7 Nisan 2010 Çarşamba

MİLAT :2012 DEN EVVEL



ABD Başkanı Barack Obama ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy geçen hafta ABD’de görüştüler. Görüşmeden çıkan ortak karar ise:
Birleşmiş Milletlerden İran’a karşı yaptırımların en geç birkaç hafta içerisinde hayata geçirilmesi ve BM Güvenlik Konseyi’nde oy hakkı olan Çin’in sonraki adımları artık veto etmeyeceğini umduklarını şeklinde oldu.

Barack Obama “Umut ediyorum ki bahar mevsiminde yaptırımlar etkin olacaktır. İran’ın eylemleri sonucu Ortadoğu’da olabilecek bir çatışma ortamı tam da dünya ekonomisi durgunluktan çıkarken, ekonomide büyük iktidarsızlığa yol açacaktır” dedi.
Nicolas Sarkozy ise “Güvenlik Konseyi’nin daha sert ve güçlü yaptırımları uygulama zamanı geldi” şeklinde oldu.
ABD Başkan Yardımcısı Hillary Clinton, İran’ın son 15 ayda hiçbir şekilde üzerine düşen uluslararası yükümlülükleri yerine getirmediğini ifade ederken “Bu Güvenlik Konseyi’nde bir karara varmamız umutlu olmamı sağlayan sebeptir” dedi.
Tün bu emperyalist gürültülerin arasında benim için önemli tek bir cümle vardı.
“Çin’in sonraki adımları artık veto etmeyeceğini ummuyoruz”
Evet, Çin BOP karşısındaki en büyük engel.
Çünkü Çin elinin altındaki coğrafyanın ABD emperyalistinin çıkarları doğrultusunda şekillenmesini istemiyor. İstememesi de gayet doğal. Bu nedenle her fırsatta Irak’ın bütünlüğünden ve kendi kaderini kendisi belirlemesi gerektiğinden bahsediyor.
Dünya’nın birçok bölgesinde ABD ile bilek güreşine girmiş durumda. Sudan petrol işletmelerini ABD’nin elinden kapmayı başardı. Sudan halkı Çin’den memnun. ABD sömürüyordu, Çin yatırım yapıyor şeklinde konuşuyorlar. Gerçeklerde bu şekilde. ABD sadece petrolünü alıp götürürken, Çin altyapı, sağlık özelliklede su üzerine yatırımlar yaptı. Hint okyanusu petrol trans yolları üzerinde de ABD ve Çin birkaç kez burun buruna geldiler.
ABD’nin dümen suyunda olduğu davranışlarına yansıyan Fransa cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Barack Obama ile birlikte yaptıkları bu açıklama İran konusunda ABD’nin sağ kol rolünü İngiltere değil Fransa üslenecek gibi duruyor.2008 yılında Total İran’dan Azerbaycan’a kaydırılması da bir gösterge. Yahudi Nikolas yine kendi gibi Yahudi olan Barack’ın kardeşliği 2012 yaklaşırken anlamlı değil mi?

2012 filmi, depremler, yıkım, çöküş. Dünya psikolojik olarak hazırlandı.
Hatırlayın, Irak’a girilmeden önce de “Kara Şahin Döştü” diye bir film yapılmıştı. Sıradan bir savaş filmi olmasına rağmen üzerine bir de Oscar çakılmış ve “Oscar almış film” imajıyla daha çok kişiye ulaştırılmıştı. ABD Irak’a saldırdığında hala dünya Irak’ta Cehennem topları var diye inanıyor ve filmin hipnozu altında olan biteni anlamaya çalışıyordu.
2012 filmine Oscar çakmaya gerek kalmadan yeteri kadar ilgi gördü. Depremlerle her yer yıkıldı. Ardından Meksika’da 7,1,ardından Endonezya’da 7,8 depremler oldu ama doğru dürüst ilgi bile görmedi. Nicola Tesla’nın HAARP aracı çalışıyor ve 2012’ye hazırlanıyor gibi.
Gelişmeleri iyi analiz etmemiş ve üzerine ciddi anlamda eğilmemiş kişilere komplo teorisi gibi görünecek olduğunu bildiğim bu cümleleri burada kesiyorum.

