FÜZE KALKANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FÜZE KALKANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2012 Pazar

RAKAMLARLA İHANET

UYAN ARTIK TÜRKİYE!









"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

3 Temmuz 2012 Salı

İRAN KARTINI AÇIK OYNUYOR


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

30 Ocak 2012 Pazartesi

İRAN'A YAPILACAK BİR SALDIRIDA BİRİNCİ HEDEFİZ

TÜRKİYE'DEKİ ABD BAYRAĞI FÜZE KALKANI
İŞTE SÖMÜRGELER
DEĞİŞMEZ SANDIĞIN/BİR ŞEY OLMAZ DEDİĞİN ÜLKEN SENDEN ÖNCE DE DEĞİŞTİ
BİR ÜLKENİN ELİNDEN TOPRAKLARI BÖYLE ALINIR
İRAN'A YAPILACAK HERHANGİ BİR SALDIRIDA ABD YANINDA SAVAŞIN İÇİNDEYİZ VE BİRİNCİ DERECEDEN HEDEFİZ



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

16 Ekim 2011 Pazar

TARİHÎ UYARI



Kısaca “Füze Kalkanı” adıyla tanınan Yeni NATO Avrupa Füze Savunma Sistemi’nin ilk ve görünür hedefi, İran’dır. Zira, hem İran’ın petrol ve doğal gaz kaynakları henüz küresel denetim altına alınamamıştır, hem de nükleer silahlanma yolundaki İran, ABD’nin Orta Doğu’daki ana üssü ve vazgeçilmez müttefiki İsrail için güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Bu yüzden, Lizbon Antlaşması metinlerinde hedef ülke olarak zikredilmemekle beraber, Füze Kalkanı projesinin asıl -ve şimdilik ilk- hedefinin İran olduğu önde gelen NATO devletlerinin liderlerince pervasızca telaffuz edilmektedir.
Bu durumda, Füze Kalkanı projesinin kendi toprakları üzerinde tesisine izin veren Türkiye üç önemli siyasi-askeri riski de kabullenmiş durumdadır.
Birincisi, 2007 yılında “Gürcistan’a insani yardım malzemesi götürmek” gerekçesiyle maskelenen ABD harp gemilerinin Boğazlar’dan Karadeniz’e çıkışına izin veren Türkiye’nin, nükleer füzeli Aegis gemilerinin Füze Kalkanı projesi kapsamında Karadeniz’e çıkmalarına da karşı koyamayacak olmasıdır. Bunun tam adı, “Montrö Sözleşmesi’nin bizzat Türkiye eliyle delinmesi” dir ve bu yolda ABD ile gizli anlaşmalar yapmış/yapacak Türk hükümetlerinin bu tasarruflarının hesabını vermesi mümkün olamayacaktır.
İkinci risk, projenin kurulmasıyla birlikte topraklarımızın tümünün “yabancıların kontrolündeki elektronik istihbarat sistemleri” ile kaplanacak olmasıdır. Buna, elektronik sistemleri yönetecek uzmanların her an yapabilecekleri “beşeri istihbarat” ihtimali de eklenirse riskin hacmi ortaya çıkacaktır. Özetle, Barış Gönüllüleri’nden ve Çekiç Güç’ten sonra yeni bir sosyal, siyasi ve askeri tahribatla daha karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır.
Üçüncü risk ise bu projenin Türkiye’yi yeni bir “Osmanlı
-Safevi çatışması” ortamına sürükleyebilecek olmasıdır. Bunun gerçekleşmesi halinde, Türkiye’nin bütün ekonomik ve askeri enerjisinin tükenmesi, güneydoğu bölgemizi de içine alacak bir Kürt devletinin kurulmasına karşı koyamama gibi kâbusların ötesinde bütün İslam Dünyasını da kapsayabilecek mezhep çatışmalarına yol açılacaktır.
