TEKNİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TEKNİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2012 Pazartesi

"TÜRK-AMERİKAN SAVAŞI" NI YOUTUBE'DEN İNDİRME

BU BELGESEL ÖTESİ.


Sadece izlemek için: http://www.youtube.com/watch?v=nANa3kK23UU
DEV BÜTÇELERE GEREK YOK,YÜREĞİN VE BİLGİN VARSA OLUYOR.
YAŞADIĞIMIZ SÜRECİN TAM ANALİZİ.
30 OCAK 2012 / PAZAR SAAT 21'DE ULUSAL KANALDA YAYINLANAN BELGESEL NİHAYET İNTERNETE DÜŞTÜ.PAYLAŞIN.PAYLAŞMAKLA KALMAYIN İNDİRİN VE ARŞİVİNİZDE SAKLAYIN.
Belgeseli Yuotube'nin insafına bırakmayın:

Bizimde bir katkımız olsun.İndirmede sorun yaşayan arkadaşlara teknik destek,resimlerle aşağıda:
AŞAĞIDAKİ SIRAYI TAKİP EDİNİZ:

yukarıdaki linkten programı indiriniz.Ve kurunuz.


Yukarıdaki bağlantıya (linke) tıklayın ve youtube'den belgeseli açın.
Youtubeden kopyaladıktan sonra bilgisayarınızdan programı açın.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY


7 Şubat 2011 Pazartesi

ASELSAN’DAN SAVUNMADA BÜYÜK BAŞARI!
Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları için su altı akustik sistemleri alanında uzun süredir çalışmalarını sürdüren ASELSAN, savunma teknolojileri alanında bir başarıya daha imza attı.
“Hızır” adı verilen sistemin, milli savaş gemisi Heybeliada Korveti’ne yerleştirilmesi planlanıyor.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Sualtı akustik sistemler konusunda TÜBİTAK, üniversiteler ve endüstri kuruluşlarıyla yakın işbirliği yapan ASELSAN, su üstü gemilerinin torpido tehdidine karşı savunulması amacıyla 2006 yılında başlattığı ‘Torpido Karşı Tedbir Sistemi Geliştirme Projesini tamamladı. Tamamen milli ve yerli imkanlar ile geliştirilen sisteme, gemileri, savaş sırasındaki en büyük tehditlerden biri olan torpido tehlikesinden kurtardığı için ”Hızır” adı verildi.
Hızır Sistemi sayesinde denizde giden bir gemi, kendisine yönelebilecek bir torpidoyu önceden tespit edebilecek.
Yetkililer, Hızır’ın çalışma sistemiyle ilgili şu bilgileri verdiler:
”Sistem, torpido aldatma teknolojisi; su altı akustik karıştırıcı, milli sonar sistemi ve su altı sahte hedeflerden oluşuyor. Torpido tehdidini tespit eden Hızır, kısa süre içinde bunun takibini, konumlandırılmasını ve analizini yapıyor. Duruma göre en uygun savunma şeklini öneriyor. Örneğin sistem, gemi dışı sahte hedefleri devreye sokabiliyor. Sahte hedefler, su üstü gemilerine monte edilen bir sistem sayesinde basınçlı hava ile fırlatılıyor. Veya su altında gemiye uygun bir akustik gürültü üretilip, güdümlü torpido yanıltılabiliyor.”
Torpidolara hedef şaşırtan fırlatma sisteminin, uzakta bulunan harekat merkezinden de kontrol edilebildiğini belirten yetkililer, torpidonun tespiti, sınıflandırılması ve takibini sağlayan algoritma yazılımlarının da ASELSAN tarafından geliştirildiğini bildirdiler.
-MİLLİ SAVUNMA İÇİN ÇOK ÖNEMLİ-
Su üstü gemilerinin torpido tespiti için kullandığı en etkin yöntemin bu olduğunu anlatan yetkililer, şunları kaydettiler:
”Bu yöntemde kullanılan sensörlerin geliştirilmesi ya da sistemin aktif çalışarak sessiz tehditleri daha erken tespit etmesi gibi hususlar üzerinde çalışmalar sürüyor. Ancak ana konseptlerde çok fazla değişiklik yapılmıyor. Torpido karıştırma, aldatma algoritmaları yeni teknolojiler ışığında sürekli gelişim gösteriyor Aynı şekilde torpido üreticileri torpidolarının daha hızlı, daha sessiz ve daha akıllı hareket etmeleri için hem donanımsal hem de yazılımsal değikliklerle sistemlerini sürekli güncelliyor. Su üstü gemileri torpido tehdidini bertaraf etmek için yeni metotlar geliştirmekte, buna karşılık torpidolar da gemiyi hedeflemek için daha sessiz davranmaya, daha hızlı olmaya yöneliyor. Bu döngü her iki alandaki gelişmelere paralel olarak sürüyor. Bu nedenle sistem, müdahale edilebilir ve geliştirilebilir olmalı. İşte Hızır sistemi, geliştirilmeye açık olması nedeniyle milli savunmamız açısından çok önemli.”
Korvet ve daha büyük tonajlı su üstü gemilerinde de kullanılabilecek şekilde tasarlanan Hızır’ın, ilk olarak milli savaş gemisi Heybeliada Korveti’ne yerleştirilmesi planlanıyor.
AA
  

