21 Şubat 2010 Pazar

YANGIN GÖRMÜŞ CESET TARLASININ FOTOĞRAFI



Yazar Cezmi YURTSEVER

http://cezmiyurtsever.com/index.php?option=com_content&task=view&id=656&Itemid=3
 -Ermeni komitacılar, Erzincan üzerinden Erzurum yakınlarına geldiklerinde Türk köy şehir ve yerleşim birimlerinde vahşi katliamlar yaptılar.
-Erzurum yakınlarında Aşkale ve Cinis köyü civarında 700’e yakın Türk insanının vahşice katliamını olay yerine gelen kazım Karabekir paşa, elleri titreyerek ve gözyaşları içinde yazdı.
-Ve belgenin aslı Genelkurmay Askeri ATASE Arşivi’nde koruma altına alındı.
-Aşağıda bahsi geçen belgenin aslı ve çevirisinin hikayesini sunuyorum:
 Yıl 1918… ve aylardan şubat ayının başları. Ermeni komitacılar Erzincan-Erzurum yolunu izleyerek hızlı bir şekilde kaçmanın hazırlığını yapıyor. Önlerine çıkan şehir köy ve mezraları yakıp yıkıyor. Önerine gelirse yok ediyor. Köylerden dumanlar yükseliyor.Kısa süre önce buralarda insanlar yaşıyordu. Birbirlerine sevinçlerini dertlerini anlatan. Ağarmış saçları ile yaşlı insanların hayat tecrübelerini anlattıkları gençler vardı. Genç kızlardan evlenme çağına gelenler karların erimesi ile birlikte tarlaya tohum atılmasını başakların boy atmasını ve kısa süren yaz sıcaklarında da hasat yapılmasını…Sonrasında yeni ev kurmanın gereği olan çeyiz hazırlamak ve evlenenin hayalleri ile gürlerini geçiriyorlardı. Velhasıl insanlar, hayattan umutlu idiler. Ta ki o gün gelinceye kadar.
KAZIM KARABEKİR KÖYE GELDİĞİNDE
Ordu kumandanı Kazım Karabekir ve ona bağlı askeri birlikler haber almışlardı Erzurum yakınlarında Ermeni çetelerin köylülere karşı vahşi katliamlar yaptıklarını. Savunmasız ve kendi hallerinde yaşayan bu insanların akibetinden şüphe ediliyordu. Ve korkulan oldu. Türk askerleri köylere geldiklerinde yer yer dumanlar yükseliyor, ortada bir sessizlik var. İnsan çığlıkları bile sona ermiş. Belli ki buralarda vahşice katliam yapmışlar. Karabekir Paşa veya halkın dilinde “Kara Kazım” yaşananları sarı renkli çizgili bir kağıt üzerine kopya kalemle yazmaya başladı. Tarihe not düşüyordu. O’nun satırları arasında yer alan şu sözler insanoğlunun ne kadar canavarlaşacağını da göstermesi bakımından önemli idi. Bahsi geçen olayın Türkçe sadeleştirilmiş metni aşağıdadır:

“3. Ordu kumandanlığına! Ermeni eşkiyası Erzincan ve civarında gerçekleştirdikleri zulümle 20. asır medeniyeti ile uyuşmayan çeşitli canavarlıkları Aşkale’den Erzurum yönüne sürüldükleri vakit daha da kötüsünü yaparak EKBERTOS’un zulmüne rahmet okutmuşlardır. Merdiven köyünde 45, Aşkale’de17, Tilkitepesinin iki kilometre güneyinde haritada ismi yazılı olmayan Cinis köyünde 600 civarında erkek ve kadın nüfusun 13’ü ayrı tutulmak üzere geri kalanların hepsi evleri yakılmak, süngülenmek ve hamile kadınların karınları yarılarak çocukları kucaklarına verilmek suretiyle şehid edilmiş olduklarını arz eylerim. 2/2/34 (1918) Görülenler ve yaşananlar yangın görmüş bir ceset tarlası gibi idi. Ve aynı olayın fotoğrafı çeken şahıs ise bu olayı belgeleyerek tarihe not düşüyordu. Unutulmaması için.


BELGENİN ASLINDAN YAPILAN ÇEVİRİ METNİ.
3 ncü Ordu Kumandanlığına Ermeni eşkıyâsı Erzincan ve civârındaki irtikâb eyledikleri mezâlime ve yirminci asr-ı medeniyye ile kabil-i te’lîf olmayan envâ’-i hûn-hârlıklarına Aşkale’den Erzurum istikâmetine tard olundukları vakit daha eşna’ını yaparak Ekbertos’un mezâlimine rahmet okutmuşlardır. Merdiven köyünde kırk beş Aşkale’de on yedi Tilkitepesi’nin iki kilometre cenûbunda harîtada ismi yazılı olmayan Cinis köyünde altı yüz küsûr zükûr ve inâs nüfûsun on üçü müstesnâ olmak üzre mütebâkîsi ihrâk edilmek ve süngülenmek ve hamile kadınları karınları yarılarak çocukları kucaklarına verilmek sûretiyle şehîd edilmiş olduğunu arz eylerim. 2/2/34
1 nci Kafkas Kolordusu Kumandanı Mîr-alây Kâzım Karabekir
KOLEKSİYON KLASÖR NO: E. DOSYA NO: Y. DOSYA NO: FİHRİST NO:


BDH 525 1024 2050 41





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

19 Şubat 2010 Cuma

AK PARTİ AKLANACAK ZEMİN HAZIRLIYOR





AKP gümbür gümbür yıkılıyor.
Öyle bir gümbürtü ki bu;ta Prensilvanya’dan duyuldu.
Artık ABD’nin  yeni emirlerini yerine getirecek ne zamanı var,nede gücü. Emperyalistte AKP’ye daha fazla haksızlık etmek istemiyor.
Onu kurtarma projelerine devreye soktu.
Prensilvanya Prensi’nin Işıklı çocukları özel yetkilerle donatılıp tam yerine Erzurum’a gönderildi.
Bir şeyler yapılmalı ve yargının keyfiliğini engelleyen (HSYK) Hâkim Savcılar Yüksek Kurulu devreden çıkarılmalıydı.
Aleni bir suç işlenip HSYK’nun tepki gösterilmesi istendi. Adalet bakanı ve aynı zamanda HSYK’nun başkanı toplantıya katıldı ve beklenen karar alındı.
Özel yetkili savcıların yetkileri elinden alındı.
Bununla iki olay arasında bağlantı kurulmak istendi.
Öyle bir yaygara koparılacaktı ve koparıldı ki HSYK medya taklacıları tarafından suçlu gösterilecekti.
Ve herkes bir ağızdan bu “yargı sistemi değiştirilsin” denilecekti.
“bu ikinci Şemdinli olayıdır”, “ikinci Sarıkaya olayıdır” demeye başladı.

