REFERANDUM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
REFERANDUM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2010 Pazar

İŞTE SEÇİM HİLESİNİN AÇIK KANITI

Aşağıda Yüksek Seçim Kurulunun 21 Ekim 2007'deki Anayasa Değişikliği Referandumu ile 12 Eylül 2010'daki Anayasa Değişikliği Referandumu sonuçları yer almaktadır. Arada 3 yıl 1 ay 9 gün vardır.
21 Ekim 2007'de ülke genelinde (gümrükler dahil) sandık seçmen listesine kayıtlı olan seçmen sayısı: 42 690 252.İlgili link için TIKLAYINIZ
12 Eylül 2010'da ülke genelinde (gümrükler dahil) sandık seçmen listesine kayıtlı olan seçmen sayısı: 52 051 828 ilgili link için TIKLAYINIZ
3 Yılda Kayıtlı Seçmen Artışı: 9 361 576
**
Şimdi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Veri Tabanı 2007 yılı verilerine bakalım. İlgili link için TIKLAYINIZ
Bu tabloda 15-19 yaş sütununa dikkatle bakın. 15-19 yaş aralığındaki nüfus 6.157.033 
Bu nüfus aralığında 19 ve 18 yaşını tamamlayanlar 2007 yılında da oy kullandıklarından 15-16 ve 17 yaş aralığında kaç kişinin olduğunun bulunması gerekiyor. Bu da hata payıyla 6.157.033'ün yaklaşık 3/5'i ( % 60'ı) dir. Buradan hareketle 2007 yılında 15-17 yaş aralığında olup 2010 yılında seçmen yaşını dolduran kişi sayısının yaklaşık olarak 3.695.000 olduğu görülmektedir.
O zaman 2007 yılı referandumunda 42.7 milyon olan kayıtlı seçmen sayısının 2010 yılı referandumunda nasıl 52 milyona çıktığının yani yaklaşık 9.5 milyon artttığının izah edilmesi gerekmektedir. Aradaki nüfus artışı ile izah edilemeyen fark 5.7 milyondur.
Bu durumda iki olasılık vardır, ya 2007 yılı kayıtlı seçmen sayısı hatalıdır ya da 2010 yılı. İki olasılık da birbirinden beter sonuçlar doğuracaktır. 
Gelelim YSK'nın 2009 yılı Mahalli İdareler Seçim Verilerine. 29 Mart 2009'da yapılan bu seçimde YSK verilerine göre kayıtlı seçmen sayısı (cezaevleri dahil) 48.049.446 'dır. 
İlgili link için TIKLAYINIZ
Oysa ki 12 Eylül 2010 referandumundaki kayıtlı seçmen sayısı52.051.828' dir. Aradaki fark 4 milyondur. 1.5 yılda nasıl bu kadar artış olmuştur? TÜİK'in ADNKS Veri Tabanına Göre 2009 yılında 15-19 yaş aralığındaki nüfusumuz 6.234.620'dir. İlgili link için TIKLAYINIZ
2009 yılından 2010 yılına 5 yıllık yaş aralığının 1.5 yılı (% 30'u) seçmen havuzuna gireceğine göre bu bir buçuk yıl aralığındaki nüfus yaklaşık olarak 1.9 milyondur. (6.235x0.3). O zaman 2009 mahalli seçimlerinden bu yana kayıtlı seçmen sayısının nasıl 4 milyon arttığının da izah edilmesi gerekmektedir. Aradaki fark 2 milyondan fazladır. 
Bu sorulara yanıt verilememesi irdelediğimiz seçim ve referandumlara şaibe gölgesinin düşmesine neden olacaktır.
Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri
Odatv.com 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

16 Eylül 2010 Perşembe

DEMOKRASİ ADINA SÖYLENEN YALANLAR VE SONUCU

Daha sandıklar açılmadan “doğudan iyi sonuçlar geliyor” diyen bir başbakan, “boykot” diye sandığa gitmeyi engelleyen BDT, AKP bütçesini aşan bir evet propagandası “..muhalefet ne yaparsak istemezük diyor” diye evet vereceğini açıklayan Saadet Partisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “olması,olmamasından iyidir” , “aboo aboo” diye AKP yi yerden yere vuran,Siyonizm işbirlikçisi adfeden fakat referanduma evet diyeceğini açıklayan Necmettin Erbakan, “AKP’yi Atlantik ötesinden yönetiyorlar” diyen ama evet açıklayan eski bakan Abdulllatif Şener,Muhsin Yazıcıoğlu’nun kemikleri üzerde başından beri AKP militanı olmuş BBP, “bu AKP ye verdiğimiz son şanstır” diyen Kürt faşist Apo, “Ölüleri kaldırın oy kullandırın” diyen Prensilvanya Prensi Fettullah,tüm liboş takımı,medya,ABD,AB ve netice sadece %50 + 8.
Hüsrandan %8 ile kurtuluş.
Bu referandum Türkiye’nin gelecek süreçte bürüneceği siyasi görüntüyü ve yöneleceği istikamet ile direnecek kesimi görmemiz açısından çok önemli.