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

8 Ocak 2011 Cumartesi

ALIN SİZE KÜÇÜMSEDİĞİNİZ ÇİN MALI

Çin hayalet uçaklarının ilk görüntüleri yayınlandı
J-20 uçağı

13 Aralık 2010 Pazartesi

TÜRK HARİKASI


Karada bir TIR’ı andıran, suya girdiğindeyse tekerleklerini içine çekerek adeta bir gemiye dönüşen ve yapboz parçaları gibi birleşebilen Samurlar, tank köprüsü de oluşturabiliyor. ‰ 5’te
Türk mühendislerinin TSK’ya köprülü tankları hazır 
Tamamen Türk mühendislerce geliştirilen ve tasarlanan “Samur” adı verilen seyyar yüzücü hücum köprüsü ile tank ve zırhlı araçlar için akarsu ve nehirler engel olmaktan çıkıyor. FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri için üretilen Samur’un ilk prototipi tamamlandı. Toplam 52 adet üretilecek, 130 milyon dolara mal olacak..FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Nail Kurt, Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından açılan ihaleyi FNSS’in kazandığını ve 2007 yılında sözleşme imzaladıklarını söyledi.  Sözleşmenin ardından  projede 150 Türk mühendisin görev aldığını belirtti. Kurt, dünyada bu sistemi biri Alman diğeri Fransız iki şirketin üretebildiğini ifade ederek, “Samur” adını verdikleri sistemin Fransız ve Alman sistemlerine göre hareket kabiliyetlerinin çok daha yüksek olduğunu vurguladı. 
Suya girdiğinde gemiye dönüşüyorBunun nedeninin Samurların 8x8 sürüş yapısına sahip olması olarak açıklayan Kurt, diğer iki şirketin ürettiği sistemlerin 4x4 olduğunu anlattı. Kurt, Samurların, dünyada en gelişmiş orduların kullandığı en son teknoloji bir köprü sistemi olacağını belirtti.  Hem karada hem de suda hareket kabiliyetine sahip Samur, karada saatte 100 kilometre, suda yaklaşık 20 kilometre hıza ulaşabiliyor. Karada bir TIR’ı andıran suya girdiğinde tekerleklerini içine çekerek adeta bir gemiye dönüşen Samur, 12 metre uzunluğa, 4 metre genişliğe ve 3,5 metre yüksekliğe sahip. Samurlar, akarsu geçişlerinde yap bozun parçaları gibi yan yana gelerek, onlarca metre uzunluğunda bir köprüye dönüşebiliyor. 
yeniçağ

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

29 Ekim 2010 Cuma

RUSYA'DAN 3 BALİSTİK DENEMESİ

Rus ordusunun, stratejik kuvvetlerinin tatbikatı sırasında, bir gün içinde başarıyla kıtalararası 3 adet füze denemesi yaptığı bildirildi.
Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, donanmanın Kuzey Filosu'ndaki Bryansk nükleer denizaltısının, Barents Denizi'nde Kamçatka Yarımadası deneme menziliyle Sineva füzesini fırlattığı kaydedildi.
Açıklamaya göre, Pasifik Filosu'ndaki Georgy Pobedonosets nükleer denizaltısından da Okhotsk Denizi'nde, kuzeybatıda Arkhangelsk bölgesi deneme menzilli RSM-50 tipi füze fırlatıldı.
Rus basın yayın organları, iki füzenin de yaklaşık 8 bin kilometre menzilli olduğunu belirtti.Ordu, ayrıca karada Pelesetks fırlatma rampasından Kamçatka deneme menzili hedefiyle yaklaşık 10 bin 500 kilometre menzile sahip Topol füzesi fırlattı.

21 Eylül 2010 Salı

Yüzyılın deneyinde yeni keşif 

Yüzyılın en büyük deneyi olarak kabul edilen ve kozmosun sırlarını çözmek için yürütülen Büyük Patlama deneyinde çalışan bilim adamları, kainatın oluşumu konusundaki araştırmalarında yeni bir fenomen keşfettiklerini düşünüyorlar.
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (BHÇ) adlı dev atom çarpıştırıcısında Büyük Patlama ortamını yaratmaya çalışan Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'nin (CERN) internet sitesinde yapılan açıklamada, BHÇ'nin yaklaşık 6 ay süreyle çalıştırılmasından sonra, deneylerin potansiyel olarak yeni ve enteresan fenomenlerin işaretlerini vermeye başladığı belirtildi.
Açıklamada, özellikle bazı parçacıkların, şimdiye kadarki proton çarpışmalarında gözlenmedik bir biçimde, sıkı sıkıya birbirlerine bağlı olduklarının ortaya çıktığı kaydedildi.
Fizikçi Guido Tonelli, parçacıkların 27 kilometrelik oval tünelde hızlandırılarak, bugüne kadarki rekor düzeyde, 7 TeV enerjiyle ışık hızına yakın bir hızla çarpıştırıldığı deneyin ilk sonuçlarını açıkladığı sunumunda, "Temmuz ortasındaki analizlerimizde yeni bir fenomen ortaya çıktı" dedi.
Bu sonuçların henüz teyit edilmediğini, ancak araştırma ekibinin keşfedilen bağlantının varolmadığını gösterecek karşı bir gözlemde bulunamadıklarını söyleyen Tonelli, "Şimdi ne olup bittiğini tam anlamıyla analiz etmek ve BHÇ'nin keşfetmemizi sağlamasını umduğumuz yeni bir dünya olan yeni fizikte ilk adımlarımızı atmak için daha fazla veriye ihtiyacımız var" diye konuştu.
CERN araştırmacıları bu gözlemleri yorumlayabilmek için biraz daha zamana gereksinimleri olduğunu kabul ederlerken, yeni bulguların, çarpışmalarda yoğun ve sıcak madde oluşumuyla bağlantılı olabileceği şeklinde yorumlanan ABD'nin Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'ndaki çekirdek çarpışmalarında gözlemlenen fenomenlerle benzerlikler taşıdığına da işaret ettiler.
Deneyin daha sonra 14 TeV enerjiyle yapılması öngörülüyor, ancak bunun tarihi henüz belli değil. Bilim adamları, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama deneyinde, evrenin doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi umuyor. Bir mikro saniye sürecek çarpışmada, temel element parçacıkları, atom çekirdeklerini oluşturmak için birleşmeye başlamadan önce meydana gelen Büyük Patlama anındaki koşullar oluşturulmak isteniyor.
Deney sırasında tünel boyunca ayrı yönlerde iki proton hüzmesi veriliyor. Işın demetleri ayrı istikametlerde, ışık hızına yakın bir süratle halka şeklindeki tünelde yol alıyor. Proton ışınlarının birbiriyle büyük bir enerjiyle çarpışmasının ardından bilim adamları, özellikle teorik fizikteki kütle mantığının temelini oluşturan veya kara maddenin neden yapıldığını anlamaya yarayacak Higgs parçacığı (Tanrı parçacığı) diye adlandırılan parçacıkların varlığının kanıtlarını görmeyi umuyor.

