FRANSA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FRANSA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2012 Salı

COĞRAFYAMIZDA SULAR TEKRAR ISINIYOR (KISA KISA)

MEDYA ÜZERİNDEN HEDEF ÜLKEYE SALDIRMAK İÇİN KAMUOYU OLUŞTURUYORLAR.İNSANLARIN ÖNCE BEYİNLERİ YIKANMASI VE TEPKİSİZ MUMYALARA DÖNMESİ GEREKLİ.
AMA İLLA SIZMALAR OLUYOR.
İŞTE BİRİ. 



AB ÜLKELERİNİ “İRAN NÜKLEER BOMBA YAPACAK” DİYE KIŞKIRTIP İRAN'DAN PETROL ALIMINI ENGELLEMEK. İRAN’IN OYSA AB PAZARINDAKİ PAYI %18.
BU AMBARGODAN İRAN'DAN ÇOK AB EKONOMİSİ ZARAR YÖRÜR.
İSTENENDE ZATEN BU.
BUDA OLASI BİR İSRAİL/ABD'NİN İRAN'A SALDIRMASI DURUMUNDA AB ÜLKELERİNİ PAÇAYI KURTARMA TELAŞIYLA ABD'NİN YANINDA SAVAŞA HAZIR OLMASI DEMEK.ÇOK NET GÖRÜLÜYOR VE ÇOK AKILLICA.TABİKİ ABD İÇİN.AB BU TUZAĞA DÜŞTÜ MÜ?1TEMMUZ'DA GÖRECEĞİZ. 

İSRAİL DOĞU AKDENİZ'İ RUMLARLA EL ELE PETROL VE DOĞALGAZ ARARKEN BOP EŞBAŞKANI BİR İKİ BAĞIRIŞTAN SONRA DÖKÜNTÜ BİR  GEMİ GÖNDERDİ.
GEMİ NEMİ YAPTI?3/4 PALAMUT YAKALADI ARIZALANDI VE YATIYOR. 
İSRAİL DEĞİL TÜRKİYE SIVAŞTIRILACAK DA ONDAN. ABD DEMEK İSRAİL DEMEK ZATEN. BİR TAŞTA BİRKAÇ KUŞ VURMAK DERLER BUNA. 
KAMBERSİZ DÜĞÜN,ALMANSIZ SAVAŞ OLUR MU?
MOSSAD ÖLDÜRÜR.İNKAR EDER, KİMSE BİR ŞEY DİYEMEZ. DOKUNULMAZLIĞI VAR.
ÜLKELERİ "TERÖRİST ÜLKE-ŞER EKSENİ" DİYE SINIFLANDIRANLAR BUNLAR:


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

25 Ocak 2012 Çarşamba

FRANSA'YA BAŞARISINDAN DOLAYI B.O.P EŞBAŞKANI'NDAN ÖDÜL.


"Kızın dayısında bir Adana burması bilezik" der gibi değil mi?
Kızımız BOP;dayısı Tayyip Erdoğan.

ERDOĞAN’DAN FRANSA’YA ‘"SOYKIRIM’" ÖDÜLÜ!

Paris Ankara’ya kumpas kurarken Başbakan, Fransız şirketi EDF’nin yüzde 15’le ortak olduğu “Güney Akım”a onay verdi.
Ankara, Paris’e kızgın mı kızgınmış gibi mi yapıyor?
21. YüzyIl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, iktidara bu soruyu yöneltti ve Türkiye’nin kısa bir süre önce izin verdiği “Güney Akım” doğal gaz boru hattı projesindeki Fransız firması EDF’nin dev girişimden alacağı yüzde 15’lik paya dikkat çekti.
Fransa’dan Rusya’ya Güney Akım için teknolojik rüşvet!
Rus doğal gazını Avrupa’ya ulaştıracak proje için Fransız firması EDF, devlet desteği alarak çok mücadele etti. Öyle ki; Fransa, ABD’nin eleştirisine rağmen Rusya’ya helikopter gemisi sattı. Bu, bir NATO üyesinden Rusya’ya yapılan ilk gemi satışıydı.
Hem Azerbaycan’a hem de kendimize zarar veriyoruz!
Bütün bu süreçte çok boyutlu ve hem Türkiye’ye hem de Azerbaycan’a zarar veren bir durum var. Güney Akım izni, bizim için önemli olan ve İran, Azerbaycan, Irak gazını Avrupa’ya ulaştıracak NABUCCO projesine de çok büyük bir engel oluşturacak.
Bu kadar stratejik bir proje Fransa’ya niye hediye edildi?
GÜney Akım’ın perde arkasını böylece ortaya koyan Prof. Ümit Özdağ, iktidara bir soru daha yöneltiyor: Türkiye, Fransa için bu kadar ekonomik ve stratejik bir projeyi inkar yasasının hemen ertesinde Rusya ve Fransa’ya niye hediye etti?

Kızar gibi yaptığımız Fransa’yı ödüllendirdik
Fransa’nın da ortak olduğu Güney Akım Projesi’ne hükümetin geçtiğimiz günlerde imza attığını belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, AKP iktidarının inkar tasarısını yasalaştıran Paris yönetimini ödüllendirdiğini ifade etti.
Haber : Ceyhun Bozkurt
Fransa’nın Ermeni yalanlarını Ulusal Meclis’ten geçirmesinin hemen ardından bu ülkenin yüzde 15 payının olduğu Güney Mavi Akım projesine AKP iktidarının onay verdiği ortaya çıktı. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye’nin kısa bir süre önce yapımını kabul ettiği Güney Akım Projesinin içinde Fransız firması EDF’nin olmasını Paris’in ödüllendirilmesi olduğunu söyledi. Özdağ şöyle dedi: “Fransız Parlamentosu’ndan sonra Senatosu da Ermeni sözde soykırım iddialarını yalanlamayı para ve hapis cezasına çarptıran yasa tasarısını kabul ederek yasalaştırdı. Parlamento yasa tasarısını kabul ettikten sonra Ankara’dan Paris’e yönelik çok sert tepkiler yükselmişti. Büyükelçimizi geri çektik, Erdoğan, Kanuni’nin Fransız kralına mektubunu okudu. Anlaşılan çok kızmıştık. Bu arada Türkiye’de ve dünyada hayat devam etti. Başka dış gelişmeler de oldu. Bunlardan birisi de Rus doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya akmasını sağlayacak “Güney Akım Projesine” Türkiye’nin onay vermesiydi. Moskova, Türkiye’nin Güney Akım Projesine aniden onay vermesine o kadar sevinmişti ki, bunu yılbaşı hediyesi olarak yorumladığını resmi ağızlardan açıkladı. Peki, bu büyük projeyi Ruslar tek başlarına mı yapıyorlardı. Hayır. Rus Gazprom şirketi projenin % 50’sine, İtalyan ENİ, % 20’sine Alman Wintershal Holding % 15’ine ve Fransız EDF % 15’ine sahipti. EDF, Güney Akım Projesine girebilmek için Fransız devletinin desteğini alarak çok mücadele etmiştir. Fransa, bu projeye kabul edilebilmek için Rusya’ya ABD tarafından eleştirilen bir helikopter gemisi satışı dahi yapmayı kabul etti. Bu bir NATO ülkesinin Rusya’ya yaptığı ilk gemi satışı oldu. Kasım 2009’da Rusya ile iyi niyet belgesi imzalayan ve Haziran 2010’da Güney Akım’a resmen katılan Fransa amacına ulaştı.” Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Bu noktada sorulması gereken soru, Fransızlar açısından bu kadar büyük bir öneme sahip olan ekonomik ve stratejik bir projeyi Türkiye neden Fransız parlamentosunun Ermeni sözde soykırımı iddialarını reddetmeyi cezalandıran yasa tasarısının kabul edilmesinden hemen sonra adeta Ruslar ile birlikte Fransızlara hediye etti sorusudur” dedi. Özdağ şöyle devam etti:

