EKONOMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EKONOMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Temmuz 2012 Çarşamba
SON AŞAMA :EKONOMİK KRİZ
AYRILIKÇI TOHUMLAR İKTİDAR TARAFINDAN EKİLDİ,SULAN,MÜCADELE EDECEK UNSURLAR SUSTURULDU.HALK TÜKETİME ALIŞTIRILDI ,BORÇLANDIRILDI VE APOLİTİZE EDİLDİ.VE SON AŞAMA ;CİDDİ BİR EKONOMİK KRİZ.
BİRBİRİNİN GIRTLAĞINI NE İÇİN SIKTIĞINI BİLMEYEN KIZGIN HALK KİTLELERİ.VE BUNLARA SERT MÜDAHALE EDEN KOLLUK KUVVETLERİ.BU GÖRÜNTÜLERE HAZIR OLUN.BİR HALK İÇERİDEN BU ŞEKİLDE BÖLÜNÜR.BİR ÇOK ÜLKEDE YAPILDI SIRA BİZDE.
BU AŞAMADAYIZ:
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY
4 Ocak 2012 Çarşamba
19 Eylül 2011 Pazartesi
31 Ağustos 2011 Çarşamba
2 Ocak 2011 Pazar
ZİMBABE
100 Trilyon Doları gördünüz mü? Yok artık demeyin! İşte o para!Şaka gibi ama gerçek. Bu ülke sonunda 100 trilyon doları basarak piyasaya verdi.100 trilyonluk banklot görenleri şaşkına çevirdi.
Dünyanın enflasyon rekortmeni ülkesi Zimbabwe'de sonunda 100 trilyon dolarlık paralar basıldı.2008 yılında yıllık enflasyonu yüzde 231 milyona çıkan bu Afrika ülkesinde para gerçekten pul oldu.
Paranın kağıttan bile değersiz olan Zimbabwe'de lokantalara bile bavul dolusu parayla gitmek gerekiyor.3 yumurtanın 100 milyon dolara satıldığı ülkede halk kendi çözümünü kendi buldu.
Zimbabwe`de halk para kullanmak yerine mal karşılığında mal vererek barter sistemi uygulamaya çalışıyor. Zimbabwe Merkezi İstatistik Ofisi Temmuz ayında fiyatların yüzde 2600 arttığını bildirerek en fazla artışın ekmek ve tahıl ürünlerinde olduğunu açıkladı.
Enflasyon rakamlarının uçtuğu bu fakir ülkede hükümet her ay yeni paralar basarak ayakta durmaya çalışıyor.Hükümet tarafından yapılan açıklamada dünya tarihinde ilk kez 100 trilyon dolarlık paraların basıldığı bildirildi.Böylece dünyada ilk kez 12 sıfırlı bir para birimi olmuş oldu.
Para pul olunca Zimbabwe'de promosyonlarda bile gerçek para kullanılmaya başlandı.Duvarlara yapıştırılan gerçek paralar, duvar kağıdı olarak kullanılıyor.
2 Nisan 2010 Cuma
EKONOMİK İŞGALİN RAPORU
Gayrimenkul şirketi JONES LANG tarafından hazırlanan rapor:
“Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2009 Yılı ve 2010’a Bakış” raporunda, piyasalarda canlanma beklendiği belirtildi. Raporda, bu yıl İstanbul ofis piyasasına yaklaşık 230 bin metre kare A tipi ofis alanının giriş yapacağı, kira oranlarında ise kiracı talebindeki artış ve kaliteli ofis arzının eksikliği sebebiyle, 2010 yılının ikinci yarısında yükselme beklendiği ifade edildi. İzmir’de de ofis yatırımlarının arttığına dikkat çekilen raporda, lojistik alanında da bu yıl kiracı talebinin güçlü bir geri dönüş sağlayacağı ve bunun kira rakamlarına olumlu olarak yansımasının beklendiği belirtildi.
