KUZEY IRAK'TA BARZANİ LİDERLİĞİNDE ÖZERK KÜRT BÖLGESİ
SURİYE İÇİN ÇİZDİKLERİ HARİTA
AKDENİZ KITA SAĞANLIĞI VE YUNANİSTAN TARAFINDAN İŞGAL EDİLEN AMA GÖRMEMEZLİKTEN GELİNEN ADA
(Kendileri gösteriyorlar)
BULUNAN ZENGİN DOĞAL GAZ BÖLGELERİ
TAMAMLANAN BU RESİM
(Tek eksiği;sadece karayı göstermesi.Ayrıca bunun birde Doğu Akdeniz'de karasuları var)
SONUÇTA;SİYONİST BAYRAK RENKLENİR VE TOPRAKLARI DEVASA BÜYÜR.
SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR,
SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY
8 Ağustos 2009 Cumartesi
Mayınlı araziler ve Arz-ı Mev'ud
Askeri mühimmat uzmanı Ahmet Zengin Fox Tv'de 3 ayrı haritayı kamuoyu ile paylaştı. Haritaların 3'ü de Arz-ı Mev'ud'a işaret ediyor...Askeri Mühimmat Uzmanı Ahmet Zengin, ortaya üç harita çıkarttı. Haritalar üç ayrı kaynakta yer alıyordu ama hepsi de aynı alanları işaret ediyordu. Zengin o haritaları şöyle anlattı; VAADEDİLMİŞ TOPRAKLAR:
"Harita sina yarımadasından başlıyor, hilalin ucu Kıbrıs'ı içine alıyor, Alanla ve Antalya'yı içine alıyor, Mezopotamya, GAP bölgesini, Dicle-Fırat havzasından Basra körfezi ve Irak ile Kuzey Arabistan'ın büyük bir bölümünü içine alıp kapanıyor. HARİTALARIN ANLAMI NE?: Bu alan Yahudilere vaadedilmiş topraklar adı altında bir alanı kapsıyor. Bu alan bizim ülkemizin güneyini de içeri alıyor. Hz. İbrahim'in yaşadığı yer bu haritada Harran olarak gösteriliyor. MAYINLARLA İLGİSİ NE?: Bu bölgenin son derece kritik bir bölge olduğu, yıllara dayanan bir emel ve ihtirasın bugünkü tezahürü olduğunu, buradaki bütün problemlerin kaynağının Yahudilerin dini istekleri olduğu görülüyor. BİRİNCİ HARİTA: "Bu haritayı 1986 yılında Arapça-İngilizce bir kitapta buldum. İskendurun'da görev yaparken bu harita ile oradaki politikaların üst üste örtüştüğünü gördüm." İKİNCİ HARİTA:
Daha sonra yaptığım incelemelerde Tevrat'da da aynı haritaya rastlardım. Aynı harita Hz. İbrahim'in doğduğu, yaşadığı ve daha sonra İsrail'e göç yollarını gösteriyor. Bu harita diğeri ile birebir aynı.
ÜÇÜNCÜ HARİTA: Yine İncil'de tarif edilen de bu harita ve aynı harita...
24 Mayıs 2009 Pazar
Telefonla konuşmaya dahi korkanlar.
Atatürk,vatan,millet konusunda gizli odalarda mangalda kül bırakmayanlar.Alkol masalarında ülke kurtaranlar.Mitinklere katılmaktan korkanlar.Korkaklıklarını "bilmiyordum"a gömenler.
Anadolu’da bir söz vardır. “Arkasıyla köy yıkmak” diye. Başbakan da diliyle köy yıkıyor. Kendileri Polonya’da maç yapıyor. Sonra bir cümle ediyor ki, dillere şenlik. Kültürüne bayıldım valla (!)… Aynen şöyle söylüyor:”Biz de önceden futbol oynadık, sonra okuyup Başbakan olduk (!)…” İnsanı okuyunca başbakan yapan ünüversite nerede acaba? Böyle bir bölüm var mı? Okuyup, başbakan olmak (!)… Bu RTE’ye ait özel bir üniversite herhalde (!) Ben de hep düşünürdüm, Başbakan'ın neden bir okul arkadaşı ortaya çıkmaz? Nerede okudu? Niye bütün tanıdıkları İstanbul belediyesinden? Meğer özel- gizli bir okulda okumuş? Adamı başbakan yapan bir okul (!)… Kendi de başbakan olduğuna inanamıyor olmalı ki, ikide bir “başbakanım” deyip duruyor. Gerçek lider oturduğu koltuktan güç almaz, oturduğu koltuğa güç verir. Olgun, hazımlı insanlar hatayı kendine, başarıyı ekibine atfeder. Bir Savunma Yatıp-kalkıp Ergenekon diyen paçavra bir basın var. Her seçim öncesi zayıf noktasından hadım edilen bir Doğan medyası var. O medyada da Başbakan’ın Hasan Abisi var , Akif Deki, pardon, Beki’si var. Bunun adına da "Türk basını" diyorlar(!).. Silivri’ye gidip davayı seyretmiyorlar ya da savunmaları asla yazmıyorlar. Yazarlarsa “yalan rüzgarı dizisi” iflas eder. Ergenekon davasının 82. Duruşmasında gazeteci Hayrullah Mahmut Özgür’ün sorgusu yapılıyor. Star gazetesinin Uzan Grubuna ait olduğu dönemde 2003 yılında Ankara Temsilciliğini yapan Özgür, çapraz sorgusu sırasında çarpıcı bilgiler veriyor. Bu bilgilere göre: “Tayyip Bey, belediye başkanı olduğu dönemde Zapsu ile birlikte ABD Başkonsolosluğu'nu ziyaret ediyor. Başbakan olması halinde neler yapacağını anlatıp sözler veriyor. İşte bu sahnelerin videosunu bazı kişiler Hayrullah Mahmut'a izletiyorlar. Ardından söz alan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, Özgür'e sorduğu sorular ve Özgür'ün yanıtları şöyle: PERİNÇEK: İzlediğiniz, ABD İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki toplantı görüntülerinde, Tayyip Erdoğan'ın “özelleştirmeyi sonuna kadar götürme” taahhüdü dışında başka başlık var mı? Görüntülerde Cüneyt Zapsu da var mı? MAHMUT ÖZGÜR: Görüntülerde RTE, Neo-Sevr dediğimiz sonradan yaşananlarla somutlanan ABD’yle gizli anlaşmanın tüm maddelerini kabul ettiğini, Ermeni soykırımının kabul edileceği, Büyük Ermeni devletinin kurulması, anayasa değişikliği, AB uyum yasalarının değiştirilmesi, TSK