Eğer medya desteğiyle HSYK haksız gösterile bilirse  (ki süreç tamamlanmadı ve hala bilinmiyor) böylece Şemdinli savcısı Sarıkaya’da aklanmış olacaktı. Hatta görevine bile dönmesi talep edilebilecekti. Tabi Fettullah hoca efendinin Prensilvanya’da villalarındaki rahat yaşamı bıraka bilirse.
Zaten; saçma sapan suçlamalarıyla Van Üniversitesi Rektörlüğünden bir vatan evladının intihar etmesini başardı.
AYRILIKÇI hain kürt medyasına yeteri kadar malzeme verdi.
Görevini tamamladı yani.
Daha vahimi; bu söylemlerle Emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt suçlu gösterilecek, ama olay genellenerek şimdiki Genelkurmaylık töhmet altında bırakılacaktı.
Bakın bir taş kaç kuş. Toplayalım.
1-Yargının güvencesi HSYK kaldırılma çığırtkanlığı yapılacak/istenecek.
2-Şemdinli olayı da aklanmış olacak.
3-Ayrılıkçı hainlere çok sağlam bir koz daha verilecek.
4-Savcılıktan atılan ve avukatlık yapması bile yasaklanınca, ABD’ye Fettullah hocanın dolayısıyla CİA/FBI ve Mossad’ın şefkatli kollarına sığınan Sarıkaya aklanacak.
5-Şemdinli olayında aklanınca Emekli Genelkurmay başkanı dolayısıyla TSK suçlu ilan edilecek.
6-Şemdinli kahramanı (onlara göre)  Sarıkaya’ya geri dönüş ve itibar yolu açılacaktı.
Ne kadar güzel değil mi?

Cumhur Başkanı “yargı sistemi acilen değiştirilmeli” dedi.
En ilginci toplantıda bulunan ve Başkan sıfatında bulunan Adalet Bakanı Sadulah Ergin tam bir feryat kopardı.
Arınç Bey eksik kalırmı. “HSYK siyaset yapacaksa cüppelerini çıkarsınlar” dedi.
Medya taklacıları hep bir ağızdan aynı noktaya vurmaya başladılar.

TSK’ya yapılanların aynısı Yargıya deneniyor.
TSK yapısı gereği sessiz kalmayı tercih etmiş ve kimilerine göre itibar kaybederken kimilerine göre de (bana göre de) cıvık cıvık Tv kanalları gezmeyerek itibar arttırdı.Birkaç emekli komutan konuştu ve gayet disiplin,terbiyeli bir üslupla yapılan saldırıları açıkladı.
Sonuçta Ordunun başı İlker BAŞBUĞ  “benden başka konuşan var mı?” diyerek disiplinlerini gösterdi.Bunu belki iş ve aş peşinde koşan halkımız kaçırmış olabilir ama anlayanlar çok iyi anladı.

Fakat yargı bunu yapamaz.
Çünkü yargı zaten yapısı gereği suçlu ve suçsuzun tartışma zemininde delillendirilip ayrıştırılması demek. Bu mahkeme salonlarında başkaları için yapılır. Ama bu gün suç yargıya karşı işlendi. Ve yargı en iyi bildiği işi yapacaktır. Haklıyı yani kendini en iyi şekilde savunacaktır.
Sayın Arınç’ın medya şovları bu kez hiçte karşılıksız kalacak gibi değil.
Şuana kadar görülende bu.
Bu bir tuzak ise, bu tuzağa düşülmeye bilinir miydi? Diye sorarsak.
Evet, tuzaktı ama bu tuzak bilinse de girilmesi gerekiyordu.
Aksi takdirde Atatürk devrimlerinin savunucuları ve gerek Yargının gerekse TSK’nin gönül dostları ciddi anlamda incinmiş olacaktı.
Cumhuriyet’in Savcısı özel yetkilenmiş başka savcılar tarafından dama atılıyor, evi ve bürosu aranıyor ve hiç ses çıkmıyor olurdu ki,buna sessiz kalacak TSYK kendini fes etmiş anlamına gelirdi.
Üstelik ne için savcının bunlar başına geliyor ?
İsmail Ağa Cemaatini sorguladığı için.İsmail Ağa falan değil;Fettullahçı diyemiyorlar.Ama herkes hepsinin aynı olduğunu biliyor.
Bu bir utançtır.
Ve bu utancı yaşamamak için kurulan bu tuzağa Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu bile bile girmek zorunda kaldı.
Bu olayda sessiz kalınması zaten HSYK’nun yok oluşu anlamına gelirdi ve bu tuzak  HSYK'u yok etmek için kuruldu.
Kısacası HSYK en azından bu şekilde pes etmemiş vuruşarak ve halkın nabzını gözleyerek gerekenin yapılması yolunu seçti.
Bu süreçte yapılan tek yanlış:
AKP’ye tepkili olduğu halde iyi niyetle de olsa “Bu yargı sistemi değişmelidir” diyenler yapıyor.
Unutulan şudur:
Bu yargı sistemi değişirse AKP değiştirmeyecektir. 
Bu kadar saf olunmamalı ve halkın kafasının bu karıştırıldığı ortamda bu tip söylemler “bak onlarda değişsin istiyor zaten” gibi bir mantık oluşmasına ve değişsin taleplerinin ön plana çıkmasına neden olacaktır.
Yargı değişirse bunu ABD değiştirecektir.
Think tanklarda bu çoktan hazırlandı bile.
Bunu nereden söyleye biliyoruz.Hatırlayalım:
İçeriğinde ne olduğunu ana muhalefet partisinin bile bilmediği Anayasa taslağını, Türkiye’de tartışmadan; koltuk altına sıkıştırıp ABD’ye uçan Zafer Üskül ve heyetini ne çabuk unuttuk.
Halkım lütfen uyan.
“Demokrasiyi hedefe ulaşana kadar bineceğimiz bir trendir. İstediğimiz zaman ineriz” diyenlere kanma. 
Bunlar senin, hafife aldığın bazen bir torba una,makarnaya,bulgura sattığın,bazen komşumuz aday diye verdiğin oylarla oluyor.

