11 Ağustos 2009 Salı


Düne kadar AKP ile kader bağlarının olduğunu inkâr eden dönek solcu, liboş ve din bezirgânları (Ticaretle uğraşan ama tek amacı kar etmek olan kimse) Ermeni’den dilenen özürden sonra, Kürt ayrışması konusunda da gerçek yüzlerini gösterdiler.Torpil, kayırma,şişirme ile aydın maskesine bürünmüş bu küresel hakim gücün uşakları;medya aracılığıyla Türk halkını ayrıştırıcı her fırsatı kullanıyorlar.Kürt açılımı adı altında yapılmak istenen; Kürtlerin asırlar boyu beraber yaşadığı Türk halkının diğer unsurlarından ırk bazlı ayrıştırarak emperyalistin elinde oyuncak yapmak ve savunmasız bırakmak.Kürdü düşündükleri falan yok bu insanların.Kürdü “ASLİ UNSUR” olmaktan çıkararak “AZINLIK” kategorisine aldırmak ,AB norm,kriter ..vb yalan dolanlarla özel haklar talep ettirmek, yerel/yöresel ,ırksal ayrışmayı sağlayarak ülkenin üniter yapısını bozmak ve eyalet derebeyliklerini kurdurmak.
Ama aydın geçinen bu insanlar o kadar cahiller yâda o kadar barbarlar ki Kürtleri adım adım felakete sürüklüyorlar. Irak’tan bin bir günahıyla çekilen ABD’nin tüm suçu Kürtlere yükleniyor. İntikam ateşiyle kavrulan ve 1,5 milyondan fazla insanını kaybetmiş Araplar sadece zaman kolluyor. Böyle bir süreçte Türkiye’nin güvencesinden Kürtlerin ayrılması felaket demektir. Irak Kürtleri ve ABD bu gerçeği görmüş ve Musul-Kerkük’ün Türkiye yönetimine verilmesini bile talep etmişken ve bataklıktan kaçmak için can atarken; Türkiye’de aydın geçinen zavallılar ve iktidar Türkiye Kürtlerini bu günahlara ortak etmeye çalışıyor. Kendilerine dünya nimetleri lütfetmiş tanrılarının emirlerinden çıkamayan bu karakteri global aydın geçinenler; Kürtleri felakete sürüklerken, ellerindeki iktidar gücünü kullanarak verecekleri haklarla asıl hedef; diğer azınlıklara emsal teşkil oluşturmak istiyorlar. Ama bu karaktersiz (pardon karakteri global) aydın takımı beklide bunu bile göremiyor.
Sevgili Türk Halkım ;siz önünde Prof/Dr/Avukat/sanatçı..vb yazan her insanı aydın sanmayın.Torpil,kayırma ve emperyal çıkarlara hizmet edeceğine yemin etmiş bu insanlar aydın olamaz.En azından Türkiye’nin aydını olamaz.Bu aydın geçinenlerin herhangi bir kayda değer çalışması var mı?
Yıllardır entel-dantel, süslü-püslü kelimelerle, hatta kızmadıkları sürece konuşmalarını bile değiştiren bu şahıslar kendilerini bir bir deşifre ediyorlar.
Bakınız yıllarca bize kimleri yutturmuşlar tanıyınız.
İşler değişsin sizden fazla vatansever, sizden fazla ulusalcı olacaklarına şahit olacaksınız.
Bu isimleri bir yere kaydedin ve emperyal saldırının geçtiği dönemde şimdiki söylemleriyle o zamanki söylemlerini karşılaştırın.
Aynen; 1995 yılında sayın Apdullah Gül’ün evrimi gibi bir evrimle karşılaşacaksınız.
Bu videoyu izlemeyenler için link aşağıdadır.

Saygılar.

BİLDİRİ YAYINLAYAN AYDINLARDAN KÜRT AÇILIMINA DESTEK

Türkiye gündeminin en sıcak konusu haline gelen Kürt açılımına, aralarında çok sayıda bilim adamı, sanatçı, yazar, gazeteci, insan hakları savunucusu ve sivil toplum kuruluşu yöneticisinin yer aldığı 162 kişi bildiri yayınlayarak destek verdi.
