SEÇİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEÇİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2011 Perşembe

SEÇİM SONRASI MHP’YE BAKIŞ
Seçimlerden sonra insanları öfke ve birilerini suçlama telaşı sardı. Oysa ben bu sonuçları poliyanacılığa kaçmadan olabilecek en iyi sonuçlar olarak görüyorum. Bunu MHP ve CHP için ayrı bölümler olarak yorumlayacağım.
Bu bölümde MHP için seçim sonuçlarının getirdikleri nelerdir? Bunu ele alacağım.
Genelde iki hata yapılıyor.
1.AKP’ye muhalif CHP ve MHP’nin aldığı sonuçlar başarı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
2.Partilerin içerisinde çıkması muhtemel muhalif hareketler engellenmeye çalışılıyor.

Hata alınan sonuçlar her iki parti içinde HEZİMETTİR. Hezimettir kelimesine seks kasetleriyle altüst edilmiş ve baraj altına düşmekten sağ/sol bilinçli seçmenin desteğiyle kurtulmuş MHP’den bir tepki gelmiyor. Fakat hala kasetlerin kimler tarafından ortaya çıkarıldığı tartışılıyor. Bunu tartışmak yerine iki kaset izleyip partisini terk eden seçmenini yargılamalı ve tarikatlarla olan yakın temasını biran önce keserek Atatürk milliyetçiliğine dönmelidir. Seçimlere günler kala “…………. tarikatı MHP’yi destekleyecek” şeklinde çıkan haberler, MHP ye yakın gazetelerde ve tv de gururla sunulacağına “biz tarikatlara şeyhlere şahlara karşıyız. Onlardan oy falan istemiyoruz” diyebilme cesaretini göstere bilse onlardan alacaklarını sandıkları oylardan fazlasını alırlardı. Oldu ki ben AKP varken hiçbir tarikatın MHP ye oy verdiğine inanmıyorum. Tamamen geleceğe yatırım. Yarın meydana gelecek gelişmelerde MHP içerisinden AKP’ye tepkileri kırabilmek için sızma hareketinden başka bir şey değil. Oy veren falanda yok, zaten neticede ortada. Kemikleşmiş oyu var dediğimiz MHP daha önce baraj altında kaldığı gibi tarikatlarla koltuk temasını kesmezse her zaman iki kasette altüst edilecek kaygan bir zeminde hareket eden parti durumundan kurtulamayacaktır.Bbaraj endişesi ve tarikatları ürkütme korkusundan siyaset üretemeyecektir vede üretememektedir.
            Her şeyden önemlisi de MHP artık kaseti falan bırakıp genel başkan üzerinde tartışmaya başlaması gerekmektedir.Bahçeli’nin başarısız olduğundan değil,tarikatlara net tavır koyacak yeni bir lider bulmalıdır.Değişim bu tavrı da getirir ve MHP’yi görünüşte değil özde Atatürkçü bir çizgiye sokar.MHP’de  bu değerlerde çok sayıda siyasetçiler mevcuttur.
Kamuoyunda yer etmiş kişilerin önü  “yarın koltuğumu sallar” diye kesilmemelidir. Aksi taktirde tarikatların boyunduruğundan MHP kurtulamaz, o zamanda Atatürk milliyetçisi değil ama tam bir Arap milliyetçisi olur. Arap milliyetçilerini içerisinde barındırdığı sürece de hiçbir şekilde AKP ile mücadele edemez.
            Özetle;12 Haziran 2011 seçimlerinden %10 barajının altına düşmeden ama tam bir hezimete uğrayarak çıkmış MHP bunu bir fırsat olarak bilmeli ve genel başkanından başlayarak Atatürk milliyetçiliğinde yapılanmasını hızla başlatmalı, tüm tarikatlarla bağını koparmalıdır. İşte o zaman %20 ler mertebesinde kemikleşmiş oya sahip olacaktır. Atatürkçü çizgide yapılandığı taktirde (hele ki ülkeniz ayrıştığı bu dönemde) tam bir merkez parti olacak ve yeni projelerle çok daha yüksek oy oranlarına ulaşa bilecektir. Bu seçim sonuçları baraj altına düşmeden olması ; görebilme adına MHP için tam bir yapılanma fırsatı doğurmuştur. %18 oy almış MHP’de bunu görmek mümkün olmazdı. Tabi ki değerlendirilirse.
Saygılar.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME:

MHP'İ BAŞARISIZ KILAN ZİHNİYET BU İŞTE.

Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halifelik makamını tekrar oluşturması gerektiğini söyledi.
“Birinci Cihan Harbinde Halife Abdülmecid, Arap ülkelerini Çanakkale’ye davet ediyor. Kafirler bize saldırdı Cihat ilan ediyorum gelin diyor. Arap ülkelerinin şeyhleri şunu söylüyor ‘Bu bir cihat değil.’ Neden. Çünkü sende yetkili bir adam değilsin diyorlar Halife Abdülmecit’e Neden. Seni biz seçmedik ki. Yavuz Sultan Selim Halifeliği kılıç zoruyla getirdiği için İslam’a karşı bir hata yapmıştır. Halifelik kılıç zoruyla elde edilebilecek bir güç değil ki. Neden efendimizin sünnetinde bu yok. Benden sonra şu gelecek demiyor. Ne oldu halifelik saltanat haline geldi. Dünyada lideri olmayan tek din İslam dini. Bakın bu çok öneli bir şey. Bir milyarın üzerinde Müslümansız. Liderimiz yok. Katoliklerin var. Protestanları var. Musevilerin var. Otodoksların var. Müslümanların yok. Bunun için bütün savaşlar Müslümanların ülkelerinde oluyor dikkat ederseniz. Afganistan, Pakistan, Hindistan, Kuzey Afrika. Bunları bu son toplantıda söylemek zorundayım. Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisinde saltanatı kaldırmıştır. Halifeliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine bırakmıştır. Bu gün Ankara’da bulunan 550 parlementerimizin 550’si de halife makamındadır. Ama onlar taşıdıkları değerin haberinde bile değiller. Bu ülkede bu konuşulmalı artık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Halifelik makamını tekrar oluşturmalı. Halifeyi seçmeliyiz. Bu bizim seçme hakkımız. Bu doğuştan kazanılan haklardan. Bizler netice itibariyle Edremit’te demokrasiyi kuramaz isek böyle büyük ideallerin insanı olamayız. Dünyada bizim dini kimliğimizi temsil eden bir lider yok değerli Edremitliler. Müslümanların lideri yok. Ortodoksların, Katoliklerin var, Musevilerin var. Her dinin ve mensuplarının liderleri var. Ama biz Müslümanların yok. Biz başsız ve kimsesiziz. Neden bu tartışılmıyor bu ülkede. Bazı güçler bunu istemiyor. Ne olur bu olursa İslam aleminde birlik ve beraberlik sağlanır. Hilaf konusu olan mevzularda ne olacak görüş alınacak. İcmail Ümmet sağlanacak. Ne olacak halifelik makamında olan Müslümanların dini lideri Müslüman topluluklar, Müslüman devletler arasındaki itilafları açıklayacağı görüş ve fetva ile ortadan kaldıracak. Savaşlar Müslümanların topraklarında olmayacak. Müslümanlar ölmeyecek. Türkiye’nin yaşadığı terör belasıyla ilgili, İslam devletlerinin seçtiği halife dese ki ‘Kardeşin kardeşi öldürmesi katilliktir. Öldüremezsiniz. Cennette yer bulamazsınız. Kıyamete kadar cehennemde kalacaksınız.’ Etkileyici olur mu olmaz mı arkadaşlar. Olur. Bal gibi de olur. Ölenler, Askerlerimiz şehit Müslüman. Peki Terörist ne? Teröristler Musevi mi? Hıristiyan mı? Mecusi mi? Bunları sorgulamak lazım artık” diyor.

