29 Kasım 2010 Pazartesi

İŞKOLİK, İNATÇI, MÜKELLEMİYETÇİ FAKAT DESPOTİK DEĞİL

Wikileaks tarafından yayınlanan belgelerde Türkiye'deki hükümet ile asker ilişkileri yanında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili ifadeler de öne çıkıyor.

ABD'li diplomatlara göre Erdoğan; Atatürk ile aynı idealleri paylaşan bir harekete liderlik ediyor. O işkolik, inatçı, mükemmeliyetçi biri fakat despotik değil.

Yine ABD'li diplomatların belgelerde yer alan Filistin konusunda, "Araplar sessizken Erdoğan'ın Hamas'a desteğinin faydası yok" sözleri de dikkat çekici.  

"ERDOĞAN ÜSTE ÇIKTI, BAŞBUĞ BUNUNLA YAŞAMAYI ÖĞRENDİ"
ABD'li diplomatların Türkiye'de ordu, Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğu, hükümet ve Başbakan arasındaki ilişkileri de değerlendirdiği belgelerde dikkat çeken bir diğer ifade şu oldu: Erdoğan üste çıktı, Başbuğ bununla yaşamayı öğrendi.

"ERDOĞAN, ÇİÇEK VE ATALAY'I KABİNEDEN UZAKLAŞTIRABİLİR"
Belgelerde, ABD'nin Türkiye hükümetindeki dengeleri de çok yakından takip ettiği dikkat çekiyor. Buna göre belgelerde bir ABD'li diplomatın "Erdoğan, Çiçek ve Atalay'ı kabineden uzaklaştırabilir" sözleri yer alıyor.

DİPLOMASİNİN 11 EYLÜL'Ü

Fransız Le Monde gazetesi, dünyada büyük merakla beklenen internet sitesi WikiLeaks'in sızdırdığı ''gizli devlet'' belgelerini yayınladı. Gazetede yer alan gizli bilgilere göre, İsrail, İran'a yönelik politikasını sertleştirmesi için ABD'ye baskı yapıyor.

Fransız gazetesinin internet sitesinde yer alan, 18 Kasım 2009 tarihle gizli belge, ABD'nin İran konusunda 2010'u ''kritik bir yıl''olarak gördüğünü ortaya koydu.

Belgelerde, İran'ın nükleer sitelerinin korunmasını güçlendirmeye devam etmesi halinde, ABD'nin müdahalesinin zorlaşacağı yorumuna yer verildi.

Yine belgelerde, ABD' yönetiminin, yeraltı sığınaklarını (bunker) delmek için gerekli silahları 2010 mayıs ayında İsrail'e teslim ettiği ortaya çıktı.

Gizli belgeler, İsrail gizli servisi Mossad şefinin, 2007 yılında, ABD yönetimine, ''İran'da rejimi devirmek için üzerinde tartışılacak seçenekler arasında, öğrenciler, demokratlar, Kürt ve Azeriler gibi etnik grupların desteklenmesini önerdiği'' ifade edildi.

Fransız gazetesi, gizli belgelerin ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in, Fransız mevkidaşı Herve Morin ile bu yıl Şubat ayında yaptığı görüşmede, ''İran'a saldırırsak, bu ülkenin atom bombası yapmasını sadece bir ile üç yıl arasında değişen bir süre için erteletebiliriz'' dediğini de duyurdu.

DİPLOMASİNİN 11 EYLÜL'Ü OLACAK
İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, gizli belgelerin yayımlanması öncesinde Katar'ın başkenti Doha'ya giderken uçakta yaptığı değerlendirmede ise, ''WikiLeaks belgeleri, diplomasinin 11 Eylül'ü olacaktır. Güvenlik açısından 11 Eylül dünya düzeninde nasıl bir değişikliğe yol açtıysa, WikiLeaks aracılığıyla yayımlanan belgeler de ülkeler arasındaki diplomatik ilişkilerde aynı çapta değişikliğe sebep olacaktır'' dedi.

Frattini, ''Diplomasi samimiyete, gizliliğe ve güvene dayalıdır. Belgelerin yayımlanması sonrasında kimse kimseye güvenmez hale gelecektir'' diye konuştu.
SURİYE'DE ERİŞİM ENGELLENDİ
Bu arada Suriye ve Suudi Arabistan, WikiLeaks internet sitesine erişimi engelledi.

WİKİLEAKS'TEN YENİ BELGELER

Wikileaks adlı internet sitesi, Obama yönetiminin uyarılarına rağmen binlerce gizli belgeyi yayımladı.
ntvmsnbc ve Ajanslar
Güncelleme: 00:48 TSİ 29 Kasım. 2010 Pazartesi
İSTANBUL - WikiLeaks adlı internet sitesi, ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait olan gizli belgeleri açıkladı.
Belgelerde, Amerikan diplomatik yazışmalarında, yabancı liderlerle ve dünyadaki nükleer ve terörist tehditlerle ilgili değerlendirmeler bulunuyor.
Belgeler, ABD'nin dünyadaki toplam 270 büyükelçilik ve konsolosluklarla 2004 yılından 2010’un Mart ayına kadarki günlük yazışmalarının içeriğini ortaya koyuyor.
ABD'nin gizli belgeleri Amerikan New York Times, İngiliz Guardian, Fransız Le Mond ve İspanyol El Pai gazeteleriyle Alman Der Spigel dergisinde eş zamanlı olarak yayımlandı. 

"OLAĞANÜSTÜ TEHLİKELİ" 
Belgelerde, Türkiye dahil Washington'ın müttefiki ülkeler ve liderlerine yönelik ağır eleştiriler yer alıyor.
Türkiye'nin ekseninin doğuya kaydığını iddia eden Amerikalı diplomatlar, Başbakan Erdoğan ve danışmanlarıyla ilgili olumsuz ifadeler kullanıyor.
Başbakan Erdoğan'ın danışmanları için ‘yetersiz’ ifadesi kullanılırken, Davutoğlu'na yönelik de ‘olağanüstü tehlikeli’ nitelemesi yapılıyor.
Amerika'nın Ankara Büyükelçiliği’yle yapılan yazışmalarda, Türkiye'nin ekseninin doğuya kaymasına ilişkin endişelere yer verilirken, AK Partililerin çoğunun İslami tarikatlara üye olduğu, Türkiye'nin İslam devleti olma yolunda ilerlediği iddia ediliyor.
"TÜRKİYE AB'YE ÜYE OLAMAZ" Amerikalı diplomatlar ortak bir dille Türkiye'nin güvenilirliğine ilişkin şüphelerini dile getirirken, Avrupa Birliği'ne üye olamayacağı yönündeki görüşler, sadece Brüksel ve Ankara değil ilgili birçok ülkenin ABD büyükelçiliklerinden gelen mesajlarda yer alıyor.
Belgelerde AB - Türkiye ilişkilerine ilişkin şunlar ifade ediliyor: 
"Türkiye AB'ye üye olamayacak.
AB almak istemiyor. Buna neden en başta nüfus ve din. Ayrıca, AB’nin Suriye, İran ve Irak ile sınır paylaşmaması durumu var. Bugüne kadar her zaman arada tampon bölge olmuştur ve bu da Türkiye’dir.
ABD, kamuoyu önünde Türkiye’ye AB desteğini devam ettirmeli. Bu, iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştirmek için olumlu olacaktır. Bundan ABD hiçbir şey kaybetmez ve müttefik olarak Türkiye’yi yanına çekmeyi sürdürür.
AB olmadan Türkiye reform yapamazken, AB persfektifiği devam ettiği sürece gümrük birliği, enerji kavşağı gibi işbirlikleri de sürecektir..."
"TÜRKİYE İKİLİ OYNUYOR" İtalya Dışişleri Bakanı Franco Fratti'nin Türkiye'yi ikili oynamakla suçladığı telgraf da belgeler arasında yer alırken, Amerikalı yetkililerin Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu Ankara'nın İran konusunda arabuluculuk çabalarının faydalı ya da mantıklı olmadığı konusunda ikna etmeye çalıştığı ancak başarılı olamadığı da belirtiliyor ve Davutoğlu'nun Türkiye'nin bölgede İran'ın etkisini sınırladığına ilişkin sözlerine yer veriliyor.
İsrail istihbarat örgütü MOSSAD'ın başkanı Meir Dagan, Türkiye'de İslamcıların giderek ivme kazandığını iddia edrken, "Burada sorulması gereken soru Türkiye'de laikliğin savunucusu olan ordunun bu duruma ne kadar sesiz kalacağı" ifadesini kullanıyor.
ALİYEV HAZ ETMİYOR Belgelerde, Ankara-Bakü gerginliğine ilişkin açık ifadeler yer alırken, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Amerikalı yetkililere, Türk hükümetinden haz etmediğini söylediği belirtiliyor.
Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın Azerbaycan petrol şirketi başkanına, "Neden Rusya ile ilişkilerimizi bozuyorsunuz ki? Nabucco'ya gerçekten ihtiyacın var mı?" dediği aktarılıyor.

— ABD Savunma Bakanı Robert Gates, İran'a saldırılması durumunda bu ülkenin atom bombası programının 1 ila 3 yıl geciktirileceği düşüncesinde.
— Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın da aralarında bulunduğu bazı Arap liderler, ABD'den İran'a nükleer programına son vermesi için hava saldırısında bulunmasını istedi.
— Amerikalı yetkililer, BM ile ilgili casusluk yapmakla görevlendirildi.
Guardian gazetesinin internet sitesinden: — Pakistan'ın nükleer programı konusunda Washington ve Londra'nın duyduğu endişeler, 

— Rus hükümeti ile organize suç arasında iddia edilen bağlantılar,
— İngiltere'ye yönelik Afganistan'daki askeri operasyonlarla ilgili eleştiriler,
— İngiliz kraliyet ailesinin bir mensubunun uygunsuz davranışları,
Belgelerde, İran'ın Kuzey Kore füzelerini kullanma girişimi, Afgan hükümetindeki yolsuzluklar, ABD'nin Suriye'yi Lübnan'daki Hizbullah'a silah yardımı yapmasını engelleme girişimleri gibi konularda çeşitli bilgiler bulunuyor.
SUUDİ ARABİSTAN, ÇİN, KUZEY KORE, İRAN... New York Times, gizli belgeleri, bugünden itibaren gelecek günlerde tek tek açıklayacağını duyururken, belgelerde Suudi Arabistanlı bazı donörlerin El Kaide gibi terörist grupların ana mali kaynakları oldukları, Çin hükümetinin bilgisayar sabotajlarıyla ABD'yi hedef aldığı kaydediliyor.
Gizli belgelerde, İran'ın Kuzey Kore'den, Batı Avrupa'yı vurma kapasitesine sahip son derece gelişmiş füzeler aldığı ve ABD'nin, İran'ın bu füzeleri daha uzun menzilli füzeler üretmede araç olarak kullandığından endişe ettiği ve bu gelişmiş füzelerin son derece kuvvetli olduğu da kaydediliyor.

