EMNİYET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EMNİYET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2010 Pazar

BAKIN BİZİM KAMYON İHBARCISI NEREYE TAKILIYOR






KAMYON İHBARCISI 'MEHMETALİ'NİN YERİ BAKIN NERESİ ÇIKTI?
Ankara'da gerilime yol açan bomba yüklü kamyonla ilgili e-postayla ihbarı yapan 'mehmetali'nin IP adresi bakın nereye kayıtlı çıktı
 Ankara'da gerilime yol açan bomba yüklü kamyonla ilgili e-postayla ihbarı yapan 'mehmetali06168'nin kullandığı 66.230.230.230 No'lu IP'sine şu an erişmek mümkün.
&
İŞTE O İHBAR MEKTUBU
Ankara'yı karıştıran mektup! İhbarcı Mehmet Ali aranıyor!
Ankara'da önceki akşam büyük heyecan yaratan TSK'ya ait malzemeleri taşıyan kamyonun yol boyunca tüm jandarma komutanlıklarına bildirildiği anlaşıldı.
TÜRK Silahlı Kuvvetleri'ne ait el bombaları ve malzemeleri Muğla'dan Ankara'ya getiren kamyonun yol güzergâhındaki tüm il jandarma komutanlıklarına faksla bildirildiği ortaya çıktı.
Polis, asılsız ihbar mailini gönderen kişiyi arıyor. Önceki akşam askeri mühimmat yüklü, sivil plakalı kamyonun Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi önüne çekilmesinden sonra, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Mehmet Emin Alpman, 21.00'de Emniyet Müdürlüğü'ne geldi. Korgeneral Alpman, soruşturmayı yürüten özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili'ye kamyonun geçişiyle ilgili güzergâh üzerindeki tüm il jandarma komutanlıklarına çekilen faksın fotokopilerini gösterdi. Aynı dakikalarda devreye giren Ankara İl Jandarma Komutanlığı yetkilileri, faksın kendilerine ulaşması üzerine kamyonun sivil jandarma ekiplerince Etimesgut yakınlarında durdurulduğunu ve evraklarının tam olduğu görülerek, serbest bırakıldığını savcıya iletti. Savcı Bilgili, belgeleri kontrol ettikten sonra, saat 22.00 sıralarında kamyonun brandasını açtırarak el bombalarını kontrol etti. Kamyonda bombaların dışında büro malzemelerinin de olduğunun belirlenmesinin ardından tutanak düzenleterek, gözaltına alınan 2 askerle şoförün serbest bırakılmasını istedi.
İşte ihbar mektubu
Ankara'da heyecan yaratan kamyonla ilgili ihbarı 'Mehmet Ali' rumuzlu bir kişinin mail yoluyla yaptığı ortaya çıktı. İhbar mektubu, 10 Mart tarihinde saat 15.57'de Ankara Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü'ne gönderildi. Konu bölümünde "Çok önemli lütfen bakınız" yazılı mail şöyle: "06 BJ 9915 plakalı MAN kamyona dikkat!!! Ankara Seferberlik Tetkik Kurulu ve 'Kozmik Oda'da yapılan aramalardan sonra Seferberlik üyeleri telaşa düştü. Ankara Seferberlik Tetkik Kurulu kullanmış olduğu sivil personelden bütün kirli silahları birer birer toplayarak Ankara'ya getirtiyor. Az önce Afyon'dan yola çıkan ve Ankara'ya gelecek 06 BJ 9915 plakalı Man kamyona uzun namlulu silahları olan şahıslar nezaret ediyor. Polisten kurtulmak için araca subay kimliği taşıyan silahlı bir kişi bindirildi. Bu aracı mutlaka kontrol edin, ama dikkatli olmalısınız. Çünkü silahlara nezaret eden uzun namlulu silah taşıyan kişi gerekirse çatışmaya girmeye de hazır olacak. Sevkıyatın ilk durağı Ankara, silahlar burada elden geçirildikten sonra namluları temizlenecek, seri numaraları değiştirilecek."
İşte sevkıyat belgesi
İhbardaki iddiaların aksine altında Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Servet Yörük'ün imzası bulunan 4 Mart 2010 tarihli sevkiyat belgesinde şöyle deniliyor: "Seri numarasız el bombalarına seri numarası verilmesi faaliyeti kapsamında ilgi A gereği Mühimmat Ana Depo Komutanlığı/Yahşihan/Kırıkkale'ye tesliminin sağlanması maksadıyla Güllük Milas'taki Genelkurmay Özel Kuvvetler Destek Grup Özel Eğitim Merkez Takım Komutanlığı envanterindeki mevcut el bombalarının tümü Oğulbey Kışlası'na nakledilecektir."
 &

Yani karşıda açık bir cihaz var. Ama bu cihazın ne olduğu net olarak belli değil. Hotmail'in mail serveri gibi de gözükmüyor. (El bombalarıyla ilgili ihbarın mail adresi,mehmetali06168@hotmail.com diye iletilmişti.) IP adresi ABD California'ya kayıtlı gözüküyor ancak bu cihazdan kullanıcı adı ve şifresi ele geçirilerek yani çalınarak ya da ordan gönderilmiş gibi gösterilerek 'fake mail'de atılmış olabilir.  