16 Haziran 2011 Perşembe

C.H.P'NİN ALDIĞI OYLARIN TAMAMEN ALEVİLERDEN GELDİĞİNİ İLERİ SUNAN ARKADAŞLARA KÜÇÜK BİR VERİ

Excel'de aşağıdaki basit hesap tablosunu oluşturun.Üst bant verileri sabit 12 Haziran 2011 seçim sonuçları.Alt bandı Alevi nüfusu değiştirebilecek şekilde doğru oran denklemleriyle sürdürün.Çıkan sonuçlardan bir kaçını ben aşağıdaki tabloya koydum.
(Programı yapamayan arkadaşlar e-postama mesaj atsın göndereyim. kalem.35@hotmail.com)



CHP’nin aldığı oyları tamamen alevi oylarına bağlayan arkadaşlar CHP'ye korkunç (hatta AKP'den bile fazla) zarar veriyor ve CHP'yi marjinal bir parti durumuna dönüştürüyor. Galiba birileri bunun böyle olacağını biliyordu ve amaçlarına ulaşmak üzereler. Yeni-CHP'de savunulan tek şey Kılıçtaroğlu'nun Alevi oluşu olmamalıdır. Bu siyaset değildir ve CHP gibi köklü bir partiyi marjinalleştirip baraj altına düşecek kadar tehlikelidir.

Kılıçtaroğlu'nun alevi kimliği siyasi İslamcılar tarafında İstanbul Belediye Başkanlığında ve bu (12 Haziran 2011) seçimlerde kullanılmışken CHP tabanının gönüllü olarak bu tuzağa düşmesine anlam veremiyorum. Kılıçtaroğlu’nun Alevi, Sünni ya da başka bir mezhepten olması hiç önemli değildir, önemli yapılırsa bundan tek kazançlı çıkacak olan siyasallaşmış İslam olacaktır.

Yolun başındayken bu hatadan dönülmelidir. Öz eleştiri kültüründen korkmayınız;fakat din/mezhep/ırk ayrımcılığını CHP'nin içine sokmaktan korkunuz.
Yoksa AKP'nin istediği iki partili rejimi Türkiye CHP'siz yaşar.
Bu yorumumdan dolayı bana Baykalcı yakıştırması yapılmadan önce  şunu da belirteyim:
Ben Baykal'ı Ricky Martin'in müziği ile dumanlar arasından çıktığı kurultayından sonra sildim. Halkın ve emeğin partisine böyle burjuvazi tavrını yakıştıramadım.
Ama bu gidişle Baykal'ı mumla arayacağız.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

"SEÇİMLER, HİLE, BİLGİSAYAR VE BİLGİÇALAR…

22 Temmuz seçimlerinin ardından çok konuşulan bir konu da seçimlerde hile mi yapıldı sorusu idi. Bu sorunun siyasi açıdan cevabı elbette evettir. Sadece kömür dağıtımı bile açık bir siyasi hiledir. Ama buradaki asıl konumuz teknik hileler.

Türkiye’de ilk kez 22 Temmuz seçimleri \%100 bilgisayar destekli yapılmıştır. Yazılımı da içeren projenin adı Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sistemi (SEÇSİS)’tir. Ayrıntılı bilgi http://www.ysk.gov.tr/ adresinde mevcuttur. 22 Temmuz 2007 seçimi sonrası, hile tartışmaları nedeniyle, sitedeki SEÇSİS bilgilerinde değişiklik yapılmış, hile iddialarına cevap verilircesine ayrıntılı açıklamalar konulmuştur.

Bilgisayar konusuna tam vakıf olmayanlar açısından sistemin alt yapısını basitçe açıklamaya başlamadan önce YSK’nın Oferlerin elinde olan Telekom alt yapısını kullandığını hatırlatmakta fayda var.

YSK merkezinde mevcut kurulu ana bilgisayar Sun Fire E6800 dır, bu sistem SUN Microsystems-Türkiye tarafından, Sun Fire V490 entegrasyonu ile değerlendirilmiş ve burada ORACLE 10g AS ve RAC Agent (Bkz.http://tr.sun.com/sunnews/success/basarioykuleriysk.jsp) veri tabanı ile Havelsan tarafından geliştirilmiş olan Java (J2EE) uygulamalı SEÇSİS yazılımı yüklüdür. Tüm il ve ilçe seçim kurullarındaki uç bilgisayarlarda (terminal) Windows XP işletim sistemi yüklü ve bu terminallerin veri tabanına ulaşmaları VPN (Virtual Private Network / Sanal Özel Ağ) üzerinden sağlanmaktadır (Bkz. http://www.havelsan.com.tr/SisCoz/Projeler.aspx ). Bu yapıya ağ yapı (network) denir.

Ayrıca Adalet Bakanlığının UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) sistemi ile YSK nın SEÇSİS sistemi arasında 10 Mbs. hızında “Metro Ethernet” hattı bulunmaktadır.

SEÇSİS yapısında bulunan aktif ağ cihazlarının ve güvenlik sisteminin merkezden izlenmesi için ABD orjinli CA firmasının Unicenter NSM ve NPO (Network Performance Option) yazılımları kullanılmıştır. (Bkz.http://www.ca.com/us/system-management.aspx). SEÇSİS omurga ve portal anahtarı, portal güvenlik duvarı ve portal yük dengeleyicisi olarak Cisco ürünleri kullanılmıştır.

