ERMENİ AÇILIMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ERMENİ AÇILIMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Temmuz 2012 Salı
30 Ağustos 2011 Salı
"LANET OLASI 36 BEYANNAMESİ" VE "ÇILGIN KONSTANTİNOPOLİS"
YAHUDİ,ERMENİ VE RUMLAR.KISACASI KURTULUŞ SAVAŞINA KATILMAMIŞ TÜM AZINLIKLAR ATATÜRK'ÜN 36 BEYANNAMESİ İÇİN BU TABİRİ KULLANIRLAR.
NEYSE Kİ AKP VAR VE AZINLIKLARA BİR BAYRAM HEDİYESİ VERDİ.
BİZANSIN SINIRI
KANAL İSTANBUL
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
NEYSE Kİ AKP VAR VE AZINLIKLARA BİR BAYRAM HEDİYESİ VERDİ.
YENİÇAĞ 30.11.2011
“Azınlık vakıflarına taşınmazların iade edilmesiyle özerk
bir bölge oluşturularak yeni Bizans’ın kurulması sağlanacak. AKP’nin
Kanalİstanbul projesi de bunun parçası”
‘Ekümeniklik’ alanı mı?
Bu müthiş iddia, CHP’li eski milletvekili ve avukat Şahin Mengü’ye ait... Vatikan tipi bir yeni Bizans oluşturulduğunu öne süren Mengü, bir KHK ile azınlığı zengin edecek AKP’ye çattı.
Lozan’ın rövanşı gibi!
BaŞbakan Erdoğan’ın 75 yıl önce Lozan Antlaşması’na dayanılarak el konulan malların iade edileceğini açıklamasına tepki gösteren Mengü, “Özerk Kürdistan’ı Bizans mı izleyecek” dedi.
Yunanistan’ı örnek alın
Mengü, Batı Trakya’daki Türk kökenli vatandaşlara böyle tavizler verilmediğine dikkat çekti: Yunanistan, bütün Türk vakıf mallarına el koydu. AKP, bu şımarıklıktan geri dönmeli. ‰ 9’da
Barto’ya özel ilgi gösterdi
Türkiye’de azınlıkların verdiği bir iftara katılan ilk başbakan olan Erdoğan, Fener Rum Papazı Bartholomeos ile Arkeoloji Müzesi’nin bahçesindeki davette yan yana oturdu. Hükümetin iade kararı aldığı değeri 1 milyar doları aşan 2 bin 419 taşınmazın 1000’den fazlası Rumlara ait...
Azınlık beyanları temelden yoksun!
Hukukun Egemenliği Derneği: Azınlık vakıflarının 1936’daki beyanlarının hiçbir temeli yok, iade çok hatalı bir karar...
Yabancılar, toprak ve mülke doymadı
89 ayrı ülkenin 120 bin vatandaşı, Türkiye’nin 76 ilinde 111 bini aşkın taşınmaz aldı. Toplam alan 81 milyon m2’yi buldu.
Yeni Bizans’ın sınırı Kanalİstanbul olacak
Azınlıklara taşınmazların iade edilmesinin önünü açan AKP’nin Kanalİstanbul projesiyle de Bizans özerk bölgesini kurduracağı belirtiliyor.
Haber : Halime Öztürk
Hükümetin, azınlıklara ait vakıf arazilerinin geri verilmesi için Kanun Hükmünde Kararname çıkarması, kamuoyunda tepkilere neden oluyor. Konunun Kanalİstanbul Projesiyle ilgili olduğunu belirten uzmanlar, bu çerçeveden bakıldığında nihayi sonucun Bizans bölgesi olduğunu belirtiyorlar. CHP eski Milletvekili ve Avukat Şahin Mengü de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Lozan Antlaşması’na dayanılarak el konulan azınlık vakıflarına ait malların iade edileceği yönündeki sözlerine sert tepki gösterdi. Mengü, “Kafalarının arkasında ekümeniklik gibi bir yer yaratmak olabilir. Bölgedeki araziler azınlık vakıflarına devredilirse ortaya Vatikan benzeri bir yapı çıkar. Özerk Kürdistan’dan sonra bir de Bizans’ın kurulması söz konusu olabilir. İstanbul’da yapılacak olan Kanal Projesi’yle bir hudut mu çiziliyor. Özerk Kürdistan’ın yanında batıya şirin gözükmek için Vatikan gibi özerk bir bölge mi yaratılıyor?” dedi.
Şımarıklıktan vaz geçilsin
Yunanistan’da yaşayan Türk kökenli vatandaşlara böyle tavizler verilmediğini hatırlatan Mengü, “Yunanistan, bütün Türk vakıf mallarına el koymuştur. Hatta Türkiye’nin kendi seçmesi gereken müftüyü bile seçmesine izin vermemiştir. Türkiye’de Bartholomeos ve onun işgal ettiği makam aslında bizim Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir devlet kuruluşudur. Yapılması gereken Türkiye’nin bu şımarıklıktan geri dönmesidir” diye konuştu. Mengü, şunları söyledi: “Bugün Türkiye’de çok ciddi bir muhalefet olmadığından rahat davranıyorlar. Ciddi bir muhalefet olduğu gün bu yaptıklarının hiçbirini yapamazlar. Bugün eğer Türkiye’de çok ciddi bir muhalefet varsa şimdiden bağırması lazım ’Ben iktidar olduğum zaman geri alacağım’diye. Ama maalesef böyle bir ses çıkmıyor.”
Ekümeniklik iddiası
Bu arada, Fener Rum Papazı’nın yasa dışı ekümeniklik iddiasının da Kanalİstanbul Projesi’yle uyuştuğu belirtiliyor. Konunu uzmanları, eğer proje gerçekleşirse Papaz Bartho, oluşturulacak Bizans bölgesinin başına geçecek.
Papazdan kararnameye teşekkür
Başbakan Erdoğan önceki güncemaat vakıfları tarafından İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde verilen iftara katıldı. Erdoğan, Fener Rum Papazı Arkeoloji Müzesi’nin bahçesindeki davette Bartholomeos ile yan yana oturdu. Papaz, Başbakan Erdoğan’a birkaç gün önce Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kendilerine arazi ve mal verilmesine teşekkür etti. Bilindiği gibi Hükümet azınlıklar konusunda bir adım daha atmıştı. KHK’ya göre, 1936 kayıtlarında yer aldığı halde tapusu bulunmayan gayrimenkuller azınlık vakıflarına iade edilecek. Üçüncü kişilerin kullandığı taşınmazların ise rayiç değer üzerinden bedeli ödenecek. Hükümetin azınlık vakıflarına iade etme kararı aldığı iki binden fazla taşınmazın değerinin 1 milyar doları aştığı belirtiliyor. Bunların 1000’den fazlası ise Rumlara ait.
AKP, azınlıklara daha fazla ilgi gösterdi
Türk hükümetinin, azınlıklara tüm mülklerinin iadesi kararı, dış basında adeta alkışlarla karşılandı! Bu yönde bir adım atılmasının AB’nin “temel talepleri” nden biri olduğunu vurgulayan New York Times gazetesi, “AKP, Türkiye’de azınlıklara daha sempati ve ilgi gösterdi” başlıoğını kullanırken, Financial Times, Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) işlerinin kolaylaşacağı düşüncesini ifade etti. AB’nin, aday ülke Türkiye’ye, gayri Müslimlere ayrımcılık yapan ve mülk sahipliğini de kısıtlayan yasaları gevşetmesi veya kaldırması için “baskı” yaptığını kaydeden ABD gazeteleri, AİHM’nin, Türkiye aleyhinde tazminat kararlarını verdiğini vurguladı.
İngiliz Financial Times gazetesinde yayımlanan haberde ise Rum, Ermeni ve Musevi vakıflarına ait olan mülklerin hükümet kararnamesiyle iade edileceği, el konduktan sonra satılan mülkler için ise tazminat ödeneceği belirtiliyor.
