2 Mayıs 2011 Pazartesi

- BAŞBAKANIMIZ KÖŞE OLMUŞ.
TÜM DÜNYA BİLİYOR-
LİSTENİN ALTTAN 4. İSİM VE BAYRAK NE KADAR TANIDIK GELİYOR.
O BİZİM DÜĞÜN TAKILARIYLA GEMİCİK ALAN BAŞBAKANIMIZ DEĞİL Mİ?





Current heads of state and government

Name↓Title↓Net Worth↓Country↓
Bhumibol AdulyadejKing of Thailand$30 billion (June 2009)[1] Thailand
Abdullah bin Abdul Aziz Al SaudKing of Saudi Arabia$21 billion (June 2009)[1] Saudi Arabia
Hassanal BolkiahSultan of Brunei$20 billion (June 2009)[1] Brunei
Khalifa bin Zayed Al NahyanPresident of the United Arab Emirates$18 billion (June 2009)[1] United Arab Emirates
Mohammed bin Rashid Al MaktoumPrime Minister of the United Arab Emirates$12 billion (June 2009)[1] United Arab Emirates
Silvio BerlusconiPrime Minister of Italy$6.5 billion (March 2009)[2] Italy
Hans-Adam IIPrince of Liechtenstein$3.5 billion (June 2009)[1] Liechtenstein
Sebastián PiñeraPresident of Chile$2.2 billion (March 2010)[3] Chile
Hamad bin Khalifa Al ThaniEmir of Qatar$2 billion (June 2009)[1] Qatar
Saad HaririPrime Minister of Lebanon$1.9 billion (2010)[4] Lebanon
Asif Ali ZardariPresident of Pakistan$1.8 billion–$4 billion (2009)[5] Pakistan
Juan Carlos I of SpainKing of Spain€1.7 billion [6] Spain
Albert IIPrince of Monaco$1 billion (June 2009)[1] Monaco
Qaboos bin Said al SaidSultan of Oman$700 million (June 2009)[1] Oman
Elizabeth IIQueen of each of the
Commonwealth realms
$450 million (June 2009)[1]Commonwealth realms
Sabah Al-Ahmad Al-Jaber Al-SabahEmir of Kuwait$400 million (June 2009)[1] Kuwait
Beatrix IQueen of the Netherlands$200 million (June 2009)[1] Netherlands
Mswati IIIKing of Swaziland$100 million (June 2009)[1] Swaziland
Carl XVI GustafKing of Sweden$42 million (2007)[7] Sweden
David CameronPrime Minister of United Kingdom£30 million[8] United Kingdom
John KeyPrime Minister of New Zealand$37 million[9] New Zealand
Lee Myung-bakPresident of South Korea$23.6 million[10] South Korea
Cristina Fernandez de KirchnerPresident of Argentina$12.92 million (July 2009)[11] Argentina
Barack ObamaPresident of the United States$10.1 million[12] United States
Recep Tayyip ErdoğanPrime Minister of Turkey$170 billion (March 2010)[13] Turkey
Felipe CalderónPresident of Mexico$670,000[14] Mexico
Dilma RousseffPresident of Brazil$640,000[15] Brazil
Vladimir PutinPrime Minister of Russia$150 thousand-$40 billion (2007)[16][17] Russia
BİRDE ŞUNA BAKIN:BUDA BİZİM ZENGİNLEŞMEMİZ

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

27 Nisan 2011 Çarşamba

HADİ ÇILGIN BAŞBAKAN GENE YAP


HADİ ÇILGIN BAŞBAKANIM
GENE YAP
ÖNCE YOL YAP
KÖPRÜ YAP
KANAL YAP
KANALLARIN ÜSTÜNE KÖPRÜ YAP.
 MAKARNA YAP
KÖMÜR YAP
BUZDOLABI YAP
YERİ İÇERİZ
GEZERİZ.
İŞE MİŞE NE GEREK VAR


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
ÇILGIN BAŞBAKANIN ÇILGIN PROJESİ
AKLIMA ÇOK ŞEYLER GELİYOR DA NEYSE.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