Saygılar.
18/02/2010
Levent kalem




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

18 Şubat 2010 Perşembe

YAPILANLAR KAR MI KALACAK?


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

17 Şubat 2010 Çarşamba

BİR ÖRGÜT ÇÖKERMİŞ SESSİZ SEDASIZ

Fark ettiniz mi?
Ergenekon düzmecesi ortaya atıldığından beri faili meçhul cinayet olmuyor?
Oysa her örgüt çökeltilirken yandaşları saldırıya geçer, suikastlar düzenler.
Bu doğal reflekstir ve çöküşün de en belirgin göstergesidir.
Köşeye sıkışan ev kedi bile doğal bir refleksle tırmalar.
Aslında operasyonların turnusol kâğıdı gibidir, bu tepkiler.
İtalya Temiz eller operasyonunda birçok savcı ve milletvekili hayatını kaybetti.
Ama sözde “Ergenekon Terör örgütü çökeltiliyor” deniyor, “çok büyük bir örgüt” deniyor, “tarihsel bağları olduğu” söyleniyor.
Tık yok.
Olmuyor çünkü böyle bir örgüt yok.
Olmuyor çünkü bu Ergenekon operasyonlarını yapanlar Gladio’nun ta kendisi.
Olmuyor çünkü Gladio kendisinle mücadele edenleri daha etkili ve daha sinsi daha masrafsız bir yolla sindiriyor/sindirmek istiyor.

NATO; tamamen ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket eden bir uluslar arası silahlı güç haline dönüşmüş.
ABD çıkarları demek birkaç tane Siyonist Yahudi ailenin küresel çıkarları.
NATO’nun bu durumunu fark eden askerler ve ulusal çıkarların için mücadele eden yazar/çizer, akademisyen kim varsa Ergenekon masallarıyla tutuklanıyor.
Emperyalist bu kez çok yapılandı, tüm alt yapısını oluşturdu.
Terör ayağını, ayrılıkçı kürtler hallediyor.
Din ayağını Fettullah ve Türkiye’deki kadroları hallediyor.
Medya ayağını AKP’nin gelir gelmez devlet parasıyla satın aldığı hısım akraba medyası, sebataycı dönme/dönek medya/ayrılıkçı Kürt medyası ve dönek solcu/liboş medya ve direk AB’den fonlanan medya götürüyor.
Ekonomi ayağını ise üç yıl bolluk gösterilip borçlandırılan ve özelleştirmelerle işsiz bırakılan, tarımı çökeltilen halkı yarınını göremez hale getiren, apolitikleştiren ve tepkisiz ruhlara dönüştüren İngiliz vatandaşı ekonomistler küresel sermayeden aldıkları emirleriyle halletti.

Ama emperyalistte verilen tavizler ve bulaşılan suçlar o kadar arttı ve AKP tabanından oluşturulan burjuva o kadar arsızlaştı şımardı ki geri adım atmak mümkün değil artık.
Bu nedenle sonuna kadar gitmeyi hedefleyen AKP artık günü kurtarmayı entrikalara ve yurt dışında kotarılacak planlara bağlamış durumda.
Artık yılışıklaşan medya da fayda etmiyor.
Torpil profesörleri kanal kanal gezip dans etmekten kıvırtmaktan maskaraya döndüler.
Soros beslemeleri Bilgi üniversitesi ve sivil toplum örgütleri kabak çiçeği gibi döküldü.
Artık AKP’nin saçmalıklarına dansözden beter kıvırtan akademisyenlerde yetmiyor.
Dün sohbet ettiğim ilkokul mezunu aşçı bili bunları biliyor.
 “Geçen gece Cine5’te bir program izledim. Kimdi bunlar.”
“Vatan haini mi bunlar?” diye soruyor.
Programı tahmin etmişsinizdir.
Başka bir dost sohbeti. Yaşanan bir olay.
Mali müşavir bir arkadaş anlatıyor.
İki kuyumcu kardeş mahkemelik oluyorlar.Mallar bölüşülecek ve bilirkişi olarak dostumuz görevlendiriliyor.Arkadaş araştırmalarında Kapalı çarşı bağlantılarını ortaya çıkarıyor ve çok net altın kaçakçılığı görülüyor.Kaçakçılığı yapanların hepsinin Yahudi kökenli olduğunu görüyor.Rapor ediyor ve hâkime sunuyor.
Hakim arkadaşı çağırıyor ve sohbet etmek istiyor. Çay söylüyor. Ordan buradan konuyu açmaya çalışıyor.
Arkadaş bir şeylerin çıkacağını anlıyor ve açık olmasını söylüyor.
Hâkimin söylediği içler acısı.
Bu Yahudi ailelerin rapordan çıkarılmasını istiyor. Gerekçe olarak ta “ne senin ne benim gücüm bunlara yeter” diyor.(daha ağır cümleler kullanıyor ama yazmak istemiyorum)
Arkadaş silmekte zorlanıyor. Bunun adil olmadığını düşünüyor ve bir komiser arkadaşına danışıyor.
Ondan aldığı cevapta tam bir içler acısı.
“Memlekette kahraman sen mi sin? Devletin hâkimi çıkar diyorsa çıkar” diyor.
Ve rapordan kaçakçılık yapan tüm Yahudiler çıkarılıyor.

