İNGİLTERE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNGİLTERE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2011 Perşembe

DOĞU AKDENİZ CADI KAZANI

Aydınlık 8/9/2011
Gazete küpürünün üzerine çift tıklayarak okunacak boyuta getiriniz
Dr. NOYAN UMRUK’ KISA ÖZGEÇMİŞİ
 (Emekli) TUĞGENERAL
 (Emekli)M.S.B. MALİYE D. BŞK.
 (Eemekli)KARA HARB OKULU ÖĞR. ÜYESİ
 1948 yılında İzmir-Alsancak’ da doğdu. 1960 yılında Selimiye Askeri Orta Okuluna girdi 1962 yılında Selimiye Askeri Orta Okulundan, 1965 yılında Kuleli Askeri Lisesinden, 1967 yılında Kara HarpOkulundan(K.H,O.) istihkam subayı olarak mezun oldu.
1971 yılında başladığı Marmara Üniversitesi İktisat-Maliye bölümünü 1975 yılında bitirdi.
10 sene istihkam subayı olarak köprücü,inşaat ve savaş istihkam bölük komutanlıkları görevlerini müteakip, !977 yılında T.S.K. de yeni kurulmakta olan Maliye sınıfına seçildi.
Bu sınıfın kuruluş ve gelişmesinde önemli rol ve işlevler üslendi. Aynı dönemde K.H.O.da  “Ekonomi” ve “Sosyal Politika” dallarında öğretim üyeliğini sürdürdü.
Bu arada, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki lisansüstü öğrenim çalışmalarını-master programını 1981 yılında tamamladı.
1984-1986 yılları arasında İtalya’da  Yabancılar  Üniversitesi ve La Sapienza(Roma) Üniversitesinde “BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK GELİŞMENİN SOSYO-EKONOMİK SONUÇLARI” adlı bir uluslar arası çalışmagrubuna katıldı.
1988 yılında “Türkiyede işgücü maliyetlerinin  bilimsel teknolojik sürece ve ekonomik büyümeye etkisi” konulu doktora tezi ile doktor ünvanını aldı.
2nci Ordu Maliye-Bütçe Bşk.lığı,K.K.K.lığı Bütçe Ş. Md.lüğü,M.S.B.lığı Program İnceleme ve Muhasebe Ş. Md.lüğü görevlerini müteakip 1995-1998 yılları arasında K.K.K. Komptrölörlük Daire Bşk.lığı görevindebulundu.
1998 yılında generalliğe terfi ederek M.S.B. lığı Maliye Daire Bşk.lığı görevine atandı.
2003 yılında emekli olduktan sonra, 3 yıl süre ile Havelsan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan V. olarak görev yaptı.
Halen başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere muhtelif yayın organlarında sosyal politika ve ekonomi-politik içerikli makaleleri yayımlanmaktadır.
DOĞU AKDENİZ CADI KAZANI
Dr. Noyan UMRUK