Bildiride, "Barış ve çözüm yolunda adım atan bütün kişi ve kurumları destekliyor; barış çabalarını kendi dar çıkarları ve savaşçı emelleri uğruna engellemeye çalışanları tarih ve toplum önünde kınadığımızı bildiriyoruz." ifadelerine yer verildi. Yazar
Ümit Fırat,
Ali Bayramoğlu,
Araştırmacı
Tarhan Erdem,
Avukat
Ümit Kardaş,
Öğretim Üyesi
Cengiz Aktar,
Prof. Dr. Doğu Ergil,
Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy,
Sanatçı Hale Soygazi ve Gazeteciler Alper Görmüş ile Aydın Engin'in aralarında bulunduğu 162 aydın, Kürt açılımına destek vermek için bildiri yayınladı. Bildiride, "Bizler, on yıllardan beri devam eden, binlerce insanımızın yaşamına, onarılmaz acılara, maddi ve manevi kayıplara malolan, toplumsal dokumuzu bozan, ülkeyi etnik çatışmaların eşiğine getiren Kürt sorununun adil, demokratik, barışçı çözümü için atılan adımları sonuna kadar destekliyoruz. Kanın durması, barış, dostluk ve karşılıklı güvenin yeniden kurulması ve onarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne hayati ve ertelenmez bir sorumluluk düştüğüne inanıyoruz. Bu inançla, soruna cesaretle eğilen ve çözüm arayan her girişimi, barış ve çözüm yolunda adım atan bütün kişi ve kurumları destekliyor; barış çabalarını kendi dar çıkarları ve savaşçı emelleri uğruna engellemeye çalışanları tarih ve toplum önünde kınadığımızı bildiriyoruz." denildi. Bildiride imzası bulunanların isimleri ise şöyle;
Adalet Ağaoğlu (Yazar) –
Ahmet Çakmak (Prof. Dr.) –
Ahmet Dindar (Avukat) –
Ahmet İnsel (Prof. Dr.) –
Ahmet İsvan (Eski İstanbul Bld. Bşk) –
Ahmet Kuyaş (Öğretim Üyesi) –
Ahmet Tulgar (Gazeteci) –
Akın Atalay (Avukat) –
Akif Kurtuluş (şair, avukat) –
Ali Bayramoğlu (Yazar) –
Ali Uçansu (Diş Hekimi) –
Ali Yılbaş (Haber Sen Gn.Bşk.) –
Alper Görmüş (Gazeteci) –
Arif Ali Cangı (Avukat) –
Arzu Basaran (Sanatçı) –
Atila Aytemur –
Aydın Engin (Gazeteci) –
Ayhan Aktar (Prof. Dr.) –
Ayhan Bilgen ( Eski Mazlumder. Bşk.) –
Ayla Gürsoy (Prof. Dr.) –
Ayşe Akdeniz (Aktivist) –
Ayşe Hür (Yazar) –
Ayşe Erzan (Prof.Dr) –
Ayşegül Devecioğlu (Yazar) –
Bahri Belen (Avukat) –
Baskın Oran (Prof. Dr.) –
Bedriye Yorgun (Ses Gn. Bşk.) –
Bekir Ağırdır (Kamuoyu araştırmacısı) –
Berat Günçıkan (Gazeteci) –
Betül Tanbay (Prof. Dr.) –
Binnaz Toprak (Prof. Dr.) –
Burak Karacan –
Büşra Ersanlı (Prof. Dr.) –
Celal Yıldırım (Diş Hekimi) –
Cem Sey (Gazeteci) –
Cemal Bali Akal (Prof. Dr.) –
Cengiz Aktar (Öğretim Üyesi) –
Cengiz Alğan –
Çağatay Anadol (Yayıncı) –
Deniz Kavukçuoğlu (Yazar) –
Dilek Gökçin (Yönetmen) –
Doğan Tarkan –
Doğu Ergil (Prof. Dr.) –
Emine Algan (Senarist) –
Emirali Şimşek (KESK Genel Sekreteri) –
Emrullah Beytar (MazlumDer) –
Ergin Cinmen (Avukat) –
Erkan Goloğlu (yazar) –
Erol Katırcıoğlu (Prof. Dr.) –
Erol Kızılelma (SODEV Başkanı) –
Esra Mungan (Öğretim Üyesi) –
Faruk Ünsal (Mazlumder Genel Başkanı) –
Fatmagül Berktay (Prof. Dr.) –
Fazıl Hüsnü Erdem (Prof. Dr.) –
Ferhat Kentel (Doç. Dr) –
Ferhunde Özbay (Prof. Dr.) –
Fuat Keyman (Prof. Dr.) –
Garo Paylan –
Gençay Gürsoy (Prof. Dr.) –