İran’ın uygulamakta olduğu savunma stratejisi -veya genel askeri strateji- de çok iyi incelenmeli ve dersler çıkarılmalıdır. Bilindiği gibi, NATO’nun Avrupalı ülkeleri Libya’ya yaptıkları askeri operasyonlar sırasında Kaddafi kuvvetlerinin oldukça iyi -hatta bir kısmıyla ileri- teknolojiye sahip hava savunma sistemleri, zırhlı birlikler gibi harp araçlarını elektronik müdahale ile felce uğratmış ve kullanılamaz hale getirmişlerdir. Silahlanma stratejini öncelikle ileri teknoloji ürünü harp silah ve gereçlerine sahip olmak üzerine kuran Türkiye’yi de muhtemel bir çatışmada bekleyecek akıbet Libya’nın karşılaştığından pek farklı olmayacaktır.
İran ise, tamamen farklı olarak, savunma stratejini “uzak menzilli füzeler eliyle caydırıcılık sağlama” mantığı üzerine bina etmiş olup, mevcut füze sistemlerine nükleer kabiliyet de kazandırabilmenin peşindedir. İran’ı bölge devletlerine, kendi politikalarına ve özellikle İsrail’e karşı en büyük tehdit olarak gören bugünün Haçlıları’nın askeri müdahalede bulunmaktan çekiniyor olmalarının gerisinde yatan gerçek herhalde budur.
Türkiye’nin de, İran’ı çok iyi inceleyerek, savunma stratejisini “öncelikle uzak menzilli klasik füze sistemlerine sahip olma” , bunu takiben “bunlara nükleer kabiliyet kazandırma” ve son aşamada da “ileri teknoloji kullanan silah sistemlerini bizzat üretme” sistematiği doğrultusunda yenilemesi gerektiğine inanmaktayız.
Türkiye’nin devlet kurumları ve insan yapısı bunu başaracak güce sahiptir. Ayrıca, başta üniversitelerimiz olmak üzere bütün araştırma kuruluşlarımız ve siyasi partilerimiz de katkılarını mutlaka esirgemeyeceklerdir.
Bütün bu gerçeklerin ışığında ülkemize hiçbir yarar getirmeyeceği açıkça belli olan; ama doğuracağı çok yönlü sonuçları itibariyle büyük zararlara yol açacak olan Füze Kalkanı Projesinin radarlarının ülkemiz sınırları içinde kurulmasından vazgeçilmesini ve yapılan anlaşmaların iptal edilmesini, Milletimize, Devletimize, Vatanımıza ve Halkımıza karşı duyduğumuz sorumluluğun gereği olarak talep ediyoruz.
Dünden itibaren tırnak içerisinde yazdıklarım Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yazılmış bir mektuptan alıntıdır. Kaymakamlıktan müsteşarlığa, bakanlıktan büyükelçiliğe kadar devletin bütün kademelerinde yıllarca görev yapmış, bilgi ve tecrübelerini kimsenin inkar edemeyeceği Namık Kemal Zeybek bu tarihi mektubu DP Genel Başkanı hüviyetinden önce yeni anayasada kaldırılmak istenen “Türk vatandaşı” olarak yazdı. Ancak henüz cevap alamadığı için bizlerle paylaşmıştır. AKP’ ye oy veren vatandaşlarımız dahil olmak üzere Türkiye nüfusunun büyük bir bölümünün altına imza atacağı bu uyarıya ülkenin siyasi sorumlularının bigâne kalabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Yavuz Selim DEMİRAĞ


