7 Nisan 2010 Çarşamba

AYŞE HÜR'ÜN ATA'YA OPORTÜNİST DEDİĞİ E-MAİLİ



ERMENİ YALANINDAN İLK DÖNEN



Ukrayna’nın Harkov bölgesindeki bir yerel belediye meclisi, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili daha önce kabul ettiği kararını iptal etti.
Kırım Haber Ajansı'nın haberine göre, İzyum Şehir Belediye Meclisi, 
Aralık 2009'da kabul ettiği Ermeni iddialarıyla ilgili kararı, 26 Mart'ta yapılan toplantıda iptal etti.
Haberde, Ukrayna'da alınan bu iptal kararının, dünyada 1915 olaylarıyla ilgili ilk iptal örneği olduğu belirtildi.
Karara ilişkin açıklama yapan ve iptal kararının alınması için çok çalıştıklarını belirten Kırım Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Rehim Hümbetov, "Artık Ermeni iddialarına ilişkin kabul edilen kararların iptali için uluslararası düzeyde mücadele etme vaktinin geldiğini" söyledi.
Hümbetov, belediye meclisinin daha önce aldığı kararın, Ukrayna kanunlarına aykırı olduğunu belirterek, incelenmesi ve iptali için İzyum savcılığına da başvurduklarını ve yoğun çabalar sonucunda kararın iptal edilmesini sağladıklarını belirtti.
Yaklaşık 60 bin nüfuslu şehir, Harkov'un merkezinden 120 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Hürriyet.03.04.2010


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

KOALİSYONUN ADI: AKPKK

"Dün Van'daydım. O yaşadığımız olayları izlediniz. Bu olaylarla ilgili doğru bir değerlendirme yapmanıza yardımcı olmalıyım. Bu olay oradaki BDP'lilerin yaptığı bir olay değildir. Bu konudaki samimi kanaatimi açıkça ifade etmeliyim. Bu olay AK Parti'nin organize ettiği bir olaydır. Bu olay Van halkının sorumluluğunda ortaya çıkan bir olay değildir. Van Havaalanına indik. Çok güzel bir karşılama oldu. Şehir içinde çok sıcak bir ortamın içinde karşılıklı selamlaşarak güler yüzle Van sokakları içinden
geçtik. Kentin bütün esnafını, caddelerini geçtik. Hiçbir sorun yok. Gerçek Van halkı karşımızdaydı. Kongrenin toplanacağı sokağın başına geldik. Birkaç yüz kişi toplanmış. Ellerinde pankartlar var. Yürüdük geçtik. Büyük bir coşku içinde kongreyi tamamladık. Yazdıkları pankartlar BDP pankartları değil. Başka bir iş vardı."

"Kızgınlık öfke tepki eden ifadeler. Biraz konuyla ilgilenen arkadaşlarımız o anda ve gece buraya gelinceye kadar bize gerekli istihbaratı aktardılar. Açıkça Ak Parti'nin sorumluluğu altında Başbakan'ın yardımcısı Hüseyin Çelik'in yakınları orada bu olayı yapmıştır. Bu olay yaşanırken, MYK üyemiz arkadaşımıza Van'ın BDP'li Belediye Başkanı telefon açtı. Bize, 'Şunu çok açık bilmenizi istiyorum, BDP ile ilgili bu olayın hiçbir alakası yoktur' dedi. Yerel medya temsilcileri de gerekli çalışmayı yaptılar. Son seçimlerde kaybeden Van'ın AK Parti'li eski belediye başkanı olmak üzere pek çok AK Parti'linin bu olayın içinde yer tuttuğu çok açıkça yer bulmuştur. İlk kez 1959'da Uşak'ta İsmet Paşa'ya taş atılmasından bu yana ilk kez
iktidardaki bir partinin himayesinde böyle bir saldırı, bir sokak eylemi ilk kez sergilenmektedir"