ARAPLAR SİLAHLANIYOR BİZ DÜZMECE YALAN DOLANLARLA KAHRAMANLARI İÇERİ ATIYORUZ



İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, Körfez bölgesindeki Arap ülkelerinin, 123 milyar dolarlık silah alımıyla, tarihindeki en büyük silah tedariki hamlesini yaptığı yazdı.

Gazete bugünkü manşetinde yer verdiği, Rhoula Khalaf ve James Drummond imzalı haberde,
"Arap ülkelerinin, özellikle İran’ın nükleer amaçlarına karşı konumlarını güçlendirmek için bu alımlara yöneldiğini" kaydetti.

ABD’den sağlanacak bu alımlar için, örneğin Suudi Arabistan’ın 67,78 milyar dolarla ilk sırada yer aldığını belirten gazete, Riyad yönetiminin, ABD ile tarihinin en büyük silah alım anlaşmasını yapmaya hazırlandığını yazdı.
Ortadoğu ülkelerinin İran’ın nükleer programının yanı sıra, İsrail’in İran’a yönelik olası bir tek taraflı saldırısı sonrası, Tahran’ın kendilerine misilleme yapmasından da endişe duyduğunu belirten FT, Umman’ın 12,34 milyar, Kuveyt’in 7,11 milyar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin 35,64 milyar dolarlık silah anlaşmaları imzaladıklarını ya da imzalamak üzere olduklarını kaydetti.

FT, silah anlaşmalarının, jet, füze, radar gibi alımları içerdiğini ve dört yılı kapsayacak bu siparişlerin Amerikan silah sektörüne katkısının büyük olacağını bildirerek, en büyük payın
Boeing şirketine gideceğini belirtti. Habere göre, Suudi Arabistan 85 yeni F15 jeti, Umman 18 yeni F16 jeti ve Kuveyt 39 yeni F18 jeti alacak. 
Dört yılda, Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirliklerinin, Amerikan silah alımlarının yaklaşık 122,88 milyar doları bulacağını kaydeden gazete, silahlanma yarışının dışında görünen tek ülkenin ise Katar olduğunu yazdı. Gazete, Katar’ın, ülkesinde bulunan Amerikan askeri varlığına güvendiğini kaydetti.


http://www.ft.com/cms/s/0/ffd73210-c4ef-11df-9134-00144feab49a.html#
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

9 Ağustos 2010 Pazartesi

PALTALK MİLLİ BİRLİK ODASINA GİREMEYEN ARKADAŞLARA İŞİN
ÖZET (RESİMLİ) ANLATIM

PALTALK PROGRAMINI AŞAĞIDAKİ LİNKTEN İNDİRİNİZ VE KURUNUZ



MASA ÜSTÜNÜZE  1.RESİMDEKİ İKON ÇIKACAKTIR.
TIKLAYIN VE AÇIN
İKİNCİ ŞEKİL ÇIKACAK
ORADA KIRMIZI ÇERÇEVE İÇERİSİNE ALDIĞIM
MAVİ YAZI
New user? Get a Nickname 
TIKLAYINIZ.


ARTIK SIRA MİLLİ BİRLİK HAREKETİ SALONUNU BULMAYA GELDİ.
AŞAĞIDAKİ RESİMDE OKLARI SIRASIYLA TAKİP EDİN.


TEBRİKLER 
ARTIK MİLLİ BİRLİK HAREKETİNİN PALTALK TAKİ ODASINDASINIZ.