Doğu Akdeniz deyince işe Kıbrıs’tan başlamak gerekiyor. Çünkü hem stratejik önemi büyük devasa bir uçak gemisi, hem ciddi bir petrol-doğal gaz platformu olarak öncelikli ve temel bir ulusal sorun.*
Sorunu, yeniden iyice ısıtan Papadopulos oldu. Papadopulos, KKTC *ve Türkiye’nin sözlü uyarılarına kulağını tıkayarak yabancı şirketlerle petrol arama konusunda bağlantı kurdu. Bir şirket, Limasol açıklarında arama yapmaya başladı. Üç dört gün süren bu çalışma Türk donanmasının bölgede bir tur atmasından sonra ‘güvenlik endişesiyle’ durduruldu.
Hristofyas da gerginliği tırmandıracağını bile bile “milli politikalarını” ısrarla sürdürüyor. İsrail’le yapılan anlaşma, Hristofyas’ın bu tehlikeli oyununun son ve önemli aşaması.
Şimdi bir soru: Tüm bunlar olurken garantör ülkeler Türkiye ve İngiltere bu sürecin dışında mı kalacak? Kıbrıs’ta ABD’nin de kullandığı iki İngiliz Üssü var. Dikelya ve Ağrotur (Akrotiri).1960 Anayasasına ve Anlaşmalarına göre tam bir “Bağımsız Devlet” statüsünde bu İngiliz Üsleri. (CIA)’in yayınladığı “World Factbook 2005”e göre(1) Akrotiri tanınmış bir devlet. Bu devletin şimdi bir de “Kıta Sahanlığı” oluşturuldu.
1960 Anlaşmaları içinde var olmayan bu kıta sahanlığı, petrol yatakları fark edilince ortaya çıkıverdi. Akrotiri Devleti şimdi kendi toprakları ve kara suları içinde “Kıbrıs Aslanı” adını taşıyan bir tatbikata girişti, anavatanı İngiltere ile birlikte. Kraliyet Hava, Kara kuvvetleri ve donanmasının katıldığı bu çapta bir tatbikat hiç yapılmadı, daha önce. Böylece “Akrotiri Kara Suları” deyimi de ilk defa politik literatüre girmiş oldu.
Bunun bir  gerekçesi de var. 1960 Anlaşmalarının içeriğinde Akrotiri adlı İngiliz Egemen Üsleri’nin kara suları olduğuna ve Münhasır Ekonomik Bölgesi bulunduğuna dair her hangi bir not yok.  Ama bunu çağrıştıran bir bölüm var. İngiliz ya da Akrotiri devleti tatbikat yapmak için, 1960 Anlaşmasına göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nden izin almak zorunda değil. Bilgi vermesi yeterli.
“Bundan sonraki adımda İngilizler, Limasol’un batısında Akrotiri Egemen İngiliz Üssü’nün içinde yer aldığı Akrotiri yarımadasını öne sürerek, Akrotiri Devletinin kıta sahanlığı ve “Münhasır Ekonomik Bölge” hakkının bulunduğu iddialarını ortaya atacak ve sonunda kabak biz Kıbrıslı Türklerin başında patlayacak. ‘Münhasır Ekonomik Bölgenin’ varlığı konusunda Rumlarla İngilizler sıkı bir pazarlığa girişecekler ve adanın tümünde Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin egemenliğinin geçerli olabilmesi için İngiltere hükümetinin Rumlara destek vermesi karşılığında Rumlar bu hakkı İngilizlere verecekler.”(2)
Zaten ne ABD, ne İngiltere bu yatakların işletilmesini Rumlara bırakırdı. Böylesi bir anlaşmayla Rumlar bir taşla iki kuş vurmuş olacaklar. Çok yönlü senaryolarla karşı karşıyayız.
Kısaca, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafı proaktif davranarak, Uzun zamandır, A.B.D., İngiltere, A.B. ile çok uluslu şirketler ve de O.doğu ülkeleriyle çıkar birlikteliği bazında aynı yörüngeye oturmaya çalışıyor.
Sonunda, ABD’nin Mobili ile anlaşan Kıbrıs Rum Kesimi kuruluş günü olan 1 Ekim 2011’de doğal gaz arama çalışmalarını başlatıyor. Sondaj çalışmasından olumlu sonuç alındığında başka çok uluslu şirketlerle de anlaşmalar yapılacak. Bu gelişmeler sonucu Kıbrıs Rum Kesiminin yıllık 10 milyon avro gelir sağlayacağı değerlendiriliyor.
Türkiye ise, Ege ve D.Akdeniz’deki en güçlü kozunu, uluslararası alandaki en güçlü markasını, TSK ve donanmasının, yıllar önce bu amaçla Marmaris-Aksaz’a konuşlanan yenilmez armadasının zafiyete uğratılması için elinden geleni ardına koymayan küresel çaba ve manipülasyonları ve de bunların işbirlikçilerinin marifetlerini yargıyı da alet ederek perçinliyor. Bakın durum nedir? Yüzlerce general(17si Amiral), subay ve astsubay tutsak. 20 temmuz 1975 tarihinde NATO’dan bağımsız bir milli güç olarak kurulan Ege Ordusunun kaldırılması bile tartışmaya açılıyor(3).
Ve nihayet ”Türk ordusunu darmadağın ettik… Hep birlikte, bu yüzyılın en başarılı ordularından birini, hezimete uğrattık… Oysa o ordu, Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış yepyeni bir ülkenin gururuydu… Bu ülkenin hâlâ güçlü bir orduya ihtiyacı var… Ve en ihtiyacımız olduğu bir sırada, o asker elinde gazlı bezle yarasını sarmaya çalışıyor… Tarih bir gün bunu böyle yazacak…”(4) denilmek zorunda kalınıyor.
Dikkat ediyor musunuz? Her bağımsız ve egemen ülkenin yaptığı gibi ulusal çıkarlara odaklanmış bir dış politika yerine, ABD bile yüksek profil göstermekten çekinirken, bölge kabadayısı imajı yaratılarak, güvenlik ve ekonomik alanlarda(5)cepheler çoğaltılıyor. Libya ve Suriye’den sonra “One minute” şovu ile başlatılan, Marmara olayı ve BM raporu ile tırmandırılan İsrail. Küresel merkez denetiminde Doğu Akdeniz ısıtılıyor…
Nerede kaldı ulusal çıkarlar, sıfır sorunlu dış politika ve ne idüğü belirsiz demokratik açılımlı iç politika? Sonunda, inşallah “Bravo kapitano …” durumuna düşülmez. Fakat, işin şakası yok. Ülke, bir yandan içeride ve dışarıda kan kaybediyor; bir yandan çok ciddi badirelere gebe …
*Sevgili okurlar konunun geçmişine ilişkin geçen haftaki yazıyı gazetenin portalinde ya da www.turkcelil.com’da bulabilirler.
*KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı, saygıdeğer büyüğümüz R.Denktaş’a hepimiz adına acil şifalar diliyorum.
(3)Radikal G.,01.09.2011, Radikal gazetesinin haberine göre, Çelik,15 maddelik eylem planını açıklarken Ege ve 1nci orduların varlığını da  tartışmaya açtı.
(4) Ertuğrul Özkök; “Duygusal Ricat”, Hürriyet G., 26. 08.2011
(5)Utku Çakırözer; ‘Davutoğlu’nun Hatası, BM’ye O Raporu Yazdırmaktı’Cumhuriyet G., 04.09.2011
AYDINLIK G., 8.9.2