Proje askıya alınmalı
“Üstelik Güney Akımı projesinin devreye girmesi bir başka doğalgaz projesi olan Nabucco’ya ağır darbe indiriyor. Nabucco Projesi, İran, Azerbaycan ve Irak doğalgazının Avrupa’ya taşınmasını öngörüyor. AB, mevcut gerilimden dolayı İran’ı şimdilik işin dışında tutuyor. Irak’ın altyapısı yeterli olmadığı için çok uzun süre Nabucco’nun dışında kalacağı varsayılıyor. Geriye kalan bir tek Azerbaycan. Tabii ki Türkmenistan doğalgazının da Hazar altından bu projeye bağlanması söz konusu. Ancak Türkiye’nin Güney Akımı kabul etmesi ile Nabucco’nun gerçekleşmesinin önüne çok büyük bir engel çıkacak. Diğer bir ifade ile Türkiye, Ermenistan açılımından sonra Azerbaycan’ı ikinci kez cezalandırıyor. Bundan faydalanan Rusya Bakü’ye bütün artık doğalgazını yüksek fiyattan satın alma ve bunu uzun vadeli olarak gerçekleştirme sözü verdi. Bütün bu süreçte çok boyutlu ve hem Türkiye’ye hem Azerbaycan’a zarar veren bir durum var. Hükümetin şimdi Fransa’ya verebileceği en ağır tepki Güney Akımı’ndan Fransız firmasının çıkarılmaması durumunda Güney Akımı projesini yavaşlatacağı, askıya alacağı şeklinde bir politika izleyerek, Fransız menfaatlerine gerçekten zarar verilebileceğini göstermek olmalıdır. Yoksa, Paris gerçekten kızgın olmadığımızı düşünecektir.”

Tesadüf olamaz
Türkiye’nin enerji ve strateji konusundaki en önemli isimlerinden olan Tuğçe Varol ise şöyle diyor: “Fransa ile Rusya arasında tarihi bir gemi anlaşması yapılmıştır. Benim o zamanki tahminim de Fransa’nın Almanya’nın Kuzey Akım taktiğine karşılık Güney Akım’a girebilmek için bu stratejiyle hareket ettiği yönündeydi. Belli ki uzun süren pazarlıklar neticesinde Fransızlar Ruslara yeni bir teknolojiye sahip gemi satıyorlar, Ruslar da onları boru hattı projesine alıyor. Boru hattı anlaşması ile gemi anlaşmasının birbirine bu kadar yakın tarihlerde olmasının tesadüf olamayacağını düşünüyorum.”
Ümit ÖZDAĞ
Aktik (artık link yok) bağlantı:
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=62474


FRANSA, ABD’NİN DUBLÖRÜDÜR!

Türkiye’de önemli mevkilerde bulunan insanlar, Fransa’nın Ermenilere soykırım yapılmadı diyene ceza vermek için çıkardığı kararın bir seçim yatırımı olduğunu iddia ediyor. Sarkozy, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ermenilerin ve Fransız milliyetçilerinin oylarını almak istiyormuş da bu sebeple böyle bir karar çıkarılmış.
Türkiye söz konusu olsaydı, iktidarların seçim yatırımı yapmak için dış politikayı kullandıklarını söyleyebilirdik. Mesela, “one minute tiyatrosu” ile seçimleri etkilemek gibi..
Gerçi Sarkozy’nin sorumlu bir devlet adamı olduğu iddia edilemez ama düşünce özgürlüğünü kısıtlayan bir kararın Fransa gibi vatandaşlık bilinci gelişmiş bir ülkede oy kaybettirmesi de mümkündür.
O halde Fransa neden böyle bir karar aldı?

***

Bu sorunun cevabını, Washington Post’ta yayınlanan Jackson Diehl’in yazısında bulmak mümkün. Diehl diyor ki “Obama’nın Türkiye ile ilişkileri idaresi, onun en iyi dış politika başarılarından biri.”
Bu tespite bir itiraz var mı? Bu konuda hemfikir isek devam edelim.
Obama, Büyük Orta Doğu projesi çerçevesinde Türkiye’yi istediği gibi çekip çeviriyor; Libya ve Suriye konusunda dediğini yaptırıyor mu?
Peki ABD için hayati derecede önemli bu projeler AKP iktidarı eliyle uygulanırken, Obama böyle bir imkânı kaybetmek ister mi? Mesela Ermenilerle ilgili böyle bir kararı ABD kongresi de çıkarabilirdi. Neden çıkarmıyor? Neden Fransa bu konuda ön alıyor?

***

Libya’ya saldırı söz konusu olunca Fransa yine ön almış, bombardımana başlamıştı. Peki bu bombardıman, ABD’nin bilgisi dışında mı yapıldı?
Bombardımana sonradan ABD uçakları da katıldı. Hatta Kaddafi’nin konvoyunu bombalayan ve böylece yakalanıp linç edilmesini sağlayan da ABD’nin insansız hava aracıydı.
Ermeni meselesinde de böyle oldu. Fransa, ABD’nin yapmak istediğini yaptı. Obama, Tayyip Erdoğan’ı, ABD ile ilişkileri yüzünden Türk kamuoyuna karşı güç durumda bırakırsa, AKP’nin kaybedeceğini görüyor. AKP kaybederse, Orta Doğu’daki Amerikan projelerini sürdüremeyeceğini de biliyor. Bu sebeple tehlikeli sahnelerde Sarkozy’yi kendi yerine dublör olarak kullanıyor.
Arslan BULUT
Açık linkler:http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21450
**************************

TÜRKİYE ENERJİ KORİDORU POTANSİYELİNİ KULLANMAYA BAŞLADI
Mustafa Sönmez
Dünyanın petrol rezervlerinin yüzde 73’ü, doğal gaz rezervlerinin de yüzde 76’sı Türkiye’yi çevreleyen Rusya’da, Hazar’da, Orta Doğu’da… Bunları önemli ölçüde tüketen Avrupa ise hemen Batımızda. Bu, bizi ister istemez önemli bir enerji koridoru, boru hatlarının kesiştiği bir merkez, jeostratejik açıdan da önemli bir ülke gibi gösteriyor. Sırf bu konumu iyi kullandığımızda “bağımsız” bir dış politika şansımızın olacağına, hatta zenginleşeceğimize dair tezler var. Son 1 ay içinde AB’li ortaklarla Nabucco ve Rusya ile imzalanan Güney Akım anlaşmaları önem taşıyor.

“Nabucco” projesinin öngördüğü boru hattı sisteminin önemli bir kısmı Türkiye topraklarından geçecek. Bu hattan Avrupa’ya aktarılacak doğalgaz ise Ortadoğu ve Orta Asya kaynaklı olacak. Yani, “Nabucco”nun amacı, Rusya’yı “baypas etmek” , Avrupa’nın doğalgazda Rusya’ya bağımlılığını azaltmak...

Hükümet, Rus doğalgazını Karadeniz’in altından Balkanlar yoluyla Avrupa’ya taşıyacak olan “Güney Akım” projesine de imza attı .Sağlanan kolaylık, öngörülen boru hattının Karadeniz’in Türkiye kara sularından geçmesine imkân vermek şeklinde. Sonuçta, Nabucco’ya ortak olan Türkiye, bu kez Rusya’nın “Nabucco” projesine karşı ortaya çıkardığı “Güney Akım” projesinin hayata geçirilmesine de destek vermiş oldu...

