29 Haziran 2009 Pazartesi

GERÇEK AYDINLARIMIZI TANIYALIM: EROL BİLBİLİK

Okuyoruz, üniversitelere bitiriyoruz ama nedense Türkiye gerçeklerinden bir haberiz. Okumuş cahiller sürüsüne dönüştük.

Çükü medyamız, tamamen kuşatılmış durumda. Ve gerçek aydınlarımız tanıtılmıyor. Bu son günlerde çok satan “ moda tabirle best seller” kitaplarını okuduğumuz aydın geçinenlerin gerçek yüzlerini görme fırsatı bulduk. Ermeni’den özür dileme kampanyasında, Ergenekon davasını sahiplenirken gösterdikleri yılışıklık, TSK’ ya saldırırken takındıkları üslubun çirkinliği onların aydın değil sadece belli güçler tarafından şişirilmiş devşirmeler olduğunu gösterdi. Gerçek aydınlarımız medyada yer bulamazken bu devşirmeler, emperyalizmin köpekleri gazete ve dergilerde çarşaf çarşaf, ekranlarda saatlerce beyinlerimizi yıkadılar, gençlerimizi zehirlediler.

İşte bu nedenle, gerçek aydınlarımızı yitirmeden TANIMAK ve hak ettikleri değeri göstermek adına kendimce küçük bir adım atmaya karar verdim.

Belirli aralıklarla “GERÇEK AYDINLARIMIZI TANIYALIM” başlığı altında onları tanıtmaya gayret edeceğim.

Canım Türk Halkına saygılarımla.

EROL BİLBİLİK

BAZI KİTAPLARINDAN GÖRÜNTÜLER:

EROL BİLBİLİK (d.21 Mayıs 1935, Üsküdar, İstanbul), emekli deniz binbaşı, yazar.

1954 yılında Heybeliada Deniz Lisesi'nden mezun oldu. 1956 yılında Deniz Harp Okulu'nu bitirdi ve deniz asteğmeni oldu. 1961, 1969 yıllarında, ABD ve Almanya'da kısa süreli eğitimler aldı. 1961 yılında, Georgia'nın Athens (ABD) kentindeki "Savunma ve Lojistik Yönetimi" konusundaki eğitimin sonunda kendisine verilen Athens şehri fahri hemşerilik belgesini geri verdi. 9 Mart 1971 hareketinde yer alması nedeniyle, binbaşı rütbesindeyken emekliye sevk edildi (Mayıs 1971). Aynı dönemde, Kontrgerillanın işkence hanesi olarak ünlenen Erenköy Köşkü’ne alınarak sorgulandı. 1979 yılında Ulaştırma Bakanlığı Fen Kurulu Üyeliği'nden emekli oldu. Makine-motor, gemi inşa ve inşaat sektörlerinde yöneticilik de yapmıştır. 1993'ten bu yana araştırmacılık ve yazarlık yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır. Yürekli bir Türk aydınıdır.Bildenberg araştırmaları vardır.

Kasım 2002 Genel Seçimlerinde İşçi Partisi'nden İstanbul İli Birinci Bölge 2. sıradan milletvekili adayı olmuştur.

Aralıklı olarak Cumhuriyet Gazetesi’nde; sonraları Aydınlık, Teori, Yeni Hayat ve Türkeli dergilerinde yazıları yayımlanmıştır. Kasım 2006 tarihinden beri İlk Kurşun Aylık Gazetesi'nde yazmaktadır.

Yapıtları

  1. Küresel Dünya Politikaları ve Ulusal Seçenekler, Kaynak Yayınları, Ocak 2002
  2. Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler CFR-Bilderberg-Trilateral, Kaynak Yayınları, Ağustos 2002, 2. Hamur
  3. Amerikan Kuşatması, Otopsi Yayınları, Ağustos 2003, 2. Hamur,
  4. Nato - İstanbul Zirvesi ve Geniş Ortadoğu Stratejisi İçyüzü ve Perde Arkasıyla, Otopsi Yayınları, Ağustos 2004 2. Hamur
  5. Türk Bilderbergleri, Umay Yayınları, 2006 İzmir, 146 sayfa,
  6. Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler - Küresel İktidarın Kurmayları, Profil Yayıncılık, Mayıs 2007 İstanbul, 320 sayfa,
  7. İşgal Örgütleri / CIA - NATO - AB, Asya Şafak Yayınları, Ocak 2008 İstanbul, 167 sayfa,
  8. Amerikan Kuşatması / Büyük Oyunun Perde Arkası, Şubat 2008 İstanbul, 336 sayfa,
  9. Geniş Ortadoğu Projesi / Geniş Orta Asya Projesi, Asya Şafak Yayınları, Şubat 2008 İstanbul, 97 sayfa,

SON KİTABINDAN TANIYALIM:

Kitapların adı: “AMERİKAPERESTLER”

Ekim 2008’de piyasaya çıktı.