Ama tam burada tarih ağlarını çok farklı bir yerden örmeye başladı. Yine Asya’nın göbeğinden. Bu kez eline bir tane kitap almamış ama ilk kanunları koymuş Cengiz Han değil, ABD kılığına bürünmüş Siyonist yılanının karşısında bu kez Çin dikilecek gibi duruyor. ABD’nin sağ kol olarak Fransa’yı kullanarak saldıracağı sırıtan İran’a Çin yatırımları Almanya’ya yaptığı yatırımları geçmiş durumda.
Bu çok önemli bir gösterge ve bir başkaldırı. BM’ler de İran yaptırımlarını her seferinde veto etmesi de cabosu.
Kısacası BOP’nin (Büyük Ortadoğu Projesi) önünde tek engel kaldı: ÇİN.
İşte bu ay sonunda Çin Başkanı Hu Jintao’nun katılacağı Washington’da düzenlenecek Nükleer Güvenlik Zirvesi işin rengini belli edecek.
Sağ kol Fransa’ya giden BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan Türkiye’nin AB üyeliğini en sert şekilde karşı gelen Polonya Yahudisi Nicolas Sarkozy ile çok samimi pozlar verdi.
Yine Türkiye’nin AB üyeliğine girişini istemeyen Almanya Başbakanı Angela Merkel aniden ve çok samimi bir Türkiye gezisi sizce tesadüf mü?
Siyon yılanı coğrafyamıza çörekleniyor ve gizemli yıl 2012 yaklaşıyor. Filimi de tamam ve gerekli ilgiyi gördü. Artık eylem zamanı.
2011 seçimlerini mutlaka AKP kazanmalı ki hesap bozulmasın.
Daha yazılacak çok şey var ama okumayı sevmeyen arkadaşları uzun yazılarla boğmayalım.
Görüşmek üzere.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
AYŞE HÜR'ÜN ATA'YA OPORTÜNİST DEDİĞİ E-MAİLİ



ERMENİ YALANINDAN İLK DÖNEN



Ukrayna’nın Harkov bölgesindeki bir yerel belediye meclisi, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili daha önce kabul ettiği kararını iptal etti.
Kırım Haber Ajansı'nın haberine göre, İzyum Şehir Belediye Meclisi, 
Aralık 2009'da kabul ettiği Ermeni iddialarıyla ilgili kararı, 26 Mart'ta yapılan toplantıda iptal etti.
Haberde, Ukrayna'da alınan bu iptal kararının, dünyada 1915 olaylarıyla ilgili ilk iptal örneği olduğu belirtildi.
Karara ilişkin açıklama yapan ve iptal kararının alınması için çok çalıştıklarını belirten Kırım Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Rehim Hümbetov, "Artık Ermeni iddialarına ilişkin kabul edilen kararların iptali için uluslararası düzeyde mücadele etme vaktinin geldiğini" söyledi.
Hümbetov, belediye meclisinin daha önce aldığı kararın, Ukrayna kanunlarına aykırı olduğunu belirterek, incelenmesi ve iptali için İzyum savcılığına da başvurduklarını ve yoğun çabalar sonucunda kararın iptal edilmesini sağladıklarını belirtti.
Yaklaşık 60 bin nüfuslu şehir, Harkov'un merkezinden 120 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Hürriyet.03.04.2010


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

KOALİSYONUN ADI: AKPKK

"Dün Van'daydım. O yaşadığımız olayları izlediniz. Bu olaylarla ilgili doğru bir değerlendirme yapmanıza yardımcı olmalıyım. Bu olay oradaki BDP'lilerin yaptığı bir olay değildir. Bu konudaki samimi kanaatimi açıkça ifade etmeliyim. Bu olay AK Parti'nin organize ettiği bir olaydır. Bu olay Van halkının sorumluluğunda ortaya çıkan bir olay değildir. Van Havaalanına indik. Çok güzel bir karşılama oldu. Şehir içinde çok sıcak bir ortamın içinde karşılıklı selamlaşarak güler yüzle Van sokakları içinden
geçtik. Kentin bütün esnafını, caddelerini geçtik. Hiçbir sorun yok. Gerçek Van halkı karşımızdaydı. Kongrenin toplanacağı sokağın başına geldik. Birkaç yüz kişi toplanmış. Ellerinde pankartlar var. Yürüdük geçtik. Büyük bir coşku içinde kongreyi tamamladık. Yazdıkları pankartlar BDP pankartları değil. Başka bir iş vardı."