Kısaca feodal baskı altında oy kullandırılmayan Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu, CHP’ye önyargılı İç Anadolu, hemşerici Karadeniz tüm yukarıda saydığım parti, propaganda, medya sömürülerinden geçirilerek istenen aşamaya getirilmiş bir Türkiye profili.


Diğer yandan; kültürel etkileşimin, feodal yapının, ön yargıların önüne geçtiğinde ırksal ve mezhepsel ayrımların ortadan kalktığını gösteren en fazla göç alan illerden Mersin ve Adana.
8 yıllık ekonomik çöküntünün, kültürel yozlaşmanın, ırksal ve mezhepsel ayrışmanın sebebi olarak doğru analiz eden ve AKP yi hiçbir şekilde desteklemeyen Edirne’den Hatay’a sahiller.
Göçü sağlıklı besleyemeyen, yığma metropoller İstanbul, Bursa ve Kocaeli.
Fazla göç almayan fakat arazinin sanayileşmeyi kaldırmadığı, kendi yağında kavrulan hemşericilikten arınamamış Karadeniz.
İşte Türkiye’de bu denge ve gerçekleri iyi analiz edip, arkana ABD ve AB yi aldığında referandum gibi hiçte demokratik olmayan bir zorlamayla “halkın iradesine güvenmek” gibi basit ve duygusal söylemle ülkeyi her türlü tirene bindirebilirsiniz. Bu yapıyı, bu yapıya sahip olan ülkelerde emperyalist odaklar çok iyi biliyor, kullanıyor ve çıkarlarını iktidarı aracılığıyla demokrasi adı altında sağlıyor. Bu ikileme düşmüş halk kitleleri demokrasi söylemleriyle kandırılırken kendilerini tam bir ayrışmanın, etkisizleşmenin ve ırksal, mezhepsel ayrışmanın ortasında tam bir yalnızlık içerisinde buluyor.
26 birbirinden bağımsız maddenin sadece bir evet yada hayırla değerlendirilmesinin adı halk iradesi diye yutturula biliyor.
26 maddeden sadece bir tanesinin beğenilmemesinde verilmesi gereken hayır oyu yerine 26 sına da evet dedirte bilmek için çok ciddi meblağlarda harcama gerekir yordu harcandı.
Tam bir yandaş medya desteği gerekiyordu, desteklendi.
Tam bir ayrıştırma ötekileştirme gerekiyordu, ötekileştirildi.
Tam bir dış destek gerekiyordu verildi.
Netice itibariyle potanın ağzındaki AKP yöneticilerinin aklana bilmesi, emperyalist taleplerin gündeme getirile bilmesi, Cumhuriyet Türkiye’sine çelme takılabilmesi için gerekli olan yargının siyasallaşması kısmen başarılmış oldu.
Ayrılıkçı Kürtler sevinç naraları atarken, ABD emperyalizminin sadık evlatları liberal ve Fettullahcı kesim MHP’nin üzerine çullanmış durumda.%42 yi sahiplenmek isteyen CHP bu oyuna gelmemeli. İller bazında bakıldığında Manisa, Hatay, Adana, Osmaniye, Balıkesir gibi illerden en az referandumu etkiyecek %10’luk oy MHP’nin katkısıdır.MHP ve özellikle Devlet Bahçeli net söylemleriyle tabanını Fettullahçı sızmalardan arındırması oylarını daraltmaz artırır.
Önümüzdeki süreçte ayrılıkçı Kürt ve Fettullahçı kesimin AKP içerisindeki aktivitesinin arttırması merkez sağ seçmenin MHP ye kaymasına neden olacaktır. Bu İç Anadolu ve Karadeniz’in AKP’den kopması anlamına gelir ki buda AKP’nin marjinal bir partiye dönüşmesine sebep olur.
Son söz olarak %42 yi CHP’nin ne kadar kendine mal etmesi yanlış ise MHP’nin eğridiğini düşünmekte o kadar yanlış ve bilinçli saptırmadır.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