TÜRKİYE, AZERBAYCAN, ERMENİSTAN: “ANKARA’NIN ARABULUCULUK ÇABALARI MANTIKLI DEĞİL”
17 Kasım 2009 tarihinde Ankara’da yapılan ve dönemin ABD Büyükelçisi James Jeffrey tarafından gizli belge statüsünde gönderilen tutanakta, Philip Gordon ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu arasında yapılan ve İran’ın nükleer programını konu edinen bir görüşmenin detayları yer alıyor.
12 Kasım’da yapılan ve 40 dakika süren görüşmede Gordon, Davutoğlu’nu Ankara’nın arabuluculuk çabalarının faydalı ya da mantıklı olmadığına ve İranlılara ciddi müzakerelere başlamadan zamanla oynama şansı verdiğine ikna etmeye çalıştı.

Davutoğlu İran hükümetinin kamu önündeki tavrını bir kez daha dile getirirken, “İranlıların P5+1in önerilerine prensipte evet dediğini ancak kamuoyunun algısını düzeltmek zorunda olduğunu” aktardı. İran’ın nükleer silah sahibi olması durumunda yaşanabileceklerle ilgili olarak Davutoğlu Türkiye’nin “elbette” bu riskin farkında olduğunu, tam da bu sebepten İranlılarla bu kadar yakından çalıştıklarını söyledi.
Gordon, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarının Türkiye’nin meseleyi nasıl gördüğüyle ilgili soru işaretleri yarattığını söyleyince Davutoğlu bunun farkında olduğunu ancak Guardian’ın son röpotajında Erdoğan’ın söylediklerini doğrudan aktarmadğını belirtti. Davutoğlu, “Sadece Tükiye İran’la açık ve eleştirel bir dille konuşabilir, çünkü Ankara kamuoyu önünde dostluk mesajları vermektedir” dedi.
Gordon, Ankara’dan yaptırımların dikkate alınmaması durumunda olabileceklerle ilgili güçlü bir mesaj vermesini istedi. Davutoğlu ise Erdoğan’ın Tahran ziyaretinde bu mesajı zaten verdiğini belirtti. Türkiye’nin dış politikasının bölgeye bir “adalet duygusu” ve “vizyon duygusu” verdiğini, İran’a ve Suudilere bir alternatif olduğunu ve “bölgede İran etkisini sınırlandırdığını” söyledi.
25 Şubat 2010 tarihli bir başka tutanak ise 18 Şubat tarihinde William Burns’le Feridun Sinirlioğlu arasında yine Ankara’da yapılan bir görüşmenin içeriğiyle ilgili. Toplantıda İran’dan Ermenistan protokollerine, PKK’dan Kıbrıs görüşmelerine ve füze savunma sistemine kadar birçok konuda değerlendirmeler var.
İran: Sinirlioğlu Ankara’nın resmi tavrını yinelerken askeri operasyonun Türkiye’ye zarar vereceğini, yaptırımların ise İran halkının kenetlenmesine yol açarak muhalefete zarar vereceğini söyledi. Sinirlioğlu bölge ülkelerinin İran’ı bir tehdit olarak gördüğünü belirterek, “Şam’da bile alarm zilleri çalıyor” dedi.
Ermenistan: Sinirlioğlu protokollerin onay süreciyle Minsk süreci arasında eşzamanlılık istedi. Kongre’nin “soykırım” tasarısını kabulünün onay sürecindeki hesapları çıkmaza sokacağını söyleyen Sinirlioğlu, “Aliyev’in kabul edeceği bir şey olursa biz de ilerleyebiliriz” dedi. Sinirlioğlu, gaz anlaşmasıyla ilgili olarak da “Bize güvenmiyor” dedi.
WIKILEASKS’A GÖRE FRATTİNİ TÜRKİYE İÇİN “AVRUPA VE İRAN ARASINDA İKİLİ OYUN OYNUYOR” DEDİ
WIKILEAKS tarafından yayınlanmaya başlanan ABD’nin dişişlerine dayalı belgeleri arasında İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin “Putin’in sözcüsü” olduğu, Dışişleri Bakanı Franco Frattini’nin de Türkiye’nın Avrupa ve İran arasında ikili oyun oynadığını belirttiği iddia edildi.
İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini ve ABD Savunma Bakanı Robert Gates arasında yapılan görüşmede, Frattini’nin Gates’e, Türkiye’nin Avrupa ve İran arasında ikili oyun oynadığını ifade ederek bu durumdan yakındığı iddia edildi. Görüşmenin ardından ABD’nin Roma Büyükelçiliği tarafından 8 Şubat 2010′da Washington’a gönderilen teleks mesajında, “Frattini özel olarak, Türkiye’nin Avrupa ve İran arasında gerçekleştirdiği ikili oyun hakkında, tatminsizliğini dile getirdi” ifadesinin yeraldığı belirtildi. Mesajda ayrıca, “Frattini’ye göre Çin ve Hindistan, halkı tehlikeye atmadan İran yönetimininin yönünü etkileyebililecek kritik ülkeler” ve “Frattini, Sudi Arabistan, Türkiye, Brezilya, Venezüella ve Mısır’ın resmi olarak İran’la masaya oturabileceğini bildirdi” ifadelerinin yeraldığı belirtildi.
Bu arada yine ABD’nin Roma Büyükelçiği tarafından hazırlanan belgelerden birinde, “Berlusconi ve Putin arasındaki ilişki olağanüstü sıkı. Enerji alanında karşılıklı çok cömert anlaşmalarda bulunuyorlar. Bu arada karşılıklı olarak çok cömert hediyeler veriyorlar” ifadesi kullanılırken bir başka belgede ise, “Berlusconi, Putin’in Avrupa’daki sözcüsü gibi görünüyor” tanımlamasına yer verildiği dile getirildi.

TÜRKİYE: İSLAMCILAR İVME KAZANIYOR

Wikileaks’in yayınladığı belgelerin Türkiye ile ilgili bölümlerindeki 31 Ağustos 2007 tarihli bir belgede, aynı yılın 17 Ağustos günü İsrail gizli servisi Mossad’ın Başkanı Meir Dagan ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns arasında yapılan toplantının tutanağı göze çarpıyor.
Toplantıda iki yetkilinin Ortadoğu’daki son durumu ele aldıkları ve özellikle İran konusunun üzerinde durdukları ortaya çıktı.Tutanağa göre, Dagan, Burns’e Türkiye’ye baktığı zaman ülkedeki İslamcıların giderek ivme kazandıklarını gördüğünü söyledi.

TÜRKİYE, AZERBAYCAN: “ORDU DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAK”

Belgede, “Dagan burada sorulması gereken esas sorunun kendisini Türkiye’nin laik kimliğinin savunucusu olan ordunun bu duruma daha ne kadar sessiz kalacağı olduğunu ifade etti” denildi.
Yine aynı belgeye göre, İran’la ilgili olarak Dagan, güç kullanarak rejim değişikliğine gidilmesi için daha fazlasının yapılması gerektiği yönündeki görüşünü dile getirdi.

25 Şubat 2010 tarihli Azerbaycan ile ilgili bir başka belgede de Türkiye’nin bahsi geçiyor. Belgede, Azerbaycan Devlet Başkan İlham Aliyev’in ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Bill Burns ile yaptığı görüşmenin detaylarına yer verilmiş.
Bu belgede ise Aliyev’in Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile Başbakan Vladimir Putinarasındaki ilişkiyi tanımlarken “kaba bir sokak ağzını” kullandığı ifade ediliyor.
Aliyev’in Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşma süreci ve Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili görüşlerini dile getirirken de aynı üsluba başvurduğu ifade edildi.
Belgede, “Aliyev, Burns’e 24 Nisan’ın Dağlık Karabağ sürecinin yanı sıra Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin üzerinde ‘Demokles’in Kılıcı’ gibi sallandığını söyledi” denildi.
Aliyev’in ayrıca Türk-Ermeni normalleşme sürecinin Dağlık Karabağ konusunda ilerleme kaydedilmesi için Nisan ayından sonra ele alınması önerisi yaptığı da vurgulandı. Aliyev, ayrıca Karabağ konusunda daha da esneklik göstereceklerini söyledi ancak ABD’den Ermenistan üzerindeki baskıyı artırmasını istedi.
Belgede Aliyev’in Putin ile Medvedev arasında bir çekişme olduğunu hissettiğini söylediği de yer alırken, “Aliyev, (kaba bir sokak ağzı kullanarak) Azericede bir deyim vardır: İki kelle bir tencerede pişmez” denildi.
Görüşmede Burns, ABD’nin Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin Erivan’ın Dağlık Karabağ konusunda daha esnek hareket etmesini sağlayacak siyasi bir zemin yaratacağını düşündüğünü söyledi.
Aliyev, İran’la ilişkilerini “gergin ve istikrarsız” olarak tanımladı. Azeri lider ayrıca, İran’ın Azerbaycan’a yönelik siyasi provokasyonlarının sürdüğünü de ifade etti.