Her terminalde yapılan işlem ve kayıt, SEÇSİS Java tabanlı yazılım tarafından işlenerek sonuçlar ana bilgisayarda toplanır ve istenen bilgiler toplu olarak elde edilir. Sandık Kurullarında oyların sayılıp sonuçların elle yazıldığı tutanaklar, İlçe Seçim Kurulundaki bilgisayarda yüklü olan SEÇSİS yazılımı üzerindeki tutanağa geçirilir (Bkz.http://www.ysk.gov.tr/ysk/docs/genelge/ ... 07-765.pdf ). Bundan sonraki aşamalarda İlçe Seçim Kurulu tutanak toplamlarını İl Seçim Kuruluna ve İl Seçim Kurulu da YSK’na SEÇSİS üzerinden bildirir. Telekomun alt yapısı kullanılarak oluşturulmuş olan bu dışa kapalı ağ ortamı (intranet) (Bkz.http://tr.wikipedia.org/wiki//%C4/%B0ntranet ) dış müdahalelere karşı sadece firewall (güvenlik duvarı) ve VPN in sağladığı MD5 güvenlik seviyesi ile korunmaya çalışılmaktadır, yani merkezi sistem ile terminaller arasında her hangi bir özel şifreleme mevcut değildir.

SEÇSİS projesinde kullanılan veritabanı (bilgilerin toplandığı yer) yazılımı Java teknolojisi destekli Oracle’dir. Yazılım güvenliği açısından bakıldığında, Oracle ciddi ve bu konudaki en büyük şirket ise de, açıkları mevcuttur ve sürekli olarak güncellemeler/güvenlik yamaları yayınlamaktadır (Bkz. http://www.oracle.com/technology/deploy ... r2009.html ) ve Oracle Microsoft’tan sonra ikinci büyük ABD yazılım firmasıdır (Bkz.http://tr.wikipedia.org/wiki/Oracle ). Oracle’ın güvenlik açığı seviyesi, kurulduğu işletim sistemine göre değişiklik göstermektedir (Bkz. http://security.metu.edu.tr/Documents/oracle.html). SEÇSİS projesinde işletim sistemi olarak, merkezde SUN/Solaris ve ilçelerde ise Windows XP işletim sistemi yüklü bilgisayarlar kullanılmıştır.

Diğer yazılım ve donanımlarla birlikte kullanıldığında, açık kaynak kod olan Linux-Unix işletim sistemleri güvenlik açısından bugün en güvenli sistemlerdendir. TÜBİTAK ın geliştirdiği ve milli yazılım olan PARDUS-Linux işletim sistemini kullanmak yerine (Bkz. http://www.pardus.org.tr/ ), il ve ilçe seçim kurullarında bulunan Windows işletim sistemleri CIA destekli, Microsoft mamulü en büyük “bilgi çalar” sistemdir ve 5-6 yıldan beri Avrupa ülkelerinde ve bir çok büyük ülkede devlet kurumlarında kullanımı yasaklanmış ve Linux işletim sistemlerine geçilmiş ve bunun üzerine Microsoft kısmi kaynak kodunu vererek satış yapmak zorunda kalmıştır (Almanya’da, ABD tarafından askeri sırların bu sistemle transfer edildiği yıllar önce tespit edilmiştir).

Windows işletim sistemleri ve bu sistem üzerine kurulu ağ ortamları yıllardır çoluk çocuk denecek “hackerler” tarafından bile delik deşik edilmektedir (Ayrıntılar ve hack raporları için Bkz.: http://www.zone-h.org). SEÇSİS projesinde omurga ve portal anahtarı, portal güvenlik duvarı, portal saldırı tespit ve korunma sistemi, portal yük dengeleyici olarak “Cisco” güvenlik ürünleri kullanıldığı YSK sitesinde bilgi olarak yer almaktadır. CISCO sistem bir ABD firmasıdır (Bkz. http://www.cisco.com/ ). CISCO sistemin güvenlik durumu hakkında Google’de “cisco hack” olarak arama yaparsanız CISCO güvenlik sistemlerinin nasıl hack edileceğine ve güvenlik açıklarına dair çok sayıda makale ve yazı bulabilirsiniz (Uzaktan yönetimleri dahil).

SEÇSİS yazılım sistemi kesinlikle üçüncü bir güvenlik/kontrol yazılımıyla içsel olarak korunmamakta ve/veya çalışmasının doğruluğu kontrol edilmemektedir. Yani mevcut yazılıma dışarıdan bir Script (Bkz.http://tr.wikipedia.org/wiki/Script) ile müdahale edilebilir ve ana yazılımın ve işletim sisteminin bu yabancı yazılımı algılayarak ikaz verme gibi bir yeteneği mevcut değil. Yazılımın güvenliği tamamiyle Solaris işletim sisteminin ve Oracle ın kendi güvenlik seviyeleriyle sınırlıdır.

Yani SEÇSİS sistem veritabanı, işletim sistemi, yazılım ve güvenlik olarak tamamen ABD teknolojisinin elindedir ve zaten hem bu nedenle, hem de bilgisayar teknolojisinin niteliği gereği sisteme her an dışarıdan müdahale edilebilmesi mümkündür. Müdahale yapılırsa hile yapılması da teknik olarak mümkündür. Ancak bunu ispat etmeden hile yapılmıştır demek hukuken mümkün değildir.

Oy verme yönteminde fark olmakla birlikte ve göreceli olarak daha güvenli olan benzer bilgisayar destekli seçim sistemi, ABD nin bazı yerel seçimlerinde de kullanılmış ve bazı bölgelerde seçimlerde hile tespit edilmiştir. ABD de yapılmış olan bu seçim hilesiyle ilgili University of California-Santa Barbara (UCSB) (Evaluating the Security of Electronic Voting Systems) hilenin nasıl yapılabileceğine dair bir çalışması mevcuttur (Bkz.http://www.cs.ucsb.edu/~seclab/projects/voting/).

Not-1. UCSB nin linkinde bulunan video youtube da yayınlanmaktadır, şayet youtube’a veya sayfaya erişemiyorsanız ilgili sayfanın video dahil edilmiş pdf kopyasını buradan ve bahis konusu diğer referans dokümanlarını da buradan indirebilirsiniz.

14 Eylül 2007 Yunanistan seçimlerinde de benzer bir yazılım kullanılmak istenmişse de ABD seçimleri örnek gösterilerek yapılan yoğun baskı sonucu kullanılmaktan vazgeçilmiştir. Ancak bizde maşallah “…… sosyal demokratlarımız” ve “ ….. milliyetçilerimiz” ne bu sistemle ilgili tek laf etmişler ne de sandık tutanaklarının fiili tespitini yaptırmışlardır. Çünkü bilgisayar üzerinde yapılacak hilenin tek tespit yolu, tüm seçim tutanaklarını elde bulundurmak ve tutanaklardaki sonuçları YSK’nın açıkladığı SEÇSİS sistemden alınan sandık sonuçlarıyla karşılaştırmaktır.

Peki, SEÇSİS sistemde hile yapmak mümkün müdür? Bu sorunun cevabı, “ evin anahtarını emanet ettiğimiz bekçi evi soyar mı?” sorusunun cevabı ile aynıdır.