MEMET ALİ YENİ E-MAİLLERİYLE VERDİ COŞKUYU:

'KAMYON İHBARCISI' YİNE ORTAYA ÇIKTI
Ankara'da panik yaratan bomba yüklü kamyon ihbarında bulunan Mehmet Ali rumuzlu kişiden 3 e-posta daha geldi. İhbarcı 15 Mart 2010'da gönderdiği e-mail de "Dünkü ihbarımda aldığınız kamyondan 4 tane daha araç İstanbul'a girdi. Bir devlet büyüğüne suikast yapılacak" şeklinde iddialarda bulundu.

Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerin yaptığı incelemelerde, 10 Mart günü 15.57’de yapılan ilk ihbarın ardından ikinci mesajın 11 Mart 2010 günü 19.14’de diğer iki mesajın ise 15 Mart günü gönderildiği öğrenildi. 8XX.47X.41.2XX numaralı IP adresinden gönderilen maillerde polisin yanıltıldığı ileri sürüldü.11 Mart günlü ve 15510033132 numaralı ihbar mailinde Mehmet Ali rumuz ihbarcı, “Dünkü ihbarımda aldığınız kamyondan 4 tane daha araç İstanbul’a girmiştir ve şuan 4 kamyon sınırsız cephane dolu araçlar İstanbul’da. Küçükçekmece’de terör örgütlerinin sığınaklarına taşınacak. Plakaları sahte olduğundan Ankara’dan İstanbul’a tam 6'şar kez plaka değiştirilmiştir. Lütfen dikkate alın” dedi.

POLİSE KIZDI 
Ürkütücü bilgiler içeren 15 Mart tarihli ve 15510031527 numaralı ihbarda ise, iki hafta içinde bir devlet büyüğüne suikast yapılacağı ve Nevruz bayramında provokasyon yapılacağı uyarısında bulunuldu.4 adet silah ve bomba yüklü kamyonun İstanbul’da terör örgütlerine teslim edildiğini ileri sürüldüğü ihbarın ardından gelen 15 Mart tarihli mesajda Mehmet Ali rumuzlu ihbarcı, emniyetin verilen bilgileri neden dikkat almadığını sorduktan sonra konuyla ilgili şu ilginç detayları verdi:“Ankara’daki mühimmat dolu kamyondan ben 5 tane plaka verdim neden sadece bir kamyon durduruldu. Araçlar full el bombası ve silah taşıyorlardı. Neden diğer 4 kamyon durdurulmadı. Bile bile göz yumuldu. Diğer 4 kamyon, İstanbul’da TIR garajlarına bakılsın. Lütfen dikkate alın. Araçların ikisi boşaltılıp, mühimmatlar gömüldü. Diğer iki aracı bulun. Ankara Emniyeti, diğer araçları durdurmamakla büyük hata etti.”
Aynı gün saat 20.18’de gönderilen 15510031527 numaralı mesajda ise, ihbarcı çok çarpıcı bilgiler verdi. İşte emniyete gelen son e-mail şöyle:“Kamyonu serbest bırakmak hataydı. Sivil insanlara muvazzaf subay kimliği verilip Türkiye üzerinden oyun oynanıyor. Emniyet ve Genelkurmay birbirine düşürülmeye çalışılacak. Buna belgelerle destek verilecek. Bizzat Genelkurmay bu belgeleri ortaya çıkaracak ve emniyete haber verilecek. Türkiye çıkılmayacak bir eşiğe sürüklenecek. Sivil halk arasında mezhep din çatışmaları başlayacak. PKK sempatizanları Nevruz’u fırsat bilip sokaklarda eylem yapılacakHükümet zayıflatılacak. İmralı’dan özel kuvvetlerin çekilmesi, buna katkı sağlayıp Öcalan için eylem planları oluşturulacaktır. Büyük bir devlet görevlisi 2 hafta sonra suikaste kurban gidecektir. Belgeler geçerlidir. Her şey araştırılmalıdır. Bu işi sahte muvazzaf subaylar yapacak.”




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

13 Ocak 2010 Çarşamba

EMNİYET TEŞKİLETINDA BÜYÜK DEĞİŞİKLİK


Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Emin Arslan, Celal Uzunkaya, Mustafa Gülcü
Ardahan Emniyet müdürü Mehmet Gürtekin,
Düzce Emniyet Müdürü Zekeriya Kahraman,
Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal ve
Zonguldak Emniyet Müdürü Ahmet Kaplan'ın başka bir göreve atanmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü emrine alındığı bildirildi.