Wikileaks İndir: Wikileaks Belgelerinin Tamamını İndirmek

Şu an wikileaks.org sitesi üzerinden belgeleri HTML formatında görebiliyoruz. Fakat kalan belgelerin tamamına erişmek için Torrent üzerinden paylaşılan dosyayı indirmeniz gerekiyor. Ancak indirdiğiniz dosyaya ait şifre henüz yayınlanmadı. Söylenilenlere göre Julian Assange kendisine birşey olması halinde şifrenin açıklanabileceğini söylemiş. Önümüzdeki zaman dilimi içerisine göreceğiz.
Dosyayı indirmek için öncelikle uTorrent yazılımı şuradan indirin; http://www.utorrent.com/
uTorrent yazılımını kurduktan sonra, https://torrents.thepiratebay.org/5723136/WikiLeaks_insurance.5723136.TPB.torrent adresinden ilgili dosyayı indirip uTorrent yazılımıyla çalıştırın.
insurance.aes256 ismiyle inen dosya şifreli olduğu için açabilmeniz mümkün değil.
Şifre açıklandıktan sonra http://www.aescrypt.com/download.html adresindeki işletim sisteminize uygun şifre çözücü yazılım ile dosyalara erişebileceksiniz.

AZERBAYCAN: PUTİN VE MEDVEDEV İÇİN: İKİ KELLE BİR TENCEREDE PİŞMEZ

Belgede Aliyev’in Putin ile Medvedev arasında bir çekişme olduğunu hissettiğini söylediği de yer alırken, “Aliyev, (kaba bir sokak ağzı kullanarak) Azericede bir deyim vardır: İki kelle bir tencerede pişmez” denildi.

Görüşmede Burns, ABD’nin Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin Erivan’ın Dağlık Karabağ konusunda daha esnek hareket etmesini sağlayacak siyasi bir zemin yaratacağını düşündüğünü söyledi.
Aliyev, İran’la ilişkilerini “gergin ve istikrarsız” olarak tanımladı. Azeri lider ayrıca, İran’ın Azerbaycan’a yönelik siyasi provokasyonlarının sürdüğünü de ifade etti.

AZERBAYCAN: “YAPICI TUTUM SERGİLEYİN, GAZ GEÇİŞİNİ İMZALAYALIM”

Toplantıda enerji konusu da ele alındı. Aliyev Türkiye’nin “yapıcı bir tutum” sergilemesi durumunda gaz geçiş anlaşmasının yapılabileceğini de ifade etti. Aliyev’in bahsettiği anlaşma Haziran ayında imzalandı.
Belgede, “Aliyev, Türkiye Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın kısa bir süre önce Azerbaycan devlet petrol şirketinin (SOCAR) başkanına ‘Neden Rusya ile ilişkilerinizi bozuyorsunuz ki? Nabucco’ya gerçekten ihtiyacınız var mı?’ dediğini de söyledi” denildi.

İTALYA: DIŞİŞLERİ BAKANI: TÜRKİYE İKİ YÜZLÜ OYNUYOR

İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini’nin Roma’da ABD Savunma Bakanı Robert Gates’le yaptığı görüşmede, Türkiye’nin hem Avrupa, hem de İran’a açılımlar yapmasını ”ikili oynamak” diye niteleyerek, ”bu durumun kendisinde hayal kırıklığı yarattığını” söylemiş.

ABD’nin Roma Büyükelçiliği tarafından 8 Şubat 2010′da Washington’a gönderilen ”gizli” damgalı telgrafta, ”Frattini, Türkiye tarafından hem Avrupa’ya, hem de İran’a doğru açılımlar yapma suretiyle ikili oynanmasının özellikle hayal kırıklığına neden olduğunu ifade etmiştir” ibaresine yer verildiğini belirtti.
Telgraftaki değerlendirmeye göre Frattini, nükleer meselesinde İran’la yapılan görüşmelere, ”Suudi Arabistan, Türkiye, Brezilya, Venezüela ve Mısır’ın da dahil edilmesini önerme”sinin yanı sıra, ”Ortadoğu ülkeleri arasında İran konusunda gayri resmi bir toplantı düzenlenmesi” teklifinde de bulundu.

ERMENİSTAN

Sinirlioğlu’yla Burns’ün görüşmelerinin Ermenistan’la ilgili bölümleri şunlar:
“Sinirlioğlu, Ermeni soykırımı ile ilgili yasa tasarısının kongreden geçmesinin kendi hükümetinin içerdeki politik hesaplarını ‘karmaşıklaştıracağı’ konusunda uyarıda bulundu. Azerbaycan Başkanı Aliyev için kabul edilebilir bir şey bulunabilirse protokollerde ‘ilerleyebileceklerini’ de söyledi. Sinirlioğlu, Azerbaycan ve Ermenistan’ın Minsk Grubu’nun gelişimi için ortak bir çerçeve açıklamalarının Türkiye Hükümeti için gerekli politik kılıfı sağlayacağını söyledi. Burns Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bir doğalgaz anlaşmasının ilerleyişi ile ilgili bir gelişme olup olmadığını sorguladı. Sinirlioğlu ise Aliyev’in Türkiye’nin protokolleri ele alış yöntemlerine karşı bu anlaşmayı esir tuttuğunu ima etti: ‘Bize güvenmiyor.’

İRAK

Posted: Kasım 29th, 2010 | Author: wikileak | Filed under: Belgeler | No Comments » 
18 Şubat tarihli belgelere göre Sinirlioğlu, Türkiye Hükümeti’nin, Irak Başbakanı Maliki ile ilgili giderek artan tatminsizliğini ve ‘kontrolden çıkmaya’ eğilimli olduğuna dair korkularını ifade etti. “Kendi politik var oluşu ile meşgul” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Maliki’nin danışmanları olan Sadık El Rikabi ve Tarık El Necmi’yi 10 gün önce bir dizi toplantı için konuk etti. Sinirlioğlu İran’ın seçimleri etkileme çabalarından şikayet etti. Aynı zamanda Suudi Arabistan da oradaki Şii baskınlığının kaçınılmazlığını kabul etmekte isteksiz olduğu için Irak’taki politik partiler için “ortalıkta para saçıyor” dedi.
7 Mart seçimlerinin ardından Sinirlioğlu Irak gaz sahalarını Türk dağıtım ağlarına 500 milyon dolara mal olacak 300 kilometrelik boru hattı ile bağlamak üzere bir girişim başlatacaklarını söyledi. 2 yıl içerisinde boru hattına gaz pompalanabileceğini de ekledi. İran’ın boru hattına Irak’ın gaz sahalarının pek çok Kürt ve Sünni bölgelerinde olduğu için muhalif olduğunu da iddia etti.
Sinirlioğlu, Irak’taki Amerikan Kuvvetleri Komutanı General Odierno’nun yakın geçmişteki ziyaretini takdir ettiklerini kaydetti. Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Irak’ın kuzeyinde kamplaşan terörist Kürdistan İşçi Partisi PKK’ya karşı daha çok işbirliği yapmasını sağlayacak bir eylem planının hızlıca tasarlanmasını umduğunu ifade etti: “Kürdistan Özerk Yönetimi’nin bizimle çalışmanın önemli olduğunu anlamasını istiyoruz.”

İSRAİL

Sinirlioğlu ile görüşmesinde Burns, Türkiye’nin İsrail’le gerilimli ilişkilerine özellikle odaklandı. Sinirlioğlu “Problemin karşılıklı değil genel” olduğunu iddia etti. Filistin’le ilgili olarak barış sürecinin dondurulması üzerine bölgedeki ülkelerin kızgınlığının giderek arttığını ekledi. İsrail’in bölgesel paydaşların, Netanyahu’nun amaçlarını sorgulamasına neden olan uyumsuzluğuyla ilgili bir düzelme olmamasını suçladı. “Gazze’deki insani durum” ile ilgili iddialarda bulundu. Bu durumun Hamas’ı değil Gazzeliler’i cezalandırdığını, bunun da Türk halkının İsrail’e karşı öfkesini beslediğini vurguladı. Böyle bile olsa İsrail’le ikili işbirliği devam ediyor. Türkiye İsrail’in askeri techizatlarını mesela insansız hava araçları heronları satın almaya devam ediyor. İki ülke arasındaki direkt uçuşlar rutininde karşılıklı ticaret sağlıklı diye de ekliyor. Bu arada turizm biraz azaldı ancak “düzelecektir.” Sinirlioğlu, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın Ocak ortasındaki ziyaretini “çok iyi” diye tarif etti. Dışişleri Bakanlığının uluslararası bir toplantının bahanesiyle iki başbakanın bir kenarda görüşebilmelerini ayarlamanın yollarını aradığını da belirtti. Türkiye Hükümeti’nin takıntılı olduğu mevzuya dönerek Türkiye’nin Suriye – İsrail yakınlaşması görüşmelerinin arabuluculuğunu yaptığını hatırlattı.

AZERBAYCAN: “NABUCCO’YA İHTİYACINIZ VAR MI?”

Toplantıda enerji konusu da ele alındı. Aliyev Türkiye’nin “yapıcı bir tutum” sergilemesi durumunda gaz geçiş anlaşmasının yapılabileceğini de ifade etti. Aliyev’in bahsettiği anlaşma Haziran ayında imzalandı.
Belgede, “Aliyev, Türkiye Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın kısa bir süre önce Azerbaycan devlet petrol şirketinin başkanına ‘Neden Rusya ile ilişkilerinizi bozuyorsunuz ki? Nabucco’ya gerçekten ihtiyacınız var mı?’ dediğini de söyledi” denildi.

TÜRKİYE: “TÜRKİYE AB’YE ÜYE OLAMAZ”

Amerikalı diplomatlar ortak bir dille Türkiye’nin güvenilirliğine ilişkin şüphelerini dile getirirken, Avrupa Birliği’ne üye olamayacağı yönündeki görüşler, sadece Brüksel ve Ankara değil ilgili birçok ülkenin ABD büyükelçiliklerinden gelen mesajlarda yer alıyor.

Belgelerde AB – Türkiye ilişkilerine ilişkin şunlar ifade ediliyor:
“Türkiye AB’ye üye olamayacak.
AB almak istemiyor. Buna neden en başta nüfus ve din. Ayrıca, AB’nin Suriye, İran ve Irak ile sınır paylaşmaması durumu var. Bugüne kadar her zaman arada tampon bölge olmuştur ve bu da Türkiye’dir.
ABD, kamuoyu önünde Türkiye’ye AB desteğini devam ettirmeli. Bu, iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştirmek için olumlu olacaktır. Bundan ABD hiçbir şey kaybetmez ve müttefik olarak Türkiye’yi yanına çekmeyi sürdürür.
AB olmadan Türkiye reform yapamazken, AB persfektifiği devam ettiği sürece gümrük birliği, enerji kavşağı gibi işbirlikleri de sürecektir…”

İRAN

Burns, Sinirlioğlu’na İran Hükümeti’ni yanlış yolda olduğuna ikna etmek için devam eden eylemi desteklemesi konusunda ciddi baskı yaptı. Sinirlioğlu, Türkiye Hükümeti’nin nükleer bir İran’a muhalefetini yeniden ifade ettiyse de askeri bir harekatın Türkiye üzerine yan etkileri olabileceğine dair korkusunu kaydetti ve yaptırımların İranlılar’ı rejime destek olmaya iteceğini ve muhalefete zarar vereceğini düşündüğünü de ekledi.
Burns, yaptırımların Türkiye’ye ekonomik etkisinin farkında olduklarını ifade etti ancak Sinirlioğlu’na İsrail’in İran’ın nükleer silahlar elde etmesini durdurmak üzere askeri harekata geçmesi ya da Mısır ve Suudi Arabistan’ın da kendi nükleer alanlarını gözetmeye kalkmaları halinde de Türkiye’nin çıkarlarının olumsuz etkileneceğini hatırlattı… Açık biçimde tehdit edilen Sinirlioğlu ortak bir mesajın önemine ikna olduğunu ifade etmek durumunda kaldı ve bölge ülkelerinin de İran’ı giderek büyüyen bir tehdit olarak gördüğünü kabul etti: “Şam’da bile tehlike zilleri çalıyor.”
Belgelerde dikkat çeken bölümlerden biri, 17 Ağustos 2007’de İsrail gizli servisi MOSSAD Başkanı Meir Dagan ile Burns arasında yapılan toplantının tutanağı. İkili, Ortadoğu’daki son durumu konuştuktan sonra İran üzerinde duruyor. Tutanağa göre, Dagan, Burns’e “Türkiye’ye baktığımda ülkedeki İslamcıların giderek ivme kazandıklarını görüyorum” diyor. Belgede şöyle deniyor: “Dagan, burada sorulması gereken esas sorunun kendisini Türkiye’nin laik kimliğinin savunucusu olan ordunun bu duruma daha ne kadar sessiz kalacağı olduğunu ifade etti.” Aynı belgeye göre, İran’la ilgili olarak Dagan, güç kullanarak rejim değişikliğine gidilmesi için daha fazlasının yapılması gerektiği yönündeki görüşünü dile getirdi.

TÜRKİYE: KIBRIS İÇİN BASKI

Türkiye ile ilgili belgelerdeki diğer başlıklar şöyle:
Ermenistan protokollerinin onaylanması ve Minsk sürecinin eşzamanlı yürümesi görüşüldü;
Türkiye Hükümeti’nin Irak Başbakanı Maliki ile ilgili artan tatminsizliği kayıt altına alındı;
Irak’taki Amerikan Kuvvetleri Komutanı General Odierno’nun meseleye dahil olmasının terörist PKK’ya karşı Kürdistan Özerk Yönetimi’nin somut işbirliğinin
sağlanması için etkili olacağı ifade edildi;
Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi görüşmelerine Amerikan Hükümeti’nin üst düzeyde müdahil olması için baskı yapıldı;
Türkiye Hükümeti’nin füze kalkanıyla ilgili daha fazla diyaloğa açık olduğu tespit edildi…
Sinirlioğlu’yla Burns’ün görüşmelerinin detayları ise konu başlıklarına göre şöyle…

10ANKARA87: TÜRKİYE, OSMANLİ, NEO-OTTOMAN

Amerika için en büyük sorun, Türkiye'nin Osmanlı köklerine geri dönmek istemesi (Tam terim neo-ottoman)
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA87.html

10ANKARA302 : TÜRKİYE, AZERBAYCAN, ALİYEV

Aliyev, Türkiye'nin çıkarlarıı için yapılan bir anlaşma brokrasimizi rehin tutuyor: "O bize güvenmiyor."
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/02/10ANKARA302.html

10ANKARA150 : ORDU, GÜVEN

Bir araştırmaya göre 90% olan Ordu güveni, ergenekon soruşturmasından sonra 60% düştü
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA150.html

10ANKARA87 : TÜRKİYE, EKONOMİ

Tüm problemlerine rağmen, Türkiye son 50 yılda bir başarı efsanesi yazdı; 16. ekonomi oldu ve G-20 ye girdi.
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA87.html

04ANKARA7211 - ERDOĞAN, AB

·                     Erdoğan, siyaset hayatında daha uzun süre yaşayabilmek için Avrupa Birliği'ne müzakere tarihini işaret etti ve hedefine ulaştı.
·                     Türk ilahiyat fakültelerinde özgür irade ve sağlıklı düşünceler var, Arabistan ilahiyatlarına göre çok büyük bir gelişme
·                     Demirel ve Özal'ın aksine, Erdoğan sorumluluğu paylaşabileceği adamları etrafına yerleştiremedi, tüm stres ona bindi
·                     Türkiye kendi tarihi ile hesaplaşmadan- Özgür irade ve seçim meseleleri ile yüzleşmeden nasıl AB'ye girebilir ki?
·                     Erdoğan kendini güvenilir haber kaynaklarından soyutladı, ABD hakkında ne olup bittiğini bilmiyor
·                     Şu ana dek Erdoğan'da aşırı bir güç duygusu sezmedik.
·                     Sadullah Ergin: "AB'nin bizi kabul etmesi AKP için kötü. Kabul edilmezsek başta kötü olur, ama sonra daha iyi olur
·                     17 Aralıkta, Erdoğan'a Putin'den telefon geldi; "Yürüyün gidin (Ab müzakerelerinden)"
·                     Türkiyenin AB'ye gireceğinden şüpheliyiz- girecek olsa bile 10 yıl sonra AB "diye birşey kalır mı" bilemiyoruz 
·                     Erdoğan Kıbrıs, insan hakları, demokrasi konusunda "Çok büyük" adımlar attı.  
·                     AKP karşısında mecliste sadece "küçücük grubu" bulunan CHP "incik boncuk ekibiyle" akp karşısında duramaz

10ANKARA150 - TARAF, GÜLEN

Taraf gazetesi'nin Gülen ile alakası yokhttp://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA150.html

TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİNDE HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!

Wikileaks belgelerinde Türkiye Azerbaycan arasındaki ilişkilerin kara kutusu açılıyor!
25 Şubat 2010 tarihli Azerbaycan ile ilgili bir başka belgede de Türkiye’nin bahsi geçiyor. Belgede, Azerbaycan Devlet Başkan İlham Aliyev’in ABD  Dışişleri Bakanı Yardımcısı Bill Burns ile yaptığı görüşmenin detayları yer alıyor.

Aliyev’in Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile Başbakan Vladimir Putin arasındaki ilişkiyi tanımlarken “kaba bir sokak ağzı” kullandığı belirtilen belgede,
Aliyev’in Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşma süreci ve Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili görüşlerini dile getirirken de aynı üsluba başvurduğu ifade edildi.
Belgede, “Aliyev, Burns’e 24 Nisan’ın Dağlık Karabağ sürecinin yanı sıra Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin üzerinde ‘Demokles’in Kılıcı’ gibi sallandığını söyledi” denildi.
Aliyev’in ayrıca Türk-Ermeni normalleşme sürecinin Dağlık Karabağ konusunda ilerleme kaydedilmesi için Nisan ayından sonra ele alınması önerisi yaptığı da vurgulandı. Aliyev, ayrıca Karabağ konusunda daha da esneklik göstereceklerini söyledi ancak ABD’den Ermenistan üzerindeki baskıyı artırmasını istedi.

10ANKARA87: TÜRKİYE, OSMANLİ, NEO-OTTOMAN

Amerika için en büyük sorun, Türkiye'nin Osmanlı köklerine geri dönmek istemesi (Tam terim neo-ottoman)
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA87.html

10ANKARA302 : TÜRKİYE, AZERBAYCAN, ALİYEV

Aliyev, Türkiye'nin çıkarlarıı için yapılan bir anlaşma brokrasimizi rehin tutuyor: "O bize güvenmiyor."
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/02/10ANKARA302.html

10ANKARA150 : ORDU, GÜVEN

Bir araştırmaya göre 90% olan Ordu güveni, ergenekon soruşturmasından sonra 60% düştü
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA150.html

10ANKARA87 : TÜRKİYE, EKONOMİ

Tüm problemlerine rağmen, Türkiye son 50 yılda bir başarı efsanesi yazdı; 16. ekonomi oldu ve G-20 ye girdi.
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA87.html

04ANKARA7211 - ERDOĞAN, AB

·                     Erdoğan, siyaset hayatında daha uzun süre yaşayabilmek için Avrupa Birliği'ne müzakere tarihini işaret etti ve hedefine ulaştı.
·                     Türk ilahiyat fakültelerinde özgür irade ve sağlıklı düşünceler var, Arabistan ilahiyatlarına göre çok büyük bir gelişme
·                     Demirel ve Özal'ın aksine, Erdoğan sorumluluğu paylaşabileceği adamları etrafına yerleştiremedi, tüm stres ona bindi
·                     Türkiye kendi tarihi ile hesaplaşmadan- Özgür irade ve seçim meseleleri ile yüzleşmeden nasıl AB'ye girebilir ki?
·                     Erdoğan kendini güvenilir haber kaynaklarından soyutladı, ABD hakkında ne olup bittiğini bilmiyor
·                     Şu ana dek Erdoğan'da aşırı bir güç duygusu sezmedik.
·                     Sadullah Ergin: "AB'nin bizi kabul etmesi AKP için kötü. Kabul edilmezsek başta kötü olur, ama sonra daha iyi olur
·                     17 Aralıkta, Erdoğan'a Putin'den telefon geldi; "Yürüyün gidin (Ab müzakerelerinden)"
·                     Türkiyenin AB'ye gireceğinden şüpheliyiz- girecek olsa bile 10 yıl sonra AB "diye birşey kalır mı" bilemiyoruz 
·                     Erdoğan Kıbrıs, insan hakları, demokrasi konusunda "Çok büyük" adımlar attı.  
·                     AKP karşısında mecliste sadece "küçücük grubu" bulunan CHP "incik boncuk ekibiyle" akp karşısında duramaz

10ANKARA150 - TARAF, GÜLEN

Taraf gazetesi'nin Gülen ile alakası yokhttp://cablegate.wikileaks.org/cable/2010/01/10ANKARA150.html

08ANKARA691: TÜRKİYE

Bunların hiçbirisi Türkiye'nin tehlikeli bir bölgede son derece önemli bir müttefiğimiz olduğu ve pek çok aksaklığa rağmen Müslüman dünyasındaki tüm ülkelerden daha demokratik ve özgür olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Demokratik kurumlarının olgunlaşmasını istiyorsak ülkelerinin geleceğine dair tartışmaları Türklerin kendisine bırakmalı ve yolu tıkamamalıyız. Bunu yapmak konuyu bir ABD meselesi haline getirerek çıkarlarımıza, buradaki etkimize ve demokratik değerlere zarar verir. Genel ilkelere bağlı kalmalı ve ayrıntıları kararlaştırma işini Türklere bırakmalıyız. Olaylar geliştikçe bir zaman sonra siyasi bir çöküntüyü engellemek için müdahelemiz gerekli olabilir, fakat o zaman şimdiki zaman değil ve belki de hiç gelmeyecek.
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2008/04/08ANKARA691.html

05ANKARA7215: AKP

·                     Hemen hemen tüm AKP Milletvekilleri bir dereceye kadar dine bağlıdır; örneğin, büyük bir çoğunluğunun Ramazan ayında oruç tutması gibi. Ancak, yasaklı islam partisi olan Fazilet Partisi'nin ve Milli Nizam Partisi'nin eski üyelerinden oluşan büyük ve ayırt edici, milletvekillerinden daha dindar bir grup var. AKP'nin çoğu üst düzey liderleri bu bu grubun içinde bulunuyor; Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Arınç, İsmail Alptekin (Fazilet Partisi kurucusu ve İslami Saadet Partisi başkanı Erbakan'ın sağ kolu). Dindar milletvekilleri genellikle Orta Anadolu'nun en önemli yerini temsil eder, İngilizce konuşamazlar ve az seyahat ederler.

09ANKARA1549: TÜRKİYE, İSRAİL

·                     26 Ekim'deki bir konuşmada İsrail büyükelçisi Gabby Levy ülkesinin Türkiye ile ilişkilerinin bozulmasını tamamen Başbakan Erdoğan'a bağladı. Davutoğlu, Çek dışişleri bakanı ve aracı devlet yetkilileri aracılığıyla durumun iyiye gideceğini, Erdoğan'ın sert İsrail eleştirilerinin çok önemsenmemesi gerektiğini iletmiş. Aracı yetkiliye göre Erdoğan'ın Gazze'deki insani duruma ilişkin kızgın söylemleri yalnızca iç siyasette puan toplamak için.
·                      Levy Erdoğan'ın düşmanlığını siyasi hesaplara bağlamıyor ve kendisinin İsrail'i eleştirmekle anketlerde fazladan bir puan bile kazanmadığını belirtiyor. Levy'nin iddiası bunun güçlü duygular yüzünden olduğu yönünde: "Adam kökten dinci. Bizden dini nedenlerle nefret ediyor" ve bu nefreti yayılıyor. Levy, Türk Hükümeti'nin Suriye'yle ilişkilerini iyileştirmesi ve Arap Ligi'ne gözlemci olmak için yaptığı çabalar da dahil olmak üzere Türk dış politikasında İsrail karşıtı bir kayma olduğunu belirtti.
·                     Yorum: Türkiye hükümetinin içindeki ve dışındaki bağlantılarımızla yaptığımız tartışmalar Levy'nin öne sürdüğü Erdoğan'ın özetle İsrail'den nefret ettiği tezini doğrular nitelikte. xxxxx Erdoğan'ın İran ve Orta Doğu'ya eğilimini destekleyen nedenlerden bahsetti, fakat İsrail'e olan antipatisi de buna bir etken.

04ANKARA348: ERDOĞAN, ABDULLAH GÜL, TUPRAŞ, AKP, ARINÇ

·                     Savunma Bakanı Gönül'ün yakın zamanda bize aktardığına göre Dışişleri Bakanı Gül, 1 Mart 2003 tarihli ABD askeri konuşlandırma tezkeresinin meclis tarafından reddedilişini kapalı toplantılarda övmeye devam ediyor ve ABD ilişkilerine ters olacak şekilde daha fazla Arap/İslam eğilimli bir dış politikayı savunuyor. Buna rağmen Erdoğan, Gönül ve adalet bakanı Çiçek gibi isimler hükümetlerinin ayakta kalması için ABD desteğini şart görüyor ve başarılı bir ziyaret amaçlıyorlar
·                     Erdoğan hakkında mülkiyetine para geçirmesi iddiaları asla ispatlanamadı, fakat ona yakın isimler TUPRAŞ özelleştirmesinden gelir elde ettiğini haber veriyorlar 
·                     Erdoğan'ın arabasındaki Balyoz operasyonunda Arabanın camlarını kıran bodyguard Halit'miş  
·                     Erdoğan ve ekibi, medya imajını düzeltemediği için ülkeyi satıyor imajından kurtulamıyor 
·                     Erdoğan kadınlara güvenmiyor, Onlara önemli makamlar vermekten kaçınıyor  
·                     Erdoğan, ABD desteğinin Türkiye'nin ekonomisi ve Avrupa Birliği umutları için önemli olduğunun farkında.
·                     AKP çalışanları işlerini iyi yapamıyorlar, çoğu da kendi örgütlerinin isteklerini yapıyor 
·                     Arınç Amerika için ciddi tehlike oluşturuyor , amerikan karşıtı bir kişilik
·                     Erdoğanın Otoriter gururu, onun zayıf notktalarından 
·                     Erdogan, Amerikan anlayışıyla demokrasiye türkiyeyi götürebilecek tek lider  
·                     AKP özellikle güney kollarında Hizbullah üyeleri mevcut

05ANKARA1730: TÜRKİYE, ORDU, AKP

·                     AB müzakerelerinin başlamasıyla artık AKP'nin enerjisi ve fikirleri tükenmiştir
·                     Mersin'de Nevroz sırasında Türk bayrağı yakmaya çalışan bir gruba karşı Türk Komutanı demiş ki "Türk bayrağı için kanımızı vermeye hazırız"
·                     Amerikan savunma bakanı, Türkiyenin savaş malzemelerini Amerikadan satın alması durumunda kazançlı çıkacağını belirtti

10ANKARA251: PKK, AMERİKA

·                     Başbuğ, "Amerika Irak'tan çekilmeden önce PKK tehdidini bitirmeliyiz, yoksa kendi başımıza hiç birşey yapamayız"
·                     Savunma bakanı Gönül, "Türkiye'ye yerleştirilecek füze kalkanı sadece türkiyeyi değil, tüm avrupyayı İran tehdidinden korumalı"
·                     Savunma Bakanı Rice; "Amerika İslama karşı değildir, Sapık İslama ve Terorizme karşıdır" 
·                     Türkiyenin PKK'yı bitirmesine yardımcı olacağına inanan Savunma Bakanı Rice, TÜrkiyeye daha çok İnsansız Hava Aracı satmaktan mutluluk duyacaklarını belirtti.

10ANKARA150: KAFES, DARBE, ORDU

·                     Kafes darbe planı altında gayrı müslimler öldürülüp AKP ye suç atılacaktı. Operasyonun başında -iddia edildiğine göre- Öğütçü vardı.
·                     Özkök darbe planlarını reddedince Eruygur ve Tolon başka darbe planları hazırladılar 
·                     Ayışığı darbe planı gerçekleşse idi sonraki adım Eldiven planı idi. Yakamoz gerçekleşse idi DemirYumruk planı kullanılacaktı
·                     2003 2004 yılında ordu gerçekten de AKP hükümetine darbe yapmayı düşünüyordu 
·                     Bir araştırmaya göre 90% olan Ordu güveni, ergenekon soruşturmasından sonra 60% düştü


ERDOĞAN, ABDULLAH GÜL, TUPRAŞ, AKP, ARINÇ


Savunma Bakanı Gönül'ün yakın zamanda bize aktardığına göre Dışişleri Bakanı Gül, 1 Mart 2003 tarihli ABD askeri konuşlandırma tezkeresinin meclis tarafından reddedilişini kapalı toplantılarda övmeye devam ediyor ve ABD ilişkilerine ters olacak şekilde daha fazla Arap/İslam eğilimli bir dış politikayı savunuyor. Buna rağmen Erdoğan, Gönül ve adalet bakanı Çiçek gibi isimler hükümetlerinin ayakta kalması için ABD desteğini şart görüyor ve başarılı bir ziyaret amaçlıyorlar
Erdoğan hakkında mülkiyetine para geçirmesi iddiaları asla ispatlanamadı, fakat ona yakın isimler TUPRAŞ özelleştirmesinden gelir elde ettiğini haber veriyorlar 
Erdoğan'ın arabasındaki Balyoz operasyonunda Arabanın camlarını kıran bodyguard Halit'miş  
Erdoğan ve ekibi, medya imajını düzeltemediği için ülkeyi satıyor imajından kurtulamıyor 
Erdoğan kadınlara güvenmiyor, Onlara önemli makamlar vermekten kaçınıyor  
Erdoğan, ABD desteğinin Türkiye'nin ekonomisi ve Avrupa Birliği umutları için önemli olduğunun farkında.
AKP çalışanları işlerini iyi yapamıyorlar, çoğu da kendi örgütlerinin isteklerini yapıyor 
Arınç Amerika için ciddi tehlike oluşturuyor , amerikan karşıtı bir kişilik
Erdoğanın Otoriter gururu, onun zayıf notktalarından 
Erdogan, Amerikan anlayışıyla demokrasiye türkiyeyi götürebilecek tek lider  
AKP özellikle güney kollarında Hizbullah üyeleri mevcut.

BAKAN MEHMET ŞİMŞEK'TEN İNGİLTEREDE YATIRIMCILARA TİYO:
"DOĞAN HİSSELERİNİ SATIN ÇÜNKÜ ONLAR GİDİCİ"

Wikileaks belgeleri tartışılmaya devam ediyor. 
15 Eylül 2008 tarihinde Ankara Büyükelçiliği’nden ABD’ye gönderilen bir belge var ki oradaki bir ifade çok tartışılacak.
İddiaya göre Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da konuştuğu bir grup yatırımcıya “Doğan hisselerinizi satın çünkü onlar gidici” dedi.

Belgede bu sözlerin ardından kısa süre sonra Başbakan Erdoğan’ın Doğan Grubu’na saldırıya geçtiği ve grubun hisselerinin %8 değer kaybettiği anlatıldı.
ALİYEV SIRTIMIZDAN HANÇERLİYOR




Aliyev sırtımızdan hançerliyor -
25 Şubat 2010 tarihli belgede, Azerbaycan Devlet Başkan İlham Aliyev'in ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Burns ile görüşmesinin detayları mevcut:

- Aliyev, Türkiye'nin enerji merkezi olmaması için Rusya ile gaz anlaşması yaptıklarını söylüyor.

- Aliyev, anlaşmanın 'Türk dostlarımıza' doğalgaz dağıtım merkezi yaratmasına izin verilmeyeceğini göstermek için yaptık diyor. Aliyev, Erdoğan hükümetinden 'haz etmediğini' söylüyor.

- Aliyev Türkiye'nin 'yapıcı bir tutum' sergilemesi durumunda gaz geçiş anlaşmasının yapılabileceğini belirtiyor. Bu anlaşma haziran ayında imzalandı.

- 'Aliyev, Enerji Bakanı Yıldız'ın Azerbaycan devlet petrol şirketinin başkanına 'Neden Rusya ile ilişkilerinizi bozuyorsunuz ki? Nabucco'ya gerçekten ihtiyacınız var mı?' dediğini söylüyor.

- 'Aliyev, Burns'e 24 Nisan'ın Dağlık Karabağ sürecinin yanı sıra Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin üzerinde 'Demokles'in Kılıcı' gibi sallandığını söyledi' denildi.

Wikileaks’in yayınladığı 25 Şubat 2010 tarihli Azerbaycan ile ilgili bir başka belgede, yine Türkiye’den söz ediliyor. Belgede, Azerbaycan Devlet Başkan İlham Aliyev'in ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Bill Burns ile yaptığı görüşmenin detayları bulunuyor.Başkan Aliyev'in Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile Başbakan Vladimir Putin arasındaki ilişkiyi tanımlarken "kaba bir sokak ağzı" kullandığı belirtilen belgede, Aliyev'in Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşma süreci ve Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili görüşlerini dile getirirken de aynı üsluba başvurduğu belirtiliyor.

ERMENİSTAN ÜZERİNDE BASKININ ARTTIRILMASINI İSTEDİ
Söz konusu belede, "Aliyev, Burns'e 24 Nisan'ın Dağlık Karabağ sürecinin yanı sıra Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin üzerinde 'Demokles'in Kılıcı' gibi sallandığını söyledi. Aliyev'in ayrıca Türk-Ermeni normalleşme sürecinin Dağlık Karabağ konusunda ilerleme kaydedilmesi için Nisan ayından sonra ele alınması önerisi yaptığı. Ayrıca Karabağ konusunda daha da esneklik göstereceklerini söyledi ancak ABD'den Ermenistan üzerindeki baskıyı artırmasını istedi” ifadelerine yer verildi.

TÜRKİYE’NİN TUTUMU ÖNEMLİ
Toplantıda enerji konusunun da ele alındı belirtilen belgede, “Aliyev Türkiye'nin "yapıcı bir tutum" sergilemesi durumunda gaz geçiş anlaşmasının yapılabileceğini de ifade etti. Aliyev'in bahsettiği anlaşma Haziran ayında imzalandı.Türkiye Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın kısa bir süre önce Azerbaycan devlet petrol şirketinin (SOCAR) başkanına 'Neden Rusya ile ilişkilerinizi bozuyorsunuz ki? Nabucco'ya gerçekten ihtiyacınız var mı?' dediğini de söyledi" denildi.
3 BAKANIN PORTRESİ
"AVANTAYA AÇIK
KÜRT YANLISI
EROİN KAÇAKÇISI
GENÇ KIZLARA DÜŞKÜN"

Wikileaks'ın tüm dünyayı sarsan şok belgeleri AK Parti'de de deprem etkisi yarattı. Belgelerde AK Partili 3 bakan ile ilgili şok iddialar yer alıyor. İşte belgelerdeki uyuşturucu kaçakçısı bakan...


Wikileaks'in dün akşam saatlerinde kamuoyuyla paylaştığı belgeler ABD'yi ve dünyayı sarsarken, şok belgeler AK Parti'de de deprem etkisi yarattı. Belgelerde AK Partili 3 bakan ile ilgili şok iddialar yer alıyor.

AMERİKAN KRİPTOLARINDA AKP'Lİ BAKANLAR
İşte Wikileaks'te şu ana dek yayınlanan belgelerde AKP'li bakanları da fişlediği görülüyor.

ABD eski Büyükelçisi Edelman notlarında YOLSUZLUK'DA AKP'DEN İLK ÜÇ bakanı sıralamış; Abdülkadir Aksu, Kürşat Tüzmen ve Mehmet Müezzinoğlu..

TRABZONSPOR'A ÖRTÜLÜ ÖDENEKTEN PARA
AKP'li Bakan Faruk Özak trabzonspor'a gizli ödenekten para aktardı.
(2005 Haziran)

TÜZMEN HER TÜRLÜ AVANTAYA AÇIK
Edelman'ın Ankara büyükelçiliği yıllarında Edelman'ın siyasi işler müsteşarı olarak görev yapan John Kunstadter'ın notlarından 'Kürşat Tüzmen 'Eski MHP'li ve her türlü avantaya açık..'

GENÇ KIZLARA DÜŞKÜN
Abdülkadir Aksu, kürt yandaşı ve eroin kaçakçısı. Ayrıca genç kızlara düşkünmüş.

Kaynak: http://www.cafesiyaset.com/haber/20101129/Wikileaks-belgeleri-AK-Partiyi-soke-etti.php

ERDOĞAN-GÖNÜL VE ÇİÇEK 
"ABD DESTEĞİ ŞART"



Savunma Bakanı Gönül'ün yakın zamanda bize aktardığına göre Dışişleri Bakanı Gül, 1 Mart 2003 tarihli ABD askeri konuşlandırma tezkeresinin meclis tarafından reddedilişini kapalı toplantılarda övmeye devam ediyor ve ABD ilişkilerine ters olacak şekilde daha fazla Arap/İslam eğilimli bir dış politikayı savunuyor. Buna rağmen Erdoğan, Gönül ve adalet bakanı Çiçek gibi isimler hükümetlerinin ayakta kalması için ABD desteğini şart görüyor ve başarılı bir ziyaret amaçlıyorlar. 


Kaynak:http://cablegate.wikileaks.org/cable/2004/01/04ANKARA348.html
ABD WİKİLEAKS SİTESİNİ TERÖRİST İLAN ETTİ
ERDOĞAN "AÇIKLASIN GÖRELİM.NE KADAR CİDDİ"
SULANDIRACAK MEDYASINA GÜVENİYOR.


ERDOĞAN PRAGMATİKLİĞİNİ KULLANIYOR AMA VİZYONSUZ





Kaynak: http://cablegate.wikileaks.org/cable/2004/12/04ANKARA7211.html



ERDOĞAN GAZZE'Yİ İÇ SİYASETTE KULLANIYOR AMA KİMSE YEMİYOR





Kaynak: http://cablegate.wikileaks.org/cable/2009/10/09ANKARA1549.html

NİMET ÇUBUKÇU EMİNE ERDOĞAN'DAN TORPİLLİ








Kaynak: http://cablegate.wikileaks.org/cable/2005/06/05ANKARA3199.html
ERDOĞAN'IN İSVİÇRE HESAPLARI



BELGENİN LİNKİ:
http://cablegate.wikileaks.org/cable/2004/12/04ANKARA7211.html              
WİKİLEAKS AÇIKLADI ORTALIK FENA KARIŞTI !
Erdoğan ve Davutoğlu Hakkında İnanılmaz İddialar

FLAŞ...ERDOĞAN HAKKINDA MÜTHİŞ İDDİALAR!..

WikiLeaks sitesi yayınladığı belgelerde Başbakan Erdoğan’ın 'gizli bir İslamcı ajandası' olduğu iddialarına yer verildi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Neo Osmanlıcılığına dikkat çekilen belgelerde, Erdoğan'ın bir danışmanı Davutoğlu için 'çok tehlikeli' diyor.
New York Times, El Pais ve Alman Der Spiegel dergisi, dünyada büyük merakla beklenen internet sitesi WikiLeaks'in sızdırdığı belgeleri yayınlamaya başladı.
EN ÇOK TELGRAF ANKARA'DAN
Washington’un korkulu rüyası WikiLeaks, Amerikan Dışişleri'nden sızdırdığı belgelerin 11 bini gizli ibaresi taşırken, 9 bini yabancılar tarafından görülemez ibaresi taşıyor.
En çok telgraf gönderen büyükelçiliklerin başında Ankara, Bağdat, Amman, Kuveyt ve Tokyo büyükelçilikleri geliyor.

