ANTLAŞMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANTLAŞMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2010 Pazar


İRAN, TÜRKİYE VE BREZİLYA ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMA METNİN İÇERİĞİ


Mehr haber ajansı muhabirinin bildirdiğine göre, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki 17 Mayıs 2010 tarihinde sağlanan 10 maddelik anlaşma metnin içeriğini açıkladı.
10 maddelik anlaşma metnin içeriği şöyle:

*Üç ülke nükleer silahların yayılmamasına vurgu yapmaktadırlar ve tüm üye ülkelerin yanı sıra İran İslam Cumhuriyeti’nin yakıt çarkı üzerinde araştırma ve ilerlemesine vurgu yapmaktadırlar.

*Yeni bir işbirliği ve teamüllerin başlanması için gayri tekabül, olumlu ve yapıcı bir ortamda bu üç ülke anlaşma metnindeki maddelerin icra edilmesine kayıtsız şartsız inanmışlardır.

*Yakıt takası barışçıl nükleer teknoloji alanlarda işbirliğin başlanması için önemli bir adım olarak nitelendirmektedir.

*Nükleer yakıt takası ileriye dönük olarak milletlerle işbirliği yapmak için başlangıç noktası oluşturacağı gibi olumlu işbirliği ve barışçıl nükleer işbirliğine dönüşmeli ve İran hukukuna hedef alan her çeşit tehdit dolu beyanatlar ve davranışlardan kaçınılmalı ve yerinde nükleer işbirliği ön görülmeli.

*1200 Kg az düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun İran’ın mülkiyeti altında kaydıyla İran ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun gözetimi altında Türkiye’de emanet olarak tutulacaktır.

*İran İslam Cumhuriyeti yukarıdaki konularla onayı olduğuna dair 7 gün süre zarfında Uluslararası Atom Enerjisi Kurum’a bildirecek ve Viyana grubu (Rusya, Fransa, ABD ve UAEK) olumlu yanıt verdiğinde Tahran reaktörü için 120 Kg nükleer uranyum temini için İran ve Viyana anlaşmasıyla ilgili olarak yazılı anlaşma yoluyla, açıklık getirecektir.

*Viyana grubun onayı ilan edilinceye kadar taraflar 6. Maddeyi uygulamak için kendilerini muvazzaf görülmektedir ve İran ise az zenginleştirilmiş 1200 Kg uranyumun (LEU) intikalyla onayını ilan edilmektedir ve Viyana grubu ise Tahran reaktörü için gerekli olan 120Kg miktarında  yakıtın teslimini taahhüt etmektedir.

*Bu anlaşmaya göre İran’ın isteği üzerinde takas gerçekleşmezse, Türkiye yakıtı İran’a geri verecektir.