"AK Parti işi sokağa dökmüştür. AK Parti işi sokak saldırılarına dökme noktasına gelmiştir. Bu büyük bir acizliktir. Utanç verici bir manzaradır. Bu olaylar, onu gerçekleştiren hiçbir partiye hayır getirmemiştir. Bir iktidar partisi, ana muhalefet partisine böyle bir tepki gösteriyor. Bir muhalefet partisi Sivas'ın ötesine geçemiyorsa, bundan bizzat Başbakan
sorumludur. Başbakan bu sözüyle tespit değil tehdit yapıyormuş. Sivas'ın ötesine geçerseniz, ben karışmam diyormuş. Çok üzüntü verici bir tablodur. Böyle bir tablo karşısında iktidar bu manzaradan dolayı büyük üzüntü duymalı ve özür dilemelidir. Gerçekten hukuka saygılı bir iktidar varsa onun görevidir. Hiç kimse bizi yurdumuzun herhangi bir parçasına gitmekten alıkoyamaz. Biz de bu olaylardan dolayı hiçbir şekilde üzüntü içine girmeyiz. Bileceğiz ki bu olaylar Van halkına yakışmaz. Bu iş gücünü iktidardan alan bir çetenin işidir. Eğer bugüne kadar Van'a bir gidiyorsak bundan sonra 3 gideceğiz. CHP'nin ilkelerini ve politikalarını Türkiye'ye hep beraber taşıyacağız"
Bu sözler Bartın İl Kongresine katılan CHP Başkanı deniz Baykal’a ait tarihe geçecek ibretlik cümleler. Bu konuşmasını canlı olarak veren tek kendi kanalı Halk Tv vardı ve tamamını dinledim. Ana muhalefet partisinin konuşmasını ne yazık ki medyamızın hiç biri canlı vermiyor. Bu bile medyamızın içler acısı durumunu görmeye yeter.
CHP’li olalım ya da olmayalım. Deniz Baykal’ı sevelim ya da sevmeyelim. Bu cümleler tarihe geçecektir.
Ama gelelim bu tarihi konuşmanın analizine.
Bir iktidar partisinin başkan yardımcısı (Hüseyin Çelik) hısım akrabasını topluyor ve Ana muhalefet partisini taşlatıyor.
Hüseyin Çelik bunu yaptırırken ne düşünüyordu dersiniz?
Ben söyleyeyim:
Türk halkı bunu pkk’nın siyasi kanadı olan BDP’den bilecek.
Ve gerçektende böyle düşündük.
Ama BDP il başkanı arıyor ve “bu bizimle alakalı değildir” diyor.
Emin olun eğer BDP bunu yapmış olsa zaten kalkıp aramazdı.
Buradan çıkan sonuç şudur:
Bir iktidar partisi terör örgütünün siyasi kanadından daha saldırgan ve hukuk tanımaz olmuştur. Bu resmen dibe vuruş, siyasi bir rezillik, son çırpınışların işaretidir.
Deniz Baykal çok doğru ama az söyledi.
Tayyip Erdoğan’ın “Sivas’tan öteye geçemezsiniz” sözleri “tespit değil tehditmiş” Yani “Sivas’tan öteye geçerseniz size saldırtırım” diyormuş başbakan.
Bu olaylar bana daha önce yazdığım bir yazıyı hatırlattı.
AKP radikalleşiyor. Pkk siyasallaşıp normalleşiyor. Ve bunun sonu AKP-Pkk koalisyonuna gider temasını işlemiştim. Bu olay bu tezimi doğrular nitelikte. Hatta seçimlere yaklaştıkça ve yandaş medyadan halka sunulmayan gerçek kamuoyu yoklamaları ellerine ulaştıkça Pkk’nın siyasi kanadı ve AKP yer değiştirecektir. AKP bayıla pkk ile koalisyon yapmak isteyecektir.
Pkk’nın siyasi kanadı AKP’nin çöküşüne ortak olmak istemeyecektir. Belki bir ihtimal çöken binadan bir iki parça eşya kapabilir miyim? Derse de binanın altında kalacaktır.
Bu iş bitmiştir ve emperyalistlerin uşaklarının tek çıkışı ağlayarak, zırlayarak Türk Halkının önüne çıkmaktır.
Anayasayı değiştirme isteklerinin iki ucu vardır.
Ve mutlaka bu halka anlatılmalıdır.
Sadece kendini kurtarmak için yapılan suçlardan yargıyı yok ederek veya yandaş yaparak kurtulmak değildir.
Diğer olasılık ise halk oylamasına gidilse bile bir yıl gerekmektedir ve bu 2011 eder. Yani seçimler var ve halk oylaması yetişmeyecektir.
İşte burada kırmızı ışıkta duran, Ecevit’e Anayasa Kitabı fırlatan, tüm eleştirileri sessiz kalan emekli Reis-i cumhur Ahmet Necdet Sezer’in ağzından olduğu iddia edilen sözcükler piyasada dolaşıyor. Özetle suskun emekli şunu diyor:“Anayasa değişikliği güçler ayrılığını değil, güçler birliğine sebep olur. Bunu Anayasa mahkemesi iptal eder.”
Güzel ederde ağlaya, zırlaya yedi senedir milleyin anasını ağlatan iktidar zaten bunu istiyor. Seçime giderken medya gücü elinde, kendi zenginini oluşturmuş Akp bunu nasıl kullanır?
Anayasayı değiştirecektik, demokratik çağdaş bir anayasa yapacaktık. Fakat biz dindar olduğumuz için Anayasa Mahkemesi alevi olduğu için, TSK dinsiz olduğu için buna izin verdi. Bundan güzel ağlama mı olur?
Bu daha önce denendi ve sonuç aldı. Türk halkının yumuşak karnı dindir ve emperyalist uşakları bunu çok iyi kullanmaktadır.
Ata daha 23’lü yıllarda anlam olarak şu cümleleri kullanmıştır.
Emperyalistler bir dahaki gelişlerinde dini kullanacaklar.
İşte geldiler.
Görüşmek umuduyla.
NOT: Ahmet Necdet Sezer’i eleştirmek değil maksadım. Bunca olay olurken sakin emekliyi oynaması ve hiç olmadık zamanda AKP’nin önünü açacak konuşma yapmasınadır tepkim. Görevi esnasında sevdiğimiz saydığımız bir insandır.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

2 Nisan 2010 Cuma


18 YILSONRA MEYDAN BUNLARA KALMIŞ

1992 Erzincan depremine kurtarma faaliyetlerine katılmak için deprem olur olmaz gittim. Ramazan ayıydı. Saat gece yarısını geçtiğinde Erzurum tarafından şehre giriş yaptık. İlk olarak yanımdaki Erzincanlı dostumun akrabalarının evlerini dolaştık. Hayattaydılar ama evlerine giremiyorlardı.
Sabah çalışmalara başladık ve 2 kişiyi canlı çıkarmayı başardım. Depremin ertesi günü akşamüzeri yerde çamurun içinde bir muz buldum.24saat açtım. Yemek üzere iken 30 yaşlarında bir tipsiz yanıma geldi ve bana "Ramazanda yemek yasaktır" dedi.
Bunu neden anlatıyorum. Bu 92 de oldu. Cemaat örgütlenmesi Erzincan'da yeni değil. Aşağıdaki Aydınlığın haberi az olabilir ama kesinlikle doğru.
Bu belge nedeniyle askerlerimiz tutuklanıyor.
Düne kadar İrtica ve terör iç tehditti.
Artık irtica ve pkk ile mücadele edenler iç tehdit olarak görülüyor.
AKP zihniyeti bu işte.