Kıbrıs’ta iki tane İngiliz Üssü bulunuyor. Dikelya ve Ağrotur (Akrotiri).1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına ve Anlaşmalarına göre tam bir “Bağımsız Devlet” statüsünde bu İngiliz Üsleri.

 Amerika Birleşik devletleri Merkezi Haber Alma Örgütü’nün (CIA) yayınladığı “World Factbook 2005’e göre Akrotiri adlı İngiliz üssü tanınmış bir devlet ve adı da AKROTIRI.

https://www.cia.gov/library/publications/the-world-fact-book/index.html internet adresinden bu bilgileri alabilirsiniz.

Devlet Başkanı 16 Ağustos 1960 tarihinden beridir İngiliz Kraliçesi Elizabeth II. Hükümetin başı ise 26 Nisan 2006 tarihinden beri General Richard Lacey. Bu devletin garantörü İngiltere ve hudutları içinde de İngiliz Ordusu bulunmakta.

Orta Doğu ülkelerine yapılan her hava saldırısında bu üsler hem Amerikalılar hem de İngilizler tarafından kullanılmakta.

Tabii bu devletin şimdi birde “Kıta Sahanlığı” oluştu aniden.
1960 Anlaşmaları içinde var olmayan İngiliz Üslerinin kıta sahanlığı, Doğu Akdeniz’de Hidrokarbon yatakları bulununca varlığı ortaya çıktı.
Hidro karbon yataklarının varlığından sonra İngiltere devletinin adaya bakışı da değişti.


Akrotiri Devleti şimdi kendi toprakları ve kara suları içinde “Kıbrıs Aslanı” adını taşıyan bir tatbikat yapmak hazırlığında, tabii anavatanı İngiltere ile birlikte.
Bu tatbikatın amacı “İngiliz Gücünün Akdeniz’de Gösterilmesi” olduğu kesin. Bu güne değin her tür uçak ile İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinin, Kara kuvvetleri ve aralarında sadece kendi başına 15 adet helikopter taşıyan bir helikopter gemisinin de bulunduğu 7 deniz birliğinden oluşan İngiliz Kraliyet donanmasının katıldığı bu çapta bir tatbikat hiç yapılmadı.

Bu tatbikat sırasında Akrotiri devleti kara suları içinde ve Kıbrıs adası açıklarında gerçek mermilerle atışlar yapılacak, hava savunma tatbikatı gerçekleştirilecek ve aynı zamanda da İngiliz Kraliyet deniz piyadeleri tugayı amfibik faaliyetlerde bulunacak.

Kıbrıs Aslanı adlı tatbikat ilk başta Sardunya Adası’nda gerçekleştirilecekti ama son anda Akrotiri kara sularında yapılmasına karar verildi. Böylece “Akrotiri Kara Suları” değimi de ilk defa politik literatüre girmiş oldu.

Bunun da bir tek gerekçesi var. 1960 Anlaşmalarının içeriğinde Akrotiri adlı İngiliz Egemen Üsleri’nin kara suları olduğuna ve Münhasır Ekonomik Bölgesi bulunduğuna dair her hangi bir not yok.