Erzincan savcısının tutuklandığı bu güne uyuyor değil mi bu anı?
Biber acıdır.
Hayatta acıdır.
Ama maalesef hayat biber değildir.
Bütün bu rezilliklerin düzelmesine çok az kaldı.
Sevgiler.
Levent kalem


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
PRENSİLVANYA PRENSİ

ARTIK HAKİM-SAVCI SATIN ALMIYOR /YETİŞTİRDİ
 “İCABINDA MAHKEMELERİN ALTINI ÜSTÜNE GETİRECEKSİN.
AVUCUNA ALACAKSIN.
ARKADAŞLARA DİYORUM Kİ SEN BİN DÖKTÜRECEKSİN BELKİ GERİ BİRİ DÖNECEK.
DERSHANELERİMİZ MÜSAİT DESTEKLERİZ YANİ.
BİR MİLYAR VERECEKSİNİZ ON MİLYONLUK TAZMİNAT ALACAKSINIZ. YANİ BURADA MAHKÛM ETMEKTİR YANİ. AVUKATTA KİRALAYACAKSINIZ HAKİMDE KİRALAYACAKSINIZ.”
Bu sözleri söyleyen kişi birilerine fena halde kızmamış, hatta düşman olmuş.
Yani insan kime?
Neden?
BİN döktürüp BİR kazanacak kadar kıza bilir.
BİR MİLYARLIK dava açıp ONMİLYON kazanacak kadar kızar.
Sakın “MAHKEMELERİN ALTINI ÜSTÜNE GETİRMEK”, “AVUCUNA ALMAK” isteyenlerin emperyalistler falan olduğunu sanmayınız.
Bu tamamen içimizden birileri.
Salya sümük ağlayan insanları duygulandıran biri.
Ve yargılanmasına ramak kala; tutuklanmasını isteyen  hakimin YOUTUBE  yansıyan ve  İsviçre’den yüklenmiş 4 yıl önce çekilmiş küfürlü bir ses kaydı ile savcı susturuldu ve Salya sümük Prensilvanya Prensi aklandı.
Tanıdınız.
FETTULLAH GÜLEN.

Yani ABD’de Prensilvanya ’da 137 dönüm arazi içerisinde 9 villada FBI-MOSSAD ve CİA korumasında yaşayan hoca efendimiz.
DİNLER ARASI DİYALOG-MEDENİYETLER İTTİFAKI projelerinin babası.
ABD’nin üssü olan her ülkede İngilizce ders veren, bir ikide Türkçe şarkı öğreten ve kalkıp Türkiye’de Türkçe olimpiyatları yapan, bizlerde Afrikalı, Afganlı, Hintli bebelerin Türkçe şarkı söylediğini görünce duygulandığımız, “helal olsun sana Hoca” dediğimiz ama ne hikmetse İngiltere’den İngilizceye hizmetlerinden dolayı madalya alan hocamız.
Kısacası her ülkeye YERLİ MİSYONERLER yetiştiren hoca efendimiz.
Görülen o ki.
“DERSHANELERİMİZ MÜSAİT DESTEKLERİZ YANİ.” diyen hoca efendimiz bayağı bir aşama kaydetmiş.
Dershanelerinde Özel yetkili savcılar yetiştirmiş.
Ve bu özel yetkili savcılar pkk ile mücadele etmiş ne kadar asker varsa büyük bir kin ve nefretle yargılamak istiyor.
Teröristleri çadırlarda affediyor.
Ama Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu bütün bunlara sessiz kaldı.
HSYK nihayet kendine de dokunulacağını gördü.
Erzincan savcısı Prensin özel yetkili savcılarınca tutuklanınca sıranın kime geldiği görüldü.
“SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK” demekten başka ne diye bilirim ki.
Şimdi SOROS beslemesi medyayı izleyiniz ve gerçek yüzlerini bininci kez görünüz.
Satılmış sürülerinin mesleki çeşitliliğini, hangi üniversitelerde, gazetelerde, tv kanallarında öbeklendiğini ve İHANET KARDEŞLİĞİNİN ne kadar arsız ve çığırtkan olduğunu analiz ediniz.
Ve hafızanızı tazeleyiniz.
HSYK ne kısa bir dönem önce saldırıldığını hatırlayınız.
Tarih böyle bir fırsatı insanın karşısına zor çıkarır.
Bu emperyalist uşağı bukalemunların göründüğü andır.
İzleyin not alın ve sakın unutmayın.
Onlar SEVR’i hala unutmadı.
Çanakkale’yi hala unutmadı.
Kuyruk acılarını hala unutmadı.
Bu sadece BOP/GOP değil.
Bu bir kin/nefret.
BOP’ un uşakları; “hazır emperyalistler arkamızdayken intikam alalım” mantığını güdüyor.
Her yetkilinin elindeki yetkisini kullanmaması “KORKMASI/TIRSMASI/BANA DOKUNMAYAN YILAN MİN YAŞASIN” demesi halinde hem tarih karşısında, hem Allah karşısında bunun bedelini ödeyemez.
Kendine dokunulmasından da kurtulamaz.
Unutmayın. Bataklıkta gül bitmez.
Kendimize kurduğumuz mikro evren bir gün atlayan bir kurbağanın sıçrattığı pisliğe bulanır. Pisliğe bulanmış biri olarak anılmamak için elinde yetkisi olanlar onurlu mücadelesini vermelidirler.
Ama geç kalmadan.
Ve herkes için.

Saygılar.
Levent kalem
Ayrıca mutlaka okuyunuz:
Haber:

SAVCI OSMAN ŞANAL'IN YETKİSİ KALDIRILDI
HSYK, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i tutuklatan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal’ın tüm yetkilerini kaldırdı. Gerekçe ise Erzurum Başsavcısının yetki aşımı yaptığı şeklinde açıklandı.
HSYK, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in gözaltına alınması üzerine bu sabah olağanüstü toplandı. Toplantı 4 saat sürdü. Toplantının ardından alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.

HSYK'dan yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:
"16/2/2010 tarihinde HSYK gündemine oy birliği ile alınarak, incelenmesine karar verilen Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nda, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan uygulamalar, 17/2/2010 tarihinde değerlendirilerek aşağıdaki kararlar alınmıştır:

CMK’nın 250/3’üncü maddesindeki amir hükmün ihlal edilerek, görev ve yetki aşımında bulunulduğunun tespitine,

Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcısı vekili, Tarık Gür, Cumhuriyet Savcıları Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı, Osman Şanal’ın CMK 250. maddesi kapsamındaki yetkilerinin kaldırılmasına,

Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş, Cumhuriyet Başsavcı vekili Tarık Gür, Cumhuriyet savcıları Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı, Osman Şanal ile diğer ilgililer hakkında yasal gereğinin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir."

HSYK, " YANDAŞ YARGIYA MÜDAHALE ETTİ"

HSYK, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i tutuklatan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal’ın tüm yetkilerini kaldırdı. Erzurum Adliyesinde görevli 4 savcı ve başsavcı vekili hakkında da suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi. HSYK kararlarının ardından Ankara'da karşılıklı tepkiler gelmeye başladı.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in gözaltına alınması üzerine bu sabah olağanüstü toplanan HSYK'dan, yaklaşık 4 saat süren toplantının ardından, alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı. 
Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve HSYK üyesi Ahmet Kahraman'ın da katıldığı HSYK açıklamasında, dün Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan uygulamaların, HSYK'nın gündemine oy birliğiyle alınarak, incelenmesine karar verildiği anımsatıldı.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili maddesindeki amir hükmün ihlal edilerek, görev ve yetki aşımında bulunulduğunu tespit eden HSYK, Erzurum Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekili
Tarık Gür, Cumhuriyet savcıları Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı ve Osman Şanal'ın, CMK 250. maddesi kapsamındaki yetkilerinin kaldırılmasına karar verdi.