VE YERİ DEĞİŞENLER:

ERGENEKON’DA CD BOMBASI
ESRA ALUS İstanbul


Ergenekon soruşturmasının başlamasına neden olan Ümraniye’deki bir gecekonduda bulunan el bombalarının, polis tarafından çekilen görüntülerinde çok tartışılacak diyaloglar var
Ergenekon davasının 85. duruşmasına, soruşturmanın başlamasına neden olan Ümraniye’deki bombaların polis tarafından çekilen görüntülerinin bulunduğu CD’deki konuşmalar damgasını vurdu. Duruşmada izletilen Haziran 2007 tarihindeki çekimde, daha o dönem soruşturma Ergenekon adını almamışken, bir polis “Soruşturma Ergenekon olduğu zaman s.. hâkimi savcıyı” diyor. Bombaların sahibi olduğu iddia edilen sanık emekli Astsubay Oktay Yıldırım, “Soruşturmanın daha ilk günlerinde demek ki polislerin Ergenekon’dan haberi var. Bu konuşma tertibi ortaya koyuyor” dedi.
Davanın dün öğleden sonraki oturumunda sanıklar söz alarak talep üzerine gelen evraklar ve tahliyelerine ilişkin açıklamada bulundular. Ümraniye’deki gecekonduda ele geçirilen 27 adet el bombasının sahibi olduğu iddia edilen Oktay Yıldırım, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespiti Şube Müdürlüğü tarafından çekilen ve 7 Mayıs 2009’da dava dosyasına giren video kaydında duyulan konuşmaları duruşmada okudu. Bu CD’yi duruşma salonunda izlettiren Yıldırım, 7 dakika 32 saniyelik video kaydının, 12 Haziran 2007’de Ümraniye Asayiş Büro Amirliği’nde saat 18.30-19.00 arasında kaydedildiğini belirterek şöyle konuştu:

‘Sahte tutanak düzenlendi’
“Madem benim bilgisayarımda Ergenekon belgeleri ele geçirildi yani Ergenekon’u benden duymuşlar. Görüntülere baktığımızda polislerin, aralarında ‘Soruşturmanın Ergenekon olduğu zaman s... hâkimi savcıyı’ diye konuştuklarını görüyoruz. O tarihte daha ben gözaltına bile alınmamıştım. Önceden bu soruşturmaya Ümraniye deniyordu, daha sonra yani ele geçirilen dokümanların incelenmesinin ardından soruşturmaya Ergenekon denildi. Soruşturmanın daha ilk günlerinde demek ki polislerin Ergenekon’dan haberi var. Bu konuşma, tertibi ortaya koyuyor.”
İşçi Partisi’nin avukatları da konuşmaların çözümüyle birlikte mahkemeye bir dilekçe sundu.
Polislerin videoda iki ayrı tutanak düzenlediğinin saptandığını belirten avukatlar, “Aynı zamanda, aynı mekânda, biri bilgisayarla, biri elle tutanak düzenleniyor.
Bilgisayarda yazılan tutanak, Asayiş Büro ekiplerine ait, saati 19.40. Elle yazılan tutanak, bomba imha ekibine ait, saati 20.30. Saatlerin farklı olması da sahte tutanak düzenlendiğini belgeliyor. Çünkü, elle yazılan tutanağın, bilgisayarla tutulan tutanaktan önce hazırlanmış olması gerekir. Gecekonduda bombalar bulunup, Ümraniye Asayiş Büro’ya getirildiği ileri sürülüyor. Tutanaklara göre, bombalar önce Asayiş Büro’da kayda geçiriliyor, daha sonra gecekonduda bulunmuş gibi gösteriliyor” dedi.
Dilekçede, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın hedef alındığının ortaya çıktığı belirtildi. Dilekçede ayrıca, soruşturmanın adının Ergenekon olduğu yönündeki açıklamanın ilk kez soruşturmayı yürüten Savcı Zekeriya Öz tarafından 21 Ocak 2008’de kamuoyuna açıklandığı fakat görüntülerde polisin, Ergenekon adını kullandığı anlatıldı.
İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in avukatı Mehmet Cengiz de, Ümraniye’deki gecekonduda bomba bulunmuş gibi tutanak düzenlendiğinin anlaşıldığını savunarak, “Olay yeri gecekondu değil, karakoldur. Bombalar çatıda değil, karakolda bulunmuştur. Suç, bombaların karakola getirilip Ümraniye tertibinin başlatılması suçudur” dedi.

Uzmanlar inceleyecek
Avukat Cengiz, yazılan tutanaklar ile bomba imha tutanağında imzası bulunan memurlar hakkında da mahkemeden suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Mahkeme ise ara kararında,  emniyetin çektiği görüntülerle ilgili Adli Tıp’ta inceleme yapıldıktan sonra suç duyurusunda bulunulup bulunulmayacağına karar verileceğini bildirdi. Mahkeme ayrıca geçen celse tahliye olan kişilere yurt dışı yasağı konulmasına karar verdi. 