Yazarı Erol BİLBİLİK.

Kitapta ne yazıyor?

Yazarın kitaptaki tanıtımıyla hemen aktaralım.

“Kitap, yurt içinde ve yurt dışında yaşamını sürdüren, otuz önde gelen veya yıldızı parlamış siyasetçi, gazeteci, akademisyen, yönetici ve bilim adamını yani “AMERİKAPERESTLERİ” kamuoyuna tanıtmak için yazıldı. Kitapta yer almasına kesin gözle bakılan çok sayıda AMERİKAPERESTLER” in yer almaması onların sırasının gelmeyeceği anlamına gelmemektedir.”

“Kitap; AMERİKAPERESTLER’ in çok sayıda makale, beyanat röportaj, konferans, sempozyum, panel ve açık oturumda yaptıkları konuşma ve kitaplarından seçilen alıntıların bir araya getirilmesiyle hazırlanmıştır…”

Kitapta kimler yer alıyor:

Hakan Yavuz, Abdullah Gül, Yasemin Çongar, Fehmi Koru, İlnur çevik, Fethullah Gülen, Kemal Derviş, Mehmet Şimşek, Hasan Cüneyt Zapsu, Egemen Bağış, Can Paker, Yılmaz Argüden, Cengiz Çandar, Hasan Kaya Cemal, Mehmet Ali Birand, Vamık D. Vokan, Zeyno Baran, Türkiz Gökgöl, İmre Gencer, Ertuğrul Özkök, Özer Çiller, Tansu Çiller, Soner Çağaptay, Ömer Taşpınar, Seyfettin Gürsel, Eser Karataş, Atilla Eralp, Hüseyin Levent Köker

Kitaptan bir bölüm:

“TANSU ÇİLLER’İN ABD VATANDAŞLIK YEMİNİ

(tüylerimi diken diken eden kısım)

Burada, önünüzde, şimdiye kadar tabiiyetinde bulunduğum her türlü devlet tabiiyeti ve egemenliğini reddettiğime;

Bundan böyle ABD Anayasası’nı ve yasarlını iç ve dış düşmanlara karşı savunacağıma;

ABD’ye bağlılık ve sadakat göstereceğime;

Kanunun gerektirdiği hallerde ABD ordusuna hizmet vereceğime;

Kanunun gerektirdiği durumda sivil yönetim altında ulusal önemi olan işlerde çalışacağıma ve bu yükümlülükleri özgür bir şekilde, akıl sağlığım yerinde ve samimi olarak üstleneceğime, yemin ederim.

Tanrı yardımcım olsun.”