11 Eylül 2010 Cumartesi

EVETÇİLER 
GÖZÜNÜZÜ AÇIN 
BU SON FIRSAT



Öcalan içeriden örgütü yönetiyor

BEBEK katilini idam cezasına çarptıran eski 2. No’lu DGM Başkanı Turgut Okyay, Öcalan’a İmralı’da sağlanan imtiyazlara ateş püskürdü: Onu boşuna yargılamışım. Şimdi, ’özel muamele’ye tabi tutulan Öcalan içeriden örgütü yönetiyor. 


Yakında af da edilir
2001’de, Anayasa’nın 81. maddesinde yapılan değişikliğe getirilen geçici maddeyle bebek katilinin affının engellendiğini belirten Okyay, “Ancak anayasayı istedikleri gibi değiştiriyorlar, bakarsınız bir değişiklik de Öcalan’ın affedilmesi için yapılır” dedi. 

Öcalan’ı boşuna yargılamışım
Abdullah Öcalan’ı idam cezasına çarptıran eski 2. No’lu DGM Başkanı Turgut Okyay, genel af tartışmalarıyla ilgili “Öcalan’ı boşuna yargılamışım. Şimdi içerden örgütü yönetiyor. Diğer hükümlülerden farkı yok, ama sürekli avukatlarıyla görüşüyor” dedi.  “Böyle giderse Öcalan’ın affedilmesi gündeme gelir” diyen Okyay, bunun için anayasa değişikliği yapılması gerektiğine dikkat çekti. Okyay, “Anayasayı istediği gibi değiştiriyorlar, bakarsınız bir anayasa değişikliği de bunun için yapılır” dedi. Anayasanın 87. maddesi TBMM’nin milletvekili sayısının beşte üç çoğunluğuyla genel ve özel af ilanına karar verilmesi hükmünü içeriyor. Ancak, 2001’de 87. maddesinin değiştirilmesi sırasında getirilen geçici maddeyle, Öcalan’ın affı engellenmişti. Söz konusu madde, “Anayasa’nın 87. maddesinde yapılan değişiklik, bu kanunun yürürlük tarihinden önce anayasanın 14. maddesindeki fiilleri işleyenler hakkında uygulanmaz” hükmünü öngörüyor. 14. madde, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma ve demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırma fiillerini düzenliyor.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

7 Eylül 2010 Salı

HAYIR DEYİN, BUNLAR OLSUN
Sabahattin ÖNKİBAR

1) Referandumda hayır çıkarsa, özerklik ve federasyon tartışmaları gündemden düşecek!
2) Milli Devlet yani üniter yapı badireyi atlatmış olacak.
3) Sivil diktatörlüğe dur denilecek!
4) Hedeflenen Tayyiban Cumhuriyetinin yolu kesilecek!
5) HSYK, Hanefi Avcı’nın işaret ettiği malum çetenin eline geçmeyecek!
6) Anayasa Mahkemesi YÖK misali AKP tarafından  fethedilemeyecek ve Türkiye’nin sigortası olmaya devam edecek!
7) K.Irak’ta kurulması an meselesi olan bağımsız Kürdistan askıya alınacak!
8) Kerkük, Barzani’ye peşkeş çekilemeyecek!
9) KKTC, Rumlara altın tepside sunulamayacak!
10) Gizli anlaşma yapılan Bartholomeos’la ilişkilerde mecburen  frene basılacak!
11) Tayyip Erdoğan’ın karizması büyük bir çizik yiyecek ve surda ilk gedik açılacak! Bu şekilde AKP psikolojik üstünlüğünü kaybetmiş olacak!
12) AKP’nin yapılacak genel seçimde tek başına iktidar olamayacağı tescil edilecek!
13) Yeni anayasa söylemi ve hedefi rafa kalkacak!
14) Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı ya da Başkan olma hevesi kursağında kalacak!
15) AKP içeriden çözülmeye başlayacak.
16) 20’ye yakın milletvekili Saadet Partisi’ne katılacak!
17) Bir grup milletvekili de AKP’den ayrılıp merkez sağ oluşuma destek olacak.
18) AKP’nin gerilediğini gören merkez medya pozisyonunu yeniden değerlendirecek!
19) İş dünyası yeni iktidar alternatifinden dolayı AKP’yi karşısına alabilecek!
20) AKP’deki düşüş, dalga dalga bütün Türkiye’yi saracak!
21) Dış dünya ve özellikle de ABD ile AB, AKP’ye olan sınırsız desteklerini sorgulamaya başlayacak!
22) Devlet içinde belli kurumlara sızan çeteler fütursuzluklarına devam edemeyecek ve çılgınlıklarına ara verecek.
23) Muhalefet de kendine güven süreci başlayacak!.
24) CHP-MHP birlikteliği yeni iktidar modeli olacak!
25) Merkez sağda büyük atılımlar yapılacak!
26) CHP’nin karşısında başka sol parti kurulamayacak!
27) BBP yok olacak!
28) Medyada yeni muhalif yayın organları ortaya çıkacak.
29) TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu Tayyip Bey’den artık korkmayacak!
30) Çalanlar, çaldıklarını Katar ve Dubai’ye transfer etmeye çalışacak!
31) Ergenekon’da tahliyeler başlayacak!
32) Malum çete, hicret diyecek ve ABD’ye göçü başlatacak!