26 Nisan 2011 Salı

MOSSAD'IN SON MARİFETİ...
Fikret ErTAN
İngiliz ve İsrail istihbarat servisleri arasındaki ilişkilerin ele alındığı, geçen ay yapılan bir konferansta İngiliz MI6 dış istihbarat servisi eski başkanlarından Sir Richard Dearlove, İsrail gizli servisi MOSSAD'ın MI6'dan çok farklı kurallarla çalıştığına işaret etmiş; ancak bunların neler olduğunu açıklamamış.
Bu farklı kurallar muhtemelen Batılı servislerin normalde başvuramayacakları adam öldürme, suikast ve adam kaçırma gibi kurallar olsa gerek. Bunlara belki şeytanın bile aklına gelmeyecek başkaları da eklenebilir.
MOSSAD esasen adam kaçırmada oldukça başarılı ve ünlü bir servis. Gerek gördüğünde İsrail vatandaşlarını bile kaçırabiliyor. Buna en bilinen örnek de 1986 yılında İtalya'dan kaçırılarak İsrail'e getirilen ve daha sonra 18 yıl hapse mahkum edilen, İsrail'in Dimona'daki nükleer silahlarını bütün dünyaya açıklayan Mordahay Vanunu adlı nükleer teknisyendi. Belki başkaları da var; ama bilinmiyor.
Adam kaçırmada hayli usta olan MOSSAD bugünlerde başka bir adam kaçırma vakası ile gündemde bulunuyor. Bu adam Gazzeli mühendis Dirar Ebu Sisi. Eşi Ukraynalı olan ve 1990'lı yıllarda Ukrayna'da eğitim gören Sisi, 19 Şubat'ta Ukrayna'da trenle Harkov'dan Kiev'e giderken yolda kayboldu ve bir ay kadar sonra İsrail'de Aşkelon'daki Şikma hapishanesinde tutuklu olduğu ortaya çıktı.
Kendisiyle hapishanede görüşen Filistin İnsan Hakları Merkezi'nden bir avukata nasıl kaçırıldığını şöyle anlattı: "...kardeşim Yusuf ile buluşmak üzere Harkov'dan Kiev'e trenle gidiyordum. Bulunduğum kompartımana ikisi askerî üniformalı üç kişi girdi. Bunlar benden pasaportumu göstermemi istediler. Ben bunu reddettim. Bunlar beni tehdit ettiler ve pasaportumu zorla aldılar. Beni Poltova istasyonunda trenden indirdiler. Ellerimi kelepçelediler, başıma torba geçirdiler ve beni bir arabaya koyarak Kiev'e getirdiler. Kiev'de kendilerini MOSSAD ajanı olarak tanıtan 6 şahsın bulunduğu bir daireye yerleştirdiler. Ajanlar beni derhal sorgulamaya başladılar... 4-5 saat süren bir hava yolculuğundan sonra bilmediğim bir yere indik. Yaklaşık yarım saat sonra yeniden havalandık. Yolculuk bu sefer bir saat kadar sürdü. Yere indiğimizde kendimi İsrail'de buldum."
Bu şekilde kaçırılan Ebu Sisi'nin kaçırıldığını elbette MOSSAD resmen üstlenmemiş bulunuyor. Ukrayna makamları ise 'bu konuda bilgimiz yok' diyorlar. İsrail basını da konu hakkında sansür yasağı olduğu için pek fazla bir şey söyleyemiyor. Başbakan Netanyahu ise geçen hafta Sisi'nin tutuklanmasını 'kanuni bir tutuklama' olarak nitelemişti, o kadar. Dirar Ebu Sisi'ye tekrar dönersek, geçen hafta Berşeba'da mahkeme karşısına çıkarılmış bulunuyor. İsrail iç güvenlik servisi Şin Bet hakkında bugüne kadar görülmeyen ve 15 sayfayı bulan çok ayrıntılı bir iddianameyi mahkemeye sunmuş ve Sisi'yi terörist gruba (Hamas) üye olmak, yardımcı olmak, kanuna aykırı şekilde silah imal etmek, cinayet, cinayete teşebbüs gibi 9 ayrı suçla suçlamış bulunuyor. Sisi bunları elbette reddediyor, suçsuz olduğunu, haksız yere tutuklandığını söylüyor.
İddianame, dediğimizi gibi çok ayrıntılı. İçinde Ebu Sisi'nin Ukrayna'daki Harkov Askerî Mühendislik Akademisi'ndeki doktora çalışmalarından, buradaki roket uzmanı hocası Profesör Konstantin Petroviç'ten (ki kendisinin Scud füzeleri konusunda en uzman kişi olduğu söyleniyor), Sisi'nin buradaki çalışmaları sırasında roket komuta-kontrol, ivme, güdüm ve dengeleyici sistemler konusunda çok şey öğrenmiş olduğu gibi bilgilere yer veriliyor. İddianame bunların sayesinde Ebu Sisi'nin Hamas roketlerinin menzil ve vurucu gücünü artırmada çok başarılı olduğunu, hatta orijinal tanksavar sistemleri (Yasin adlı) geliştirdiğini zırh kalınlıklarına kadar anlatıyor. Ebu Sisi kaçırılmadan önce Gazze'nin tek dizel elektrik santralinin işletme şefiydi. Onun sayesinde bu santral İsrail'den ithal edilen özel dizel yakıtı yerine sınırdan kaçırılan Mısır dizeli ile çalışır hale getirilmişti. Bu da şüphesiz santralin kendisine bağımlı kalmasını isteyen İsrail makamlarını rahatsız etmişti. Bu da Ebu Sisi ile ilgili bir başka önemli bilgi.
İsrail, Gazze'den atılan roketler konusunda anlattığımız gibi, Ukrayna'dan adam kaçırmayı göze alacak kadar hassas. Bu konuları iyi izlemeden, bilmeden İsrail-Hamas mücadelesi de asla anlaşılmaz. Yuvarlak laflarla, bağırarak çağırarak bu zaten olmaz.
MOSSAD'ın son marifeti Gazze, Hamas ve Hamas roketlerine yönelikti. Başka hangi marifetler var, hangileri planlanıyor, hangileri icra ediliyor, kim bilir? Bu konuda söylenebilecek tek şey, MOSSAD'ın misyonuna sonuna kadar bağlı kalmaya kararlı olduğu gerçeği olup bu yolda akla gelen, gelmeyen her şeyi yapmaya çalışacağıdır. İlgili gerçek bu kadar yalındır bize göre...