"Kızgınlık öfke tepki eden ifadeler. Biraz konuyla ilgilenen arkadaşlarımız o anda ve gece buraya gelinceye kadar bize gerekli istihbaratı aktardılar. Açıkça Ak Parti'nin sorumluluğu altında Başbakan'ın yardımcısı Hüseyin Çelik'in yakınları orada bu olayı yapmıştır. Bu olay yaşanırken, MYK üyemiz arkadaşımıza Van'ın BDP'li Belediye Başkanı telefon açtı. Bize, 'Şunu çok açık bilmenizi istiyorum, BDP ile ilgili bu olayın hiçbir alakası yoktur' dedi. Yerel medya temsilcileri de gerekli çalışmayı yaptılar. Son seçimlerde kaybeden Van'ın AK Parti'li eski belediye başkanı olmak üzere pek çok AK Parti'linin bu olayın içinde yer tuttuğu çok açıkça yer bulmuştur. İlk kez 1959'da Uşak'ta İsmet Paşa'ya taş atılmasından bu yana ilk kez
iktidardaki bir partinin himayesinde böyle bir saldırı, bir sokak eylemi ilk kez sergilenmektedir"

"AK Parti işi sokağa dökmüştür. AK Parti işi sokak saldırılarına dökme noktasına gelmiştir. Bu büyük bir acizliktir. Utanç verici bir manzaradır. Bu olaylar, onu gerçekleştiren hiçbir partiye hayır getirmemiştir. Bir iktidar partisi, ana muhalefet partisine böyle bir tepki gösteriyor. Bir muhalefet partisi Sivas'ın ötesine geçemiyorsa, bundan bizzat Başbakan
sorumludur. Başbakan bu sözüyle tespit değil tehdit yapıyormuş. Sivas'ın ötesine geçerseniz, ben karışmam diyormuş. Çok üzüntü verici bir tablodur. Böyle bir tablo karşısında iktidar bu manzaradan dolayı büyük üzüntü duymalı ve özür dilemelidir. Gerçekten hukuka saygılı bir iktidar varsa onun görevidir. Hiç kimse bizi yurdumuzun herhangi bir parçasına gitmekten alıkoyamaz. Biz de bu olaylardan dolayı hiçbir şekilde üzüntü içine girmeyiz. Bileceğiz ki bu olaylar Van halkına yakışmaz. Bu iş gücünü iktidardan alan bir çetenin işidir. Eğer bugüne kadar Van'a bir gidiyorsak bundan sonra 3 gideceğiz. CHP'nin ilkelerini ve politikalarını Türkiye'ye hep beraber taşıyacağız"
Bu sözler Bartın İl Kongresine katılan CHP Başkanı deniz Baykal’a ait tarihe geçecek ibretlik cümleler. Bu konuşmasını canlı olarak veren tek kendi kanalı Halk Tv vardı ve tamamını dinledim. Ana muhalefet partisinin konuşmasını ne yazık ki medyamızın hiç biri canlı vermiyor. Bu bile medyamızın içler acısı durumunu görmeye yeter.
CHP’li olalım ya da olmayalım. Deniz Baykal’ı sevelim ya da sevmeyelim. Bu cümleler tarihe geçecektir.
Ama gelelim bu tarihi konuşmanın analizine.
Bir iktidar partisinin başkan yardımcısı (Hüseyin Çelik) hısım akrabasını topluyor ve Ana muhalefet partisini taşlatıyor.
Hüseyin Çelik bunu yaptırırken ne düşünüyordu dersiniz?
Ben söyleyeyim:
Türk halkı bunu pkk’nın siyasi kanadı olan BDP’den bilecek.
Ve gerçektende böyle düşündük.
Ama BDP il başkanı arıyor ve “bu bizimle alakalı değildir” diyor.
Emin olun eğer BDP bunu yapmış olsa zaten kalkıp aramazdı.