Kurul oy çokluğuyla Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş, Başsavcıvekili Tarık Gür, Cumhuriyet savcıları Karakullukçu, Yazıcı ve Şanal ile diğer ilgililer hakkında yasal gereğinin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasını da kararlaştırdı.

Konuyla ilgili açkılama yapan CHP Grup Başkan vekili Hakkı Süha Okay, "Yargı emniyetteki F tipi yapılanmaya teslim olmuştur" diye konuştu. Okay, "HSYK’nın tavrını önemsiyorum ama bu tavrı son iki yıl içinde gösterseydi bu duruma gelinmezdi." şeklinde konuştu.

Hükümet Cephesinden ilk tepki AKP Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ'dan geldi. "HSYK kararlarını hukuka aykırı olduğunu iddia eden Bozdağ, Yargının bağımsızlığına müdahale edildiğini savındu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıts









"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

16 Şubat 2010 Salı

KATAR'DA ABD ELÇİSİ KRİZİ
Erdoğan-Clinton görüşmesini kesmek isteyen ABD'nin Doha Büyükelçisi LeBaron'u, Türk büyükelçi Tanlay durdurdu. Birbirlerinin boğazını sıkan büyükelçileri görevliler ayırdı
Sabah Gazetesi'nde Yahya BOSTAN imzası ile yeralan habere göre, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Katar gezisine, ABD'nin Doha Büyükelçisi Joseph LeBaron'un haddini aşan sözleri nedeniyle yaşanan tartışma damgasını vurdu.
Başbakan Erdoğan ile ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın 20 dakika planlanan görüşmesi 1 saat sürünce Doha Büyükelçisi Joseph LeBaron içeri girerek Clinton'u uyarmak istedi. Bunun üzerine Türk görevlilerce uyarıldı. Ancak LeBaron, içeri girmekte ısrar edince devreye Erdoğan'ın dış politika danışmanı Büyükelçi Fuat Tanlay girdi. Tanlay, "Görüşme sürüyor, içeri giremezsiniz" uyarısında bulundu.

"ŞEYH DAHA ÖNEMLİ
"ABD'li Büyükelçi LeBaron ise, "Bu görüşme bitmeli. Katar Şeyhi ile görüşme daha önemli" deyince Büyükelçi Tanlay'ın sabrı taştı. Tanlay, LeBaron'a çok büyük tepki göstererek, "Bizim önemimizin ne olduğuna sen karar veremezsin. Ülkeme hakaret edemezsin. Bu senin haddine değil" dedi. İki diplomatın birbirinin boğazına sarıldığı, görevlilerin ayırmasının ardından ABD'li elçinin sinirden kapıları tekmelediği öğrenildi. Öte yandan Erdoğan-Clinton görüşmesinde Ermenistan konusunun da ele alındığı belirtildi. Erdoğan, Clinton'a Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin protokollere ilişkin aldığı kararın süreci yokuşa süren bir yorum olduğunu söyledi. Görüşmede, Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığı ifade edilerek "Ermenistan sorununu Kafkasya'da kapsamlı normalleşme sürecinin bir parçası olarak görüyoruz" denildi. Erdoğan, Clinton'a "Minsk Grubu çabalarını artırmalı" mesajı verdi. Clinton da Erdoğan'a "Ermenistan'la başlayan sürecin her şeye rağmen sürdürülmesinin yararlı olduğunu" söyledi. Başbakan Erdoğan'ın kalbine stent takılan eski ABD Başkanı Bill Clinton'a eşi aracılığıyla geçmiş olsun dileğini iletti.

KATAR'LA VİZE KALKIYOR
Başbakan Erdoğan, Four Seasons Otel'de yapılan Türk-Katar İş Forumu'nda ise Katar ile vizenin kaldırılacağı mesajını verdi. Son birkaç ay içerisinde Suriye, Lübnan, Libya, Arnavutluk, Tacikistan ve Ürdün ile vizeleri kaldırdıklarını anımsatan Erdoğan, "Şimdi resmi vizeleri inşallah Katar'la kaldırıyoruz. Bize en az Suriye kadar Ürdün, Lübnan kadar yakın olan Katar'la da benzer şekilde yeni bir dönemin kapılarını aralamak istiyoruz. Türkiye'nin kapıları, Katar'lı yatırımcılara, turistlere, iş adamlarına ardına kadar açık olacaktır" dedi.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

Tuğamiral'e Ergenekon sorgusu

Ergenekon soruşturması kapsamında İzmir'de Foça Çıkarma Gemileri Komutanı Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar'ın ifadesi alınıyor.

İzmir - Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla, Foça Çıkarma Gemileri Komutanı Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar, İzmir Adliyesi'nde özel yetkili cumhuriyet savcılarına ifade veriyor.
Taraf gazetesinin 'Kod Adı Kafes' haberinde, Ergenekon'un Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içindeki uzantısı olduğu iddia edilen bir liste yayımlanmış, bu listede Tuğamiral İlğar'ın da adı geçmişti.,
İfade vermeye gidenlerin arasında Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tümgeneral Ömer Paç'ın da bulunduğu iddia edilmişti, ancak bu haberin doğru olmadığı anlaşıldı.
16 Şubat 2010


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı gözaltına alındı

İsmailağa cemaatine yönelik yaptığı soruşturmalarla gündeme gelen Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Ergenekon'a üye olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. Cihaner'in makam odasında saatler süren arama yapıldı, çok sayıda belge ve cd'ye el konuldu. Başsavcı Cihaner'in gözaltına alınmasıyla ilgili olarak inceleme başlatan HSYK, yarın toplanma kararı aldı.