EKONOMİK İŞGALİN RAPORU

Gayrimenkul şirketi JONES LANG tarafından hazırlanan rapor:

 “Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2009 Yılı ve 2010’a Bakış” raporunda, piyasalarda canlanma beklendiği belirtildi. Raporda, bu yıl İstanbul ofis piyasasına yaklaşık 230 bin metre kare A tipi ofis alanının giriş yapacağı, kira oranlarında ise kiracı talebindeki artış ve kaliteli ofis arzının eksikliği sebebiyle, 2010 yılının ikinci yarısında yükselme beklendiği ifade edildi. İzmir’de de ofis yatırımlarının arttığına dikkat çekilen raporda, lojistik alanında da bu yıl kiracı talebinin güçlü bir geri dönüş sağlayacağı ve bunun kira rakamlarına olumlu olarak yansımasının beklendiği belirtildi.
Şirketin Türkiye Başkanı Avi Alkaş da Anadolu Ajansı’na geçen ay yaptığı açıklamada, “Halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren Tesco, Metro, Darty ve Electroworld gibi büyük ana kiracıların yanında, İzmir’de ilk mağazasını açan Best Buy, Mediamarkt, Leroy Merlin ve Baumaxx gibi perakende markalarının Türkiye pazarında genişleme hedeflerinin olduğunu görmekteyiz. Ayrıca Decathlon, Basler, Aftershock ve Bijou Brigette, Paris Hilton gibi uluslararası giyim ve aksesuar markaları 2009 yılında Türkiye pazarına giriş yaptı. Yine bu dönemde zorlu ekonomik koşullara rağmen lüks perakende markaları da Türkiye pazarına yatırım yapmaya devam etti. Lüks markaların genişleme stratejileri, cadde perakendeciliğine olan güçlü talebin ana sebeplerinden biri oldu. Brioni, Hermes, Prada ve Mont Blanc Nişantaşı’nda ilk mağazalarını açarken, Miu Miu da İstinye Park’ta faaliyete geçti. Gelecek dönemde Houblot ve Lanvin gibi lüks markalar da Türkiye’de mağaza açmayı planlıyor”

Arslan BULUT’un Yeniçağ daki “AKP İKTİDARI, HALKI KAZ YERİNE KOYUYOR” Yazısından alınmıştır.





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
FİZİK ÇAĞI BAŞLIYOR
19 yüz yıl fizik yüzyılı olmuştu.20 yüz yıl DNA’nın bulunmasıyla biyoloji damgasını vurdu. CERN’deneyi ile 21 yüzyıla Fizik damgasını vuracak gibi. Üstelik boyutlar ve kara deliklere açılan bu deneyin enerji, ışınlanma gibi olayları çözmesinin yanında mistik bir boyutu da var. Birçok dinsel öğenin ispatı ya da reddi gündeme gelebilir. Gelişmelere hazır olun.Ama aklınızdan Ispata’da düşen Atlas Jet uçağında hayatını kaybeden Engin ARIK’ında bu konular üzerinde çalıştığını unutmayınız.

"6 AY SONRA YENİ BULUŞLAR BEKLEYİN"

CERN'de görevli Türk araştırmacı Dr. Bilge Demirköz,"Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" deneyine ilişkin, "Bu deney başladıktan 6 ay sonra bizden yeni fizik buluşlarını bekleyebilirsiniz" dedi.
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görevli Türk araştırmacı Dr. Bilge Demirköz, evrenin oluşum sırlarını ortaya çıkarması beklenen ve dün en yüksek enerjinin açığa çıkarıldığı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" deneyine ilişkin, "Bu deney başladıktan 6 ay sonra bizden yeni fizik buluşlarını bekleyebilirsiniz" dedi.

Demirköz, dün CERN’deki deneyle ilgili izlenimlerini ve bilimsel gelişmeleri anlattı.

Barselona Üniversitesi Fizik Bölümünde Araştırma Görevlisi olan Dr. Demirköz, Oxford Üniversitesi’nde CERN’deki 4 deney setinden biri olan Atlas detektörünün iç yapımında çalıştığını, doktora sonrasında ise iki yıl CERN’de görev yaptığını anlattı.

Deneyde şu an itibariyle, saniyede toplamda 80-90 çarpışma yaşandığını ve deneyin saniyede 40 milyon çarpışmaya çıkmasının öngörüldüğünü anlatan Demirköz, deneyin amaçlarına ilişkin şöyle konuştu:
"Yerçekimi ve elektromanyetik kanunları gibi fizik kanunları bilim insanları tarafından bilinen kanunlar. Fakat son 50 yılda gördük ki yüksek enerjilerde fizik kanunları farklı çalışıyor. Evren başlangıcında sıcak ve yoğun bir ortamda oluşmuş. İşte biz de evrenin çok yoğun enerji ve sıcak bir yerde oluştuğunu bildiğimizden buradaki deneyi evrenin yapıtaşı olup, burada çarpıştırdığımız ufacık protonlar için büyük patlamaya benzetebiliriz.
Büyük patlama sırasındaki fizik kanunlarının şu an etrafımızda gördüğümüz fizik kanunlarından farklı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu fizik kanunlarını anlamak istiyoruz. Mesela biz şu anda üç boyutta yaşıyoruz. Artı bir boyut olarak zamanı koyduğumuzda 4 boyuta çıkabilir. Ama daha yüksek boyutlarda yaşıyor olabiliriz. Fakat farkında olmayabiliriz. Görmediğimiz boyutlar olabilir. Bu da evrenin sırrı olabilir. 
Bu boyutları şu anki doğada değil ama yüksek enerjilerde görme ihtimalimiz artıyor. Mesela burada bulmaya çalıştığımız olaylardan bir tanesi ekstra boyutların izini bulabilmek. Tüm maddeye kütlesini verdiğini düşündüğümüz ’Higgs’ parçacığını bulmaya çalışıyoruz. Bunun olduğunu tahmin ediyoruz ve varsa bulmak istiyoruz."
“Dünya rekoru kırıldı”  CERN’de halen deney verilerinin analizinde çalıştığını dile getiren Demirköz, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın 10 Eylül 2008’de en düşük enerjide çalıştırıldığını ve 19 Eylül’de ise hızlandırıcıda bir arıza olduğunu anımsattı.