BBC Türkçe tarafından yansıtılan haberde mülklerin iadesinin, Avrupa Birliği’nin temel taleplerinden biri olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde konuyla ilgili çok sayıda dava bulunduğu da vurgulandı. Gazete, Başbakan Erdoğan’ın “İslami kökenli hükümetinin” azınlıkların sorunlarını çözme sözü verdiğini anımsattı ve atılan adımın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verebileceği kararların önüne geçmeye yardımcı olacağı da görüşünü dile getirdi.
Yabancılar Türkiye’de gayrimenkul topluyor
AKP iktidarı döneminde yabancıların Türk topraklarını satın almak için başlattığı operasyonlar aralıksız sürüyor. İngilizler, Almanlar ve Yunanlar başta olmak üzere, Yeni Zelanda’dan Kenya’ya, El Salvador’dan Ruanda’ya kadar 89 ülkenin vatandaşı bugüne kadar Türkiye’nin 81 ilinin 76’sında 111 bin 194 adet taşınmaz edindi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Yabancı İşler Daire Başkanlığının verilerine göre, Türkiye’de gayrimenkule yatırım yapan yabancı sayısı 119 bin 599 kişiye ulaştı. Bugüne kadar yabancıların Türkiye’den aldığı gayrimenkullerin taşınmaz alanı toplam 81 milyon 664 bin98 metrekare . Verilere
göre, halen 89 ülke vatandaşının Türkiye’nin çeşitli illerinde gayrimenkulü
bulunuyor. Türkiye’de gayrimenkul sahibi yabancıların başında İngilizler ve
Almanlar geliyor. Halen Türkiye’de 35 bin 249 İngiliz vatandaşının 24 bin 848
adet taşınmazı bulunuyor. Gayrimenkul sahibi kişi sayısı bakımından ikinci
sırada yer alan Almanların ise Türkiye’de 27 bin 21 Almanın 35 bin 344 adet
taşınması var. Ayrıca, 10 bin 750 Yunanın toplam 9 bin 888 adet, 6 bin 849
İrlandalının 5 bin 173 adet, 5 bin 710 Danimarkalı’nın 4 bin 697 adet, 5 bin
124 Norveçli’nin 3 bin 657 adet, 4 bin 563 Rus’un 4 bin 227 adet taşınmazı
bulunuyor. Öte yandan, İstanbul, İzmir ve Bursa’da en fazla gayrimenkul
yatırımını Türk asıllı Yunanların, Antalya’da Almanlar ve Hollandalıların,
Hatay ve Gaziantep’te Suriyelerin, Ankara’da ise ABD’lilerin yaptığı belirlendi.
Antalya revaçta
Türkiye’de mülk edinmek isteyen yabancılar için en gözde şehir Antalya. Bu şehirde 40 bin 90 yabancının toplam 31 bin 164 adet taşınmazı bulunuyor. Yabancılar için ikinci gözde şehir Muğla’da ise 20 bin 196 yabancı uyruklu kişinin toplam 14 bin 561 adet taşınmazı bulunuyor. Bunların yanı sıra Aydın’da 17 bin 629 yabancının 12 bin 803 adet, İstanbul’da 12 bin 442 yabancının toplam 12 bin 190 adet taşınmazı mevcut. Hatay, Mersin, Yalova, Balıkesir, Bursa ve Ankara da yabancıların ilgi gösterdiği şehirler arasında yer alıyor. Ağrı, Hakkari, Siirt, Bitlis ve Şırnak şehirlerinde ise yabancıların hiçbir gayrimenkulü bulunmuyor.
Atatürk’ün mirası daha mı değersiz?
Hukukun Egemenliği Derneği Başkanı Avukat Erdem Akyüz, Atatürk’ün millete emanet ettiği değerlere, azınlık vakıflarına verilen değer kadar itina gösterilmediğini ifade etti. Akyüz, “Azınlık Vakıflarına ait olduğu varsayılan arsa, arazi, bina gibi malların çoğunun iadesini öngören kararnamenin bulunduğu yasal metin de ilgi çekicidir. Bu yasal düzenleme ’Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamede’yer almaktadır. Bu haliyle kararname daha önce örneğine sıkça rastlanan ’Torba Kanun’ benzeri, ’Çorba Kararname’ haline dönüşmüştür” şeklinde konuştu. İade edilecek malların, azınlık vakıflarının 1936 yılında verdikleri beyannamelere göre yapılacak olmasını da eleştiren Akyüz “Bu vakıflar, 1936 yılında verdikleri beyannamelere cemaatlarına ait olan, hatta sahipsiz malları da eklemişlerdir. Üstelik daha önce satışı yapılan malların, rayiç değerlerinin nakit olarak tekrar ödenecek olması, mükerrer ödeme ve haksız zenginleşmeye yol açacaktır. Diğer ülkeler Türk mallarına ilişkin bir iade kararı almamışken, tek yanlı bu tür bir uygulamanın yapılması, uluslararası hukukta ’mütekabiliyet prensibi’(Devletlerarası ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme) olarak kabul edilen uygulamaya da aykırıdır” diye konuştu
Akyüz şunları kaydetti: “Atatürk’ün kurduğu ve vefatından önce yaptığı vasiyetname ile bütün mal varlığını bıraktığı; Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, daha sonra yapılan kanun değişiklikleri ile bu konumlarını yitirmişlerdir. Bir bataklık olan ve kendi eliyle çiftlik haline getirilen Atatürk Orman Çiftliği, kısım kısım parsellenmiştir. Bu durumda, azınlık mallarına ve vakıflarına, Atatürk’ün Türk Milleti’ne bıraktığı mal ve vakıflardan daha fazla özen gösterildiğini düşünmemek mümkün değildir. Yeni yapılan bu yasal düzenlemelerin ve çıkarılan kararnamelerin, ileride iptal edilmesi kaçınılmazdır.”
‘Ekümeniklik’ alanı mı?
Bu müthiş iddia, CHP’li eski milletvekili ve avukat Şahin Mengü’ye ait... Vatikan tipi bir yeni Bizans oluşturulduğunu öne süren Mengü, bir KHK ile azınlığı zengin edecek AKP’ye çattı.
Lozan’ın rövanşı gibi!
BaŞbakan Erdoğan’ın 75 yıl önce Lozan Antlaşması’na dayanılarak el konulan malların iade edileceğini açıklamasına tepki gösteren Mengü, “Özerk Kürdistan’ı Bizans mı izleyecek” dedi.
Yunanistan’ı örnek alın
Mengü, Batı Trakya’daki Türk kökenli vatandaşlara böyle tavizler verilmediğine dikkat çekti: Yunanistan, bütün Türk vakıf mallarına el koydu. AKP, bu şımarıklıktan geri dönmeli. ‰ 9’da
Barto’ya özel ilgi gösterdi
Türkiye’de azınlıkların verdiği bir iftara katılan ilk başbakan olan Erdoğan, Fener Rum Papazı Bartholomeos ile Arkeoloji Müzesi’nin bahçesindeki davette yan yana oturdu. Hükümetin iade kararı aldığı değeri 1 milyar doları aşan 2 bin 419 taşınmazın 1000’den fazlası Rumlara ait...
Azınlık beyanları temelden yoksun!
Hukukun Egemenliği Derneği: Azınlık vakıflarının 1936’daki beyanlarının hiçbir temeli yok, iade çok hatalı bir karar...
Yabancılar, toprak ve mülke doymadı
89 ayrı ülkenin 120 bin vatandaşı, Türkiye’nin 76 ilinde 111 bini aşkın taşınmaz aldı. Toplam alan 81 milyon m2’yi buldu.