Şirketin Türkiye Başkanı Avi Alkaş da Anadolu Ajansı’na geçen ay yaptığı açıklamada, “Halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren Tesco, Metro, Darty ve Electroworld gibi büyük ana kiracıların yanında, İzmir’de ilk mağazasını açan Best Buy, Mediamarkt, Leroy Merlin ve Baumaxx gibi perakende markalarının Türkiye pazarında genişleme hedeflerinin olduğunu görmekteyiz. Ayrıca Decathlon, Basler, Aftershock ve Bijou Brigette, Paris Hilton gibi uluslararası giyim ve aksesuar markaları 2009 yılında Türkiye pazarına giriş yaptı. Yine bu dönemde zorlu ekonomik koşullara rağmen lüks perakende markaları da Türkiye pazarına yatırım yapmaya devam etti. Lüks markaların genişleme stratejileri, cadde perakendeciliğine olan güçlü talebin ana sebeplerinden biri oldu. Brioni, Hermes, Prada ve Mont Blanc Nişantaşı’nda ilk mağazalarını açarken, Miu Miu da İstinye Park’ta faaliyete geçti. Gelecek dönemde Houblot ve Lanvin gibi lüks markalar da Türkiye’de mağaza açmayı planlıyor”
Şirketin Türkiye Başkanı Avi Alkaş da Anadolu Ajansı’na geçen ay yaptığı açıklamada, “Halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren Tesco, Metro, Darty ve Electroworld gibi büyük ana kiracıların yanında, İzmir’de ilk mağazasını açan Best Buy, Mediamarkt, Leroy Merlin ve Baumaxx gibi perakende markalarının Türkiye pazarında genişleme hedeflerinin olduğunu görmekteyiz. Ayrıca Decathlon, Basler, Aftershock ve Bijou Brigette, Paris Hilton gibi uluslararası giyim ve aksesuar markaları 2009 yılında Türkiye pazarına giriş yaptı. Yine bu dönemde zorlu ekonomik koşullara rağmen lüks perakende markaları da Türkiye pazarına yatırım yapmaya devam etti. Lüks markaların genişleme stratejileri, cadde perakendeciliğine olan güçlü talebin ana sebeplerinden biri oldu. Brioni, Hermes, Prada ve Mont Blanc Nişantaşı’nda ilk mağazalarını açarken, Miu Miu da İstinye Park’ta faaliyete geçti. Gelecek dönemde Houblot ve Lanvin gibi lüks markalar da Türkiye’de mağaza açmayı planlıyor”
Arslan BULUT’un Yeniçağ daki “AKP İKTİDARI, HALKI KAZ YERİNE KOYUYOR” Yazısından alınmıştır.
Yazının tamamı: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12686
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
4 Şubat 2010 Perşembe
16 Ocak 2010 Cumartesi
Turkar’ gün sayıyor
Özentiyi bırakalımyerli sanayicimizi destekleyelim ki bu girişimler gelişsin.
![]() |
Eskişehir’de 3 yıllık bir çalışma sonucu “Hiscar” adıyla prototipi üretilen ilk Türk lisanslı kamyonetin ismi “Turkar” olarak değiştirildi.
Hisarlar AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Türker, yaptığı açıklamada, dünyada yaşanan finansal kriz nedeniyle hedeflerinden biraz şaşmak zorunda kaldıklarını belirterek, ilk etapta düşündüklerinden daha az yani yılda 300 adet araç üreteceklerini kaydetti.
Daha önce Hiscar olarak belirledikleri araç ismini Turkar olarak değiştirdiklerini anlatan Türker, şöyle konuştu:
“Turkar logosu için de doğadan esinlendik. Özellikle araçlarda logo çok önemli. Turkar için logo arayışındayken ülkemize bir kültür hizmeti yapmak istedik. Dünyada sadece Türkiye’de yaşayan ve nesli tükenmek üzereyken koruma altına alınan Anadolu ceylanı bize ilham verdi. Bu her türlü iklim koşullarında yaşayabilen, dayanıklı ve çevik bir hayvan. Turkar’ın özelliklerini bu yönleriyle Anadolu ceylanına benzetiyoruz. Bu nedenle Turkar’ın logosunu oluştururken Anadolu ceylanının boynuzlarından esinlendik”
“Turkar logosu için de doğadan esinlendik. Özellikle araçlarda logo çok önemli. Turkar için logo arayışındayken ülkemize bir kültür hizmeti yapmak istedik. Dünyada sadece Türkiye’de yaşayan ve nesli tükenmek üzereyken koruma altına alınan Anadolu ceylanı bize ilham verdi. Bu her türlü iklim koşullarında yaşayabilen, dayanıklı ve çevik bir hayvan. Turkar’ın özelliklerini bu yönleriyle Anadolu ceylanına benzetiyoruz. Bu nedenle Turkar’ın logosunu oluştururken Anadolu ceylanının boynuzlarından esinlendik”
“KÖRFEZ ÜLKELERİ VE AFRİKA BİZİM İÇİN ÇOK İYİ PAZARLAR”
Türker, Türkiye’de de yaşanan krizin yakın zamanda aşılması durumunda 5 yıl sonra yılda 5 bin araç üretmeyi planladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Turkar’ın lansmanını haziran ayında yapmayı düşünüyoruz. Hedefimiz ürünün yarısını yurt dışına satmak. Körfez ülkeleri ve Afrika bizim için çok iyi pazarlar. Suudi Arabistan ile şimdiden distribütörlük için sözlü bir anlaşma yaptık. Aracımız, Sibirya soğuklarından çöl sıcaklarına farklı iklimlerde performansından bir şey kaybetmeden çalışma kabiliyetine sahip. Bu da yurt dışı satışlarımız için büyük bir avantaj. Bugün, grubumuzda 650 kişi çalışıyor. Eskişehir’de Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) en yüksek ücret ödeyen ilk firmalar içindeyiz. Kentin ihracat geliri en yüksek ilk 3 firmasının arasındayız. Vergide de ilk sıralarda yer alıyoruz. 2008 yılında 61 milyon avro ciromuz oldu. Üretimimizin yüzde 60′ını ihraç ediyoruz. 2008 yılında 35 milyon Avro ihracat rakamına ulaştık.”