25 Nisan 2011 Pazartesi

İŞARET GELDİ-AKP YOLCU
Ertuğrul yazdı.Biz sevindik.Yandaşlar bile AKP'yi terkediyor sandık.Ama madalyonun diğer yüzü var ve iyi düşünülmeli.Buna benzer sinyalleri son bir haftadır değişik yerlerden alıyoruz.Kimliğini açık bir şekilde yahudi olduğunu söyleyen kişiler AKP'yi terk etmemizi önerriyor.Yerine ısrarla adını söyledikleri kişiyi tahmin edersiniz.Zaten "Yeni"leri severiz.Peki bu hızlı dönüş neden?
Çünkü siyonist yeni hizmetkarlar buldu.
Çünkü AKP'nin yalanlarına artık halk kanmıyor.
Çünkü AKP yapabileceği tahribatın doruklarında.
Taze kan/temiz beyaz bir sayfa ve kazanımların kaybedilmeden yola devam edilmesi gerek.
Siyonizmin AKP'de direnmesi milli şuurun çok fazla artmasına ve kazanılan tüm kalelerin tekrar kaybedilmesine neden olabilir.
Bunun bilincinde olan siyonist ve emperyalist güçler temiz bir sayfa açma telaşında.
AMAÇ;MİLLİ ŞUUR UYANMADAN BU GEÇİŞİ SAĞLAMAK.
YERİNE KİM  Mİ GELECEK?
"YENİ" OLAN NE VARSA VE HEDEFE EN YAKIN KİM GÖRÜNÜYORSA.GELİŞİ ÇOK HIZLI VE ŞAŞIRTAN KİMSE.
UMARIM ANLATA BİLMİŞİMDİR.


Ertuğrul'la ne alakası mı var?
Hürriyet Gazetesinin kuruluş tarihinden başlayın araştırmaya.
Ertuğrulun Hürriyetteki 20 yıllık hizmetine bakın ve en üstlerden ayrılırken,köşe yazarı olmaya geçerken/geçirilirken yazdığı şu yazıya bakın:http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2009/12/milletin-damini-taslama-yahudi.html göreceksiniz.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
  

'TANRI PARÇACIĞI' BULUNDU!
BİLİM DÜNYASINI SARSAN İDDİA

İsviçre'deki CERN'den sızan bir e-postada şok iddia: "Varlığı bilinen ama ispatlanamayan, maddedin kayıp temel yapı taşlarından 'Tanrı parçacağı'na ulaşıldı."
Bir fizik bloguna isimsiz gönderilen bir CERN iç iletişim notu, fizik dünyasında heyecana ve tartışmalara neden oldu.

Fizik ve bilim dünyası doğru çıkması halinde, bilim dünyasını sarsacak bu iddiayla çalkalanıyor. Columbia Üniversitesi’nde Matematikçi Peter Woit’un “Not Even Wrong” (http://www.math.columbia.edu/~woit/wordpress/) adlı bloguna 21 Nisan Perşembe günü gönderilen isimsiz bir yorumda, İsviçre’deki 20 km’den büyük parçacık hızlandırıcısı CERN’in iç yazışması (COM) yer alıyor. Fizik araştırmalarında iç yazışma notları (COM), projeye dahil olan bilim insanları arasındaki iletişimi sağlıyor. Araştırma tamamlandığında, tüm emeği geçenlerin isimleri ortak bir makalede yayınlanarak literatüre ekleniyor.
14 milyar yaşındaki evrenin en derin sırlarını araştırıldığı CERN'deki ATLAS detektöründen çalışan bir bilim adamı tarafından internete sızdırıldığı iddia edilen nota göre, bilim adamları 2008 yılında başladıkları Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) deneyinde büyük ilerleme kaydetti. 10 milyar dolara mal olan deneyde, protonların çarpıştırılması suretiyle tanrı maddesi olarak da bilinen Higgs parçacağını bulunduğu öne sürülüyor. Bilgi notu, aranan Higgs parçacığının kütle ve diğer özellikleriyle uyumlu görünüyor. Ancak görünme sıklığının 30 kat fazla olması, standart modelin ötesinde yeni parçacıklar bulunma ihtimalini güçlendiriyor.