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

20 Ağustos 2010 Cuma

AKP NASIL HEZİMETE UĞRATILIR?

Aslan BULUT’un -20 Ağustos 2010 yazısından alıntıdır

Altay Bozkurt, “AKP, referandumda nasıl hezimete uğratılır?” sorusunun cevabını aramış. Muhalefet faydalanır mı emin değilim ama hatırlatmakta fayda var: 
1- Başbakanın söylemleriyle ilgili olarak bir komisyon oluşturulmalı ve yalan söylediği konular belirlenerek cevapları da hazırlanmalıdır. 
-Ofer’le hiç görüşmedim dedi, 5 defa 
görüştüğü ortaya çıktı.
-İstanbul’daki villalar benim değil, kiracıyım dedi, kendilerinin olduğu ortaya çıktı.

2- Habur sınır kapısında kendilerini PKK’lı olarak ifade eden 34 kişilik grup, kurulun seyyar mahkemede pişman olmadıklarını, Öcalan’ın talimatıyla geldiklerini beyan ettikleri halde etkin pişmanlık maddesinden faydalandırılıp serbest bırakıldı ve Diyarbakır’a kadar zafer kazanmış komutan gibi resmi geçit yaptılar. Devamlı bu fotoğraflar kullanılmalıdır. 

3- AKP, 15 Temmuz 2003’te yaptığı bir değişiklikle bölücülük propagandasını tamamen serbest bırakmıştır. 

4- Başbakan, kendisini, Filistin kahramanı gibi gösterirken İsrail’in OECD üyeliğini veto etmemiştir.

5- ABD Dışişleri Bakanlarından Rice, BOP projesinin şöyle açıklamaktadır. BOP projesi 22 İslam ülkesinin sınırını değiştirmeye dayalıdır. Başbakan Erdoğan ise 13 Ocak 2009 tarihli TBMM grup toplantısında “Bize BOP projesi kapsamında eş başkanlık görevi verildi ve biz görevi üstlendik” demektedir. ’Ey millet bu ne manaya geliyor siz bundan ne anlıyorsunuz?’ diye sorulması lazımdır.

6- Terörle mücadelede önemli görevlerde bulunmuş, TSK’nın üst düzey görevlileri sabahın erken saatlerinde evinden alarak Silivri’ye tıkan güç aynı uygulamayı, ’ayrı bayrak açacağız’diyen Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir için neden uygulamamaktadır. Adana Belediye Başkanı’nı görevden alan güç Baydemir’i neden alamamaktadır.

7- Erdoğan 31 Mart 2003 tarihli The Wall Street Journal isimli gazeteye yazdığı bir makalede aynen şöyle demektedir. “Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz.” Dua ettiği askerler ise bir milyondan fazla Müslüman’ı katletmiştir.

8- Hakkari’nin Çukurca ilçesi yakınlarında operasyona giderken PKK’lı teröristlerin ateşi sonucu şehit olan Halil Kömür’ün babası Ahmet Kömür, cenaze töreninde Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle 11 Ay 25 gün hapis cezasına çarptırıldı. Şehit babası, ‘Türklüğünden utanan Başbakan utansın. Türk’üm diyemeyen Başbakan utansın’ demişti.
 