Ama bunu çağrıştıran bir bölüm var. İngiliz devleti veya Akrotiri Egemen Üsler Bölgesi yönetimi tatbikat yapmak istediğinde, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasına göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nden izin almak zorunda değil. Bilgi vermesi yeterli.
Nisan ayı başında komando birlikleri ile üç savaş gemisi tatbikata katılmak için Akrotiri’ye gelmişti. Bunlara içinde bir adet helikopter gemisi ile 4 başka geminin bulunduğu ikinci bir grup gemi daha eklenecek. Diğer gemiler ve birlikler de bölgeye bir plan çerçevesinde intikal etmek üzereler.

Doğu Akdeniz’de askeri tatbikatlar yapılması, bölgede hidrokarbon araştırmalarının başlamasında itibaren İngilizlerin planlamalarında yer almaya başladı. Kıbrıs Aslanı adlı tatbikat, büyük bir olasılıkla Mayıs ayı bitmeden gerçekleştirilecek.

Bundan sonraki adımda İngilizler, Limasol’un batısında Akrotiri Egemen İngiliz Üssü’nün içinde yer aldığı Akrotiri yarım adasını öne sürerek, Akrotiri Devletinin kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge hakkının bulunduğu iddialarını ortaya atacak ve sonunda kabak biz Kıbrıslı Türklerin başında patlayacak.


Münhasır Ekonomik Bölgenin varlığı konusunda Rumlarla İngilizler sıkı bir pazarlığa girişecekler ve adanın tümünde Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin egemenliğinin geçerli olabilmesi için İngiltere hükümetinin Rumlara her türü desteği vereceği karşılığında Rumlar bu hakkı İngilizlere verecekler ve yanlarına da İngiltere gibi bir devleti almış olacaklar.


Zaten Rumlar isteseler de istemeseler de, ne ABD ne İngiltere ne de İsrail, bu yatakların çalıştırılmasını Rumlara bırakmazdı. Böylesi bir anlaşmayla Rumlar bir taşla iki kuş vurmuş olacaklar.

İşin ilginç yanı bu üslerin var oluş anlaşmasında biz Kıbrıslı Türklerin de imzası var. Münhasır Ekonomik Bölge hakkında da olmalı.
Prof. Dr. Ata ATUN


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

11 Kasım 2010 Perşembe

 İNGİLTERE HATIRASI

MADALYA VE İNGİLTERE DESTEĞİ Mİ LAZIM?
YÖNTEM BASİT.
BİR SİNAGOK ZİYARET ET.
TABİ GEÇMİŞİNİZDE İNGİLTERE HATIRASIVARSA
 
VE ARKANIZDA AMERİKAN BURSU VARSA



Abdullah Gül İngilizlerin gözdesi
KRALİÇE’DEN 2. ÖDÜL!
2008’de, Büyük Şövalye Nişanı verdiği Gül’ü
bu kez de ‘Chatham House’la onurlandıracak!

İşgalin yıl dönümünde...
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’ten 2010 “Chatham House Ödülü”nü almak üzere İngiltere’ye gitti. Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Chatham House), Gül’e kristal ödülünü, 1918’de İngilizlerin Çanakkale Boğazı’nı işgali ve İskenderun’a asker çıkardığı 9 Kasım’da verecek.

Ermeni açılımı mutlu etti
CHATHAM House, övgüyle bahsettiği Gül’e ödülün veriliş nedeniniyse şöyle açıkladı: Gül, bölünmüş Kıbrıs’ın bütünleşmesi konusunda çok önemli adımlar atmış ve Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi için başrol oynamıştır. Gül, AB üyeliğinin de önemli destekçilerindendir.

Türk bayrağı asmamıştı
KRALİÇE’ye refakat için 2008’de İstanbul’a gelen ve
Türk bayrağı asmayan uçak gemisi “HMS İllustrious”, 1918’de işgalin simgesi olan İngiliz gemisiyle aynı yere demir attmıştı. Gül bu törenden önce Kraliçe tarafından Köşk’te Büyük Şövalye Nişanı’yla ödüllendirilmişti.

İngiltere’den ikinci ödül!
Kraliçe 2. Elizabeth, 2008’de Türkiye’de ‘Büyük Şövalye Nişanı’ taktığı Cumhurbaşkanı  Gül’e şimdi de Anadolu’nun İngiliz İşgali’nin yıl dönümünde Londra’da Chatham House ödülü verecek