CERN'ün internette dolaşan ve fizikçiler arasında tartışma konusu olan iddiayla ilgili bir açıklamada bulunması bekleniyor.
LHC raporunu incelemeye başlayan fizikçiler iddiaya şüpheyle yaklaşıyor. Syracuse Üniversitesi’nden Sheldon Stone, rapordaki üretim oranının Higgs’e dair tahminlerden çok daha yüksek olduğunu ve başka bir partikülün bulunmuş olabileceğini söyledi.

Varlığı bilinen ancak "10 üzeri eksi 30 saniye" kadar tek başına varolabildiği için bir türlü bulunamayan, görüntülenemeyen Higgs ile ilgili elde edilecek bilgiler bilimde yepyeni ufuklar açacak. Çünkü Higgs kütleyi kütle yapan nesne olarak biliniyor. Higgs parçacığı ismini bu teoriyi ilk kez ortaya atan ve hala CERN'de çalışan Matematikçi Peter Higgs'ten almış.
İlgili haberler:

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
ALMAYA İSTİHBARAT KURUMU: PKK HALEN AKTİF – ALEVİLER KONUNUN MERKEZİNDE
ALMAYA İSTİHBARAT KURUMU:
PKK halen aktif – Aleviler konunun merkezinde   dpa 22.06.2010   
Almanya İçişleri Bakanı Thomas des Maiziere (CDU) bugün Berlin'de Anayasa İstihbarat Kurumu 2009 yılı raporunu açıkladı. PKK terör örgütü tekrar Anayasa İstihbarat Kurumu'nun gündeminde. Ayrıca dini ve etnik ayrılıkları kullanmak isteyenler de gözlemlenmekte, özellikle Aleviler.   Şu an Almanya'da etkinliği yasaklanmış olan PKK terör örgütünün yaklaşık olarak 11.500 sempatizanı bulunmaktadır. Terör örgütü PKK, YEK-KOM (Kürt Kültür Dernekleri Federasyonu) derneği ve solcu dernekler aracılığıyla kamuoyunda  mümkün olduğunca çok siyasi amaçlarını yaymakta ve  Almanya'da bulunan 800.000 kürt kökenli vatandaş üzerinde liderlik rolünü pekiştirmek amacını gütmektedir. Bu gelişmeler İçişleri bakanı Maiziere tarafından istihbarat raporunda açıklandı.   Almanya'da her yıl düzenlenen Uluslararası Kürt Kültür Festivali terör örgütüne yeni üyeler kazandırmak amacına hizmet etmektedir. PKK terör örgütünü finanse etmek için kaynak bulma çalışmaları da başka bir odak noktası. Ayrıca bir çok PKK destekçisi bir çok dernek altında toplanmış bulunmakta. Bu derneklerin en aktif olanları KOMALEN CIWAN (Gençlik Birliği), AKKH (Avrupa'daki Kürt Kadın Hareketi) ve YXK (Kürdistan Öğrenci Birliği)'dir.  Ayrıca YRK (Kürdistan Gazeteciler Birliği), YMK (Kürdistan Öğretmenler Birliği), YEKMAL (Kürdistan Aileler Birliği) ile dini örgütler CIK (Kürdistan İslam Cemiyeti), FEDA (Demokratik Aleviler Federasyonu), KAB (Kürdistan Alevileri Birliği), FKE (Kürdistan Yezidler Federasyonu) ve YEK (Kürdistan Yezidleri) diğer dernekler olarak sayılabilir.   Burada çarpıcı olan bir diğer nokta ismi geçen bu derneklerin AABF (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu) ile yakın bir bağlarının olmasıdır. Uzun zamandır bir çok etkinlik ve festivalde bu dernekler ve AABF birlikte hareket etmektedirler. AABF, 23.12.2009 tarihinde ARD kanalında yayınlanan ''Tatort – Namus kimin icin?'' isimli diziden sonra Köln şehrinde büyük bir protesto yürüyüşü düzenlemiştir. Bu prostestoya FEDA (Alevi Demokratlar Federasyonu) Başkanı Hüseyin Bildik'in yanı sıra Turgut Öker ve Ali Ertan Toprak'ta katıldılar.   Ali Ertan Toprak yapmış olduğu siyasi taahhüt ile Almanya'da ılımlı bir dernek olarak bilinen ve kürtler için çalışmalar yapan KOMKAR'da yüksek bir mevkiye gelmiştir. Bunun yanında Ali Ertan Toprak, Anayasa İstihbarat Kurumu tarafından gözetim altında bulunan YEK-KOM, ATİK ve ADHF derneklerinin düzenlemiş oldukları bir çok etkinliğe katılmıştır. 