HSYK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HSYK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2010 Perşembe

ADALET BAKANLIĞI, KARARNAMENİN KARARA BAĞLANMAYAN BÖLÜMLERİNİ HSYK’DEN GERİ ÇEKTİ
12 Eylül planı kilitledi
ALİCAN ULUDAĞ- Cumhuriyet 19.08.2010

AKP hükümeti ile Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) arasında Ergenekon davası başta olmak üzere İstanbul, Erzurum ve Diyarbakır’daki özel yetkili mahkemelerin hâkim ve savcılarının yerlerinin değiştirilmesi konusunda kriz çıktı. HSYK’nin seçilmiş üyeleri, aralarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı ile Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün de bulunduğu bazı hâkim ve savcıları değiştirmeyi önerdi. Adalet Bakanlığı, bunun üzerine kararnamenin karara bağlanmayan bölümlerini geri çekti. Buna tepki gösteren HSYK’nin seçilmiş üyeleri, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in böyle bir yetkisi olmadığını kaydetti. Söz konusu kararnamenin, 12 Eylül’de yapılacak referandum oylaması sonrasına kalabileceği belirtiliyor.
HSYK’de mahkeme başkanları, cumhuriyet başsavcıları ile özel yetkili hâkim ve savcıları kapsayan unvanlılara ilişkin kararnamenin çalışmaları krizle noktalandı. Önceki gün yapılan toplantıda, Adalet Bakanı Ergin ile müsteşarı Ahmen Kahraman’ın toplantıyı terk ettiği ve dün bir çalışma yapılamadığı öğrenildi. Başkanvekili Kadir Özbek, kurul çalışmaları için dün sabah HSYK’ye girişinde “Kurul çalışmalarında önemli sıkıntılarımız var aşmaya çalışıyoruz”dedi. Özbek’in bu sözlerinden kısa bir süre sonra Adalet Bakanlığı yazılı açıklama yaptı. Unvansız taslağında kalan 67 hâkim ve savcı ile unvanlılar taslağındaki 79 hâkim ve savcının durumlarının görüşülmesi sürerken HSYK üyelerince, bunların dışında 84 kişinin kararnameye eklenmek istediği belirtilen açıklamada, ayrıca 140 kişinin isimlerinin değerlendirilerek gerekirse kararnameye eklenmesi önerisinde bulunulduğu kaydedildi. Bu teklifler içerisinde başta İstanbul, Erzurum ve Diyarbakır olmak üzere özel yetkili (CMK 250) mahkemeler ve savcılıkların yapısını tamamen değiştirmeye dönük önerilerin de bulunduğu ifade edilerek, “Yargı bağımsızlığı ve tabii hâkim ilkesini ihlal etmeyecek şekilde hazırlanacak yeni çalışmayı Kurul’un önüne getirmek üzere kararname taslaklarının karara bağlanmayan bölümleri geri çekilmiştir” denildi.