9- Erdoğan, bir olan milleti çeşitli etnik gruplara ayırarak ayrışmaya tabi tutmuş ve Türkiye’de 36 tane etnik grup var Türk Milleti de bunlardan bir tanesi diyerek Türk Milletini yok saymıştır. 
Bakara suresi 11. ayet, “Biz onlara yeryüzünü fesada vermeyin dediğimiz zaman onlar, ‘hayır biz ıslah edicileriz’ dediler” diyor. Bugünküler de barış ve demokrasi getirdiklerini iddia ediyor. Bütün bunlar halka anlatılırsa, halk doğru kararı verecektir.



BEHİÇ KILINÇ-Yeniçağ yazısından alıntıdır
……….
Osman Baydemir’in tırmandırdığı “özerklik” dayatmasını hatırlayınız.. PKK muhibbi partinin mitinglerinde, bu partinin nöbetçi başı Selahattin Demirtaş, aynen şu çıkışı yaptı..
“Türkiye özerk idari yapıya sahip olmalıdır. Bu BDP’nin resmi projesidir... Bu proje hayata geçecektir. Türkiye imzalamış, hayata geçirmek zorundadır. Şimdi çıkmışlar sanki çok büyük bir gaf yapılmış gibi, sanki bölücülük yapılmış gibi, bu demokratik özerklik talebini çarpıtmaya kafaları bulandırmaya çalışıyorlar.”  
MHP lideri Devlet BAHÇELİ şunları söylemiştir:
“Bu anayasa değişikliğinde AKP’nin ve Başbakan’ın gizli gündemi ve niyeti var. Bunlardan birincisi PKK açılımı adı altında Türkiye’nin bölünmesini hızlandıran bir yaklaşımın hukuki süreci için bu pakete tuzaklar konmuştur. ” 

“... işte tarih veriyorum, meraklı olan gitsin araştırsın, 17 Nisan 2010 tarihinde yandaş medya televizyonunda bir takım gazetecilerle Sayın Başbakan sohbet ederken bu anayasanın demokratik açılım için önemli olduğunu, önemli bir başlangıç olduğunu ifade ediyor. Eskişehir’de konuşurken aynı şeyleri söylüyor. ‘Gelecekte çok daha önemli değişikliklerle geleceğiz bunlar bir anahtardır’ diyor. Bu neyin anahtarıdır Sayın Başbakan, bu neyin ilk adımıdır?” 

“Sen eskiden de milli görüş gömleği giymiştin. Şimdi giydiğin yeni gömleğin önünde Amerika, arkasında Avrupa Birliği yazıyor”

,  “... ‘açılım’ adı altında başlatılan yıkım projesinin anayasal kılıfı, bu değişiklikle hazırlanmak isteniyor. Yani PKK’nın siyasallaşma süreci kapısının aralandığını, anahtarının açıldığını Eskişehir’de Başbakan açıklıyor...”

“... yani bununla kapıyı açacağız. Tamamdır demiyoruz, doğrudur, ama bununla kapıyı açıyoruz. Bu kapıyı açtığımız andan itibaren o yeterli olan Anayasanın değişmesi sırası geliyor. 12 Eylül’de Türkiye bir zihniyet değişimini gerçekleştirecek. Demokrasiye, Avrupa Birliği standartlarına, evrensel hukuk normlarına daha da yakınlaşacak. Daha kapsamlı, daha ileri düzenlemelerin yapılabilmesi için 12 Eylül günü oylayacağımız değişiklikler büyük önem taşıyor, bu çalışmalar için zemin hazırlıyor...” 

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

16 Temmuz 2010 Cuma




HAYIR

Mutabakat ve uzlaşıyla hazırlanmadı
Süreç doğru işletilmedi
Birleşik Kamu-İş Sendikası Genel Başkanı Hasan Kütük, Anayasa değişiklik paketinin, toplumsal mutabakat, ve uzlaşma içinde hazırlanmadığını ifade ederek, bu sürecin doğru işletilmediğini söyledi. Kütük, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Kamu emekçilerini ilgilendiren toplu sözleşme aldatmacası ve tuzağı kamu iş kolunda bir çalışanın birden çok sendikaya üye olması, örgütsel ilkeye, duruşa ve ahlaka uymayan bir yaklaşım getirmiştir” dedi. 