11 Nisan 2010 Pazar

APOLLO SKANDALI

Bu çerçevede, çeşitli savunma, enerji ve medikal tesislerde bulunan tehlikeli nükleer malzemelerin durumları ve bunlarla ilgili alınabilecek güvenlik tedbirleri masaya yatırılacak. Haber ajanslarına verilen taslak bildiride Amerika'nın bu tür malzemelerin 4 yıl içinde güvenli hale getirilmesi yolunda bir teklif sunacağı da bildiriliyor.
Amerika bu teklifiyle başka ülkelerdeki nükleer malzemeleri kastederken kendi elindeki benzer malzemelerin güvenliklerinin tam anlamıyla sağlanmış olduğu varsayımından hareket ediyor.
Bu acaba böyle mi? Amerika'da çeşitli yerlerde bulunan tehlikeli nükleer malzemeler tam anlamıyla güvenilir haldeler mi? Bunların başkalarının eline geçme, çalınma ihtimalleri yok mu acaba? Amerika, bu ve benzer sorulara elbette 'Yok. Bizim malzemelerimiz sağlam bir şekilde kontrol altındadır' diye cevap verecektir. Oysa söz konusu zirve dolayısıyla bizim hatırladığımız bir olay Amerika'nın nükleer malzemelerinin de izah edilmeyen bir tarzda ortadan kaybolduğunu, muhtemelen çalınıp ülke dışına çıkarıldığını açıkça göstermektedir.
Bu olay yıllar önce meydana gelmiş ve birçok kişi tarafından 'Apollo Skandalı' olarak bilinen muhtemelen tarihin ilk nükleer hırsızlık olayıdır. 1965 yılında ortaya çıkan bu olay Nuclear Materials and Equipment Corporation (NUMEC) adlı özel şirkette anlaşılmaz bir şekilde kaybolan 100 kilogram civarındaki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoku ile ilgilidir.
NUMEC, Pennsylvania eyaletindeki Apollo şehrinde Amerikan donanması için nükleer yakıt çubukları üreten, daha sonra nükleer santrallerle ticari nükleer yakıt üretimine geçen ve bu konuda çok başarılı olan bir şirketti. Şirketin Başkanı Dr. Zalman Mordehay Shapiro adlı bir kimyacıydı. Sahasında yaptığı buluşlarla 15 kadar orijinal patentin sahibi olan Shapiro, dünyanın ve Amerika'nın ilk nükleer denizaltısı Nautilus'un nükleer reaktörünün geliştirilmesinde çok önemli rol oynamış, son derece parlak biriydi.
100 kilogram zenginleştirilmiş uranyum işte Shapiro'nın sahibi ve işletmecisi olduğu NUMEC'te kayıplara karıştı. Amerikalı nükleer yetkililer, CIA, FBI ve diğer devlet kurumları bu kaybolan uranyumun akıbetini araştırdılar, ancak herhangi bir suçlayıcı sonuca ulaşamadılar. Aynı şekilde skandal, Kongre'de çeşitli komisyonlarca birkaç defa araştırıldı, incelendi; ama yine bir sonuç alınamadı. Bu komisyonlarda yer alan İçişleri Komisyonu Başkanı Morris Udall, Apollo konusunu skandal olarak niteleyen, bu skandalı Watergate Skandalı ile aynı değerde gören bir duyarlı siyasetçiydi. Ancak o da 1977 yılındaki araştırmalarında bir yere varamadı. Esasen konuyu yakından bilenlere göre, Başkan Carter ve önceki başkanlar bile konuya el atmalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşamadılar ve skandal zaman içinde unutulup gitti, hatırlayan kalmadı. Daha sonra Enerji Bakanlığı'nın yaptığı araştırma ve denetimler sonucu NUMEC'ten kaybolan uranyumun bütün Amerikan ticari nükleer tesislerinde kaybolan miktardan fazla olduğu, toplam kaybın 269 kilogram olduğu ortaya çıktı. Bu uranyumun bir şekilde İsrail'e ulaştığı pek çok kimse tarafından iddia edildi; ama bu konuda kesin delillere bir türlü ulaşılamadı ve Zalman Shapiro kayıptan dolayı sadece Atom Enerjisi Kurumu'na 834.000 dolar tazminat ödemek zorunda kaldı, o kadar...
Bu arada bazı kaynaklarda zamanın CIA Başkan Yardımcısı Carl Duckett'in Amerikan Nükleer Düzenleme-Denetleme Komisyonu'nun birkaç üyesine verdiği brifing sırasında 'CIA'in İsrail'in ilk nükleer bombaları için gereken uranyumunun NUMEC'te kaybolan 100 kilogramlık uranyum olduğuna inandığını' söylediği yer aldı. 35 yıl önce meydana gelen Apollo Skandalı'nda ortaya çıkan 100 kilogram kayıp uranyum bununla sınırlı kaldı mı, bu skandal ilk ve son skandal mıydı, yoksa başkaları da meydana geldi de, bunların üstü mü örtüldü, bilemeyiz elbette. Birçok kimsenin bilmediği Apollo Skandalı işte böylesine manidar ve önemli bir skandaldı. Bugün ister istemez bunu hatırladık, hatırlattık.
Yarın Washington'da çok önemli bir Nükleer Güvenlik Zirvesi başlıyor. İki gün sürecek zirveye Başbakan Erdoğan dahil 47 ülke lideri katılıyor. Zirvede, teröristlerin ya da güvenilir olmayan ülkelerin eline geçmesi muhtemel olan çeşitli nükleer malzemelerin güvenliğinin nasıl ve ne şekilde sağlanacağı başta gelen gündem konusu olacak.
Fikret Erkan


2 Nisan 2010 Cuma

FİZİK ÇAĞI BAŞLIYOR
19 yüz yıl fizik yüzyılı olmuştu.20 yüz yıl DNA’nın bulunmasıyla biyoloji damgasını vurdu. CERN’deneyi ile 21 yüzyıla Fizik damgasını vuracak gibi. Üstelik boyutlar ve kara deliklere açılan bu deneyin enerji, ışınlanma gibi olayları çözmesinin yanında mistik bir boyutu da var. Birçok dinsel öğenin ispatı ya da reddi gündeme gelebilir. Gelişmelere hazır olun.Ama aklınızdan Ispata’da düşen Atlas Jet uçağında hayatını kaybeden Engin ARIK’ında bu konular üzerinde çalıştığını unutmayınız.