*Ortak endişeler çerçevesinde Türkiye veya Brezilya’da olmak üzere İran ve 5+1’in müzakerelerine başlanması için Türkiye ve Brezilya olumlu yaklaşmaktadırlar.
Bu anlaşmada Türkiye ve Brezilya NPT antlaşması hukukuna sadık kalan İran’ın yapıcı yaklaşımından takdirlerini dile getirmekte, ayrıca bu iki ülke İran’dan da teşekkür etmektedirler.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Süreyya Seyyahoğlu / Washington
Perşembe günü Türkiye'de Başbakan Tayyip Erdoğan ile Rusya Başbakanı Vladimir Putin arasında imzalanan anlaşmalar Washington'da kaşların kalkmasına neden oldu. ABD'li yöneticiler resmi ağızlardan konuya mesafeli yaklaştıklarını ifade etseler de, Washington'ın temkinden de öte anlaşmalardan dolayı tedirgin olduğu ifade ediliyor. Washington'da özellikle 27 Nisan Muhtırası öncesi ve sonrasında Başbakan Erdoğan'la ilgili önemli iddialardan biri, Putinleşme sendromu ve Erdoğan'ın Türkiye'yi Rusya'ya yakınlaştıracağı şeklindeki iddialardı. Her ne kadar ABD Yönetimi bu tür iddiaları ciddiye almasa da, bunun bir alıcı kitlesi olduğu açıktı. 27 nisan sonrası düzenlenen ve Ergenekon iddianamesinde ayrıntıları ortaya çıkan "Cumhuriyet Eylemleri" ile parallel giden süreçte Washington'da Erdoğan'ın Putin'le yakın ilişkiler kurduğu iddia ediliyordu. Türkiye'nin özellikle enerji konusunda Rusya ile yaptığı anlaşmalar, Kafkasya İşbirliği ve İstikrar Platformu'nda ABD'ye yer açmayarak, platformu sadece Kafkasya'da toprağı olan ülkelere has kılması ve Rusya ile nükleer enerji konusunda gelişen işbirliği Washington'ı tedirgin ediyordu. Buna bir de Washington'daki Rus-düşmanı lobilerin faaliyetleri katılınca belli kesimlerde Türk-Rus yakınlaşması fikri oluştu. Ancak Ergenekon operasyonuyla Rusya ile irtibatlı olduğu iddia edilen ve ekseriyeti Erdoğan'a karşı isimlerin tutuklanması bu iddiayı biraz zayıflatmıştı. Şimdilerde yine Washington'da aynı iddialar müşteri bulmaya başladı. Türkiye'nin geçen yaz NATO gemilerine Montrö şartlarını dayatmasından rahatsız olan Pentagon'dan bazı kesimler, şimdilerde Putin-Erdoğan anlaşması konusundaki çekincelerini yeniden gündeme getirmeye hazırlanıyor. Güney Akım gibi Nabucco'ya zarar verebileceği iddia edilen anlaşmaların imzalanması bu kesime daha da fazla malzeme veriyor. Şimdilerde Türkiye'nin Güney Akım'a imkan veren bu anlaşmayı imzalayarak tarafını belli ettiğini iddia ediliyor. Hele bir de bunun üzerine nükleer santral anlaşmasındaki pürüzlerin giderileceğinin açıklanması Washington'daki bir kesimi iyice tedirgin etti. Bu kesim eski iddialarını tekrarlayarak saldırıya geçmeye hazırlanıyor. Yönetim ise bu konuda daha temkinli. Gürcistan konusunda Türkiye'nin eleştirilere rağmen yardım ettiğini hatırlayan yönetim, Ermenistan'la ilişkilerin normalleşmesinin Rusya şartına bağlı olduğunu görüyor. Bunu hafifletici sebep olarak gören yönetim, Güney Akım'a ise Rusya'nın Nabucco'ya zarar vermemesini sağlayacak bir teskin edici anlaşma gözüyle bakıyor ve Güney Akım'ı çok ciddiye almıyor. Bunda elbette Güney Akım projesinin maliyetinin Gazprom tarafında bile olsa kolay kolay karşılanamayacağına olan inanç var. Yine yönetimde Rusya ile ilişkileri "resetleme" konusunda adım atan ABD'nin, kendisi Rusya ile ilişkilerini düzeltirken, müttefiki Türkiye'den aksini istemesinin ABD'nin ahlaki duruşuna zarar vereceği ifade edilerek, konunun reelpolitik olarak okunması tavsiye ediliyor. Ancak yine de yönetimin de zaman zaman bu konuda tereddüte düştüğünü kabul etmek gerekir. Neticede Karadeniz'de ve Avrasya'da büyük bir oyun oynanıyor. Henüz taraflar tam olarak belirlenmiş değil. Türkiye de mümkün olduğunca partizan bir taraf olmadan, olay bazlı tavır almaya çalışıyor. Ancak tüm taraflar Türkiye'nin kendisinden yana tavır almasını istiyor. Nabucco projesi devam ettikçe, ABD'nin şimdilik tereddütlerini bir kenara bırakacağı tahmin edilebilir.