Putin ile Tayyip Erdoğan, bu iki projenin rakip veya birbirinin alternatifi olmadığını söylediler. Özellikle Erdoğan, Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacının giderek arttığını, her iki projenin de bu ihtiyacı karşılamaya yarayacağını ifade ederek attığı imzayı savunma ihtiyacı duydu.

Her iki proje için hem doğalgaz hem de finans kaynağı bulmak esas sorun. Ama, Rusya doğalgaz kaynağı bulmakta, rakiplerine göre daha avantajlı. Ancak umutlarını Nabucco’ya bağlayan ülkelerin ve enerji firmalarının bu yarıştan kolay kolay vazgeçmeyeceği açık. Dünyanın üçüncü büyük petrol rezervine, onuncu doğalgaz rezervine sahip Irak , bu bahiste daha önem kazanıyor.
açık link:http://www.abh.com.tr/ebulten/detay11.html

ERDOĞAN KURTLAR SOFRASINDA
Yetiştikleri karanlık odalarda, merdiven altlarında kinle beslendiler. O karanlık odalarda iftira ile beslendiler.Beslendikçe daha çok zehirlendiler. Bir gün birileri bu kin ve nefreti kullanıma açtı.

Buyurun deyip, dümeni teslim ettiler. Dümeni teslim ederken de “önlerine bir fatura koydular.”

Ankara’nın şerrinden Bürüksel’in şefaati iyidir diyerek başladılar işe. Baba baskısından kaçan cahil genç kızlar gibiydiler.

Yılların ezikliği ile her gölgeyi düşman bellerken, yılların açlığı ile de ülke varlıklarının tepesine çöktüler.

Kendilerini dümene oturtanlara sadakat göstererek efendilerinin çıkarını ülke çıkarının üzerinde tuttular.

Türkiye her yönden kuşatılırken, göbeğinden emperyalist devletlere bağlı medyayı kullanarak halkı uyuttular.

Mirasyedi bir evlat gibi ne var, ne yok acımasızca sattılar.

Üretim, helal kazanç yerine tefecilik tercih edildi. Faiz kıskacında tüketim ekonomisi ile sefa sürdüler.

Küresel elite sadakatle bağlı hayırlı evlatlar oldukları için ülkeye sokulan kaynağı belirsiz paralar suni bir rahatlık yarattı.

Efendi ile uşaklarının düşmanı ortaktı. Anadolu’ya geldiği gibi gidenler ile o yıllarda geldiği gibi gidenlere yataklık edenlerin torunları 100 yıl sonra yeniden buluşma fırsatı yakalamıştı.İşbirlikleri Damat Ferit’i bile kıskandırdı(!)..

ABD’li müttefikleri; “bizim çıkarlarımız doğrultusunda çok iş yaptılar” diye övgü yağdırıyordu.

Büyük Ermenistan ve Büyük İsrail’i kurmak isteyenler, Türkiye’nin Asya ile bağını koparıp, Türk’ü nefessiz bırakarak boğmayı planlarken, evlatlıkları planın işlemesi için her şeyi yapıyordu.

AKP’nin dümene oturtulmasından sonra birçok ülkenin sözde soykırımı tanıması tesadüf değildir.

Gelin biraz beyin jimnastiği yapalım:

Türk Telekom sözde Ermeni soykırımını tanıyan tek Müslüman ülke Lübnanlı bir iş adamına hediye eder gibi satıldı. Hariri’nin Ermenistan’da soykırım anıtı önünde gözyaşları içinde saygı duruşunda durması Erdoğan için bir engel teşkil etmemişti.

Orhan Pamuk ve intihalci Elif Şafak Türk Milleti’ni soykırımcı ilan ettiğinde gösterilen tepkilere veryansın edip her ikisine sahip çıkan kimdi?
Abdullah Gül, R. Tayyip Erdoğan…

Halaçoğlu Türk Tarih Kurumu’nun başından ne zaman alındı?
Türkiye’de bulunan kripto Ermeniler’i bir bilim adamı olarak açıkladıktan sonra...
Belgeye dayalı bilgileri paylaşınca önce basının kripto Ermenileri ve küresel elite çalışan basının konsomatrisleri ayağa kalktı. Halaçoğlu azgın bir saldırı ile adeta linç edildi. Faşist ilan edildi. Sonra ne oldu?
Halaçoğlu görevden alındı. Halaçoğlu'nun görevden alınması kime kıyak oldu? "Alınma sözünün" İsviçre'de Ermenistan yetkilileri ile yapılan gizli görüşmede verildiği söylendi.

Sınırlarımızı tanımayan Ermenistan’a gidip gülücükler dağıtan kimdi?
Abdullah Gül!..

Ermenistan sınırını açmaya kalkıp, şartları kabul etmeyen bir avuç Ermeni karşısında aciz kalan kim?
AKP!!.

Azerbeycan bayraklarını Bursa’da stada sokmayarak Ermenistan’a yalakalık yapan kim?
AKP!!.
Azerbaycan nerede ise nefes alabileceğimiz tek pencere. Bu pencereyi kapatmak isteyen kim?
AB-D ve İsrail!!..

O zaman AKP kimin hesabına çalışmış oluyor?
Türkiye’nin aleyhine, AB-D ve İsrail’in çıkarına…

Türkiye’nin soykırım yapmadığını Rus arşivlerinden bulduğu belgeler ile ispatlayan Mehmet Perinçek nerede?
Silivri esir evinde bertaraf edildi.

İsviçre’nin sözde soykırım yalanını meclisinden geçirmesine karşılık İsviçre’de gösterdikleri tepki ile İsviçre yargısını sallayan Talat Paşa komitesi nerede?
Denktaş’ı ABD’nin talimatıyla bertaraf edip Ergenekon’dan tutuklamaya kalktılar. Denktaş gibi bir milli kahramanı aslında arkasından hançerleyerek ölmeden öldürdüler.

Perinçek’i Silivri’ye tıktılar.

PKK’nın Ermenistan’a yerleştiğini, Ermenistan’ın PKK’nın önde gelenlerine vatandaşlık verdiğini anlatan Kemal Kerinçsiz’i Silivri’de esir ettiler.

AKP İstanbul Milletvekili olmayan soykırım için “özür” diledi. Peki Erdoğan’ın gıkı çıktı mı? Çıkmadı.
Sükut ikrardan gelmez mi? Gelir.

Zamanında meclis başkanına bile işine gelmeyen konuşmayı yapan vekil için “ya bu adamı sustur, ya da ben susturayım” diyen Erdoğan bu vekile niye sessiz kalıyor?

AKP’nin küresel elitin Türkiye üzerindeki planlarında taşeron rolünü üstlendiği için olabilir mi?

Bu gelişimi takip edemeyenler, Fransa’nın Türkleri soykırımcı ilan etmesine AKP’nin hiçbir yaptırım uygulamayacağını anlayamaz.

Azarbaycan’a Ermeni bir sanatçıyı içeri almadı diye AKP nota vermişti, hatırlayan var mı?

Peki, Ermenistan Cumhurbaşkanı kendi gençlerine “biz Karabağ’ı aldık, siz de Ağrı’yı alacaksınız” dediklerinde ne yaptılar?
Cevap bile veremediler. Veya sükut ikrardan gelir misali, Ermenistan Cumhurbaşkanı’na hak verdiler(!)..
Oysa bir devletin başka bir devletten toprak talebi savaş sebebidir. Tabii o ülkeyi devlet adamları yönetirse bu kurallar işler. Taşeronlar dümende ise işlemez, işleyemez.