etkisizleştirilmesi vb tüm hususları kabul ettiğini söylemektedir. Başkaca taahhütlerde vardı, aklımda kalan bunlardır.Görüntülerde Cüneyt Zapsu da bulunmaktadır.” Ülkeye bakın. Normal ülkelerde böyle vahim bir iddia karşısında kıyamet kopar. Böyle bir iddia manşet olur. Bizim ülkemizde Ergenekon ile yatıp-kalkan, nerede ise sırtı kaşınsa Ergenekon diyecek hale gelen Ergenekon sapıkları bunları görmüyor. Onlar “çakma” gazeteci. Ne demişti Cüneyt Zapsu? “Bu adamı deliğe süpürmeyin, kullanın.” RTE’nin bu söze tepkisi ne oldu? Sıfır! Onurlu bir insanın yapması gereken nedir? Derhal bu insan hakkında gerekli hukuku işletmek ve kendi ülkesinin başbakanını yabancı bir ülkenin yetkililerine “kullanın” deme cüretini göstermesinin hesabını sormak. Başbakan ne yaptı? Üç maymunu oynadı. Böyle bir hakareti insan niye yutar? Bir gebeliği varsa yutar tabii… Koskoca ülke RTE ve saz ekibinin mecburiyetlerine mahkum edildi. Mayın Temizleme İşi
Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi gene gündemde… Ülke gene AKP’nin mecburiyetlerinin faturasını ödemekle karşı karşıya... Hangi ülke SINIRINI mayın temizleme kılıfı ile yabancıya vermeye kalkar? Bu aleni ihanettir ama bu ihanet yasaları artık sıradan bir şey gibi gündeme geliyor. Ne buyurmuş İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek? Yabancıya satışı savunmuş(!)… Eee… İngiltere Şimşek’i oraya boşuna oturtmadı. Osmanlı’yı parçalamanın alt yapısını kim oluşturdu? İngiltere! Ortadoğu üzerinde en büyük istihbarat çalışması yapan ve Kürt Kartı’na oynayan devlet kim? İngiltere! İsrail’in kurulmasına kim sebep oldu? İngiltere! Şimdi Suriye sınırını mayın ayağına tarım arazisi olarak İsrail’e vermeye kalkıyorlar. İsrail aslında bu noktadan Suriye’yi kontrol edecek. Sonra vaat edilen topraklar için bir ÜST. Ne ala bir memleket ya. Mehmet Şimşek İngiltere’de böyle bir savunma yapsa tutuklanır. İngiltere’de bütün mülk Kraliçe’ye aittir. Kendi vatandaşına toprak satmaz, belli süre ile kiralar. Mehmet Şimşek görevini yapıyor, Kraliçesine bağlılık yemini zaten neyi gerektirir ki(!)? İlk önce Talabani ve Barzani’yi Türkiye’ye beslettirdiler. Yani, kendi canavarımızı kendimize büyüttürdüler. Şimdi İsrail’e bir üst vermeye çalışıyorlar. “Sahi, o bölgede çıkan petrol ne oldu? Önce bir haber: ‘Çok kaliteli petrol fışkırdı.’ Sonra ne oluyor? Ne olduğu meçhul.” Rumlar’ın AB’ye girişini imzalayanlar güneyimize AB ordusunu da yerleştirmiş oldular. Şimdi Ermenistan’ı büyütün diyorlar.Nasıl Kurtuluruz? Hep yazdım, ilk önce bu ülkede aydın görünümlü tipler ve üniversite kadroları devşirildi. Bakınız, Trakya Üniversitesi Biyoloji Bölümü bilinmeyen yeni bir tür buluyor. Bir Türk üniversitesi yeni bir buluşa normalde ne ad verir? Kendi dilinde bir ad verir değil mi? Tıpkı Behçet hastalığını bulan doktorun kendi ismiyle dünya tıp literatürüne geçtiği gibi. Peki bunlar ne yapıyor? Türkçe bir isim yerine Latince bir isim koyuyor. Biz de kendi dilini küçümseyen bu zihniyete “bilim adamı” diyoruz öyle mi (!)? Beyni kültür emperyalizmine teslim olmuş insanlardan ne kadar bilim adamı olur? Bu üniversitelerin GDO konusunda gıkı çıkmadı. Halkı aydınlatması gereken kesimler susarak halkına ihanet etti. Küresel gücü elinde bulunduranlar tohum bankası kuruyor. Çok yakın bir gelecekte dünya açlık sorunu ile karşı karşıya kalacak. Bunu bilen güç Türkiye’ye tarım arazi satış kanunu çıkarttırdı. Dünyayı az bir nüfus ile yönetmeyi hedefleyen güç, gerekli yatırımını yapıyor. Biz ise birilerinin koltuk-makam sevdası mecburiyetleri nedeni ile sonumuzu hazırlıyoruz. Neler yapmalıyız diye soruyorlar. Aslında herkes ne yapması gerektiğini biliyor ama herkes bir başkası yapsın, ben hazıra konayım diye bekliyor. Zulme sessiz kalan herkes zulme ortaktır. Korkaklar ile çetin yollar aşılmaz. Farkında mısınız, birçok vatansever Boğazlıyan Kaymakamı durumunda. “Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i idama götüren müftü zihniyeti her yerde…” Kemal Beyler’in idamını seyredenlerin konuşmaya hakkı yoktur. ATV Diye Bir Kanal Bizim paralarımızla alınan Çalık televizyonu... Ana haber sunan zat haber yerine kin kusuyor. Türüt’ün son yaptığı şarkısı için “yeni kışkırtıcılık” diye suç duyurusunda bulunuyor. Aslında kendi haberi kışkırtıcılık yapıyor. Ne demiş Türüt? Karanlık aydınlara sövmüş. Türüt’ü kışkırtıcılıkla suçlayanlar Etyen Mahçupyan’ın PKK’ya "silah bırakmayın" çağırısını kışkırtıcılık ve teröre destek vermek olarak görmüyor. Eğer Türk isen ağzını açmayacaksın. Ya faşist olursun, ya Ergenekoncu. İtibar görmek için illa “etki ajanı “ olacaksın. Z_eucar@yahoo.com.tr
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Bu ihanete ses çıkarmayanlar: Siz veya çocuklarınız bunun bedelini çok fena öder.