2009 yılında ADHK ve ATİK dernek yöneticilerinin konuşmacı oldukları 9. Munzur Rhein-Main Kültür Festivali'ne Ali Ertan Toprak'ta konuşmacı olarak katılmıştır. Ayrıca yukarıda bahsi geçen derneklerin düzenlemiş oldukları bir çok etkinlikte, örneğin Rüsselsheim ve Hamburg'ta, Ali Ertan Toprak devamlı konuşmacı olarak katılmıştır.   ATİK (Avrupa Türkiyeli İsciler Konfederasyonu) 1986 yılında kurulan, 6 eyalette etkinlik gösteren ve Türkiye'den Almanya'ya göç etmiş komunist düşünceye sahip insanların üye oldukları dernekleri altında toplayan bir çatı dernektir. ATİK, çatısı altında bulunan derneklere hangi yönde hareket etmeleri gerektiğini belirten bir tür siyasi liderlik rolü üstlenmiştir. Kuzey Ren-Vestfalya Anayasa Koruma Devlet Dairesine göre ATİK, Türkiye'de aktif olan Maocu TKP/ML örgütünün yurtdışı örgütü olup ADHF ise MKP isimli örgütün siyasi bir koludur.   AABF genel başkanı Turgut Öker'in YEK-KOM ile birebir bağlantıları olduğu tespit edilmiştir. 2008 yılında Gelsenkirchen şehrinde  „Öcalan için Özgürlük – Özgür Kürdistan“ isimli festivale Turgut Öker konuşmacı olarak katılmıştır. Daha önceki yıllarda ise Turgut Öker Almanya içinde ve dışında gerçekleştirilen Munzur festivallerine konuşmacı olarak katılmıştır. Turgut Öker en son Rüsselsheimer Mainland'da düzenlenen ve  Almanya polisinin yasadışı semboller içeren pankart ve bayrakları toplamak istediği ve toplarken olaylar çıkan 2. Dersim Kültür festivaline katılmıştır. Aynı zaman zarfında Dersim Cemiyetleri Federasyonu tarafından Gladbeck şehrinde düzenlenen diğer bir festivalde de Turgut Öker'in yanı sıra  ADHK başkanı Malzum Ceylan'ın da ismi konuşmacılar listesinde tespit edilmiştir. Görünen o ki Avrupa Aleviler Federasyonu, söz konusu olan PKK, TİKKO, TKP/ML ya da MKP örgütlerinin ve bunlara bağlı görüntülü ve yazılı basın bölümleri ile ilişki içinde olmaktan çekinmemektedirler. Avrupalı siyasi irticacı kürtler tarafından kurulan PSK (Kürdistan Sosyalist Partisi)'nin yönettiği bir cok internet sayfasında bu derneklerin yöneticilerinin makaleleri yayınlanmaktadır. PSK, şiddete ve dolaylı olarak PKK'nın liderliğine karşı çıkmasından dolayı çıkan  çatışmalara rağmen 1993 yılında partinin başkanı Kemal Burkay ve Abdullan Öcalan  Kuzey Irak'ta barışı sağlamak için 9 maddelik bir plan hazırladılar.   Almanya'da YEK-KOM, KON-KURD Konfederasyonun emrinde olup Avrupa'da PKK'nın yasal bir organizasyonu olup Anayasa İstihbarat Kurumu tarafından gözetim altında tutulmaktadır.   Yukarıda bahsi geçen derneklerin ve örgütlerin etkinlikleri hakkında bilgiler coğunlukla Türkçe veya Kürtçe olup Almanca bilgi ne yazık ki yok denecek kadar azdır. Ayrıca yapılan etkinlikler hakkında bilgiler oldukça az olup, bu bilgi eksikliği kanunen derneklerde çalısmaları yasak olan şahısların yine de bu tür dernek ve örgütlerde calışmalarına imkan sağladığı tahmin edilmektedir. Bu tahmin, Konfederasyonların listesinden aniden kaybolan bu tür derneklerin, konfederasyonlar tarafından düzenlenen etkinliklerde aniden ortaya çıkmalarından anlaşılmaktadır.  Diğer bir delil ise düzenli olarak bu tür derneklerin internet sayfalarının ve domainlerinin bir süre açılıp kapatılmasından ayrıca Kürt ve Dersim isimleri altında gerçeklestirilen bir çok etkinlik için bu dernekler arasında işbirliğine girilip, finansal anlamda destek sağlanmasıdır. Bu girişim şimdiye kadar düzenlenen her etkinlikte uygulanmıştır.  