Hakkını yemeyelim, AKP Fransa’ya müthiş bir yaptırım uygulamış(!)..
 YENİÇAĞ, Güney Akım projesinin ‘devlet destekli’ ortağıFransız EDF firmasının yüzde 15 pay alacağını dün manşetinden duyurdu(!)..

Ortadoğu 3. Paylaşım savaşının tam merkezine oturtulurken, taraflar hızla yerlerini alıyor. Elimizde olansa, ülkenin kaderini ABD’ye bağlayan Erdoğan ile Kraliçe’nin manevi evladı Gül…

3. Paylaşım savaşında farklı cephelerde yer alan ülkelerin savaşı ülkemize taşınıyor. Ajan cenneti olan ülkemiz AKP sayesinde operasyon merkezi de olacaktır.

“35 köylüyü ABD predatörü vurdu (Aydınlık)” haberi yapıldığında İlker Başbuğ içeri alınarak olay örtüldü.
ABD verdiği bu bilgiyle, bir mesaj mı yolluyordu?

Predatörlerin Pakistan’da yaptığı katliamlar hükümete hatırlatılmış, İncirlik’te konuşlanmasına izin vermeyin denmişti ama Erdoğan iradesini çoktan ABD’ye bağladığı için hür olmayan iradesi ile yapabileceği bir şey yoktu.

Daha önce WikiLeaks belgeleri ile ufaktan İsviçre hesapları açıklanmış, “söyleriz ha” şantajı yapılmıştı.

Erdoğan küresel elitin elinde tutsaktır. Hırslarının tutsağıdır. Bir millete karşı işlediği suçların tutsağıdır. 3. Paylaşım savaşında kurtlar sofrasında şaşkın bir ördektir.

İnandıkları masal bitmiş, Türkiye’yi Hz. İbrahim’i ateşe atan Nemrut gibi ateşe atmaktan çekinmeyenlerin yaktığı ateş kendi paçalarından tutuşmaya başlamıştır.

Verilen sözler boyunlarında yağlı urgan, Silivri-Hasdal yargısı ayaklarında prangadır.

Ortadoğu’da liderliğe soyunurken, yalancı pehlivan durumuna düşmüşlerdir.

Ava giderken avlanmış, şantajla devlet yöneteyim derken şantaja boyun eğmek durumunda kalmışlardır.

Düşmanımın düşmanı(Atatürk ve kurduğu T.C.) dostumdur diye yola çıkanlar, aslında kendileri bertaraf olmuştur.

Banka hesaplarından başka sığınacak yeri olmayanlara, ABD’nin kullanıp kafese kapattığı piyonlar acaba ne ifade ediyor?

Sahi; “Asiye nasıl kurtulur?”
Zahide Uçar
26. 01. 2012
Açık link: http://zahideucar.com/index.php?option=com_content&view=article&id=103%3Aerdoan-kurtlar-sofrasnda&catid=1%3Ayeni-makaleler&Itemid=5

FRANSA’YA TEPKİMİZ NE OLACAK?
Fransız senatosu da Orta Çağ yasasını kabul etti. Milli Meclis’in tasarıyı kabulünden sonra çok büyük tepki gösteren Ankara bir sessizliğe bürünmüş durumda. Bu sessizlik 60 Fransız senatörün yasayı Fransız Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettirme umudu ile izah edilmeye çalışılıyor. Oysa, bunun çok boş bir umut olduğunu anlamak için Fransız siyaseti konusunda uzman olmaya gerek yok. Çünkü hem Sarkozy hem de muhalefet lideri Hollande gruplarına mensup senatörleri böyle bir adım atmamaları için baskı altında tutuyorlar. Aslında bu haber daha çok Türkiye’nin tepkisizliğini örtmek için bir gerekçe olarak mı kullanılıyor sorusunu sormak meşru bir soru.
Üstelik, 25 Ocak 2012 tarihli Yeniçağ gazetesinde açıkladığımız gibi 22 Aralık 2011’de Fransız meclisi Orta Çağ yasa tasarını kabul ettikten hemen sonra Ankara, 28 Aralık 2011’de Fransız şirketi EDF’nin % 15 pay ile ortak olduğu 15 milyar dolarlık Güney Akımı projesine onay vererek Fransa’yı ödüllendirdiği göz önünde tutulur ise acaba Türk kamuoyu oyalanıyor mu sorusu daha da güçlü bir şüphe haline gelmektedir.
Bütün bunların üstüne bir de AKP’nin kurucularından ve önde gelen milletvekillerinden olan AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma 6 Ocak 2012’de T 24’e verdiği demeçte “1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” der ve devam ile “Yaşanan olaya” soykırım “dışında bir tanım bulmak zorundayız. Zaten bu kavram, 1950’li yıllardan sonra gündeme gelmiş bir tabirdir. Dolayısıyla ben, Ermeni vatandaşlarımıza yönelik 1915’te yaşanan süreci” “soykırım” değil, “soy sürgün” “olarak tarif etmeyi daha uygun buluyorum” yargısında bulunur ve AKP Genel Merkezi, böyle kritik bir dönemde adeta Türkiye’yi arkasından vuran bu yaklaşımı sergileyen milletvekili için soruşturma açmaz ise insan “bu ne demek?” diye kendisine sormadan edemiyor.
(Konu dışı olmak ile birlikte İsmet Uçma’nın “soy sürgün” diye ürettiği kavramda tarihsel gerçeklerden olağanüstü kopuk, eksik ve yanlış bilgiye dayanan bir yaklaşımın sonucudur. Ermeni tehciri, 1) soya göre değil, bölgeye göre yapılmıştır.2) Soya göre değil, mezhebe göre yapılmıştır. Bundan dolayı soy sürgün kavramı çok yanlıştır. İkinci büyük hata, Uçma’nın Büyük Felaket kavramını kabul etmesi ve kullanmasıdır. Ermeniler için “Büyük Felaket”, soykırımın kendisidir.)
Fransa’ya karşı alınması kararlaştırılan 8 önlemi hatırlayalım. 1)Büyükelçi geri çekilecek. (Bu önlemden vazgeçildi. Büyükelçi Paris’te kalıyor.), 2) Siyasi, askeri ve ekonomik maliyetli faaliyetler, personel değişimi, eğitimi gibi bütün faaliyetler iptal edilecek, 3) Askeri tatbikatlar iptal edilecek, 4) Fransa ile her türlü siyasi istişare durdurulacak, 5) Fransız askeri uçakları Türk hava sahasından her geçişte ayrı izin alacaklar, 6) AB eşleştirme projelerinde Fransa’yla işbirliğine gidilmeyecek, 7) Askeri gemilerin liman ziyaretleri izin başvuruları reddedilecek. 8) 2012’de ekonomi bakanları arasında yapılacak “Türkiye-Fransa Ortak Ekonomi Toplantısı”na Türkiye katılmayacak. (Taraf, 25 Ocak 2012)
Bu önlemlerin hiç birisinin uygulansa bile Paris’in canını acıtmayacağı bellidir. Üstelik daha şimdiden birinci maddeden vazgeçildiği ve diğerleri için de “biraz bekleyelim” dendiği düşünülür ise acaba bu iş nereye gidecek diye sorulması gerekiyor. Öte yandan daha ilk günden itibaren Türkiye’nin Fransa’ya karşı etkili bir ekonomik önlem alamayacağının da altı çizilerek, Paris’in yapması gereken propaganda adeta Ankara ve İstanbul tarafından yapılıyor.
Zaten AKP Hükümeti ekonomiyi dış politikanın hiç parçası yapmamayı tercih ediyor. Örneğin, Mavi Marmara “Krizi” sonrasında adeta İsrail ile “savaşın eşiğine geldik”. Oysa 2011 senesi rakamları açıklanınca gördük ki, 2011 senesi içinde İsrail ile ticaretimiz % 29 oranında artmış. Demek ki, 21. Yüzyıl dergisinin Ocak 2011’de yayınlanan 25. sayısında yazdığımız makalenin başlığını “Ankara ile Tel Aviv Arasındaki Kriz Ne Kadar Gerçek?” diye koymamız ve krizi sorgulamamız doğru imiş. (Bu makaleyi www.21yyte.orgda bulabilirsiniz.) Demek ki sadece Fransa’yı değil, İsrail’i de ödüllendirmişiz.
Ümit ÖZDAĞ-26 Ocak 2012-Yeniçağ Gazetesi
Açık (“link” kullanmıyoruz) Bağlantı: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21461

