EĞİTİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EĞİTİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2012 Perşembe

BUNLAR YAPILDIĞINDA TOPA TÜFEĞE GEREK KALMAZ.BİR NESİL SONRA PARAM PARÇA OLURSUN


 “ASİMETRİK VURDULAR BİZİ”...
Milli Güvenlik Derslerinin kaldırılması “okullarda sivilleşme” harekâtı mı?..
Başbakan Tayyip Erdoğan, “Ankara’ya teslim olmadık” dedi...
Daha önce de, “Ankara’nın şerrindense Brüksel’in şefaati..” derlerdi.
Teslimiyet nasıl oluyor bakın size en güzel örneği ile aktaracağım..
28 Şubat süreci ve kudretli Paşası Çevik Bir ile ilgili yazılarıma eğitimci-yazar MAHİYE MORGÜL oldukça ilgi çekici bir analiz gönderdi.

“Sevgili Ahmet Bey,
Asimetrik vurdular bizi, İHL (İmam Hatip Liseleri) kartını kullandılar... Üstüne mağduru oynadılar.
Oysa 28 Şubat demek, 8 yıllık kesintisiz eğitim kararıyla köy okullarını taşımalı sistemle şehire indirmek demektir.
- Köyleri imamlara terk ettik. Köyde devletin tek temsilcisi imam oldu.
- Öğretmen de kalmadı köyde, İstiklâl Marşını söyleyen bir okul da kalmadı, bayram törenleri de kalmadı...
Bu sonuçlara bakmadan da biliyordum ki SPAN Amerikan eğitim şirketinin programında 4. sınıftan itibaren Resim, Müzik, Beden Eğitimi, Din Bilgisi dersleri seçmeli olacak, bunların öğretmeni tayin edilmeyecek, dileyen veli bu dersleri piyasadan kurslarda alabilecek. 28 Şubat bu programın tetikleyicisi öncü sarsıntıydı. Şimdi, pek yakında, 10 yaşından itibaren okulda birlikte olmayan çocuklar, sınıflar ve dersler atomize edilip parçalanmış halde olacak; bu yapılanmada milli bayram olmaz, bu çocuklardan bir millet de olmaz..
Tabii, bize tank sesleri dinlettikleri için biz öncü sarsıntıları algılayamadık!
Muhteşem planlı adımlar bunlar.
Çoktandır diyorum, 28 Şubat tam bir karşı devrimdir, WB programıdır, “eğitimde birliği” bitirecek olan, kamucu eğitimi piyasaya atacak olan tetikleyici darbedir.
- Ardından 2006’da çıkan 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Kanunu
- Ardından 2011- MEB’da yeniden yapılanma KHK...”

