafından temizlenemeyeceğinin" söylendiğini ancak TSK tarafından "temizleyemeyeceklerine yönelik" bir tek açıklamanın bulunmadığını dile getirdi.
Sipahi, 1984-85 yılları arasında ve o zamanki teknoloji ile Mardin'in Nusaybin ilçesi ile Şırnak'ın Cizre ilçesi arasındaki 50 metre derinliğinde 500 kilometre uzunluğundaki bir arazinin TSK tarafından temizlendiğini ellerinde de konu ile ilgili olarak belgelerin bulunduğunu bildirdi.
Mayınlı arazilerin temizlenmesi için Savunma Sanayi Müsteşarlığının 50 adet mayın temizleme aracı alınmasına yönelik bir proje üzerinde çalıştığını anımsatan Sipahi, bölgenin 1. derece askeri alan olduğunu buralara yaklaşmak dahil resim bile çekilemeyeceğini söyledi.
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata ise bu güne kadar komisyonun yaptığı çalışmaları anlattı.
"GAFLET ÖTESİ"
Tekrar, söz alan Mehmet Şandır, tasarının "Milli Güvenlik" için sakıncalı olduğunu bildirdi. Şandır, Danıştayın da bu şekli ile ihaleye çıkılamayacağı yönünde kararı olmasına rağmen konunun tekrar TBMM gündemine getirilmesini eleştirdi. Hükümeti uyaran Şandır, konunun "Gaflet ötesi" olduğunu savundu.