"6 AY SONRA YENİ BULUŞLAR BEKLEYİN"

CERN'de görevli Türk araştırmacı Dr. Bilge Demirköz,"Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" deneyine ilişkin, "Bu deney başladıktan 6 ay sonra bizden yeni fizik buluşlarını bekleyebilirsiniz" dedi.
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görevli Türk araştırmacı Dr. Bilge Demirköz, evrenin oluşum sırlarını ortaya çıkarması beklenen ve dün en yüksek enerjinin açığa çıkarıldığı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" deneyine ilişkin, "Bu deney başladıktan 6 ay sonra bizden yeni fizik buluşlarını bekleyebilirsiniz" dedi.

Demirköz, dün CERN’deki deneyle ilgili izlenimlerini ve bilimsel gelişmeleri anlattı.

Barselona Üniversitesi Fizik Bölümünde Araştırma Görevlisi olan Dr. Demirköz, Oxford Üniversitesi’nde CERN’deki 4 deney setinden biri olan Atlas detektörünün iç yapımında çalıştığını, doktora sonrasında ise iki yıl CERN’de görev yaptığını anlattı.

Deneyde şu an itibariyle, saniyede toplamda 80-90 çarpışma yaşandığını ve deneyin saniyede 40 milyon çarpışmaya çıkmasının öngörüldüğünü anlatan Demirköz, deneyin amaçlarına ilişkin şöyle konuştu:
"Yerçekimi ve elektromanyetik kanunları gibi fizik kanunları bilim insanları tarafından bilinen kanunlar. Fakat son 50 yılda gördük ki yüksek enerjilerde fizik kanunları farklı çalışıyor. Evren başlangıcında sıcak ve yoğun bir ortamda oluşmuş. İşte biz de evrenin çok yoğun enerji ve sıcak bir yerde oluştuğunu bildiğimizden buradaki deneyi evrenin yapıtaşı olup, burada çarpıştırdığımız ufacık protonlar için büyük patlamaya benzetebiliriz.
Büyük patlama sırasındaki fizik kanunlarının şu an etrafımızda gördüğümüz fizik kanunlarından farklı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu fizik kanunlarını anlamak istiyoruz. Mesela biz şu anda üç boyutta yaşıyoruz. Artı bir boyut olarak zamanı koyduğumuzda 4 boyuta çıkabilir. Ama daha yüksek boyutlarda yaşıyor olabiliriz. Fakat farkında olmayabiliriz. Görmediğimiz boyutlar olabilir. Bu da evrenin sırrı olabilir. 
Bu boyutları şu anki doğada değil ama yüksek enerjilerde görme ihtimalimiz artıyor. Mesela burada bulmaya çalıştığımız olaylardan bir tanesi ekstra boyutların izini bulabilmek. Tüm maddeye kütlesini verdiğini düşündüğümüz ’Higgs’ parçacığını bulmaya çalışıyoruz. Bunun olduğunu tahmin ediyoruz ve varsa bulmak istiyoruz."
“Dünya rekoru kırıldı”  CERN’de halen deney verilerinin analizinde çalıştığını dile getiren Demirköz, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın 10 Eylül 2008’de en düşük enerjide çalıştırıldığını ve 19 Eylül’de ise hızlandırıcıda bir arıza olduğunu anımsattı.

Demirköz, dün yapılan deneyde yerin 100 metre altındaki 27 kilometrelik tünelde iki proton huzmesinin 7 trilyon elektron volt enerjiyle ışık hızına çok yakın bir hızla çarpıştırıldığını belirterek, şöyle konuştu:
"Deneyde, çarpıştırıcıdaki parçacıkların göreceli kütleleri arttırıldı ve bu nedenle de bu parçacıkların enerjileri arttı. Normalde 10 Eylül’de çalıştırıldığında bu proton parçacığının enerjisi sabit kütlelerinin 450 katında idi. Dünkü deneyde ise olduklarından 3 bin 500 kat daha kütleli hissederek hareket ettiler ve şu ana kadarki en büyük enerji açığa çıkarıldı.Dünya
 rekorunu kırdık. Bundan önce yapılan çarpıştırmaların 3 katı kadar enerji açığa çıktı." 
Deneyle birlikte veri akışının çok hızlandığını da dile getiren Demirköz,
"Burada detektörler saniyede 40 milyon kez veri alabiliyor. Bunu bir fotoğraf makinesine benzetebiliriz. Bundan da büyük miktarda veri ortaya çıkıyor. Buradan çıkan veriler de dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’ye de yolluyoruz. Bu enerji seviyesi yeni fizik buluşlarının önünü açan kapı. Burada bu deneyden itibaren bizden yeni fizik buluşlarını 6 ay sonra bekleyebilirsiniz. Ben bu deneyin bu enerji seviyelerinde doğanın bize daha önce hiç vermediği şeyleri vereceğini düşünüyorum" diye konuştu.