GİZLİ İSLAMCI AJANDA
Belgelerde Türkiye'nin gelecekte İslam devleti olma yolunda ilerlediği ve Avrupa Birliği'ne üye olamayacağı belirtiliyor
Açıklanan belgelerde, Amerika’nın Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘gizli bir İslamcı ajandası’ olduğundan şüphe ettiğine ilişkin bilgiler yer alıyor.
ABD’nin Ankara elçiliğinden gönderilen mesajlarda Türk hükümetinin İslami eğilimlerine dikkat çekilerek, Amerikalı diplomatların Türkiye hakkında ciddi şüpheleri olduğu belirtiliyor.
DAVUTOĞLU NEO OSMANLI
Başbakan Erdoğan’ın danışmanları ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ankara’nın ötesini gören bir perspektifleri olmadığı belirtilen belgelerde, Davutoğlu’nun Neo Osmanlı vizyonundan Amerika’nın kaygı duyduğu ifade ediliyor.
ERDOĞAN’IN DANIŞMANI, DAVUTOĞLU TEHLİKELİ
El Pais’in yayınladığı haberde ise Amerika’nın Erdoğan’ın İslamcı ajandasını yakından izlediği belirtildi. Belgelerde ‘Üst düzey bir hükümet (AKP) danışmanı Amerikalılara, Davutoğlu’nun Erdoğan üzerinde ciddi bir İslami etkisi var. Bu etkisini kullanıyor. Danışmana göre Davutoğlu olağanüstü tehlikeli olarak tanımlıyor’ ifadeleri dikkat çekti.
Belgelere göre Amerikalı diplomatlar, AKP’nin birçok üyesini İslamcı bir kimliğe sahip olduğuna inanıyor.
ERDOĞAN’IN DANIŞMANLARI DALKAVUK
Yayınlanan belgelerde en dikkat çekici bölüm ise Erdoğan’ın danışmalarıyla ilgili. Belgelere göre ‘Erdoğan’ın çevresinde yağcı, dalkavuk bir danışman grubu var. Bu danışmanları Erdoğan’ı Anadolu’nun lideri tarif ediyor.’
Sızan belgelerde Amerikalı diplomatların Başbakan Erdoğan’ın ailesinin yolsuzluk ilişkilerini de izlediği görülüyor.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

28 Kasım 2010 Pazar

GÜLSUYU DEVRİMİ

AĞUSTOS ayındaki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında terfi ettirilmeyince tepki olarak istifa eden Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Trabzon’daki bir internet sitesinde yazdığı makalede, ‘Soğuk Savaş’ sonrası Sırbistan, Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkelerdeki ‘Renkli devrimlerin’ benzerinin Türkiye’de uygulanmaya çalışıldığını öne sürdü. Ertürk, “Bilmiyorum planlayıcıları ad koymuş mudur ama Türkiye’deki devrimin adı ‘Gülsuyu’ olabilir” diye yazdı.

YAŞ toplantılarında tuğamiral rütbesinde dördüncü yılını doldurmasına rağmen ‘Tümamiral’ rütbesine terfi ettirilmeyen dönemin Deniz Harp Okulu Komutanı Tuğamiral Türker Ertürk, istifa etti. Daha sonra adı ‘Balyoz soruşturması’nda da geçen ve savcılığa ifade veren Ertürk, istifasının ardından memleketi Trabzon’dan yayın yapan ‘haber61’ isimli internet sitesinde yazdığı yazılarla Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili görüşlerini okurlarla paylaşmaya başladı.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, bugün yayınlanan ‘Renkli devrimler’ başlıklı yazısında günümüzün güncel konusu ‘renkli devrimleri’ basit olarak nasıl anlatabileceğini düşünerek sorusuna kendisinin yanıt verdiğini yazdı. Ertürk, yazdığı soruların altına yine kendi cevaplarını yerleştirerek adeta ‘kendisiyle röportaj’ yaptı. Ertürk, “Renkli devrimler, soğuk savaş sonrası Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan, Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkelerde vizyona konan devrimlere verilen addır. Ne oldu bu ülkelerde? Askerler, önemli bürokratlar, kanaat önderleri, üniversite öğretim üyeleri, gazeteciler, bazı siyasi parti liderleri 1 gece sabaha karşı tutuklandı. Devlete karşı komplo, hükümeti darbeyle alaşağı etmek ve bu maksatla örgüt kurmaktan suçlandılar” dedi. Türker Ertürk, yazısında, bu devrimlerde CIA gibi istihbarat örgütlerinin yanı sıra ‘Soros’ türü vakıflar tarafından mali olarak desteklenen o ülkedeki sivil toplum kuruluşlarının, yaratılan yandaş medya, satın alınan ve çıkar birliği yaratılan siyasetçiler ile kanaat önderleri kullanıldığını belirtti. Ertürk, şöyle devam etti:

“Soğuk savaş öncesindeki devrimler askeri darbeler şeklinde, günümüzde ise, sivil darbeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizim ülkemizde de bu tür askeri darbeler yapıldı mı? Ne yazık ki ‘soğuk savaş’ döneminde ülkemiz için geçerli olmayan komünizm tehlikesi ve gereğinden fazla abartılan Sovyetler Birliği tehdidi gerekçe yaratılarak ABD’nin teşvik ve desteği ile askeri darbeler yapılmış ve Türk Silahlı Kuvvetleri kullanılmıştır. Soğuk savaştan sonra ne değişti? Emperyalizmin soğuk savaş sonrası ülkemiz ve bulunduğumuz bölge için biçtiği elbiseyi, geçmişin tecrübesi ve kullanılmışlığın deneyimi ile Türk Silahlı Kuvvetleri giymek istemedi .Bu nedenle itibarsızlaştırma ve etkinliğini sona erdirme operasyonu başlatıldı. Bunun da amacı TSK’nın Cumhuriyet’in kırmızı çizgilerine sahibiyet konusundaki etkinliğini sona erdirebilmekti. Operasyonların arkasındaki ilk tetiğe basıcı, planlayıcı güç dış dinamikler olmasına rağmen, nihai icracılar bizim kardeşlerimizdir. Aralarında satılmışlar, çıkarcılar, geçmişte travma geçirenler, rövanşistler ve ihanet şebekeleri olmasına rağmen bir çoğu da ülkenin çıkarını o yönde gördüğü için kandırılmış vatanseverlerdir.”
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, “Ülkemizdeki devrimin veya darbenin renkli bir adı var mı? Niye bu kadar uzun sürdü?” diye sorduktan sonra şu yanıtı yazdı:
“Bilmiyorum planlayıcıları bir ad koymuş mudur ama; ‘Gülsuyu’ olabilir. Niye mi uzun sürdü? Türkiye, Gürcistan ve Ukrayna değil. Tarihi, geçmişi, deneyimleri, birikimleri, nüfusu, büyüklüğü ve bugüne kadar yıpratılmasına, aşağılanmasına, moralinin kısmen bozulmasına rağmen, kuruluş felsefesine yürekten bağlı kurumları ve örgütlü olmasa da bazen birbiriyle çatışsa da hala kahramanca direnen iyi eğitimli ve öğretimli yurttaş kitlesi olmasıdır.”

Ertürk, yazısının son bölümünde ise, “Bu savaşı kim kazanır?” diye sordu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Eğer böyle devam ederse kazanan emperyalizm olur ve hepimiz kaybederiz. Bu nedenle laik-dindar, aydın-gerici, Türk-Kürt, türbanlı - türbansız gibi tartışma ve suni ayrılıklardan, toplumumuzu daha çok geren tartışma ve çatışmalardan kaçınmalıyız. Bizi biz yapan ortak paydalarımızı öne çıkarmalı, karşı tarafa saygı göstermeli, onu ötekileştirmemeli, onu anlamaya çalışmalı ve enerjimizi birbirimizi tüketmek için değil ülkemizin sorunlarını çözmek için kullanmalıyız. Artık demokrat, yurtsever, aydınlanmacı, ülkesinin emperyalizme peşkeş çekilmesini istemeyen ve kutsal İslam dinimizi, siyaset ve emperyalizmin geniş halk yığınlarını kontrol edebilme aracı halinden çıkararak, hak ettiği yere getirilmesini isteyenlerin yapması gereken; bulunduğu yerde çevresini aydınlatarak sivil darbeye her seviyede direnişinden geçmektir. Emperyalizmin ülkemiz ve bölgemiz için oyununu böyle bozabiliriz. Mazisi şan ve şeref, yüreği vatan sevgisi ile dolu kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri; zor bir dönemden geçtiğin, aşağılanmaya, itibarsızlaştırılmaya ve hak etmediğin karalamaya ve iftiraya uğradığın tarihin tanıklığı altında gözlenmektedir. Geçmişte dış düşmanlarından dahi görmediğin muameleleri, ne yazık ki kandırılmış kardeşlerin sana reva görmektedir. Sana düşen görev Kuvayi Milliye ruhu ile yurt savunmasına moral ve motivasyonunu bozmadan devam etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda ve eğitim - öğretimindeki Atatürkçü felsefede mevcuttur.”

Vatan


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
ABD'NİN REZİLLİKLERİ AÇIKLANIYOR




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

25 Kasım 2010 Perşembe

“KURT GİBİ ULUYASIM GELİYOR”

Tümgeneral Halil Helvacıoğlu, Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarafından açığa alındı.
Hatta bazı yanaşma gazeteler bunu “Erdoğan generalleri bağışlamadı” şeklinde verdi. Yani generaller suçlu ve Erdoğan’dan af bekliyordu ama Erdoğan bu büyüklüğü göstermedi. Ne kadar sinsi kelimeler.

Biliyorsunuz bu üç General Balyoz Darbe oyunu ile suçlanmış ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla rütbeleri yükselmemişti.
Fakat bu generaller oynanan oyunu kabul etmedi ve Yüksek Askeri İdare Mahkemesine müracaat (YAİM) ettiler.
Ve mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar önemliydi. Generallerin haklarının iadesi anlamını taşıyor ve AKP’nin başarısızlığı gibi görünüyordu. Belli çevreleri üzdüğü anlaşıldı.
Bu kısa genel bilgilerden sonra sürece başka açıdan bakalım.

Generallerin görevden alınmasına AKP’den başka sevinen kesim ise BDP (Siyasallaşmış ayrılıkçı Kürt faşizan hareketi) sevindi ve destek verdi.
Karşı duran ve net tavır koyanlar ise CHP ve MHP idi.
Fakat CHP’nin belli bir süredir AKP’nin generalleri görevden almakla ışık yaktığı aynı kesime hitap eden eylemleri var.
Nedir bu eylemleri:
*Fransa ziyaretinde Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney’in mezarlarını ziyareti.
*Ortaya atılan BDP-CHP birleşmesi.
*Diyarbakır ziyareti.
Bunlar kötü müdür?
Seçimlere ramak kala yapılıyor oluşu, getirisi ve götürüsü tahminime göre hesaplanmış ve CHP tarafından getirisi fazla görülüş olacak ki yapıldı.
Şunu açıkça itiraf etmek istiyorum.
Hem CHP’ye karşı görünmek ve eleştirmek istemiyorum; hem de şişirilmiş bir beklentiyi göstermek istiyorum.
Çünkü yapılan ciddi hatalar var. Tüm siyasilerin bildiği BDP’nin bir terör örgütünün siyasallaşmış yapılanması olduğu ,hakim olduğu bölgede feodal bağları, korku, terör ve şiddeti kullanarak halktan oy aldığıdır. Onu siyasal arenada var eden ise AKP’nin medyasıdır. Muhtemelen CHP; BDP’nin bu yapısını görmezden gelip genel başkanında etnik köken ve bölgenin insanı oluşunu yani popülerliğini kullanarak oy kapma amacını gütmüştür. Fakat demokrasinin terörün etkisinde kaldığı ve özgür iradenin korku ve şiddetle bastırıldığı hiçbir ortamdan terörün temsilcilerinin istekleri dışında başarı gösterilemez. Yalpalayan söylemleriyle de gerçek sempatizanları arasında çatlaklar oluşturur ve oluşturmuştur da. Yapılan bu üç eylem CHP’ye bir tek oy kazandırmayacağı gibi ciddi bir zarar vermiştir. CHP’nin acilen bu söylemlerden ve demokratik olmayan bir bölgeden Kılıçtaroğlu’nun ırksal ve inançsal popülaritesini kullanarak oy devşirme düşüncesinden ayrılması gereklidir.
Kısacası CHP terör örgütünün siyasi kanadının korku ve şiddetini özgür ve demokrat olamamış tabanı Kılıçtaroğlu’nun kişisel kimliğini kullanarak kazanma gibi bir yola girmiştir ve karşılığı da AKP’den derhal gelmiştir ve çok ta başarılıdır.

Üç generalin görevden alınması CHP’nin bu hamlelerine verilen cevaptır.
CHP tabanı hareketlendirmeye ve çekmeye çalışırken AKP hamleyi tepeye yapmıştır. AKP terör örgütünün siyasallaşmış kanadını ve baronlarını memnun etmiştir. Zaten demokratik olmayan bir bölgede halk idaresi gözlenemeyeceğini bilmektedir.
Bu yanlış politikalar sadece burada kalmaz. CHP tarafından siyasallaşmış teröre verilen her taviz gerçek CHP’li kesimi eritirken CHP’yi talepler karşısında marjinalleştirir ve milletvekilleri arasında ikilem yaratır.
Referandum sürecinden sonra “Hayır” oylarının tamamını sahiplenip havalarda uçan CHP arka arkaya AKP’nin oyunlarına gelmekte ve git gide erimektedir.2007 yerel seçimlerinde %3 oy aldığı bölgede %50 yi aşamasa bile %40 oranında hayır çıkan bölgelerin (ki bunlar az değildir) oylarını sahiplenmekle MHP hırpalamaya çalışmak, yok görmek CHP’ye hiçbir şey kazandırmayacağı gibi MHP’nin söylemlerini sertleştirir ve buradan tek karlı çıkanda AKP olur. Olmuştur da.
İşte generallerin görevden alınması budur. AKP’nin CHP’ye bir hamlesidir.
CHP; Kılıçtaroğlu’nun bölgedeki etnik ve dinsel popülaritesini kullanarak halkı kazanmak istemiştir ve cevap AKP’den direk terör örgütünü mutlu edici şekilde gelmiştir.
Sanırım meramımı anlatabildim.
Yazımı sülalesinden CHP’li  ve her daim CHP’li olduğunu söyleyen  bir arkadaşın; dün  söylediklerinle noktalıyorum. Sanırım süreci gayet iyi anlatıyor.
“30 yıldır ilk kez kendimi CHP’li hissetmiyorum, kurt gibi uluyasım geliyor”
Saygılar.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

22 Kasım 2010 Pazartesi

FÜZE KALKANI
GİRİŞ:
Füze kalkanı medyamızda işlendi. Ama o kadar şirin şeyler söyleniyor ki insana “biz sömürge miyiz?” Dedirtiyor. İnternet denilen sanal ve direk iletişim kurulan ortamda değerlendirmeler çok daha mantıklı.
Buna rağmen her ne pahasına olursa olsun savunma gayretinde olanlar var.
Bunların argümanlarının temelini geçmiş oluşturuluyor. “Geçmişte şöyleydi bu gün böyle” tipi cümleler kullanıyorlar. Ama ne yazık ki onları da doğru bilmiyorlar.
Sayın Tayip Erdoğan’ın bu kalkanı şartlar koşarak ve direnerek kabul etti sanıyorlar.
Bu istenen bir sonuç.
Oysa gerçekler böyle değil.
Füze kalkanı bundan 1 yıl önce gizli görüşüldü ve bizim tarafımızdan şartsız kabul edildi. Şart konulduysa bile bu şart değil,iç siyasette ABD’nin desteği olabilir.Ki bu zaman içerisinde 26 maddelik bir anayasa oylaması yapıldı.Muhtemelen bu referandum sürecinde ABD’nin yardımı istendi.Harcanan ve kaynağı şaibeli paralar,elektronik ortam oyunları göz önüne alındığında bunu söylemek hiçte ütopik olmaz.
Ama daha önemlisi; Füze Kalkanının ABD’nin çok uzun vadeli bir planı çerçevesinde işlediğini gösteren deliller.
Yine de anlaşılması için belirtmeliyim ki;
ABD’yi İsrail’den ayırmak mümkün değil. Hatta ben görünen İsrail’i küçük İsrail olarak görüyorum. Yani gerçek Siyonist devletin ABD olduğunu düşünüyorum.Bunun için gerekçemde; ABD’nin Merkez Bankası;yani para basma yetkisi Federal Reserve Bank denilen bir bankanın elinde ve ülke genelinde 12 eyalette Siyonist patronlarca yönetiliyor.Milletleri “haydut devletler” diye ayırıp saldıran asıl kendisi haydut olan devletin en gelişmiş sektörü doğal olarak silah sanayidir ve oda Siyonistlerin elinde.Tüm petrol ve maden şirketleride.Dolayısıyla ABD’yi İsrail olarak görmem,İsrail’inde O’nun sadece coğrafyamızdaki karakolu olarak algılamam gayet normal.Bütün bunlardan sonra bölgemizdeki ABD oyunlarını İsrail’den İsrail oyunlarını ABD’den ayırmak mümkün değildir.Çünkü Alaska gibi ABD’nin bir eyaletinden bahsediyoruz.
Füze kalkanı da ABD = İsrail’in projesi olduğunu görmek zor değil.
Peki, bu kalkanla amaçlanan nedir?
Sorusuna verilecek cevapta biraz ülke dışından küresel bazlı bakmak, birazda ülke içinden bakmak gerek. Görülen o ki her ikisinede hizmet ediyor. Sadece İran’a saldırmak kadar basit değil bu iş.İran’dan gelecek füzeleri engellemek kadar basit bir amacıda yok.

Yazının çok uzun olmaması adına önce haddelemeyi tercih ediyorum.
Bu füze kalkanı araştırırken karşımıza çok ciddi bir istihbarat savaşı çıkıyor.
X-Bant radar adı verilen bu teknoloji ile 4700km uzaktan bezbol topunun hareketlerinin incelene bildiği.27m çapında çanaktan oluştuğu ve bu bilgilerin bir ağla çok hızlı bir şekilde tüm birimlere iletildiği söyleniyor. Hatta Türkiye’nin Füze kalkanına hayır demesi değil, kalkanın hesaplanandan büyük meblağlara mal olması endişesi yaşanıyor. Yani Portekiz’in Lizbon’unda kimsenin aklında Türkiye bu kalkana hayır diyeceği endişesi yoktu.Ama maliyeti konusunda endişeler vardı. Fransa özellikle bu konu üzerinde durdu. Türkiye’nin Hayır demesi endişe konusu değildi çünkü bir yıl önce buna evet demişti. Ama o zamanlar bu yandaş medyada; halkı alıştırmak adına ABD’den füze alınacak şeklinde yansıtıldı. Alınacak ve tamamen biz kullanacağız şeklinde. Milletin kulağına kar suyu kaçırıldı, alışması için bir yıl verildi ve unutuldu.
Zaman doldu ve sanki ilk kez gündeme geliyormuş gibi, NATO’nun Füze Kalkanı olarak çıktı.
Bir yıl önce evet diyen Tayip Erdoğan ve Abdullah Gül sözüm ona direndiler ve şartlar ileri sürdüler. Tabi ki hepsi 2011 seçimlerinde yıpranmamak adına yapıldı. Ama ABD’nin ve İsrail’in 2011 AKP macerasını beklemek gibi bir niyetleri ve zamanları yok.Olanları biliyor, AKP’yi elinden geldiğince ayakta tutmak için çabalıyor ama işler iyiden iyiye zorlaşmaya başlıyordu. Bu nedenle bu kadar emirlere amade iktidarın değişmesi bile gündeme gelmeliydi. Çok fazla kirlenmiş ve halkta infial oluşturacak yaptırımlar medya gücüyle saklana bilmişti ama her şeyin bir sonu vardı. Bunca alınan yol içeride çıkacak güçlü bir direnişle elden gidebilirdi.
İşte kendi tabanında bile çatırdamalara neden olan böyle bir konuyu riske etmemek, hatta en sevdikleri iktidarı bile yitirmek pahasına 2011 seçimlerinden önceye taşıdılar. Muhalefetin bu süreçte sessiz kalmasının nedenini de belki bu cümlelerde görebilmişsinizdir. Herkes AKP’nin aklanacağı beyaz sayfa olma telaşında. ABD’nin gözüne girebilmek ve 2011 seçimlerinde desteğini alabilmek adına ABD çıkarlarının en büyüğü Füze Kalkanına sessiz. Dut yutmuş bülbül gibiler. Hatta AKP’nin suni gündemi başörtüsüne balıklama uçtular.

Füze Kalkanı öyle büyük bir proje ki tek bir yazıda toplamak mümkün değil.
1-İran ve Rusya’ya karşı bir cephe açıldı.
2-İstihbarat ağına coğrafyanın göbeğinden bir merkez eklendi.
3-Yapılacak bir saldırıda Türkiye hiç şartsız savaşa girecek duruma getirildi.
4-Sade İran değil Rusya’da sıkıştırıldı.
5-İsrail bir kat daha korumaya alındı.

Birde gizlenenler var ki asıl üzerinde durulması gereken de bunlar.
 Bir dahaki yazımda değineceğim.
Saygılar.
Levent Kalem

YAYINLADIKLARI:


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."