Demirköz, dün yapılan deneyde yerin 100 metre altındaki 27 kilometrelik tünelde iki proton huzmesinin 7 trilyon elektron volt enerjiyle ışık hızına çok yakın bir hızla çarpıştırıldığını belirterek, şöyle konuştu:
"Deneyde, çarpıştırıcıdaki parçacıkların göreceli kütleleri arttırıldı ve bu nedenle de bu parçacıkların enerjileri arttı. Normalde 10 Eylül’de çalıştırıldığında bu proton parçacığının enerjisi sabit kütlelerinin 450 katında idi. Dünkü deneyde ise olduklarından 3 bin 500 kat daha kütleli hissederek hareket ettiler ve şu ana kadarki en büyük enerji açığa çıkarıldı.Dünya
 rekorunu kırdık. Bundan önce yapılan çarpıştırmaların 3 katı kadar enerji açığa çıktı." 
Deneyle birlikte veri akışının çok hızlandığını da dile getiren Demirköz,
"Burada detektörler saniyede 40 milyon kez veri alabiliyor. Bunu bir fotoğraf makinesine benzetebiliriz. Bundan da büyük miktarda veri ortaya çıkıyor. Buradan çıkan veriler de dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’ye de yolluyoruz. Bu enerji seviyesi yeni fizik buluşlarının önünü açan kapı. Burada bu deneyden itibaren bizden yeni fizik buluşlarını 6 ay sonra bekleyebilirsiniz. Ben bu deneyin bu enerji seviyelerinde doğanın bize daha önce hiç vermediği şeyleri vereceğini düşünüyorum" diye konuştu.

Demirköz, elde edilen enerjiyle 18-24 ay arasında veriler elde edeceklerini bildirerek, daha sonra hızlandırıcının bazı parçalarının yenilenerek üst teknolojiye çıkarılacağını belirtti. Demirköz, daha sonra deneye tekrar başlayacaklarını ve şu anki enerjinin de üst seviyelerine çıkacaklarını söyledi.

Demirköz, deneyde kara deliklerin oluşumuna ilişkin ise şöyle konuştu:
"Bu enerjiyle oluşsaydı, kara delikler zaten oluşmuştu. Deneyde bir çeşit kara delik çıkması mümkün ama onun adı aslında kara delik değil, mini kara delik. Bunlar mikroskopik boyutlarda bizim anladığımız şekilde evreni ve yıldızları yutan kara deliklerden çok farklı. Oluşup yok olabilen çok hızlı parçacıkların özellikleri. Halkımız korkmasın, bugünkü güçte kara delikler anlaşılan anlamda oluşmadı ve zaten oluşamazdı." 
"Cern’e üyelik Türkiye’nin prestiji"
CERN’de 100’e yakın bilim insanının bulunduğunu, Türkiye’den bilim insanlarının ise bir takım deneylere katılabildiğini anımsatan Demirçöz, şunları kaydetti:
"CERN’e üye olmadığından Türkiye’den özel sektör CERN’den ihale alamıyor. Biliyoruz ki CERN’den ihale alan şirketler çok hızlı büyüyor. Küçük ölçekli olanlar değerini yıllar içinde 3’e katlıyor.

CERN’e üye olursa Türkiye yılda 20-30 milyon İsviçre frangı ödeyecek. Ancak bu miktarın yarısı zaten Türk şirketlerine ihalelerle geri dönecek. Bu nedenle Türkiye için CERN’e üye olmak şanstır ve prestij meselesidir."
 

Sezer acı konuştu:Hukuk ayak altında

10. CUMHURBAŞKANI Ahmet Necdet Sezer, Yürütme’nin Yargı’ya hükmetmek istediğini söyledi. Anayasa değişiklik paketiyle ilgili olarak yakın çevresine yaptığı değerlendirmelerde Ahmet Necdet Sezer’in, “Hukuken söylenecek hiçbir şey yok. Hukuk ayaklar altına alınıyor” dediği belirtildi. Sezer’in ilk tepkisi pakete10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Anayasa değişiklik paketiyle ilgili yakın çevresine, “Hukuk ayaklar altına alınıyor” dediği belirtildi. Star’da yayınlanan habere göre, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı da yapan Sezer, yakın çevresine Anayasa paketiyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Sezer, yakın çevresine, “Hukuken söylenecek hiçbir şey yok. Hukuk ayaklar altına alınıyor” değerlendirmesini yaptı.Yargı bağımsızlığına aykırıSezer, “Bu değişiklik hayata geçerse tamamen ortadan kalkacak. Güçler ayrılığı güçler birliği haline gelecek” yorumunu yaptı. 1960 öncesi parlamentoda Tahkikat Komisyonu’nun oluşturulduğunu hatırlatan Sezer, “O zaman yasama, yargıyı da eline almıştı. Bu defa yasama değil, ama yürütme organı, yargıyı ele alıyor” dedi. Sezer, Anayasa teklifiyle ilgili “Referandumda ’evet’çıkarsa iptal kararı çıkmasını beklemek mümkündür. Çünkü yapılan düzenlemeler hukuk devleti ilkesine ve yargı bağımsızlığına açıkça aykırı. Türkiye’de demokratik devlet ilkesi kalmadı. Çünkü biz halk olarak ikinci seçmeniz. Genel başkanların belirlediği isimleri seçiyoruz” dedi.