Gülay Günlük Şenesen (Prof. Dr.) –
Gülen Aktaş (Prof. Dr.) –
Gülten Kaya (Müzik yapımcısı) –
Gündüz Mutluay (Yayıncı) –
Gürbüz Özaltınlı (avukat) –
Gürhan Ertür (İşletmeci) –
Hacer Ansal (Prof. Dr.) –
Hakan Tahmaz (Aktivist) –
Hale Akay (Akademisyen) –
Hale Soygazi (Sanatçı) –
Halil Berktay (Doç. Dr.) –
Hasan Kuruyazıcı (Mimar - Akademisyen) –
Haydar Arslan (Yapı-Yol Sen Gn. Bşk.) –
Hayko Bağdat –
Hülya Gülbahar (Avukat - KADER Başkanı) –
Hüsnü Öndül (Eski İHD Bşk.) –
Işıl Kasapoğlu (Sanatçı) –
Işıl Uyar –
İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.) –
İlhan Diken (Hekim) –
Karin Karakaşlı (Yazar) –
Kemal Bulut (Esm Gn. Bşk.) –
Kemal Gökhan Gürses (Karikatürist) –
Kutluğ Ataman (Yönetmen) –
Kuvvet Lordoğlu (Prof. Dr.) –
Leman Yurtsever (İHD) –
Lokman Özdemir (Dives genel Bşk.) –
Mahir Günşıray (Sanatçı) –
Mebuse Tekay (Avukat) –
Melda Tunçay (Prof. Dr.) –
Melek Göregenli (Prof. Dr.) –
Melek Taylan (Belgesel sinemacı) –
Meral Tamer (Gazeteci) –
Mete Tapan ((Prof. Dr.) –
Metin Bakkalcı (Hekim) –
Mithat Sancar (Prof. Dr.) –
Murat Aksoy (Gazeteci) –
Murat Belge (Prof. Dr.) –
Murat Çelikkan (Gazeteci) –
Müge Karalom –
Nazan Üstündağ (Akademisyen) –
Necmiye Alpay (Yazar) –
Nejdet İpekyüz (Hekim) –
Neriman Polat –
Nesrin Sungur (Prof. Dr.) –
Nihal Saban (Prof. Dr.) –
Nilgün Toker (Doç. Dr.) –
Nilüfer Tapan (Prof. Dr.) –
Okan Akhan (Prof. Dr.) –
Orhan Alkaya (Şair-yönetmen) –
Osman Biçer (Bes Gn. Bşk.) –
Oya Baydar (Yazar) –
Oya Köymen (Prof. Dr.) –
Öget Öktem (Prof. Dr.) –
Ömer Faruk Gergerlioğlu (Eski Mazlumder Gn.Bşk.) –
Ömer Madra –
Özlem Dalkıran –
Öztürk Türkdoğan (İHD Genel Başkanı) –
Perihan Mağden (Yazar) –
Rauf Kösemen (Tasarımcı) –
Reşit Canbeyli (Prof. Dr.) –
Rezzan Tuncay (Prof. Dr.) –
Rojbin Tugan (Avukat) –
Roni Margulies (Yazar) –
Rüstem Batum (Gazeteci-TV'ci) –
Sami Evren (KESK Genel Başkanı) –
Saruhan Oluç (Yazar) –
Serra Müderrisoğlu (Öğretim Üyesi) –
Sezai Temelli (Yard. Doç.) –
Sezgin Tanrıkulu (Avukat) –
Sırrı Süreyya Önder (Yönetmen - Senarist) –
Sibel Asna (Halkla İlişkiler yöneticisi) –
Süha Oğuzertem (Prof. Dr.) –
Şenol Karakaş –
Tahsin Yeşildere (Prof. Dr.) –
Tan Oral (Karikatürist) –
Tanay Sıdkı Uyar (Prof. Dr.) –
Tanıl Bora (Yazar) –
Tarhan Erdem (Yazar) –
Tarık Ziya Ekinci (Hekim) –
Tatyos Bebek (Diş Hekimi) –
Temel İskit (Emekli büyükelçi) –
Turgut Tarhanlı (Prof. Dr.) –
Türkan Sancar (Doç. Dr) –
Umur Coşkun (Mühendis) –
Ümit Fırat (Yazar) –
Ümit Kardaş (Avukat) –
Ümit Kıvanç (Yazar) –
Ünal Ünsal (emekli büyükelçi) –
Vicdan Baykara (Tüm Bel Sen Gn.Bşk.) –
Yalçın Ergündoğan (Gazeteci) –
Yavuz Demirkaya (KültürSanat Sen Gn.Bşk.) –
Yavuz Önen (Mimar) –
Yıldırım Türker (Yazar) –
Yıldız Önen –
Yıldız Sey (Prof. Dr.) –
Yılmaz Ensaroğlu (MazlumDer eski Gn.Bşk.) –
Yunus Akıl (BTS Gn.Bşk.) –
Yücel Sayman (Avukat) –
Yüksel Selek –
Zelal Bircan (Prof. Dr.) –
Zeynep Tanbay (Sanatçı) –
Zübeyde Kılıç (Eğitim-Sen Genel Başkanı)

Hollandalı gazeteci Röver, dünyayı kasıp kavuran kuş gribinin bir Yahudi tezgahı olduğunu öne sürdü.