Şu anda en büyük 500 firma sıralamasında ikinci 500 arasında olduklarını anlatan Türker, “2005 yılından sonra her yıl yüzde 30 büyüme kaydettik. Tarım, iş ve tekstil makineleri ile otomotiv parçaları ve tezgah parçaları üretiyoruz. Mevcut işlerimizi daha iyi rekabet edebilir hale getirecek yöndeki yatırımları yapmayı düşünüyoruz” dedi.
“Turkar’ın lansmanını haziran ayında yapmayı düşünüyoruz. Hedefimiz ürünün yarısını yurt dışına satmak. Körfez ülkeleri ve Afrika bizim için çok iyi pazarlar. Suudi Arabistan ile şimdiden distribütörlük için sözlü bir anlaşma yaptık. Aracımız, Sibirya soğuklarından çöl sıcaklarına farklı iklimlerde performansından bir şey kaybetmeden çalışma kabiliyetine sahip. Bu da yurt dışı satışlarımız için büyük bir avantaj. Bugün, grubumuzda 650 kişi çalışıyor. Eskişehir’de Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) en yüksek ücret ödeyen ilk firmalar içindeyiz. Kentin ihracat geliri en yüksek ilk 3 firmasının arasındayız. Vergide de ilk sıralarda yer alıyoruz. 2008 yılında 61 milyon avro ciromuz oldu. Üretimimizin yüzde 60′ını ihraç ediyoruz. 2008 yılında 35 milyon Avro ihracat rakamına ulaştık.”

Şu anda en büyük 500 firma sıralamasında ikinci 500 arasında olduklarını anlatan Türker, “2005 yılından sonra her yıl yüzde 30 büyüme kaydettik. Tarım, iş ve tekstil makineleri ile otomotiv parçaları ve tezgah parçaları üretiyoruz. Mevcut işlerimizi daha iyi rekabet edebilir hale getirecek yöndeki yatırımları yapmayı düşünüyoruz” dedi.
kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/11714916.asp
HİSARLAR MAKİNE SAN TİC AŞ
Organize San Bölgesi 9.Cadde
ESKİŞEHİR
İŞ: +90 (222) 236 14 09
FAX: +90 (222) 236 13 37
ESKİŞEHİR
İŞ: +90 (222) 236 14 09
FAX: +90 (222) 236 13 37
19 Eylül 2009 Cumartesi
Çocukken gazoz kapaklarını para yapar oyun oynardık.
Kendi yaşıtların arasında bir sorun yoktur. Elinde, bulduğun 5 tane gazoz kapağı sana gün boyu oyun oynata bilirdi.
Fakat grubun içerisine diğer mahallelerden gelen,bir tane yaşı büyük, irice bir çocuk girer ve sizde onunla oynamayı kabul ederseniz, işiniz bitti demektir. Gruptaki tüm gazoz kapaklarını toplar ve mahallesine götürürdü. Sizde tek bir gazoz kapağınız kalmamış vaziyette sokak sokak dolanır kapak arardınız.Çünkü elinizdeki tüm kapaklar mahalle değiştirmiştir ve hiç birinizde yoktur.
Neden?
Çünkü iriliğinin verdiği cesaret ve yaşının verdiği kurnazlıkla tüm kuralları kafasına göre koyar senin kazanmana hiçbir ihtimal kalmaz. İçinizden birilerini över, birilerini döver, siz arkadaşınızla dövüşürken o tüm kapakları hiç eder.