SEÇSİS sisteminin tüm anahtarları, yukarıda açıklandığı gibi ABD’nin elindedir. Cevabı mutlaka bulmuşsunuzdur. Bu soruyu ABD bizim müttefikimizdir diyenlere sorarsanız; haşaa ABD hile yapar mı derlerse şaşmamak gerek. Bana sorarsanız; bu sistemde hile yapmayan ya akılsızdır, ya saftır, ya da dört dörtlük müttefik ve namusludur. Ya da hileye gerek kalmamıştır da yapılmamıştır.

Bir hile senaryosunu hemen kurarsak; sandık tutanakları Windows XP işletim sistemi yüklü bilgisayarların bulunduğu İlçe Seçim Kurulunda bilgisayara işlendikten sonra, ya da işlenirken bir minik programcık sisteme dalış yapıp, (A) sütunundaki (X) partisinin oy toplamını \% 20 arttırıp, (B) ve (C) sütunlarındaki (Y) ve (Z) partilerinin oy toplamını \% 10’ar düşürürse, tuşa basıp genel toplam alındığında bu müdahalenin tespiti mümkün olabilir mi? Olur, ama sadece o ilçedeki tüm sandık sonuçlarını elle tek tek sayıp toplarsanız. Aksi halde, itiraz süresi sonunda, bilgisayar tuşuna basılarak alınan rakamlar resmi seçim sonucu haline gelir.

YSK merkezinde bulunan ana veri tabanına direk/yerinde ulaşma yetkisi bulunan (yönetici/admin) bir kişinin ORACLE veri tabanı yapısı ile SQL (Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/SQL) veri tabanı yönetimi sistemine hakim olduğunu varsayarak, yazının devamında bulunan ve 2007 yılı içerisinde internet ortamında paylaşılmış olan “22 Temmuz 2007 Seçimlerinde Hile” başlıklı senaryoyu SEÇSİS sistemine uygun bir Script ile dahil etmesi ve çalıştırması gayet mümkündür.

Her hangi bir sistem oluşturulurken ne kadar donanımlı güvenlik sistemleri kullanılırsa kullanılsın, en büyük güvenlik açığının insanoğlunun kendisi olduğu düşünüldüğünde, bu durum sistemin güvenilirliğini de tartışmaya açık bir hale getirmektedir.

Seçme ve seçilme hakkı Anayasal bir hak olduğuna göre, bu hakkın kullanılmasına aracılık edecek sistemin güvenliğinin de tartışmalara konu olması kadar doğal bir şey düşünülemez.

Rumuz: pardus”


Yazar Neval Kavcar; araştırmalarını önceki günlerde de okurlarıyla paylaşmıştı. Biz de sizinle paylaşmayı faydalı gördük.

“Başbakanlığa bağlı TÜİK’in duyurduğu 31 Aralık 2009 sayım sonucu 72 561 312 kişi.

Bu sayının Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verileri ile çakışması gerekir değil mi? Bakalım öyle mi?

http://www.nvi.gov.tr/Hizmetler/Istatis ... _Spot.html adresinden;

http://www.nvi.gov.tr/Hizmetler/Istatis ... kleri.html

bölümüne, oradan da son istatistik tarihi 2008 yılı verisi olan “Nüfus Kütüklerine Kayıtlı Nüfusun Yaş Ve Cinsiyete Göre Dağılımı (2008 Yılı) (46KB)” bölümü tıklıyorsunuz.

Orada NVGİM’nin yaş ve cinsiyete göre 2008 yılı Türkiye geneli rakamları mevcut. Adı istatistik, fakat yıllarca istatistiğe bakmış birisi olarak yine de bir yanlışlık yapmamak üzere, ilgili müdürlüğe bilgi edinmek için başvurdum.

Sitelerinde yer alan 2008 yılına ait verilerin, ölmüş nüfusu kapsayıp kapsamadığını sordum. Yani 2008 verileri Türkiye’nin o yıla ait nüfusu mudur anlamında.

Gelen cevap şöyle:
“Bilgi Edinme”

Kime:
nevalkavcar@yahoo.com

27/03/2010 tarihli Bilgi Edinme Başvuru Formunuz incelenmiş olup;

İstemiş olduğunuz bilgi, 2008 yılında nüfus kütüklerindeki açık kayıtları göstermektedir. Bilgilerinize.
Resmi sitedeki veriler 2008 yılı Türkiye nüfusu diyor o cevapta.

Bunu niye sordum peki? NVGİM 2008 yılı genel toplamını aldığımda, Türkiye Nüfusu 76.175.083 olduğu için. (2009 yılı dahil değil)
TÜİK kaç açıkladı 2009 dahil nüfusu: 72 561 312

Bir yıl eksik nüfus verisi ile TÜİK ve NVGİM verileri arasında; dörtbuçuk milyona yakın fark var.

Peki; 2008 NVGİM verisine göre 18 yaş ve üstü, yani seçmen sayısı kaç? 53.950.192
2009 yerel seçimine göre 2009 verili seçmen sayısı kaç?

YSK verisine göre;

http://www.ysk.gov.tr/ysk/docs/2009Maha ... lGenel.pdf

Kayıtlı seçmen sayısı: 48.049.446

YSK’da Yargının Bypası

Devletin kurumlarının nüfus verileri ve seçmen sayısı arasındaki fark, resmi kayıtlara göre birbirinden farklı.

Niçin?

Şimdiye kadar YSK vasıtası ile hazırlanan “seçmen kütüğü” oluşturulması ilkesi, 2008 yılında çıkarılan yasa ile değişmişti hatırlarsanız. Yapılan değişiklikle seçmen belirleme YSK’yı devre dışı bırakmış oldu. Seçmen kütüklerini belirleyen YSK yerine, NVGİM’nin adres kayıt sistemi ile oluşturulmasına dönüştü.

Seçimler Anayasa’ya göre “yargı kontrolünde yapılır” ilkesine ters bir gelişme idi, kimseden ses çıkmadı.

Yargının her cephede bypas edilmesi, tam gaz gidiyor

Yüzyılımızda teknoloji ve kontrol at başı gidiyor. Cep telefonları, Internet ilerde kim bilir hangi şekle bürünecek? Nüfus kağıtlarımız üzerine yerleştirilecek çipler mi nerede olduğumuzun göstergesi olacak, taşıdığımız telefonlar mı? Seyrettiğimiz televizyonun içinden bir çift göz, bizi izliyor olacak mı?”

Araştırmalarına devam ediyor Yazar Neval Kavcar.

“SEÇSIS üzerine duyulan şüphenin siyasilerimize de sirayet ettiğine eminiz. TBMM sitesinde verilen önergeleri incelerken MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un “SEÇSIS” şüphelerini içeren yazılı önerge verdiğini geçtiğimiz bölümde duyurmuştum. Kendisinden önerge metnini ve verilen cevabı rica ettim.

Aşağıda o önerge ve cevabını bulacaksınız”

MHP'li Yılmaz Tankut: Türkçe'nin dünya dili olması herkesi sevindirmeli (Özel)

ÖNERGE

“Tarih: 18/01/2010

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından uygulanan “Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sistemi” SEÇSİS Projesinin yasal dayanağı 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun’dur.

Bu kanunun sonucunda hazırlanan Türkiye’nin en büyük e-devlet projelerinden biri olan SEÇSİS Projesinin temel amacı; yasalara uygun olarak seçmen vatandaşın eksiksiz belirlenmesi, mükerrer yazımın önlenmesi, listelerin hazırlanması, seçmenin kolay, hızlı oy vermesi, seçimin çabuk sonuçlanması, itirazların en aza indirilmesi, vatandaşlarımızın görev ve sorumluluk bilinci ile siyasal haklarını yüksek oranda kullanmasını sağlayacak düzenlemeler için gerekli bilginin; toplanması, bilgisayar ortamında doğru, güncel ve tutarlı bir bütün olarak saklanması, seçimlerde bu bilgilerin ve teknolojik olanakların kullanılarak seçim sonuçlarının ilçelerden güvenli ve hızlı bir şekilde merkeze aktaracak, Internet üzerinden kolayca izlenebilecek yapının gerçekleştirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu uygulamanın aynı zamanda elektronik seçime geçişin temelini oluşturacağı ifade edilmektedir.

Bu konu hakkında son günlerde basında çıkan haberlerde bazı bilgisayar mühendislerinin iddialarında “YSK’nın güvenliği çok tartışmalı olan bir işletim sistemi kullandığını, bu sistemin Avrupa’da devlet kurumlarında yasaklandığı” bildirilmekte ve SEÇSİS adı verilen yazılımın bağımsız bir teknik grup tarafından incelenmesi, raporu da kamuoyu ile paylaşılması istenilmektedir.

Basında çıkan bu iddialar ve vatandaşlarda oluşan seçimlerde hile şüphesine neden olan bu endişeleri ortadan kaldıracak çalışmaların ve şeffaf bir yapının oluşmasını sağlayacak çalışmaların acilen yapılması gerekmektedir.

Bu bilgiler çerçevesinde;

1- Yüksek Seçim Kurulunda seçim amaçlı kullanılan SEÇSİS Projesinde kullanılan işletim sisteminin ismi nedir? Bu işletim sisteminin güvensizliği ve AB ülkelerinde yasaklandığı iddialarına katılıyor musunuz?

2- Bu işletim sistemi hangi AB ülkelerinde yasaklanmıştır?

3- SEÇSİS Projesi hangi yazılım dili veya dilleri ile geliştirilmiştir?

4- SEÇSİS Projesinde hangi veri tabanını kullanmaktadır?

5- Seçimlerde aday olamayacakların tespiti amacıyla; Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile çevrim-içi (on-line) iletişim kurulabilmiş midir?

6- Seçmen olamayacakların tespiti için Milli Savunma Bakanlığı, Askere Alma Dairesi Başkanlığı (ASAL) ile çevrim-içi (on-line) iletişim kurulabilmiş midir?

7- Siyasi partilerin seçime katılıp katılamayacağını ve ülke genelinde teşkilatlanma düzeylerini tespit amacıyla YARGITAY ile çevrim-içi (on-line) iletişim kurulabilmiş midir?

8- SEÇSİS projesi ile ilgili olarak söz konusu şaibe ve iddiaları ortadan kaldırabilmek için, uzmanlardan kurulu siyasi parti temsilcilerinin de katılacağı bağımsız bir bilişim heyetine projenin inceletilerek güvenlik testlerinin yapılması ne zaman gerçekleştirilecektir?

Yukarıdaki sorulara verilecek mantıklı cevap bellidir. Güvensizliği ortadan kaldıracak ve SEÇSIS’ın ne kadar güvenli olduğunu açıklayacak satırlar olmalıydı.

Bakın Adalet Bakanı Sadullah Ergin ne cevap vermiş?

Önergeye Cevap:

“Sayın Başbakan’a yöneltilip Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip olunan 7/ 12055 Esas nolu önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

Soru önergesine konu edilen hususlarla ilgili olarak, ilgisi nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı ile yapılan yazışma sonrasında, YSK Başkanlığının 4/3/2010 tarihli ve C.05.0.İMİ.0.88-050-S 2010/149-0991 sayılı yazısıyla,

Yüksek seçim kurulu tarafından alınan 27/02/2010 tarihli ve 2010/149 sayılı kararda, YSK’nun Anayasanın 79. maddesi gereğince seçimlerin yönetim ve denetimini yürüttüğü; görev ve yetkilerinin 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri hakkında Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrasında ondört bent halinde sayıldığı; kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamayacağı; Anayasanın 98. maddesinde, TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları düzenlenip, sözlü ve yazılı soruların Başbakanlıktan veya Bakanlardan bilgi isteme biçiminde olacağının belirtildiği, bu kapsamda, bilgi isteme ve denetimin amacının, yürütme organının iş ve işlemleri hakkında bilgilenmek ve bilgi sahibi olmak olduğu; bu çerçevede, kurulun görev alanına giren konular hakkında Başbakan ve bakanlardan yazılı soru yoluyla bilgi istenilmesinin, Anayasanın ve Yasama bölümünde yer alan Yüksek Seçim Kurulunun yargısal niteliği ve konumu ile bağdaşır görünmediği ve soru önergesi ile sorulan hususlara cevap verilmesine ilişkin istemin uygun bulunmadığı değerlendirilerek istemin oybirliği reddine karar verildiği, bildirilmiştir…Bilgilerinize arz ederim.

Sadullah Ergin

Bakan

Adalet Bakanı öz olarak “SEÇSIS’i, kurcalamayın” diyor.

YSK’nun kararları sorgulanamaz-mış. Milletin meclisinde ise asla

Bizler YSK’nun her hangi bir seçimle ilgili ilan ettiği kararı sorgulamıyoruz.

Türk Milletinin geleceğini ilgilendiren, şüphe duyulan SEÇSIS adı verilen seçim sistemini, bizlerle birlikte YSK da sorgulamak zorunda.

Bunu yapmalarına engel nedir?"

THE NOTU: Yazar Neval Kavcar’ı bu kadar önemli bir konuda yaptığı titiz araştırmalar nedeniyle kutluyor, çalışmalarının devamını diliyoruz. Tabi, tüm dostlarımızın da gündeme getirdiğimiz bu konuda katkılarını bekliyoruz.

Bron:Türk Hukuk Enstitüsü on Pazartesi, Nisan 5, 2010, 1:18
http://www.the.org.tr/2010/04/05/seciml ... laniliyor/

Bericht op za 28 mei 2011 19:31


IN WERKELIJKHEID WAS HET AANTAL STEMGERECHTIGDEN TUSSEN 2002-2007 MET 1 MILJOEN GESTEGEN.

NU IS OPEENS HET AANTAL STEMGERECHTIGDEN GESTEGEN MET MAAR LIEFST 10 MILJOEN TUSSEN 2007-2011.

Zijn dat misschien 10 miljoen mensen die uit de dood zijn herrezen (volgens Fetullah Gulen)?

Seçmen artışı kuşkulu

Bülent Tanla, 2007 seçiminde 42 milyon 799 bin olan seçmen sayısının şimdi 52 milyon 700 bine çıktığına işaret ederek “Bu ne TÜİK ne de MERNİS verilerini tutuyor. Anormal artışın nedenini YSK açıklamalı” dedi.

Tanla, bu artışın yüzde 10 barajını 1 milyon kişi arttırdığını, baraj tehlikesi yaşayan partileri doğrudan etkilediğini kaydetti.

2007 seçimlerinde 42 milyon 799 bin olan seçmen sayısının bu seçimde 52 milyon 700 bin olarak açıklandığına dikkat çeken Bülent Tanla, ‘’Yaşanan anormal artışı YSK yetkilileri açıklamalı. Bundan önceki rakamlar yanlış ise parlamento meşruiyet sorunuyla karşı karşıyadır’’ dedi. Tanla, yüzde 10 barajının yaklaşık 1 milyon kişi artmasının, baraj tehlikesi yaşayan partileri doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski İstanbul Milletvekili Bülent Tanla, 2002 yılındaki genel seçimlerde seçmen sayısının 41 milyon 407 bin, 2007 yılında bu sayının 42 milyon 799 bin olduğunu belirterek, “12 Haziran’daki seçimlerde Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçmen sayısını 52 milyon 700 bin olarak açıkladı. Bir seçim döneminde 10 milyon kişi arttı. Bu ne Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini tutuyor ne de İçişleri Bakanlığı’na ait Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) verilerini tutuyor. Bu artışın nedenini YSK açıklamalı” dedi.

12 Haziran genel seçimlerine sayılı günler kala YSK’nin açıkladığı seçmen sayısındaki 10 milyon kişi artışını Cumhuriyet Gazetesinden Cihan Oruçoğlu'na değerlendiren Bülent Tanla, yüzde 10 barajının yaklaşık 1 milyon kişi artmasının, baraj tehlikesi yaşayan partileri doğrudan etkilediğini kaydetti.

YSK’nin 298 sayılı yasa ile Türkiye’de seçimlerin doğru dürüst, süratli ve seçmenin rahatça oy kullanabileceği ve seçimleri sonuçlandırması için gereken görevlerle donatılan bir kurum olduğunu anlatan Tanla, şöyle devam etti: ‘Barajı da etkiliyor’ “YSK’nin yüksek hâkimlerden oluşan bir yönetim yapısı var. YSK’nin kararları mahkemeye götürülmez ve kesindir. YSK’nin son 12 yılda açıkladığı gerçekler ortada. 2002 yılda seçmen sayısı 41 milyon 407 bin. 2007 yılında bu rakam 42 milyon 799 bine çıktı. Yani 800 bin kişi arttı. 12 Haziran’daki seçimlerde ise bu sayı 52 milyon 700 bin. Yani 10 milyon kişi arttı. Bunu ben kamuoyuna sunuyorum. Yaşanan anormal artışı YSK yetkilileri açıklamalı. Bundan önceki rakamlar yanlış ise parlamento meşruiyet sorunuyla karşı karşıyadır. Eğer bir yanlışlık yok ise artışın nedeninin açıklanması lazım. Bu artışı partilerin denetimine sunuyorum. Bir anda yüzde 10 barajının sayısı arttı. Seçime katılım 50 milyon ise baraj 5 milyon kişiye denk geliyor. 40 milyon ise 4 milyonda kalıyor. Baraj limitinde olan bir partinin oyları durup dururken yükseliyor ya da azalıyor. Buna dikkat edilmesi gerekiyor. Türk siyaseti bazı kaset iddiaları yüzünden yanlış yerlere götürülüyor. Kaset haberlerinden çok ses çıkarken, barajın arttırılması kimsenin dikkatini çekmiyor.”

Türkiye kutuplaştı Bülent Tanla, 12 Haziran seçimleri için değerlendirmelerde bulunarak “Türkiye seçime giderken 12 Eylül referandumu sonuçlarının etkisinde kalıyor. Türkiye kamplaşmış, kutuplaşmış, durduğu yerde olayları değerlendiriyor. Bunun yanında Türk halkı geç benimseyen ve geç bırakan bir yapıya sahip. Bu siyasi yapıyı şekillendiriyor. MHP’deki kaset skandalları da seçmeni olumsuz etkileyecektir” diye konuştu.

http://haber.gazetevatan.com/secmen-art ... 9/1/Manset



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

14 Haziran 2011 Salı


BUNUN ADI DEMOKRASİ OLAMAZ
Seçim sonuçlarının değerlendirmesini birçok kanalda birçok kişi yaptı. Fakat artık böyle rahat rahat değerlendirme yapma devri kapandı. Hele hele Tv kanallarında. Zaten yorumlarda "ne şiş yansın ne kebap yansın" tadındaydı.
Benim sonuçlarımsa şunlar:
Hiç evirmeye çevirmeye gerek yok.

1.Sonuçlar CHP için tam bir hezimettir.
2.Onun veya bunun entrikalarıyla başa gelmek ve ABD’ye öpücük yollayarak iktidar olmak mümkün değildir. ABD ve AB’nin tescilli desteklediği parti varken iki görüşmede emperyalisti arkana alacağım sanmak rüya görmekten başka bir şey değildir ve her rüyanın bir sonu vardır.
3. Emperyalist zorlama  yada oy avcılığı mantığınla bile olsa; ayrılıkçı akımlara taviz kar yaklaşımlar sadece radikal faşist parti yada akımların işine yararken, kemikleşmiş CHP tabanında ciddi tahribat yaratır ve yaratmıştır.
4.AKP lileşen CHP’yi gerçek CHPliler kabul etmez, etmemiştir.
5.Biraz Fettullahtan, biraz apoculardan, biraz liboşlardan, biraz masonlardan katılarak yapılan karışımın adı çorba olabilir ama ATA’nın kurduğu CHP olmaz. Bu çorbayı da kimse içmez.
6.ABD’nin uşağı olacaksan; çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa terfi etmişler tercih edilir. Süreci hiç kimse sil baştan bir daha yaşamak istemez.
7.Sonuçlar MHP için tam bir hezimettir.
8.Bağıra bağıra gelen skandalları önleyemediği için.
9.Koltuğu kapar korkusundan sol seçmenin dahi sevdiği Ümit Özdağ’ı 4. sıradan aday gösterdiği için.
10.Sincan Hakimi Osman Kaçmaz gibi değerli ve doğru kişilerin arkasında ilkeli bir şekilde duramadığı için. MHP’ye ALAMADIĞI (almadığı değil) için.
11.ABD’ye ve BOP projesini ağız ucuyla değindiği,net tavır koyamadığı için.
12.ABD’nin ve AKP’nin dümen suyuna girip Libya teskeresine “HAYIR” diyemediği için.
13.Liderine bağlılık adı altında etik olmayan Türkeş kardeşlerin birinin MHP’den birinin AKP’den aday olmasına sessiz kalıp üstünü kapatmaya çalıştığı için.
Hezimete uğraması doğaldır.
Şimdi baraj altına düşmediğine sevine bilir.
Cumhuriyet Güç Birliğinden giren tüm bağımsız adayları, düzmece suçlarla içeride olan tüm kahramanların eş, dost ve arkadaşlarını bu süreçte gösterdikleri çabalardan dolayı kutluyorum. Kazanamamış olsalar dahi halkı aydınlatmadaki etkilerinden dolayı. “CHP’nin oylarımızı böldünüz” diye yaptıkları saldırılara rağmen ilkesinden hiç dönmediği için. AKP’nin RTÜK üzerinden yaptığı tüm baskılara ve karartmalara rağmen dimdik ayakta durdukları için.
Ayarıca CGB’den özür diliyorum;
Ne CHP, ne MHP benim oyumu hak etmiyordu.Fakat emperyalistin baraj altına düşürüp yok etmek istediği MHP’ye sırf emperyalizme karşı olmak adına, oynadığı bu hain oyunu engellemek adına oyumu vermeyi tercih ettim.
Her zamanki gibi gönlümden geçen kişi yada partiye oyumu veremediğim bu düzenin adı demokrasi olamaz.
Değil ve ben bu lider geçinenler varken görmeyeceğim.
Saygılarımla.
  



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GENEL BAKIŞ



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

8 Nisan 2011 Cuma

CUMHURİYET İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ
Artık çok net anlaşılıyor.
Bu ülkede bir yerlere yükselmen için çok akıllı, çalışkan veya çok iyi milli duygulara sahip ve onurlu olmana gerek yok. Hatta konuşma özürlü, iki kelimeyi bir araya getiremeyen dangır dungur konuşan biri bile olsan sorun değil. ABD’ye ne kadar taviz verdiğin önemli olan. Birileri senin saçmalamalarını, hırsızlıklarını, cehaletini örter ve seni filozof, alim, vatanını düşünen demokrasi abidesi yapar. Öyle bir yapar ki siyah gözlükleri takıp  ve 20/25 kişilik korumanı yanına aldığında buna kendin bile inanırsın.
Ama kazara azıcık ucundan da olsa ABD çıkarlarına ters bir cümle sarf edersen, (ki sen muhtemelen bunun ABD çıkarlarına ters olduğunu bile bilmiyorsundur) ne İsviçre’deki 8 banka hesabın, ne eşinin senin hakkında söylediği “Allah’ı sever ama güvenmez” kalır deşifre edilmedik.
Birileri sana yolu gösterir. Yanlış yapmanı engeller. Kısaca sana ye iç, dünyayı gez, ama önünde yazılandan fazlasını konuşma der. İstersen dinleme.
Her kurumun başına getirdiğin abuk sabuk adamların kendini kralın kankisi gördüklerinden yolsuzluk mu yaptı, üniversite sorularına mod medyan mı uyguladı hiç karışma hiç canını sıkma Reis-i Cumhur hile olmadığına ikna olur,o olursa diğeri de olur,diğeri olursa diğerleri de olur.Sıkıysa savcılar olmasın.
Bunun adı yüksek;çok yüksek demokrasi.
Bunun adı yüksek demokrasi falan değil.
Bunun adı rezillik, bunun adı mandacılık.
Peki, Atatürk’ten buyana bu neden değişmiyor?
Değişmiyor çünkü mandacıları yerinden edenlerde mandacı.
Onlarda ABD’yi arkasına alarak diğerlerini yerinden ediyor ve bembeyaz bir sayfa ile yollarına devam ediyor.
AKP’yi eleştiriyoruz, yapılanlara kızıyoruz ama alternatifi gördüklerimizin ne kadar ABD’ci olduğuna bakmıyoruz. ABD gezilerinde ne tavizler verildiğine, kimlerle görüştüklerine aldırmıyoruz. Ve biri gidiyor biri geliyor, aynı tas aynı hamam.
İşte yine seçim arifesindeyiz ve yine ABD gezileri, Yahudi lobileriyle görüşmeler. Yine ABD yanlısı söylemler. Türkiye’de siyaset yapan bir adamın askerlik kısa olsun, yazın olsun gibi nasıl bir derdi olabilir. AKP bir aşama kaydetti. Bu zamana kadar verilen tavizlerin vaatlerin kat kat fazlasını verdi. Ne kadar kırmızıçizgi varsa darmadağın etti. Şimdi gelecekler buradan devam etmek zorunda. Kılıçtaroğlu’nunda TSK açılımı tamda bu.
Güzelde bir cümle yakaladı: “AKP ;Türk halkının ABD ile arasını açıyor.”
Bakalım ABD bunu yiyecek ve bayrağı teslim edecek mi?
Bu arada TSK demokrasicilik oynamaya devam ediyor. “Ben karışmam demokrasi var” diyor. Çünkü oda NATO’cu. Nato’dan çıkılabilir mi? Şimdilik düşünemiyor. Yada kendine güvenemiyor. Yoksa demokrasi falan hikâye. Tezkere çıkmadan Libya’ya gemi yollaması ve teskerenin yolda çıkmasının ne açıklaması olabilir. Libya kaçıyor mu da tezkereyi beklemeden yola çıkıyorsun.
TSK’dan demokrasi bekleyen sivil vatandaşlara küpe olsun bu cümleler. ABD öp şu siyasileri derse öper, sus derse susar. Ama bunu bilmeyen dangır dungur adamlar kameraların karşısına çıkıp “biz bu TSK ile iyi ki savaşa girmemişiz” türü alay edici söylemlere de bir cevap verir insan. Kalkın darbe yapın demiyoruz ki. Hepimiz askerlik yaptık, çoluğuna çocuğuna çürük alan bu adamlar dalga geçsin diye mi?
Kısacası bu çemberi kıracak bir siyasi oluşum gerekli. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Türkiye Cumhuriyeti’nde ABD mandacısı olmayan zihniyetlerinde olduğu, TBMM’ne girebildiği, parti olmasa bile halkın onları seçtiği görülmeli. Meclis kürsüsünden ABD’nin ülkemize attığı kazıklar, ABD’nin kulu olmuşların suratına haykırıldığında yüzlerinin alacağı şekil ve renk herkes tarafından görülmeli.
İşte o zaman Türkiye’de demokrasi adına bir açılım olur.
Cumhuriyet İçin Güç Birliğini destekliyorum.
L.kalem
8 Nisan 2011


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

28 Mart 2009 Cumartesi

KÖKLERE DÖNÜŞ


Cia-Mossad güdümünde, küresel çeteler, ayrılıkçı Kürtler, komünist dönmesi liboşlar, satılmış  medya, yeşil ihanet kol kola girmiş Türkiye Cumhuriyetinin Üniter Ulus devlet yapısını değiştirme savaşında.
Bunu başarmasının yolu Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Hukuk yapısının yıpratılmasından geçiyor.
Ergenekon Davası ile uzayıp giden saçmalıklar, durmadan eklenen dosyalar ve yandaş medya terörü ile bir taşta birçok kuş vuruluyor.