Buradan çıkan sonuç şudur:
Bir iktidar partisi terör örgütünün siyasi kanadından daha saldırgan ve hukuk tanımaz olmuştur. Bu resmen dibe vuruş, siyasi bir rezillik, son çırpınışların işaretidir.
Deniz Baykal çok doğru ama az söyledi.
Tayyip Erdoğan’ın “Sivas’tan öteye geçemezsiniz” sözleri “tespit değil tehditmiş” Yani “Sivas’tan öteye geçerseniz size saldırtırım” diyormuş başbakan.
Bu olaylar bana daha önce yazdığım bir yazıyı hatırlattı.
AKP radikalleşiyor. Pkk siyasallaşıp normalleşiyor. Ve bunun sonu AKP-Pkk koalisyonuna gider temasını işlemiştim. Bu olay bu tezimi doğrular nitelikte. Hatta seçimlere yaklaştıkça ve yandaş medyadan halka sunulmayan gerçek kamuoyu yoklamaları ellerine ulaştıkça Pkk’nın siyasi kanadı ve AKP yer değiştirecektir. AKP bayıla pkk ile koalisyon yapmak isteyecektir.
Pkk’nın siyasi kanadı AKP’nin çöküşüne ortak olmak istemeyecektir. Belki bir ihtimal çöken binadan bir iki parça eşya kapabilir miyim? Derse de binanın altında kalacaktır.
Bu iş bitmiştir ve emperyalistlerin uşaklarının tek çıkışı ağlayarak, zırlayarak Türk Halkının önüne çıkmaktır.
Anayasayı değiştirme isteklerinin iki ucu vardır.
Ve mutlaka bu halka anlatılmalıdır.
Sadece kendini kurtarmak için yapılan suçlardan yargıyı yok ederek veya yandaş yaparak kurtulmak değildir.
Diğer olasılık ise halk oylamasına gidilse bile bir yıl gerekmektedir ve bu 2011 eder. Yani seçimler var ve halk oylaması yetişmeyecektir.
İşte burada kırmızı ışıkta duran, Ecevit’e Anayasa Kitabı fırlatan, tüm eleştirileri sessiz kalan emekli Reis-i cumhur Ahmet Necdet Sezer’in ağzından olduğu iddia edilen sözcükler piyasada dolaşıyor. Özetle suskun emekli şunu diyor:“Anayasa değişikliği güçler ayrılığını değil, güçler birliğine sebep olur. Bunu Anayasa mahkemesi iptal eder.”
Güzel ederde ağlaya, zırlaya yedi senedir milleyin anasını ağlatan iktidar zaten bunu istiyor. Seçime giderken medya gücü elinde, kendi zenginini oluşturmuş Akp bunu nasıl kullanır?
Anayasayı değiştirecektik, demokratik çağdaş bir anayasa yapacaktık. Fakat biz dindar olduğumuz için Anayasa Mahkemesi alevi olduğu için, TSK dinsiz olduğu için buna izin verdi. Bundan güzel ağlama mı olur?
Bu daha önce denendi ve sonuç aldı. Türk halkının yumuşak karnı dindir ve emperyalist uşakları bunu çok iyi kullanmaktadır.
Ata daha 23’lü yıllarda anlam olarak şu cümleleri kullanmıştır.
Emperyalistler bir dahaki gelişlerinde dini kullanacaklar.
İşte geldiler.
Görüşmek umuduyla.
NOT: Ahmet Necdet Sezer’i eleştirmek değil maksadım. Bunca olay olurken sakin emekliyi oynaması ve hiç olmadık zamanda AKP’nin önünü açacak konuşma yapmasınadır tepkim. Görevi esnasında sevdiğimiz saydığımız bir insandır.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."