| Yazar Cezmi YURTSEVER | |
| Pazar, 15 Mart 2009 | |
| Cezmi YURTSEVER, Tarihci
Siyonist lider Teodor Herzl ve mektubu Tarihci Yurtsever, araştırmasını sürdürüyor
Teodor Herzl'in kaleminden çıkan mektup Gerçekler belgeler ortaya çıktıkça daha iyi anlaşılır. |
28 Nisan 2009 Salı
MURAT BARDAKÇI'DAN TARİHİ ÇARPITMA
27 Nisan 2009 Pazartesi
UTANMAZ
Bir Utanmaz Fethullahçı ve AB Mandacısına Açık Mektup
Bay
Rasim Ozan Kütahyalı
Taraf Gazetesi
Köşe Yazarı
Konu: 18 Nisan 2009 t
Fethullah Gülen hareketini övüp göklere çıkarıyor ve şöyle diyorsun:
“Genelkurmay’ın Gülen hareketine yönelik bu düşmanca tavrını hiçbir vicdan sahibi onaylayamaz…”
Gel bakalım, ne kadar vicdan sahibi olduğunu görelim.
Türk halkının anlamadığı bir dilden salyalı sümüklü vaaz vermekten başka bir yeteneği olmayan Fethullah Gülen, ülkemizden kaçtı ve ABD’nin kanatları altına sığındı.
On yıldır onların ekmeğini yiyor.
‘Gâvurun ekmeğini yiyen, Gâvurun kılıcını sallar’.
On yıldır Gâvurun ekmeğini yiyen Fethullah Gülen’in konumunu hiç sorguladın mı?
Bu sığınmacı vaizi ABD niçin besleyip koruyor?
Dürüst ol, açık ol, net ol, cevap ver!
Ahlâklı ol, bin dereden su getirip bahaneler sıralama.
Yalnız Gâvurun ekmeğini yemekle kalsa neyse, bu sığınmacı vaiz Türkiye’de, Amerika’da ve Asya’da çok sayıda okullar ve yurtlar açtı.
Peki, bu kadar parayı nereden buldu?
İkiyüzlülük yapma, kaypaklığa kaçma, cevap ver!
Dürüst ol ve söyle, sen bu soruya hiç cevap aradın mı?
Ahlâklı ol, ABD’nin bu kadar parayı yalnızca ajanlarına, işbirlikçilerine ve katıksız uşaklarına verdiğini söyle!
On yıldır Gâvurun ekmeğiyle beslenen Fethullah Gülen’in sonundan kaygılı olduğun şu satırlardan ortaya çıkıyor:
“Başbuğ yönetimindeki Türk genelkurmayının şu an başlıca hedefi Gülen hareketinin nüfuz alanının daraltılması ve faaliyetlerinin olabildiğince iğdiş edilmesidir…”
Bana sorarsan, ‘Kemal’in Askerleri’ o hedefe vurmakta en az on yıl geç kalmışlardır!
Fethullah Gülen çığırtkanlığından sonra, ÇYDD ve ÇEV’in savunuculuğuna soyunmuşsun.
Önce şu somut ve sağlam bilgileri öğren.
Başında Gülseven Yaşer’in bulunduğu ÇEV (Çağdaş Eğitim Vakfı), AB’den sözde üç proje karşılığı toplam 700 000 Avro hibe aldı.[1]
Başında Prof. Dr. Türkan Saylan’ın bulunduğu ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) de AB’den sözde dört proje karşılığı toplam 200 000 Avro hibe aldı.[2]
Hibe, karşılıksız para demektir.
Vicdanlı ol ve cevap ver, kim kime karşılıksız para verir?
Karşılıksız para alanlar devşirilir, ajan olur, işbirlikçi olur.
Ben, AB’den hibe alanların boynuna, Türk halkının bağrına sokulmuş ‘Truva Atı’ yaftasını yapıştırdım.[3]
Ne oldu, biliyor musun?
Kendilerini ‘vatan hainliği’ ile suçlamış olduğumu iddia ederek beni mahkemeye verdiler, tazminat talep ettiler.
Mahkemeyi kaybettiler. Temyize gittiler, yine kaybettiler.