Verfassungsschutz: PKK weiterhin aktiv – Alewiten im Blickpunkt   dpa 22.6.2010 Bundesinnenminister Thomas des Maizière (CDU) hat heute in Berlin den Verfassungsschutzbericht 2009 vorgestellt. Die PKK steht erneut im Visier der Verfassungsschützer. Zu beobachten ist aber auch die Bemühung, die religiös-ethnischen Potentiale auszuschöpfen, darunter die Alewiten. Die mit einem Betätigungsverbot belegte „Arbeiterpartei Kurdistans“ (PKK) verfügt hierzulande weiterhin über eine konstante Kernanhängerschaft von etwa 11.500 Personen. Die Organisation versuche insbesondere durch verstärkte Öffentlichkeitsarbeit – durch die YEK-KOM – Föderation der Kurdischen Kulturvereine e.V. sowie die Einbeziehung der LINKEN –, ihre politischen Positionen zu verbreiten und die von ihr beanspruchte Führungsrolle unter den 800.000 in Deutschland lebenden ethnischen Kurden zu festigen und auszubauen. Das teilte Bundesinnenminister des Maizière bei der Vorstellung des neuen Verfassungsschutzsberichts mit. Großveranstaltungen, wie beispielsweise das regelmäßig in Deutschland stattfindende „Internationale Kurdische Kulturfestival“, dienen auch dem Ziel, neue Anhänger zu werben. Die Beschaffung von Geldern zur Finanzierung der PKK ist ein weiterer Arbeitsschwerpunkt der Organisation in Westeuropa. Zahlreiche Anhänger der PKK sind darüber hinaus in so genannten Massenorganisationen organisiert, die jeweils bestimmte Berufs- und Interessensgruppen repräsentieren. Hervorzuheben sind die Jugendorganisation „KOMALEN CIWAN“ (sinngemäß „Gemeinschaft der Jugendlichen“), die „Kurdische Frauenbewegung in Europa“ (AKKH) und die Studentenorganisation „Union der StudentInnen aus Kurdistan“ (YXK), die besonders aktiv sind. Ebenfalls zu nennen sind die „Union der Journalisten Kurdistans“ (YRK), „Union der kurdischen Lehrer“ (YMK), „Union der Juristen Kurdistans“ (YHK), „Union der Schriftsteller Kurdistans“ (YNK), „Union kurdischer Familien“ (YEKMAL) sowie die Religionsgemeinschaften „Islamische Gemeinde Kurdistans“ (CIK), „Föderation der demokratischen Aleviten“ (FEDA), „Union der Aleviten aus Kurdistan“ (KAB), „Föderation der Yeziden Kurdistans“ (FKE) und „Union der Yeziden aus Kurdistan“ (YEK). Auffallend hier auch, dass unter den genannten Organisationen auch eine Nähe zur AABF (Föderation der Aleviten Gemeinden in Deutschland e.V.) festzustellen ist. Dabei besteht seit langem ein reger Kontakt zwischen den Organisationen und den AABF-Vorsitzenden, u.a. in Kundgebungen und Festivals. Nach dem umstrittenen ARD-”Tatort” mit dem Titel “Wem Ehre gebührt” vom 23. Dezember 2009, hatte die Alevitische Gemeinde Deutschland (AABF) zu einer Demonstration in Köln aufgerufen. Eingefunden hat sich zu der Demonstration wohl auch Hüseyin Bildik, Vorsitzender der FEDA (Föderation der demokratischen Aleviten) zusammen mit Turgut Öker und Ali Ertan Toprak. Mit politischem Engagement etablierte sich Ali Ertan Toprak u.a. in der KOMKAR e.V., die seit Jahren als gemäßigter Verein, für Kurden in Deutschland arbeitet. Daneben nahm Toprak, der in der AABF der stellvertretender Vorsitzender ist, an einigen Festivals Teil, die von der vom Verfassungsschutz beobachteten YEK-KOM, ATIK oder ADHF organisiert wurden. Im Jahre 2009 nahm Ali E. Toprak beim 9. Munzur Rhein-Main Kulturfest in Mainz als Redner teil, bei denen u.a. ADHK- sowie ATIK-Vorsitzende ebenfalls Reden abhielten. Auch in einigen anderen Vorträgen nahm Toprak teil, die von den besagten Organisationen anberaumt oder unterstützt wurden, darunter in Rüsselsheim und in Hamburg.     