Hollandalı gazeteci Desire Röver (61) dünyada pek çok ölümlere sebep olan kuş gribinin (H5N1) bir Yahudi tezgahı olduğunu öne sürdü.
Hollanda'nın en büyük gazetesi De Telegraf'ta çıkan röportajında Röver, dünya nüfusunu azaltmak için oynanan uluslar arası bir oyun olduğunun da ileri sürdü. İddiaya sert tepki gösteren Hollanda'daki Yahudi kuruluşları, ifadelerin tamamen anti Semitizm koktuğunu belirtti. Bu tür komploların yaklaşık bin 200 yıl önce Yahudiliği din olarak kabul eden Hazarların torunlarını gösterdiğini iddia eden Röver şunları söyedi: 'Şimdiki torunlar başka bir tanrıya Lucifer'e Şeytan'a ya da Rockefeller'e, Rothschild'e, Brezinski'ye ve Kissinger'e dua ediyor.' İsrail üzerine Belge ve Enformasyon Merkezi Müdürü Ronny Naftaniel ise Röver'den ilk kez bu tür iddialar duyduğunu belirterek, Hollandalı gazetecinin aklında zoru olduğunu söyledi. İlk kez 1997 yılında ortaya çıkan ve son yıllarda dünya gündemini meşgul eden kuş gribinden dolayı şu ana kadar 200'den fazla insanın hayatını kaybettiği belirtiliyor.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Ünlü Rus güvenlik uzmanı Anatoly Tsyganok’un Kürt sitesine yaptığı röportajı.Konuşmada;
Nabucko
* Obama’nın Rusya ziyaretini genel anlamıyla nasıl değerlendiriyorsunuz? - Pozitif değerlendiriyorum, neden? Çünkü en sonunda Rusya ile ABD ilişkileri yeni bir çerçeveye oturtulmaya çalışılıyor. Bu gelişme, iyileşme başta Rusya ile NATO arasında oluyor. Hatta Rusya NATO’ya topraklarını açıyor. Örneğin Rusya hava sahasını -farklı bir yaklaşım sergilememe şartıyla- açtı. Yine terörizm konusunda ABD’nin görüşlerini paylaşıyoruz. * Nükleer silahların azaltılmasına ilişkin belli bir tartışma yapıldı bu konu nasıl bir seyir izleyecek ne tür sonuçlar ortaya çıkabilir? - Ben Obama ve Medvedev arasında yapılan anlaşmaya uygun olarak 6 ayda sonuç alacağını sanmıyorum. Önceki anlaşma 3 yılda hazırlanıp sonuca ulaşabildi. Belki Aralık’a kadar ulaşmaz, ama yeniden eski anlaşmanın sürmesi konusunda yeni imzalar atılabilir. Ayrıca bu anlaşmaya bu iki ülkenin dışındaki nükleer sahibi ülkelerde bu anlaşmaya katılmalı. Bugün birçok ülke nükleer silahının olduğunu bile kabullenmiyor. Örneğin İsrail bunlardan biridir. Yine Hindistan ve Pakistan’da silah sahibiler, dolayısıyla onlarda bu anlaşmaya katıldılar. Bence bütün ülkeler silah indiriminde yer almalı. * ABD’nin Gürcistan ile Kafkasya da yapacağı tatbikatı nereye koyuyorsunuz? - ABD bu tatbikatı geçmişte yapsaydı Irak’a baskı için yada İran’a müdahale için olduğu şeklinde değerlendirebilirdik, ama şimdi böyle şeylerle izah edemeyiz. ABD Gürcistan ordusunu eğitmesine rağmen Gürcistan ordusu saldırı, savunma ve tüm cephelerde kaybetti. Bu da ABD’nin Gürcistan’ı eğiten komutan ve eğitmenlerin Rusya’dan daha geri durumda olduğunu gösteriyor. Ayrıca yakın zamanda Gürcistan’ın NATO’ya alınacağına inanmıyorum. Yine hiçbir Batılı ülke Saakaşvili’yi davet etmedi. Bu da gösteriyor ki Gürcistan uluslararası desteğini kaybediyor. Yine yakın zamanda eski Avrupa’nın bu ülkenin NATO’ya girişine izin vereceğini