HSYK’nin seçilmiş üyeleri, kendi aralarında 6 saatlik bir durum değerlendirmesi yaptı. Toplantının ardından yapılan açıklamada, kurulun iç yönetmeliğine işaret edilerek, “Kurul gündemine alınan konular, kurulca incelenip görüşülüp değerlendirilip karara bağlanmak durumundadır. Adalet Bakanı’nın kurul gündemi tamamlanmadan veya kurul tarafından erteleme ve ara verme gibi bir karar verilmeden gündem konusu taslağı geri çekme yetkisi yoktur”denildi.
Açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, İstanbul Adalet Komisyonu Başkan Yardımcısı Mehmet Şefik Mutlu ve İstanbul CMK 250. maddeyle yetkili 9, 10, 11, 12, 13, ve 14. ağır ceza mahkemeleri başkanlarının imzalarını taşıyan ve bu mahkemelere “1 veya mümkün olursa 2’şer üye hâkimin görevlendirilmesini” isteyen dilekçe örneklerine de yer verildi. Açıklamada, 2009 adli yargı kararnamesi çalışmalarında İstanbul’da CMK 250. maddeyle yetkili bazı cumhuriyet savcısı ve hâkimlerle ilgili tekliflerin “bu kişiler hakkındaki şikâyet ve başvuruların yasal gereği yapıldıktan sonra”görüşülmesine karar verildiği anımsatılarak aradan geçen süreye rağmen bu konuda bakanlığın kurulun önüne taslak getirmediği, kurul çalışmalarını engelleyici müdahalelerde bulunduğu ifade edildi.
Özbek, HSYK çıkışında soruları yanıtlarken, “Sayın Adalet Bakanı’nın, kuruldaki başkanlık sıfatı ile yürütmenin bir üyesi sıfatını tam ayırmamasından kaynaklanmaktadır. Bizim mevcut olan herhangi bir dava ile herhangi bir yerde yapılan bir soruşturma ile ilgili bir sorunumuz yok” dedi. Özbek, bakanlığın kararnameyi geri çekmesinin hukuki sonuçlar doğuracağını da kaydetti.

Cumhuriyet’e konuşan HSYK üyesi Ali Suat Ertosun da özel yetkili mahkemelerin yapısının değiştirilmesinin söz konusu olmadığını kaydederek “Nasıl başka bir mahkemedeki bir hâkim başka yere alınıyorsa, özel yetkililerdekiler de alınabilir. Biz alalım da demedik. Durumlarını değerlendirelim dedik. Bunu biz sormayacağız da kim soracak? Bunun neden yapı değiştirmek diye kastedildiğini anlamıyorum. Demek ki orada kemikleşmiş yapı var. Peki bu kemikleşmiş yapı birtakım rahatsızlıklar veriyorsa değiştirilmesi gerekmez mi?” görüşünü kaydetti. Bakanlığın kararnameyi 12 Eylül sonrasına bırakıp bırakmayacağıyla ilgili soru üzerine Ertosun, “12 Eylül sonrasına bırakılması hukuki ve etik olmaz” dedi. “Bu son bunalımın son derece önemli” olduğunu dile getiren Ertosun, kurulun tarihinde ilk kez adli tatilde çalışma kararı aldığını belirtti.
HSYK’deki krizin, özel yetkili mahkemelerde görevli 24 hâkim ve savcının görev yerinin değiştirilmesi önerisi üzerine yaşandığı belirtildi. Bu isimlerin büyük bölümünün Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda görevli olduğu iddia edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı ile cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Fikret Seçen ile İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi İdris Asan, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Ali Efendi Peksak’ın bunlar arasında olduğu bildirildi. Ayrıca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak ile Erzurum’daki bazı savcı ve hâkimlerin de yerinin değiştirilmek istendiği dile getirildi.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

26 Haziran 2010 Cumartesi


ANAYASA KATLİ İÇİN HALK OYLAMASI YAKLAŞTIKÇA AKP SÖYLEMİNİ SERTLEŞTİRİP TOPLUMU PROVEKE EDECEK
HEDEF:
HAKİM SAVCILAR YÜKSEK KURULU (HSYK)
ANAYASA MAHKEMESİ




Hüseyin çelik bunu söylüyor ama bunun benzerini Ergenekon düzmecesiyle kendileri yaptı.Ciddiyetten uzak yılışık söylemden başka bir şey değil.

Bu adamdan ciddi bir açıklama beklemekte biraz saflık olmaz mı?