İşte Türkiye ekonomisi de tamamen bu. Yandaş (yada yancep te olur) medyanın şakşakçılığında gazoz kapaklarımızı hiç ediyorlar. Bakın diğer mahallenin iri ve yaşı büyük çocuğu kafasına göre yeni kurallar koymuş. ''çıkış stratejisi'', ''erken uyarı egzersizi'', A2,A3, B1'den, Ba3, "BB-/B","BB/B"..vb hepsi elinizdeki gazoz kapaklarını kapmak için. “uykulu gözlere ışığı usul usul vereceksin” diyor Yahudi.
Neden?
Uyandırmamak için.
Uyandığında Üsküdar’ı çoktan sollamış olmak için.
Alın size bunun tipik örnekleri:Okumazsanız bile başlıklara bakın lütfen. Her şey nasıl günlük gülistanlık değil mi.
TÜRKİYE'YE BİR ÖVGÜ DE IMF BAŞKANI'NDAN
Mood's ve S&P'den sorna IMF Başkanı Staruss-Khan da Türkiye ekonomisinin iyiye gittiğini belirterek övgüler dizdi.
Cumartesi, 19 Eylül 2009 -Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Türkiye'nin son dönemlerde ekonomide gösterdiği performans IMF'nin de dikkatini ve övgüsünü kazandı. Uluslararası kredi derecelendirme kurumları Moody's ve S&P'den sonra IMF Başkanı Staruss-Khan da Türkiye ekonomisinin hızlı bir iyileşmeye doğru gittiğini kabul etti. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, 2009 yılının Türk ekonomisi için zorlu bir yıl olduğunu, ancak 2010 yılında hızlı bir iyileşme beklediklerini söyledi. Strauss-Kahn, Türkiye'nin de bütün gelişmekte olan ülkeler gibi küresel krizden etkilendiğine dikkati çekti. Türkiye'nin mali krizden uğradığı etkinin dolaylı yoldan olduğuna işaret eden Strauss-Kahn, mali ve ekonomik krizin küresel yavaşlamaya yol açtığını ve bu yavaşlamanın da dünyadaki diğer tüm ekonomilerde olduğu gibi Türkiye'ye de etkisinin görüldüğünü ifade etti. Strauss-Kahn, ''2009 yılı, Türk ekonomisi için zor bir yıl ama 2010'da hızlı bir iyileşme öngörüyoruz. Küresel ekonomide iyileşme sağlandığında, buna paralel olarak Türkiye'de de hızla iyileşme görülecek'' dedi. G-20'nin bir üyesi olarak Türkiye'nin, dünyadaki en büyük ekonomilerden biri olduğunu söyleyen Strauss-Kahn, ''Türkiye'nin gelişmekte olan bir ekonomi olduğu aşikar ama hızlı bir biçimde gelişmiş ve güçlü bir ekonomi olacak. Tabii ki bunun için atılması gereken adımlar var ve ben hükümetin bu konuda ne yapılması gerektiğini bildiğini düşünüyorum. Türk ekonomisinin geleceğine güvenim tam'' diye konuştu. IMF'nin, ihtiyaç duyan ülkelere yardım eden bir kuruluş olduğuna dikkati çeken Strauss-Kahn, şu anda Türk ekonomisinin yardıma ihtiyacı olduğu yönünde bir işaretin bulunmadığını da dile getirdi. Strauss-Kahn, ''Ancak tabii ki Türk hükümetinin hizmetinde olmayı sürdüreceğiz ve diğer tüm IMF üyesi ülkelerle olduğu gibi Türk hükümetiyle de görüşmeye devam edeceğiz'' ifadesini kullandı. ''İSTANBUL TOPLANTILARI ÖZEL ÖNEM TAŞIYOR'' Dominique Strauss-Kahn ayrıca, IMF binasında, bir grup Türk gazeteciye, İstanbul'da düzenlenecek IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantılarının gündemi ve küresel krizin durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıllık toplantıları, IMF açısından en önemli etkinlik olarak niteleyen ve bu toplantıların 3 yılda sadece bir kere Washington dışında yapıldığına işaret eden Strauss-Kahn, İstanbul'daki