İhtiyaçlara cevap vermiyor
Çağdaş, katılımcı bir Anayasa’ya ihtiyaç olduğunu belirten Hasan Kütük, bu tür metinlerin mutabakat ve uzlaşma ile hazırlanması gerektiğini kaydetti. Kütük, “Gerek içerik, gerekse şekilsel olarak bakıldığında bu Anayasa’nın kamu emekçilerinin ve toplumunun ihtiyaçlarına yanıt veren, onlara çağdaş bir yaşam biçimi sunabilecek bir düzenleme olmadığını düşünüyoruz. Referandumda bu gerekçelerle tavır ve tercihimiz hayır olacak” şeklinde konuştu.

Sıkıntıyı daha da artıracak
Referandumda hayır oyu vereceklerini ilan eden HKMO Genel Başkanı Ali Fahri Özten, “Biz, AKP’nin dayattığı bir değişiklik istemiyoruz. Bu paket, yargının bağımsızlığını daha da zedeleyecek” dedi.

Haber: Salim YAVAŞOĞLU
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) Genel Başkanı Ali Fahri Özten, AKP’nin dayattığı Anayasa paketine hayır diyeceklerini söyledi. Özten, yaptığı açıklamada, sivil bir Anayasa’nın, ancak katılımcı bir anlayışla hazırlanması gerektiğini belirterek, “Siyasi iktidarın ’ben hazırladım, siz ister evet isterse de hayır’ anlayışıyla hazırladığı bir Anayasa değişikliğine ’evet’ dememiz mümkün değil. İkincisi, Anayasa hazırlanırken daha çok demokrasi ve özgürlükler için hazırlanır. Bu değişiklikte biz bunu göremiyoruz. Referandum sürecinde bir iki maddenin öne çıkarılıp, süslemeler yapılıp arkasındaki gerçek amacın gizlenmesini de görmemezlikten gelemeyiz” dedi.

12 Eylül’ün daha gerisinde
Ali Fahri Özten sözleri şöyle tamamladı: “Anayasa  Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısındaki bir değişikliği hedefleyip,
12 Eylül’ü sorguluyoruz kandırmacası yapılıyor. Değişiklikte, 12 Eylül Anayasa’sının daha gerisinde bir yaklaşım olduğu çok açık. Demokratik çağdaş bir Anayasa değişikliği olduğu söylenemez. Tarafları zaten yok. Değişiklik paketi, yargının bağımsızlığını zedeleyen, sıkıntıyı daha da arttırmaya yönelik bir çalışma olduğu açık. Biz HKMO olarak daha özgürlükçü, demokratik, çağdaş bir Anayasa değişikliğinden yanayız. Siyasi iktidarın dayattığı bir değişiklik değil toplumun tüm kesimlerinin katıldığı bir çalışmadan yanayız. Bu ülkenin mimarları ve mühendislerinin görüşlerinin alınmadığı bir Anayasaya evet dememiz mümkün olamaz”

140 dönüm tarlasına ‘hayır’ yazdırdı
Edirne’nin Keşan İlçesi’ne bağlı Türkmen Köyü’nden çiftçi Ahmet Emek, Anayasa değişikliği ile ilgili yapılacak olan referandumda, oyunu ilginç bir şekilde açıkladı. Emek, köy yakınındaki 140 dönümlük buğday ekili tarlasının hasadında, “Hayır” yazdırdı. Ahmet Emek, oyunu açıklarken partisini de unutmadı ve hayır yazısının altına Milliyetçi Hareket Partisi’nin simgesi olan üç hilal çizdirdi. Tarlasının başında açıklama yapan Emek, çifçinin mağduriyetini dile getirdi ve AKP hükümetini de eleştirdi. “Bu sadece benim oyum değil, tüm Türk çifçisinin oyudur” diyen Emek, referandumda tüm çiftçilerin hayır oyu kullanacağı inancında olduğunu söyledi.

Ahmet Emek


Otoriter rejime gidiyoruz
Cumhuriyet gazetesi yazarı Emre Kongar, 11 Temmuz 2010 tarihli “Perşembenin Gelişi...” başlıklı makalesinde hayır deme gerekçelerini şöyle sıralıyor:
“Anayasa Mahkemesi, kendisini de siyasal iktidarın etkisi altına sokacak olan değişiklik önerilerini, bariz biçimde çok yanlış olan bir oy verme usulü ve bir adayın nitelikleri dışında, Anayasa’ya aykırı bulmadı. Şimdi soru şu:

Görmesini bilenler için
Referandumda nasıl oy kullanmalıyız? Bu öneriler referandumda kabul edilirse: Türkiye, AKP’nin öne sürdüğü gibi daha mı demokratikleşecek... Yoksa AKP gibi düşünmeyenlerin korktuğu gibi daha otoriter bir rejime doğru mu kayacak? Demokrasi gelişecekse “Evet” ... Otoriter rejime gidiyorsak “Hayır” oyu kullanmalıyız.
Aslında bu soruların yanıtları gayet açık... Bakmasını, görmesini bilenler için! Değişiklik önerilerinin cümleleri içinde saklı olan hukuk labirentlerinde kaybolmaya hiç gerek yok:

AKP’nin etkisinde
Bugünü düne bakarak anlayabiliriz...Yarını bugüne bakarak kestirebiliriz! Ne demiş büyüklerimiz: “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir!” AKP bugün, çokpartili rejim tarihimizde hiçbir iktidara nasip olmamış bir kuvvete sahip: Yasama... Yürütme... Yargı... Cumhurbaşkanlığı... Üniversiteler... Ordu... Güvenlik güçleri.... İstihbarat örgütleri... Medya... Sivil toplum örgütleri... Özel teşebbüs... Aklınıza bir toplumu etkileyecek güce sahip ne gelirse... Hepsi AKP’nin ya etkisi ya da doğrudan denetimi altında. AKP bu kuvvetini nasıl kullanıyor? Muhalefeti dikkate alıyor mu...
Farklı görüşlere yer veriyor mu... Kendi iradesi dışında özerk alan tanıyor mu... Temel hak ve özgürlüklere duyarlı mı... Medya özgürlüğüne riayet ediyor mu... Bireyin özel yaşamına saygı gösteriyor mu... Sonuç olarak, demokratik bir yönetim anlayışı sergiliyor mu? Ne yazık ki bütün soruların yanıtları koskocaman bir “Hayır”dır!

Herkes için bir zorunluluk
...Kimse kusura bakmasın: Anayasa Mahkemesi, çok açık ve net bir biçimde siyaseti yüksek yargıya egemen kılacak olan ve bu nedenle de demokratik hukuk devletine, yani Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan ikinci maddesine aykırı olan önerileri iptal etmeyerek hem kendi ipini hem de demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin ipini çekme yolunu açmış görünüyor. Referandumda “Hayır” oyu vermek demokrasiye inanan herkes için kesin bir zorunluluktur!

Hesaptan
kurtulmak istiyorlar
Ortadoğu gazetesi yazarı Yıldıray Çiçek, 12 Temmuz tarihli “AKP’ye hizmet eden, Ülkücülerle dalga geçmeye çalışan yalancı şahitler” başlıklı yazısında, referandumda hayır oyu kullanılması gerektiğini kaydediyor:
 “Anayasa Mahkemesinin kararından sonra, 12 Eylül 2010 tarihinde Anayasa değişikliği paketinin halk oylamasına sunulma süreci başladı...Adeta” AKP anayasasına “ dönüştürülen Anayasa değişiklik paketine referandumdan onay almasını sağlamak için, iktidar dinamikleri her yola başvuracaktır.

Ülkücüler bu girişimde yok
...AKP’nin meselesi Türkiye’de demokrasi ve hukuku daha güçlendirmek, bunların işleyişini daha kaliteli hale getirmek, sosyal devletin işlevini sağlamlaştırmak değil; kendi siyasi ihanet ve yolsuzlukları karşısında yargı kurumlarını siyasallaştırmak ve yandaş hale getirerek hesap vermekten kurtulmaktır. Anayasa değişikliğindeki hedefin özeti budur. AKP her yönüyle bu referandumda kendini kurtarma peşindedir.
...” Ülkücüyüm, Milliyetçiyim, MHP’liyim.“ diyen hiçbir kimse, AKP’yi ve Erdoğan’ı hesap vermekten kurtaracak hiçbir girişimde yer almaz. Bu kurtarma girişiminin aynı zamanda ABD’ye, AB’ye, Barzani’ye, İsrail’e, Talabani’ye, PKK’ya hizmet olduğunu bilir.

Destek verenler beslemeler
Referandumda AKP’ye destek vereceğini söyleyenler, zaten AKP’nin beslemeleridir. Dolaysıyla bu hizmeti gönüllü yapmaktadırlar. Bir de bu beslemeler sanki MHP BDP’nin gerekçeleri aynı gibi ”MHP, CHP ve BDP’nin aynı safta bulunduğu cepheye karşı ’Evet’ oyu vereceğiz“ gibi ahmak bir propagandayı dillendiriyorlar.  12 Eylül 2010 tarihinde sandığa gidecek her Türk vatandaşı, AKP’nin gizli ve açık tüm kirli emellerine ”Hayır“ oyu kullanarak, aynı zamanda ABD’ye, Barzani’ye, Talabani’ye, PKK’ya ”Hayır“ demiş olacaktır. Yeni ”Deniz Feneri“ yolsuzluklarına, yeni Habur sınır kapısındaki PKK şovlarına ”Dur!“ diyecektir.  ...Türkiye’nin birliğini, yarınlarını düşünen tüm muhalefet partileri bu Anayasa oyununa engel olmalıdır. Oynanan oyunu görmek için daha ne olması lazımdır?


VATANDAŞ 
SEN DE KONUŞ
12 Eylül’de yapılacak Anayasa referandumuna niçin HAYIR dememiz gerektiğini ifade eden görüşlerinizi 
referandum@yenicaggazetesi.com.tr
adresine gönderirseniz bu sütunlarda
yayınlanacaktır.

Hayır diyorum ÇÜNKÜ
Murat Kaya (Pastaneci)
AKP’nin icraatlarını
hiç beğenmiyorum
Referandumda hayır oyu vereceğim. Çünkü, AKP’nin karşısındayım. İcraatlarını hiç beğenmiyorum ve tepkiliyim. 8 yıllık iktidar döneminde niçin Anayasa’yı değiştirmediler de şimdi telaş içerisine girdiler? Önce halka bunun cevabını versinler. 12 yıllık esnafım. AKP hükümetinin politikaları bizi uçuruma itti. Son 5 yıldır çekmediğimiz çile kalmadı. Bu sebeple AKP iktidarının yapacağı her şeye hayır!


Hayır diyorum ÇÜNKÜ
Hükümetin
gizli gündemi var
Mehmet Taşdemir: Hayır diyorum. Çünkü; AKP hükümetinin gizli gündemi olduğunu düşünüyorum. En başta da Türk Milleti tanımında değişikliğe gidileceği ve Türkiyelilik olarak değiştirileceğini öngörüyorum. Hükümet ve yandaş medya, son 4-5 yıldan beri bize bu ’Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı’kavramnı dayatıyor. Bunu şiddetle reddediyorum.. Bilsem ki, o maddelerle Türkiye abad olacak, yine de AKP hükümetinin ideolojik durumundan dolayı hayır, hayır, hayır... Yüz bin kere hayır....

Hayır diyorum ÇÜNKÜ
İlk 3 maddenin
içi boşaltılacak
Kamil Can: Sıkılmadan adına bir de Anayasa reformu diyorlar. Öncelike buna reform demek reform sözcüğüne hakarettir. Sen dokunulmazlıklara, seçim ve siyasi partiler kanununa, acımasız yüzde 10 barajına, bir zamanlar adeta linç ettiğin ama kendi adamını başına getirince unuttuğun YÖK’e dokunmayacaksın, asker ve polisin elini kolunu bağlayan terörle mücadele kanunlarına dokunmayacaksın, sonra da bunun adı reform olacak öyle mi? Hadi be!
Tehlike sanılandan büyüktür. Eğer bu referandumdan evet çıkarsa, hiç şüpheniz olmasın, Anayasanın değiştirilemez ilk 3 maddesinin içi boşaltılacak, mayın yasası gibi Anayasa Mahkemesi’nden dönen yasalar kılıfına uydurulup tekrar gündeme getirilecek ve iktidarın ısrarla içeriğini sakladığı sözde “demokratik açılım” denen şeyin içeriğinin uygulamasına geçilecektir. Siz AB’nin boşuna mı zil takıp oynadığını ve “referandumda evet çıkmalı” dediğini zannediyorsunuz.  İçinde zerre kadar vatan, millet, bayrak sevgisi olan, zerre kadar aklı ve sağduyusu olan herkes bu referandumda hayır demelidir. Hayır demek, anamızın, bacımızın, kızımızın namusunu korumak kadar önemlidir.

Hayır diyorum ÇÜNKÜ
Sivil faşizm
başlatacaklar
Metin Ak: AKP iktidarı, bu Anayasa değişikliği ile Türkiye’yi Türkiye olmaktan çıkarıp, ’Osmanoğulları İslam Cumhuriyeti’ne götürecek tüm yolları açmış olacak. Cumhurbaşkanı da yanlarında olduğundan, hiçbir engele takılmayacaklar ve sivil faşizm başlatacaklar. Bu nedenle oyum hayır. 







"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."