1-Türk Silahlı Kuvvetleri yıpratılmaya çalışılıyor.
2-Yargı yanıltılmaya çalışılıyor.
3-Hukuk sistemine olan güven zedeleniyor.
4-Gitgide ağırlaşan ekonomik kriz gizleniyor.
5-Türk halkı arasında yöresel ayrılık tohumları ekiliyor.

Ordusuna ve hukukuna güvenmeyen toplum ABD-AB güdümünde siyasetiyle, Ilımlı İslam, Dinler Arası Diyalog, Medeniyetler İttifakı, Avrupa Birliği Normları veya kriterleri (Ne derseniz deyin) adı altında Cumhuriyet dinamiklerini kaybetmiş, kralımsı, halifemsi bir lider eşliğinde Osmanlı’nın çöküş dönemi gibi şehir devletçiklerinden oluşan lüppen bir yapıya dönüştürülmek isteniyor.
Sömürmek, yönetmek, ya da yok etmenin çok daha kolay olduğu bu yapı demokrasi adı altında sunuluyor.
TSK’leri bu süreçte sessiz kalarak dünyaya tam bir demokrasi örneği sergilerken, ömrünü ve varlığını adadığı Türk Halkına işte şimdi görev düşüyor.
Atatürkçülük, şehitlere saygı, sevgi, şükran lafla değil, turist gibi şehitlikleri gezerek değil, emperyalist saldırısının bir başka şekli ve daha tehlikelisi olan bu durum karşısında Türk Silahlı Kuvvetlerine tam destek, güven ve sevgi göstermesinden geçer.
Şimdi görev hepimizde.
TSK ya dil uzattırmayalım.
Küresel çete oyunlarına ve yaltakçılarına kanmamalıyız.
Kürdü-Türkü, Lazı-Çerkezi, Alevisi-Sunisi, sağçısı-solcusu gibi her türlü emperyalist bölünmüşlük, ayrılık bizi zayıflatacak, emperyalistlerin ekmeğine yağ sürecektir.
Küresel eşkıyaları dünya tarihinde tek bozguna uğratmış Türk Ulusu, bu saldırıyı da aşacak ve geleceğe daha güçlü adımlarla ilerleyecektir.
Bu saldırılar;80 yıldır uyuyan, miskinleşmiş Türk Halkını uyandırmıştır.
Emperyalizm ikinci hatasını 21.yüzyılın başında yaptı.
Uyuyan devi uyandırdı.
Yaşasın; Kemalist, sosyal, laik, üniter, hukuk devleti TÜRKİYE CUMHURİYETİ.
Yaşasın; O’nun sadık vefakâr koruyucusu TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

26 Mart 2009 Perşembe



Türkiye yerel yöneticilerini seçiyor

Türkiye, 29 Mart Pazar günü sandık başına gidiyor. Yerel yönetimlerde beş yıl süreyle görev yapacak belediye başkanlarının seçileceği seçimlerde sandıklar sabah saat 08.00’de açılıyor

On altı büyükşehir, 65 il, 892 ilçe ve bin 974 belde başkanının belirleneceği seçimlerde yaklaşık 48 milyon seçmenin oy kullanması bekleniyor. Seçim pusulalarında on dokuz parti yarışacak. Yetkililer, seçmenleri yaz saati uygulamasına dikkat etmeleri konusunda uyarıyorlar.


MUSTAFA SARIGÜL: “PAZAR GÜNÜ HERKES SANDIĞA”

Seçimler öncesinde gazetemizi ziyaret eden Demokratik Sol Parti Şişli İlçe Belediye Başkanı ve adayı Mustafa Sarıgül, tüm vatandaşları Pazar günü oy kullanmaya çağırdı. Yardımcısı Vasken Barın ile Şalom’a nezaket ziyaretinde bulunan Sarıgül, “Çalışmalarımızla her zaman destek verdiğimiz ilçelilerimizden destek bekliyoruz,” dedi.

Gazetemizi, Demokrat Parti Şişli Belediye Başkan adayı Salih Kuyan da ziyaret etti. Ailesinin 150 yıldır Şişlili olduğunu belirten Kuyan, semt sakinlerinin daha huzurlu bir hayat sürebilmeleri için çaba göstereceklerini belirtti.

25 Mart 2009


Adayların Hahambaşılık ziyaretleri devam ediyor


29 Mart yerel seçimleri öncesinde çeşitli partilerin Hahambaşılığa nezaket ziyaretleri devam ediyor.

29 Mart yerel seçimleri öncesinde çeşitli partilerin Hahambaşılığa nezaket ziyaretleri devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde CHP Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, DP Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Dülger ve DP Adalar Belediye Başkan adayı Yusuf Bahar, AKP Kadıköy Belediye Başkanı adayı Sinan Genim ve AKP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mehmet Akif Şişmanoğlu, Hahambaşı Rav Haleva’yı ziyaret ettiler.



Belediye başkan adayları Hahambaşılıkta


29 Mart yerel seçimleri öncesinde çeşitli partilerin başkan adayları Hahambaşı Rav İsak Haleva'yı ziyaret etti.

29 Mart yerel seçimleri öncesinde çeşitli partilerin başkan adayları Hahambaşı Rav İsak Haleva'yı ziyaret etti. Ziyaret edenler arasında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile AKP Beşiktaş Belediye Başkan Adayı Sibel Çarmıklı da bulunuyor.

11 Mart 2009



TÜRKİYEDEKİ YAHUDİ VATANDAŞLARIN AZ SAYIDA OYLARI DEĞİL DERTLERİ. İKTİDAR YOLUNUN ABD'DEN GEÇTİĞİNİ, ABD’NİN DE İSRAİLDEN; DOLAYISIYLA YAHUDİLERDEN GEÇTİĞİNİ ÖĞRENMİŞ KURNAZ ADAYLAR, SOLUĞU EN YAKINLARINDAKİ YAHUDİ KURULUŞLARINDA ALIYORLAR. ŞİRİN GÖRÜNME YARIŞINA GİRİYORLAR. MESELE BU. DAVOS FATİHLİĞİ FALAN HİKÂYE.