Bölgeye giren sadece İsrail değildir. Batı emperyalizminin en kanlı katilidir. Hiç boşuna kendinizi avutmayın. Bu yasa İsrail için çıkarılıyor. Bu coğrafyaya 44 yıllığına giren İsrail’in elinden bu toprakları bir daha alamazsınız. Çünkü muhatabınız o zaman İsrail olmaz.
Suriye-Türkiye sınırının İsrailli bir firmaya verilmesi Osmanlının çöküşü aşamasında emperyalist demiryolu şirketlerine verilen ayrıcalıklar gibi. Her şirket emperyalizmin içimizdeki derebeylerine dönüşmüş ve Türk halkına zulmün adresi olmuştur.
Bu verimli ve petrol zengini toprakların İsrail’e veya başka bir emperyalist devlete 44 yıllığına verilmesi birçok sakınca doğurmaktadır. İsrail çok dillendi, şimdi karşımıza “İsrail diyordunuz, vermedik. ABD’ye verdik” diye çıkarlarsa sonuç değişmez. Bu bölge hiçbir şekilde yabancı bir ülkeye verilemez. Hangi emperyalist ülkeye verilirse verilsin döner dolaşır İsrail’in eline geçer. Çünkü İsrail emperyalizmin coğrafyamızdaki yapay, sahte, katil, Siyonist karargahından başka bir şey değildir. Ve İsrail batı emperyalizmi için kan dökmek adına buradadır.Batı emperyalizmi olmadan bir gün yaşayamayacağı bu coğrafyada kabadayılık yapmak adına vardır.İsrail hedef tahtasına oturtulurken gerçek katiller ABD ve İngiltere hiç tepki almadan yollarına,amaçlarına ulaşma çabasındadırlar.Şayet İsrail’e yaptırdıklarını kendileri yapsalar Irak ve Afganistan’da yerlerde sürünen imajlarını da kaybederler.Devşirilmiş şirin çocuk Obama’da düzeltemezdi.
Bu sınır arazilerimizin yarım asır gibi uzun bir süre herhangi bir emperyaliste teslim edilmesi her şekilde bölgeye katillerin taşeronu İsrail’i sokar.
İlk akla gelen sakıncalar:
1-Yakın zamanda Suriye-Türkiye arasında sınır tatbikatı yapacak kadar düzelen ilişkilerin arasına tampon bölge oluşturur.
2-Bu Suriye’nin BOP’un gereği parçalanması sürecini hızlandırır.Böylece bölgesel tepki odaklarından biri etkisiz hale getirilmiş olur.
3-Kuzey Irak Kürtlerine ve pkk ya güvenli bir geçiz alanı sağlar. Türkiye’nin sadece güney doğusuna sıkışmış saldırıları tüm güney sınırına yayar. Dağlar yetmezmiş gibi İsrail tohumunla üretilen domates tarlalarında terörist avlarız.
4-Uzun yıllar AB fonlarıyla yaratılmaya çalışılan yapay Kürt millet R.T.Erdoğan’ın beyan ettiği gibi “kalkınma ajansları” yani Türkçesi Mossad,cia,MI6 ..vb istihbarat ajanlarıyla Türk halkı arasındaki kardeşlik köprülerinin tamamen atılmasını yine Türkiye topraklarından sağladıkları imkanlarla yaparlar.44 yıllığına verilecek şirket 4 yıllık gelirini o bölgenin devşirilmesine harcaması bile o toprakların kan gölüne dönmesine yeter artar.Bu yeni bir Gazze ve sonu gelmez kısır tartışmalar ve bol göz yaşı demektir.Ama bu Gazze’de kanı dökülen halkın arasında Siyonistler değil kardeş iki halk Kürt ve Türk halkı olacaktır.Siyonistler sadece seyreder ve çatışmaları destekler.
5-Bölgeye girecek teknoloji ve emperyalist devletler destekli bir tarım, üretim fazlasıyla diğer bölgelerdeki bilerek zor duruma itilmiş çiftçiyi mücadele edemez duruma getirir ve uygulanacak bir damping benzeri bir ucuz mal çıkışıyla ülkede çiftçi birkaç sene içerisinde geriye dönülmez bir şekilde çökeltilir. Buda Nil’in doğduğu; dünyan en verimli topraklarındaki Afrika ülkelerindeki gibi; patates üretemeyen açlıktan BM yardım kuruluşlarında kuyruğa girmiş halk anlamına gelir. Tarlasını ekemeyen, kapı komşusuna düşman, eline geçenle Siyonistlerden en etkili silahı alma telaşındaki bir halk işte o zaman R.T.Erdoğan’ın dediği gibi “39 etnik grup” olduğunu düşünür ve tarlalarını insan ve silah mezarlığına çevirir.
Tüm bunları düşünmeden mi kanunlar çıkarılıyor?
Hayır.
Öyle büyük vaatler verilmiş olmalı ki, yâda bu halka karşı öyle büyük bir kin ve nefret olmalı ki bu olaya girişile bilsinler.
Peki, tüm bu olanlara tepkisiz kalan halk: Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Pomak kısaca Türk Halkı bu ihanetin neresinde duracak.
Bu korkunç ve sonu görülen emperyalist saldırıya çanak tutan ayrılıkçı Kürtler, satılık liboşlar, devşirilmiş kalemler, Saros’un fırıldakları ve yeşil ihanet; bundan sizde kurtulamazsınız.
Unutmayın ki emperyalizm önce kendi çocuğunu yer.