Yani, senin büyük coşkuyla savunduğun ÇEV ve ÇYDD’nin birer ‘Truva Atı’ olduğu mahkeme kararıyla tescil edilmiş oldu.
Sen bu iki kurumun ‘Kemalist’ olduğunu yazmışsın.
Bak dinle, Mustafa Kemal Atatürk ne diyor:
“Yabancılardan karşılıksız para almak, onlar tarafından iğfal edilmekle eşdeğerdir”.[4]
Hadi, dürüst ol, itiraf et, sana Atatürk’ün adını alçakça kullanarak emperyalistleri ve mandacıları savunmayı kimler öğretti, söyle!
Şimdi soruyorum.
‘Sahibinin Sesi’ olarak bir an olsun zırvalamayı bırakıp hiç kitap okumuyor musun?
Eğer değerli araştırmacılar Cengiz Özakıncı ve Uğur Yıldırım’ın kitaplarını okumuş olsaydın, ÇEV ve ÇYDD’nin Türkiye’de yıllarca Hıristiyan Protestan Misyonerliği yapmış olduğunu tüm belgeleri ve ayrıntılarıyla öğrenmiş olurdun.
ÇEV ve ÇYDD’nin, SEV (Sağlık ve Eğitim Vakfı) ile birlikte Türkiye’de Hıristiyan Protestan Misyonerliği yapmış olduğunu sağlam belgelere dayanarak ben de yazdım.[5]
Ne oldu, biliyor musun?
Bunlar yine mahkemeye verdiler beni.
İftira ettiğimi iddia edip, tazminat talep ettiler.
Mahkemeyi kaybettiler. Temyize gittiler, yine kaybettiler.
Hıristiyan Protestan Misyonerliği yapmış oldukları da böylece mahkeme tarafından tescil edilmiş oldu.
Hıristiyan Misyonerliği, sadece bir dini yaymaya yönelik bir eylem değildir. Çok büyük siyasi ve toplumsal boyutları da vardır.
Sahte Atatürkçü Prof. Dr. Türkan Saylan, sözde ‘Çağdaş Eğitim’ söylemiyle, özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu’daki yoksul aile çocuklarını, işsiz gençleri dinlerinden, dillerinden soğutup, tarihlerini ve kültürlerini unutturmaya çalışmıştır. ‘Ulusal Kimlik Eritme’ denilen bu uygulama, AB’nin temel projelerinden biridir.
Prof. Dr. Türkan Saylan’ın amacı, yoksul Türk çocuklarının ulusal kimliklerini eritip, yerine Hıristiyan Avrupalı kimliğini yerleştirme olmuştur.
Şimdi soruyorum, elini vicdanına koy ve cevap ver:
Ulusal kimliklerini yitirmiş Türk çocuklarının, Hıristiyan Batı’nın uşakları olduğunu görmek çok mu mutlu edecek seni?
Türk çocuklarının ulusal kimliklerinin eritilmesini desteklemekten daha büyük alçaklık, daha büyük bir suç yoktur.
Kemoterapi tedavisi gören Prof. Dr. Türkan Saylan’ın hastalığını ön plana çıkararak duygu sömürüsü yapması dürüst bir davranış mıdır?
Türkler yufka yüreklidir, acıma ve şefkat duyguları çok yüksektir.
Bu bir eksiklik değil, erdemdir.
Ancak, yufka yürekli yanımızın sık sık sömürüldüğü de bir gerçektir.
Ahlâklı olun, Türkan Saylan’ın kanserini kalkan yapmayın.
AB Mandacısı ve Hıristiyan Protestan Misyoneri Türkan Saylan, parlak söylemlerle ön plana çıkardığı Türk çocuklarına burs verme eylemiyle, aslında ayrımcılık ve bölücülük yapmaktadır!
Nasıl mı?
Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman soruyor:
“Burs verdiğiniz öğrenciler arasında başörtülü çocuklar var mı?”[6]
İşte, Türkan Saylan’ın cevabı:
“Hayır. Böyle bir ilkemiz var. O çocukların bir kısmı militan olarak kullanılıyor. Biz de öyle casus gibi aramızda onları istemiyoruz. Baştan söylüyoruz, herkesin prensipleri var.”
Gördünüz mü?