VİCDANINI REDDEDENLER


“Vicdani redciler” savaş karşıtı, “askerlik yapmak istemiyoruz” diyenler.
Bakınız iyi çocuklardır, sevilirler.
Ne kadar hoş bir söylem “savaşa karşıyım”, “ben de karşıyım” demeyen var mı?
Yâda şöyle sorayım: “ben savaşmak istiyorum” diyen.
Bu ne hayalcilik, bu ne demokrasi, çağdaşlık, insan hakları adı altında emperyalizmin ekmeğine yağ sürmektir.
Tüm dünya silahlanırken,7000km uzaktaki ülkelere saldırıp çoluk çocuk demeden öldürürken, binlerce kadına, çoluğa çocuğa tecavüz ederken, bizde kendini entelektüel zanneden bazı kişilerin beynine öyle bir şey sokulmuş ki; sanki o “askere gitmeyince tüm dünya silahları bırakacak.”
Eminim kitapta okuyan arkadaşlardır bunlar.
Ve buna gerçekten inanıyorlardır.
Üniversite çağdaşlığı, solculuğu yaparken bir şişe birada ülke kurtaran mantık, nasıl oluyor da hayatın içerisine atılınca gerçek rayına oturmuyor. Kuzey kutbunda foklarla yaşıyor olsak bizde gitmeyelim askere.
Ateş çemberi içinde olacaksın, etrafındaki ülkeler dünyanın en katil emperyalistlerince istilaya uğramış olacak, katil ABD komşun olacak, İsrail dünya halklarını, tepkilerini hiçe sayıp sivillere fosfor bombası yağdırırken, rengârenk devrimlerle ülkelerin sömürüldüğü, talan edildiği, halkın açlık ve sefalet içerisinde kırıldığı bir coğrafyada bu ne vicdandır ki; askere gitmeyelim diye biliyorsunuz.
Evet, dostlar siz gerçekten vicdanı reddetmişsiniz.
Teröristle solculuk arasındaki çizgiyi koyamamışsınız.
Toplum gerçeklerinden kopuk, kendinize kurduğunuz bir micro evrene, hayatı tüm acılarıyla yaşayan, milim milim ören insanları dâhil etmek istiyorsunuz.
Türk Ordusu hiçbir ülkeye savaş açmamıştır.
Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” çizgisinden çıkmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti emperyalist değildir. Hiç bir ülkenin topraklarında gözü yoktur. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük özelliği caydırıcılığıdır.
İzmir’de ki, Edirne’deki, Kars, Hakkâri, Adana’da ki evinde rahat uyuyabilmek, kitap okuyabilmen, çocuğunun saçını okşayıp derslerine yardım edebilmen için birilerinin askerlik yapması lazım, güvenliğimizi sağlaması lazım.
Eğer bencil değilseniz, bu fedakârlığı bir gruptan beklemek doğru değildir.
Zamanı gelen bu görevi yapmak zorunda.
Anadolu bedel ister; dostlar.
Anadolu bedelini ödeyememiş, imparatorlukların, devletlerin, beyliklerin kalıntılarıyla doludur.
Anadolu’nun sırtını kaşırsan altından bedelini ödeyememiş bir halkın kalıntılarınla karşılaşırsın.
Bu gerçekleri bilerek “ben askerlik yapmayacağım”, “ben savaşa karşıyım”,hatta daha ileri giderek olayı, benden çıkarıp “biz”e getirmek gerçekten vicdanı reddetmektir.
Emperyalizmin değirmenine su taşımaktır.
Gerçekleri görmek için mutlaka, istilaya mı uğramak gerekiyor?
Daha tarihte dün sayılacak kadar kısa bir dönem önce istilaya uğramadık mı?
Emperyalist çakallar topyekûn saldırmadılar mı?
Türkiye’nin nerede olduğunu bilmeyen insanlar, ne arıyorlardı Çanakkale’de?
Alman istihbaratı BND’nin yıllardır sizin dediğinizi; “askere gitmeyin” dediğini hiç mi duymadınız?
Pkk katillerinin de aynı şeyi söylediğini “analar çocuklarınızı askere göndermeyin” dediğini bilmiyor musunuz?
Bu nasıl entelektüelliktir?
Eğer bilinçli değilse (ki ben öyle olduğuna inanmak istiyorum) bu resmen vicdanı reddetmektir.
Bencilliktir, megalomanlıktır.
Bir gün afişte değil, gerçekten ellerimiz kendi evlatlarımızın kanıyla boyanmadan bu saçmalığa son verin.
Türk Ordusu biziz ve biz katil değiliz.
Sadece emperyaliste gözdağı veririz.
Gerekirse canımızı da veririz.
Gerçek vicdan budur.
Emperyalist katiller bunu biliyor ve sizi kullanıyor.
Savaşa HAYIR
Askereliğe EVET.

A.K.P DÖNEMİNDE UYURSAN: YERLEŞTİRLER KANUNU,ANLAYAMAZSIN

İşin ilginç yanı; ertesi gün Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ saat 1100 da konuşma yaptı.

“Askeri asker yargılar” diye üstüne bastıra bastıra söyledi. Kanun maddelerini saydı.

Sayın Genelkurmay Başkanın siz bari yapmayın.

AKP iktidar.

Bir asker de mi oturtamadınız? Sabaha kadar meclis TV’yi seyredecek.İstihbaratı geçtim.

Muhalefet uyuyor;neye parmak kaldırıyor haberi yok,STK'nın çıkan kanundan haberi yok.Sorulan soruların içerisinde olmadığına göre medyanın da haberi yok.Olsa kesin soru gelirdi.

Bir Allahın kuluda çıkıp "Genelkurmay Başkanın;siz böyle diyorsunuz da gece yarısı saat 0112 de yasa çıktı " demiyor.

Güleyim mi?

Ağlayayım mı?

Bilemiyorum.

Vallahi korkulur bu AKP'den.

Bunlarda siyon kurnazlığı var.

İşi kapmışlar.