MAYINLI ARAZİ İHALESİ İSRAİLLİ FİRMALARA MI? Hükümet; İsrail'in ilgilendiği 'mayın temizleme ile organik tarımı' aynı firmanın yapmasını istiyor. Milli gazetenin haberine göre Mayın temizleme ile organik tarım yapmanın farklı işler olduğu gerekçesiyle Danıştay tarafından iptal edilen düzenlemede herhangi bir değişiklik yapmayarak önceki kararında direten Hükümet; Danıştay kararına rağmen 'mayın temizleme ile organik tarımı' aynı firmanın yapmasını istiyor.
VALİ DE DİLE GETİRDİ Arzı Mevud içinde yer alan bu toprakların; yasal yollardan 5 yıllık temizleme süresinin ardından 44 yıllığına organik tarım gerekçesiyle İsrailli firmalara ihale edilmesinden endişe ediliyor. İsrail'in bu bölgeye yönelik ihaleleri almak istediği, daha önce Kilis Valisi Aslan Kütük tarafından da dile getirilmişti. Adı geçen İsrail firmaları Temizle-Kullan modelinden önce gündeme gelen 'yap-işlet-devret' yöntemi ile ihaleye çıkılan; ulusal güvenlik nedeniyle iptal edilen Mardin ihalesine İsrail'in destek verdiği üç İsrail şirketinin başını çektiği üç ayrı konsorsiyumun başvurduğu ortaya çıktı. Bu konsorsiyumların içerisinde; Quadro, Redwing ve Mott isimli firmanın adı geçiyordu. AKP hükümeti, Irak ve Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi işini 44 yıllığına bu arazilerde tarım yapacak firmaya ihale etmekte ısrar ediyor. Mayın temizleme ile organik tarım yapmanın farklı işler olduğu gerekçesiyle Danıştay tarafından iptal edilen düzenlemede herhangi bir değişiklik yapmayarak önceki kararında direten Hükümet; Danıştay kararına rağmen 'mayın temizleme ile organik tarımı' aynı firmanın yapmasını istiyor. Mayınlar temizlendikten sonra Arzı Mevud içinde yer alan bu toprakların; yasal yollardan 5 yıllık temizleme süresinin ardından 44 yıllığına organik tarım gerekçesiyle İsrailli firmalara ihale edilmesinden endişe ediliyor. Karasal mayınların temizlenmesini öngören Ottowa anlaşmasına imza atan Türkiye'nin, mayınları temizlenmesi meselesini organik tarımla birlikte ihale etmedeki ısrarı bir türlü anlaşılamıyor. Danıştay'ın iptal kararından sonra yeni bir kanun tasarısı şeklinde Meclis'e sunulan düzenleme, Tarım ve Köy İşleri Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonlarında görüşüldükten sonra Genel Kurul'da görüşülmeye başlandı. Ancak Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren bir konudaki düzenlemenin Milli Savunma Komisyonu'nda ele alınmaması sert eleştirilere neden oldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ile daha önceki düzenlemede aynen ısrar ediliyor. Hükümet, Genelkurmay Başkanlığı'nın '35 milyon dolar verilmesi' halinde yapabileceğini belirttiği temizlik için; 14 firmadan teklif alan Maliye Bakanlığı'nın karşısına 50 milyon dolar ile 1,5 milyar dolarlık bir rakam çıkmasına rağmen önceki kararında direniyor. Maliye Bakanlığı'nın, işin maliyeti konusunda net bir rakam ortaya koymaması da eleştiriliyor. 877 KM'LİK MESAFE Verilen bilgiye göre, temizlenmesi gereken alan Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak illerinin büyük kısmı Suriye, bir kısmı Irak ile olan sınır bölgesini kapsayan 877 km'lik ve 216 bin dekarlık alanı kapsıyor. Türkiye'nin taraf olup imzaladığı Ottowa Sözleşmesi, 21 Ekim 2004 tarihinde onaylamış; 2005 Nisan ayında da yürürlüğe girmişti. Buna göre Türkiye'nin, en geç 1 Mart 2008'den itibaren depolarında bulunan mayınları imha etmesi, en geç 1 Mart 2014'e dek toprağa döşeli tüm mayınları temizlemesi gerekiyor. Bu bölge Türkiye'nin güvenlik açısından en riskli, en kritik bölgesi. Bölgede yerli ya da yabancı özel şirketlerin kırk dört yıl o toprakları işgal etmesi, Türkiye'nin güvenliği açısından son derece ciddi sakınca oluşturacağı belirtiliyor. Özellikle daha önceki ihalelerle İsrailli firmaların bizzat ilgilenmesi, bu işin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu durumu dikkate alan Danıştay, daha önceki 2005 yılındaki Bakanlar Kurulu kararnamesine istinaden yapılan ihaleleri ve şartnameyi iptal etti. Ve Mayınlı sahanın temizlenmesiyle, temizlenen arazinin tarımsal faaliyetlerde kullandırılması işlerinin aynı firma tarafından yapılamayacağına hükmetti. İSRAİL'İN GÖZÜ BURADA Ancak hükümet yeni tasarıda; önceki düzenlemesinde ısrar ediyor. Tasarıda yine, mayınlı arazilerin temizlenmesi karşılığında aynı firmaya arazide organik tarım yapma imkânı veriliyor. Böylece hem organik tarıma uygun hem de petrol rezervleri bulunan bu arazilerin yabancıların eline geçmesinin önü açılacak. Özellikle İsrail'in organik tarım yapma gerekçesiyle Arzı Mevud içerisindeki bu bölgeye yönelik ihaleleri almak istediği, daha önce Kilis valisi tarafından dile getirilmişti. Bu ihaleleri kaçırmayacak İsrail, uluslar arası firmaları aracılığıyla yüksek kalite ve büyüklüğe sahip bu bölgeye 44 yıllığına yerleşmek istiyor. 