Demirköz, elde edilen enerjiyle 18-24 ay arasında veriler elde edeceklerini bildirerek, daha sonra hızlandırıcının bazı parçalarının yenilenerek üst teknolojiye çıkarılacağını belirtti. Demirköz, daha sonra deneye tekrar başlayacaklarını ve şu anki enerjinin de üst seviyelerine çıkacaklarını söyledi.

Demirköz, deneyde kara deliklerin oluşumuna ilişkin ise şöyle konuştu:
"Bu enerjiyle oluşsaydı, kara delikler zaten oluşmuştu. Deneyde bir çeşit kara delik çıkması mümkün ama onun adı aslında kara delik değil, mini kara delik. Bunlar mikroskopik boyutlarda bizim anladığımız şekilde evreni ve yıldızları yutan kara deliklerden çok farklı. Oluşup yok olabilen çok hızlı parçacıkların özellikleri. Halkımız korkmasın, bugünkü güçte kara delikler anlaşılan anlamda oluşmadı ve zaten oluşamazdı." 
"Cern’e üyelik Türkiye’nin prestiji"
CERN’de 100’e yakın bilim insanının bulunduğunu, Türkiye’den bilim insanlarının ise bir takım deneylere katılabildiğini anımsatan Demirçöz, şunları kaydetti:
"CERN’e üye olmadığından Türkiye’den özel sektör CERN’den ihale alamıyor. Biliyoruz ki CERN’den ihale alan şirketler çok hızlı büyüyor. Küçük ölçekli olanlar değerini yıllar içinde 3’e katlıyor.

CERN’e üye olursa Türkiye yılda 20-30 milyon İsviçre frangı ödeyecek. Ancak bu miktarın yarısı zaten Türk şirketlerine ihalelerle geri dönecek. Bu nedenle Türkiye için CERN’e üye olmak şanstır ve prestij meselesidir."
 

23 Mart 2010 Salı

KATİLLER KAPIYI ÇALDI


İRAN SAVAŞI GECİKTİ
ÇÜNKÜ: İRAN İÇİN ÖZEL YAPIM SİLAHTA TEKNİK ARIZA ÇIKTI.
BU YILIN ORTASI EN GEÇ SONUNDA SORUNLAR HALLEDİLİYOR





İran'ın katilliğine soyunan ülkelerin arasında biz yok muyuz sanıyorsunuz?
İran savaşını ABD yani diğer adıyla Siyonist İSRAİL başlatacak. Bombalayıp kaçacak.
Ama biz savaşacağız.
TSK'nın direnmemesi için miskinleştirilmesi gerekli.
Konuşamayan “konu yargıda” falan diyen genelkurmay gerekliydi.
 Tamamlandı.
“Yüksek yargı ile dalga geçiyorlar” diyen HSYK başkan yardımcısının sözlerini umursamayan iktidar gerekli, kamuoyu gerekli, medya gerekli.
Hepsi tamam.
Türkoğlu, Türk kızı ölmeye hazır ol.
Yeni yüzyıl yine senin üzerine yıkılıyor.
Kimimiz öleceğiz, kimimiz Tayyip’in şiirlerini vaazlarını, masallarını dinleyeceğiz.
Çünkü;AKP onun için var.


İskoç Sunday Herald gazetesi ABD’nin İran saldırısını deşifre etti.
Körfez ülkelerinin den Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’e hava savunma sistemleri kurulacak.
Amerika'nın Körfez'de sürekli özel destroyerler bulunduracak.
Destroyerler orta menzilli füzelere karşı özel radar ve önleyici füzelerle donatılı olacak.
Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Adası'na füze ve yeni yapım sığınak delicilerin nakli tamamlandı.
195 akıllı Blu-110 ve 192 adet bir tonluk Blu-117 kodlu sığınak delici bombalar var. Bunlara ilaveten Blu-387 kodlu bombaların olduğu da söyleniyor.
Tamamen İran'ı imhaya hazırlanıyorlar. Amerikan bombardıman uçakları bu çerçevede İran'daki 10 bin hedefi birkaç saat içinde imha etmeye hazırlar.
Ayrıca ABD İran’da yeni nesil sığınak delici geliştirmiş. Özel yapım bu sığınak delici
MASSİVE ORDNANCE PENETRATOR (MOP) olarak anılıyor.
Bomba yaklaşık 15 ton ağırlığında ve 6 metre uzunluğunda olup mevcut sığınak delici bombalardan en az 10 misli güçlü ve etkili olduğu söyleniyor. Amerika işte bu bombayla İran'ın yer altı tünel, tesis ve sığınaklarını imha etmeyi planlıyor. Bu konularda Amerika'nın muhtemelen başka planları ve silahları da var.