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

18 Mart 2010 Perşembe

İŞTE AKP'NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

31 Temmuz 2009 Cuma


YARGIYA TUZAK KURULUYOR

Ergenekon savcı ve hakimlerine ilişkin atamaları tıkamak ve Ergenekon sanığı ile görüntülenmekle suçlanan HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, hakkındaki iddialara cevap verdi. Ertosun, hakkındaki haberlerin eleştiri sınırını aştığını organize bir şekilde yargıya tuzak kurulduğunu vurguladı.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Üyesi Ali Suat Ertosun, Adalet Bakanlığı ek binasında basın toplantısı yaptı. Bir süredir hakkında çıkan iddialara yanıt veren Ertosun öne sürülenler için dava açacağını, soruşturma istediğini söyledi ve kendi şahsında yargıya organize bir şekilde tuzak kurulduğunu vurguladı.
Çok sayıda basın mensubunun katıldığı toplantıda konuşan Ertosun "Son günlerde gerek şahsıma gerekse HSYK'ya yönelik eleştiri sınırlarını da aşacak şekilde maksatlı yayınlar yapılmaktadır. Bu yayınları üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Birincisi hakaret küçük düşürme ve karalama amacıyla, ikincisi ceza ve tevkif evleri genel müdürü olduğum dönemde yapılan birkaç olaya dair kurulan komplo teorilerinde, üçüncüsü şahsım hedef alınmak suretiyle HSYK'ya yönelik olanlardır. Birincisi eleştiri amacı taşımayıp hakaret etme küçük düşürme düşüncesiyle yapılan yayınlarla ilgili yasal başvuruda bulunulacaktır" dedi.
Ertosun konu başlıklarıyla şunları söyledi:
"BEN ATANDIĞIMDA CEZAEVLERİ BÜYÜK SORUNDU"
Cezaevleri Genel Müdürlüğü'ne atandığımda cezaevleri ülkemizin önemli sorunlarından biriydi. Devletimiz uzun yıllar bazı cezaevlerine hakim olamamış, terör için okul vazifesi görmüş, firarların gerçekleştiği, tutukluların mahkemeye çıkarılmadığı, adliyeye getirilemedikleri, içeriye silah sokulduğu yerler haline gelmişti. Cezaevlerinin koğuş sistemi halinde olması da bunların nedenidir.
"F TİPLERİ İLE DENETİM SAĞLANDI"
Sonrasında koğuş sisteminden oda sistemine geçirildi. 11 F tipi cezaevi çok uygun fiyata yapılmıştır. F Tipi cezaevlerinin hizmete girmesiyle güvenlik sorunu çözülmüştür. Terör suç örgütü üyelerinin hâkimiyeti sona ermiştir. Ölüm oruçları bitmiş, çok sayıda hükümlü ve tutuklu terörden kurtulmuştur. Bu ülke teröre 30 milyar doların üzerinde para harcanmıştır. Bu paraların büyük kısmı cezaevlerine ayırılmıştır. Cezaevleri terör yuvası olmaktan çıkmıştır. Hayata Dönüş Operasyonu, cezaevleri sorununun had safhaya alındığı dönemde yapılmıştır, bu tek başına benim kararım değil, hükümetin ve devletin de kararıdır...
MUSTAFA DUYAR
Mustafa Duyar'ın öldürülmesine ilişkin bazı iddialar da var hakkımda. Şahsıma yönelik olarak yapılan yayınlar için hakkımda inceleme ve soruşturma yapılmasını istedim. Soruşturma sonunda soruşturmaya geçilmesine yer olmadığına karar verildi. Afyon Cezaevi'ndeki kişiler de soruşturmaya tabi tutulmuştur. Silahı sokan orada bir müdürdür ve o müdür hakkında da gerekli işlemler yapılmıştır.