2. GAZZE OLUR! Tasarı hakkında fazla bilgisi olmadığı için savunmakta oldukça zorlanan yeni Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Önce temizleme işini ihale edeceğiz" diyerek herkesi şaşırttı. Daha sonra ikisini bir arada yapan şirket olabileceğini söyleyen Şimşek, "Şu anda Türkiye'de veya başka bir tarafta, belki hem, tarımsal faaliyette uzmanlaşmış hem de mayın temizlemede uzmanlaşmış firma yoktur, bilemiyorum. Ama bu türden bir faaliyetin yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Siz ihaleye çıkarsınız, bir firma, bir mayın temizleme firmasıyla da anlaşır; dolayısıyla birlikte de bu işi yapabilirler. Buna aykırı bir şey yok" diye konuştu. CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ise, Gazze hatırlatması yaparak, "Gazze'de yaşananlar için haklı bir hiddet içinde olanların, benim ülkemin toprağını ne İngiliz ne Ukraynalı ne İsveçli ne de İsrailli firmalara verme hakları olabilir. Hükümetin ülkemizin güneydoğusunda ikinci bir Gazze yaratmaya hakkı yoktur. Ancak biliniz ki bu tasarıyı yasalaştırdığınızda ülkemizde ikinci bir Gazze'yi bizzat yaratmış olacaksınız" dedi. HÜKÜMET TEKLİFİ MAYIN TEMİZLEME VE ARAZİ KULLANIM SÜRELERİ Madde 3- (1)Mayın temizleme süresi taşınmazların yükleniciye tesliminden itibaren 5 yılı geçemez. Taşınmazların temizleme karşılığı tarımsal faaliyetlerde kullanılmasına ilişkin tahmini ihale süresi ise, kabul işlemlerinin yapılmasından itibaren 44 yılı geçmemek üzere, mayın temizleme işinin maliyeti ile kullanıma bırakılacak taşınmazların bir yıllık kira bedeli esas alınarak Maliye Bakanlığınca belirlenir. PLAN BÜTÇE KOMİSYONU MAYIN TEMİZLEME VE ARAZİ KULLANIM SÜRELERİ Madde 3- (1) Maliye Bakanlığınca yapılacak kullanım karşılığı temizleme ihalesinde, mayın temizleme süresi taşınmazların yükleniciye tesliminden itibaren 5 yılı, taşınmazların temizleme karşılığı tarımsal faaliyetlerde kullandırılması süresi ise, kabul işlemlerinin yapılmasından itibaren 44 yılı geçemez. "İSRAİLLİLERE VERİLMESİN" MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, devletin milletin çıkarlarına uygun olarak mayınları temizletmesini isteyerek, "Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı'na "One minute" demişti. Biz de şimdi Sayın Bakanımıza 'one minute' diyoruz. Burada da yine İsraillilere verilmek üzere olan bu toprakları bizim ettiğimiz yemine uygun olarak, Türk milletinin çıkarına kullanmak üzere bir düzenleme yapılsın" dedi. DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal da, "Siyasi iktidar, her zaman olduğu gibi 'Şeytan ayrıntıda gizlidir'sözünü haklı çıkarırcasına tasarıya öyle maddeler, bölümler eklemişler ki bunları savunmak olanaklı değildir" dedi. Bu arazilerin niye mayın kurbanlarına verilmediğini soran Birdal, "Neden bu temizlenecek alanlar az topraklı ve topraksız yoksul köylülere verilmeyecektir?" dedi. AKP Sivas Milletvekili Mustafa Açıkalın ise, temizlenecek alandaki arazinin tarımsal amaçla kullanılmak üzere en az sürede kullanıma talip olan ihaleciye verileceğini belirterek, "Bu ihale bir bütün olarak yapılacağı gibi, parçalı olarak da yapılması mümkündür" dedi.
TSK: NATO TEMİZLESİN
Gerekli teçhizat yokmuş!* GENELKURMAY’ın görüşünü açıklayan İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, “Temizlenecek alanın büyüklüğü 178 milyon 500 bin metrekare... TSK’nın elinde bu büyüklükte bir alanı temizlemek için gerekli teçhizat bulunmuyor” dedi.
TSK: Mayınlı araziyi NATO temizlesin
Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Gürak, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili NATO’yu işaret etti Mayında tartışma genişledi* TÜRKİYE-SURİYE sınırındaki mayınlı arazileri temizleme karşılığı yarım asır yabancıya bırakan yasa tasarısı konusundaki yoğun tartışmalara katılan Genelkurmay, görüşünü açıkladı: Bu işte, NATO’nun ilgili birimi NAMSA’nın dikkate alınması uygundur!
CHP öfkeli:İhanet yasasıMERSİN Milletvekili İsa Gök, mayın temizleme tasarısına sert tepki gösterdi: Bu, kötü niyet ve ihanet kanunudur. Amaçları Kıbrıs Adası büyüklüğünde toprağı satmak. İşi İsrail alırsa kimse şaşırmasın!
Hükümetinelinde patlar!SP lideri Numan Kurtulmuş, mayın temizleme işine dair endişelerini açıklayıp hükümeti uyardı: Türkiye’nin en stratejik bölgesinde sakıncalı durumlar kapıda. Düzeltmezseniz mayın hükümetin elinde patlar!
Domates mi üretecekler!