Ümraniye’deki  gecekonduya yapılan baskında çok sayıda el bombası ele geçirilmiş, emekli Astsubay Yıldırım gözaltına alınmıştı. 
‘Bilgisayarı çatıya mı çıkardın’ derler
İP’nin mahkemeye sunduğu CD çözümüne göre, polisler arasındaki konuşmaların bir bölümü şöyle:
(...)
-  İki tarafında halat taşıma yeri bulunan ahşap kapaklı sandık
-  Genelkurmay var bunun altında
-  O... çocuğu
-  Genelkurmay Başkanı gerçekten toplumu kutuplara ayırdı
-  Allahtan hâkimler çok iyi
-  Profesyonel olun
(...)
-  Olay tutanağı, olay yerinde tutulur
-  Olay tutanağı bilgisayarda yazılır mı?
-  Birşey olmaz
-  Olur mu?
-  Filmlerde yapıyorduk ya
(...)
-  Adam diyecek ki çatıya bilgisayar mı çıkardın
-  Elle yazalım o zaman
-  Çatının üzerinde elle yazalım
-  Mahkemede deyin, olay yerinde tutulan tutanak
-  Ama şöyle de düşünülür, orda not şeklinde almış, burada yazmış olabilir
-  Yani, olay yerinde aldığı notlardan sonra büroda, büroda tutanak tutulmuş olabilir
-  Olur biter yani
(...)
-  Soruşturma nasıl...
-  Soruşturma Ergenekon olduğu zaman s... hâkimi savcıyı (gülüyor)


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

26 Aralık 2009 Cumartesi

AKP İÇİNDEN GELEN SESLERİ YİNE POLİSİ KULLANARAK SUSTURUYOR.

AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran istifa etti. İstifa ederken çok ciddi açıklamalarda bulundu.
Açıklamaları çok ciddi. ART de dinlediklerimin tamamını yazılı bulamadım, ama bir kısmı aşağıda mevcut.
Birde İşbaşaran’ın 2008 de yapılan bir haberi var aşağıda.
İkisini okuyunuz ve AKP’nin İşbaşaran’ı neden şutladığını ve İşbaşaran’ın neden bu açıklamaları yaptığını göreceksiniz.
Sakın polislerle yaşanan bu kaset olduğunu falan sanmayın.
Kaset eski bir  tarihli .
Kaset işin süsü.
AKP zihniyetini görmeyen varsa, artık göremesin.

AK PARTİ ELAZIĞ MİLLETVEKİLİ FEYZİ İŞBAŞARAN, PARTİSİNDEN İSTİFA ETTİ.

Ankara'da polis çevirmesi sırasında, görevli polis amiriyle tartışarak küfür ve tehdit savuran 
AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran, partisinden istifa etti.

Parlamentoda basın toplantısı düzenleyen İşbaşaran, 
TBMM Başkanlığına yazdığı istifa dilekçesini, önünde bulunan mikrofona geçirerek, "Bu benim istifam, hediyem olsun Başbakan'a..." dedi.

İşbaşaran, istifa dilekçesinde,
"Parti içi demokrasinin işlemediği, benim gibi fikrini ifade eden milletvekillerini şantaj ve tehdit ile susturulmaya çalışıldığı bir partide milletvekili olarak görevimi sürdürmem imkânsız hale gelmiştir. Bu nedenle mensubu bulunduğum Adalet ve Kalkınma Partisi'nden istifa ediyorum" ifadesine yer verdi.
"Dünden beri evinin etrafında sivil polislerin dolaşıp durduğunu" öne süren İşbaşaran, "Can ve mal güvenliğimin olmadığını biliyorum. Buradan bütün dünyaya, bütün demokratik ülkelere sesleniyorum, AB üyesi ülkelerin
büyükelçilerine sesleniyorum; sesimiz kısıldı. Susturuluyoruz. Şantaj yapılıyor.

Ölümle tehdit ediliyoruz. Ailemin ve benim can güvenliğim kalmadı. Eğer benim başıma bir şey gelirse, bunun sorumlusu Tayyip Erdoğan'dır"
diye konuştu.
Ak Parti MYK, trafik polisleriyle girdiği küfürlü tartışmadan dolayı Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran’ın kesin ihraç talebiyle Müşterek Disiplin Kurulu’na oybirliğiyle sevkine karar verdi. Karar Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Ak Parti MYK toplantısında alındı. İşbaşaran ise henüz partiden kendisini arayarak gelişmelerle ilgili bilgi verilmediğini ve görüşüne başvurulmadığını söyledi.

'BAŞBAKAN BENİ ARAMADI'

İşbaşaran bugün düzenlediği basın toplantısında 'Beni kimse aramadı. Başbakan da aramadı. Medyadan duydum. Cemil Çiçek'le de 1,5 yıldır konuşmuyoruz' dedi. İşbaşaran, polisin görüntüleri şantaj amaçlı sızdırdığını da söyledi.