Halkın yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede, başörtülü çocukları ‘militan’ ve ‘casus’ olarak damgalamaktan hiç çekinmiyor Türkan Saylan!
Açık açık ayrımcılık ve bölücülük yapıyor!
Hem dikkat ettiniz mi, ‘türbanlı’ demiyor, ‘başörtülü’ çocuklar diyor!
Yüzyıllardır Anadolu’da başörtüsü giyen tüm kadınlarımızı ve kızlarımızı böylesine aşağılayarak gerçek yüzünü sergilemiş olmuyor mu?
Bay Rasim Ozan Kütahyalı,
Sen bu yazdıklarına gazetecilik, yazarlık, demokratlık, çağdaşlık mı diyorsun?
Peki, bu yazdıkların çağdaşlıksa, söyler misin rezillik nedir, kaypaklık nedir, alçaklık nedir, ahlâksızlık nedir?
Yılmaz Dikbaş
19 Nisan 2009
[1] Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, Asya Şafak Yayınl
[2] A.g.e. sayfa: 384
[3] A.g.e. sayfa:432
[4] Yılmaz Dikbaş, “Gaflet Dalalet Hıyanet”, Asya Şafak Yayınl
[5] A.g.e. Sayfa: 719
[6] Ayşe Arman, Hürriyet, 18 nisan 2009
24 Nisan 2009 Cuma
GERÇEKTEN NEYİ KUTLUYORUZ?
-
www.temizeller.org sitesinmin sahibi Mehmet DALMAZ'dan çok ses getirecek bir tespit.
Hiçte yabana atılacak türden değil.
Az önce internetten görüştüğüm Mehmet DALMAZ;"küfürlü ve tehditkar telefonlar gelmeye başladı" dedi.
İşte o çarpıcı satırlardan bir bölüm.Tamamını okumak isteyenler için aşağıya linkini verdim.
saygılar.
İhanet şebekesi durmadı hemen karşı atağa geçti?
Bakın 23 Nisan’ı da içine alacak şekilde ayarlanmış bir tuzağa dikkatinizi çekmek istiyorum.
Kutlu Doğum Haftası diye, hem peygamberimize hem de vatana kurulmuş bir tuzağa.
Peygamberimizin; hangi gün doğduğunu kim bilir?
Kimse bilmez.
Peygamberimizin doğum günü olarak bilinen, hicri takvimle kutlanan kandil, o zaman neyin nesi?
O zaman miladi takvime göre neyi kutladığımızı ciddi ciddi düşünmek gereklidir.
Acabası alt satırlarda karşınıza çıkacaktır.
Ya bu Nisan’a getirilmesindeki maksat ne?
23 Nisan’a gölge düşürmek mi?
Yoksa altında başak bir neden daha mı var?
Evet, hem gölge düşürmek.
Hem de koskoca bir başak neden daha var.
Nedir bu neden biliyor musunuz:
Bu dönmelerin kutladıkları, kutlu doğum haftası dediklerinin Hz. Muhammet’le. Yani peygamberimizle alakası hiç mi hiç yok.
Çaktırmadan sinsice kancıkça ve kahpece.
Vatikan misyoneri, kardinal FETTOŞ denen haininin. Doğum gününü kutlatıyorlar.
Peygamberimizin adını şirktir diye, kelimeyi şahadetten çıkartan, Ermeni kırmasının doğum gününü kutluyoruz.
Hangi âlim veya müftü hangi din bilgini. Her neyse; çıkıp ta Peygamberimiz şu tarihte doğmuştur diye bilir?
O zaman bu ulviyetinde, bu ihanetin gölgesinden kurtulması gerekmektedir.
Bakın kutlu doğum haftasının bitiş tarihine bakın.27 Nisan Fettoş denen vatan hainin, Vatikan Kardinali’nin doğum gününe bakın
27 Nisan 1941.
Bal gibi hoca lakaplı kardinalin doğum gününü kutluyorsunuz.
Şimdi: neyi kutladığınızın farkına vardınız mı?
Ey Türk milleti uyanın…
Size hazreti peygamberimizin doğumu diye. Çaktırmadan Vatikan kardinali, Fettoşun doğum gününü kutlatıyorlar.