Lâfa değil belgeye bak
Eğitimci-yazar Mahiye Morgül’ün AKP iktidarının gerçek niyetini gün ışığına çıkaracak değerlendirmesine de lütfen azami dikkat gösterin:
“5-16 yaş arası eğitimi yeniden düzenleyen, AKP’nin 5.1.2012’de hazırladığı 12 Yıllık Temel Eğitim kanun tasarısını, 2004 yılında YÖK Dünya Bankası dairesinde çalışan SPAN Eğitim Danışmanları yazmıştı.
2006 yılında kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumuna (MYK) 5544 sayılı yasayla verilen yetkilerle düzenlenen 632 KHK ile MEB’da kurulan yeni dairelere baktığımızda, Temel Eğitim Dairesi, Yaşam Boyu Öğrenme ve Din Öğretimi Dairelerinin kurulduğunu görüyoruz. Bunlar, 12 yıllık eğitimin daireleridir.
12 yıllık eğitim kanun tasarısı, önce Zaman gazetesinde haber yapıldı. Diğer habercilerin haber kaynağı bu gazete oldu. Bu çok önemli bir ayrıntıdır. Tasarı, İmam Hatipler üzerinden reklam edilmişti, tasarıya övgü vardı. “İmam Hatiplere orta kısım açıldı” gibi olumlu algılamaya vesile olacak şekilde servis edildi. Kanun görücüye böyle çıktı.
Oysa 12 yıllık Temel Eğitim programı, 2004 yılında SPAN Eğitim Danışmanları tarafından hazırlanmış bir programdır ve 12 yıllık eğitimle Fen liseleri ve Askeri liseler kapanıyor, bunları haber etmek gerekir. Bunlar konuşulmasın diye İmam Hatip üzerinden olumlayarak haber edildi.
Bu bir psikolojik taktiktir. Bir tanışmada ilk intiba önemlidir. Daha sonra programın ne kadar kötü olduğu ortaya çıktığında, insanlar onun hakkında yine olumlu düşünmeye devam eder.
12 yıllık sisteme göre, mevcut öğretmen yetiştirme programları sona erer, bunu konuşan yok!
12 yıllık Temel Eğitim sistemi, tüm okulları ve çocuklarımızı atomize edip parçalama programıdır. Okulların durumu İngiltere örneği, şöyle olacaktır:
A- Temel Eğitim 1.kademe:
Okulu: 5 yıllık Anaokulu. (1+4 yıl)
Öğretmeni. 1 sınıf öğretmeni ile 1 yabancı İngilizce konuşan dadı. Öğretmenini mezun eden herhangi bir fakültesi yoktur. Açılacak yeni sertifikalı kurslar buna göre düzenlenecektir.
Öğrencisi: 5-9 yaş çocuklar,
Ders Programı: Hazırlık, okuma yazma öğrenimi, İngilizce konuşma.
B- Temel Eğitim 2. kademe:
Okulu: 7 yıl. (5+2 yıl, veya 4+3). Sınıfta kalma yoktur, disiplin suçları affedilmez, disiplin dosyası belediyelerde tutulur. Suç dosyası kabaran çocuklarımızı bekleyen başka bir tuzak vardır.
Öğretmeni: Sözleşmeli branş öğretmenleri, paralı kurslar ve kulüplerle çalışılır. Birden fazla branşta çalıştırılacak çok branşta sertifikası olan öğretmenler işe alınır. Yerel öğretmen olmak esastır, başka illere tayin yoktur. (Eyalet sistemidir)
Öğrencisi: 10-16 yaş çocuklar.
Temel Dersler: Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi. Her birine sözleşmeli sertifikalı öğretmen girer. Birden fazla sertifikası olan öğretmenlerle sözleşme yapılır.
Diğer dersler seçmeli ders kapsamında olup, okul dışında kurslarda sertifika toplayarak alınır, dileyen İmam Hatip’in derslerini de böyle toplayabilir. Kanun tasarısının reklamı edilen haber budur, ancak çarpıtarak verilmektedir, okulda değil serbest piyasadan bu dersler satın alınabilir.
- 10-14 yaş seçmeli dersler: Dört ana dersin yanında, bir tane de zorunlu seçmeli ders vardır. Seçmeli ders okulda veya dışarıda paralı kursta veya kulüpte alınır; Resim, Çalgı, Spor, Din Dersi, Bilgisayar, İngilizce veya Arapça veya Anadil veya Kültürel Değerler (her dinde olabilir).
Ana Dil dersi için belediyelerde, Din Dersi ve Arapça için camilerde, Cami Yaşatma Derneklerinde, Kültürel Değerler dersi için kiliselerde kurs açılır. (Son on yılda açılan 54 bin ev kilisesi bu kurslar içindir.)
- 15-16 yaş seçmeli dersler: Dört ana ders devam ederken, başarısız olduğu seçmeli dersi değiştirme kuralı vardır.
2004- Temel Eğitime Destek programında Ankara pilot okullarında ortaya çıkan aşağıdaki belgede seçmeli ders programı görülmektedir. Bu derslerin her birini bir başka yerden alan çocuklardan kaynaşmış bir kitle, yani millet çıkmaz. Bu eğitim sistemi çocuklarımızı atomize edip parçalayan sistemdir.
Temel Eğitimden sonra:
Mezuniyet derecesine göre, (a) Yaşam boyu öğrenme meslek kurslarına gidebilir, (b) başarılı olduğu derslerden sadece 5 tanesini piyasadan toplamak üzere “hazırlık koleji”ne gidebilir.
Liseler ve fakülteler tarihe karışıyor: Ortada, bildiğimiz Lise diye bir okul kalmaz. Cumhuriyetle bütünleşmiş adlarıyla ünlü bütün liselerimiz yok olur, şehir merkezindekilerin binaları ve arsaları satılır!
Devlet üniversiteleri arsalarıyla birlikte 3-4 yıla kadar satılır, dersleri üçer aylık kurslara dönüşür.
Sevgili Liseliler! Ders kitaplarınızın içi neden bu kadar boş diye soruyorsunuz. Cevabı burada, küresel çete böyle istiyor, MYK böyle istiyor, onun için okullarınız ve kitaplarınız birlikte yok ediliyor.

Ekler
1. Belge:  2004 Temel Eğitime Destek program raporundan SPAN Danışmanlarının teşekkürü.
2. Belge: Seçmeli derslerin durumu:
2004 yılında SPAN Eğitim Danışmanlık Şirketi ve Talim ve Terbiye Kurulu tarafından önerilen ilköğretim ders çizelgesi. (2005 yılında Cumhuriyet
gazetesinde
yayınlanmıştır.)
İlan edilen seçmeli ders listesinde ana başlık şöyledir:
Bireysel ve Toplu etkinlikler,
Seçmeli Dersler, Rehberlik ve Kulüp Çalışmaları:
Bilgisayar, Sanatsal etkinlikler (Drama, Tiyatro, Halk oyunları, Enstrüman, Resim, Fotoğrafçılık, Heykel, vb.) Spor etkinlikleri (Güreş, Futbol, Basketbol, Satranç, vb.) Biyografi, Girişimcilik, Halk
Kültürü
(Kültürel Değerler), Tarım/Hayvancılık Uygulamaları, Felsefe, Toplum Hizmeti (ders dışı STK’larda çalışmak)
Arif olmaya gerek kaldı mı?
Ahmet TAKAN-26 Ocak 2012 yeniçağ gzt.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

17 Ekim 2011 Pazartesi

OKUL YERİNE KURAN KURSU



AKP döneminde ilköğretim okulları kapatılırken, Kuran kursu sayısı iki buçuk kat arttı. TÜİK'in verilerine göre, 2003–2011 yılları arasında devlete ait ilköğretim okullarının onda biri kapatıldı. Kuran Kursları'nın sayısı ise 4 binden 9 bine çıktı. Yaz aylarında açılan kuran kursu sayısı ise 60 binin üzerinde.

AKP iktidarı döneminde açılan kuran kursu sayısı 60 bini bulurken, ilköğretim okulları onda biri kapatıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2003-2011 yılları arasında Türkiye'de kamuya ait ilköğretim okullarının sayısı 35 bin 501'den 31 bin 899'a düştü.

Ancak bu oran özel okullara yansımadı. Yine aynı dönemde açılan özel ilköğretim okulu sayısı yüzde 46 artarak 613'ten 898'e çıktı.

Artış sadece özel okullara değil, sürekli Kuran kurslarınada yansıdı. AKP döneminde açılan Kuran kursu sayısı 3 katına çıktı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verilerine göre, 2003 yılında 3 bin 852 olan resmi Kuran kursu sayısı, 9 binlere ulaştı. Yani artış yüzde 125'lere dayandı.

Yaz aylarında açılan Kuran kursu sayısının ise 60 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verilerine göre, 2011 yılı itibariyle ülkemizde 81 bin cami bulunuyor. Yani her ilimize bin cami düşüyor. Okul sayısı ise 53 binde kalıyor.
Ulusal Kanal-17/10/2011


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

9 Eylül 2011 Cuma


3 YIL YURTDIŞINDA OKU ÜNİVERSİTEYE SINAVSIZ GİR

Türkiye’de gençler bir üniversite kapısından içeriye girebilmek için önce iyi bir Anadolu ve fen lisesini kazanmak ya da iyi bir özel okula gitmek zorunda. Bunun için de yıllarca “özel ders” ve “dershaneler” arasında mekik dokuyor. Yaklaşık 3 yıl süren bu süreç, liseye girdikten sonra bu kez üniversite sınavlarına hazırlanmak için tekrarlanıyor. En az iki yıl yine dershaneler ve özel derslerde geçen bu süre ve harcanan sermaye Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavları’nda (LYS) yaklaşık 1.6 milyon genç arasından başarılı olup, başta kontenjanları 378 bin olan lisans programlarına yerleşebilmek için. Bu süreçte bir ailenin ilköğretimde yaptığı harcama eski Eğitim Sen Başkanı Alaaddin Dinçer’in araştırmasına göre 13 bin TL’yi ortaöğretimde 19 bin TL’yi buluyor. Oysa YÖK’ün yaptığı son değişiklikle örneğin Bulgaristan’da Sofya’da IB diploması veren ve yıllık ücreti 8 bin Euro olan bir lisede çocuğunu 3 yıl okutmak üniversite kapısını sınavsız açıyor.

YÖK, geçen yıl 2010-2011 öğretim yılından itibaren uygulanmak üzere Türkiye’de yükseköğretim programlarına yerleştirmede kullanılan Yabancı Öğrenci Sınavı’nı (YÖS) kaldırdı ve yabancı öğrenci kabulünde sözü üniversitelere bıraktı. Buna göre üniversiteler, YÖK Genel Kurulu’nda onaylanmış koşullarda öğrencilerini kabul edecekti. Ancak YÖK’ün Yurtdışından Öğrenci Kabulü’ne İlişkin Esaslarda her defasında yaptığı değişiklikler Türkiye’de öğrenim gören öğrencilerin aleyhine oluyor. 25 Ağustos’ta YÖK Genel Kurulu’nda alınan son karar lise eğitiminin
SON 3 YILINI KKTC DIŞINDA BİR ÜLKEDE TAMAMLAYAN TÜRK UYRUKLU ÖĞRENCİLERE 1.6 MİLYON GENÇ ÜNİVERSİTELİ OLMAK İÇİN YARIŞIRKEN, YÖK YAPTIĞI SON DEĞİŞİKLİKLE LİSENİN SON 3 YILINI YURTDIŞINDA OKUYAN TÜRK GENÇLERİNE ÜNİVERSİTELERE SINAVSIZ GİRİŞ HAKKI TANIDI. KKTC uyruklu öğrenciler de ellerinde GCE-AL sonuçlarıyla üniversitelere başvurma hakkına sahip. Uyruklarından biri KKTC ve TC olanlara da bu hak sağlandı.

Türkiye’deki üniversitelere YGS ve LYS’lere girmeden başvurma hakkı tanıdı. Aynı hak KKTC uyruklu öğrenciler için de sınavsız üniversite yolunu açtı. Öğrenci KKTC uyruklu olup öğrenimini KKTC’de tamamlasa bile GCE AL (The General Certificate of Education -Advanced Level) sınav sonuçlarına sahipse sınavsız Türk üniversitelerine başvurabilecek. Bu haktan çift uyruklu KKTC ve TC vatandaşları da yararlanabilecek.

HER DEĞİŞİKLİK ALEYHTE
YÖK, aldığı ilk kararda TC ve KKTC uyruklu olup KKTC dışında bir ülkede lise eğitimini tamamlayanların da üniversitelere sınavsız başvurabileceğini kabul etti. Tepkiler üzerine bu madde önce kaldırıldı, sonra yine kabul edildi. Son olarak da son 3 yılı yurtdışında okuyanlara bu hak tanındı. Ayrıca TC vatandaşlığından çıkanlara bu hak sağlandı.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

11 Ekim 2010 Pazartesi

SOKRATEZİNE
Arslan BULUT’un aşağıdaki tespiti kısa, doğru ve tam işin özeti niteliğinde:
“Erasmus programı,  “Avrupa çapında tematik ağların finansmanı” nı sağlıyor. 
“Avrupa çapında tematik ağlar” ın ne olacağına ise AB Komisyonu karar veriyor. 
Sokrates programının amaçlarından biri  “genel kültür ve eğitimin bütün alanlarına Avrupa boyutu kazandırmak”  olarak açıklanıyor. 
Erasmus programı, Sokrates programının altında yer alan sekiz alt programdan biri ve sadece yükseköğretim alanını kapsıyor. 
Özetle Sokrates ve Erasmus programları, Avrupa Birliği’nin, gençleri devşirmesi hedefine dönük olarak çalışıyor. 
Zaten Erasmus da Türkler’e karşı yeni bir haçlı seferi çağrısı yaparken Hıristiyan Avrupa milletlerinin tek bir medeniyetin çocukları olduğunu söylüyordu.”
Yazının tamamı için bakınız:
Ben hemen konu gelmişken bir ekleme yapmak istiyorum. Daha sonraya bırakılan düşünceler ya hiç yazılmıyor, ya da üst üste binmiş konular anlaşılmıyor.

Erasmus ve Sokrates programları ile birlikte ders kitapları üzerinde Avrupa Birliği bayrakları görsel olarak beyinlere işleniyor. Gençlerin beyinlerine başka bir bayrak kazınıyor.
Avrupa Birliği:
Bayrağı, parası, marşı,60.000 kişilik ordusu olan bir devlettir. “AB girmek istiyorum” demek “bir devletin mandası olmak istiyorum” demektir. “Onurumuzla gireceğiz” diyenler: Mandanın onurlusu onursuzu olmaz. Manda mandadır.

İkinci boyutu ise okullarda bir yarış gibi, bir başarı gibi gösterilen ve gençleri proje hazırlamaları ve bu projelerine AB’den ödenek kazanmalarını öneren Sokrates öğretmenler yetişti. Bu öğretmenler gençlerin projelerini (fikirlerini)  hiçbir ön koşulsuz ve endişe görmeden AB’ne hediye ediyorlar. Üç, dört günlüğüne bir Avrupa ülkesine gitmek adına genç fikirler AB’ye sunuluyor. Yüzlerce okuldan, binlerce genç fikir AB’nin himayesine geçiyor. Daha sonra bu fikirler değişik patentlerle karşımıza çıkıyor. Çünkü bu gençler bu fikirlerini gerçekleştirmeye ne ekonomik nede zamansal fırsat bulamadan Avrupa patentli olarak karşısında buluyor. Sokrates öğretmenleri ve eğitimle ilgili üst birimler de bununla gurur duyuyor. Yüzlerce kez Avrupa ülkelerine giden şube müdürleri, yardımcıları, okul müdürleri görmek mümkün. Amaç ise Avrupa ülkelerinde gezmek tozmak, birkaç gecelik kaçamak yapmak .
Sokrates mi?
“sok....m tezine” diyordu komedyen.
Genç fikirler AB ye hibe edilirken yöneticilerin derdi tam da bu.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

8 Ekim 2009 Perşembe


Eğitim camiası bununla çalkalanıyor,

sadece eğitimciler bilmesin herkes öğrensin..


Geçtiğimiz aylarda (Mart 2009 sonu) Ankara Gazi Üniversitesi' nde

1.Ulusal Sınıf Öğretmenliği Kongresi yapıldı. Türkiye'nin değişik

illerden çok sayıda sınıf öğretmeni toplantıya ilgi göstererek Ankara'ya gitti.

Kongrede bir çok tebliğ sunuldu.

Toplantı'nın ikinci günü 'Sınıf Öğretmeninin Özellikleri' başlıklı oturum

yapılırken kürsüye BUCA EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANI Prof.Dr. Enver Tahir Rıza geliyor.

ilköğretimin beş yılında tek ögretmenin 1.sınıftan 5. sınıfa kadar değişmeden görevini

sürdürmesi etrafında tartışmalar yapılıyor. Prof. Dr. Enver Tahir Rıza sözlerine başlarken

''beş yılda tek öğretmenin aynı öğrencilerle birlikte olması, olumlu değil'' diyor.


Sonra, ''bir de'' diyerek devam ediyor:


''-Cinsiyet sorunu var.''


(....???...!! !...???.. .)


Herkes Enver Hoca'nın sözlerinin devamını nasıl getireceğini merak ediyor. Hoca:

''Biliyorsunuz, ülkemizde karma eğitim modeli uygulanıyor''

vurgusunu yaptıktan sonra, salonu dolduran yüzlerce kadın öğretmenin gözlerinin içine bakarak aynen şu cümleyi sarfediyor:


''-Hanım öğetmenler erkeklere iyi örnek olamazlar! ''


Meslekte 35 yılını geride bırakmış olan hanım öğretmen Yücel Demirhan:


''Artık bu kadarına dayanamam''


diyerek yerinden kalkıp salonun çıkış kapısına doğru yöneliyor.

Arka sıralarda oturan kongrenin organizasyonunu yapan hocalara dönerek:

''bu toplantıyı protesto ediyorum'' diyor, arkasından ekliyor:


''-Ben ona örnek olamazsam, o da bana örnek olamaz! ''

Demirhan'ın ardından toplantıya katılan istanbul Doğuş Lisesi öğretmenleri,

Bahçeşehir öğretmenleri ve Alev Okulları öğretmenleri salonu terk ediyor.

Cumhuriyet'in ilanından 83 yıl sonra BAĞDAT ÜNİVERSİTESİ ÇIKIŞLI BİR AKADEMİSYEN eğitimci,

kadın öğretmenler ile erkek öğrenciler arasına derin bir kama sokmak cesaretini gösteriyor.

Üstelik bunu kadın öğretmenleri aşağılayarak yapabiliyor.


Bu skandal, kapalı kapılar ardında sessizlikle geçiştiriliyor.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."