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

14 Mart 2010 Pazar

KATİLLER KENDİNİ DEŞİFRE ETTİ

Elektrik akımını göremezsin.
Manyetik alanı da göremezsin.
Ama etkilerinden varlığını anlarsın.
Defalarca yazdık.
“PKK’nın Avrupa’da en gözde ülkesi Fransa’dır” diye.
İşte sonunda katiller kendini deşifre etti.
Fransa'da 100'ü aşkın anti-terör timinin düzenlediği son operasyonlarda, yaş ortalaması 20 olan onlarca Kürt kökenli kız ve erkek gözaltına alınması bir Fransız Milletvekilini bülbül gibi öttürdü.
BAKINIZ:


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

6 Ocak 2010 Çarşamba

FRANSIZLAR SATIN ALMAYA ÇOK ÖNCEDEN ALIŞKINMIŞ






Tarihçi Cezmi YURTSEVER’in yakın bir zaman önce arşivlerden ortaya çıkardığı belgeler Fransızların satın alma alışkanlığının yeni olmadığını gösteriyor. Daha dün akşam yayınlanan kuzey Irak Kürt liderlerinin nasıl satın alındığının belgeleriyle bu haber tam bir uyum içerisinde.
Fransızlar satın almayı dedelerinden öğrenmişler meğer.
Teşekkürler Cezmi YURTSEVER.
Ayrıca dün akşam yayınlanan kürt liderlerine sunulan rüşvet için:

İŞTE ARADAKİ FARK.ADANA HALKININ YAZDIĞI DİLEKÇEYİ DİKKATLİ OKUYUNUZ.BİRDE YUKARIDAKİ RAKAMI GÖRÜNCE GÖZLERİ BÜYÜMÜŞ "SALATALIK" SATILIKLARA BAKINIZ.

OSMANLI ARŞİVİNDE ADANA’NIN FRANSIZLARA SATILMASI BELGELERİ BULUNDU
Tarihçi Cezmi YURTSEVER, Adana’nın düşman işgalinden kurtulması anısına 1912 yılında Çukurova’daki Padişah Abdülhamit’in Devlet çiftliğinin Fransızlara satılması ile ilgili Osmanlı Arşiv belgesini açıkladı.
    —Çukurova’nın Fransızlara satılması haberi basın yayın organlarında geniş yankılar uyandırdı

Osmanlı Arşivinde Adana tarihi konusunda yaptığım araştırmalar esnasında  “İrade-Dahiliye, Dosya-66, Gömlek -27 numaralı  kabarık bir dosya buldum.  Osmanlı Türkçesi ve Fansızca olarak yazılı çok sayıda belgenin bulunduğu dosya içindeki belgelerden Osmanlı’dan alacaklı olan Fransız banker Vandeuvre ile iş ortaklığı yapan Süveyş Kanalının açılmasına öncülük eden Lesseps ailesinin genç kuşak oğlu  Leon’un 1912 yılında ihale yoluyla Çukurova’daki  Padişah Abdülhamit tarafından kurulan 1 milyon 100 bin dönümlük Mercimek Anavarza çiftliğinin işletme ve mülkiyet haklarını 75 yıl süreyle 5 milyon altın Frank karşılığı satın aldıkları acı gerçeği ortaya çıkıyor.

     ADANALILARIN FERYAT DİLEKÇESİNDE YAZILANLAR  
    Çukurova’daki Padişah çiftliğinin Fransızlara satılması karşısında  Adana halkının feryat namesi sayılan Padişah Mehmet Reşat’a gönderilmek üzere Adana Valililiğine aşağıdaki dilekçeyi verdi.
     “Çukurova çiftliğinin yetmiş beş sene müddetle  bir Fransız şirkete verilmesi bütün vilayet halkını ele muhtaç ve ızdırap çeker etmiştir. Biz Adanalılar bu meselede hayatımızı ve ümitlerimizi tehdit eden en kötü sonuçlar veren felaketlerin canlandığını görüyoruz.
    Evet daha önce Trablusgarp’te yaşananlar ve sonra hala kızıl dumanlar altında yakılan mutluluklar, yırtılan servetlerle baştanbaşa bir kan ve ateş mahşeri olan Rumeli ve bahtı kara  toprağın bu kötü geleceği göz önünde durur iken artık yasacı nüfuzunun nasıl müthiş bir afet olacağını zan ederiz ki bizim de anlayacağımız vardır.  Zaten üzülerek söyleyelim ki her tarafta olduğu gibi burada da elimizdeki sabanlardan ve onların işlediği ve işleyeceği topraklardan başka altı yüz senelik hakimiyetimizi gösterecek ve o canlı bir timsal olacak hiçbir şeyde, sanat ve ticarete ait en hayatsız bir köleye bile tesadüf edilemez.  Bu acı gerçek artık saklı değil iken bir türlü anlayamıyoruz hakimiyetimizin kudret ve nişanesini zayıflatan, bize tarımda kazanç ve gelecek bırakmayan bu kadar zararlı ve tehlikeli işlere nasıl meydan veriliyor, bir türlü anlayamıyoruz”.

     Çukurova’nın orta yerinde Anavarza kalesinden başlayarak Kozan-İmamoğlu yolu, Misis arası ve sonra da Yüreğir ovasını içine alarak Yumurtalık ve Karataş sahillerinden denize ulaşan  1 milyon 100 bin dönümlük Padişah Abdülhamit Çiftliği’nin  Fransız bankerlere satılması bir anlamda ağır borç yükü altında bulunan Osmanlı Devleti’nin ADANAYI FRANSIZLARA SATMASI anlamına da geliyor.
    Fransız şirketine bağlı mühendis ve memurların Adana’ya gelerek arazi ölçümlerine başlamaları, Ceyhan-Mercimek yöresindeki 9 köy halkına topraklarını terk etme ihtarında bulunmaları  üzerine Murat adında bir köylü tepkisini “Fransız memurların kafasına kurşun sıkarım, yapamazsam tutar Ceyhan nehrine kafasını sokarım” sözlerini içine alan telgrafı hükümete çekmesi üzerine topraklara el koyma çalışmaları durduruldu. Fransa ve Osmanlı hükümeti arasında Çukurova’daki arazileri kontrol sorunundan dolayı  diplomatik  mücadele yaşandı. Ve Fransa, Osmanlı Devleti’nin  I. Dünya Harbini kaybetmesi üzerine Askeri gücünü kullanarak Adana’yı doğrudan işgal etti.    
 BELGELER ADANA’DA SERGİLENECEK     
 Adana’nın düşman işgalinden kurtulduğu 5 Ocak 1922 günü anısına Adana’nın satılması ile ilgili Osmanlı Arşivindeki gizli belgeleri 4-9 Ocak 20099 tarihlerinde Adana Belediyesi Abidin Dino Parkında sergi açarak acı gerçekleri kamuoyuna göstereceğim.  

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

5 Ocak 2010 Salı


KOZMIK ODADA ARANAN BUMUYDU ?