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

15 Ekim 2011 Cumartesi

ABD ASKERİ MALATYA’YA YERLEŞİYOR



ABD Avrupa Güçleri Komutanı Korgeneral Mark Hetling, Malatya’ya kurulacak füze radarı için önemli açıklamalar yaptı: Türk ordusuyla koordineli çalışıyoruz. Yıl sonuna kadar operasyonel hale gelecek. Radarı 60 askerden oluşan bir güç koruyacak. Ancak bu, üsteki personelin küçük bir bölümünü oluşturuyor.
Füze radarı, istenirse yerini değiştirebilecek
NATO’nun füze kalkanı kapsamında Malatya Kürecik’e yerleştirilecek ’füze kalkanı radarı’ sabit değil seyyar olacak. Bir TIR üzerine monte edilen radar; arama, belirleme, izleme ve tanımlama işlevlerini yerine getirebilen gelişmiş yazılımlara sahip...
 Tüm bölgeyi tarayıp İsrail’e bilgi verecek
Kürecik’e kurulacak olan AN/TPY-2 tipi radar 2 bin 300 kilometrelik geniş bir dinleme alanına sahip. Seyyar olduğu için istenilen yere de götürülebiliyor.
Haber : Salim Yavaşoğlu
ABD’nin, NATO savunma sistemi adı altında Malatya’nın Akçadağ İlçesi Kürecik nahiyesindeki Kepez Köyü yakınlarında konuşlandıracağı “füze kalkanı radarı” sabit değil, seyyar bir radar. Bir trayler üzerine monte edilen AN/TPY-2 (Army Navy/Transportable Radar Surveillance) adı verilen radar istendiğinde başka yerlere de çekilebilecek. Türkiye’ye yerleştirilecek olan uzun menzilli 2 bin 300 kilometre olan seyyar 1 adet AN/TPY-2 radarı Amerikan Reytheon firmasınca üretilmiş. Arama, belirleme, izleme ve tanımlama işlevlerini yerine getirebilen gelişmiş yazılımlara sahip bu radar, radar tayfının X bandında  çalışıyor. Radar, tama olarak Kepez Köyü yakınındaki 2 bin metre rakımlı Karahan gediği tepesinin sol yanındaki eski NATO radar üssüne yerleştirileceği öğrenildi. Şimdi kullanılmayan bu üste 50 sene önce çalışan ABD radarları, Rusya’nın Kafkasya bölgesini izlemekteydi.
Atıldığında ve düşerken 
Bu radardan 2008 yılında bir adet Kuzey Kore’den geleceği varsayılan balistik füze tehdidine karşı Japonya’nın Shariki adasına ve 2009’da da İran’dan geleceği varsayılan balistik füze tehdidine karşı İsrail’in Necef çölüne yerleştirildi. İsrail’de ayrıca bu radarın elde edeceği bilgiler doğrultusunda düşman bir ülkeden gelebilecek balistik füzeleri imha edecek füze rampaları da bulunuyor. 2009 yılında İsrail’in Necef çölüne yerleştirilen ve terminal modda çalışan radar da aynı özelliklere sahip. Ancak, dünyanın yuvarlaklığı nedeniyle, Kürecik gibi, denizden 2 bin metre yukarıya yerleştirilen radarın Necef radarına göre İran’dan İsrail’e atılacak olan balistik füzeleri daha önceden fark edebileceği varsayılıyor. Malatya’ya  kurulan radarın İran’dan atılması muhtemel bir füzeyi atıldığında, İsrail’deki radarın ise başlığın düşüşe geçtiği anda takip edeceği öngörülüyor. Bu nedenle Malatya’da konuşlandırılacak olan radar, İsrail’i koruma anlamında daha fazla önem arz ediyor. Füze kalkanı sistemi, Türkiye’ye NATO güdümünde ve  şemsiyesi altında kurulacak. Ancak, ne Türkiye ne de Romanya ile imzalanan mutabakatlar sırasında NATO temsilcisi bulundu ve imza da koymadı. Malatya Kürecik’e yerleştirilecek füze kalkanı mutabakat belgesi Amerikan Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu tarafından 13 Eylül günü imzalandı. Aynı tarih itibariyle ABD ile Romanya arasında Romanya’ya füzesavar füzelerinin konuşlandırılması anlaşması da imzalandı. Anlaşmaya Romanya Dışişleri Bakanı Teodor Baconsçi ile ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton imza koydu. Romanya’daki bir hava üssüne füze kalkanının yaklaşık 4 yıl içinde konuşlandırılacağı açıklandı.
Yıl sonuna kadar kurulacak
Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik köyü sınırları içine yerleştirilmesi kabul edilen NATO füze kalkanı radarıyla ilgili yeni detaylar ortaya çıkmaya başladı. ABD’nin Avrupa’daki güçlerinin komutanı Korgeneral Mark Hetling, Inside The Army dergisine yaptığı açıklamada, üssün kurulması için çalışmalara başladıklarını açıkladı. ABD’li general, “Tesisi yıl sonundan önce tamamlayabilmenin yollarını arıyoruz. Radarı 60 askerden oluşacak bir güç koruyacak. Ancak bu üsteki personelin küçük bir bölümü” dedi. Hetling, Kürecik halkının radar üssünü istemediği  haberleriyle ilgili olarak ise “Biz sadece dokuz protestocu gördük. Ben Türklerin çok mutlu olduğunu düşünüyorum. Bölgedeki insanlar, bizim orada olmamızdan dolayı mutlu” ifadesini kullandı.
YENİÇAĞ