"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME YAHUDİ GAZETESİNDEN:

26 Ocak 2010 Salı

YOUTUBE VİDEOLARINI İZLEYEMİYOR MUSUN?
O ZAMAN BAŞBAKANINI DİNLE:


16 Ocak 2010 Cumartesi


Turkar’ gün sayıyor

Özentiyi bırakalımyerli sanayicimizi destekleyelim ki bu girişimler gelişsin.
'Turkar' gün sayıyor
Eskişehir’de 3 yıllık bir çalışma sonucu “Hiscar” adıyla prototipi üretilen ilk Türk lisanslı kamyonetin ismi “Turkar” olarak değiştirildi.
Hisarlar AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Türker, yaptığı açıklamada, dünyada yaşanan finansal kriz nedeniyle hedeflerinden biraz şaşmak zorunda kaldıklarını belirterek, ilk etapta düşündüklerinden daha az yani yılda 300 adet araç üreteceklerini kaydetti.
Daha önce Hiscar olarak belirledikleri araç ismini Turkar olarak değiştirdiklerini anlatan Türker, şöyle konuştu:
“Turkar logosu için de doğadan esinlendik. Özellikle araçlarda logo çok önemli. Turkar için logo arayışındayken ülkemize bir kültür hizmeti yapmak istedik. Dünyada sadece Türkiye’de yaşayan ve nesli tükenmek üzereyken koruma altına alınan Anadolu ceylanı bize ilham verdi. Bu her türlü iklim koşullarında yaşayabilen, dayanıklı ve çevik bir hayvan. Turkar’ın özelliklerini bu yönleriyle Anadolu ceylanına benzetiyoruz. Bu nedenle Turkar’ın logosunu oluştururken Anadolu ceylanının boynuzlarından esinlendik”
“KÖRFEZ ÜLKELERİ VE AFRİKA BİZİM İÇİN ÇOK İYİ PAZARLAR”
Türker, Türkiye’de de yaşanan krizin yakın zamanda aşılması durumunda 5 yıl sonra yılda 5 bin araç üretmeyi planladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Turkar’ın lansmanını haziran ayında yapmayı düşünüyoruz. Hedefimiz ürünün yarısını yurt dışına satmak. Körfez ülkeleri ve Afrika bizim için çok iyi pazarlar. Suudi Arabistan ile şimdiden distribütörlük için sözlü bir anlaşma yaptık. Aracımız, Sibirya soğuklarından çöl sıcaklarına farklı iklimlerde performansından bir şey kaybetmeden çalışma kabiliyetine sahip. Bu da yurt dışı satışlarımız için büyük bir avantaj. Bugün, grubumuzda 650 kişi çalışıyor. Eskişehir’de Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) en yüksek ücret ödeyen ilk firmalar içindeyiz. Kentin ihracat geliri en yüksek ilk 3 firmasının arasındayız. Vergide de ilk sıralarda yer alıyoruz. 2008 yılında 61 milyon avro ciromuz oldu. Üretimimizin yüzde 60′ını ihraç ediyoruz. 2008 yılında 35 milyon Avro ihracat rakamına ulaştık.”
hiscar
Şu anda en büyük 500 firma sıralamasında ikinci 500 arasında olduklarını anlatan Türker, “2005 yılından sonra her yıl yüzde 30 büyüme kaydettik. Tarım, iş ve tekstil makineleri ile otomotiv parçaları ve tezgah parçaları üretiyoruz. Mevcut işlerimizi daha iyi rekabet edebilir hale getirecek yöndeki yatırımları yapmayı düşünüyoruz” dedi.
kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/11714916.asp
hiscar4
HİSARLAR MAKİNE SAN TİC AŞ
Organize San Bölgesi 9.Cadde
ESKİŞEHİR
İŞ: +90 (222) 236 14 09
FAX: +90 (222) 236 13 37

2 Aralık 2009 Çarşamba

İSRAİL’DEN YENİLEN TANK KAZIĞININ NEDENLERİ BELLİ OLDU:
BU TANK MODERNİZASYONU FALAN DEĞİL
MOSSAD KORKUSU
ADAMLAR BİZİ HARACA BAĞLAMIŞ
YAZIKLAR OLSUN:


M60 tanklarının modernizasyonu ihalesinin İsrail'e verildiği 2000 yılında Kara Kuvvetleri'nde Tümgeneral rütbesiyle görev yapan MHP Milletvekili Erdal Sipahi, "İhalenin İsrail firmasına verilmesine karşı çıktık. Çünkü tecrübesi yoktu. Ama yukarıdan gelen emirle ihale İsrail'e verildi" diye konuştu.

MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, görevde olduğu dönemde 170 adet M60 tankının modernizasyonu projesinin İsrail'in IMI firmasına verilmesine karşı çıktığını açıkladı. 2000 yılında Kara Kuvvetleri Karargahı'nda görevli olan emekli Tümgeneral Sipahi, tank modernizasyonu ihalesinin İsrail firmasına verilmesinin hatalı bir tercih olduğunu belirterek
, "Çünkü İsrail'in bu konuda tecrübesi yoktu" diye konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinde bulunan 170 adet M60 tankının modernizasyonu ihalesi 2000 yılında yapılan ihale ile İsrail'in IMI firmasına verilmişti. Sipahi, tank ihalesinin yapıldığı dönemde Tümgeneral olarak Kara Kuvvetleri Karargahı'nda görev yapıyordu.
EMİR YUKARIDAN
Sipahi Türkiye'nin büyük bir zarara uğratıldığı ve çok tartışılan ihale ile ilgili şu bilgileri verdi:
"Ben tank konusunda uzman bir insanım. Tanklarla ilgili yazdığım kitaplar TSK'da eğitimde kullanılıyor. Biz o dönemde tank modernizasyonunun İsrail firmasına verilmesine karşı çıktık. Çünkü İsrail'in bu konuda tecrübesi yoktu. Ama bizim karşı çıkmamıza rağmen yukarıdan gelen emirle ihale İsrail firmasına verildi. Tankları modernize etmek yerine yeni tanklar alınsaydı daha doğru olacaktı."
"Anlaşmaya göre 2002 yılında 65 ve 2003 yılında 104 adedi olmak üzere tanklarının tamamının 2003 sonuna kadar modernize edilmesi gerekiyordu. Anlaşma daha sonra yenilenerek tankların 2007 yılı sonunda teslim edilmesi kararlaştırıldı. Fakat 2009 yılındayız ve modernizasyon hala bitmedi. Bir tankın maliyeti bize 4.5 milyon dolara geldi. Almanya'dan aldığımız Leopard-2 tanklarının maliyeti ise 1 milyon dolara geldi. Garabet abidesi olan tanklar hâlâ teslim edilmedi. Teslim edilse bile işe yarayacaklarını zannetmiyorum." 