Yeni Bizans’ın sınırı Kanalİstanbul olacak
Azınlıklara taşınmazların iade edilmesinin önünü açan AKP’nin Kanalİstanbul projesiyle de Bizans özerk bölgesini kurduracağı belirtiliyor.
Haber : Halime Öztürk
Hükümetin, azınlıklara ait vakıf arazilerinin geri verilmesi için Kanun Hükmünde Kararname çıkarması, kamuoyunda tepkilere neden oluyor. Konunun Kanalİstanbul Projesiyle ilgili olduğunu belirten uzmanlar, bu çerçeveden bakıldığında nihayi sonucun Bizans bölgesi olduğunu belirtiyorlar. CHP eski Milletvekili ve Avukat Şahin Mengü de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Lozan Antlaşması’na dayanılarak el konulan azınlık vakıflarına ait malların iade edileceği yönündeki sözlerine sert tepki gösterdi. Mengü, “Kafalarının arkasında ekümeniklik gibi bir yer yaratmak olabilir. Bölgedeki araziler azınlık vakıflarına devredilirse ortaya Vatikan benzeri bir yapı çıkar. Özerk Kürdistan’dan sonra bir de Bizans’ın kurulması söz konusu olabilir. İstanbul’da yapılacak olan Kanal Projesi’yle bir hudut mu çiziliyor. Özerk Kürdistan’ın yanında batıya şirin gözükmek için Vatikan gibi özerk bir bölge mi yaratılıyor?” dedi.
Şımarıklıktan vaz geçilsin
Yunanistan’da yaşayan Türk kökenli vatandaşlara böyle tavizler verilmediğini hatırlatan Mengü, “Yunanistan, bütün Türk vakıf mallarına el koymuştur. Hatta Türkiye’nin kendi seçmesi gereken müftüyü bile seçmesine izin vermemiştir. Türkiye’de Bartholomeos ve onun işgal ettiği makam aslında bizim Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir devlet kuruluşudur. Yapılması gereken Türkiye’nin bu şımarıklıktan geri dönmesidir” diye konuştu. Mengü, şunları söyledi: “Bugün Türkiye’de çok ciddi bir muhalefet olmadığından rahat davranıyorlar. Ciddi bir muhalefet olduğu gün bu yaptıklarının hiçbirini yapamazlar. Bugün eğer Türkiye’de çok ciddi bir muhalefet varsa şimdiden bağırması lazım ’Ben iktidar olduğum zaman geri alacağım’diye. Ama maalesef böyle bir ses çıkmıyor.”
Ekümeniklik iddiası
Bu arada, Fener Rum Papazı’nın yasa dışı ekümeniklik iddiasının da Kanalİstanbul Projesi’yle uyuştuğu belirtiliyor. Konunu uzmanları, eğer proje gerçekleşirse Papaz Bartho, oluşturulacak Bizans bölgesinin başına geçecek.
Papazdan kararnameye teşekkür
Başbakan Erdoğan önceki güncemaat vakıfları tarafından İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde verilen iftara katıldı. Erdoğan, Fener Rum Papazı Arkeoloji Müzesi’nin bahçesindeki davette Bartholomeos ile yan yana oturdu. Papaz, Başbakan Erdoğan’a birkaç gün önce Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kendilerine arazi ve mal verilmesine teşekkür etti. Bilindiği gibi Hükümet azınlıklar konusunda bir adım daha atmıştı. KHK’ya göre, 1936 kayıtlarında yer aldığı halde tapusu bulunmayan gayrimenkuller azınlık vakıflarına iade edilecek. Üçüncü kişilerin kullandığı taşınmazların ise rayiç değer üzerinden bedeli ödenecek. Hükümetin azınlık vakıflarına iade etme kararı aldığı iki binden fazla taşınmazın değerinin 1 milyar doları aştığı belirtiliyor. Bunların 1000’den fazlası ise Rumlara ait.
AKP, azınlıklara daha fazla ilgi gösterdi
Türk hükümetinin, azınlıklara tüm mülklerinin iadesi kararı, dış basında adeta alkışlarla karşılandı! Bu yönde bir adım atılmasının AB’nin “temel talepleri” nden biri olduğunu vurgulayan New York Times gazetesi, “AKP, Türkiye’de azınlıklara daha sempati ve ilgi gösterdi” başlıoğını kullanırken, Financial Times, Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) işlerinin kolaylaşacağı düşüncesini ifade etti. AB’nin, aday ülke Türkiye’ye, gayri Müslimlere ayrımcılık yapan ve mülk sahipliğini de kısıtlayan yasaları gevşetmesi veya kaldırması için “baskı” yaptığını kaydeden ABD gazeteleri, AİHM’nin, Türkiye aleyhinde tazminat kararlarını verdiğini vurguladı.
İngiliz Financial Times gazetesinde yayımlanan haberde ise Rum, Ermeni ve Musevi vakıflarına ait olan mülklerin hükümet kararnamesiyle iade edileceği, el konduktan sonra satılan mülkler için ise tazminat ödeneceği belirtiliyor.
BBC Türkçe tarafından yansıtılan haberde mülklerin iadesinin, Avrupa Birliği’nin temel taleplerinden biri olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde konuyla ilgili çok sayıda dava bulunduğu da vurgulandı. Gazete, Başbakan Erdoğan’ın “İslami kökenli hükümetinin” azınlıkların sorunlarını çözme sözü verdiğini anımsattı ve atılan adımın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verebileceği kararların önüne geçmeye yardımcı olacağı da görüşünü dile getirdi.
Yabancılar Türkiye’de gayrimenkul topluyor
AKP iktidarı döneminde yabancıların Türk topraklarını satın almak için başlattığı operasyonlar aralıksız sürüyor. İngilizler, Almanlar ve Yunanlar başta olmak üzere, Yeni Zelanda’dan Kenya’ya, El Salvador’dan Ruanda’ya kadar 89 ülkenin vatandaşı bugüne kadar Türkiye’nin 81 ilinin 76’sında 111 bin 194 adet taşınmaz edindi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Yabancı İşler Daire Başkanlığının verilerine göre, Türkiye’de gayrimenkule yatırım yapan yabancı sayısı 119 bin 599 kişiye ulaştı. Bugüne kadar yabancıların Türkiye’den aldığı gayrimenkullerin taşınmaz alanı toplam 81 milyon 664 bin
Antalya revaçta
Türkiye’de mülk edinmek isteyen yabancılar için en gözde şehir Antalya. Bu şehirde 40 bin 90 yabancının toplam 31 bin 164 adet taşınmazı bulunuyor. Yabancılar için ikinci gözde şehir Muğla’da ise 20 bin 196 yabancı uyruklu kişinin toplam 14 bin 561 adet taşınmazı bulunuyor. Bunların yanı sıra Aydın’da 17 bin 629 yabancının 12 bin 803 adet, İstanbul’da 12 bin 442 yabancının toplam 12 bin 190 adet taşınmazı mevcut. Hatay, Mersin, Yalova, Balıkesir, Bursa ve Ankara da yabancıların ilgi gösterdiği şehirler arasında yer alıyor. Ağrı, Hakkari, Siirt, Bitlis ve Şırnak şehirlerinde ise yabancıların hiçbir gayrimenkulü bulunmuyor.
Atatürk’ün mirası daha mı değersiz?