 HEDEF İSLAM
Yavuz Selim YANARDAĞ
Sistem mühendislerinin belirlediği gündem yerine gelince, bugün küreselleşen dünya turu atarak vaziyetimizi ortaya koyalım. Asıl hedefi dillendirirken Türkiye’yi yönetmekte olan idarecilerin de dikkatini çekelim.
1989 yılı Kasım ayında Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sembolize edilen “Soğuk Harbin bitişi”  ile birlikte, hasımları olan Varşova Paktı ülkelerini alt etmiş olan Batılılar önlerindeki yeni süreci çok kısa bir süre için  “belirsizlik ve istikrarsızlık dönemi”  olarak isimlendirdikten hemen sonra yeni hedeflerinin ne olduğunu açıklamıştır: İslam.
İslam’ın ve dolayısıyla İslam dünyasının Batı’nın yeni hedefi olarak açıklanmasında Haçlı zihniyetinin izleri elbette ki bulunmaktadır ve bu izler bugün Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Libya’da apaçık görülmektedir. Ancak, İslam’ın yeni hedef seçilmesindeki asıl etken, dünya enerji kaynaklarının gerek Arap yarımadasında, gerekse İran ve Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan coğrafyada, İslam ülkelerinin sınırları içinde bulunmasıdır.
Soğuk Harbin gerçek galibi ve artık dünyanın tek süper gücü olan ABD,  “enerjiyi kontrol eden dünyayı kontrol eder”  kuralı uyarınca, dünya hakimiyetinin temel şartı olan enerji havzalarının denetim altına alınmasının küresel düzeyde projelendirilmesini başlatmıştır. Birinci ve İkinci Irak savaşları ile Arap yarımadasındaki petrol kaynakları üzerindeki egemenlik pürüzleri giderilmiş ve sıra Soğuk Harp döneminde Sovyetler Birliği’nin hayat alanında kalan İran, Kafkasya, Hazar ve Türkistan petrol ve doğal gaz kaynaklarının da Amerikan denetimi altına alınarak  “dünya enerji tekeli” nin tam olarak ele geçirilmesine gelmiştir. Bu tekel tesis edildiğinde, bütün diğer dünya devletlerinin sanayileri ancak tekeli elinde bulunduran ABD’nin izin verdiği ölçüde büyüyebilecek ve hatta hayatta kalmaya devam edebileceklerdir.
ABD, hem dünya enerji alanlarının ve hem de kendi anavatanının güvenliğini sağlamak için şart gördüğü küresel çaplı savunma projelerini gerçekleştirmenin adımlarını atmaya başlamıştır. İlk olarak, NATO Konseyi Devlet ve Hükümet Başkanları 18-19 Kasım 2010’da Lizbon’da toplanarak ve  “Yeni NATO ve Nükleer Savunma Stratejik Konsepti” ni belirleyen antlaşmayı imzalamıştır. Bu antlaşmanın temel -ve kamuoylarına yansıtılmayan- esprisi, anlaşma uyarınca kurulacak Yeni NATO Avrupa Füze Savunma Sistemi’nin  “ABD’nin Ulusal Füze Savunma Sistemi”  ile bütünleşecek ve dolayısıyla ABD’nin küresel güvenlik ihtiyaçlarına hizmet edecek olmasıdır. Zaten bu yüzden, bu bütünleşmiş (entegre) proje, ABD’nin Soğuk Harbin son dönemlerindeki meşhur Yıldız Savaşları projesinin  “yeni doğan çocuğu” olarak kabul edilmektedir. Nihai fonksiyon olarak ABD’nin küresel amaçlarına hizmet edecek olan Lizbon Antlaşması’nın bir diğer esprisi de projenin finansmanının NATO üyesi devletlerin eşit paylarıyla ödenecek olmasıdır. Bu çerçevede, önümüzdeki on yıllık dönemde Türkiye’nin projeye 10-11 milyar dolar kadar bir katkıda bulunması gerekecektir ki, dış borç krizi içindeki Türkiye’nin bu meblağı ödemesi mümkün olamayacağından, sözkonusu ödeme ABD’nin işaret edeceği uluslararası mali kuruluşlardan borç alınarak karşılanacaktır. 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

8 Ekim 2011 Cumartesi

DÖNDÜK DOLAŞTIK

AYRINTILAR ORTAYA ÇIKTIKÇA GELDİĞİMİZ NOKTA:
OYSA DAHA O ZAMAN TEPKİ GÖSTERİLMELİYDİ.
FAKAT YİNE UYUDUK.
YİNE YUMURTA KAPIYA DAYANDI.
ŞİMDİ BAĞIRIYORUZ.
OYUN ÇOK BASİT:
*50 BİN ABD ASKERİ IRAK'TAN ÇEKİLİYORUM AYAĞI TÜRKİYE'YE GİRECEK.
*18 AYLIK BU DÖNEM İÇERİSİNDE AKP/CHP/MHP ÖZERLİK ANAYASASINI YAPIVERECEKLER.
*TERÖR ŞİDDETLENECEK,POLİS HİÇ BİR ŞEY YAPAMAYACAK.
"KENDİ HAKKIMI TAYİN ETMEK İSTİYORUM" TALEBİYLE ABD ASKERİ BÖLGEYE YERLEŞECEK.
*KALKANLADA ABD ASKERİ KENDİNİ VE KUKLASINI KORUYACAK.
*YAVVRUM CONİ,YAVVŞAK YANKİ,SİZ EVE BİRA ZOR DÖNERSİNİZ.
BAKALIM BİZ  ARAPLARA BENZİYOR MUYUZ?
İŞTE ARTIK YAZILIYOR:
8/10/2011 AYDINLIK GAZETESİ:





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

1 Ekim 2011 Cumartesi

FÜZE KALKANI, TÜRKİYE’Yİ BÖLMEK İÇİN KURULUYOR-(Arslan BULUT'un 1/10/2011 tarihli yazısı-Yeniçağ Gazetesi)


NOT:Çok önceleri resimlerle anlatmaya çalıştığımız gerçekler artık uzmanlar tarafından belgeleniyor.Teknik detaylar ortaya çıktıkça ilk söylediğimiz gerçek su yüzüne çıkıyor.Çıkıyor çünkü bu bir BOP,ABD projesidir.Füze kalkanının neyi savunacağı,Ergenekon ve benzeri davaların ,uyduruk belgeleriyle TSK'nın neden yıpratıldığı çok açık ortada.Erdoğan'ın Araf Suresinden alıntı sözleriyle bitirelim: "kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri konuşamazlar"Evet halk bilinçli olarak bu hale getirildi.