Bu nedir ? Bir dizi fotoğraftır…hade canım insan fotoğraf için bunu yaparmı hiç ? bizce yapar. Ilkin fotoğrafları çekenin akıbeti :

Fotoğrafları çeken O.V, soğuk kanlı davranarak kendi suikastının fotoğrafını Fransa polisine çektirebilmiştir… olay tarihi : Haziran 2003, gece yarısı, yeri : Fransa Paris  banlyösü, A6 Paris – güney hattı  otoyolu .
Bu satırları yazana ise, Temmuz 2003’te, bir ay sonra, aynı yöntem kullanılmak istenmiş. Subuta ermemiştir. Suikastçı Kasım 2003’te hayatından olmuş. Temmuz 2004’te ise, ,bu sefer Türkiye’de suikast düzenlenmiş, ve yine subuta ermemiştir.  
Peki neden yapar ?
bu fotoğrafların önemi nedir ? …
Esas soruda bu …


Açıklama :
Resimler 29 Kasım 2002, Fransa, Paris Ufak Millet meclisinde bir toplantı sırasında çekilmiştir. Toplantıda hazır bulunan kimselerden bir kaçı :
-         Barzani
-         Talabani
-         Hoşari (Irak kürt dış işleri Bakanı)
-         Eski fransa dış işleri Bakanı, Valery Giscard d’Estaing taraftarı, Herve de Charette,
-         UMP m-vekili, ve soyismini taşıdığı meşhur düşünür ve yazarın torunu de Montesquieu,
-         Fransa kürd enstitüsü Başkanı Kendal Nezan (ki 2003’ten beri Fransa UMP tarafından 36’ncı paralele Fransa konsolosu olarak atanması söz konusudur. 2009 yaz aylarında teyzinden edinilen bilgiye göre hala atanmış değildi)
-         Sözde strateji uzmanı Chaliand,
-         Ve meşhur, madam miterand tayfasından kalma, yakın tarihlerde SARKOZY tarafından , açılım politikası adına, Bakan yapılan, Total için 2001’de sahibi bulunduğu danışmanlık firmasıyla Total şirketinin Birmanyadaki insan haklarına aykırılıkları örtbas etmekle yükümlü, sözde hümanist, türbanı ve F tipini himaye eden Soros’un Open society’sinin yakın ve ortadoğu kadınlar kolu sorumlusu, Fransa da 80’li yılların başında hücre evi sorumlusu olarak görev almış eski mossad ajanı (ki babası teşkilatı kuranlardan biri), bir dönem Israil dış işleri bakanı ve Israil’de parti başkanı olan Tzipi Livni’nin arkadaşı meşhur French doktor Bernard Kouschner … 



Fotoğraflar bir rüşvetin belgesidir :

Hoşari ‘nin elindeki sarı kağıtta “5 milyar’ını vereceğiz” ibaresi mevcut.

Nedir bu 5 milyar ??... 36’ncı paraleldeki petrol karşılığında vaad edilen rüşvettir. Rüşvetin, ilk tahlilere göre ve Bernard Kouschner’in TOTAL için çalışmışlığı değerlendirilmiş olarak, TOTAL adına ödendiği tahmin edilmiştir. Kimisine göre BP için ödendiği olasılığı ekarte edilmemiştir.
Bu meblağ tabiki bir petrol firmasının kasasından çıkması imkansız idi (rüşvetin delili ve faturası olmaz).  Peki nasıl ödendi dersiniz ?

Işte burada G. SOROS devreye giriyor.
Ufak bir hatırlatma : 1988’de, Fransa’da SOCIETE GENERALE isimli banka hortumlanmıştı. Mart 2003’te sonuçlanan davada, 15 sanık arasında bir tek G. SOROS, para cezasıyla hüküm aldı (yaklaşık 240.000€ para cezası).
Ocak 2008’de ise, SOCIETE GENERALE bankasında, KERVIEL skandalı ismi verilen yeni bir hortum olayı yaşanmıştır. Tesadüfe bakınız : Ocak 2008’de 4.9 milyar bu bankadan buharlaştı !!
Yani hoşari’nin elindeki kağıtta yazılı olan meblağ kadar !
Bunların hepsi tesadüfmüdür ? Kesinlikle degil …
Fotoğrafları çekene düzenlenen suikast, ve bu satırları yazana düzenlenen 2 suikast, TC’deki F tipi kadrolaşması (soros güdümünde), ikiz kulelerin vurulmasını bahane eden abd’nin Irak’ı işgal etmesi, AKP’nin BOP ve AKDENIZ birliği projeleri (aslında BOP ve AKDENIZ birliği farklı isimlerle iki aynı proje sayılabilir…yukarısı bıyık aşağısı sakal nereye tükürsen tükür). Peki bu fotolar TSK’da “çok gizli” ibareyle kayıtlı değilmi ? kayıtlı olsa gerek…kimisine göre kozmik odada hemde…
Tesadüfmüdür Soros güdümlü Arınç’ın kendisine suikast hazırlandığını bahane etmesi ? Tesadüfmüdür Arınç’ın TR’de enerji kaynakları efendisi olması (gaz ve şimdikte petrol), tesadüfmüdür 1996’dan beri Arınç’ın bugün fransa da iktirdar olanlarla tanışmış olması (UMP’ci Renaud Donnedieu de Vabre ki yakın tarihlerde Total firmasında kendisine görev verilmiştir, fransa iç işleri bakanı, ırkçı ve müslüman düşmanı Hortefeux ve diğerleri…, tesadüfmüdür yine UMP’ci Nazan EROL’un THY Fransa gen. müdiresi olması ? tesadüfmüdür Sarkozy’nin amcası 1900 GS mezunu çıkması ? tesadüfmüdür 1993’te Sarkozy ve A. Gül’ün ABD’de aynı eğitim seminerinde yan yana bulunmuş olmaları ? tesadüfmüdür türban yaygaraları ? tesadüfmüdür Sarkozy’nin tescilli bir mossad ajanı olması, kasım 2002 – Temmuz 2003 arası yeniden PKK’yi devecian ile örgütlemiş olması ve anti türk oluşumları UMP’nin alt yapısı haline getirmiş olması ? aslen yahudileştirilmiş hristyan tarikatı olan bir Deniz feneri’nin aktif faaliyetleri ? misyonerlik ? ruhban okulu ? Zaman gazetesi ve sızıntı dergisinin 2003’ten itibaren Fransa da yasal yayın izni istemesi ? …vs vs…yani yaşanan bütün bu asimetrik saldırıların hangisi birer tesadüf ? 

Hey Türk titre ve kendine dön !
Sonuç : Arınç bir iftira attı…"bana suikast yapacaklar” iftirası… bu bahaneyle tsk’da tescilli olduğu sanılan (veya olan) ve delil mahiyetinde olan fotoların peşine düştüler…
AKP’e kime çalıştığı aşikardır…  



Ilk sırada : Kendal Nezan (ayakta), Bernard Kouchner, Talabani, Barzani, Montesquieu, Herve de Charette 



Tzipi Livni – Bernard Kouchner (mason selamı, kırık el) ...2001 -–2002.  

VE FRANSA DAKI SÖZDE TÜRK LOBISI
…sarkozy ve THY FRANSA GEN MÜD. NAZAN EROL…


18 Kasım 2009 Çarşamba


TÜRK GENCİNE "ERMENİ SOYKIRIM YALANI" ÖDEVİ VERDİLER.
İŞTE MEDENİ BATI:FRANSA

Fransa'da Türk öğrenci Mustafa Doğan, okuldan uzaklaştırıldı ve soykırımla ilgili bir ev ödevi hazırlaması istendi.
Türklerin 1915 yılında Ermenilere soykırım uyguladığını meclis kararıyla kabul eden Fransa’da soykırımı reddeden 13 yaşındaki Türk öğrenci Mustafa Doğan, okuldan uzaklaştırıldı ve soykırımla ilgili bir ev ödevi hazırlaması istendi. Baba Mehmet Doğan, “Oğlum o ödevi yapmayacak” diye rest çekti. Türk derneklerinin tepkisi üzerine okul müdürü geri adım atarken “Pedagojik bir uygulamaya başvurduk. Mustafa, ödevi yapmaya zorlanmayacak” dedi. Fransa’nın Almanya sınırındaki kenti Nancy yakınlarındaki Jacques Marquette Lisesi, ortaokul son sınıfta okuyan Mustafa, tarih dersinde Ermeni soykırımı konusu işlenirken, 5 Türk kökenli arkadaşıyla birlikte tartışmaya katılarak soykırımı kabul etmedikleri yönünde görüş belirttiler. Bunun üzerine öğretmen, Mustafa ve arkadaşlarını dersten çıkardı. Tarih öğretmeni, tartışmalı konuyu tarih sınavına da taşıdı ve Mustafa soruya sinirlenerek, “Ermenilere soykırım yapılmamıştır. Yapıldıysa da hak etmişlerdir” ifadesini kullandı. “Hak etmişlerdir” kelimesinin altını çizdi. Bunun üzerine sinirlenen tarih öğretmeni, Mustafa’yı cezalandırdı. Olayı anlatan Mustafa’nın babası Mehmet Doğan, “Oğlum eve panik halinde geldi. ‘Baba bana çok kızdılar. Büyük suç işlediğimi söylediler. Cezası 45 bin Euro’ymuş suçun’ dedi. Ertesi gün de okuldan beni arayarak görüşmek istediler. Soykırımı kabul etmemek suç değil. Böyle bir yasanın olmadığını söyleyerek oğlumu savundum. Elbette o kelimeyi etmese iyi olurdu” dedi. O ödevi yapmayacak Okul yönetimi Mustafa’yı 2 gün okuldan uzaklaştırma cezası verdi. Bu süre içinde de “Osmanlı İmparatorluğu tarafından işlenen soykırım: İnsanlığa karşı suç” başlıklı bir ödev hazırlaması istendi. Mustafa’nın ailesi, “baskı dolu ifadelerle dolu ödevi amaçlı bulup” yapmama kararı alarak bölgedeki Türklerin sivil toplum kuruluşu olan COJEP’e başvurdu. COJEP’in araya girmesiyle okul yönetimi aile ile cuma günü yeniden bir araya gelme kararı aldı. Doğan, “Oğlum kesinlikle ödevi yapmayacak. Ama bu sene okulun son senesi. Olmazsa oğlumu okuldan çekmekten başka şansımız yok” dedi. Okul Müdürü: “Mustafa derslerine devam edecek” OKUL müdürü François Vingola, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, Mustafa’nın “hak edilen soykırım” tanımlamasını kullanmasını kabul etmediklerini, uluslararası insani değerler acısından da böyle bir ifadenin kabul edilmeyeceğini belirtti. Okul Müdürü “Bizim yaptığımız Mustafa’ya bunları hatırlatmak isteyen pedagojik bir uygulamaydı. Mustafa okuluna başlamıştır. Hiçbir sorun yoktur, ceza da almayacaktır. Konu bizim için kapanmıştır. Okulumuz laik demokratik bir cumhuriyet okuludur. Ve Mustafa derslerine kaldığı yerden devam edecektir” dedi. Müdür, “Mustafa’yı ödevi yapmaya zorlayacak mısınız” sorusuna ise “Hiçbir zorlama yapılmayacak” yanıtını verdi. (Hürriyet)
SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

10 Ekim 2009 Cumartesi

SARKOZY GÜL ILE GÖRÜNMEK ISTEMEDI

Cumhurbaşkanı Gül'e 'minimum protokol'
FRANSIZ Le Monde gazetesi, Türkiye sezonu için `Görkemli bir açılış' isteyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Fransa'dan `minumum protokol' yapıldığını yazdı. Gazete, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan Cumhurbaşkanı Nicolas Sakozy'nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görünmek istemediğini iddia etti.
Çarşamba akşamı `Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde Cumhurbaşkanı Gül onuruna verilen ve basına kapalı verilen akşam yemeğinde hiç bir Fransız bakanın olmamasına dikkat çeken gazete, Elysee Sarayı'nda iki cumhurbaşkanın buluşacakları yemekten sonra da basın toplantısı olmayacağını açıkladı.
Sarkozy - Erol, THy Fransa Gen müd.

BIR BIRINIZI COK MU ARADINIZ ??


BU ISIN ICINDE BIR SAPIKLIK VAR AMA...HAAA MITTERRAND (madam'in akrabasi) SÜBYANCI VE ESCINSELMIS (Basliga tiklayiniz veya http://www.youtube.com/watch?v=CJJzsQecmyc) Fransa’da 9 ay sürecek “Türkiye Mevsimi” etkinlikleri resmen başladı. Fransa Kültür Bakanlığı, her yıl dünyanın farklı bir ülkesini Fransa’ya konuk ederek Fransız vatandaşlarına bu ülkenin kültürü hakkında 1 yıl süren etkinliklerle tanıtımlar yapıyor. Türkiye’nin 2009’da konuk olması ile ilgili karar eski cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından alınmıştı.
Türk karşıtlığıyla bilinen halefi Nicolas Sarkozy’nin etkinliğin süresini 9 aya indirmesine rağmen büyük hazırlıklar sonunda, Türkiye tarafının iptal etmeyi bile düşündüğü söylentilerinin yayılmasına rağmen, iki ülkenin Kültür Bakanları Paris’te düzenledikleri bir basın toplantısıyla “Türk Mevisimi”ne start verdiler. 31 Mart 2010’a kadar devam edecek olan Türkiye Mevsimi, ülkenin en prestijli müzelerinde sergiler, Louvre Müzesi’nin bahçesinde açılacak kahvehane, bayram kutlamaları, konserler ve panellerle Türkiye’yi Fransa gündeminin ilk sıralarına yerleştirecek.Üç yıla yakın bir sürede yapılan hazırlıklar sonucunda ve yoğun bir hazırlık süreci ve Türkiye ile Fransa’nın toplam 30 milyon euro’luk yatırımıyla gerçekleştirilen mevsim irili ufaklı 400 etkinlikten oluşacak. İşte detaylar:
Sarkozy / Nazan Erol THY Fransa Gen müd.
Cumartesi günü Paris’in simgesi Eyfel Kulesi önündeki meydanda “Anadolu Ateşi” dans grubunun yapacağı gösteri ve Mercan Dede’nin vereceği konser, “Türkiye Mevsimi”ndeki ilk etkinlikler olacak.Başkent Paris’in en önemli 3 müzesinde sergi salonları Türkiye için rezerve edilmiş durumda. Grand Palais’de İstanbul sergisi 10 Ekim’de başlıyor. Louvre Müzesi’nde de aynı tarihlerde Antik İzmir, Hitit Uygarlığı ve Osmanlı kaftanları üzerine üç ayrı sergi yapılacak. Centre Pompidou’da ise Türk video sanatı üzerine bir sergi düzenleniyor. Grand Palais’deki serginin açılışını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile birlikte yapması bekleniyor.
Tarihi Louvre Müzesi’nin Tuileries bahçesinde 15 Temmuz’dan itibaren Cafè Turc kurulacak. Burada bir ay süreyle Türk kahvesi ve Türk yemekleri servis edilecek. Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe, yazar Orhan Pamuk, yönetmen Nuri Bilge Ceylan ve fotoğraf sanatçısı Ara Güler’e törenle kentin anahtarını verecek.19 Eylül’de “Ramazan Gecesi” isimli bir etkinlikle bayram kutlanacak. 8 Ekim’de iki ülkenin cumhurbaşkanlarının katıldığı bir törenden sonra Eyfel Kulesi bir ay süreyle Türkiye renklerinde aydınlatılacak. Fransa’da Türkiye Mevsimi etkinliklerinde, sinema, tiyatro, fotoğraf etkinlikleri de yer alcak. La Rochelle kentindeki sinema festivalinin konuğu Nuri Bige Ceylan olacak, Ara Güler segisi açılacak, ünlü Cahiers de Cinema dergisi Türk sinemasına özel bir sayı çıkartacak. Fransa Kültür ve İletişim Bakanı Frederic Mitterand’ın "Sayın Bakan, benim neden ünlü olduğumu bilmiyor galiba..." diyerek toplantıdakileri güldürdü. Fransa’nın eski cumhurbaşkanlarından François Mitterand’ın yeğeni olan Frederic Mitterand’ın eşcinselliği, Fransız kamuoyunca yakından biliniyor. Ayrıca, Basın toplantısı sonunda, Fransa Kültür bakanlığı tarafından bir kokteyl verildi. Verilen kokteylde içki verilmemesi, Türkiye’nin Orta doğu’daki müslüman ülkeler arasında yer alan bir konumu çağrıştırdığı söylentileri ortalıkda dolaştı. Paris ( Tan-Sar) 1.7.2009
kaynak http://teomankaiser।blogspot.com/
abdullahgul