Hukukun Egemenliği Derneği Başkanı Avukat Erdem Akyüz, Atatürk’ün millete emanet ettiği değerlere, azınlık vakıflarına verilen değer kadar itina gösterilmediğini ifade etti. Akyüz, “Azınlık Vakıflarına ait olduğu varsayılan arsa, arazi, bina gibi malların çoğunun iadesini öngören kararnamenin bulunduğu yasal metin de ilgi çekicidir. Bu yasal düzenleme ’Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamede’yer almaktadır. Bu haliyle kararname daha önce örneğine sıkça rastlanan ’Torba Kanun’ benzeri, ’Çorba Kararname’ haline dönüşmüştür” şeklinde konuştu. İade edilecek malların, azınlık vakıflarının 1936 yılında verdikleri beyannamelere göre yapılacak olmasını da eleştiren Akyüz “Bu vakıflar, 1936 yılında verdikleri beyannamelere cemaatlarına ait olan, hatta sahipsiz malları da eklemişlerdir. Üstelik daha önce satışı yapılan malların, rayiç değerlerinin nakit olarak tekrar ödenecek olması, mükerrer ödeme ve haksız zenginleşmeye yol açacaktır. Diğer ülkeler Türk mallarına ilişkin bir iade kararı almamışken, tek yanlı bu tür bir uygulamanın yapılması, uluslararası hukukta ’mütekabiliyet prensibi’(Devletlerarası ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme) olarak kabul edilen uygulamaya da aykırıdır” diye konuştu
Akyüz şunları kaydetti: “Atatürk’ün kurduğu ve vefatından önce yaptığı vasiyetname ile bütün mal varlığını bıraktığı; Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, daha sonra yapılan kanun değişiklikleri ile bu konumlarını yitirmişlerdir. Bir bataklık olan ve kendi eliyle çiftlik haline getirilen Atatürk Orman Çiftliği, kısım kısım parsellenmiştir. Bu durumda, azınlık mallarına ve vakıflarına, Atatürk’ün Türk Milleti’ne bıraktığı mal ve vakıflardan daha fazla özen gösterildiğini düşünmemek mümkün değildir. Yeni yapılan bu yasal düzenlemelerin ve çıkarılan kararnamelerin, ileride iptal edilmesi kaçınılmazdır.”
VATAN SATIŞI HIZ
KAZANDI!
Yeniçağ-1/9/2011
Yabancıya geçen toprağın yüzölçümü 81 milyon m2’ye ulaştı.
Bazı illerde yasal limitler bile aşıldı!
AKP’nin açtığı yolda ilerleyen yabancılar, Türkiye’de müthiş bir hızla taşınmaz edinmeye devam ediyor. Resmi kayıtlara göre; 89 ayrı ülkeden 120 bin kişi, 76 ilimizde 111 binden fazla gayrimenkulün yeni sahibi oldu.
Antalya ve Hatay kapanın elinde!
Yabancıya toprak ve mülk satışının önünü açan AKP, tepkiler üzerine yasaya yüzdelik sınır koymuştu. Ancak son veriler, imarlı alanın yüzde 10’u olan bu limitin Antalya,
Hatay gibi illerde aşıldığını ortaya koydu.
Ülkemizin toprakları kapanın elinde kalıyor
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’deki azınlık vakıflarının mallarını geri iadesini sağlayan Kanun Hükmünde Kararname çıkarmasının yankıları sürerken, yabancı ülke vatandaşlarının da yoğun şekilde arazi kapma yarışı içinde oldukları ortaya çıktı. AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’ye kadar 11 milyon 961 bin595
metrekare toprak yabancılara satılırken, son 9 yılda ise
69 milyon 702 bin 503
metrekare toprak satışı gerçekleştirildi. Yine AKP
dönemine kadar sadece 23 bin 44 yabancıya satış yapılırken, sonrasında ise 96
bin 2 yabancı gayrı menkul edindi. İngilizler, Almanlar ve Yunanlar başta olmak
üzere, Yeni Zelanda’dan Kenya’ya kadar kadar 89 ülkenin vatandaşı bugüne kadar
Türkiye’nin 81 ilinin 76’sında 111 bin 194 adet taşınmaz edindi. Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü Yabancı İşler Daire Başkanlığının verilerine göre,
Türkiye’de gayrimenkule yatırım yapan yabancı sayısı 119 bin 599 kişiye ulaştı.
Yabancıların aldığı gayrimenkullerin taşınmaz alanı toplamı da 81 milyon 664
bin 98 metrekare .
Ruandalı bile var
Halen 89 ülke vatandaşının Türkiye’nin çeşitli illerinde gayrimenkulü bulunuyor. Bu ülkeler şöyle sıralanıyor: Almanya, ABD, Andorra, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Brezilya, Virgin Adaları, Bulgaristan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, El Salvador, Estonya, Fas, Filipinler, Finlandiya, Fransa, G. Afrika, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, Honduras, Irak, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Jamaika, Japonya, Kanada, Karadağ, Kazakistan, Kenya, Kırgizistan, KKTC, G. Kore, Kuveyt, Letonya, Libya, Liechtenstein, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Malezya, Malta, Meksika, Mısır, Moldova, Nijer, Norfolk Adaları, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Peru, Polonya, Portekiz, Romanya, Ruanda, Rusya Federasyonu, Sırbistan ve Karadağ, Singapur, Slovakya, Slovenya, Sri Lanka, S. Arabistan, Tacikistan, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna, Ürdün, Venezuela, Yeni Zelanda, Yunanistan.
Antalya revaçta
Türkiye’de mülk edinmek isteyen yabancılar için en gözde şehir Antalya. Halen Antalya’da 40 bin 90 yabancının toplam 31 bin 164 adet taşınmazı bulunuyor. Yabancılar için ikinci gözde şehir Muğla’da ise 20 bin 196 yabancı uyruklu kişinin toplam 14 bin 561 adet taşınmazı bulunuyor.
Yabancılara gayri menkul satışları illerin yüzölüçümüne göre belli orana göre yapılırken, Antalya’da bu oranın aşıldığı ortaya çıktı. Bu durumun Hatay için de geçerli olduğu anlaşıldı. 15 Mayıs 2011 tarihine kadar yabancılara illerin 1000’de 5’i oranında satış yapılırken, AKP’nin yeni icraatıyla (!) bu oran yüzde 10’a çıkarıldı.
En fazla toprak İngilizlerin
Türkiye’de gayrimenkul sahibi yabancıların başında İngilizler ve Almanlar geliyor. Halen Türkiye’de 35 bin 249 İngiliz vatandaşının 24 bin 848 adet taşınmazı bulunuyor. Gayrimenkul sahibi kişi sayısı bakımından ikinci sırada yer alan Almanların ise Türkiye’de 27 bin 21 Almanın 35 bin 344 adet taşınması var. Ayrıca, 10 bin 750 Yunanın toplam 9 bin 888 adet, 6 bin 849 İrlandalının 5 bin 173 adet, 5 bin 710 Danimarkalı’nın 4 bin 697 adet, 5 bin 124 Norveçli’nin 3 bin 657 adet, 4 bin 563 Rus’un 4 bin 227 adet taşınmazı bulunuyor.
AKP’nin açtığı yolda ilerleyen yabancılar, Türkiye’de müthiş bir hızla taşınmaz edinmeye devam ediyor. Resmi kayıtlara göre; 89 ayrı ülkeden 120 bin kişi, 76 ilimizde 111 binden fazla gayrimenkulün yeni sahibi oldu.
Antalya ve Hatay kapanın elinde!
Yabancıya toprak ve mülk satışının önünü açan AKP, tepkiler üzerine yasaya yüzdelik sınır koymuştu. Ancak son veriler, imarlı alanın yüzde 10’u olan bu limitin Antalya,
Hatay gibi illerde aşıldığını ortaya koydu.