MİLLİ TANKI GECİKTİRDİ
İhaleyle Türkiye'ye teknoloji transfer edileceğinin iddia edildiğini hatırlatan Sipahi,
"İsrail, Kayseri'deki tesislerde Ar-Ge çalışmaları yaptı ama bunun bize hiçbir faydası olmadı. Proje milli tank projesinin de gecikmesine neden odu" dedi.
700 milyon dolar ödedik sadece 10 tank aldık
Tank modernizasyonu için 2005 yılında hazırlanan prototip tank Türkiye'ye teslim edildi. Kayseri'deki tesislerde tankların modernizasyonu başlatıldı. Milli Savunma Bakanlığı'ndan alınan bilgilere göre bugüne kadar sadece 10 tank modernize edilerek birliklere teslim edildi. Geriye kalan 160 tankın modernizasyonunun ise Ekim 2009'a kadar tamamlanması planlanıyor. Projenin maliyeti 2000 yılında 290 milyon dolar olarak belirlenmesine karşın projenin maliyetinin şu anda 687.5 milyon dolara çıktığı belirtiliyor. 


İŞTE NEDENİ:

MOSSAD AJANLARINDAN TÜRK BÜROKRATLARA TANK TEHDİDİ!

İsrail tarafından halen Türkiye'ye teslim edilmeyen tanklarının arka planıyla ilgili ilginç detaylar ortaya çıkıyor.

M60 tanklarının modernizasyonu projesiyle ilgili inanılmaz olayların yaşandığı ortaya çıktı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı kaynaklarından alınan bilgilere göre projeye karşı çıkan bürokratların MOSSAD tarafından tehdit ve baskıya maruz bırakıldığı öğrenildi. MOSSAD ajanları tarafından aranan bürokratların "Sen tankların modernizasyonunun İsrail firmasına verilmesine karşı çıkıyormuşsun" denilerek üstü kapalı tehdit edildiği öğrenildi. Ajanların ihale görüşmelerine de katıldığı iddia edildi.

KIVRIKOĞLU KARŞIYDI AMA!
M60 tanklarının İsrail firmasına verilmesine karşı çıkan proje müdürü Sadık Yamaç baskıların ardından görevden alındı. Proje müdürü olarak atanan Sezai Öztürk ise baskılar üzerine 1 hafta sonra istifa etti. Öztürk'ün yerine atanan Hünkar Urfalıoğlu da projeye imza atmadı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun da ihalenin İsrail firmasına verilmesine ilk başlarda karşı çıktığı, ancak daha sonra görüş değiştirerek projeye imza attığı öğrenildi.
124'E MERCEDES MOTORU
Bir uzman "M60 tanklarının modernize edilmesi demek Murat 124 arabaya Mercedes motoru yüklenmesi demektir. Böyle yaparsanız Murat 124 çöker. M60 tankları da çöktü. Tankın küçük olması önemlidir. M-0 modernize edilince büyüdü. Hedef olması kolaylaştı" dedi. Uzmanlar, modernizasyon sırasında 'güç Paketi’nin çökmesi nedeniyle öncelikle tanklardaki zırhın çıkarıldığını ardından da modernizasyonu kaldıramayan tanklardaki bir çok teknolojinin söküldüğünü belirtti. İsrail firmasının vermeyi taahhüt ettiği bazı teknolojileri ise vermediği belirtildi. İsrail'in Merkava tanklarındaki teknolojinin M60 tanklarına aktarılmasına İsrail tarafından "Bu benim yıllar sonra geliştirdiğim bir teknoloji bunun sana veremem" diyerek reddettiği öğrenildi.
GECİKME OLDU AMA TAMAMLANACAK
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İsrailli IMI firması tarafından modernize edilen M60 tankları projesinin geciktiğini ancak projenin gerçekleştirileceğini söyledi. İsrail'in prototipleri teslim etmekte geciktiğini belirten Gönül, "2 senelik bir gecikme oldu. Ancak daha sonra Kayseri ve Arifiye'de tanklar modernize edilmeye başlandı. Büyük bir kısmının teslimatı da bitti" dedi. Yaşanan sıkıntıların teknik eksikliklerden kaynaklandığını belirten Gönül, "Tankların belli bir ağırlığı tutturması gerekiyordu ama tutturamadılar. İsrailli firma şartnameden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiriyor" diye konuştu.

Kaynak: Bugün

konula ilgili daha önceki haberler:


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."