toplantının, ''tünelin ucu görünüyor'' olsa da küresel krizin halen sürdüğü bir döneme denk gelmesi açısından özel bir önem taşıdığını belirtti. Strauss-Kahn, İstanbul'daki toplantının ayrıca, IMF açısından iki sebeple özel bir öneminin bulunduğunu ifade ederek, bunlardan birincisinin Türkiye ile IMF arasında geçmişten gelen başarılı ilişkiler, ikincisinin de Türkiye'nin ABD hariç yıllık toplantıların ikinci kez düzenleneceği tek ülke olması olduğunu söyledi. Toplantının , Pittsburgh'da gelecek hafta düzenlenecek G-20 toplantısının hemen sonrasında gerçekleşecek olması bakımından da önem taşıdığını ifade eden Strauss-Kahn, bu durumun, G-20'de alınan kararların hayata geçirilmesine imkan tanıması açısından olumlu olduğunu kaydetti. G-20 ile IMF arasındaki bağların çok güçlü olduğunu belirten Strauss-Kahn, bu iki oluşumun arka arkaya düzenlediği toplantıların, ''(G-20;de) sadece devlet ya da hükümet başkanlarının aldığı önemli kararlarla yetinmeyip, mekanizmanın devamını sağladığını'' belirtti. ''İstanbul toplantısı işte bu yüzden çok önemli, çünkü Pittsburgh'da çok farklı konularda önemli kararların alınacağına inanıyorum'' diyen Strauss-Kahn, İstanbul toplantısının, Pittsburgh'da üzerinde karara varılan birçok konu için başlama noktası olacağını söyledi. ''TÜNELİN UCU GÖRÜNDÜ AMA HALA TÜNELDEYİZ'' IMF Başkanı Strauss-Kahn, küresel krizle ilgili yaptığı değerlendirmede de, küresel iyileşmenin 2010'un ilk yarısında görülmesinin beklendiğini, her yerde aynı anda bunun sağlanamayacağını, bazı ülkelerde iyileşmenin daha da erken olabileceğini kaydetti. Strauss-Kahn, mali krizi arkalarında bıraktıklarını ancak, ekonomik kriz için aynı şeyi söyleyemeyeceğini belirterek, ''Büyük ihtimalle bazı ülkeler için hala kötü aylar, kötü rakamlar ve büyüme oranları göreceğiz. İyileşme 2010;un ilk yarısından önce, belki de ilk yarı sonuna kadar elde edilemeyecek. Tünelin ucunu görüyoruz ama hala tüneldeyiz'' dedi. İşsizlik sorununun da hızlı şekilde çözülemeyeceğini dile getiren Strauss-Kahn, büyümenin yeniden başlamasıyla bunun etkisinin görülmesi arasında zaman farkı bulunduğunu, bu zaman farkının, ülkenin durumuna göre 8 ila 10 aya ya da 1 yıla kadar çıkabileceğini ifade ederek, ''Yani bazı ülkelerde büyüme yeniden sağlansa da, işsizliğin düştüğünü görmek için 8-10 ay daha beklemek zorundayız'' diye konuştu. Strauss-Kahn , ''çıkış stratejisi'' hazırlamaya ihtiyaç duyulduğunu, ancak bu stratejiyi yürürlüğe koymak için henüz erken olduğunu, bunun için ekonomik krizin kesin olarak arkada bırakıldığından emin olmayı beklemek gerektiğini kaydetti. İstanbul'daki toplantının krizle başa çıkmada yapılanlara ilişkin bir durum değerlendirmesi için olanak yaratacağını ifade eden Strauss-Kahn, bir yıl önce birçok kişinin tahmininin aksine büyük bunalımın yaşanmamış olmasında, ülkelerin mali ve finansal alanlarda sorumluluklarını yerine getirmesi ve IMF'nin tavsiyelerini dinlemesinin etkili olduğunu belirtti. Strauss-Kahn, ileride ne tür krizlerle karşı karşıya kalınabileceğini öngörebilmek için ''erken uyarı egzersizi'' üzerinde çalıştıklarını da kaydederek, gelecekte olası bir krizden kaçınabilmek