1 Nisan 2010 Perşembe

ASKERLERİN TAHLİYESİ YANDAŞ BASINI ÇOK ÜZDÜ


Balyoz soruşturması kapsamında emekli Orgeneral Çetin Doğan, Tümamiral Semih Çetin ve emekli Korgeneral Engin Alan'ın da aralarında bulunduğu 19 kişi tahliye edildi. İkinci Ergenekon davası tutuklu sanıklarından Albay Cengiz Köylü ise soruşturma kapsamında tutuklandı. Böylece soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 7 oldu.

Tahliye edilenler arasında 11 muvazzaf, 8 emekli asker bulunuyor. 

"Balyoz Planı" iddiaları soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Tümamiral Semih Çetin ile emekli Korgeneral Engin Alan'ın tahliyesine karar verildi. 

Çetin ve Alan'ın avukatlarınca, tutukluluğun kaldırılması yönünde yapılan başvurular, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi Oktay Kuban tarafından değerlendirildi. 

Değerlendirme sonucu, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Tümamiral Çetin ile emekli Korgeneral Alan'ın tahliye edilmesine karar verildi.

Soruşturma kapsamında daha önce tahliye edilmeleri yönünde karar verilen 16 emekli ve muvazzaf askerin ardından bugün de Tümgeneraller Bekir Memiş ve İhsan Balabanlı ile emekli Orgeneral Çetin Doğan ve emekli Tümgeneral İzzet Ocak'ın da aralarında bulunduğu 19 kişi tahliye edildi. 

"Balyoz Planı" iddiaları soruşturması kapsamında, emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol, emekli Albay Emin Küçükkılıç ve emekli Albay Ali İhsan Çuhadaroğlu ile muvazzaflar Albay Murat Özçelik, Yarbay Ertuğrul Uçar ve Astsubay İmdat Çolak'ın tutukluluk halleri devam ediyor. 

İkinci "
Ergenekon" davasının tutuklu sanığı Albay Cengiz Köylü'nün, "Balyoz Planı" iddiaları soruşturması kapsamında da tutuklanmasıyla bu soruşturmadaki tutuklu kişi sayısı 7 oldu. 
Tahliye gerekçeleri

Bu arada, bugün 19 şüpheliyle ilgili olarak İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi Oktay Kuban tarafından verilen tahliye kararının gerekçeleri şöyle: "Kuvvetli suç şüphesi olgusunun bulunmaması", "Tutuksuz yargılamanın yargının amacına engel oluşturmaması", "Yüklenen suçların hukuki vasfının değişmesi ihtimali", "Bir kısım şüphelilerin mahkemeye sevk edilmeden doğrudan serbest bırakılması", "Mahkemeye sevk edilen bir kısım şüphelilerin hakimlikçe serbest bırakılması ve avukatların itirazı üzerine tutukluların mahkeme heyetlerince serbest bırakılması". 

Öte yandan, tahliyeleri kararlaştırılanlardan Hasdal Cezaevinde olanlar, işlemlerinin tamamlanmasının ardından cezaevinden çıktı. 

Böylece soruşturma kapsamında tutuklu asker sayısı 7'ye düştü.
Tahliye olanlar: (Muvazzaf askerler)

Tümamiral Semih Çetin
Tuğgeneral Bekir Memiş
Tuğgeneral İhsan Balabanlı 
Albay Mustafa Önsel
Albay Abdullah Zafer Arısoy
Albay Recep yıldız
Albay Yüksel Gürcan
Albay Levent Çehreli
Yarbay Hanefi yıldırım
Yarbay Ali Rıza Sözen
Astsubay Musa Fariz
Emekli askerler

Emekli Orgeneral Çetin Doğan 
Emekli Korgeneral Engin Alan tahliye edildi.
Emekli Tuğgeneral İzzet Ocak
Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli
Emekli Albay Ümit Özcan
Emekli Albay Suat Aytın
Emekli Albay Kubilay Aktaş
Emekli Albay Bülent Tunçay
Çetin Doğan: "Gecikmiş bir olay"

Balyoz soruşturmasında tahliye edilen emekli Orgeneral Çetin Doğan, Silivri Cezaevi'nden ayrıldı. 

Cezaevi çıkışı mutluluğu yüzünden okunan Doğan aracına binerken gazetecilerin tahliyesi yönündeki sorularını yanıtladı. 

Doğan, "Bana yazılan mektup ve çekilen telgraflarla Türk halkını arkamda, yanımda hissettim. Ordada bir görev yaptığıma inanıyorum. Adalet yerini bulacaktır ama gecikmiş olarak değil diyelim. İnşallah sonunda getiririz. Hep birlikte aydınlık günlere ulusça ulaşırız diliyorum" dedi.

Tahliye ile ilgili olarak da Doğan, "Gecikmiş bir olay demekten başka elimden birşey gelmiyor" diye konuştu.

Balyoz soruşturmasında tahliye edilen emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın avukatı Celal Ülgen ise tahliye kararı hakkında bilgi verdi. 

Celal Ülgen, "İlk günden beri Balyoz'un sahte bir plan olduğunu söyledim. 'Gerçekle ilgisi yoktur' dedim. Sözüm doğru çıktı. Gerçi tahliye, beraat demek değildir. Yargı aşaması devam edecek. Bu aşamada bütün gerçekler ortaya çıkacak. Türkiye'ye karşı kurulan komplo da çökmek üzeredir. Çöküş devam edecektir. Türkiye, her türlü olumsuzluğa rağmen aydınlık günlere ulaşacaktır" diye konuştu.
Cengiz köylü tutuklandı

Bu arada İkinci 
Ergenekon davasının tutuklu sanığı Albay Cengiz Köylü'nün 'Balyoz Güvenlik Harekat Planı' soruşturması kapsamında ikinci kez ifadesi alındı. 