KENDİ İSTEĞİYLE NAKLEDİLDİ
Mustafa Duyar'ın Afyon Kapalı Cezaevi'ne nakli kendi isteğiyle yapılmıştır. Ergin kardeşler ise Kırklareli Savcılığı istemiyle Afyon Kapalı Cezaevi'ne 1997'de nakledilmişlerdir. Ben 16.11.1998'de oraya genel müdür oldum.
CAN DÜNDAR'IN RÖPORTAJ TALEBİ
Can Dündar, Duyar ile Sabancı suikastının yıl dönümü nedeniyle görüşmek istemiş; yargılamayı etkiler diye benim taraftar olmamama rağmen Bakanlık tarafından izin verilmiştir. Duyar para talep ettiği için gazeteci Can Dündar ile görüşemedi. Beni röportaja engel olmakla suçlayan Can Dündar'dan manevi tazminat kazandım.
ÜSTÜN HİZMET MADALYASI ALDIM
Cezaevlerinde meydana gelen değişimlerden dolayı yaptığım çalışmalarla, ülkemizin dünyaya tanıtılmasında gösterdiğim üstün başarıdan dolayı, Bakanlar Kurulu'nun önerisi üzerine, Cumhurbaşkanı'nın tevcihiyle, tarafıma Türkiye Cumhuriyet Devlet Üstün Hizmet Madalyası verilmiştir. Bu vesileyle, birlikte çalıştığım arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyor, şehitlerimizi de rahmetle anıyorum.
AYDIN ENGİN'LE BULUŞMA
Aydın Engin'le Adalet Bakanlığı'nda birlikte çalıştık. Ailevi ilişkilerimiz de vardır. Bizim görüşmemiz gizli bir görüşme değildi, gizli bir yerde biraraya gelmedik. Kızılay'ın göbeğinde 4 arkadaş bir araya geldik. Davalarla ilgili tek bir konuşma olmamıştır. Hakim ve savcıları değiştirmeye yönelik bir konuşma olmamıştır. Burada fotoğraftaki kişiler değil, kim tarafından çekildiği ve çektirildiğidir. Eğer bu fotoğraf devlet tarafından çektirildiyse daha vahimdir. Şikâyetçi olacağım. Savcılık kimin dinlendiğini, kimin servis ettiğini bulacaktır. HSYK olarak bu konu üzerinde değerlendirme yapıyoruz bir yıldır.
TUTUKLU ALBAY CEMAL TEMİZÖZ
Bazı yayın organlarında yöneltilen başka bir suçlama daha var. Cemal Temizöz'ü kurtarmak istediğim iddia edilmiştir. Temizöz'ün Kayseri'ye gittiğimde izin kullandığını öğrendim. Kayseri'de ziyaretlerim oldu. Akpınar Kırşehir ve Kayseri adliyelerini ziyaret ettikten sonra 6–7 Mart tarihlerinde, Jandarma Bölge komutanı Ali Aydın'ın misafiri olarak kaldım. Ali Aydın ile Hayata Dönüş operasyonunda birlikte çalıştık. Cemal Temizöz ile tanışmadım, karşılaşmadım. Cemal Temizöz'ün 3–10 Mart tarihleri arasında izin kullandığını öğrendim. Bu da hakkımdaki suçlamaların ne kadar dayanıksız olduğunu gördük.
HSYK
HSYK'da terfiler not sistemi üzerinden yapılmalı. HSYK kararları yargı denetimine açılmalıdır. Biz bunu istiyoruz. HSYK'nın yargı reformuna karşı olduğu izlenimi verilmeye çalışılmaktadır. Hiçbir zaman yargı reformuna ve HSYK'nın yeniden yapılandırılmasına karşı olmadım. Bununla ilgili düşüncelerim AB belgelerinde de ifade edilen satır başlarına uygun şekilde belirtilmiştir. Bu düşünceler şahsıma aittir. Bunların bazılarına yüksek kurulun üyeleri katılmamaktadırlar, kurulun resmi görüşü değil.