Le Monde: Gül için Fransa'da minimum protokol

Engin AKGÜRBÜZ / LYON, (DHA)
Le monde gazetesinin verdiği habere göre Türkiye sezonu için "Görkemli bir açılış" isteyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Fransa'dan "minumum protokol" yapılıyor. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan Cumhurbaşkanı Nicolas Sakozy'nin Abdullah Gül ile görünmek istemediğini iddia eden Le Monde, Grand Palais'de yapılacak "Bizans'tan İstanbul'a" isimli serginin açılışında açılış konuşmasını yapacak olan Türkiye Sezonu Komiseri Nazan Ölçer'in bu konuşmayı Türkçe yapacak olmasına "Fransızca konuşulmasını istiyorum" diyerek karşı çıkan Nicolas Sarkozy'nin isteğine Fransız tarihçi Pierre Chuvin'in yapacağı Fransızca konuşmanın da eklenmesinin diplomatik bir sıkıntıyı önlediğini iddia etti. Yarım saat gibi rekor bir sürede yapılacak olan açılış kutlamaları, sergide yapılacak üç ziyaretle sınırlı kalacak. Çarşamba akşamı "Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü"nde Gül onuruna verilen ve basına kapalı gerçekleşen akşam yemeğinde hiç bir Fransız bakanın olmamasına dikkat çeken gazete, Elysée sarayında iki cumhurbaşkanın buluşacakları yemekten sonrada basın toplantısı olmayacağını açıkladı

13 Eylül 2009 Pazar


FRANSIZ BAKAN'IN MÜSLÜMANLARLA DALGA GEÇTİĞİ AN
Fransa, Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin yakın arkadaşı, İçişleri Bakanı Hortefeux, ülkesindeki Müslumanlarla alay ettiği görüntüler...
Dünya Bülteni
Fransız İçişleri Bakanı Brice Hortefeux'nün, Mağrib kökenli bir gençle tanışmasında sarf ettiği sözler, Fransa gündemine bomba gibi düştü. Le Monde gazetesinin sitesinde yayınladığı görüntüler, Fransız hükümetinin Müslümanların uyumundan ne anladığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Olay, iktidardaki Halk Hareketi Birliği'nin (UMP) geçen hafta Landes bölgesinde düzenlediği, parti yetkililerin bir araya geldiği "yaz üniversitesinin" sonunda yaşandı. UMP'nin yerel yetkilileri, görüntüde isminin Amin olduğu anlaşılan genci İçişleri Bakanı Brice Hortefeux ve UMP Milli Meclis Grup Başkanı Jean François Cope'ye takdim ediyor. Mağrib kökenli genç, UMP üyelerinin "Bravo Amin" tezahüratları arasında Hortefeux ve Cope'nin arasına geçerek fotoğraf çektiriyor. Bu arada kalabalıktan sesler yükseliyor: "Entegrasyon bu işte!" Ve bir UMP üyesi, "Domuz yiyor ve bira içiyor" diye bağırarak Amin'in ne kadar uyum sağladığına dikkat çekiyor. İçişleri Bakanı ise takdim karşısında, "Bu, prototipe uymuyor." diyor. Ardından, gülerek, "Her zaman bir tane lazım, o zaman iyi. Ama çok oldukları zaman sorun oluyor." şeklinde devam ediyor. Hortefeux, Sarkozy'nin çocukluktan beri yanında tuttuğu en yakın dostlarından biri. İçişleri bakanı olmadan, Sarkozy'nin kurdurduğu Göç, Milli Kimlik ve Entegrasyon Bakanlığı koltuğunda oturuyordu.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,

SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

KÜRTLER FRANSA İLE ASKERİ İŞBİRLİĞİ ARAYIŞINDA!
DELİL FIRAT-ANF-13 Eylül 2009
PARİS - Federal Kürdistan Bölgesi yetkililerinin son gün aylarda Fransa’nın peşmergelerle askeri işbirliği yapması için girişimlerini arttırdığı öner sürüldü. Fransa’nın ise merkezi Bağdat hükümeti kızdırmamak için silahlanma alanındaki işbirliğine sıcak bakmadığı belirtiliyor. Le Figaro gazetesine göre Federal Kürdistan Bölgesi yetkilileri son aylarda Fransa ile bir askeri işbirliği konusunda temaslarını arttırdı. Gazeteye konuşan bir diplomat, “Bizden askeri ekipman istendi ama aynı zamanda Fransa’da kendi adamlarının eğitimi de istendi” dedi. Ancak bu taleplerden uzak durduklarını belirten diplomat, Kürt yetkililere bu taleplerini önce merkezi Bağdat hükümetinden geçirmeleri yönünde tavsiyelerde bulunduklarını söyledi. Diplomat, Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in Kürtlerle “dostluğu” ve Kürdistan’ın kalkınmasına olan “canlı ilgisi” göz önüne alındığında bu taleplerin kendilerini “sıkıntıya soktuğunu” söyledi. Bağdat Merkezi hükümeti Kürtlerin otonomilerini güçlendirmesine karşı çıkıyor. Ancak buna karşın Kürtler de ABD’nin 2011’de askeri birliklerini çekmesinden önce pozisyonunu daha da güçlendirmek istiyor. Gazeteye göre mevcut durumda Paris ile Kürtler arasındaki işbirliği istihbarat paylaşımı ile sınırlı. 2007 yılından bu yana Fransa’nın Hewler’de bir konsolosluğu bulunuyor ve Fransız şirketler yoğun bir şekilde yerel ekonomiye katılıyorlar. Ancak diplomata göre silahlanma ve petrol alanında Paris’in tutumu net: “Bağdat’taki merkezi hükümeti kızdıracak bir şey yapmıyoruz.” Fransa her ne kadar Federal Kürdistan Bölgesi ile sıkı ilişkileri olsa da Irak’ın birliğine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söylüyor. Ayrıca aylardan beridir Bağdat ile önemli askeri ve petrol anlaşmaları konusunda müzakerelerde bulunuyor.
Fazla uzatmaya gerek yok.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,

SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."