sanmıyorum. * Peki Karabağ sorunda çözüm mümkün mü? - Karabağ Kafkasya’daki diğer sorunlarla birlikte çok öne çıktı. Sorun sadece Karabağ’da değil, Stepanekert bölgesi yönetiminin katılımı gerçekleşebilir. Sorun sadece devlet başkanları da değil, Sarkisyan Karabağ’ı Azerbaycan’a verirse Ermenistan’daki tüm otoritesini kaybeder. Yine Aliyev Karabağ’dan vazgeçerse siyasi olarak biter. Sorun daha geniş ele alınmalı, sadece Rusya ve ABD’yle de ilgili değil. İnanıyorum ki, Karabağ ve Ermenistan iki cumhuriyet olacaksa Stepaneken önce ayrı bir devlet olacak, ondan sonra Ermenistan ile birleşecek. Çünkü göçmenler sorunu var, hem Ermeni ve hem de Azeri göçmenler sorunu var. Avrupa unutmamalı ki, ikinci dünya savaşında birçok göçmen var onları gönderemediler. Onlar orda kaldılar. Çünkü yerlerinde onlara koşullar hazırlamak onları geri göndermekten daha kolay. Hele hele yeni bir çatışma ve savaşın başlamasının garantisi yok. Hatta aldığımız bazı bilgilere göre çatışmalar da başlayabilir. Bence Avrupa geçmişini unutmalıdır. Bu göçmenlerin geri gönderilmesi çok zor çünkü çok fazlalar. * ABD Polonya ve Çek cumhuriyetine yerleştirmek istediği radar sistemini Rusya ile İran ilişkilerine karşı bir pazarlık olarak mı kullanıyor, yoksa İran’ da giderek daha radikal şekilde destekliyor görüntüsü mü veriyor? - İran S.O.S.’a katıldı. Eğer Rusya için Pekin, Kore bunlar kötü olsalardı İran bunlara katılmazdı. Rusya İran karşısındaki taahhütlerini yerine getirecek. Rusya bu örgütteki görevini yerine getirecek. Unutmayalım ki Rosoboronexport İran’a sattığı silahlarla ayakta duruyor. Bunların hepsine rağmen Rusya, İran’ın atom silahlarına sahip olmasının iyi olmayacağını biliyor. Ben Rusya istihbaratının İran’ın 10-12 yıla kadar ABD ve Avrupa’yı vuracak nükleer güce ulaşamayacağı tespitine inanıyorum. Benim görüşüme göre ABD’nin dünyanın yuvarlak olduğu anlayışı ile bizimkiler birbirine uymuyor. Yani Rusya o roketleri nasıl oluyor da Rusya üzerinden ABD’ye gönderecek. Ki roketler Türkiye üzerinden ABD Avrupa’ya gönderilebilir. İkincisi ABD bilinçli olarak Doğu Avrupa’ya füze savunma sistemiyle bilinçli olarak uğraştırmak istiyor. Bence ABD sonunda bunu anladı ve Obama’nın ilerde Polonya ve Çekya’ya füze yerleştirmeye izin vermeyeceğini düşünüyorum. Bunu zaman gösterecek ama yine Rusya ile ABD arasındaki ilişkilere bağlı olarak gelişecek. Örneğin Polonya 300 yıldır Rusya ile çelişkili. Yine unutmayalım ki, ilk başta Avrupa’nın güvenliği 2004’te kadar Rusya ile birlikte tatbikatlar yapıyordu. Ama sonra Polonya buna karşı çıktı. Polonya 2 milyar isteyerek hava savunma sistemini yenilenmesi için ABD ile pazarlıklar yaptı. Hali hazırda ABD orada sadece başlıkları olmayan eğitim füzeleri yerleştirmek -bunları da Patriot’suz- yani savunmasız bırakmak istiyor. Fakat Polonya kendisi için hava savunma sistemi istiyor. Ama bunda başarılı olmayacaklardır. * Nabucco projesini bazı analizciler jeopolitik bir proje olduğunu söylüyor siz nasıl değerlendiriyorsunuz? - Rusya gazının Nabucco’ya akmayacağını biliyoruz. Eğer Rusya