İşte Gerçek vekil, işte gerçek Demokrat!
Karakoçan Milletvekili Fevzi İşbaşaran'dan;
Kaymakam’a "Fırça",  Bakana "Kafa"!  02-06-08 
 

İşbaşaran Karakoçan Kaymakamı Erdinç Yılmaz’ı arayarak öğrencilerin kendisi ile görüşmek istediğini; ancak görüşemediklerini söyledi.
Ama kaymakamdan şok edici şu yanıtı aldı:
"Sayın milletvekilim, 28 öğrencinin 12’si Alevi. Bunların devlete bakışını zaten biliyorsunuz."
Sinirlenerek telefonu kapatan İşbaşaran durumu, sıcağı sıcağına Meclis’te İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a aktardı.
Atalay’dan aldığı yanıt kendisini ikinci kez şoka soktu:

Hürriyet Gazetesin yazarlarından Şükrü KÜÇÜKŞAHİN ‘in 2-6-08 tarihinde köşesinde "Kızılcahamam’da ’kafa’  kavgası"başlığıyla verdiği haber hem gururumuzu okşadı ve hem de kimlerin hangi zihniyetle yönetici kadrolarına atandığını gösterdi. Aşağıda metnin tamamı verilmiştir.
Kızılcahamam’da ’kafa’ kavgası
DIŞİŞLERİ Bakanı Ali Babacan’ın, "Müslüman çoğunluğun sorunları var" dediği Türkiye’de, AKP’nin Kızılcahamam kampında dün yaşanan çok önemli, ibretlik bir "kafa" kavgayı aktaracağım.

Yaklaşık üç ay önce, Elazığ’ın Karakoçan İlçesi’nde YİBO yurtlarında kalan 28 kız öğrenci
4 kilometre mesafedeki okullarından dönüşte taciz edildi. 

Öğrenciler Karakoçan İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne giderek, özellikle akşam dönüşte kendilerine araç tahsis edilmesini istediler.

Yanıt;
 "Size araba, maraba yok. Parası olan okusun, olmayan evlensin" oldu. 
Olay yerel gazetelerde, "Haydi kızlar kocaya" başlığı ile duyuruldu.

Bunun üzerine AKP Elazığ Milletvekili
 Fevzi İşbaşaran devreye girdi.

Vali
 Muammer Muşmal’la birlikte öğrencilere araç tahsis edildi, odaları bakımdan geçirildi, ailelerle konuşulup eğitime devam etmeleri sağlandı.
BU KAFA KAYMAKAMIN
İşbaşaran bu sırada Karakoçan Kaymakamı Erdinç Yılmaz’ı arayarak öğrencilerin kendisi ile görüşmek istediğini; ancak görüşemediklerini söyledi. 

Öğrencilere velilik yapma kararı verdiğini belirten
 İşbaşaran, "Onlara aylık burs da sağladık. Aileleri arayıp kefil olduğumu da söyledim" dedi. 

Ama kaymakamdan şok edici şu yanıtı aldı:
"Sayın milletvekilim, 28 öğrencinin 12’si Alevi. Bunların devlete bakışını zaten biliyorsunuz."
İşbaşaran’ın yanıtı da şu oldu:
"Bak kaymakam, bu bizim değil senin bakışın. Bu ne terbiyesizlik? Bunlar çocuk be! Bunun da ötesinde bu ayrımı nasıl yaparsın? Nasıl böyle konuşursun?"
Sinirlenerek telefonu kapatan İşbaşaran durumu, sıcağı sıcağına Meclis’te İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a aktardı.
Atalay’dan aldığı yanıt kendisini ikinci kez şoka soktu:
"Fevzi Bey, bir dilekçe verin konuyu inceleteyim."
İşbaşaran, "Sayın Bakan, ben bir milletvekiliyim. İlimde yaşanan vahim bir olayı aktarıyorum, siz benden dilekçe istiyorsunuz. Ben mesajımı aldım, teşekkür ederim" demekle yetindi. 
BU DA BAKANIN KAFASI 

Dün Kızılcahamam kampında bakanlar gruplar halindeki milletvekilleri ile buluştu.

Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Adıyaman, Mardin milletvekilleri ile
 Atalay’ın buluşmasında İşbaşaran, yeniden bu konuyu aktarıp "Siz bana böyle dediniz" anımsatması yaptı. 

Sonrasında
 Atalay ile İşbaşaran arasında şu kavga çıktı:
Atalay: Sen doğruyu söylemiyorsun... 
İşbaşaran: Ben bir milletvekili olarak ilimle ilgili bir sorunu anlatıp soru soruyorum, doğruyu söylemeyen sizsiniz... Bir kaymakam bunu yapamaz, uyarmanızı istedim. Siz vatandaş gibi dilekçe vermemi istediniz. Siz Dilekçe Komisyonu musunuz ki? Ayrıca ben memur muyum ki size dilekçe vereyim. Sayın Bakan bu ilçe çok hassas bir ilçe. Alevisi, Sünnisi birlikte yaşıyor. Bunu gündeme getirmeyeceğim, size sormayacağım da ne yapacağım? Ben sizin geçmişinizi de biliyorum. Rektörlüğünüzü de biliyorum..." 

Bunun üzerine diğer AKP milletvekilleri devreye girdi.
Fevzi İşbaşaran odadan dışarı çıkarak lavaboda elini yüzünü yıkadı.