Haber / Analiz: Fatih YARDIM
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth tarafından takdim edilecek 2010 yılı “Chatham House Ödülü”nü almak üzere İngiltere’ye gitti. Gül’e bu ödül, düşünce kuruluşu Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Chatham House) tarafından İngilizlerin Çanakkale Boğazı’nı işgali ve İskenderun’la, Antakya’ya asker çıkardığı gününün yıl dönümü (9 Kasım 1918) 9 Kasım’da verilecek. Gül, ödül alacağı güne kadar, çeşitli görüşmelerde bulunacak, konferans verecek. Sözkonusu ödülün Chatham House’u himaye eden Kraliçe II. Elizabeth tarafından törenle takdim edileceğini, bu vesileyle, Chatham House’da ülkemizin uluslararası ilişkiler vizyonu ve Türk dış politikası, Oxford Üniversitesi’nde ise, İslam âleminde demokrasi ve kalkınma konulu konferanslar vereceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, İngiltere’de bulunacağı süre içinde, Başbakan David Cameron ile de bir araya geleceğini ve başta Türkiye’nin AB üyelik süreci olmak üzere, bölgesel ve uluslararası gündemde yeralan konular hakkında görüş alışverişinde bulunacağını bildirdi.

Yine smokin giyecek
9 Kasım’daki ödül töreninde Kraliyet Sarayı’nın tüm kuralları uygulanacağı için Abdullah Gül, törende smokin giyecek. Gül, göreve geldikten sonra ilk smokinini de Kraliçe II. Elizabeth’in 2008’de Ankara’ya yaptığı resmi ziyarette Köşk’teki akşam yemeğinde giymişti. İngiltere Kraliçesi, Londra’nın tarihi belediye binasında yapılacak törende Gül’e kristalden yapılmış ödülü verecek. Chatham House’un dünyaca bilinen en önemli özelliği ise mahremiyet konusunda. Bu düşünce kuruluşunda herhangi bir konuyla ilgili yapılan konuşmalar kaynak gösterilerek yazılamıyor. Bu durum tüm dünyada “Chatham House kuralları” olarak biliniyor.

Verilme gerekçesi
Ermenistan
Chatham House tarafından övgüyle bahsedilen Abdullah Gül hakkında şu görüşlere yer verildi: “Gül, Türkiye’de ve uluslararası camiada bütünleştirici etkisi ile çok önemli bir figür. Türkiye’nin yakın zaman önce kat ettiği ilerlemenin de önemli isimlerinden biri. Abdullah Gül, bölünmüş Kıbrıs’ın bütünleşmesi konusunda çok önemli adımlar atmış ve Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi için başrol oynamıştır.” Gül’ün Türkiye’nin AB üyeliğinin de önemli destekçilerinden biri olduğunu vurgulayan Chatham House, “Kendisinin liderliği altında Türkiye, sivil demokrasinin yerleşmesi ile siyasi ve hukuk reformlarının gerçekleşmesinde önemli yol almıştır” ifadelerine yer verdi.

Türkiye öncelikli konuları arasında
Chatham House üyesi, Avrupa ve Ortadoğu Araştırmaları Direktörü Fadi Hakura, Cumhurbaşkanı Gül’ün alacağı ödülle ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son 5-6 yılda Chatham House’da ön plana çıktığını belirterek, “Türkiye, şu anda hem bölgesel, hem de uluslararası anlamda büyük rol üstlenen önemli bir ülke. Dolayısıyla Türkiye, Chatham House için öncelik olmaya başladı” dedi.

Büyük Şövalye Nişanı takıldı
Cumhurbaşkanı Gül, kendisine Büyük Şövalye Nişanı takan Kraliçe 2. Elizabeth için verdiği yemekte smokin giymiş ve onunla karşılık olarak kadeh kaldırmıştı.

Kraliçe 2. Elizabeth, Mayıs 2008’te Türkiye’yi ziyaret etmişti. Kraliçe onuruna resepsiyon veren Cumhurbaşkanı Gül de, daha önce hiç giymediği smokini Kraliçe 2. Elizabeth için verdiği yemekte giymişti. Kraliçe de Abdullah Gül’e büyük haç nişanı (Büyük Şövalye Nişanı) takmıştı. Hayrünnisa Gül de duygularını, “Kraliçe geldiğinde, aile yakınımız ziyaret etmiş gibi oldu. Akraba gelmiş gibiydi” sözleriyle ifade etmişti. Kraliçe 2. Elizabeth ve eşi Edinburg Dükü Prens Phliip’in Türkiye ziyareti kapsamında İstanbul’a gelen İngiliz uçak gemisi, “HMS İllustrious” da 1918’te Türkiye’yi işgal için gelen “HMS Ajax” adlı savaş gemisiyle aynı yere demir atmıştı. Dolmabahçe önüne demirleyen bu savaş gemisinde bir de resepsiyon verilmişti.

Türk bayrağı asmadı
Kraliçe Elizabeth, Türk karasularını girmesine rağmen MMS İllustrious uçak gemisine Türk bayrağı asılmamıştı. Üzerinde, 1 milyondan fazla Iraklı “nın kan lekesi bulunan İngiliz uçak gemisi “HMS İllustrious“,  gösterişli bir davete sahne oldu. Kraliçe Elizabeth’in konukları Abdullah Gül ve eşi Hayrunnisa’yı ağırladığı savaş gemisinin, 1918’de İstanbul’a giren İngiliz işgal gemisiyle aynı yere demir atması manidar bulundu. Gemide, Kraliçe ve konukları onuruna askeri tören düzenlendi... Davete, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, AKP Milletvekili Cüneyd Zapsu ile bazı işadamı ve medya mensupları katıldı...

Sevr’i hazırlayan kurum olarak biliniyor
1900’lerin başında oluşturulan ancak 1920’de resmiyete dökülen kuruluşun ilk adı “Yuvarlak Masacılar”dı. Bu masa, İsrail devletinin kuruluşuna öncülük etmiş, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes-Picot haritalarını çizmiş ve Sevr’i  yapmıştı. Daha sonra bu masa, resmi bir kuruma dönüştürülerek, “Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstütüsü” adı verilmişti. Kuruluşun en önemli özelliği ise, dünyada meydana gelen sorunları, savaşları tartışıp yönlendirmesi olmuştur. Bu kuruluşun aynı zamanda Exeter Üniversitesi’yle bağlantısı olduğu belirtiliyor. Abdullah Gül ve Fehmi Koru’nun eğitim gördüğü Exeter, 2006’da Gül’e, 2007’de de İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’na doktora payesi verdi. 2004’te Chatham House adını alan kurum, Chatham House Ödülü vermeye başladı. 2005 yılından bu yana bu kurumdan ödül alan isemler ise şunlar: “Brezilya Devlet Baskanı Luiz Inacio Lula da Silva, Gana Devlet Baskanı John Kufuor, Katar Eğitim, Bilim ve Toplum Vakfı Baskanı HH Sheikha Mozah, Mozambik Devlet Baskanı Joaquim Chissano, Ukrayna Devlet Baskanı Victor Yushchenko.” Bu arada, İngiliz Kraliçesi’nin ilk madalya taktığı kişinin de 1867’de Sultan Abdülaziz olduğu belirtiliyor. Abdülaziz, Avrupa ile ilişkileri geliştirme konusunda önemli adımlar atmış bir padişahtı. Abdülaziz sık sık Avrupa’ya gitmiş İngiltere Kraliçesi ile bir araya gelmişti. 
YENİÇAĞ HABERİ 
VE
KONU İŞLE İLGİLİ ODATV NİN HABERİ
Müyesser Yıldız Ankara'nın en deneyimli gazetecilerinden biri.

Bugün herkesin atladığı, (odatv'nin üç gündür araştırıp bir türlü sayfasına koyamadığı) bir haberle ilgili Avaz Türk'te bakın neler yazdı:
"İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House meşhur kristal cam ödülüne bu yıl Cumhurbaşkanı Gül’ü lâyık bulmuş. Türkiye, Gül’ün liderliği altında sivil demokrasiyi yerleştirmiş, siyasi ve hukuk reformlarını gerçekleştirmiş…
Ayrıca Gül, Irak’taki arabuluculuk rolü, Afganistan-Pakistan liderlerini bir araya getirmesi, Türkiye-Ortadoğu işbirliğine yaptığı katkılarından dolayı takdir edilmiş…
Tabii Kıbrıs sorunu, AB’yle ilişkiler, Türkiye-Ermenistan ilişkileri gibi konulardaki önemli, yapıcı çaba ve rolü de unutulmamış!..
TARİHÇESİ
Bu Chatham House hakkında biraz bilgi vereyim.
Resmen 1920’de kurulsa da kökleri 1900’lerin başına gidiyor. O zamanki adı “Yuvarlak Masacılar”dı. İsrail devletinin kuruluşuna öncülük eden, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes–Picot haritalarını çizen ve Sevr’i yapan bu masaydı.
Sonradan resmi bir kuruma dönüştürülüp, “Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstütüsü” adını aldı.
O günden beri de dünyanın sorunları ve doğabilecek krizlerin tartışılıp, yönlendirildiği ilk adres oldu.
Türkçesi, bir düşünce kuruluşundan çok, dünyaya yön veren bir merkez…
İkinci önemli özelliği de Exeter Üniversitesi’yle bağlantısı.
Abdullah Gül ve Fehmi Koru’nun eğitim gördüğü bu üniversitenin, İngiliz istihbarat servisiyle bağlantılı olduğu öne sürülmüştü.
Exeter, 2006’da Gül’e, 2007’de de İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’na doktora payesi verdi.