için koordinasyon içinde olma ve bu yönde bir mekanizma geliştirmenin gerekliliğini dile getirdi. TÜRK HÜKÜMETİYLE BÜYÜK ÖLÇÜDE GÖRÜŞ BİRLİĞİ IMF Başkanı Strauss-Kahn, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın IMF ile anlaşmanın şart olmadığı yönündeki sözlerine ilişkin yorumunun sorulması üzerine, IMF'nin, yardımına ihtiyaç duyan ülkelere yardım etmekle görevli bir kuruluş olduğuna dikkati çekti. Bir ülke, bir sorunla başa çıkmada kendisini yeterli düzeyde görürse, bunun kendileri için sakıncasının olmadığını kaydeden Strauss-Kahn, ''Hükümetle görüşmelerimiz sürüyor. Bütçenin iyi yönde seyrettiğini öğrendim. Olup bitenlere ilişkin değerlendirmemiz, hükümetin değerlendirmesiyle çok yakın. Tabii ki ufak tefek farklılıklar olabilir, bu her ülkeyle oluyor. Dolayısıyla herhangi bir sorunun çözümü için hükümetle çalışmaya devam edeceğiz. Eğer Türkiye bir gün IMF'nin yardımına ihtiyaç duyarsa, bu yardımı sağlamaktan mutluluk duyarız'' diye konuştu. Strauss-Kahn, Türk hükümetiyle 2010 yılına ilişkin öngörülerde de büyük ölçüde görüş birliği içinde olduklarını söyledi. Strauss-Kahn, Türkiye ile IMF arasında, İstanbul'daki toplantılar sırasında bir anlaşmaya varılması olasılığına dair soru üzerine de, İstanbul'un IMF'nin bir toplantısına ev sahipliği yapacağını, ancak bunun IMF ile Türkiye arasında özel bir ilişki türü yaratmadığını kaydederek, IMF ile Türkiye arasındaki görüşmenin, IMF'nin İstanbul'da diğer herhangi bir ülkeyle yapacağı görüşmeden farklı olmayacağını belirtti. -"KÜRESEL SORUNLARA KARŞI KÜRESEL ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ"- Bir soru üzerine , ''kriz karşısında ödenmesi gereken bir bedel olduğunu'', hiçbir ülkenin bir bedel ödemeden krizden yakasını sıyıramayacağını ifade eden Strauss-Kahn, küresel bir dünyada yaşadıklarına dikkati çekerek, krizin yerel çözümlerle atlatılamayacağını, küresel sorunlara karşı küresel çözümler üretmek gerektiğini vurguladı. Ülkelerin çok büyük bir çoğunluğunun, dünyanın geri kalanında neler olduğuna bakmayıp yerel çözümler üretme peşine düşmemesi ve küresel koordinasyon içinde olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Strauss-Kahn, ''Herkes artık sorunlarını sadece sınırlarını kapatarak ve sorunu kendi içine hapsederek değil, küresel ekonominin bir parçası olarak çözebileceğini anladı'' dedi. Bir başka soru üzerine Strauss-Kahn, krizin dar gelirli ülkelerde çok daha yıkıcı etkilerde bulunabildiğine işaret ederek, bu açıdan krizle mücadelede atılması gereken adımlara ilişkin gelişmiş ülkelerin sorumluluklarının bulunduğunu belirtti. ''Erken uyarı egzersizinin'', IMF;nin gelişmiş ülkeleri de takip etmesi anlamına geldiğini kaydeden Strauss-Kahn, IMF'nin sadece dar gelirli ülkeleri izlediğine dair geçmişte ''pek de adil olmayan'' eleştirilerle karşılaştıklarını anlatarak, ''Ancak, yine de kriz gösterdi ki, kaynaklarımızı, gelişmiş ülkelerde neler olduğuna dair yeteri kadar harcamamışız. Bu da bizim açımızdan bir ders oldu'' dedi.
MEĞER IMF'YE İHTİYACIMIZ YOKMUŞ
Moody's, hükümetin, geçmiş krizlerdeki gibi IMF ya da diğer kaynaklardan dış destek almasına gerek kalmadığını açıkladı.
Cumartesi, 19 Eylül 2009 -Dünya Bülteni Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye analisti Kristin Lindow, olumlu görünümün, Türk ekonomisinin kredi daralmasına ve bunun sonucunda oluşan küresel durgunluğa, ülkenin yabancı kaynaklı sermayeye bağımlılığı göz önünde bulundurulduğunda mümkün görünenden daha hazırlıklı olduğunu ifade ettiğini söyledi. Türkiye'nin ekonomik görünümünü 'olumluya' yükselten Moody's, hükümetin, geçmiş krizlerdeki gibi Uluslararası Para Fonu (IMF) ya da diğer resmi kaynaklardan dış destek almasına gerek kalmadığını da vurguladı. Moody's'e göre Türkiye'nin gayri safi milli hasılasında (GSMH) 2009 yılının ilk yarısında oluşan yüzde 10'luk daralma, 2001 finansal krizindekinden bile daha ciddiydi. Lindow, Türkiye'deki finansal piyasanın, yabancı sermaye akışı azlığı ve kredi şartlarını daralmasıyla başa çıkmasını bildiğini belirtiyor. Kristin Lindow, Hükümetin hem yerel hem de yabancı krediye kolaylıkla ulaşabilmesi ve zirveye vuran piyasa faiz oranlarının hızla düşmesi de bunun bir kanıtı olduğunu kaydediyor. Lindow'a göre ciddi borç altında bulunan özel sektör şirketleri, hükümet müdahalesi olmadan yabancı borçlarının vadesini uzatmada ve bu borçları ödemede başarılı oldu. Türkiye analisti Lindow, şöyle devam etti: 'Türkiye için kriz henüz bitmedi, etkileri ekonomide hala hissediliyor. Hükümetin borç karşılanabilirlik ölçümlerinde (örneğin hükümet faiz ödemelerinin gelirlere oranı) en azından üç yıllık bir ilerleme kaybedilmiş durumda. Ayrıca, ikinci çeyrekte GSMH'de açıklanan iyileşmenin azalmış olduğuna ilişkin işaretler var. Yine de kamu finansmanı, enflasyon ve finansal piyasa üzerinde, içinde bulunduğumuz ekonomik daralmanın yarattığı etkiler, büyümeye vurduğu darbelere rağmen, geçmişteki krizler kadar olumsuz değil.' Lindow ayrıca Uzun Dönemli Harcama Planında yapılan son güncelleme sayesinde 2009 yılında kamu finansmanında görülen bozulmanın harcama disiplini ve gelir güçlendirmeleriyle yavaş yavaş geriye dönmesi için belirli bir güvence sağlandığının da altını çiziyor. Kristin Lindow, 'ekonomik daralmanın derinliği ve gelecek yıllarda daha ılımlı bir küresel ekonomide daha yavaş büyüme gerçekleşeceği beklentileri göz önünde bulundurulduğunda, elverişli borç dinamiklerinin iyileşmesi, faiz oranlarının düşük tutulmasına ve yapısal finansal önlemlerin zaman içerisinde sıkılaştırılmasına bağlı olacak' şeklinde konuştu. Moody's'e göre finansal güvenilirliğin yeniden kazanılmasına yönelik kararlı önlemler ve enflasyonun düşük tutulması konusunda devam ettirilen ısrarlı tutum, son 10 yılın başlarında gösterilen ilerlemenin zarar görmesini engellemede çok önemli bir yer tutacak. Reyting kuruluşu, mali kuralı destekleyici bir yasanın geçirilmesi ve uygulanması borç karşılanabilirliğinin iyileştirilmesinde yararlı olabileceği tespitinde de bulundu. Moody's bugün ayrıca, Türkiye'nin B1 olan yabancı para biriminden banka mevduat tavanı görünümünü de, 'durağandan', 'olumluya' çevirdi. Ba1 olan yabancı para biriminden borç tavanı görünümü ve Lira cinsinden ülke tavanları (tahviller için A2, banka mevduatları için A3) ise 'durağan' olarak kaldı. Moody's, Türkiye'nin kredi notu üzerindeki son değişikliği 24 Mayıs 2006 tarihinde yapmış ve yabancı para biriminden borç ülke tavanını Ba3'te,n Ba1'e yükseltmişti. Bundan önce ise Moody's, Türkiye'nin borç kredi notunu 14 Aralık 2005'te B1'den, Ba3'e yükseltmişti.
S&P TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTUNU YÜKSELTTİ
S&P Türkiye'nin kredi notunu negatiften durağanda çevirdi.
Cuma, 18 Eylül 2009 -Dünya Bülteni Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's (S and P), Türkiye'nin kredi notu görünümünü, "negatif"ten, "durağan"a yükseltti. Reyting Kuruluşu, kredi notu görünümünün değiştirilmesine gerekçe olarak, Türkiye'nin, azalan dış finansman riski çerçevesinde, ekonomik dayanıklılığının artmasını ve Orta Vadeli Program çerçevesinde de ekonomik politika belirsizliğinin azalmasını gösterdi. S and P, Türkiye’nin, döviz cinsinden "BB-/B" ve lira cinsinden "BB/B" olan kredi notlarını ise değiştirmeyerek aynen teyid etti.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,
SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
25 Mart 2009 Çarşamba
BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ
Yabancıların taşınmaz alımında kolaylık
Yabancı şirketlerin gayrimenkul alımında formalitelerin azaltılması ve sürecin kolaylaştırılmasına yönelik çalışma başlatıldı. Edinilen bilgiye göre, yabancı şirketlerin taşınmaz edinimini ``valilik iznine`` bağlayan düzenleme ile küresel krizin etkileri birleşince, yabancı yatırımcıların gayrimenkul talebinde düşüş gözlendi. Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Yabancı Yatırımcılar Derneği (YASED) ve Türkiye İhracatçılar Meclisinden (TİM) temsilcilerin yer aldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda, taraflar uygulamaya ilişkin sıkıntıları ortaya koydu. Edinilen bilgiye göre, sıkıntılardan bazıları şöyle: ``- İzne tabi yerlerin belirsizliği, - Dolaylı iştirak ve halka açık şirketlerin taşınmaz edinimi hususunun net olmaması, - Yetki belgesi (şirketin taşınmaz edinebileceğine ilişkin tasarrufu ve yetkiyi gösterir belge), - Hamiline yazılı hisse senetlerinin ve halka açık şirketlerde hisse devrinin izlenememesi, - Faaliyet konusu değerlendirmesinin herhangi bir kritere bağlanmamış olması, - Bankaların kredilendirme işlemlerine ilişkin taşınmaz edinimi, - Sürelerin uzunluğunun işlemleri aksatması, - Komisyonun toplanma sayısının yetersizliği, - Özelleştirme sürecinde taşınmaz ediniminin nasıl olacağının belli olmaması.`` Tarafların ortaya koyduğu bu sorunları değerlendirilecek ve çözüm önerileri üzerinde çalışılacak. Gerek duyulması halinde taraflarla tekrar bir araya gelinecek. YAKLAŞIK 2 AYDA 51 ŞİRKETİN GAYRİMENKULÜ OLDU Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği 2008 Kasımından 2009 yılbaşına kadar yabancı yatırımcıların Türkiye`de kurdukları veya iştirak ettikleri şirket sayısı, 347 olarak belirlendi. Söz konusu şirketlerden 51`i, toplam 1668 gayrimenkule sahip oldu. 1668 gayrimenkulün içinde, yeni alınanların yanı sıra ortaklıkla birlikte yabancı şirketlerin mülkiyetine geçen gayrimenkuller de bulunuyor. Yeni düzenleme çerçevesinde, verilerin yeni bir anlayışla tutuluyor olması nedeniyle önceki dönemle karşılaştırma henüz sağlıklı yapılamıyor. Ancak yetkililer, yabancı şirketlerden gelen talebin düşük kaldığını belirtiyor. YABANCI ŞİRKETLER NASIL GAYRİMENKUL ALIYOR? 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında yabancı yatırımcıların kurdukları veya iştirak ettiklerin şirketler, daha önce, Türkiye vatandaşlarının sahip olduğu koşullarda gayrimenkul edinebiliyordu. Anayasa Mahkemesinin buna yönelik iptal kararı dikkate alınarak yapılan yasal düzenleme çerçevesinde, söz konusu şirketlerin Türkiye`deki gayrimenkul edinimleri ``valilik iznine`` bağlandı. 12 Kasım 2008 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğe göre, Türkiye`de taşınmaz mülkiyeti ve/veya sınırlı ayni hak edinmek isteyen şirketler, taşınmazın bulunduğu yerdeki Valilik İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğüne başvuruyor. Şirket başvuru sırasında, dilekçeyle birlikte ``taşınmaz tasarrufuna izinli olduğunu ve temsilcisini gösterir yetki belgesi``, ``şirketin ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusunu, ortaklarının isimlerini veya unvanlarını, tabiiyetlerini ve ortaklık oranlarını içeren şirket merkezinin kayıtlı bulunduğu ticaret sicil müdürlüğünden son bir ay içinde alınan mevcut durumu gösteren belge``, ``yabancı gerçek kişi ortakların kimlik belgelerinin noter tasdikli suretleri, ortağın yabancı tüzel kişi olması halinde ise, şirketin ilgili Türk Konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre tasdik edilmiş Faaliyet Belgesi``, ``varsa son 3 yıla kadar şirket bilançosu`` gibi bir takım belgeler sunması gerekiyor. Valilik, başvurunun ardından, mülkiyet edinimi talebinin şirketin ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusu çerçevesinde olup olmadığını Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünden 7 gün, taşınmazın askeri yasak bölge, askeri güvenlik bölgesi veya stratejik bölgede kalıp kalmadığını, bu bölgelerde kalması halinde taşınmaz mülkiyeti ediniminin uygun olup olmadığını Genelkurmay Başkanlığı veya yetkilendireceği komutanlıklardan 30 gün, taşınmazın özel güvenlik bölgesinde kalıp kalmadığını ise Emniyet Genel Müdürlüğünden 20 gün içinde bildirmesini talep ediyor. Vali veya vali yardımcısı başkanlığında, ilgili kurumların temsilcilerden oluşan komisyon, taşınmaz edinimi konusunda oy birliğiyle karara varıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