Ülkemizin toprakları kapanın elinde kalıyor
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’deki azınlık vakıflarının mallarını geri iadesini sağlayan Kanun Hükmünde Kararname çıkarmasının yankıları sürerken, yabancı ülke vatandaşlarının da yoğun şekilde arazi kapma yarışı içinde oldukları ortaya çıktı. AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’ye kadar 11 milyon 961 bin
Ruandalı bile var
Halen 89 ülke vatandaşının Türkiye’nin çeşitli illerinde gayrimenkulü bulunuyor. Bu ülkeler şöyle sıralanıyor: Almanya, ABD, Andorra, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Brezilya, Virgin Adaları, Bulgaristan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, El Salvador, Estonya, Fas, Filipinler, Finlandiya, Fransa, G. Afrika, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, Honduras, Irak, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Jamaika, Japonya, Kanada, Karadağ, Kazakistan, Kenya, Kırgizistan, KKTC, G. Kore, Kuveyt, Letonya, Libya, Liechtenstein, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Malezya, Malta, Meksika, Mısır, Moldova, Nijer, Norfolk Adaları, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Peru, Polonya, Portekiz, Romanya, Ruanda, Rusya Federasyonu, Sırbistan ve Karadağ, Singapur, Slovakya, Slovenya, Sri Lanka, S. Arabistan, Tacikistan, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna, Ürdün, Venezuela, Yeni Zelanda, Yunanistan.
Antalya revaçta
Türkiye’de mülk edinmek isteyen yabancılar için en gözde şehir Antalya. Halen Antalya’da 40 bin 90 yabancının toplam 31 bin 164 adet taşınmazı bulunuyor. Yabancılar için ikinci gözde şehir Muğla’da ise 20 bin 196 yabancı uyruklu kişinin toplam 14 bin 561 adet taşınmazı bulunuyor.
Yabancılara gayri menkul satışları illerin yüzölüçümüne göre belli orana göre yapılırken, Antalya’da bu oranın aşıldığı ortaya çıktı. Bu durumun Hatay için de geçerli olduğu anlaşıldı. 15 Mayıs 2011 tarihine kadar yabancılara illerin 1000’de 5’i oranında satış yapılırken, AKP’nin yeni icraatıyla (!) bu oran yüzde 10’a çıkarıldı.
En fazla toprak İngilizlerin
Türkiye’de gayrimenkul sahibi yabancıların başında İngilizler ve Almanlar geliyor. Halen Türkiye’de 35 bin 249 İngiliz vatandaşının 24 bin 848 adet taşınmazı bulunuyor. Gayrimenkul sahibi kişi sayısı bakımından ikinci sırada yer alan Almanların ise Türkiye’de 27 bin 21 Almanın 35 bin 344 adet taşınması var. Ayrıca, 10 bin 750 Yunanın toplam 9 bin 888 adet, 6 bin 849 İrlandalının 5 bin 173 adet, 5 bin 710 Danimarkalı’nın 4 bin 697 adet, 5 bin 124 Norveçli’nin 3 bin 657 adet, 4 bin 563 Rus’un 4 bin 227 adet taşınmazı bulunuyor.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
7 Mart 2010 Pazar
YALANDAN KİM ÖLMÜŞ?
Yahudi lobilerinin taktiğini hala bilmeyen var mı dünyada?
Biri destekler, biri karşı geliyor görünür.
Hatta meşhur sözleri “x Yahudileri temsil etmiyor” dur. Ama bu x durmadan değişir. Siyonist çıkarlara tepki oluşturacak bir olay yapmış; ama aslında mutlaka da yapılması gerekendir ve bu yapılır. Sonra diğer Yahudi lobileri diğerine kızar ve “x Yahudileri temsil etmiyor” derler ve çıkarlar işin içinden.
Şu çok iyi biliniyor ki Ermeniler Yahudilerden tam destek almaktadır. Hatta Ermeni soykırım yalanlarının ortaya çıkması holocaust (Yahudi soykırımı) başarısından sonra ortaya çıkmıştır. Oysa Hitler ne kadar katilse Siyonist İsrail’de o kadar katildir. Ama İsrail katliamları görülmez. İlla da görülecekse ya da görülmüşse bunu ilk dile getiren yediği içtiği ayrı gitmeyen birinin onlara “one minute” demesidir. Böylece Siyonizm’e karşı oluşan tepkide bile İsrail çıkar hanesine kazanç olarak yazılabilir. Dikkat ediniz İsrail’e her kafa tuttuğumuzda İsrail kar etmiştir ve bizden bir şeyler kopartılmıştır. Mayınlı arazimizi İsrail’e 49 yıllığına vermek için yapılan tartışmalar tutun Heron casus uçaklarının akıbetine, Petrol boru hatlarının ucunu İsrail’e uzatma anlaşmasına kadar birçok taviz verilmiştir. Defalarca tv de “BOP eşbaşkanıyım” diyenlerden de başka bir şey beklenmezdi sanırım.
Neden mi?
ABD yönetimin kendisi BOP (Büyük Ortadoğu Projesi),GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) aslında BİP'nin (Büyük İsrail Projesi) proje babalarıdır.Bunun içerisinde dev ve köklü ulus devletlerin parçalanması güdük, yönetimi,sömürüsü kolay devletlerin oluşumu vardır.Kurulması hedeflenen Kürdistan ve kurulu Ermenistan tam bu güdüklerdir.BİP’in sömürüsü olması hedeflenen bu yapıların ikisi de Siyonizm ve İsrail tarafından desteklenmektedir ve bunu sağır sultan bilmektedir.Burada "ABD İsrail değil ki" diyenler çıkabilir.
İsrail ABD’nin müttefiki değildir.
ABD İsrail’in ta kendisidir.
Ama ne yazık ki bunu oradan buradan göçmen gelmiş toplama ABD vatandaşlarının birçoğu dahi bilmezler. Çünkü tüm ekonomisi, para basma yetkisi ve siyaseti, yargısı Siyonistlerin elinde olan ABD kendi halkını da bilinçli olarak cahil, tüketim manyağı obezlere bilinçli olarak çevirmiştir. ABD gerçek zulmü (belli bir zümre dışında) kendi halkı görünenlere de yapmaktadır.
Böylece filmlerle, reklamlarla istediği gibi yönlendirile bilen, hatta filmleri gerçek sanan ve dünyanın birçok ülkesinde neden savaştığını bilmeyen göçmenler sürüsü oluşturmuştur. ABD dünyayı iki yalanla yönetir.
Silah ve filmler. Dünyada hakim para dolar olduğu için ve doları birkaç Siyonist aile karşılıksız basabildiği için ve toplama, cahil ABD halkı bunu devlet bankası sandığından ve tüketim manyağı yapıldığından her yere kolay sürülüp cinayet işletile bilir.
FBI ve CİA ile direk temasta olan thing tank denilen düşünce kuruluşları aracılığıyla dünyanın her köşesinden satın alınmış, paraya tapan tiplere kendi ülkeleri veya yakın coğrafya hakkında raporlar hazırlattırılıp zayıf noktaları tespit edilir ve gereken gerektiği zaman yapılır. Bu karşılıksız üretilen yeşil dolar hizmetkârlarına da bir sürü süslü ön ekler, kısaltmalar eklenir ve kendi ülkelerinde adam yerine konulması sağlanır. Adam yerine konulan bu hizmetkârların kesinlikle kendi ülkelerinin çıkarlarına olmayan raporları bir haltmış gibi birçok denetimden geçirilir ve medya aracılığıyla hedef ülkeye yollanır. Böyle hedef ülke insanları yapılmak istenen olaya alıştırılmış olur.
FBI ve CİA ile direk temasta olan thing tank denilen düşünce kuruluşları aracılığıyla dünyanın her köşesinden satın alınmış, paraya tapan tiplere kendi ülkeleri veya yakın coğrafya hakkında raporlar hazırlattırılıp zayıf noktaları tespit edilir ve gereken gerektiği zaman yapılır. Bu karşılıksız üretilen yeşil dolar hizmetkârlarına da bir sürü süslü ön ekler, kısaltmalar eklenir ve kendi ülkelerinde adam yerine konulması sağlanır. Adam yerine konulan bu hizmetkârların kesinlikle kendi ülkelerinin çıkarlarına olmayan raporları bir haltmış gibi birçok denetimden geçirilir ve medya aracılığıyla hedef ülkeye yollanır. Böyle hedef ülke insanları yapılmak istenen olaya alıştırılmış olur.
Hedef ülkenin siyasi eliti ele geçirilmişse ve hele de iktidar yapılmışsa işler çok daha kolaydır.
Yüzlerce lobi, thing tankların görevi budur.
Hedef ülke dirençli ise yapılanların tam karşısında bir görüntü çizilir. İnkâr edilir, hatta hedef ülkenin yanında görünülür.Ama hepsinde demokrasi,insan hakları,kadın hakları hatta çevre meseleleri kullanılır.
Kısacası yalandan kimse ölmemiştir.
Ve bu yeşil dolar hizmetkarları her görüştendirler.Siyasi İslamcıdır ama yeşil kart almasını Yunan papaz destekler.Hitler'dir ama Yahudi bankerler destekler.
Umarım anlata bilmişimdir.
Ve bu yeşil dolar hizmetkarları her görüştendirler.Siyasi İslamcıdır ama yeşil kart almasını Yunan papaz destekler.Hitler'dir ama Yahudi bankerler destekler.
Umarım anlata bilmişimdir.
Aşağıdaki haberi okurken düşününüz.
Ve 19 Eylül 2009 da Ahmet Reyiz Yılmaz'ın şu sözlerine iyi kulak verin.
ABD’Lİ YAHUDİ KURULUŞUNDAN
Amerika’nın önde gelen Yahudi kuruluşlarından JINSA, 4 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde görüşülecek Ermeni tasarısına karşı çıkılması gerektiğini belirtti.
JINSA tarafından yayımlanan bir yazıda, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni tasarısının Kongre’den geçmesinin; ABD Dışişleri Bakanlığı açısından, Türk-Ermeni ilişkilerinin onarımına yardım teklifinde bulunmayı imkânsız hale getirebileceği ifade edildi.
TÜRK MUSEVİ CEMAATİ:
“Tarihi olayları parlamenterler değil, tarihçiler değerlendirmeli”
ABD Temsilciler Meclisi’nde oylanacak olan Ermeni tasarısı ile ilgili olarak Türk Musevi Cemaati de görüşlerini belirten bir bildiri yayınladı. Cemaatten yapılan açıklamada, tarihi olayların parlamentolar tarafından değerlendirilmesinin gerçekçi olmadığı ve tarafların çıkarlarına hizmet etmediği, bunun ancak tarihçiler tarafından çözümlenebileceği dile getirildi. Açıklamada, “Söz konusu tasarının komisyonda kabul görmesi durumunda, Türkiye-ABD ilişkilerinin zedeleneceği ve bu durumun Türkiye-Ermenistan ilişkilerine de hiçbir katkı sağlamayacağı görüşünü taşımaktayız” ifadesi kullanıldı.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
14 Ekim 2009 Çarşamba
KÜRT AÇILIMI BAHANE FETHULLAH ŞAHANE.
Kürt açılımı diye yutturmaya çalıştılar baştan. Apo dahil ayrılıkçı Kürtler abandone oldu, lokmayı yuttu, zevkten
dört köşe oldular. Herkes bir demokrat, bir demokrat oldu ki deyme keyfine. Aposu, ayrılıkçı kürt elitleri yol haritaları döşediler. Beklediler, bekledik 1 ay,2 ay,3 ay demokrat demokrat
oturduk. Bu arada polis okullarında 12 liboş,fetoş,kürdoş dev adam (ama hepsi AKP ci) kürt çalıştayı (buda yeni türedi, word bile tanımıyor) yaptı.
Tüm millet,özellikle ayrılıkçı Kürtler açtık açacağaz,çalıştık,çalıştay çalıştay gezdik derken; birden bire Reis-i Cumhur Bitlisin Güroymak’ına gitti ve Norşin deyiverdi.Aha başlıyor
“Kürt açılımı” dedik.Liboş,fetoş,kürtdoşu başladı açılıma.Kaldırın dağ dan taşta “Ne mutlu Türk’ün diyene” dediler.Açıldılar ya yetmedi; liboş,fetoş,kürdoş kümelerinin kesişimi Mazlum-Der kaldırın bebelerin okuduğu “andınızı” dediler.Andımız kalkınca mazlumlar doyacak,aşa,işe kavuşacak çünkü.
Sonra baktık ki Reis-i Cumhurumuz boşuna Norşin dememiş. Meğer Sait-i Kürdi ilk medrese eğitimini Güroymak’ta almış. Ama adı o zaman Norşin’miş. Yani bir defada birkaç kuş vurmuş Reis-i Cumhur.
1-Said-i Kürdi Cumhuriyet rejimine karşı baş kaldıran bir asi
2-Said-i kürdi üstelik Kürt
3-Yer isimlerine Kürtçe ismi bilakis Reis-i Cumhur tarafından verilmiş oldu.
4-Said-i Kürdinin şimdiki temsilcisi Fettulah.
Nerede?
12 senedir ABD de tedavi görüyor.
Reis-i cumhurumuz genişletilmiş Kürt açılımını çoktan yaptı anlayacağınız.
Başbakanımız bu güzel adımdan aşka geldi ve açılımı genişletti.
Rize’nin Güneysu’yu ilçesini Potamya yapıverdi ve Potamya başbakanımızla gurur duydu. Çünkü yanında taşıdığı şak şak ekibinin tezahüratları yandaş televizyonlarında tüm Türkiye’ye duyurdu.
Ne odu şimdi Kürt açılımı?
Doğuda, Güneydoğu ağırlıklı genele Said-i Kürdi’li fettoş açılımı.
Karadeniz’de kürt yok; o zaman o raya da Pontus açılımı.
Ama daha önceden planlanana bir açılım daha var.
Ermeni açılımı.
Nasıl oldu?
200 devşirilmiş liboş, fettoş, kürdoş aydın geçinen, aşka geldi ve Ermeni’den özür dileme kampanyası başlatıverdi.
Sonra, açılım sevdalısı Reis-i Cumhurumuz Abdullah Gül Erivan’a maç izlemeye gitti.Birkaç gün öncede İsviçre’de ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Levrov, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Avrupa Konseyi'ne başkanlık eden Slovenya'nın Dışişleri Bakanı Samuel Zbogar ve Avrupa Birliği (AB) Dış Politika şefi Javier Solana'nın alkışları eşliğinde Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan beygir gibi suratını astığı, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nunsa 32 dişini gösterdiği bir protokol imzaladık.
Bu yazıyı yazdığım saatlerde Bursa Atatürk stadında Ermenistan Milli takımını 1–0 yeniyoruz ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Reis-i Cumhurumuz Abdullah Gül düşman çatlatıyor. Kim bu çatlayan düşman? Daha 1992 de Hocali’de soykırıma uğramız ve topraklarının bir bölümü işgal edilmiş Azerbaycan halkı ve Atatürkçü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları.
Yani, sınırlarımızı tanımayan, bizi soykırımla suçlayan, toprak ve tazminat talebinde bulunan bakla kadar ülke Ermenistan’a açılırken, “Tek millet, iki devlet” dediğimiz soydaşlarımıza kapandık.
Neyse. Devam edelim. Ekim ayının başlarında Tayyip Erdoğan aniden ABD’ye gitti.
“ABD’ye iner inmez New York’ta kaldığı The Plaza Oteli’nde, aralarında Abraham Foxman’ın başkanlığını yaptığı ADL kuruluşunun da bulunduğu New York ve Washington merkezli önemli Yahudi kuruluşlarının temsilcileriyle görüştü. Foxman, Davos konusu kendisine sorulunca, “Toplantıda ne Erdoğan ne biz bu konuyu açtık. Erdoğan da bu konuyu dile getirmedi. Biz zaten yaşananları unuttuk. Davos olayını tarihe gömdük” dedi. Foxman, “Toplantıda Türkiye’nin, ABD, İsrail, Suriye ve İran ile ilgili ilişkilerini tartıştık, bazı endişelerimizi kendisine ilettik, bazı konularda onun görüşlerini aldık. Çok olumlu bir toplantı oldu” diye konuştu. Yani Türkiye’nin dış politikası, alenen Yahudi lobisiyle tartışılıyor!”
Yazdı gazeteler.
Sonrada Erdoğan Obama ile baş başa 15 dakika görüştü. Aslında 15 dakika da Obama –Tayyip ve tercüman konuştu. Ne konuştu?
Tayyip konuştu mu? Konuşa bildi mi? Bilinmez ama
“ABD'nin Pittsburgh kentinde David L. Lawrence Convention Center'daki zirvenin sonunda Başkan Obama, zirveye katılan liderleri uğurlarken Başbakan Erdoğan'a seslendi. İki lider bir araya geldi ve görüşme yaklaşık 15 dakika sürdü. Edinilen bilgiye göre, BM Güvenlik Konseyi toplantısında iki liderin Pittsburgh'da görüşme kararı üzerine gerçekleşen görüşmede, Orta Doğu'da yaşanan sorunlar ile Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan konuları ele alındı. Türkiye ve Ermenistan arasındaki son gelişmeleri olumlu bulduklarını ifade eden Obama, iki ülke ilişkilerinin gelişmesinin bölge açısından da önemine vurgu yaptı.”
Yazdı gazeteler.
Bu arada Türkiye-Ermenistan maçı 2–0 oldu. Atatürk stadında efendi gibi demokratik demokratik maç izliyoruz.
İşte geldim asıl konuya.
Suriye birkaç ay önce sadece sınır birliklerinin katıldığı ufacık bir tatbikat yaptık. Türk basınında doğru dürüst çıkmadı bile. Ama İsrail basını çalkalandı.
Arkasından Türkiye/ABD ve NATO ile alakası olmayan bir deniz tatbikatı yapıldı. İran, Suriye hatta Yunanistan bu tatbikata baya bir bozuldu.
Sonra garip bir şey oldu; Suriye ile vizesiz sınırları geçme anlaşması imzaladık.
Ama işin tuhaf yanı Tayyip Erdoğan ABD’ye gidip Yahudi lobisi ADL’nin dinozoru Foxman ve ABD’nin Nobel barış ödüllü başkanı Obama ile görüştükten sonra bir şey yaptı.
Anadolu Kartalı Tatbikatından İsrail’i çıkardı.Ve bunu bilakis Tayyip Erdoğan’ın istediği söylendi.Tayyip Erdoğan’da bir arap gazetesine açıklama yaptı ve “Türk halkı İsrail’i istemiyor” dedi.
Suriye ile daha kapsamlı tatbikat yapmaya karar verdi.
İsrail basını ve üst düzey askerler Türkiye’ye hakarete varan sözler sarf etti. Hatta İsrail zaten vermedikleri, verdiklerinin de kameraları taşıyamayıp düştüğü Heron casus uçaklarını vermeyeceklerini açıkladı.
İKİNCİ BİR “ONE MİNUTE” VAKASIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ.
One minute gösterisi Tayyip Erdoğan’ı Davos Fatihi yaptı ve yerel seçimlerde %39 oya dönüştü. Kemal ağabeylerine de canavar gibi yumurta markası oldu.
One minute ne kazandıracak dersiniz?
Kürt açılımının Kürt açılımı, demokratik açılım falan hikâye Fethoş şahane olduğunu mu?
Ilımlı İslam, Medeniyetler ittifakı, BOP/GOP/BİP artık çok yakın. Ayrılıkçı Kürtlere ne mi olacak?
Hani miş AKP’nin Kürt açılımı?
Tarihi görevlerini yaptılar.
Artık emperyalistlerden açılım beklesinler. Gizli bir şey kalmadı.
Biz Anadolu’muzu korumaya devam edeceğiz. Emperyalistin kucağında hoplaya hoplaya buyursun gelsinler. Bir fazla veya bir az; ne fark eder?
Türk’üm derken gurur duyan herkese Saygılar.
Levent kalem
Not: Muhalif sayılı Tv kanallarımızdan Avrasya Tv.(ART) ekonomik sıkıntı yüzünden kapanıyor. Ama Roj Tv çatır çatır yayın yapıyor.
Ne yapabilirim diyenler?
Az önce öğrendiğime göre eski programların CD’lerini çıkacaklarmış. Son bir direniş daha gösterecekler.
Umarım bir şeyler anlatabildim.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,
SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
13 Ekim 2009 Salı
| TÜRKİYE-ERMENİSTAN MAÇI |
| Pazartesi, 12 Ekim 2009 | |
Hükümet, 14 Ekim'de Bursa'da oynancak Türkiye Ermenistan maçı için, bugüne kadar görülmemiş tedbirler alıyor. AKP hükümetinin yüzlerce polis, asker ve askeri öğrenciyi sivil olarak stada sokup, tribünde oturtacağı öğrenildi. Bursa valiliği de daha önce, maça azerbaycan bayraklarının sokulmayacağını açıklamaştı. Hükümet, Türkiye ile Ermenistan A milli futbol takımları arasında çarşamba günü Bursa’da oynanacak maçta herhangi bir olay çıkmaması için bugüne dek görülmemiş tedbirler aldı... Buna göre, Maç günü stat çevresinde ve içinde 2 bin 500 polis görev yapacak. Bu polislerin bir bölümü stada sivil olarak sokulup, tribündeki seyircilerin arasına oturtulacak. Ayrıca, çok sayıda askerin ve askeri öğrencinin de sivil olarak tribüne alınacağı ileri sürüldü. Bursa Emniyet Müdürlüğü yetkilileri dün Bursaspor taraftar gruplarının liderleri ile görüşerek, “En küçük bir kötü tezahürat ya da olay çıkmasını istemiyoruz. Bu konuda üzerinize düşeni yapın” uyarısında bulundu. Karşılaşmaya Azerbaycan bayrakları ile gelmeyi planlayan Azeri kökenli vatandaşlarla temasa geçilerek, “Sakın böyle bir şey yapmayın” mesajı verildi. Öte yandan, Devlet Bakanı Faruk Çelik de dün Bursa’da, maçın oynanacağı Atatürk Stadı’nda incelemelerde bulundu. Bakan Çelik, “Şampiyonada şansımızın kalmaması önemli değil. Maça coşku hakim olacak. Dostça başlayıp dostça ayrılacağız” dedi. |
11 Ekim 2009 Pazar
3 Ekim 2009 Cumartesi
“BİZ ÇÖZMEZSEK BAŞKALARI ÇÖZER”
BU SÖZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN EN BAŞI CUMHURBAŞKANINDAN EMPERYALİSTLERE “GEL İÇ İŞLERİMİZE KARIŞ” DAVETİDİR
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, demokratik açılım konusunda, "Bu sorunu çözmezsek, başkaları gelir çözer" şeklindeki yaklaşıma tepki gösterdi
Baykal, "Türkiye Cumhuriyeti tarih boyunca sorunlarını çözmek için kimseden yardım beklemedi. Biz devlet kurarken başkalarına sorsaydık, onların sorunlarımızı çözmesini destekleseydik, bugün burada olamazdık. Bugün eğer bağımsız bir Türkiye varsa, bizim adımıza sorunlarımızı çözmek isteyenlere, 'Hayır' dediğimiz için, karşı çıktığımız içindir. O sorunu çözeceği söylenenler Irak'ın mı, Afganistan'ın mı, İran'ın mı sorununu çözdü? Öcüler gelip bizim sorunumuzu çözecekler, bizi ham yapacaklar öyle mi?" dedi. Bursa'da Nilüfer Belediyesi'ni ziyaret eden CHP Lideri Deniz Baykal, demokratik açılım konusunda, "Sorunları çözmezsek, başkaları bizim adımıza gelir çözer" sözünün altında bir tehdidin yattığını öne sürerek, "Biz başkalarının bizi çözmesini beklemeden, hatta onları kızdırarak, rahatsız ederek, onları tedirgin ederek, onları karşımıza alarak çözdük. Türkiye bağımsız bir ülke olarak bu coğrafyada kendisini ortaya koyuyorsa, bu bizim sorunlarımızı bizim adımıza çözmek isteyenlere o zaman, 'Hayır' dediğimiz için, karşı çıktığımız içindir. Tarih boyunca başka kimseden yardım beklemedik. Dışarıdan gelenler, Irak'ın mı, Afganistan'ın mı sorunun çözdüler? Ben bu ifadenin aydınlığa kavuşmasını bekliyorum. 'Sorunlarımızı çözmezsek, gelir çözerler' sözünün ne anlama geldiğini daha kapsamlı, daha ayrıntılı bir şekilde ifade etmelidirler. Bunun altında ne yatıyor? Türkiye'nin sorunu neymiş, başkalarında olmayan bizde olan sorun neymiş, hangi sıkıntımız varmış da dünya kabul edemez, bizim adımıza gelip çözermiş. Bunu anlatsınlar. Ben böyle bir tablo görmüyorum. Herkes kendi kafasındaki çözümü, millete kabul ettirmek için, doğrudan dolaylı tehditlerle insanları ikna etmeye çalışmasın. Türkiye'de herkes kardeşçe yaşıyor. Yapay ayrılık, etnik ayrılık meydana getirme çabaları çok yanlış ve ülkeye yarar getirmez. Herkes bundan uzak durmalıdır" diye konuştu. "BU TARTIŞMALAR TÜRKİYE'YE ZARAR VERİYOR" Demokratik açılımın Türkiye'ye zarar verdiğini ileri süren Baykal, "Bu tartışmaların Türkiye'ye ciddi zararlar verdiğini görüyoruz. Türkiye'de etnik bir tahrik, ayrıştırma ortamı meydana getirilmiştir. Başbakan'dan başlayarak her gün 28 tane etnik kimliği sayıp, bunu temel bir olay haline dönüştürüp, bu temelde siyaset yaparsanız, bir süre sonra böyle olaylarla karşılaşırsınız. Yanlış olan, Türkiye'nin siyasi atmosferini etnik kimlik temelinde gerginleştirmektir. Maalesef bu konuda olumsuz konuya gelindi. İlkokuldaki çocuklar birbirlerine anne-babalarının etnik kimliğini sorar hale gelmiştir. Herkes kendi kendini, ailesini, hısım-akrabasını sorgular hale gelmiştir. Şimdi herkes gelin, neydi damat neydi, bunu sorgular hale gelmiştir. Bu demokrasiyle bağdaşır bir anlayış değildir. Irak'ta avukatlar kendi etnik kimliğini de tabelalara yazıyorlarmış. Artık ticarete, hayata yön verir hale gelmiş. Ne kadar vahim, yanlış bir şey. Niye bunu temel alıyoruz? İşi gücü bıraktık, bunu konuşuyoruz" dedi. "GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEZ" Çalı Mahallesi'nde belediye tarafından yaptırılan yüzme havuzu ve sosyal tesislerin açılışında halka hitap eden Deniz Baykal, Türkiye'de herkesin kardeşçe yaşadığını ifade ederek, "Hepimiz kardeşçe yaşıyoruz. Sorun milletin içinde değildir. Türkiye'yi yönetenler, "Sorunları çözmeliyiz, yoksa birileri gelir çözer" diyor. Siz elinizi eteğinizi üzerimizden çekiniz. Gölge etmeyiniz, başka ihsan istemez. Karışmayınız. Türkiye'yi siz karıştırmayınız, başka bir hizmete ihtiyaç yok. Türklerin sorununu birileri geliverdi de 80 sene önce onlar mı geldi çözdü? Anadolu işgal edilmiş, imparatorluk parçalanmış, ülkeyi yönetenler teslim alınmış, perişan, yoksul, boynu bükük bir millet. O noktada kim geliverdi de bizim hangi meselemizi çözdü? Biz kendi meselemizi kimin yardımı, katkısı, himayesiyle çözdük? Kim biz kendi sorunumuzu çözerken destek verdi? Eğer 80 yıldır bağımsızlığımızı ayakta tutup gücümüzü geliştiriyorsak, bu topraklarda demokrasi, hukuk, insan hakları, ekonomisiyle, istikrarıyla saygı gören, güçlü, belirleyen bir ülke haline geldiysek, bunu millete ve Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz. Sorunları çözeceğini söylenenler Irak'ın mı Afganistan'ın mı sorununu çözdüler? Şimdi İran'ın sorununu mu çözüyorlar? Suriye ya da İran'ın sorununu mu çözüyorlar? Öcüler gelip sorunumuzu çözecekler, ham yapacaklar bizi. Barışımızı kardeşliğimizi bunların parçalamasına izin vermeyeceğiz. Kardeşçe, beraberce yaşıyoruz. Hiç kimse bizi etnik temelde ayrıştırmaya kalkışmasın. Etnik kimliği esas alarak bir siyaset oluşturmaya kalkmasın" şeklinde konuştu. BURSASPOR-DİYARBAKIRSPOR MAÇI SONRASI ÇIKAN OLAYLAR Baykal, Bursaspor-Diyarbakırspor maçı sonrası çıkan olaylar hakkındaki bir soru üzerine şunları söyledi: "Diyarbakırspor-Bursaspor arasındaki gerginlikten büyük üzüntü duyuyorum. Diyarbakırspor Türkiye'nin önemli saygın spor kulübüdür. Futbolcularıyla, yöneticileriyle, taraftarlarıyla Türkiye'de süper ligde iddia sergileyen, maçları zevkle izlenen ve ligimize kalite ve heyecan katan bir kulübümüzdür. Bursaspor'u söylemeye gerek yok. Bursaspor güzide kulüplerin başındadır. Her maçını herkes, bütün Türkiye ilgiyle izler. Futbol karşılaşmaları dolayısıyla gerginliklerin ortaya çıkması, ölçüsüz sözler, hakaretler, anlamsız, kırTlar verdiğini görüyoruz. Kışkırtıcı suçlamalar, küfürler, maalesef toplumsal hayatın gerçeği. Abartmamak lazım. Kendi ölçüsünde tutmak lazım. Ne Diyarbakır sporluların bir terörle bağlantısı vardır ne de taraftar, futbolcu destekçilerinin terörle bir bağlantısı olduğunu kabul etmek kimseye yakışır. Ağır bir ithamdır. Ağır bir değerlendirmedir. Bunu yapanların sorumsuz insanlar olduğundan kuşkum yok. Bursaspor gibi, etnik kimlik konusunu aşmış bir toplumdaki futbol takımının da ırkçılıkla suçlanması hiçbir şekilde kabul edilemez. Ne Diyarbakır teröristtir ne de Bursaspor ırkçıdır. Siyasi tartışmalarda zaman zaman gördüğümüz gerginliklerin, futbol tartışmalarında ölçüsüz bir nitelik kazandığı ortaya çıkıyor. Türkiye'yi etnik gerilime sokmamak lazım. Etnik tartışmayı Türkiye'ye deli gömleği gibi giydirmemek lazım."
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












Hükümet, 14 Ekim'de Bursa'da oynancak Türkiye Ermenistan maçı için, bugüne kadar görülmemiş tedbirler alıyor. AKP hükümetinin yüzlerce polis, asker ve askeri öğrenciyi sivil olarak stada sokup, tribünde oturtacağı öğrenildi. Bursa valiliği de daha önce, maça azerbaycan bayraklarının sokulmayacağını açıklamaştı. 