(...)
AKP’nin kuruluşu ve Başbakanlığı döneminde (Gül'ün) en yakın dostları, dönemin Türkiye Büyükelçisi Westmacot ile Dışişleri Bakanı Jack Straw, ilk sözleri de, “İlk hedefimiz AB… AB için reformlar sürecek” oldu.
Hatta Gül'ün Başbakanlığı sırasında AB zirvesine kendi imzasıyla gönderilecek “iyi niyet mektubu”nun İngiliz Büyükelçiliği’nde hazırlandığı ortaya çıktı.
Dışişleri Bakanlığı döneminde Türkiye’yi çepeçevre kuşatan AB’nin 3 Ekim 2005 tarihli Müzakere Çerçeve Belgesi’ndeki ağır hükümler üzerine Lüksemburg’a gitmeme kararı alan Gül, yine İngiliz Büyükelçi Wastmacot tarafından ikna edildi. Gül, “son anda ve gönülsüz” bir şekilde Lüksemburg’a gidip, o belgeyi imzalayınca, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’ın, “Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım” demesi de unutulacak gibi değildir.
İLK ÖDÜLÜ KİM ALDI
İngiliz Kraliçesi’nin ilk madalya taktığı kişi Sultan Abdülaziz’dir.
Bundan 100 yıl sonra bir başka İngiliz Kraliçesi ülkemize gelip, Gül’e, “Büyük Şövalye Nişanı” taktı.
Gül de hayatının ilk smokinini Kraliçe için giydi, eşi Hayrünnisa Hanım duygularını, “Kraliçe geldiğinde, aile yakınımız ziyaret etmiş gibi oldu. Akraba gelmiş gibiydi” sözleriyle ifade etti.
Tarihin tanıklığı yeter; Bu İngilizlerin her adımında, her ödülünde, her sözünde bir “keramet” vardır.
Hele de Jack Straw’ın!..
Şimdilerde Adalet Bakanı olan Staw, geçenlerde İngiltere’ye giden Başbakan Erdoğan’a, “Ben evimde, Türk çamaşır makinesi kullanıyorum” demiş.
Acaba “Türk çamaşır makinesinde” hangi kirli çamaşırlarını yıkıyor ve yıkamayı planlıyorlar?
Cumhurbaşkanı Gül, kristal cam ödülünü Sonbahar’da Kraliçe’nin elinden alacakmış… Biz şimdiden “hayırlı, uğurlu olsun” diyelim..."
Odatv.com