Cengiz Köylü savcılık sorgusunun ardından 'Cebir ve 
şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek' iddiasıyla tutuklanma talebi ile mahkemeye sevk edildi. 

Köylü, "Cebir ve 
şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan tutuklanması istemiyle sevk edildiği nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı.

'Balyoz Güvenlik Harekat Planı' soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Hasdal Cezaevi'nden 23 Şubat'ta ifade vermek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na getirilen Köylü, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı.
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinde Cumhuriyet savcıları Mehmet Berk, Ali Haydar, Bilal Bayraktar ve Süleyman Pehlivan tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ilk tutuklama tarihi olan 23 Şubat 2010'dan itibaren mahkemeye sevk edilen 41 kişi tutuklanmıştı. 

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

27 Mart 2010 Cumartesi

Hukuku niye sevmiyorlar?


“Mayınlı araziyi el âleme verelim” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “YÖK kadrolarına kimi istersek, onu alırız” yönetmeliği çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.

“Maaşlı çalışanlar kümesteki yolunacak kazdır, bunların gelir vergisini artıralım” dediler, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Orman arazileri boş boş duruyor, oralara otel kurulsun” kararı aldılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Türkler kerizdir, tahvil gelirlerine yüzde 10 stopaj ödesin, yabancılar canımız ciğerimizdir, hiç ödemesin” uygulaması başlattılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Askeri yargıyı boşver, tanımayız” düzenlemesi yaptılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Memur ölene kadar çalışsın, çok istiyorsa, öldükten sonra emekli olsun” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Yabancı gelsin, canı ne kadar çekiyorsa o kadar toprak alsın” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Herkesin telefonu dinlensin, bu işin denetlemesini, Başbakan kimi görevlendirirse o yapsın” hükmüne vardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Memur kessin sesini, topluca şikâyet başvurusu yapmaya kalkarlarsa maaşları kesilsin” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Milli park hikâyedir, çevre raporuna filan gerek yok, nerede altın varsa, orayı siyanürlesinler” yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Çiftçilik belgesi olmuş olmamış hiç önemli değil, ben kafama göre, kime istiyorsam ona tarımsal destek vereyim” dediler, Anayasa Mahkemesi iptal etti. “Erkek yapıyorsa çapkınlıktır, kadın yapıyorsa
zinadır” 
yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.

*

“Ahali uyanmadan GDO sokuşturalım” yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu. “Kanun benim... İstediğim hâkimin, savcının telefonunu dinlerim” yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu. “Devlete ait arazileri canım kime istiyorsa ona tahsis ederim” dediler, Danıştay durdurdu. “Enflasyon oranı filan beni ırgalamaz, belediye otobüsüne yüzde 30, yüzde 50, istediğim kadar zam yaparım” kararı aldılar, Danıştay durdurdu. “Sınava gerek yoktur, liyakate ben karar veririm, kimi istiyorsam onu milli eğitim müdürü yaparım” dediler, Danıştay durdurdu. “İşime gelmeyen, biat etmeyen eczacının sözleşmesini feshederim” hükmüne vardılar, Danıştay durdurdu. “Elde avuçta ne varsa sattık zaten, Seydişehir Alüminyum'u da satalım” kararı aldılar, Danıştay durdurdu. “Doktorlar ukalalık yapmasın, alayını taşeron yapalım, mal gibi kiralayalım” dediler, Danıştay durdurdu. “Maç başladıktan sonra kuralı değiştirelim, imam hatipler bu seneki sınava farklı katsayıyla girsin” kararı aldılar, Danıştay durdurdu. “Tekel'i şakır şakır yabancıya sattık, bu işçileri ya kapının önüne koyalım ya da köle gibi çalışsınlar” hükmüne vardılar, Danıştay durdurdu. “Şeker fabrikalarını da Tekel gibi yabancıya satalım, nasıl olsa işçilerini 4C yaparız” dediler, Danıştay durdurdu. “Öyle her yerde içki içilmesin, sarhoş bunlar, karantina bölgeleri yapalım, vebalı gibi orada içsinler” kararı aldılar, Danıştay durdurdu. “Özürlülerin ne kadar özürlü olduklarını nüfus cüzdanlarına yazalım, kimliğini gösterdiğinde bilelim ne kadar özürlü olduğunu” yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu. “İlköğretim çocuklarına okutmak için, içinde Atatürk'ün olmadığı Türkçe kitabı”yaptılar, Danıştay durdurdu.

*

Örnek çok.