Die Avrupa Türkiyeli Işçiler Konfederasyonu (ATIK) (Konföderation der Arbeiter aus der Türkei in Europa) ist ein kommunistisch ausgerichteter Dachverband von auf nationaler Ebene bestehenden Vereinigungen („Föderationen“) von aus der Türkei stammender Migranten in Europa, die im Dezember 1986 gegründet wurde und derzeit nach eigenen Angaben Sektionen in 6 Staaten unterhält. Die ATIK “gibt den Föderationen die Richtung an“, tritt also ihren Sektionen gegenüber als politische Führungsebene auf. Laut dem Landesamt für Verfassungsschutz Nordrhein-Westfalen ist die ATIK eine Auslandsorganisation der maoistischen TKP/ML und die ADHF (Konföderation für Demokratische Rechte in Europa) ein politischer Flügel der MKP. Der Vorsitzende der AABF Turgut Öker selbst unterhält scheinbar auch Kontakte zur YEK-KOM. 2008 soll Turgut Öker am Festival als Redner teilgenommen haben, das unter dem Motto „Freiheit für Abdullah Öcalan – Frieden in Kurdistan“ in Gelsenkirchen stattfand. Aber auch in den vergangenen Jahren zuvor, nahm Öker u.a. an den Munzur-Festivals im In- wie Ausland als Redner teil. Aktuell beteiligte sich Öker wohl auch am 2. Dersim Kulturfestival im Rüsselsheimer Mainvorland, bei dem es zu Ausschreitungen kam, als verbotene Symbole von der Polizei beschlagnahmt werden sollten. Zeitgleich fand auch in Gladbeck ein zweiter Festival statt, das von der Föderation der Dersim Gemeinden in Europa organisiert wurde. Auch hier wurde Turgut Öker zusammen mit Mazlum Ceylan (ADHK-Vorsitzender) als Redner aufgelistet. Es scheint auch innerhalb der Europäischen Föderation der Alewiten keine Berührungsängste zu mutmaßlichen Ablegern der PKK, TIKKO, TKP/ML oder MKP sowie ihrer TV- und Internetmedien zu geben. So sind zahlreiche Artikel von hochrangigen in Europa ansässigen Mitgliedern in kurdischen Internetseiten zu lesen, u.a. in der PSK, eine von Kurden im europäischen Exil gegründete Partei (Sozialistische Partei Kurdistans). Die PSK lehnt zwar Gewalt ab und sprach auch indirekt die Führungsrolle der PKK ab, weshalb es auch zu Auseinandersetzungen kam; trotz alle dem legten 1993 ihr damaliger Vorsitzender Kemal Burkay und Abdullah Öcalan einen gemeinsamen Neun-Punkte-Plan für einen Frieden in Nordirak vor. In Deutschland ist die Mitgliedsföderation YEK-KOM (Yekitîya Komalên Kurd li Elmanya), der Konföderation der Kurdischen Vereine in Europa (kurdisch: Konfederasyona Komelên Kurd Li Avrupa) (KON-KURD) unterstellt und gilt als die legale Organisationsstruktur der Untergrundorganisation PKK in Europa, weshalb sie ebenfalls vom Verfassungsschutz beobachtet wird. Alles in allem ist das Geflecht zwischen den zuvor genannten und im Verfassungsschutz aufgeführten Vereinen und Föderationen nahezu auf Namen beschränkt, zumal die Öffentlichkeitsarbeit innerhalb dieser Gemeinschaften in türkischer bzw. kurdischer Sprache nur spärlich wiedergegeben werden. In deutscher Sprache herrscht dagegen ein hoher Mangel an Informationen. Zum einem scheint man eine Scheu vor der Selbstdarstellung zu haben, weshalb von Vorständen und Mitgliedern dieser Vereinigungen nur spärliche Informationen vorliegen. Zum anderen sind über die Organisatoren von Veranstaltungen, Festivals und Kundgebungen nur wenig bis keine Informationen zu finden. Das könnte ein Hinweis darauf sein, das man Mitgliedern die von Vereinsverboten betroffen sind, dennoch eine Arbeit in einem anderen oder neuen Verein ermöglicht, ohne dabei die Identität unbedingt preis zu geben. Mal sind es Vereinigungen die nicht einzeln beim Namen genannt werden, Personen die im Umfeld der Organisationen tätig sind, oder aber gänzlich im unklaren bleiben. Das wird u.a. dadurch deutlich, das vormals für Initiativen und Konföderationen ausgewiesene Vereine und Verbände plötzlich aus den Listen verschwinden bzw. einzelne wieder gelöscht werden oder aber nie auftauchen, jedoch in den Veranstaltungen auftreten. Entsprechend werden auch kontinuierlich Internetseiten gewechselt, Domains aufgeschaltet und wieder abgeschaltet. Auffällig ist, das unter dem Begriff “Kurden” und “Dersim” für sehr viele Festivals und Veranstaltungen mit vereinsübergreifenden Mitteln geworben wird. Das traf bisher bei allen Festivals zu.   