Bir başka neden Peygamberimizin doğumu kutlanıyor diye 23 Nisanın özü tarihi ehemmiyeti Türk çocuklarına anlatılmasını, öğretilmesini engelliyorlar.
Yazının tamamı için bakınız:
http://temizeller.org/?s=haberler&id=281222 Nisan 2009 Çarşamba
BÜYÜK OYUNLARDA PİYONLAR FEDA EDİLİR
Bölücü teröristler, Bakü’de eğitim gören Türk öğrencilere saldırdıktan sonra “Azerbaycanlılar yaptı” yalanını yayıyor.
Azerbaycan kamuoyunda yaşanan tedirginliği hain emellerine alet etmek isteyen PKK, iğrenç bir eyleme daha imza attı. Bakü’de eğitim gören Türk öğrencilere saldıran teröristler, suçu da soydaşlarımızın üstüne atmaya çalıştı. Terör örgütünü lanetleyen Azerbaycan Milletvekili Sabir Rüstemhanlı, “Burası da Türk öğrencilerin vatanı” dedi.
Bakü’de provokasyon! Sınır konusundaki gerilimi fırsat bilen PKK harekete geçti. Azerbaycan’da okuyan Türk öğrencilere saldıran bölücüler, iki ülke gençlerini karşı karşıya getirmeye uğraşıyor
Selda Öztürk KAY- Önsel ÜNAL Bakü’den bildiriyor Türkiye-Ermenistan sınır meselesinin yarattığı gerginlik, Başbakan Erdoğan’ın yaptığı son açıklama ile bir nebze azalmış görünse de Azerbaycan halkının büyük çoğunluğu sınır konusunda endişe yaşamaya devam ediyor. Türkiye’deki siyasi iktidarın Ermenistan politikasına yönelik en büyük tepkiyi Azerbaycan’daki üniversite öğrencilerinin gösterdiği iddia ediliyor. Azerbaycan’da eğitim gören yaklaşık beş bin Türk öğrencinin huzurunu kaçıran söylentiler, Bakü’deki siyasileri de endişelendiriyor. Türk öğrenciler huzursuz Son günlerde bazı gazetelerde, sınırların açılması durumunda Bakü’de eğitim gören Türklere ve Türkiye’den bu ülkeye gelen vatandaşlara yönelik saldırıların başlayabileceği yönünde haberlerin yer alması Azerbaycan’da endişe yarattı. Üniversitelerde Türk öğrencilere yönelik birkaç saldırı olayının yaşanması nedeniyle başlayan söylentiler, Bakü siyasetçilerini de ayağa kaldırdı. Dünya Azerbaycanlılar Kongresi Başkanı Milletvekili Sabir Rüstemhanlı, konu ile ilgili bir soruya, “Bu tür haberler Azerbaycan’daki Türk düşmanlarının yaydığı zararlı ve asılsız bilgilerdir” şeklinde yanıt verdi. Saldırılar PKK’nın işi Bazı kesimlerin, iki kardeş devlet arasında yaşanmasını istedikleri gerginliği topluma yayarak kamuoyu oluşturmaya çalıştığını söyleyen Rüstemhanlı, “Bunlar İran sevdalılarının ve Azerbaycan’ı yeniden Rusya’nın kucağına atmak isteyenlerin iftiralarıdır. Bu güçler bilmelidir ki, son süreçten Türkiye ile Azerbaycan kardeşliği daha da güçlenmiş bir şekilde çıkacaktır” diye konuştu. Üniversitelerde yaşanan saldırı olaylarının arkasında PKK sempatizanı talebeler olduğunu söyleyen Rüstemhanlı, bu söylentilerin terör örgütü yandaşları tarafından yayılmış olabileceğini belirterek, “Azerbaycan’daki Türk öğrenciler kendilerini vatanlarında hissetsinler. Azerbaycan onlara sahip çıkar ve öz kardeşlerine karşı adım atılmasına asla izin vermez” dedi. Müsavat Partisi Milletvekili Penah Hüseyin de bu söylentilerin açık bir tahrik olduğunu belirterek, “PKK yandaşları, Türk düşmanlığı yaratmak amacıyla bu provakasyonları ortaya atıyor. Kim böyle bir yola meylederse, ona göz yumanlara gerekli cevap verilecektir. Azerbaycan Türkleri, kendi ülkelerinde kardeşlerine yönelik böyle adımlar atılmasına asla göz yummaz. Buna devlet de göz yummaz” diye konuştu.
NİCOLA'DA ERGENEKONCU ÇIKTI
Vay Vay Nicola’da Ergenekoncu oldu.
Edison’da artık Ergenekon savcısı yapın.
Nede olsa Nicola konuşursa Edison’un hırsızlıkları ortaya çıkar.
Haydi, Nicola sıra sende; konuş.
“Bu adam ampulü ararken, ben kırk yıldır florasanlı laboratuarlarımda deney yapıyordum” de. “Benim bütün patentlerimi çaldı.”de öğrensin millet Edison’un ve Ergenekon davasının yalanlarını.
NOT: Nicola TESLA hakkında detaylı bilgileri akşam buradan okuya bilirsiniz.
66 YIL ÖNCE ÖLEN ÜNLÜ FİZİKÇİ DE ERGENEKON İDDİANAMESİNE GİRDİ
21.04.2009 Ergenekon savcıları, 66 yıl önce ölen ünlü İtalyan Fizikçi Nikola Tesla'yı da ilk iddianameye ekledi.
İlk iddianamenin 1114’üncü sayfasında, yazar Ümit Oğuztan’ın ev ve işyerinde yapılan aramalarda el konulan evrak ve dökümanlar sıralanırken, İtalyan fizikçinin adı da iddianamede ‘Nikola Tesla isimli şahıs’ olarak geçiyor.
1114’üncü sayfada şunlar yazıyor: Nikola Tesla-HAARP- NBC.doc isimli MsWorld dosyası tespit edilmiştir. Belge incelendiğinde, Nikola Tesla isimli şahıs ve ABD’nin HAARP olarak bilinen Yüksek Frekans Aktif Aurora Araştırma programı ile ilgili NBC (Nükleer Kimyasal ve Biyolojik) silahları hakkında teknik detay bilgiler içerdiği görülmüştür.
NIKOLA TESLA KİMDİR
Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.
Prag'daki tahsilini 1880'de bitirdi. Eğitim görürken yabancı teknik eserleri okuyabilmek için anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.
Tesla, elektrikte alternatif akımlardan yararlanmayı keşfederek elektrik motorlarının geliştirilmesini sağladı. En büyük mucitlerden biri olarak kabul edilen ve yüzlerce patentli ürüne imza atan Nikola Tesla, 1943’te beş parasız olarak ölmüştü.
1943’te ölen İtalyan fizikçi ve mucit Nikola Tesla da Ergenekon iddianamesinde yer alıyor.
GÖZLER AVRASYA'DA
Dünyanın nabzı AVRASYA'da ;özellikle Azerbaycan'da atıyor.Tüm emperyalistlerin gözü o bölgede.Ama biz kardeşlerimize sırt çeviriyoruz.
Bunun tek bir nedeni var:
Türkiye'de yönetim emperyalistlerin "bizim çocuklarlar" dediklerinin elinde.Ayrıca emperyalistler sivil Truva atlarıyla bölgeyi adım adım kuşatıyor.Bunuda Türkiye'yi kullanarak,Türkiye üzerinden yapıyor.
HAZAR’DAN KARADENİZ’E KANAL AÇALIM' DEDİ
19 Nisan 2009 Pazar
Lütfedip dinlemedi!
AKP’nin Azerbaycan’a bakışını apaçık ortaya koyan skandal, Ermeni ve Azeri basınına da yansıdı ve şöyle gelişti: Babacan, Sarkisyan’la görüşmek için beklerken yanına gelen Azeri yetkili bir şeyler söylemeye başladı.
Bir de kapıyı gösterdi! Ermenİler, konuşmayı önlemek için müdahale etti. Azeri yetkilinin uyarılara aldırmaması üzerine bu kez Babacan kendisine dert anlatmaya çalışan bakan yardımcısına sert bir şekilde hitap ederek, kapıyı gösterdi.
Erivan’da utandıran skandal! Ermeni ve Azerbaycan basını, Ali Babacan’ın Erivan’daki KEİ toplantısında kendisiyle konuşmaya çalışan Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nı kovduğunu iddia etti
Erivan’da Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan ve mevkidaşı Nalbandyan ile görüşmeler yapmıştı.
Geçtiğimiz 16 Nisan’da Erivan’da yapılan Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) toplantısında inanılmaz bir skandal yaşandığı iddia edildi. Toplantıya katılan Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısını kovduğu öne sürüldü. İddiayı Ermeni Dışişlerine dayanarak gündeme getiren Ermeni “Panarama.am” internet sitesi ve Azeri “Yeni Müsavat” gazetesine göre skandal şöyle gelişti: Sert bir dille konuştu “KEİ toplantısından sonra Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan tarafından kabul edilen konuk dışişleri bakanları görüşmeden sonra dışarı çıktı. Bakanlar ayrılırken, Babacan, Ermeni Cumhurbaşkanı’nın makam odası önünde Sarkisyan’la ikili görüşme için beklemeye devam etti. Bu sırada Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mahmud Memmedguliyev, Babacan’a yaklaşarak kulağına bir şeyler fısıldamaya başladı. Bunun üzerine Ermeni protokol görevlileri iki konuktan ayrılmaları yönünde talepte bulundu. Ancak Azeri bakan yardımcısı ikazlara aldırmayıp konuşmaya devam edince Ali Babacan, kendisine sert bir şekilde hitap ederek dışarı çıkması için kapıyı gösterdi. Beklemediği karşılık üzerine şaşkın duruma düşen ve morali bozulan Azerbaycanlı bakan yardımcısı sinirli bir şekilde oradan ayrılarak çıkış kapısı yerine tuvalet kapısından içeri girdi. İddiaya göre Azeri bakan yardımcısının komik duruma düşmesi karşısında, Ali Babacan, olayı seyreden Ermeni yetkililerle birlikte gülüştü. Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın koruma görevlileri daha sonra Memmedguliyev’e yakınlaşarak çıkış kapısını gösterdiler.” Müsavat gazetesi, diplomatik skandalı ziyareti izleyen bir Türk gazeteciye de doğrulattıklarını ve Türk Dışişleri’nin de olayın yazılmaması için gazetecilerden ricada bulunduğunu ileri sürdü. Konuya ilişkin açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı ise “Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısıyla arasında tatsızlık olduğu” yolundaki haberlerin ciddiye alınmaması gerektiğini bildirdi.
Azerbaycan Babacan’a çok kızgın DIŞİŞlerİ Bakanı Ali Babacan’ın AKP iktidarının Ermeniyle yakınlaşma çabalarında oynadığı etkin rol ve Erivan’da ‘kapalı kapılar ardında’ yaptığı görüşmeler, Azerbaycan’da büyük öfke ve tepki yarattı.
Babacan’ın temasları olumlu havayı bozdu Türkiye’nin attığı adımlar Bakü’de yakından takip ediliyor. Dışişleri Ali Babacan’ın Ermenistan’ın başkenti Erivan’a yaptığı ziyaret, Başbakan Erdoğan’ın “Karabağ çözülmeden sınır açılmaz” söyleminin ardından Azerbaycan’da yaşanan huzuru ortadan kaldırdı. Bakan Babacan’ın ’kapalı kapılar ardında’ yaptığı görüşmelerde neler konuşulduğu merak konusu oldu. Bakü’deki siyasi çevreler, AKP hükümetinin Azerbaycan kamuoyundan bir şeyler sakladığı görüşünde. Bakü’deki diplomatik kaynaklar ise, Bakan Babacan’ın Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı toplantısına katılmak amacıyla gittiği Ermenistan’da, “Rusya’dan yardım” talep ettiğini öne sürdü. Türkiye’nin, Ermenistan ile ilişkileri normalleştirme sürecinde Erivan’a sürekli destek veren Rusya’dan “arabuluculuk” istediği tahmin ediliyor. Bu arada Türkiye’deki diplomasi trafiği de yakından izleniyor. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’a Erivan ziyaretinde eşlik eden Ertuğrul Apakan’ın Ankara’da döndükten sonra ABD Büyükelçisi James Jeffrey ile baş başa yaptığı görüşmede neler konuşulduğu merak konusu.