HSYK'yla ilgili anayasa'daki maddeler değiştirilmelidir. Kurulun ayrı bütçe sekretarya ve binasının olması lazımdır. Kurul'dan Adalet Bakanlığı Müsteşarı çıkarılmalıdır. Bugün soruşturmaları yapma yetkisi Adalet Bakanlığı'ndadır. Adalet Bakanlığı bu yetkiyi isterse kullanmakta isterse kullanmamaktadır. Biz bu yetkiyi kurul'a verilmesini istiyoruz. Bu AB ülkelerinde böyledir.
HSYK'nın yeniden yapılandırılmasıyla birlikte not sistemi de dahil olmak üzere, terfi sisteminin performans esas olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Suçlamaları hak etmediğimi düşünüyorum. Benim ve HSYK'nın hiçbir soruşturmayı önleme gayretimiz olmamıştır olmayacaktır. Bu ileri sürülmektedir. Bunlar hangi delillere dayanarak söylenmektedir. Yargı çok büyük yaralar alıyor. Bunları onarmak tamir etmek lazım. Hukuk hepimiz için gerekli lazım. Hakkımda her türlü incelemeye ve soruşturma hazırım. İstifa etmem isteniyor. Ortada istifa etmemi gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Benim sizlere söyleyeceklerim bundan ibaret.
HER TÜRLÜ SORUŞTURMAYA HAZIRIM
Hakkımda açılacak her türlü davaya, soruşturmaya da hazırım. Bugüne kadar kendi kendime de soruşturma açtım. İstifa etmem isteniyor. Ortada istifa etmemi gerektiren bir sebep de bulunmamaktadır. Bunun dışında HSYK'nın gizli olan görüşmeleri dışındaki her türlü sorunuzu cevaplandırmaya da hazırım.
HSYK TOPLANTISINDA ADALET BAKANLIĞI'YLA NELER KONUŞULDU?
Ertosun HSYK'daki kararname toplantısında Adalet Bakanlığı'ndan hangi taleplerde bulunduğunu aktardı. Ertosun şöyle konuştu; "İnsan haklarını ihlal eden bazı davranışlar nedeniyle yargı yoluna başvurulmasını istedik. Bu konuda karar alındı. Biz gerekli duyarlılığmızı gösterdik. Bu kararlar nelerdir. Dinleme konusunda Yargıtay jandarmanın dinleme yetkisini kaldırdı. Dinleme konusunda diğer birimler yönünden de yargı yoluna başvurulmasını istedik. Arama kararlarını verme yetkisindeki makam neresidir, bu konu incelenmeli.
*Adalet Bakanlığı müfettişlerinin talepleri üzerine dinleme kararları veriliyor, bu doğru mu değil mi?
*Şüpheli ya da zanlıların ifade tutanaklarının kendisine verilmesinin gerekip gerekmediği konusu incelenmelidir.
*Arama ve yakalama kararı isteniyor. Sadece arama kararı veriliyor. Ama insanlar yakalanıp götürülüyor. Bu yasal mı?
*Dosyaların birleştirilmesi uygun mu? PKK, THKPC dosyalarını inceledik dosyaları birleştirilmemişti.
Bunlarla kurul olarak biz ilgilenmeyeceğiz de kim ilgilenecek? Bir takım bilgilerin yayın organlarına verilmemesini, insanlara isnat edilen suçların belirtilmesini, insanların peşinen suçlu ilan edilmemesini istedik. Bunlar açılımdır. AB müktesebatında bizden istenen açılımlardır. HSYK yargı yönetiminin dışına itilmeye çalışılıyor."