Karadeniz’den Güney Akımı’nı geçirmek istiyorsa doğal olarak Nabucco’ya vereceği gazı olmayacaktır. İkincisi bu borulara kim gaz verecek anlaşılmış değil. Birkaç hafta önce İran Rusya’nın projelerine destek verebileceğini söyledi. Bunun için de İran’ın gazını Nabocco’ya verip vermeyeceği belli değil. Bu ülke daha çok Afganistan üzerinden Çin’e gaz vermek istiyor. Tabi İran Afganistan üzerinden gaz verirse, o zaman İran umutları da tam batar. Yada biz daha hızlı hareket edersek hattı çabuk tamamlama ve projemizi hayata geçiririz. Bunun için imkânlarımız var. Türkiye geçiş hattı olmak istiyordu böylece Ukrayna’yı bertaraf etti. Anladığım kadarıyla İran’da Rusya’nın Nabucco’ya gaz vermesini istemiyor. Azerbaycan’da eskisi gibi çok istekli değil, asıl olan İran’dır. Nitekim o da önümüzdeki 5 yıl boyunca ABD ile ilişkilerini düzeltip bu projeye gaz vermesi mümkün değil. Üçüncüsü Türkmenistan’dır onlar ikili oynuyor. Hala Türkmenistan gazını Rusya’ya mı, yoksa onlara mı verecek belli değil. Ama şimdi yaklaşımı müşterilerini kaybetmek istemiyor. Birçok gaz uzmanı bu ülkenin gazının çok az olduğunu zaten söylüyor, bunun için de Nabucco hiç başlayamayabilir de… * Nabucco’nun güvenliği için özel bir güvenlik birimi oluşturuyor. Türk basının da çıkan haberlere göre Nabucco’nun geçtiği yerlerde Avrupa’nın bu güvenlik birimi koruyacak. Buna göre Türkiye’den Hazar’a kadar Avrupa’nın bu güvenlik biriminin yerleştirilmesi anlamına geliyor, bu mümkün mü? - Evet, bu tür duyumlar var. Bildiğim kadarıyla 10- 15 yıl boyunca güvenlik şirketleri Kanada’da özel olarak hazırlanıyorlar. Bunlar uzun süre Irak ve Suudi Arabistan’da görev yapıyorlar. Bu güvenlik şirketleri orduların yerine getiremediği görevleri yerine getirmek için eğitiliyorlar. Eğer hatırlarsanız Irak’ta işgale karşı ilk rahatsızlıklar bu güvenlik birimlerinin yaptığı sarkıntılıklar ve kanunsuzluklara karşıydı. Buna inanıyorum ve bu çok gerçekçi böyle bir şey mümkündür. Eğer bu güvenlik birimleri bu hattı koruma görevi alırsa ve çatışma yaşanırsa o zaman ABD’nin müdahale etmesinin nedeni ortaya çıkar, çünkü bu şirketler ABD’nin şirketleridir. Ama bunu Rusya istemeyecektir. Bu göçlere neden olabilir, bunu Rusya istemeyecektir. Örneğin Kafkaslarda böyle risklerin ortaya çıkamaması için Rusya müdahale edebilir. Çünkü bu tür çatışmalar büyük göçlerin yaşanmasına yol açabilir. Kürdistan ve Gürcistan hattını düşünüyorlar ama bence bu hattı iyi düşünmemişler. Görüşüme göre bu 3-4 yıl daha gerçekleşme imkânı yok. Bu proje aynı zamanda bir manipülasyon da olabilir. Avrupa bu projeyi gerçekten çok daha kapsamlı bir oyunun bir parçası olarak kullanıyor olabilir, Yani Rusya’yı yeni çatışmaların içine çekmek içinde yapabilir. Örneğin hatlar konusunda Rusya ile Avrupa çok farklı değerlendirmelerde bulunuyor. Ukrayna seçimlerinde birincisi Yuşçenka ikincisi Timuşenka üçüncüsü Yenikoviç ve diğerleri o zaman belki de Rusya ile ittifakta biri seçilir ve Ukrayna ile Rusya arasındaki sorunlar çözülebilir. Belki de yeni bir Slovak devleti kurulabilir. RAHMİ YAĞMUR -ANF