İmralı canisinin 15 Ağustos’ta açıklaması beklenen çözüm planına Pamukoğlu sert tepki gösterdi: Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okumaya devam etmekten başka bir şey değil Hak ve Eşitlik Partisi -HEPAR-Genel Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, Abdullah Öcalan’ın 15 Ağustos’ta açıklaması beklenen Kürt sorunu için çözüm planına tepki göstererek “Devlete adeta meydan okuyorlar” dedi. Pamukoğlu, adına resmi olarak “terör” denilen, aslında “silahlı bir kalkışma” olan PKK ile sürdürülen mücadelenin gelmiş olduğu noktaya dikkat çekerek “Her mücadelede her şey güçlüden yana iken, gelin görün ki beceriksiz insanların kaba ve günlük siyasetle yürüttükleri hatalı politikalar, stratejiler ve taktikler sonunda, zayıf güçlüye eşitlenmiş, denk hale getirilmiştir” dedi. Halkın muhakeme yeteneğini bulandırıp, görüş mesafesini azaltmak için planlı, yoğun bir propagandanın tüm iletişim araçlarıyla yürütüldüğünü ifade eden Pamukoğlu, “Bunun sonunda da bir kısım insanlar, etrafta olup bitenlere ’Yorgun manda gibi’ boş bakar hale geldiler” değerlendirmesinde bulundu. Pes, bin defa pes... Teröristbaşının çözüm planına ilişkin yapılan yorumları da eleştiren Pamukoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Açıklamanın tarihinin 15 Ağustos olarak seçilmesi bile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hala meydan okumaya devam etmesinden başka bir şey değildir. Akıllarınca, yarın bu tarihi ” bağımsızlığımızın ilk adımı veya mücadelenin başlangıcı “ diye bayram olarak kutlamayı da düşünmektedir. Safsataları uzatmanın alemi yok. Pes, bin defa pes. Bunun adı: ’Misafir olarak git, ev sahibi olarak dön’dür. Bu ulusal meselenin ’kargaların kılavuzluk misyonu’ ile bir yere ulaşacağını sananlara şaşarım. Mücadelenin nasıl sonuçlanacağına, kalbinde kurşun deliği olan bebeğin annesiyle babası karar verecektir.” Hatalı politikalar izleniyor Pamukoğlu, “PKK ile mücadelenin nasıl sonuçlanacağına, kalbinde kurşun deliği olan bebeğin annesiyle babası karar verecektir” diyerek yürütülen hatalı politikaları eleştirdi. |
25 Temmuz 2009 Cumartesi
Antalya'da bir panele katılan Sabih Kanadoğlu Lozan'ın savunulacak hale geldiğini belirtirken, Vural Savaş ise HSYK ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.
Antalya Büyükşehir Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği Antalya Şubesi ve Cumhuriyet Okurları Kulübü'nce Antalya Kültür Merkezi'nde ''Lozan'dan Lozan'a'' paneli düzenlendi. Paneli yöneten Sabih Kanadoğlu, panelin adına atıfta bulunarak, ''Son günlerde yapılmak istenen Lozan'dan Sevr'e idi. Bu, amacına hiçbir zaman ulaşmayacak bir ütopyadır'' diye konuştu.
Lozan'ın Lozan'da değil Ankara'da savunulup korunabileceğini belirten Kanadoğlu, 24 Temmuz 1923'te Lozan'da Türk milletinin tam bağımsızlığı tescil edilerek dünyaya ilan edildiğini söyledi.
Lozan'da Türk milletinin bir ulus devlet oluşunun da kabul edildiğini ifade eden Kanadoğlu, ''Tam bağımsızlık ancak bir ulus devletle mümkün olabilir. Bunu sağlayan Lozan'dır'' dedi.
Panelde Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünsal Yavuz ve Marmara Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Cüneyt Akalın da Lozan Anlaşması süreciyle ilgili bilgi verdi.
Paneli yöneten Kanadoğlu, Lozan sürecini anlatan Prof. Dr. Ünsal Yavuz'a, ''Lozan Konferansı'nın birinci bölümünün sonunda İsmet Paşa, Lord Curzon'a ''one minute'' dedi. Doğru mu?'' diye sorması salonda gülüşmelere neden oldu.
Vural Savaş da, ''Türk milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız mahkemelerin başında Demokles'in kılıcı gibi duran HSYK'dan nasıl kurtulacağız?'' sorusu üzerine şunları söyledi:
''HSYK bütün dünyada var. Şimdiki yapısı hiç olmazsa bir direnç gösteriyor. Anayasa değişikliğiyle, Meclis'ten seçilenlerle, şuradan buradan seçilenlerle zaten Türkiye Cumhuriyetini bekleyen en büyük tehlike budur. Yani yasama, yürütme ellerinde... Zaten yerel mahkemelerin bağımsızlığı diye bir şey kalmadı. Özel yetkili mahkemelerin verdiği, Türkiye'yi 'korku imparatorluğu' haline getiren kararlara bakın. Yani düşünebiliyor musunuz? Şu anda Türkiye bir korku imparatorluğu haline geldi. Nasıl geldi? O özel yetki verilen hakim, savcılar ne anayasa dinliyorlar, ne yasa dinliyorlar. Bu yüzden geldi.
Türkiye'yi dinleme yetkisinin yasaya aykırı olduğunu Yargıtay kabul etti. Delil olarak kullanmaya çalışıyorlar. Tutuklama kararları yasaya aykırı deliller kullanılarak veriliyor. Gizli tanıklar diye PKK'lılar kullanılarak en şerefli askerlerimiz lekelenmeye çalışılıyor. Ya kardeşim bunların iddianamesi baştan başa suç. Özel hayatın gizliliğini ihlalden, iftiradan. Şu anda HSYK hiç olmazsa Türkiye'yi korku imparatorluğu haline getiren, hukuk dinlemeyen, kendileri suç işleyen birkaç hakim savcıyı alma girişiminde bulunuyor. Bu bile hazmedilmiyor. 'Bugünkü HSYK'yı beğenmeyenler AKP'nin istediği değişiklikleri yaparlarsa hele bir de Anayasa Mahkemesi'ni ele geçirirlerse bugünleri çok ararlar' diye düşünüyorum.''
PARTİ KAPATMALARLA İLGİLİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
''Askerin yaptığı olumlu işlere bakarsanız vardır ama bu memleketi bu hale getiren 12 Eylül değil midir?'' sorusu üzerine Savaş, ''28 Şubat süreci içinde bunun rövanşı tamamen alınmıştır. Benim de katkım olduysa ne mutlu'' dedi.
23 Temmuz 2009 Perşembe
DENİZ FENERİ'NİN FRANSA AYAĞI
PKK THY YE NASIL GİRDİ ?
1995’te THY Paris merkez bürosuna mahalli sekreter olarak işe alınan ve 2000’de istifa ederek ayrılan, ancak daha sonra tekrar THY Paris bürosuna AKP’nin adamı Abdurrahman GÜNDOĞDU’nun THY Genel müdürü olmasıyla beraber mahalli sekreter olarak görev yaptığı ve kendi iradesiyle ile istifa ederek ayrıldığı yere bu kez Fransa THY Genel Müdürü olarak atanan Nazan EROL hanımın bu göreve atanması için hizmeti, tecrübesi, ve her ne kadar 2003’ten beri MBA diplomam var diye iddia etmiş olsada tahsili yeterlimidir ? Ki bu diplomasını bu güne kadar gören olmamış ve yurtdışında edindiğini iddia ettiği bu diplomaya YÖK tarafından denklik verildiği yani geçerli kılındığıda görülmemiştir. Oysa bizim bildiğimiz Nazan Erol Fransa da Sekreterlik dalında bir ön lisansa tekabul eden Tekniker diploması sahibidir. Fransa da lisede sağlanan bu sekreterlik dalını okuyup bitirdiğide şüphelidir.
Ayrıca bundan 2 – 3 yıl kadar önce Paris’te yapılan DENIZ FENERI’ne yardım kampanyası altında KANAL 7 de yayınlanan ve sunuculuğunu Bülent OVER’in yaptığı DENIZ FENERI gecesine bu hanım hangi sıfatla katılmış ve DENIZ FENERI’ne THY hangi sıfatla sponsor olmuştur ? THY mevzuatlarında sponsorluk varmıdır ? Bu sponsorlok ne derece yasal bir konu ve emelleri nedir ? Ayrıca Müdire Hanım toplanan paraların dışarıya aktarılmasında yardımcı olmuşmudur ?
Her ne kadar net ve açık bir şekilde yazılı iadeli taahhütlü ihtar mektubuyla ikaz edilmiş olsada, 2008 yılı Turizm sezonunda yine Paris’te turizm işi yapan bir acentanın 01.06.2008 – 15.07.2008 tarihleri arasında THY Fransa’ya 1.600.000,-€ (bir milyon altı yüz bin avro) ve bir kaç ay sonra başka bir acentenin 800.000,-€ (sekiz yüz bin avro) toplam 2.400.000,-€ (iki milyon dörtyüz bin avro) borç para takmasıyla ilgili ne gibi işlem yapılmıştır ? Bu olaylardan ötürü THY ne gibi önlemler aldı ? THY müfettişi sayın ÇINAR (soyismi) ne gibi işlem yaptı ? THY Paris bürosu ve Fransa Müdürlüğü Fransa da bulunan
Merak edilen diğer bir konuda THY Fransa’ya alınan yeni personelin ve işte bi şekil çıkarılan kimler olduğudur.
Deniz Feneri Almanya Davasının hapis cezası ile sonuçlandığı saygılarımızla hatırlatılır.
Peki kimdir bu Nazan Erol ? Uzun lafın kısası, kim olduğunu çekilmiş fotoğraflarla açıklayalım.
Solda, mavi bandrollü yer SARKOZY’nin SEÇIM MERKEZI.
Fotoğraf tarihi : 4 veya 7 Ocak 2007.
YILMAZ DİKBAŞ'TAN BOMBA:KIBRIS, RUMLARA BEŞ YIL ÖNCE VERİLDİ!
Kıbrıs, Ruml
Ancak bu gerçekten haberi olmayan halkımızın büyük çoğunluğunu aldatmak, kandırmak ve uyutmak amacıyla her 20 Temmuz’da törenler yapılyor, p
Bu yıl da öyle oldu.
Devlet Bakanı ve Başbakan Y
“Türkiye, her koşulda, her zaman, her sahada Kıbrıs Türkünün yanındadır. Kıbrıs Türk halkının huzur ve refahı milli davamızdır”.
Kıbrıs Türk halkını “Kıbrıs Cumhuriyeti”inde Ruml
Şimdi kitabımdaki o yazıyı burada bilgilerinize sunuyorum.
‘Kıbrıs Türk Kesimi’ ya da ‘Kıbrıs Rum Bölgesi’ gibi deyimler yer almamaktadır. AB’nin hiçbir belgesinde, ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ diye bir tanımlama geçmemektedir.
AB’nin tüm belgelerinde Kıbrıs’tan sadece şöyle söz edilmektedir:
“The Republic of Cyprus”. Yani, “Kıbrıs Cumhuriyeti”. Ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetimi Ruml
AKP Hükümeti Kıbrıs’ı, 2004 yılında Ruml
İşte, belgelerle Kıbrıs’ın Ruml
· AB, 6 Ekim 2004 t
· 3.12.2004 t
· AKP hükümetinin bayram yap
· AB’nin Ekim 2004’de Türkiye’ye verdiği ‘İlerleme Raporu’nda şöyle denilmekteydi: “In May 2004, Turkey published a Decree extending the benefits of EC-Turkey Customs Union Agreement to all member States except Cyprus. On October 2004, Turkey published a new decree adding Cyprus to the list of countries to which the Customs Union provisions apply.”[5] Türkçesi: “Mayıs 2004’de, Türkiye yayınladığı bir K
· Avrupa Birliği, Ekim 2005’de Türkiye ile ilgili ‘İlerleme Raporu’nu yayınladı. İşte bu raporun can alıcı maddelerinden birisi: “Cyprus: The Turkish government has stated on several occasions that it remains committed to a comprehensive settlement inline with the plan presented by the UN Secret
Bu çok s
· Türk Genelkurmayı, onl
· AB’nin dayattığı taleplerin büyük bölümünü kabul etmiştir.
· Kendi iç sorunl
· AB’nin Türkiye’den istekleri henüz bitmemiştir. Kıbrıs ve Kürt ayrılıkçılığı konul
Bu çok ağır ve Türk Milletini çok derinden y
Yuk
Buraya kad
“Efendiler!
Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.
Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdani imanıdır.
…
Ordu ise,
…
Millet, bağımsızlığının muhafazasından ib
Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse, bunun vebali subayl
AB’nin güdümüne giren Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Türk Milletinin bağımsızlığını ihlal etmektedir. Bunun vebali onun boynundadır!
Ancak bizim bilmek istediğimiz ve haklı ol
BUNUN BÖYLE OLACAĞINA ASLA İNANMIYORUZ!
KAYNAK: Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, Asya Şafak Yayınl
*****
20 Temmuz 1974 B
Oysa aynı Mehmet Ali Talat, 23 Nisan 2004 t
“Türkiye, Kıbrıs’ı ‘Metresi’ gibi kullanıyor!”
“Kıbrıs’ı feda etmeyiz! Kıbrıs’ı vermeyiz! Nereden buldun da vermiyorsun? Kıbrıs senin değilki! Fethetmedin ki Kıbrıs’ı! Kıbrıs, Türkiye’nin değil!”
“Türkiye, bazı gericilerin anavatanı olabilir ama benim anavatanım değil!”
ABD’den ve AB’den aldığı hibelerle en alçakça söylemlerde bulunan Mehmet Ali Talat, şimd tutmuş yine Türkiye’ye sığınmaya çalışıyordu!
Yuk
İhanet cephesi kitabımı okudu, t
Ben, bunu anlıyorum.
Ama, ‘ulusalcı cephenin’ bu kitabımı sahiplenmeyişini nasıl açıklayacaksınız?
Adl
Siz, siz olun, öyle her ‘ulusalcıyım’ diyene sakın inanıp, kanmayınız!
Yılmaz Dikbaş
23 Temmuz 2009
www.kalinka.com.tr
[1] Recommendation of The Europen Commission on Turkey’s Progress Tow
[2] European P
[3] Nicholas Watt and David Gow in Brussels and Helena Smith in Ank
[4] Europen P
[5] 2004 Regul
[6] Turkey 2005 Progress Report, Sayfa 40
[7] Teori, Haziran 2005
[8] Gazi M. Kemal Atatürk, Söylev, Günümüz diline çevirip basıma hazırlayan: Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Nutuk Cilt: I-II, Çağdaş Yayınl
[9] Ersel Aydınlı, Nihat Ali Özcan, and Doğan Akyaz, “The Turkish Milit
[10] Afyonk
[11] Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, Asya şafak Yayınl