27 Temmuz 2009 Pazartesi

SİZ ÇOCUK MU KANDIRIYORSUNUZ?
GİZLİ İŞ BECERECEK ADAMLAR ALENİ ORTA YERDEMİ GÖRÜŞÜR?
BU NE SAÇMALIKTIR.

BASIN AÇIKLAMASI
İnsanlar izlemeye alınarak binaların çatılarından, teleobjektifle resimlenip, gerçek dışı, amaç dışı, tek yanlı, çarpık ve art niyetli, yönlendirici yayınlara konu edilmektedir. Gizli izleme yapılıp, anında özel amaçlı olarak belirli basın organlarında yayına konu ediliyorsa, bu durum resimleyen kişilerin gizli çalışmalarını, kamusal amaçlı değil, siyasi amaçlı ve kamuoyu yaratmaya yönelik yaptıklarını ortaya koymaktadır. Bu kişiler görevlerini kötüye kullanmaktadırlar. Hukuksal yollara başvurulacaktır. Söz konusu resimle aslında basın özgürlüğünün ülkemizde ne hale geldiği ve ne hale getirildiğinin, hangi amaçlar için, hukuk, yasalar, basın meslek ilkeleri, etik kuralların çiğnendiği bir kez daha ortaya çıkmış, basın bu yönüyle kendi resmini çekmiştir. Hatta ve hatta bu durum ahlaki kuralları da ters yüz etmiştir. Basın adına son derece üzüntü vericidir. İzlemeler, kamusal niteliğini kaybedip, servis amaçlı online yayınlara konu ediliyorsa, ilgili basın kuruluşları kendilerini sorgulamalı, kamusal, istihbarı ve gizli destekli yayın organı olmaktan çıkarak, özgür basın kimliğine bir an önce kavuşmalıdırlar. Caroline/Almanya İHAM kararı sanırım hukuk diyen bu basın organlarının bilmedikleri değil görmek istemedikleri bir karardır. Yapılan insanlıkla bağdaşmayan bir saldırıdır.
YARSAV üyeleri elbette yargıç ve savcılar olacaktır. HSYK üyelerinin YARSAV üyesi olmasından doğal bir şey olamaz. Kaldı ki haberde ismi geçen HSYK üyesi YARSAV üyesi değilken, YARSAV’ın üyeleri üzerinde yaptırımı söz konusu değilken ve olması da düşülemez iken, nasıl YARSAV la bağdaştırıcı ve ortak payda imiş gibi bir yayına konu edilmektedir? Kaldı ki önceki Adalet Bakanlarına danışmanlık yapmış bir kişinin de bulunduğu geniş kapsamlı bir konu ve YARSAV ile ilgili olmayan özel bir yemek, herkes peşinen suçlu ilan edilerek önyargılarla dolu bir yayında, üstelikte nasıl dar bir açı ile yansıtılmaktadır. Gizli olmayan herkese açık bir yemek ile ilgili olarak herkesin gelip her türlü soruyu sorması olanaklı iken, çatılara tırmanmaları son derece düşündürücüdür. Korku toplumunun oluşturulduğu yerde baltalanan hukuk devletidir.
Yapılan, HSYK’ya, yargıya ve 2009 Ekim ayında Dünya Yargıçlar Birliği’ne, 2009 Kasım ayında Özgürlük ve Demokrasi İçin Avrupa Yargıçlar Birliği’ne üye olacağı kesinleşen YARSAV’a müdahalenin alt yapı çalışmalarına hız verilmesidir.
YARSAV, hukuksal ilkeler çerçevesinde ve hiçbir etki altında kalınmadan, hukukun gerektirdiği çerçevede kararnamenin bir an önce çıkartılmasını, beklenti içerisinde bulunan yargıç ve savcıların tedirginliklerinin bir an önce giderilmesini istemektedir. Ancak iki bölümden oluşan kararname taslağının sonuncusu 6.7.2009 tarihinde sunulmakla, HSYKnın taslak üzerindeki bir aylık görüşme süresi karşısında, toplantıya katılım konusunda yaşanan sorunlar, MEB nca SBS kayıtlarının bu kararname gerekçe gösterilerek bir süreliğine uzatılması ile yaratılmak istenen süre kısıtlaması sonucu oluşan baskılama, HSYK’daki yasa uyarınca gizli yürütülen görüşmelerin, yayınlananların doğruluğu bilinmemekle beraber kapsamlıca basına yansıtılması, HSYK üzerinde yaratılan baskıları da “anlamlı” kılmaktadır. Yargı yargıya bırakılsın yeter. Hiç kimse yargı üzerinden oyun oynamaya kalkışmamalıdır. 20.7.2009
Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU
YARSAV Başkanı