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Ahmet Kenan Tanrıkulu yanlış yapmış. Mehmet Şimşek’e Türkçe soru önergesi mi verilir? İşte böyle cevap alırsın. Ver bak İngiliz vatandaşına İngilizce soru önergesi nasıl döktürecek. Adam anlayamamış bile ne yazdığını.Siz bakmayın Türkiye'nin bakanı olduğuna.Türkçeyi sökemedi daha. Komedi yaJ
Kaynak:
İşte Maliye Bakanının THY'deki işten çıkarma ve diğer konularda soru önergesine verdiği yanıt.
İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun THY Yönetiminin uygulamaları ile ilgili Maliye Bakanı'na sorduğu soru önergesine çok açıklayıcı yanıt geldi! DEMOKRASİ, ŞEFFALIK, ADALET AÇISINDAN YORUMU KAMUOYUNA BIRAKIYORUZ. İŞTE SORU ÖNERGESİ İŞTE TEK SATIRLIK YANIT... T.C. BAŞBAKANLIK Özelleştirme İdaresi Başkanlığı SAYI: B.O2.l.ÖİB. O.65.OO.61 O TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan TANRIKULU tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına tevcih edilen 7/8355 esas sayılı yazılı soru önergesinde yer alan sorulara verilen cevaplar aşağıda sunulmuştur. Son günlerde kamuoyunda çıkan haberlerde ve tarafımıza yapılan vaki haklı taleplerde; Özelleştimıe İdaresi Başkanlığı bünyesinde bulunan, Türk Hava Yolları A.O(THY)’nın 45 yaş üstü çalışan personel istemediğinden dolayı, tecrübeli gerek uçuş, gerekse yer hizmetleri personeline 45 yaşına gelmeden emekli olmaları için baskı yaptığı yönündedir. Bu bağlamda; SORU 1- Özelleştirme İdaresi Başkan1ığı’nın THY ile ilgili genç-yaşlı personel ça1ıştırması yönünde bir talebi var mıdır? Varsa bunun resmi gerekçesi nedir? Yine Başkanlığın gerek THY'nın personel ve teknik ekipmanı, gerekse genel anlamda almış olduğu son Kararlar ve yürütülen çalışmalar nelerdir? SORU' 2- Yürürlükte olan İş kanununda, somut bir suçlamaya dayanmayan genel bir verimsizlik ifadesi ile iş akitlerinin fesih edilebileceğine dair bir ifade yoktur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20'nci maddesinde "Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir" denmesine rağmen, THY'nin "gizli" ibareli yazılar ile ça1ışanlara "çalışmalarınızdan verim alınamamakta ve hizmetinizden istifade edilememektedir" deyip, 5 gün içerisinde savunma istenmesinin sebebi ve yasal gerekçesi nedir? THY'de, tanımlı görevlerin, yasal emeklilik yaş hadleri nelerdir?
SORU 3- 2003 yılından bu yana, belli bir sayının üstü (yüzde 10) toplu çıkarma olacağı için küçük gruplar halinde bu yönde baskılarla emekli edilen personellerin sayısı, personelin yaşı ve son bulundukları görevler nelerdir? Zorla emekli edilen çalışanlarımızın THY'ye yönelik açmış olduğu dava sayısı ve THY’nin aleyhine sonuçlanan dava sayısı kaçtır? Aleyhe sonuçlanan davalar neticesinde THY hangi hukuki yaptırımları yerine getirmiştir? SORU 4- Havacılık gibi çok ciddi tecrübe gerektiren bir sektörde, tecrübe sahibi bu özverili çalışanlarımızın hukuksuz ve zoraki emekli edilerek, yerlerine 2003 yılından bu yana yaş, mezuniyet, THY’de başlatılan görev itibariyle toplam kaç kişi işe alınmıştır? SORU 5- Son çıkarılan Sosyal Güvenlik Yasası ile emeklilik yaşı kademeli olarak 60 yaşın üstüne yükseltildiği halde bu tarz bir uygulamanın hükümetinizin savunduğu yeni sosyal güvenlik sistemimize zararı olmayacak mıdır? THY sizinle neden aynı düşünmemektedir? SORU 6- Hukuksuz ve baskı altında, zorla genç yaşta emekliliği istenen tecrübeli uçuş ve yer hizmetlerinde görev yapan THY personelimizin bu mağduriyetleri ne zaman, ne şekilde giderilip, bu durum kamuoyu ile paylaşılacaktır? SORU 7- Bu tip hukuksuz, zoraki emeklilik ile THY'nin tecrübesi de düşmüş olacaktır. Alınan yeni personel herhangi bir eğitim almadan hemen göreve başlayamayacağı için, mevcut personelin iş yükü daha da artacak ve aksamalar meydana gelebilecektir. Halen görevdeki personelin çalışma ve' dinlenme saatleri nedir? Bir pilotumuz, kabin memurumuz kaç saat iç ve dış hat uçup, ne kadar dinlendirilmektedir?
SORU 8- THY; dışarıdan, üçüncü kişilerden hangi hizmetleri satın almakta ve bunun karşılığı olarak yıllık ne kadar ödeme yapmaktadır? Özel sektörden aldığı hizmetlerde görev yapan personellerin eğitim, yaş ve şu anki görevleri nelerdir?
CEVAP 1.2.3.4.5.6,7,8- Türk Hava Yolları A.O. (THY')'nın % 49,12 oranındaki hissesi kamuya ait olup, Şirket faaliyetleri özel hukuk hükümlerine göre yürütülmektedir. Bilgilerinizi ve gereğini takdir ve tensiplerinize arz ederim.
Mehmet ŞİMŞEK
Maliye Bakanı

14 Mayıs 2009 Perşembe

İNGİLTERE DE İSRAİL PROTESTOSU
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband ile görüşmek üzere Londra'ya gelen İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, bir grup İngiliz gösterici tarafından protesto edildi.
2009-05-13 14:17
Lieberman'a Londra'da protesto İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband ile görüşmek üzere Londra'ya gelen İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, bir grup İngiliz gösterici tarafından protesto edildi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı olan binası önünde toplanan yaklaşık 50 kişilik gösterici Lieberman'a aleyhine sloganlar attı. "İngiltere'den defol", "Savaş suçlusu Lieberman" şeklinde slogan atan göstericiler, ellerinde pankartlar ve Filistin bayrağı taşıdı. Göstericilerin etrafını güvenlik şeridiyle çeviren İngiliz polisi herhangi bir olay çıkmasına karşın bakanlık önünde de önlemlerini artırdı. (cihan)