Ardından gelen milletvekilleri,
 "Bakan özür dileyecek, biz kendisine gerekenleri söyledik. Odaya gel" deyince yeniden toplantı salonuna geçti.
Atalay, özür diledi; ama İşbaşaran’ın sinirleri yatışmadı:
"Özrünüzü kabul etmiyorum. Siz de kaymakam gibi düşünüyorsunuz."

Başka söze gerek var mı?
 
 
Şükrü KÜÇÜKŞAHİN






"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

25 Aralık 2009 Cuma

FETTULLAH (içimizdeki CİA) BİZİM PARAMIZLA SİLAHLANIYOR
DİKKAT
AKP FETTULLAHÇI KADROLARINI KURDUĞUNA İNANDIĞI MİT VE EMNİYET'E TSK'NIN ELİNDE VE ENVANTERİNDE OLAN SİLAHLARI ALMA YETKİSİ TANIYAN YASAYA HAZIRLANIYOR.
HENÜZ SES SOLUK YOK.
AMA BU AFRİKA ÜLKELERİNDE GÖRMEYE ALIŞTIĞIMIZ ASKER POLİS ÇATIŞMASINA ÇOK YAKLAŞTIĞIMIZIN RESMİDİR.
TSK KONUMU GEREĞİ SÖYLEYEMİYOR.
O ZAMAN BİZ SÖYLEYELİM
"FETTULLAH SİLAHLANIYOR." 
BU YASAYA EMNİYETİN VE MİTİN İÇERİSİNDE KALAN ATATÜRKÇÜ TÜRK EVLATLARININ KARŞI ÇIKMASI GEREK.
BU TARİHİ BİR SORUMLULUKTUR.
BANA 1. BALKAN SAVAŞINI HATIRLATTI.
NEDENİNİ SİZ ARAŞTIRIN..




POLİS VE MİT'E ASKERDEN İTİRAZ

TBMM İçişleri Alt Komisyonu'nda görüşülen sivil amaçlı silah kanun tasarısı hükümet ile Genelkurmay'ı karşı karşıya getirdi. Hükümet, tasarıyla, sadece Genelkurmay'ın elinde olan 'askeri silah ve malzeme ithali' yetkisinin MİT ve polise de verilmesini istedi.
Ancak konuyla ilgili görüşü istenen Genelkurmay ise Komisyon'a gönderdiği cevabi yazıda
'MİT ve polise bu yetki verilirse askeri silahlar kontrolsüz kalır' uyarısında bulundu.
Genelkurmay yazısında,
'Askerin ruhsatını kuvvet komutanlıkları verir' diyerek, böyle bir durumun 'operasyon bölgelerinde' sorun olacağını dile getirdi.
Hükümetin Meclis’e sevk ettiği Silah Kanunu Tasarısı’nda MİT ve Emniyet’e askeri silah ithal yetkisi veriliyor. Kuvvet komutanlıklarının muvazzaf subayların şahsi silahlarına ve emekli mensuplarına silah ruhsatı verme yetkisi de kaldırılıyor.
TBMM İçişleri Alt Komisyonu, hükümetin Temmuz ayında Meclis’e sevk ettiği
“Silah Kanunu Tasarısı” üzerinde ilk toplantısını önceki gün yaptı. Tasarıda yer alan iki maddeye Genelkurmay temsilcisinden itiraz geldi. Tasarıda MİT ve Emniyet için askeri silah ithal edilebilmesi için Sanayi Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’na yetki veriliyor. Şu anda uygulanan kanunda askeri silah ithali Milli Savunma Bakanlığı’nın izniyle yapılabiliyor. Askeri silahların kayıtları ise Genelkurmay tarafından tutuluyor. Genelkurmay’ın her iki bakanlığa MİT ve Emniyet için askeri silah ithal etme yetkisi verilmesine itiraz ettiği öğrenildi.

Tasarıda yer alan, kuvvet komutanlıklarının, muvazzaf subaylara şahsi silahları için izin belgesi ve emekli mensuplarına silah ruhsatı verme yetkilerinin İçişleri Bakanlığı’na devredilmesiyle ilgili maddeye de Milli Savunla Bakanlığı ve Genelkurmay temsilcileri karşı çıktı. Edinilen bilgiye göre toplantıda Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı temsilcileri
“askeri silahların tek elden kontrolünün şart olduğunu” belirttiler. Bu çerçevede de tasarıyla İçişleri Bakanlığı’na verilen emekli askerlere silah ruhsatı verme yetkisinin kendilerinde bırakılmasını talep ettiler. 



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
"POLİSİN İÇİN DE ÇETE VAR" 
GÜNAYDIN SAYIN BAKAN




Akp Elazığ Millet Vekilinin bu sözlerine  anında görüntü.
Ne diyor? 
Akp milletvekili İşbaşaran görüntülerde.
 “Sizi yakarım. Si.tir git” 
diyor. 
Bir polisle milletvekili arasında yaşanan tatsız bir vakaa.
Ama meğersem bu görüntüler Tayyip Beyefendiye de hediye edilmiş.
Tayyip Beyefendi çok kızmış…
Gelde gülme.
Ya daha dün Diyarbakır Belediye başkanı senin hükümetinin tamamına kameralarının önünde ve mikrofonlardan “ha si.tirin diyorum” demedi mi?


 Vekilden Polise Küfürler
AK Parti milletvekilinin polise hakareti cep telefonu ile görüntülendi İZLE
AK Parti Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran'ın kendisine kimlik soran polislere ağır hakarette bulunarak küfür ettiği ortaya çıktı. Cep telefonu ile görüntülenen tartışmada milletvekili İşbaran, kendisine kimlik soran polislere ''Sizi yakarım. S... git'' gibi küfürler ediyor.



**************************

AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran Polis içinde çeteler olduğunu ve amaçlarının Hükümet ile Genelkurmayı kavga ettirmek olduğunu açıkladı.


Yeniçağ gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar Bülent Arınç’a sözde suikast olayı ile patlak veren polis içindeki çeteler olayı ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Önkibar, AKP Milletvekili Fevzi İşbaşaran’ın bu konuda ciddi iddiaları olduğunu da belirtti.

İşte Sebahattin Önkibar’ın Polis içindeki çetelerle ilgili yazısının bir kısmı:

“Adı: Fevzi İşbaşaran.
AKP Elazığ Milletvekili.
Fevzi Bey’in bir başka özelliği de rahmetli Özal’ın özel kalem müdürlüğünü yapmış olmasıdır.
Fevzi Bey, İnternet Haber’den Zübeyr Kındıra’ya özetle aynen şu sözü ediyor:
- “Polis içinde çeteler var. Tuzak kuruyorlar. Amaç hükümetle Genelkurmay’ı kavga ettirmek.”
İşbaşaran devam ediyor:
- “Bu son suikast hadisesinde iş ortaya çıktı. O işin hikaye ve yalan olduğu ortaya çıktı. Yok ağızdan kağıt falan... Olacak iş mi...”
Fevzi Bey tam bu noktada partisine kızıyor:
- “Bizimkiler de maalesef her şeye atlıyorlar.”
Bakın bu sözleri eden muhalefet temsilcisi değil, AKP mebusudur.
Üstelik Fevzi Bey devlet ve bürokrasi nedir bilen deneyimli bir isimdir.
Böyle biri, poliste çete var diyorsa bunu görmezden gelemezsiniz!
Maalesef polise sızan o çete, bir süredir bir proje yürütüyor.
Amaç belli, kendilerine engel gördükleri TSK’yı tasfiye, muhaliflere zulüm ve devleti ele geçirmek!
Suikast hikayelerini uydurmaları ise AKP zirvelerini ölümle  korkutmak ve TSK ile yakınlaşmalarını engellemek içindir.
Başbakan ve Bakanlar askerlerle ne zaman yakınlaşsa, bu güruh  hemen,  “Efendim bunlar size suikast yapacaklardı, işte belgeleri” diyor ve onları etkiliyor.
Hiç kuşkunuz olmasın son teşebbüsleri de Erdoğan’la askerin arasına mesafe koymak adınadır.
Tam bu noktada Başbakan Erdoğan’la İçişleri Bakanı Atalay’ı açıklamaya  çağırıyor ve kendi milletvekilerinin söylediklerinin gereğini yapmaya çağırıyoruz.
Tekrar ediyorum, polisde çete var iddiasında bulunan AKP mebusudur!
Bu beyana suskun kalınırsa iddialar kabullenilmiş olacaktır!"
-------------
Polis içindeki çetelerle ilgili İnternethaber sitesinden Zübeyir Kındıra 24 Aralık tarihli yazısında biraz detay verdi. İşte o yazının bir kısmı:

“Emniyet içindeki kaynaklarımıza sorduk. İşbaşaran'ın söylediklerinde haklılık payı bulunduğunu söylediler. Dahası, İşbaşaran'ın 'Ankara Emniyetinde çatışan gruplar olduğu' iddiasının kesin ve bilinen bir gerçek olduğunu da söylediler.

Ve ilginç olan; aslında çatışan bu grupların birbirlerinden hiç de uzak olmadıklarına ilişkin iddiaydı. Kaynaklarımız, dünya görüşü, yaşantı biçimleri, polislik mesleğini icra biçimleri ile neredeyse aynı tedrisatın nüveleri olduğu yolunda iddialarda bulundular.

Tek farkları varmış.

Bir cenah, bugünkü iktidar sahiplerinin nüvesi imiş; diğer cenah ise, iktidarın, iktidar olmasına büyük katkı sağlayan, başı-kökü uzak diyarlarda, bir başka derin cenah imiş.

Biz iddiaları yansıttık.
Bu süreç sonunda bir yerde patlayacak.
Patlayınca bakarız, bu iddialar doğru mu değil mi?”

7 Ekim 2009 Çarşamba


NE ANLATACAK ÇOCUKLARA?