*

E niye sevsinler ki hukuku?
yılmaz Özdil

25 Mart 2010 Perşembe

TWO MINUTE-İKİNCİ YUMURTA MARKASI



TWO MINUTE
Evrende hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir. Doğada bunu görmek çok olası. Herkesin bildiği “yılanları öldürürsen köyü fareler basar” mantığı. Bu görüşleri getirir tüme varımla “evrendeki her şey yararlıdır, doğal dengede, besin zincirinde bir görevi vardır” sonucuna bağlarız.
Ama illada ben zorlayacağım dersen akla “sivrisineğin ne faydası var ?” gelir.
Hatta biraz daha abartırsan hayvan hakları, hayvanları koruma dernekleri var. “Sivrisinekte hayvan onu da koruyalım” oluruz.
Doğada böyle de siyasette nasıl?
Yani Türkiye’yi yönetenler politikaların da bağımsız mı?
AKP döneminde yılan/fare ilişkisindeki gibi İsrail/Türkiye ilişkisine şahit olduk.
Burada yılanın kim? Farenin kim? olduğuna siz karar verirsiniz.
Fareler ölürse yılanlar çoğalır ama aç kalır. Bu nedenle farelerin tamamen kazınmaması ve bazı dönemlerde beslenmesi bile gerekli. Hatta farelerin yılanlardan küçük, zararsız ısırıklar alması, farelerin daha keyiflenmesi, semizleşmesi, yağlanması kanlanması ve yılanlara daha lezzetli yemekler olması için gerekli.
Gecenin dördünde kalkıp bunları yazmak, daha yeni pkk’nın resmi bayramına dönüşmüş newroz ateşinin üzerinden atlamışlara çok newrotik bir tutum gibi gelebilir.
Ama bu ülkede uyumayanlar, uyuyamayanlar da var.
2011 de seçimlere gireceğiz.
AKP’nin  kan kaybetmesine siz coğrafyamızın ve çağımızın en kanlı emperyalistti İsrail’in kayıtsız kalacağına inanıyor musunuz?
İsrail kendinden küçük ısırıklar almasına izin verdiği en yağlı faresini kaptırmak ister mi?
Üstelik denenmiş ve sonuçları gözlenmiş “one minute” ısırığının yerel seçimlerde %30 lar da ki oylarını %38 lere zıplattığını gördükten sonra. Bir şov ve %6 ila %8 oranında yağlanma.
Üstelik farelerde bunu fark etti. Yaramazlık yapıp fazla koşturup zayıflarsa gidip yılanlardan küçük zararsız ısırıklar alıyor artık. Alçak koltuk operasyonuna gereğinden fazla bağırıyor örneğin. Ama yağ stokları dolunca her şey unutuluyor.Herkes yerli yerine.
“one minute”  “siz çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye bağıranlar aynı sertlikte TBMM kürsüsünden mayınlı arazileri 49 yıllığına yılanlara verilmesi için daha fazla bağırıyor. Günlerce bağırdı da. Tüm kanallarda bağırdı.

Adana Ceyhan’a inen boru hatlarının kurnasını İsrail’in Askelon Limanına bağlama anlaşmaları yaptı.
NATO üyesi değilken İsrail ile Akdeniz tatbikatı yaptı.
Parası ödenmiş casus uçak Heronların akıbeti ne olduğu belli değil. Teslim edilenler test uçuşlarında çakıldı.
Tam millet 2010 Noel (artık yılbaşı değil çünkü) hazırlığı yaparken İsrail’le havacılıkta bir anlaşma yapıldı ve Isparta’da nükleer hızlandırıcı projemizin bir numaralı fizikçisi Engin ARIK katili şirket Atlas Jet anlaşma imzaladı.
Tanklarımızı İsrail’e modernize ettiriyoruz. Ama milli tank projesini yürüten ve F-16’ların yazılımını Türkleştiren zehir gibi üç ASELSAN mühendisimiz intihar ediyor. Nedense ne Engin Hanımın nede ASELSAN mühendislerimizin çalışmalarının olduğu dizüstü bilgisayarları bulunamıyor. Emekli Korgeneral Engin ALAN neden içerde? ASELSAN yönetim kurulu başkanı olduğu için değil mi? TSK’yı Güçlendirme Vakfı Başkanı olduğu için değil mi?
Emekli olduğu halde rahat durmadığı için değil mi?
Apo ve Sakık hırtolarını paketleyip getirmesini falan saymıyorum. Bizzat şuan yapmakta olduğu işler İsrail çıkarlarına aykırı olduğu için içerde değil mi?
Siz kimi kandırıyorsunuz kuzum.Saat 5,30 oldu uyumuyoruz.
Yani bizim fareler yılanlardan besleniyor. Yılanların koynunda geziniyor.
Seçime çok yakın, tahminen birkaç ay evel. Daha önce olursa unutulur soğur, bazı şeyler deşifre olur ve halka anlatılır. İlk sinyalleri görünmeye başladı ve yoğunlaştı. Yandaş medya da zaten sıcak tutuyor. Halkı hazırlıyor. Yılanlar farelere en büyük ısırığı vermeye hazırlanıyor.
“Kudüs başta olmak üzere” coğrafyanın karışmasına hazır olun.
“Two minute” % kaç yağ yapar bunu birlikte göreceğiz.
İkinci yumurta markası geliyor.
Afiyet olsun.
  



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

23 Mart 2010 Salı

BİZANS SUYU

Pkk’dan hapiste olup çıkartılıp milletvekili yapılan Sebahat Tuncer soru önergesi vermiş.
Şöyle diyor: “1. İncirlik’te kaç adet Amerika’ya ait taktiksel nükleer silah (B-61 tipi nükleer silah) bulunmaktadır?
2. Hükümetin ABD nükleer silahlarının Avrupa’da ve Türkiye’den çekilmesi konusunda tutumu nedir? Hangi şartlar altında hükümet bu silahların çekilmesine onay verir?
3. Yeni NATO stratejik konsepti hazırlanırken, Türkiye’nin nükleer silahların rolü konusunda tutumu ne olacaktır? Türkiye’de bulunan silahların geri çekilmesi için bir girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız, bir kaç ay içerisinde gerçekleşecek NATO toplantısında geri çekilme talebiyle ilgili resmi bir tutumunuz olacak mıdır? Düşünmüyorsanız, bunun gerekçesi nedir?”
Çok iyi.

Diyarbakır belediye başkanı Osman Baydemir’de nevruz kutlamalarında
“Kürdün Türke, Türkün Kürde kurşun sıkması haramdır”
Demişti.
Ne mutluluk verici.
Ben size bütün bu masalların arkasında yatanları anlatayım isterseniz.