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın, “Mayınlı bölge, Türkiye’nin en stratejik alanı. Herhalde domates yetiştirmeyecekler. Plan açık ki, yöredeki oyunun bir parçası” dedi. Haber: Selda Öztürk KAYGenelkurmay Başkanlığı, AKP hükümetiyle CHP ve MHP arasında sert tartışmalara neden olan Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi konusunda görüşünü ortaya koydu. Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, arazinin mayınlardan arındırılması işi için NATO’yu adres gösterdi. Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’ndaki haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuşan Tuğgeneral Gürak, bölgedeki mayın temizliğinin “bedeli ödenmek” kaydıyla hizmet alımı yöntemiyle yapılması gerektiğine dikkat çekti. Gerekli teçhizat yokBu kapsamda uluslararası deneyime sahip olan NATO’ya bağlı Bakım ve İkmal Ajansı’nın (NAMSA) dikkate alınmasının uygun bir hareket tarzı olarak düşünüldüğünü söyleyen Gürak, “Temizleme yapılacak alan yaklaşık 510 kilometre uzunluğunda ve ortalama 350 metre derinliğinde. Toplam büyüklük ise 178 milyon 500 bin metrekare” dedi. TSK’nın elinde bu büyüklükte bir alanı temizlemek için gerekli teçhizat bulunmadığını dile getiren Gürak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu mayın temizleme yeteneğinin muharebe alanında askeri ihtiyaçlara cevap verecek düzeyde olduğunu hatırlattı. “TSK’da mevcut olmayan modern mayın temizleme teçhizatına ve özel eğitilmiş uzman personele ihtiyaç vardır” diyen Gürak, Genelkurmay Başkanlığı’nın, mayın temizleme çalışmaları kapsamında kullanılabilecek modern mekanik mayın temizleme teçhizatı temini ile ilgili bir çalışma gerçekleştirdiğine işaret etti. Yabancıya değil Türk çiftçisine verilsinTMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel Başkanı Gökhan Günaydın, sınırdaki mayınlı arazilerin temizlendikten sonra yöre çiftçisinin kullanımına açılması gerektiğini savundu. Günaydın, yaptığı açıklamada, kanun tasarısının görüşmelerini yakından takip ettiklerini, bu arazilerin ihale yoluyla 49 yıllığına yabancılara verilmesine karşı çıktıklarını belirtti. Biber mi yetiştirecekler Günaydın, söz konusu 216 bin dekar arazinin Türkiye’nin en stratejik bölgesinde bulunduğunu ifade ederek, “Bunu almak isteyenler, burada domates biber mi yetiştirecekler? Yoksa burayı farklı işler yapmak için mi almak istiyorlar? Plan açık ki o yörede oynanan oyunun bir parçası haline gelecek” dedi. Günaydın, “O araziler, yöredeki halka ait, yine oradaki halkın kullanımına verilmeli. Her işletmede 5-6 kişi çalışsa son derece verimli bu topraklarda 12 bin 500 ile 15 bin kişilik istihdam sağlanır” ifadesini kullandı. Kurtulmuş: Hükümetin elinde patlarSaadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin yasa tasarısının Türkiye’nin en stratejik ve ekonomik yönden değerli bir bölgesinde sakıncalı durumlara yol açabileceğini söyledi. “Bunları düzeltmezlerse mayın hükümetin elinde patlar” diyen Kurtulmuş, yasal düzenlemenin ardından ortaya çıkacak durumun Suriye ile iyi ilişkileri de bozabileceğini söyledi. SP lideri Kurtulmuş, “Türk firmalarının temizleme işini yapabileceğine inanıyoruz” ifadesini kullandı. Kurtulmuş, “Özellikle ekonomik krizin mevzu bahis olduğu bu dönemde bu Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla mayın temizleme işi yapılabilirse, asgari 500 bin kişiye 3 yıl süreyle istihdam imkanı da sağlamış olacağız” dedi. Mayınlı arazilerle ilgili yasa tasarısına sert eleştiriler yöneltildiCHP: Bir ihanet tasarısı dahaAKP’nin amacının toprak satmaya zemin hazırlamak olduğunu savunan Gök, “Bu ihalenin şartnamesi İsrail’den gelirse kimse şaşırmasın” dedi CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi için TBMM Genel Kurulu’na getirilen yasa tasarısına sert tepki gösterdi. Bu yasa ile yapılacak ihalenin dünyada bir örneği olmadığını dile getiren Gök, hazırlanan tasarının amacının kamuoyuna doğru olarak yansıtılmadığını ifade etti. “Yasa tasarısı iyice okunduğunda amacın toprak satmak olduğu açıkça ortaya çıkıyor” diyen Gök, şunları dile getirdi: Destek gerekli“Mayın temizleme işi, toprak satmak için sadece bir amaç. Eğer bu tasarıyı TBMM’den geçirirlerse o zaman bu emsal teşkil edecek. Anayasa Mahkemesi’nden dönen bütün toprak satışları ile ilgili düzenlemeler ve yasa hükümleri bir şekilde by-pass edilmek isteniyor. Satamadıkları toprakları yabancı şirketlere hazine arazisinde olduğu gibi 49 yıllığına kiralayabilecekler. Amaç bunun alt yapısı oluşturabilmek.” Genelkurmay Başkanlığı’na yapılacak 35 milyon dolarlık bir ekipman desteğiyle sınırdaki mayınların temizlenebileceğini de ifade eden Gök, “TSK bu arazinin her şeyini biliyor. Elinde mayınların haritası var, istediği gibi rahatlıkla temizleyebilir” şeklinde konuştu. TSK’nın istediğinin sadece ekipman desteği olduğunu kaydeden Gök, sözlerini şöyle tamamladı: Kötü niyet...“Zaten ihalenin şartnamesi, Vakıflar Yasa Tasarısı’nda olduğu gibi yurt dışından gelecek. Bu ihalenin şartnamesi İsrail’den gelirse kimse şaşırmasın. Zaten Bakanların çocuklarının kurdukları şirketlerin varlığı gibi bir takım iddialar çoktan bu işe gölge düşürdü. Bu tasarı kötü niyet ve ihanet tasarısıdır.” Genel Kurul’da gerilimSuriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin kanun tasarısının 4. maddesi üzerindeki görüşmelerde Meclis Genel Kurul’da AKP grubuyla CHP ve MHP milletvekilleri arasında sert tartışmalar yaşanmıştı. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, milletvekillerinin sorularını cevaplamıştı. Türkiye’nin güvenliği için hayati öneme sahipSuriye sınırındaki mayınlı araziler Türkiye’nin güvenlik açısından en riskli ve en kritik bölgesi. Bölgede yerli ya da yabancı özel şirketlerin 49 yıl o toprakları işgal etmesinin, güvenlik açısından son derece ciddi sakınca oluşturacağı uzmanların ortak görüşü. Özellikle daha önceki ihalelerle İsrailli firmaların bizzat ilgilenmesi, bu işin önemini bir kez daha ortaya koymuştu. Bu durumu dikkate alan Danıştay, 2005 yılındaki Bakanlar Kurulu kararnamesine istinaden yapılan ihaleleri ve şartnameyi iptal etmiş ve Mayınlı sahanın temizlenmesiyle, temizlenen arazinin tarımsal faaliyetlerde kullandırılması işlerinin aynı firma tarafından yapılamayacağına hükmetmişti.