CHP Milletvekili Osman Korutürk, soru önergesinde füze kalkanı ile ilgili anlaşmayı kastederek “Amerikan Büyükelçisi, imzayı Amerika adına mı, yoksa NATO adına mı attı” diye sordu.
Malatya Kürecik’e yerleştirilecek füze kalkanı mutabakat belgesi Amerikan Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu tarafından 13 Eylül günü imzalanmıştı.
Korutürk, füze kalkanına Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince Meclis onayı gerektiğini kaydetti.
Ulusal Strateji Merkezi Başkanı Haluk Dural ise, “Kurulacak radarın, yüksek çözünürlükte bilgi kaydetme menzili 400 kilometreye kadar düşüyor. Bu da füze kalkanının Türkiye topraklarını hedef aldığını gösteriyor. Irak’ta kalan 50 bin Amerikan askerinin Türkiye üzerinden, ağır silahları ile birlikte 18 ay içinde çekilmesi planlanıyor. Bu sürecin başında Türkiye’de Anayasa’nın özerklik temelinde değiştirilmesi gündemde olacak. Bu da, füze kalkanının, Güneydoğu’da oluşacak federal yapıyı Türk Hava Kuvvetleri’nden korumak için kurulduğunun delilidir” dedi.
Haluk Dural, tezkere sırasında Amerikalıların yerleşmek istediği 9 üsse yeniden konuşlanacağını da belirtti.
Meseleyi baştan ele alalım. Irak’ta kukla bir devlet kurmak için Türkiye’de Amerikan politikalarına itiraz etmeyecek, kukla bir iktidar oluşturmak gerekiyordu. Ekonomik krizlerle yıpratılan DSP ve MHP ile, yolsuzlukları yüzünden tükenen ANAP tasfiye edilerek AKP ve CHP bir umut olarak kamuoyuna sunuldu. ABD, kurulan AKP iktidarına güvenerek, 63 bin askerini Mersin’den Hakkâri’ye kadar uzanan Türk topraklarına yerleştirmek istedi. Asıl hedefin Türkiye olduğu yolunda yükselen sesler ve başka gerekçelerle tezkere reddedildi. Ancak Türk hava sahasının Amerikan uçaklarına ve füzelerine açılması tezkeresi kabul edildi. ABD bu sayede Irak’ın hava savunma sistemini çökerttikten sonra karadan işgale başladı ve Kerkük’ü Barzani ve Talabani kuvvetlerine işgal ettirdikten sonra Türk ordusunun Kuzey Irak’taki unsurlarını taciz etmeye başladı...
AKP hükümeti, AB’nin dayattığı bütün yasaları bir bir TBMM’den geçirmeye girişti. Türk girişimcilere binbir türlü zorluk çıkartılırken, “Yabancılara doğrudan yatırım hakkı” tanındı. Bu arada, geçmiş hükümetler tarafından Türkiye coğrafyasının 100 bin kilometre karesi zaten yabancı maden şirketlerine imtiyaz olarak verilmişti. Maden imtiyazı haritaları gözden geçirildiği zaman, bunların Amerikan ordusunun Tampa’daki üssünde duvarda asılı iken Türk generallerinin gördüğü Büyük Kürdistan haritası ve Karadeniz için planlanan Pontus haritası ile birebir örtüştüğü ortaya çıktı. Halkların kendi kaderini tayin hakkını öngören ve 1. Dünya Savaşı öncesinde Anadolu’da Büyük Ermenistan ve Kürdistan kurdurmak için kullanılan Wilson prensipleri, BM ikiz yasaları olarak TBMM’de AKP ve CHP’nin oylarıyla kabul edildikten sonra, ABD Büyükelçisi Pearson’un, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak’ın tek bir ekonomik bölge olduğunu söylemesi, Barzani’nin internet sitesinde de bu ekonomik bölgenin yakında Büyük Kürdistan olacağını yazması gibi olaylar gelişti...
Ben de füze kalkanının, İsrail’i korumak veya İran’ı gözetlemekten ziyade, doğrudan Türkiye’yi hedef aldığını Kanal B’de Tevfik Kızgıntürk’ün programında anlattım.
Terör örgütünün, bölgede, sokakta yürüyen sivil polisi, mühendisi, öğretmeni hedef alması da bu projeyle eş zamanlı olarak başlatıldı. Öyle ki eşini Hakkâri’ye götüren misafir bir genci bile katlettiler.
Örgüt, bu saldırıların hedefinin, bölgede kendi güvenlik güçlerini, kendi mahkemelerini, kendi okullarını kurmak olduğunu açıklıyor zaten..
Bütün veriler gösteriyor ki Türkiye kendi iktidarı tarafından, büyük bir Amerikan tuzağının içine düşürülmektedir..
Arslan BULUT-01/10/2011-yeniçağ


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

26 Eylül 2011 Pazartesi


NATO'nun füze kalkanına karşı İran, Rusya ve Çin ortak harekete geçti
26 Eylül 2011 Pazartesi 16:28


NATO'nun Türkiye'ye kuracağı erken uyarı radar sistemi nedeniyle İran'ın tepkisi devam ederken, Rusya, Çin ve İran Türkiye'ye kurulacak radar sistemine karşı ortak füze kalkanı kurma amacıyla görüşmelere başladı.

İranlı Kayhan gazetesinin gayri resmi kaynaklara dayanarak verdiği habere göre, İran, Rusya ve Çin arasında ortak bir füze sisteminin kurulmasına ilişkin olarak ciddi görüşmeler yapıldığı bildirildi.

Görüşmelerin, söz konusu üç ülkenin, NATO’nun “füze kalkanı”na ilişkin kararında ABD’nin İran ve Kuzey Kore’nin nükleer kabiliyetlerine ilişkin ifade ettiği kaygılarının etkili olduğu kanısına varmaları üzerine gerçekleştiği belirtildi.
ÇİN VE RUSYA HEDEFTE İDDİASI

Öte yandan, Türkiye’nin erken uyarı radarına ev sahipliğini yapmayı kabul etmesinin ardından, ABD’nin yeni sistemin bazı unsurlarını Güney Kore ve Tayvan’a yerleştirmeyi planlamasının “Washington’un, iddia ettiği, İran ve Kuzey Kore kaynaklı tehdidi, Çin ve Rusya’yı hedeflemek için bahane olarak kullandığını” açıkça gösterdiği öne sürüldü.

Böylece İran, Rusya ve Çin’in ciddi görüşmelere başlama zamanının geldiği kanısına vardığı belirtilen İran medyasında Rusya’nın NATO nezdindeki Daimi Temsilcisi Dimitri Rogozin’in, bu ayın sonunda İran’da yapacağı ziyaret sırasında ortak plana ilişkin operasyonel görüşmeler yapması beklentisi dile getirildi.

'FÜZE KALKANI SİTEMİ KURMAK ZOR DEĞİL'

Rus Haber Ajansı RİA Novosti’ye göre, Rogozin’in Tahran’da “stratejik konuları” ele alacağına dikkat çeken İran haber ajansı Mehr, bu konudaki haberinde, “Askeri uzmanlar, İran, Rusya ve Çin’in uçak savar savunma sistemlerinin dizaynında büyük ilerleme katettikleri için füze kalkanı sistemini kurmanın onlar için zor bir görev olmayacağını düşünüyorlar dedi.

Kaynak : http://www.internethaber.com/fuze-kalkanina-karsi-irandan-dev-ittifak-373985h.htm#ixzz1Z5RXUiko

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

5 Eylül 2011 Pazartesi

BOP'TA SON ADIM-TÜRK-PERS SAVAŞI

FÜZE KALKANINI HAKKARİ'YE KURSAYDINIZ,YADA İRAN'IN İÇİNE KURSAYDINIZ DAHA RAHAT VURULURDU.
AMAÇ ZATEN VURDURMAK DEĞİL Mİ?
VURDURUP İRAN TÜRKİYE SAVAŞINI BAŞLATMAK.


OSMAN PAMUKOĞLU YORUMLUYOR

BANU AVARNECMETTİN ERBAKAN -FÜZE KALKANI



SÖYLENMEYENİ GÖSTERELİM.İŞTE İKİNCİ BOYUTU.
GELEN AÇIKLAMALAR BİZİ DOĞRULUYOR:





Büyük Ortadoğu Projesi’nde eş başkanlık yapan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in güvenliği için Füze Kalkanı’nı Diyarbakır’a konuşlandıracak.
Yahudilerden madalya alan tek Müslüman Başbakan unvanına sahip Tayyip Erdoğan’ın füze kalkanına ev sahipliği yapmayı kabul etmesi, Türkiye’yi İsrail’in en önemli koruyucusu yaptı!
Diplomatik ve süslü resmi açıklamalara rağmen İsrail’i İran ve Arap ülkelerine karşı tam korumalı hale getirmeyi amaçlayan sistemin Türkiye’deki yeri ise Diyarbakır’daki Pirinçlik Üssü olacak.
NATO radarına ev sahipliği İsrail’e kalkan olmaktır
Başbakan Erdoğan’ın füze kalkanına ev sahipliği yapmayı kabul etmesi Türkiye’yi de İsrail’in en önemli koruyucusu yaptı!
Haber :  Bilun Çelik
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne eş başkanlık yapan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in güvenliğini sağlayacak NATO’nun füze kalkanını Diyarbakır’a konuşlandıracak. Erdoğan’ın füze kalkanına ev sahipliği yapmayı kabul etmesi, Türkiye’yi de İsrail’in en önemli koruyucusu yaptı! Tel Aviv yönetimine karşı diplomatik ve süslü resmi açıklamalara rağmen İsrail’i İran ve Arap ülkelerine karşı tam korumalı hale getirmeyi amaçlayan sistemin yeri Diyarbakır’daki Pirinçlik Üssü olacak. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal’ın “Füze kalkanı radar üssü Türkiye’ye kuruluyor” açıklamasına tepkiler sürüyor. Erdoğan’ın Davos’taki “One minute” çıkışıyla başlayan ve Mavi Marmara gemisi baskınıyla süren Türkiye-İsrail gerginliği, füze kalkanına ev sahipliğiyle “İsrail’i koruma gerçeğini gizleme” olarak değerlendirildi. 
Danışıklı dövüş
Erdoğan’ın, 20 Ocak 2009’da Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile birlikte katıldığı paneli, yaşanan tartışmanın ardından Peres’e “Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” diye hakaret ederek terk etmesinin üzerinden 2.5 yıl geçmesine rağmen Türkiye-İsrail ilişkileri aynen sürdü. Peres’in de, “Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” sözünden dolayı sert tavır takınmaması, Davos’taki gerilimin, Erdoğan’ın Arap dünyasında saygınlık kazanması maksadıyla düzenlendiği yorumlarına yol açtı. 
Sözlü tebliğ
Bu arada, İsrail’in Ankara Büyükelçiği Müsteşarı Ella Aphek Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Müsteşar Aphek önceki gün Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Türkiye’nin İsrail ile ilgili kararları kendisine sözlü olarak tebliğ edildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, BM’nin Mavi Marmara saldırısı raporunun basına sızmasının ardından yaptığı açıklamada, Türk-İsrail diplomatik ilişkilerinin ikinci katip düzeyine indirileceğini ve iki ülke arasındaki askeri anlaşmaların tümünün askıya alındığını kaydetmişti. Türkiye ayrıca, Doğu Akdeniz’de seyrüsefer serbestisi için gerekli gördüğü her türlü önlemi alacağını ve İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı tanımadığını duyurmuştu.
Radarlar Diyarbakır Pirinçlik’e
NATO’nun dev kulakları olarak tanımlanan füze savunma sisteminin Diyarbakır’ın Pirinçlik köyüne konuşlandırılacağı netlik kazandı. Pirinçilk’te 1958 yılında Sovyet etkisi altındaki Orta Doğu ülkelerini izlemek üzere kurulmuş bir radar bulunuyordu. Bu tesis, Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte, devredışı kaldı. Buradaki radarlar, 1998’de kaldırıldı. Radarın komuta merkezi, NATO’nun tüm savunma sisteminin komuta merkezi olarak belirlenen Almanya’da olacak. Ancak Türkiye’deki irtibat merkezi ise Diyarbakır’da olacak. İrtibat merkezine üs olarak Diyarbakır’daki 2. Taktik Hava Komutanlığı belirlendi. Radar sistemine bağlı çalışacak NATO’nun savunma füzelerinin ise nereye konuşlandırılacağı hala net değil.
Yeniçağ gazetesi–5/9/2011

Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı Alaaddin Burujerdi, Türkiye’yi füze kalkanı için uyardı: Bölgedeki Müslüman ülkeler, NATO’nun çıkarlarına hizmet edecek önlemler almamalı.
 Müslüman ülkeler ABD’ye hizmet etmesin

Türkiye’nin topraklarına konuşlandırılmasına onay verdiği, NATO’nun erken uyarı sistemi konusunda İran’dan “uyarı” geldi. İran Devlet Başkanı Ahmedi Necad’ın, NATO radarlarının Türkiye’ye konuşlandırılmasından rahatsız olduğu ifade edilirken, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alaadin Burujerdi de yaptığı açıklamada, “Bölgedeki Müslüman ülkelerinin, NATO’nun çıkarlarına hizmet edecek önlemler almamaları gerektiği” ni söyledi. Tehran Times gazetesine göre, Alaadin Burujerdi, Türkiye’nin kararına ilişkin açıklamalarında “Müslüman ülkeleri, bölgedeki güvenliği, kabiliyetler ve işbirliğine dayanarak sağlamalı ve bölgedeki güvensizliğin ağır bastığı, Müslüman ülkelerinin NATO’nun bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiği bir durumun gelişmesine izin vermemeli” diye konuştu. 
Saygılı değil
İran’ın kendi güvenliğini korumak için gerekli yeteneklere sahip olduğunu da ifade eden Burujerdi, NATO’nun, bölgesel güvenliğe katkıda bulunmadığı gibi, müdahaleleriyle bölgede büyük bir güvensizlik kaynağını olduğunu savundu. NATO’nun Afganistan’a müdahalesinin “bölgede sadece ABD çıkarlarının peşinde olduğunu gösterdiği” ni öne süren Burujerdi, “Libya’ya müdahale de NATO’nun Müslüman ülkelerine saygılı olmadığını kanıtladı” dedi. NATO radarlarının hedef olarak İran’ı aldığını belirten Burujerdi, dost Türkiye’nin, İran’dan topraklarına bir saldırı gelmeyeceğini çok iyi bilmesi gerektiğini söyledi.      Filistinliler ne olacak?


Burujerdi, “NATO radarları İsrail ve ABD’ye hizmet etmek için kuruluyor. Bu projedeki gaye İsrail’in güvenliği. Ancak İsrail’in zulmü altında inleyen Filistinlilerin güvenliği ne ABD’nin ne de NATO’nun umurunda. Türkiye radarın topraklarına konuşlandırılmasıyla kime hizmet ettiği iyi değerlendirmesi gerekir” şeklinde konuştu.
Yeniçağ gazetesi-5/9/2011

Türkiye'nin topraklarına füze kalkanı yerleştirmeyi kabul etmesine bölge ülkeleri tepki gösterdi.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alaaddin Burucerdi Türkiye'yi uyardı.
Müslüman ülkeler, işbirliği ve olanaklarını birleştirme yoluya birbirlerine olan güveni artırarak güvenliklerini sağlamalı ve bölgede güvenliği azaltacak bir duruma izin vermemeli. Bölgede NATO'nun çıkarlarına hizmet etmemeli.
Burucerdi Afganistan ve Irak müdahalelerinde  NATO'nun bölgede sadece kendi çıkarlarını gözettiğini sözlerine ekledi.
İran Türkiye parlamentoları dostluk grubu üyesi Ferhad Beşiri de, Türkiye'nin Batı'nın politikalarını uygulamakla  bölgedeki İslami hareketlere zarar verdiğini vurguladı.
İran'dan Türkiye'ye bir tepki de Dışişleri Bakanı Yardımcısından geldi. Hasan Kaşkavi, İran ve Türkiye'nin hiçbir yabancının müdahalesine gerek olmadan, kendi güvenliklerini koruma potansiyeline sahip olduklarını söyledi.
Türkiye'ye yeni radar sisteminin yerleştirilecek olması Rusya'yı da harekete geçirdi. Moskova yönetimi füze kalkanı delecek akıllı füze başlığı denedi. Rusya Uzay Askeri Birlikleri Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada füze başlığının hedefi başarıyla vurduğu açıklandı.
Rus Ria Novosti Ajansı Türkiye'ye yerleştirilecek Amerikan radarlarının Rusya için bir tehdit olmadığını ancak bölge güvenliği açısından önemli riskler içerdiğini duyurdu.
Ulusal Kanal-5/9/2011

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

3 Eylül 2011 Cumartesi

İSRAİL'E KAFA TUTMA YALANI VE GİZLENEN GERÇEKLER

SANIRIM YAZARAK ANLATMAYA GEREK KALMADI.



FÜZE KALKANI SADECE TÜRKİYE'YE KURULMUYOR.
YAPILAN AÇIKLAMALARDA
DOĞU VEYA GÜNEYDOĞU ANADOLU GEÇTİ.




MENZİL HESAPLARI GOOGLE EARTH'TAN ÖLÇÜLEREK ALINDI.ÇİZİM KABATASLAK OLSA DA MESAFELERİ GÖRMEK AÇISINDAN ÖNEMLİ.
BAKINIZ KIRMIZI TARALI BÖLGE İRAN FÜZELERİNİN VURABİLDİĞİ 2500 Km LİK ALAN.
DİĞER GENİŞ YAY X-BANT RADARLARIN 4000Km MENZİLİ.
İKİ YAYA ARASI TARALI BÖLGE RADARLARIN VURULMA TEHLİKESİ OLMADAN GÖREV YAPABİLECEĞİ ALANI GÖSTERİYOR.
AVRUPA'NIN NATO'DA ÜYE BİRÇOK ÜLKESİ BU ALANA GİRİYOR.
AMA HAYIR 
İLLA RADARLARI İRAN'IN VURUŞ ALANI TÜRKİYE'YE KURULACAK.
NEDEN?
NEDEN Mİ?
BU RADARLAR İRAN TARAFINDAN VURULSUN DİYE KURULUYOR.
BÖYLECE BİZ İRAN'LA SAVAŞIRKEN BİRİLERİ VİSKİLERİNİ YUDUMLARKEN B.O.P HARİTALARINI ÇİZECEKLER.
İRAN'IN VURMASI DA GAYET NORMAL.
BİR SALDIRIDA KENDİNİ GÖZLEYEN GÖZLERİ KÖR ETMEK İSTEYECEKTİR.
BUDA TÜRKİYE İLE SAVAŞA GİRMESİ DEMEK.
TÜRKİYE'NİN KADERİ TAMAMEN İSRAİL'İN ELLERİNE TERK EDİLDİ.
"ONE MUNİTE" DEĞİL Mİ?
BU NASIL İSRAİL'E KAFA TUTMAK BÖYLE?











"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

1 Eylül 2011 Perşembe