Erzincan- Özellikle İsmailağa cemaatine yönelik yaptığı soruşturmalar ile gündeme gelen Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıİlhan Cihaner'in evinde ve makam odasında  Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal'ın talimatıyla arama yapıldı. Yapılan aramalarda bilgisayarlarla birlikte çok sayıda belge ve cd'ye el konuldu. El konulan cd ve belgeler çuvallarla adliyeden çıkartıldı.
Ergenekon yapılanmasının Erzincan ayağına yönelik yapıldığı iddia edilen aramanın ardından Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner gözaltına alındı. Evindeki arama devam eden Cihaner Erzurum'a götürülüyor. 
Cihaner'in avukatı açıklama yaptı
Cihaner'in avukatı Hamit Sekman basın mensuplarına yaptığı açıklamada yapılan işlemlere itiraz edeceklerini söyledi. İddiaların asılsız olduğunu belirten Sekman,"Cihaner gerçeklerin açığa çıkacağına inanıyor" dedi.

Arama sabah 10.00'da başladı
Erzurum Özel Yetkili 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nden karar aldıran Özel Yetkili SavcıOsman Şanal, sabah saat 10.00 sıralarında yanında 3 savcıyla Erzincan'a geldi. Şanal, Adliye binasına gitti ve Başsavcı Cihaer'in binanın dördüncü katında bulunan makamında arama başlattı. Bu aramanın ardından Cihaner'in kentin İnönü Mahallesi'ndeki adliye lojmanlarında bulunan evinde de arama yapıldı.
Başsavcı Şanal'ın talebi üzerine aramaya, Erzincan Emniyet Müdürlüğü'nden de polis ekibi katıldı. 

"Konuyu öncelikli olarak inceliyoruz"
 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in gözaltına alınmasıyla ilgili konuyu ''öncelikli olarak incelediklerini'' söyledi.
HSYK'nın seçilmiş üyeleri olarak yarın yapacakları toplantıda konuyu değerlendireceklerini ifade eden Özbek, ''Birtakım değerlendirmeler yapıyoruz. Konuyu inceliyoruz. Herkesin üzerinde durduğu gibi biz de Kurul olarak konuyu öncelikle inceliyoruz'' diye konuştu.

İki savcı davalık 

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, yürüttüğü soruşturmaları elinden alan Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal hakkında dava açmıştı.
16 Şubat 2010


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

YARSAV'dan sert açıklama

YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in evinde ve ofisinde arama yapılamasının yargıç güvencesine "aykırı" olduğunu ifade ederek, "Artık Türk toplumu, keyfi yönetimin egemen olduğu, yargıç güvencesinden yoksun bir toplumdur" dedi.

Ankara- Tarhan, YARSAV Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Cihaner'in işlediği iddia edilen bazı suçlar nedeniyle makamının aranması ve gözaltına alınmasına ilişkin açıklamada bulundu.
Yapılan işlemin, Anayasa, Hakimler ve Savcılar Yasası ve Ceza Yargılama Yasası'nda öngörülen yargıç güvencesine"açıkça aykırı" olduğunu söyleyen Tarhan, Türkiye Cumhuriyeti'nin "en temel niteliği olan hukukun üstünlüğüne ve dolayısıyla yargı bağımsızlığı, yargıç güvencesine" ağır bir müdahale yapıldığını dile getirdi.
"Bugünden itibaren artık Türkiye'de hiçbir yargıç, cumhuriyet savcısı, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yargıç üyeleri güvencede değildir" diyen Tarhan, Türk toplumunun, "keyfi yönetimin egemen olduğu, yargıç güvencesinden yoksun" bir toplum haline geldiğini öne sürdü.

Cumhuriyet savcıları ile yargı diz çöktürülmeye çalışılıyor

Anayasada yargıç ve savcılar, başbakan ve bakanlar hakkında özel soruşturma yöntemlerine yer verildiğini anımsatan Tarhan, Anayasa'nın doğrudan uygulanır söz konusu hükümlerinin yasalarla askıya alınamayacağını kaydetti. Tarhan şöyle konuştu:
"Çünkü Ceza Yargılama Yasasının 250/3 maddesinde özel yetkili mahkemelerin görev alanı düzenlenirken, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yargılayacağı yargıçlar hariç bırakılmıştır. Bu hüküm ve Anayasa hükümleri görmezden gelinerek bu soruşturmayla yargı üzerinde ciddi baskılar yaratıldığı ve laik, demokratik hukuk devletini yasalar çerçevesinde korumaya kalkışan yargıçlar, cumhuriyet savcıları ile yargının diz çöktürülmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ceza Yargılaması Yasası'nın 250/3 maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'nin yargılayacağı kişilerden olan Başbakan'ı bu yöntemle gözaltına almak abesle iştigal ise, ancak Yargıtay tarafından yargılanacak bir Cumhuriyet Başsavcısının soruşturma yetkisi olmayan kişilerce aranarak gözaltına alınması ağır bir hukuk ihlalidir"

Tüm yargıç ve savcıların gereken yanıtı, en sert biçimde vereceklerine inanıyoruz"

Söz konusu uygulamayla, "ayarlanamayan yargıçlar ve savcılar ayarlanmaya ve hizaya getirilmeye çalışıldığını" öne süren Tarhan, "Yasadışı bölücü örgüt mensuplarının iki saat içinde serbest bırakılması için yargıç ve Cumhuriyet savcısı ayarlayanlar, Adalet Bakanlığı'nın emriyle açıkça hukuka aykırı bu uygulamayı başlatmıştır. Yüksek yargıçlar HSYK üyeleri de dahil olmak üzere tüm yargıç ve cumhuriyet savcıları bu uygulamayla her an karşı karşıya kalabileceklerdir. Bu tehdide yüksek yargıçların HSYK üyelerinin tüm yargıç ve savcıların boyun eğmeyerek gereken yanıtı, en sert biçimde vereceklerine inanıyoruz" dedi.

"Adalet Bakanı'nı istifa etmeye çağırıyoruz"

Tarhan, "Adalet Bakanı Sadullah Ergin'i, yargıç ve savcıları, savcılar eliyle Anayasa'ya aykırı soruşturma ve gözaltına almaya çalışmakla" suçladı ve şöyle devam etti:
"Hiç kuşku yoktur ki yapılan, siyasi iktidarın yüksek yargıyı da kapsamına alabilecek nitelikte yargıyı yıldırma ve ele geçirme girişimidir. Hukuk dışı bu uygulamaya yol açan ve gerçekleştiren tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyor, Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu, HSYK ve Adalet bakanını bu kişiler hakkında soruşturma açmak üzere göreve ve Adalet Bakanını siyasi sorumluluğunu üstlenerek, istifa etmeye çağırıyoruz."
16 Şubat 2010


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
İHANET KARDEŞLİĞİ TSK’YA SALDIRA DURSUN SESSİZ BİR DESTAN YAZILIYOR



ABD’nin devlet bankası sanılan ama birkaç siyonistin elinde olan FEDERAL RESERVE BANK’ta basılan karşılıksız dolarlarla beslenen ismi bile yalan olan Macar Yahudi’si George SOROS’un desteklediği dönme solcu/liboş, yeşil ihanet/Fetutullah, AYILIKÇI Kürt medyası kısaca İHANET KARDEŞLİĞİ TSK’ya saldırıyor.
İçlerinde en salakları AYRILIKÇI Kürtler.

Çünkü diğerleri ölmüyor ve öldürmüyor. Sadece konuşuyor.
Onlarsa kendi halkını bu kirli oyunda feda ediyor.
Macar Yahudi’si Geoge’nin “Türkiye’nin en iyi ihraç malı askeridir” sözü hatırlandığında gerçekleri görmek çok daha basit.
TSK Emperyalizmin ASYA çıkarlarında kullanılmak amacıyla ULUSAL kimliğinden uzaklaştırılmak ve NATO maskesi altında tamamen ABD’nin ve bağlantılı olarak İsrail ve  yine İngiltere’nin güdümünde kullanılmak isteniyor.
Bunu yapmanın tek yolu TSK’nın ULUSAL kimliğinden uzaklaştırılması, yıldırılması, halk desteğini yitirmesi ve moralsizleştirilmesi gerekiyor.
Bu nasıl yapılır?
Sonu gelmeyen terör olayları ile bu amaçlanıyor.
Pkk’nın görevi bu.
Emperyalist tarafından beslenen yönetim kadrosu; çok iyi bildikleri bu gerçeği sırf kendi arzuları uğruna Kürt ve Türk gençlerini feda ediyor. Desteğini aldığı emperyalistlere uşaklık ederken bunu utanmadan bağımsızlık savaşı olarak gösteriyor.
Bu yalanların anlaşılmaması için gerekli olan zemini ise Türkiye içerisinde yine emperyalist/yayılmacı ülkelerce desteklenen feodal ağalar ve siyasete sokulmuş ve mevkilendirilmiş dini cemaatler ile sebataist/dönme medya, iktidar tarafından ele geçirilmiş medya, emperyalist fonlarca beslenen medya, AB fonlarından fonlanan Sivil Toplum Örgütleri, mevki, kariyer ve yaşam standartlarını torpille yapıldıkları Prof. ön eklerini emperyalistlere borçlu olan ve var oluşu Atatürk Türkiye’sine düşmanlık olan Fetullahçı zümre üstleniyor. Pkk fakirlikten ve cehaletten sola benzer ama tam bir faşizan propagandayla; birazda insan egosunun (ne kadar yüzlerce yıllık kardeş bir tarih oluşturmuşta olsa)  zorlanması ile sözüm ona bağımsızlık, özgürlük söylemleriyle doludizgin emperyalist katillere hizmet ediyor. Kardeşkanı döküyor ve döktürüyor.
Pkk emperyalistlere kara propaganda imkânı verebilmek adına ölmek ve öldürmek için yani her halükarda kaybetmek için kuruldu. İçerisinde hiçbir sınıf mücadelesi olmayan tamamen çift yönlü katil bir (gerek kandırdığı gençlerin bir devletin Silahlı kuvvetlerine saldırması neticesindeki ölümler ve kendi ülkesinin askerinden ölümler) oluşum.
Ne uğruna?
Emperyaliste kara propaganda imkânı tanımak uğruna.

Asya’nın el değmemiş zenginliklerine göz diken ABD, Siyonist ütopyası peşinde koşan İsrail, lüks yaşam varlıklarını sömürü üzerine kurmuş şımarık Avrupa Birliğini (Özellikle İngiltere, Almanya ve Fransa) sıkıştıran küresel boyutlu olaylar var.
Çin’in devler arasına katılma enerjisi, Purin ile Soros yıkımını silkeleyen Rusya, adaya sığamayan Japonya, danışıklı petrol savaşında köşeyi dönen İran’ın atağı, sürpriz çocuk Hindistan dengeleri alt üst ediyor ve sürecin hızlanmasını zorunlu hale getiriyor.
İşte bu bağlamda İslam coğrafyasında kalan birkaç sömürüle bilecek/talan edile bilecek zenginliğin 700 000 km uzaktan değil hem İslam olan, hem NATO üyesi olan, hem güçlü olan hem de sömürülecek coğrafyanın yanı başında bir ülkenin ordusu gerekmekte.
Nasıl da TSK’yı bağırıyor bu cümleler.
İşte Macar Siyonist’i moruk bunu söylüyor.
“Türkiye’nin en iyi ihraç malı askeridir” diyerek.
Çok haklı.
Ama TSK ulusal kimliğinde ve emperyalistlerin uşağı olmamakta direniyor.
Bu direncin kırılması için neler gerekiyorsa yapılıyor.
Talat ve Erdoğan onun için iktidar yapıldı.
Fettullah onun için  137 dönüm içerisindeki 9 villaya hapsedildi.
Medyanın tamamına yakını ele geçirildi.
Bu güne kadar entel dantel,aşk meşk yazan yazarlar militanlaştırıldı.
Bu nedenle özelleştirme furyası ile stratejik kurumlar talan edildi
İşsizlik patlatıldı.
Halk ekonomik dar boğaza itilip apolitikleştirildi.
Kendi kurdurduğu NATO bağlamlı ve Komünizmle mücadele felsefesindeki gladiosunun suçları ulusalcıların (Gladio ile mücadele edenlerin) üzerine atıldı.
Tüm mozaik ortaya çıkmışken, varoluşu Atatürk Cumhuriyetine kin ve nefret olanlar öyle bir suça bulaştırıldılar ki geri dönüşleri mümkün olmaz hale geldi. Özellikle 2. AKP hükümeti geri dönülemez bir sürece girdi.
AKP’den ulusal kimliğine dönmesini beklemek kadar mantıksız bir şey olamaz.
Tüm bu süreç içerisinde her şeyin farkında olan TSK yapılan tüm küfürlere, karalamalara rağmen demokratik çizgisinden, onur intiharlarına, kamuoyu baskısına rağmen sapmadı. Aksine vur/kaç gibi kalleşçe bir mücadele veren, ABD ve İsrail ajanlarınca eğitilen ve lojistik psikolojik destek alan dünyanın en kanlı, en rezil örgütüne karşı stratejilerini geliştirdi, eğitimini yaptı, ulusal silah üretimini ilerletti.
Sivil ayakta ise; tüm ayrılık tohumlarına rağmen emekçi kesim sınıf mücadelesinde kaynaştı, ortak eylem kararı aldı ve emperyalizmin uşaklarına boyun eğmediğini gösterdi.
Özet olarak:
ATA’nın “Yurtta barış, dünyada barış”  ve “Savaş mecbur olmadıkça cinayettir” çizgisinden çıkmayan TSK ve Türk Halkı yeni yüzyıla başka bir kahramanlıkla, Demokrasi alanında dünyaya ders vererek girmek üzere.
Emperyalistler tüm kozlarını kullandı.
Tüm içimizdeki gizli yapılanmalarını aleni etti.
Tüm propagandalarını yaptı.
Tüm ekonomik talanını gerçekleştirdi.
Ama elinde sadece Türkiye’den kelepir elde ettiği fabrika, banka, liman yönetimi ve bol bol beslemek zorunda olduğu hain sürüsü var.
Gelişen yeni güçler karşısında karşılıksız basılan dolar hâkimiyetinin azalması ABD’yi işçi tasarrufuna iterse bizim hainlerimizin sonunun ne olacağını düşünüyorsunuz?
Hatırlatırım; Emperyalist ilk önce kendi yavrusunu yer.
Saygılar.
16/02/2010
Levent kalem

 NOT:Aşağıdaki haber pkk'nın dolayısıyla emperyalizmin en büyük kozunun içler acısı durumunu gözler önüne seriyor.

PKK’DAN İTİRAF:


PKK'nın askeri kanadı HPG'nin Tunceli Komutanı Ali Haydar Dersim, TSK'nın savaş tarzını değiştirdiğini ve kendilerine karşı yeni bir askeri harekât tarzı uyguladığını söyledi. Fırat Haber Ajansı'nın dünkü haberine göre Dersim şöyle konuştu:

"Eskiye göre hafif ve hızlı hareket eden güçler şeklinde ani keşfe ve istihbarata dayalı bir tarz. Alınan istihbarata göre bir alana yönelik hızlı bir biçimde operasyon gerçekleştiriyorlar. Arazide gezen küçük gruplar temasa girdikten sonra helikopterle indirmeler yapıyor ve bütün araziyi tutuyorlar. Hedefe yöneliyorlar, hedefe ulaşamadıklarında geri çekiliyorlar. Anında yakalanan görüntülerin etrafında indirme yapıp 'Kobra'larla vuruyorlar. Temasın yaşandığı yerlerde ise yakın temasa girmiyorlar. Ağır bir hava saldırısı, Kobra saldırısı, obüs vs oluyor. Çemberden çıkılabilecek yeri tahmin edip pusu atıyorlar."
Büyük operasyonların fark ve takip edilme olanağının olduğunu hatırlatan Dersim, "Şimdi bir operasyon ne zaman başladı ne zaman bitti belli değil. Bunu kamuoyu bilmiyor. Ancak savaşan taraflar biliyor. Aslında her zaman operasyon var ama sanki hiç operasyon da yok. Sonuçları bakımından böyle. Öylesine veriliyor ki diğer gelişmelerin arasında rutin kalıyor. Tabii sonuçlar küçük olunca gözden ırak tutuluyor, oysa hepsinin toplamından damlaya damlaya göl oluyor"
diye konuştu.

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Dersim'in açıklamaları, ilk kez PKK tepe yöneticilerinden Duran Kalkan tarafından dile getirilen ve 24 Nisan 2009 tarihli "TSK'dan beklenmedik 'gerilla' taktiği, PKK'da tedirginlik" başlığını taşıyan Kuzey Irak Güncesi'nde aktarılan taktik değişikliğini ayrıntılandırıyor.
TSK'nın PKK'ya karşı mücadelesinde izlediği yeni harekât tarzının örgüt açısından yarattığı zorlukları yansıtan ve burada tamamı alıntılanmayan açıklamalarından,

A- TSK'nın
1- PKK birimlerinin milis ve taraftarları kanalıyla askeri birliklerin operasyona çıkmasından haberdar olmasının önüne geçecek şekilde hızlı ve gizli hareket ettiği
2- Profesyonel askerlerden oluşan birliklerinin operasyon öncesinde gizli ve hızlı hareket ederek, operasyon sonrasında da arazide kalmayarak "hedef" küçülttüğü
3- Bunun sonucu ve ateş gücü üstünlüğüyle personel kaybını asgariye indirdiği

B- PKK'nın
1- Operasyonları önceden fark edememesi nedeniyle pusu atma, mayınlama türünden önleyici ve zayiat verdirici önlemler alamadığı
2- Eskiden olduğu gibi arazide açık hedef teşkil eden hantal TSK birimlerine çevirme ve sızma taktikleriyle darbe indiremediği
3- Kuzey Irak'taki kamplarla ve genel olarak da bölgeler arasındaki "transfer" hatlarını etkili pusulamalar yüzünden eskisi kadar rahat kullanamadığı
4- Yerel halktan çeşitli unsurların kendi aleyhine olacak biçimde harekete geçirilmesini engellemek için tepki gösterdiğinde halkla karşı karşıya geldiği yani her durumda "zarar"lı çıktığı
5- Bütün bunların sonucu olarak ancak çetin coğrafyaya sahip yerlerde kendini güvende hissettiği anlaşılıyor.

Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edilişinin 11. yıldönümü nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın gösterilerin yapıldığı 15 Şubat 2010 itibariyle PKK'nın tasfiyesiyle çakışan Kürt sorununun çözüm sürecinde Ankara'nın uzun yıllardan sonra örgüte karşı geliştirdiği askeri taktiğin etkili olduğu fark ediliyor.
Buna karşılık savaşın bölgeyle ve hatta "Kürtler arasında" sınırlı kalmasından rahatsız olan PKK'nın HPG komutanlarını Kuzey Irak'ta toplayarak yeni döneme uygun taktik geliştirme aşamasında olduğu hissediliyor.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
 
 

14 Şubat 2010 Pazar

DOĞRU SÖYLEYENLER



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."