Ulusal çıkarlara aykırıTEMA Başkanı Baş: Meclis’teki yasa tasarısı hemen geri çekilmeliTEMA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.Lütfü Baş, verimli tarım arazilerinin ulusal yararlara aykırı kullanılamayacağını söyledi. Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesiyle ilgili tasarı konusunda bir açıklama yapan Baş, “Ulusal güvenlik bakımından sakıncası yoksa bu arazilerin mayınlardan temizlenerek tarıma açılması, verimli kaynağımızın ekonomik kılınması bakımından yararlıdır” dedi. “Mayından temizlenecek araziler ülkemizin üreticilerince değerlendirilmelidir” ifadesini kullanan Baş, yabancılara geçmesi sonucunu doğuracak tasarının derhal geri çekilmesi gerektiğini dile getirdi. Baş, ulusuna karşı toplumsal sorumluluk duyan parti ve milletvekillerinden tasarının reddedilmesini sağlamaya yönelik çaba göstermelerini beklediklerini kaydetti.
MAYIN İHALESİ ŞARTNAMESİNİ İSRAİL Mİ HAZIRLADI?
Arslan BULUT Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi konusunda soruyu cevaplarken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu iş için yeterli teçhizatı ve uzman personeli olmadığını söyledi! Mayınlı alanın 350 metre eninde, 510 kilometre uzunluğunda olduğuna dikkat çeken Tuğgeneral Gürak, şunları söyledi: “TSK tarafından modern mekanik mayın temizleme teçhizatı temini ile mayın temizleme çalışmaları kapsamında tedarik edilmesi planlanan teçhizatla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı’nda yapılan çalışma neticesinde, söz konusu teçhizatın tedarik sürecinin uzun zaman alacağı ve maliyetlerdeki olası artışlar nedeniyle ekonomik kayıpların olabileceği değerlendirilmiştir. Mayın temizliğinin bedeli ödenmek kaydıyla hizmet alımı yöntemiyle yapılması ve bu kapsamda uluslararası deneyime sahip NATO NAMSA’nın öncelikli olarak dikkate alınması uygun bir hareket tarzı olarak düşünülmüş ve bu görüşler zamanında ilgili mercilere gönderilmiştir.” * * * Demek ki, 510 kilometre uzunluğundaki Türkiye-Suriye sınır şeridinin NATO’ya emanet edilmesi tavsiye edilmiş! Oysa Türkiye, mayın temizliği yapmaktan aciz bir ülke değil. Burada mesele maliyet değildir; sınırınıza bir yabancı güç yerleştiriyorsunuz! Bu işin maliyeti ne olursa olsun kendiniz yapmak mecburiyetindesiniz! Nasıl ki Türk Silahlı Kuvvetleri “Milli Savunma”yı “hizmet alımı” suretiyle yapmıyor, o kuvvet adına kimsenin Türkiye sınırlarını yabancıların inisiyatifine bırakma yetkisi yoktur. Kanun da çıksa yoktur! Nitekim MHP Adana Milletvekili Kürşat Atılgan, “Türkiye Cumhuriyeti bütçesi, bu işi yapmaya yeterlidir. Önce temizleyin, sonra topraksız köylüye mi dağıtırsınız, orada petrol mü ararsınız, ne yaparsanız yapın. TSK, bu işi niye yapmıyor? Yoksa ihtiyacı olan para, personel ve malzeme kendisine verilmedi mi? TSK, Türk milletine bu işi niye yapmadığını açıklamalıdır” dedi. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ise MHP’li milletvekillerinin sorusu üzerine, yaklaşık maliyetin, Maliye Bakanlığı metotlarıyla tespit edildiğini ifade ederek, “Ancak bu açıklanamaz” dedi. * * * Meselenin asıl boyutunu ise CHP Mersin Milletvekili İsa Gök açıkladı: “Yasa tasarısı iyice okunduğunda amacın toprak satmak olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Mayın temizleme işi, toprak satmak için sadece bir amaç. Eğer bu tasarıyı TBMM’den geçirirlerse o zaman bu emsal teşkil edecek. Anayasa Mahkemesi’nden dönen bütün toprak satışları ile ilgili düzenlemeler ve yasa hükümleri bir şekilde by-pass edilmek isteniyor. Satamadıkları toprakları yabancı şirketlere hazine arazisinde olduğu gibi 49 yıllığına kiralayabilecekler. Amaç bunun alt yapısını oluşturabilmek. TSK mayın temizliğini çok rahat yapabilir. Sadece 35 milyon dolarlık ekipman desteği gerekiyor. TSK bu arazinin her şeyini biliyor. Elinde mayınların haritası var, istediği gibi rahatlıkla temizleyebilir. İstedikleri sadece ekipman desteği. AKP iktidarının amacı ise Kıbrıs Adası büyüklüğünde bir toprağı satmak. Zaten ihalenin şartnamesi, Vakıflar Yasa Tasarısı’nda olduğu gibi yurt dışından gelecek. Nasıl ki Vakıflar Yasa Tasarısı’nı sadece Türkçe’ye çevirdiler, bu ihalenin şartnamesini de sadece Türkçe’ye çevirecekler. Bu ihalenin şartnamesi İsrail’den gelirse kimse şaşırmasın. Zaten Bakanların çocuklarının kurdukları şirketlerin varlığı gibi bir takım iddialar çoktan bu işe gölge düşürdü. Bu tasarı kötü niyet ve ihanet kanunudur.”