FETTULLAH’IN VE ABD’NİN KANATLARI ALTINA GİRERSEN POLİSLİKTEN YAZARLIĞA, ORADANDA ÜNİVERSİTE HOCALIĞINA ZIPLARSIN MI? DİYECEK.

TÜRKİYE’DE SİYASET BUDUR MU DİYECEK?

BU DERS 10 DAKİKADA BİTER BE MEMUR BEY.

EMRE USLU YEDİTEPE'DE

Taraf Gazetesi'nin polis şefi yazarlarından "Emre Uslu" Bedrettin Dalan'ın sahibi olduğu Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak işbaşı yaptı. Emre Uslu, Taraf gazetesindeki Ergenekon soruşturmasını destekleyen yazılarıyla birlikte Genelkurmay bilgisayarına girerek bilgi hırsızlığı yapmasıyla tanınıyor. Genelkurmay bilgisayarlarına girerek "Genelkurmay andıcının sızdırılması" olayıyla ve ergenekon tertibine verdiği destekle tanınan Emre Uslu, eleştirdiği Bedrettin Dalan'ın Yeditepe Üniversitesi'nde işbaşı yaptı. Eğitim için gittiği ABD'den "Okyanus ötesi uçamaz" raporu alan ve 8 yıl süreyle Türkiye'ye dönmeyen Başkomiser Emrullah Uslu'nun yurda döndükten sonra Bingöl'e tayini çıktı. Bunun üzerine Uslu, emniyetteki görevinden istifa etti. Polis teşkilatıyla ilişkisini kesen Uslu, Taraf gazetesindeki köşesinden ağır bir dille eleştirdiği Bedrettin Dalan'ın kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi'nde işbaşı yaptı. Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak göreve başladığı belirtilen Uslu'nun Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde çalışacağı söyleniyor.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,
SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

27 Eylül 2009 Pazar

BATAN AKP'NİN MEDYASI BUNLAR

BU HABERİ KAÇIRMAYIN:
İŞTE BU SUÇÜSTÜDÜR

Emniyet Genel Müdür Yardımcsı Emin Arslan’ın adliyeye sevki sırasında bir skandal yaşandı. Sürekli çevrede dolaşan bir kişiden şüphelenen Arslan, şahsın elindeki anahtarlığın gizli kamera olduğunu ortaya çıkardı.
ADLİYEDE GİZLİ KAMERA SKANDALI Emniyet Genel Müdür Yardımcsı Emin Arslan’ın adliyeye sevki esnasında skandal yaşandı. Adliyede dolaşan bir kişinin elindeki anahtarlığın gizli kamera olduğu ortaya çıktı.
İstanbul’da gerçekleştirilen bir operasyon kapsamında tutuklanan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, adliyede gizli kamerayı deşifre etti. Hürriyet gazetesinden Saygı Öztürk’ün haberine göre, hakkında verilen tutuklama kararının mahkemede yüzüne okunması için sıranın kendisine gelmesini bekleyen Emin Arslan, adliye koridorunda da polisliğini yaptı. Dün sabah Beşiktaş Adliyesi’nde çeşitli davalardan adliyeye getirilen zanlılar, yakınları ve emniyet mensuplarının bulunduğu ortamda, bir kişinin elindeki anahtarla oynaması ve sık sık yerini değiştirmesi Emin Arslan’ın dikkatini çekti. ATLAYIP ANAHTARI ALDI Polislerin arasından aniden fırlayan Arslan, elinde anahtar bulunan kişinin üzerine atladı ve hemen elindeki anahtarı aldı. Polisler, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Aslan’ın el koyduğu anahtarı inceledikten sonra bunun “otomobil anahtarı” olduğunu söylediler. Ancak Arslan, bunun anahtar değil, gizli kamera olduğunu anlattı. Oradaki diğer görevliler de anahtarın gerçekte gizli kamera olduğunu saptadılar. EMNİYET’E GÖTÜRÜLDÜ Arslan’ın yakalayıp el koyduğu gizli kamera ve bunun sahibi olan kişi polisler tarafından hakkında işlem yapılmak üzere hemen Beşiktaş Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emin Arslan’ın tutuklanmasından sonra çekim yapan kişinin ne amaçla bunu yaptığını belirlemek için avukatı Zuhal Dönmezer bilgi almak istedi. Ancak yetkililer gizli çekim yaptığı iddiasıyla kendilerine kimsenin getirilmediğini söylediler. ÇEKİM YAPAN SERBEST Emin Arslan’ın yakaladığı kişinin dışarıya çıkarıldıktan sonra güvenlik mensubu olduğunu söyleyip serbest bırakılmış olabileceği belirtildi.

ARSLAN: GERÇEKLER MUTLAKA ORTAYA ÇIKACAK Hakkında verilen tutuklama kararı önceki gün vicahiye çevrilen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, tutuklanarak Paşakapısı Cezaevi’ne gönderilmişti. Arslan, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına inandığını söylemişti.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,

SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."