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

20 Nisan 2011 Çarşamba

16.İZMİR KİTAP FUARI ETKİNLİKLERİNDEN SEÇTİKLERİM

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
İŞTE ARAŞTIRILMASI GEREKEN FAİLİ MEÇHUL
Bahiç Kılıç
Yıl 1973...
Yazar Raif Karadağ, devrin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüşmek üzere Ankara’ya gelmiştir..
53 yaşındaki yazar Karadağ’ın Türkiye’nin petrolleri başta olmak üzere, dünya petrol sahaları üzerine önemli çalışmaları vardır..
“Petrol Fırtınası, Muhteşem İmparatorluğu Yıkanlar, Şark Meselesi, Musul Raporu...”  adlı kitapları büyük ilgi toplamıştır.. Yazar bu kitaplarında emperyalizmin yağmaladığı petroldeki karanlık odakları tek tek deşifre etmektedir..
Cumhurbaşkanı ve Başbakan’la randevusu da çok önemlidir.. Milli servet etrafında dönen emperyal oyunlar hakkında ulaştığı bilgiler değerlendirilecektir..
Son derece sağlıklı olan Karadağ, o gece otel odasında, ertesi günkü randevularına zinde gidebilmek için istirahate çekilir..
Ertesi gün uyanamaz!.. Vefat etmiştir.. Kalp krizi derler!.. Bu sağlıklı yazarın ölümü üzerine sis perdesi döşenir!..
O günden bugüne bu değerli yazarın ölümü üzerindeki sis perdesinin dağıtılması yerine, o sisin kalınlaşmasına adeta çaba gösterilmiştir!..

***

Karadağ’ın ölüm yıldönümü.. 38 yıl önce, eğer vefat etmeseydi Cumhurbaşkanı ve Başbakan’la görüşecekti.. Gerçekleşemeyen görüşme, dünyadaki petrol rezervlerinin büyük bir bölümüne sahip olan Müslüman ülkelerden biri olan Türkiye’nin petrol yatakları üzerineydi.
“Petrol Fırtınası” adlı kitabında, çok uluslu petrol şirketlerinin ve artlarındaki hegemon ülkelerin marifetleri ele alınmıştı..
Ölümünde, bu kitabında ipuçlarını verdiği karanlık güçlerin ardındaki gizli servislerin parmağı olduğu kararlılıkla ileri sürülür..
“Petrol Fırtınası” kitabı küresel çeteleri aşırı rahatsız etmişti.. Kitabında, İngilizlerin desteğiyle Irak Kralı olan Şerif Hüseyin’in büyük oğlu Faysal’ın zehirlenerek öldürülmesi gibi konular vardı.. Irak petrolleriyle ilgili olarak İngiltere’de görüşmeler yaptıktan sonra İsviçre’ye giden Faysal, 7 Eylül 1933’te, kaldığı otelin odasında ölü bulunmuştu. Tıpkı Yazar Karadağ gibi...
Sözün özü; Yazar Raif Karadağ’ın 1973 yılında bir otel odasındaki esrarengiz vefatı, Türkiye’nin kıskaç altındaki petrol değerleri ile yakın ilişkili olarak yorumlanır.. Bu konudaki  “dokunulmazlık” (!) yani emperyalizmin baskısı, bu önemli ölüm olayının araştırılmasını hep engellemiştir..
Kaldı ki, petrol kokan faili meçhul konusu Raif Karadağ ile sınırlı değildir..
...
Mesela Muammer Aksoy.. Bu değerli hoca da suikast kurbanıydı.. Hoca, Türkiye’nin petrol rezervleri konusunda önemli çalışmalar yapıyordu..
Ne ilginçtir ki Aksoy, 31 Ocak 1990 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybediyor!..
Cudi Dağı’nda petrol arayan 6 Türk mühendisinin, 9 Eylül 1992 tarihinde PKK’lı teröristler tarafından öldürülmesi konusunu ifade ederken olaylarda PKK’nın derin bağlantılarını da hatırlayınız..
Altan Duransoy isimli genç beynimizin ABD’de çok önemli belgelere ulaştığı, bu belgelerde Türkiye’nin zengin rezervlerinin bulunduğu dile getirilmişti. Duransoy, ülkeye döndükten sonra, hem de “kafası kesilerek” korkunç bir şekilde öldürülmüştü!..
Raif Karadağ’ın ölümünü araştıracak bir babayiğit çıkar mı? Ne dersiniz?!



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."