15 Mayıs 2009 Cuma
MHP DEN TEPKİ
MHP, Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlanan Türkiye ile Suriye arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkındaki kanun tasarısını sert tepki göstererek hükümete "ihanet yasasını geri çekmesi çağrısında bulundu. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, Sakarya Milletvekili Münir Kutluata ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında " Son günlerde hükümetin himayesinde yoğunlaşan etnik bölücülük taleplerinin 'siyasal çözüme'kavuşturulması gayretleri ile birlikte sonu ihanete ulaşacak bir yasa ile muhatap olduğumuz endişesindeyiz " diyerek mayın temizleme işinin TSK'ya bırakılması gerektiğini belirterek Genel Kurul'daki tasarının geri çekilmesini istedi. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine kesinlikle karşı olmadıklarını ancak, " sonu ihanete " ulaşacak bir yasa ile muhatap olma endişesini taşıdıklarını söyledi. Şandır, MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, Sakarya Milletvekili Münir Kutluata ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye başlanan " Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri İle İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı " hakkında düşüncelerini açıkladı. MHP, olarak bu yasa ile getirilmek istenilen hususların ülkenin güvenliği ve geleceği açısından tehlike teşkil ettiğini belirten Şandır, şöyle dedi: " Bu kanunla Türkiye - Suriye sınırında bulunan toplam 205 bin dekar tarım arazisi, mayınlardan temizlenecek ve mayınları temizleyecek firmaya bu işlem karşılığında 49 yıllığına kiraya verilecektir. Kanun tasarısı, hükümet tarafından 'mayın temizleme faaliyetlerinin esas ve usullerinin belirlenmesi amacı'gerekçe gösterilerek düzenlenmiştir. Ancak daha sonra tasarıya 'ihale işlemleri'ilave edilerek 'adrese teslim ihale şartnamesi'haline getirilmiştir. Mayından temizlenecek tarım arazisine bitişik tüm hazine arazileri de bu kapsamda mayınları temizleyecek firmaya 49 yıllığına verilebilecektir. Hudut boylarındaki TİGEM arazileri ve çiftçinin elinde kiralık olarak bulunan hazine arazileri buna dahil edilebilecektir. İhale usulleri mevcut hiçbir kanuna tabi olmadan doğrudan Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecektir. "YÜZ BİNLERCE DEKAR VATAN TOPRAĞI..." Çıkartılmak istenen yasayla uluslar arası hukukun güvencesi altında bir özel sözleşme ile yüz binlerce dekar verimli vatan toprağının yabancı kuruluşların kontrolüne geçebileceği uyarısında bulunan Şandır, Türkiye ile Suriye sınırında uluslar arası piyasalarda hisseleri satılabilen yabancı kimlikli bir "tampon Bölge" oluşturulmasının mümkün olabileceğine dikkati çekti. "AB'nin Katılım Ortaklığı Belgesinde istediği 'Hudutların ortak kontrolü'hususu ve yabancılara tarım arazileri dahil satışın kolaylaştırıldığı ve bundan faydalanarak GAP Bölgesinden büyük miktarda arazi satın alan yabancı yatırımcıların olduğu iddiaları ile bu kanunla getirilmek istenen hususlar birlikte düşünülecek olursa son günlerde Hükümetin himayesinde yoğunlaşan etnik bölücülük taleplerinin 'siyasal çözüme'kavuşturulma: gayretleri ile birlikte; sonu ihanete ulaşacak bir yasa ile muhata olduğumuz endişesindeyiz" diyen Şandır, tarihin iyi niyet, gaflet ve aymazlıklar sonucunda nelerin kaybedildiğinin örnekleri ile dolu olduğunu söyledi. MHP'li Şandır, Türkiye ile Suriye arasında ki sınır boyunca ve tamamen bizim tarafımızda kalan güvenlik bölgesinin mayınlardan temizlenerek tarıma açılmasını ve halkımızın hizmetine sunlmasını herkesten önce kendilerinin istediğini ifade etti. Suriye'den Türkiye'ye yönelecek bir tehdidin olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını, sınırların koruması için de mayın döşemek ihtiyacında olmadıklarına inandıklarını belirten Şandır, "İtirazımız; mayınların temizlenmesi karşılığında bu arazilerin kullanımının 49 yıllığına mayınları temizleyecek firmaya yap-işlet devret modeli ile verilmesidir. Bunu, ülkemizin güvenliği, ekonomik çıkarları ve komşumuz Suriye için getireceği güvenlik tehdit ihtimalinin dostluğumuza vereceği zarardır. İtirazımız; Bu sakıncalar bazı yetkili kurumlar tarafından raporlanmış olmasına rağmen hükümetin, bu kanunu ısrarla bu şekilde çıkarmak istemesinedir" diye konuştu. Hükümete, "Neden çok teknik bir konu olan mayın temizleme işi ile çok değerli olan bu araziler üzerinde organik tarım yapmak işi için bi firma aranmaktadır? Aynı işi birlikte yapan firma var mıdır? dünyada kaç tanedir ve hangi ülkelere aittir?" sorularını yönelten Şandır, Hükümetin bu sorulara açık bir şekilde cevap vermesini istedi. Şandır, ihaleyi alması muhtemel İsrail veya Amerikalı firmaların bu araziler üzerindeki tasarruf hakkının Türkiye-Suriye ve bölge barışı için bir tehdit oluşturabileceğini vurgulayarak, bu arazilerin bölgelerde yaşayan ve tarımla uğraşan vatandaşlarımıza kiralamanı gerektiğini kaydetti. "SORUMLU MSB VE TSK'DIR" MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi de mayın temizleme işleminde sorumluluğun Milli Savunma Bakanlığında ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde olduğunu belirtti. Sınırdaki mayınların 50 yıldır orada olduğunu ve yerlerini en iyi TSK'nın bildiğine ifade eden Sipahi, kendilerine "sınırların TSK tarafından temizlenemeyeceğinin" söylendiğini ancak TSK tarafından "temizleyemeyeceklerine yönelik" bir tek açıklamanın bulunmadığını dile getirdi.
Sipahi, 1984-85 yılları arasında ve o zamanki teknoloji ile Mardin'in Nusaybin ilçesi ile Şırnak'ın Cizre ilçesi arasındaki 50 metre derinliğinde 500 kilometre uzunluğundaki bir arazinin TSK tarafından temizlendiğini ellerinde de konu ile ilgili olarak belgelerin bulunduğunu bildirdi.
Mayınlı arazilerin temizlenmesi için Savunma Sanayi Müsteşarlığının 50 adet mayın temizleme aracı alınmasına yönelik bir proje üzerinde çalıştığını anımsatan Sipahi, bölgenin 1. derece askeri alan olduğunu buralara yaklaşmak dahil resim bile çekilemeyeceğini söyledi.
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata ise bu güne kadar komisyonun yaptığı çalışmaları anlattı. "GAFLET ÖTESİ" Tekrar, söz alan Mehmet Şandır, tasarının "Milli Güvenlik" için sakıncalı olduğunu bildirdi. Şandır, Danıştayın da bu şekli ile ihaleye çıkılamayacağı yönünde kararı olmasına rağmen konunun tekrar TBMM gündemine getirilmesini eleştirdi. Hükümeti uyaran Şandır, konunun "Gaflet ötesi" olduğunu savundu.