AKP’nin Anayasa değiştirilip işlenen bütün suçlardan arınma politikasına ihanet kardeşliğinin AYRILIKÇI KÜRT ayağının desteği bu. Kıçına kadar ABD’nin donunu giymişler bir anda ABD’ye kafa tutar; ABD’yi sorgular olmuş. Nükleeri gündeme Sebahat Tuncer getiriyorsa bilin ki bu bombalar işe yaramayacak derecede deforme olmuştur.
Oysa defalarca soru önergesi getirildi ama tık yok.
Eğer AKP kalkar bu soru önergesinden sonra bir şeyler yaparsa hiç şaşmayın.
Kapat İncirlik ABD üssünü.
Bu yemez.
İncirlik İran operasyonunda lazım.
Türkiye İran’la savaşa İncirlik’ten kaçan bir bombayla yada kalkan bir uçakla sokulacak çünkü.
Ama çürümüş bir iki bombayı pkk’nın soru önergesi üstüne çekmesini sağlayarak hem ayrılıkçı Kürtleri hem de AKP’yi parlatmayı deneyebilirler.
İran’a da “bak gardaş biz ABD’nin müttefikiyiz ama nükleerlerini bile çektirdik” gibi bir imaj çizile bilir.
Aslında İran için en tehlikeli ABD üssü Türkiye’de dir. Yani İran’a karşı ABD’yi gizlemiş olur. Yine ABD çıkarları için.
Muhtemelen de böyle olacak.
Osman’a gelince bu cümleleri kullanırken bile gözleri kin ve nefretle bakıyordu. Bayramda değil sanki savaş alanında. Zaten görüntülere yansıyanlarda tam bu zeminde. Ama bu cümleler böyle rast gele söylenen sözler değil. Osman talimatsız konuşabilir mi sanıyorsunuz?
Anayasa değişmeli.
Şimdi tek hedef bu.
Çünkü bağırarak çağırarak değil; ABD’nin tam güdümünde ama ABD karşıtı görünerek bunlar başarıla bilir.
ABD pkk’da 5 aşamada.
1.Örgütü oluşturdu yedirdi içirdi besledi, donuna kadar giydirdi ve yeterli kan akıttırdı.
2.Liderini yakalattırdı.
3.Pkk’yı komünist çizgiden çıkarıp dindar yaptı. Pkk görüntülerinde imam kılıklı herifler görünmeye başladı.
4.Yeşil ihanetle ihanet kardeşliğini kurdurttu; siyasallaştırdı.
5.Komutanların düzmece tertiplerle içeriye alındığı bu dönemde normalleştirme sürecine sokuluyor.

Komutanlar içeri girdi terör bitti imajı.
Halk bu masalı yerse ne olur?
TSK gereksiz bir kurum olur. Buna inanır.
Buna inanırsa da TSK halk desteğini kaybeder, işte o zaman AKP ABD’nin emirlerini hiçbir direnç görmeden uygular.
İran ile savaşa gireriz ya da Afganistan’da ABD çıkarları için köpek gibi savaşırız. Adamlar bizi silahlandırır ve seyreder.
Biz biterken onlar Anadolu’da şirketler kurarlar.
Amerikanlar, İsrailliler, Rumlar; İngilizler ve Fransızlar Boğazda Apo ile Türk rakısı kadehlerini tokuştururlarken Erdoğan ve Gül’de  yedi tepeli ülke   Bizans'ın buz gibi suyunu kadehte içerler.
Olan budur. 




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
KATİLLER KAPIYI ÇALDI


İRAN SAVAŞI GECİKTİ
ÇÜNKÜ: İRAN İÇİN ÖZEL YAPIM SİLAHTA TEKNİK ARIZA ÇIKTI.
BU YILIN ORTASI EN GEÇ SONUNDA SORUNLAR HALLEDİLİYOR





İran'ın katilliğine soyunan ülkelerin arasında biz yok muyuz sanıyorsunuz?
İran savaşını ABD yani diğer adıyla Siyonist İSRAİL başlatacak. Bombalayıp kaçacak.
Ama biz savaşacağız.
TSK'nın direnmemesi için miskinleştirilmesi gerekli.
Konuşamayan “konu yargıda” falan diyen genelkurmay gerekliydi.
 Tamamlandı.
“Yüksek yargı ile dalga geçiyorlar” diyen HSYK başkan yardımcısının sözlerini umursamayan iktidar gerekli, kamuoyu gerekli, medya gerekli.
Hepsi tamam.
Türkoğlu, Türk kızı ölmeye hazır ol.
Yeni yüzyıl yine senin üzerine yıkılıyor.
Kimimiz öleceğiz, kimimiz Tayyip’in şiirlerini vaazlarını, masallarını dinleyeceğiz.
Çünkü;AKP onun için var.


İskoç Sunday Herald gazetesi ABD’nin İran saldırısını deşifre etti.
Körfez ülkelerinin den Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’e hava savunma sistemleri kurulacak.
Amerika'nın Körfez'de sürekli özel destroyerler bulunduracak.
Destroyerler orta menzilli füzelere karşı özel radar ve önleyici füzelerle donatılı olacak.
Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Adası'na füze ve yeni yapım sığınak delicilerin nakli tamamlandı.
195 akıllı Blu-110 ve 192 adet bir tonluk Blu-117 kodlu sığınak delici bombalar var. Bunlara ilaveten Blu-387 kodlu bombaların olduğu da söyleniyor.
Tamamen İran'ı imhaya hazırlanıyorlar. Amerikan bombardıman uçakları bu çerçevede İran'daki 10 bin hedefi birkaç saat içinde imha etmeye hazırlar.
Ayrıca ABD İran’da yeni nesil sığınak delici geliştirmiş. Özel yapım bu sığınak delici
MASSİVE ORDNANCE PENETRATOR (MOP) olarak anılıyor.
Bomba yaklaşık 15 ton ağırlığında ve 6 metre uzunluğunda olup mevcut sığınak delici bombalardan en az 10 misli güçlü ve etkili olduğu söyleniyor. Amerika işte bu bombayla İran'ın yer altı tünel, tesis ve sığınaklarını imha etmeyi planlıyor. Bu konularda Amerika'nın muhtemelen başka planları ve silahları da var.







"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME YAHUDİ GAZETESİNDEN: