12 Mart 2010 Cuma

SEN NİYE UMURSAYACAKSIN Kİ
SENİN GÖREVİN BAŞKA

Artık ciddi ciddi düşünmeye başladım.
Avrupa ve ABD Tayyip Erdoğan’ın iyi bağırdığını keşfetti.
Her bağırdığında oyları patladığını gördü.
Yani halk yiyor.
O zaman ne yapalım?
Biraz daha bağırma fırsatı verelim, şov yapsın.
İslam’a hizmet ödüllü, Yahudi cesaret “Davut Boynuzu” ödüllü tek Müslüman, Tayyip Erdoğan;
Nam-ı değer Davos Fatihi
Kükresin.
Şahlansın.
Versin coşkuyu halka.
Versin şiiri.
Versin gazı.
Allah Allah kim tutar be.
Oylar patlasın.
AKP’ye vermeyen çatlasın.


Ama coşkuyu verirken gazı iyi ayarlamak lazım.
Halk infiale gelip Türkiye’deki Ermenileri, Yahudileri, Rumları yemesin.
O zaman ne yapmalı?
Çankaya’nın sakini sakinleştirsin.
“Önemli değil bunlar yaa.” falan desin.
“Kıytırık şeyler”
“Ciddiye bile almaya gerek yok” desin.
Toplumun gazını alsın.

Ahada bitti gitti.
Elde ne var şimdi? Siyonist, emperyalist çetenin:
*BOP için gerekli olan Ermeni soykırım yalanını ülkelerin meclisinden ite kaka geçti gitti.
*Süryani ve Pontuslara da soykırım yaptığı gibi bir yalan da gündeme getirildi. Yeni zehirli tohumlar ekildi.
*Sevr gündeme geldi.
*Yıllarca aranıp ta bulunamayacak AKP’nin; bir kez daha Türk halkının başına iktidar yapıla bilmesi için iyi bir propaganda yapıldı.
OH OH SUYUNDANDA KOY.
DAHA NE OLSUN.
KISA MART’IN KARI.
Levent kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
ATANIN VEFAT ETTİĞİ YERDE BİZANS'I GELİN KURUN DEDİ

YORUM YARIN

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

11 Mart 2010 Perşembe

T.S.K KARPUZ TAŞIYACAK DEĞİL YA

Bir asker arkadaşıma sordum:
“Nedir bu kamyonlar” diye.
Cevabı çok netti:
“Devamlı bu şekilde gönderiliyor. 20 yaşındaki çocuklara mı emanet edelim?”  
Ve ekledi:
 “Daha karakola kamyon varmadan TRT’de kamyonda şu kadar el bombası yakalandı diye haber yapıyorlar”


Gerçektende böyle oldu.
Bu kesinlikle bir yanılma değil.
Tam anlamıyla Dezenformasyon.
Dezenformasyon tam ne demek.
Dezenformasyon; yanlış bilgiyi kabul ettirecek kadar doğru bilgi verme sanatıdır.
Evet; beyaz bir kamyon Ankara’nın sokaklarından geçiyor.
Doğru.
Bu kamyon içerisinde belli adet el bombası taşıyor.
Doğru.
Bu kamyon Türk Silahlı Kuvvetlerine ait.
Buda doğru.
Bir ihbar geldi.
Hadi buda doğru diyelim.
Polis yakaladı.
Doğru.

Ama bunu bu şekilde son dakika haberi olarak geçer ve kamyonun kıçınada  kameraları takarsan, izleyenlerde ne olur?
Endişe.
İstenen de buydu ve başarıldı.
Bunun adı dezenformasyondur işte.

TSK Ergenekon ya, Ergenekon cephane taşıyor olur.

Üstelik Ankara’nın meşhur “ Gölbaşın’da yakalandı” falan dersen; TV taklacısı prof.lara bir ay takla atacak malzeme verirsin.
Ve bu TV taklacıları kıvıra kıvıra :
Ne den?
Sivil kamyon………….
Neden? kortej yok……….. 
gibi bir sürü soru yumurtlarlar.
İşte burada yukarıdaki sözler anlam kazanıyor.

Ben sorumlu asker olsam; bu cephaneyi helikopterle gönderirim.
Olmadı sivil kamyonla gönderirim.


TSK’nın gözünü oymaya çalışan içte ve dışta bir sürü rezil varken;  bunu kesinlikle böyle yaparım.
Taklalara da şu cevapları verirdim:

1-Askeri kamyonla gönderip neden hedef yapayım?
2-Sivil kamyonla gönderdiysem; neden konvoy takayım?Belli edeyim.
3-Konvoy takacaksam neden sivil kamyonla göndereyim?

Bu akşam TV taklacıları taklaya başlar.
Ama kimsede kalkıp
“T.S.K KARPUZ TAŞIYACAK DEĞİL YA”
Demeyecek.
Bari biz diyelim.
Levent Kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
RECEPLİ DEVLETİ
Obama Osmanlıyı istemiyor.
Osmanlı'ya ABD vergi ödüyordu.

Ama Recepli.
ABD güdümünde Suudi Arabistan gibi.
Kral olur.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

10 Mart 2010 Çarşamba

ENTROPİ

Artık Türkiye Cumhuriyeti tarihine görevdeki askerleri sivillerin tutuklama lekesi bulaştı.
Şimdilik ABD, NATO, AB karşıtları, PKK’la tam anlamıyla mücadele etmişler tutuklandı.
Ama bilimde entropi denilen bir şey vardır.

Yada her yazın bir kışı, yada her ilk baharın bir sonbaharı.
Yıllık sıcaklık ortalamalarını alsan tep aynı çıkar.
Bu nedenle küresel ısınmadan bahsediliyor.
Bu dengenin 4 derece ortalamanın artması  kara üzeri buzulları eritiyor ve dengeler şaşıyor.
Lakin kendi sıvısı içerisinde eğriyen buz seviye yükseltmez.
Küresel ısınma domuz gribi gibi bir yalan olduğu için tabi bu da söylenmez.
Aynı Nükleer santrallerin küresel ısınma yaptığı yalanı gibi.
Gaz salmayan hiçbir şey sera etkisi yapmaz.
Ama buda söylenmez.
Çünkü nükleer güç sadece kendi ellerinde olsun istenir.
Enerji demek hayat demektir, çağdaşlık, zenginlik demektir.

Şimdi
Türkiye Cumhuriyeti tarihine görevdeki askerleri sivillerin tutuklama lekesi bulaştı.
Şimdilik ABD, NATO, AB karşıtları, PKK’la tam anlamıyla mücadele etmişler tutuklandı.
Tam Ulusalcı,tam Atatürkçü orası burası oynamayan “bana ne “ demeyen,yüzünü Avrasya’ya dönenler.
Ama entropi var.
Düzensizliğin dengesi.
Birçok kişi birçok şey söyler bu kavram için,ama doğa her zaman er yazda geç dengesini bulur.
Dünya gibi durmadan dönersen geoid olursun.
Ortadan şişer kutuplardan basılırsın.
Depremde ilk yıkılan binalar balkonları tek tarafta olanlardır.. veya bz.
Şu an dünyanın balkonları ne tarafta dersiniz?
Yada AKP’nin balkonları.

Türkiye Cumhuriyeti tarihine görevdeki askerleri sivillerin tutuklama lekesi bulaştı.
Şimdilik ABD, NATO, AB karşıtları, PKK’la tam anlamıyla mücadele etmişler.
Ama entropi var ve doğa kurallarını kendi koyar.
AKP'yi ,ABD falan da  takmaz.
  



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

9 Mart 2010 Salı

ERMENİ YOK SİYONİST ÇIKARLAR VAR

Ermeni soykırım yalanlarının arkasında “Siyonist Yahudiler var” diyorduk.
4 Mart’ta Temsilciler Meclisinde 23 evet 22 hayır ile Türkiye aleyhinde sonuçlanan “Ermeni Tasarısının arkasında da Siyonist Yahudiler var” diyorduk.
Hatta “ABD İsrail’in müttefiki değildir; ABD zaten İsrail’dir” diyorduk.
İşte ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve başkan Obama’yı bile umursamamasının nedeni bu. Onlar sadece ABD adında görünen ama aslında Siyonist İsrail’in hizmetkarları.Dediklerimizi anlamak için önce okuyunuz:



İşte söylediklerimizin ispatı Tarihçimiz Cezmi YURTSEVER'den geldi.


AMA ÖNCE:OYLAMA ANLARI ve  OLANLAR

ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde tartışmalı bir oylama süreciyle Ermeni tasarısını 22'ye karşı 23 oyla kabul etti. Sürece başkanlık eden isim ise Yahudi kökenli Demokrat siyasetçi Howard Berman'dı.

ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde Ermeni tasarısının tartışmalı kabul sürecine damgasını vuran isim, komitenin Yahudi kökenli Demokrat başkanı
Howard Berman oldu.

Oylama için zamnın dolmasına rağmen süreyi birçok kez uzatan, tasarı lehindeki oylar öne geçer geçmez ise oylamayı bitiren Berman, oylamadan önce söz alarak,
"Tasarının kabul edilmesi için uygun zaman değil" tezini savundu.

Komite üyelerine tepki gösteren Berman, Kongre üyelerinin sözünü keserek, tarafını açıkça belli etmekten çekinmedi:
“27 yıldır bu kongredeyim ama 27 yıl boyunca bu tasarı için hiç uygun zaman olmadı.”
Berman, oylamanın TSİ 21.15 ile 21.45 arasında yapılacağını açıkladı ancak buna uymadı. Oylamada, 20'ye karşı 22 'hayır' oyunun ortaya çıktığı anlarda saatler 21.45'i gösteriyordu ve Berman, önceki açıklamasıyla çelişkili bir şekilde oylamayı uzatarak salonda bulunmayan 4 milletvekilini bekledi.

Oylama süresi önce TSİ 22.20'ye sonra da 22.30'a uzatılırken, oy kullanmayan 4 komite üyesinden üçü salona gelerek tasarı leyhinde oy kullandı. Denge TSİ 22.45 sularında tasarı leyhinde 22'te karşı 23 olarak değişir değişmez, Komite Başkanı Berman, son milletvekilini beklemeden oylamayı sonlandırdı. 

OBAMA YÖNETİMİ UYARDI
Oturumdan hemen önce Obama yönetimi kongreye Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarının geçmemesi için tavsiye bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton konuyla ilgili uyarıda bulunmak için Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komite Başkanı'nı aradı. Cilnton tasarının geçmesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini de riske atacağını belirtti.
Bu arada ABD Başkanı Obama tasarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü aradığı belirtildi. Ancak daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ABD Başkanı Barack Obama ile dün yaptığı telefon görüşmesinin dışında ikinci bir görüşme gerçekleşmediği kaydedildi.



YAHUDİ ASILLI BERMAN'IN "ERMENİ SOYKIRIMI OYUNU!

*ABD’nin California eyaletinden seçilen ve 4 Mart 2010 tarihli Temsilciler Meclisi oylamasında Türkiye karşıtı oy verme ve sonucu etkilemekle gündeme gelen Howard Lawrence Berman,aynı zamanda Siyonist düşüncenin de savunucusudur.
*Berman’ın isminin başında LAWRENCE yazısı da vardır. Ünlü İngiliz casus Lawrence’ye hayranlığı yansıtır.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinden milletvekili  seçilen ve Temsilciler Meclisinde Dış İlişkiler Komitesi Bakan yardımcılığı  görevinde bulunan Howard Lawrence Berman’ı yakından tanımak lazım.
Çükü Berman,4 Mart 2010 günü gerçekleşen Ermeni Soykırım Yasa teklifinin 22’ye karşı 23 oyla kabul edilmesini sağladı.

ORHAN PAMUK’U KAYNAK GÖSTERDİ

Berman oylama esnasında yaptığı konuşma ile “ Türkiye’nin ABD’nin bölgesel en yakın müttefiki olduğunu biliyorum. Ancak bu durum  tarihte yaşanmış olan Ermeni soykırımına gözlerimi kapatmamı sağlamaz. Ben İstanbul’daki Osmanlı Arşivi belgelerini görmedim.Ancak çok sayıda bilim adamı ve tarihçi Ermeni Soykırımının gerçekleştiği görüşünde hem fikir. Nobel ödülü Orhan Pamuk bile görüşlerini açıkladığı için ülkesinden uzaklaştırılmak durumunda kaldı”.açıklamasında bulundu.  

İSMİNDE ÜNLÜ CASUS LAWRENCE YAZISI VAR   

Berman’ın biyografisi araştırıldığında soy isminin önünde Türk tarihçilerinin yakından bildiği ünlü bir kişinin adının yansıdığı görülüyor. Adı geçen kişi ise Osmanlı ordularını arkadan vuran Arap isyanının planlayıcılı İngiliz casus Albay Lawrence’nin adını taşıdığıdır. Berman, ailesinden miras olarak devraldığı Yahudilerin Siyonist idealleri sayılan SİYONİST düşüncenin de savunucusudur. Türkiye’de son zamanlarda hükümetin İsrail karşıtı politika izlemesine bir tepki olarak ABD’da medya, ekonomi ve parlamentolarda büyük gücü bulunan Yahudi lobisinin önemli bir ismidir, Berman. Kendisi ile birlikte diğer Yahudi asıllı milletvekillerini de etkileyerek Türkiye aleyhinde Ermeni Soykırımı kararı alınmasını sağlamıştır. Bu gelişmelerden sonra Türkiye Ermeni soykırımı konusunda Ermenistan ile arasında yaşanan açılım politikasında en büyük engelle karşılaşmıştır. Bundan sonra Yahudi lobisi ile işbirliği halindeki Ermeni diaspora kuruluşlarının yapacağı Türkiye’ye  karşı soykırım propaganda çalışmalarını durdurmak mümkün olmayacaktır.

BERMAN’IN KİMLİĞİ

Aşağıda Berman’ın Wikipedia ansiklopedisinde yer alan kimlik bilgilerini veriyorum.

Howard Lawrence Berman

1983'ten bu yana Kaliforniya 28. bölgeden ABD Temsilciler Meclisi üyesi olan Howard Berman, 2008'den beri ABD Temsilciler Meclisi'nin Dış İlişkiler Komitesi Başkanlığını yürütmektedir.

Yaşamı

Eleanor Schapiro - Joseph Berman çiftinin oğlu olarak Kaliforniya'nın Los Angeles kentinde 1941 yılında dünyaya gelen Howard Berman, ortaöğrenimini 1959'da Alexander Hamilton Lisesi'nde tamamladı. Daha sonra yükseköğrenimini yapmak üzere girdiği Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles'a girdi ve 1962'de uluslararası ilişkiler, 1965'te de hukuk bölümünden mezun oldu.
Üniversitede okurken,Demokratik Parti'nin gençlik kolu olan Genç Demokratlarda aktif olarak görev yaptı. Mezuniyetinin ardından bazı gönüllü çalışmalarda bulundu. 1967 ile 1969 yılları arasında Genç Demokratların Kaliforniya başkanlığını yaptı. Demokratik Parti'nin birçok kurultayına delege olarak katıldı.
1973'te Kaliforniya Eyalet Kurulu'na girdi ve bu üyeliğini 1982'ye dek sürdürdü. 1974 ile 1980 yılları arasında Kaliforniya Eyalet Kurulu çoğunluk liderliği yaptı. 1983 yılında ise Kaliforniya 28. bölgeden ABD Temsilciler Meclisi'ne seçildi.
Ermeni göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir seçim bölgesinden seçilen Howard Berman, 1915 Olayları'nın "soykırım" olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Yahudi olan ve İsrail'e büyük destek veren Berman, bir röportajında 

"Demokrat olmadan önce Siyonist’tim" demiştir.

1979'da Janis Gail Schwarz'la evlenen ve bu evlilikten Brinley ile Lindsey adlı 2 çocuğa sahip olan Howard Berman, siyaset yaşamını hâlen Demokratik Parti'de sürdürmektedir.





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

YENGELERİM ARABA İSTEMİYOR



SUBAY EŞLERİ ATA’NIN BU SÖZLERİNİ HATIRLIYOR.
ANITKABİR'DE ATA'NIN HUZURUNDAYDILAR.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

7 Mart 2010 Pazar

YALANDAN KİM ÖLMÜŞ?



Yahudi lobilerinin taktiğini hala bilmeyen var mı dünyada?
Biri destekler, biri karşı geliyor görünür.
Hatta meşhur sözleri “x Yahudileri temsil etmiyor” dur. Ama bu x durmadan değişir. Siyonist çıkarlara tepki oluşturacak bir olay yapmış; ama aslında mutlaka da yapılması gerekendir ve bu yapılır. Sonra diğer Yahudi lobileri diğerine kızar ve “x Yahudileri temsil etmiyor” derler ve çıkarlar işin içinden.
Şu çok iyi biliniyor ki Ermeniler Yahudilerden tam destek almaktadır. Hatta Ermeni soykırım yalanlarının ortaya çıkması holocaust (Yahudi soykırımı) başarısından sonra ortaya çıkmıştır. Oysa Hitler ne kadar katilse Siyonist İsrail’de o kadar katildir. Ama İsrail katliamları görülmez. İlla da görülecekse ya da görülmüşse bunu ilk dile getiren yediği içtiği ayrı gitmeyen birinin onlara “one minute” demesidir. Böylece Siyonizm’e karşı oluşan tepkide bile İsrail çıkar hanesine kazanç olarak yazılabilir. Dikkat ediniz İsrail’e her kafa tuttuğumuzda İsrail kar etmiştir ve bizden bir şeyler kopartılmıştır. Mayınlı arazimizi İsrail’e 49 yıllığına vermek için yapılan tartışmalar tutun Heron casus uçaklarının akıbetine, Petrol boru hatlarının ucunu İsrail’e uzatma anlaşmasına kadar birçok taviz verilmiştir. Defalarca tv de “BOP eşbaşkanıyım” diyenlerden de başka bir şey beklenmezdi sanırım.
Neden mi?
ABD yönetimin kendisi BOP (Büyük Ortadoğu Projesi),GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) aslında BİP'nin (Büyük İsrail Projesi) proje babalarıdır.Bunun içerisinde dev ve köklü ulus devletlerin parçalanması güdük, yönetimi,sömürüsü kolay devletlerin oluşumu vardır.Kurulması hedeflenen Kürdistan ve kurulu Ermenistan tam bu güdüklerdir.BİP’in sömürüsü olması hedeflenen bu yapıların ikisi de Siyonizm ve İsrail tarafından desteklenmektedir ve bunu sağır sultan bilmektedir.Burada "ABD İsrail değil ki" diyenler çıkabilir.
İsrail ABD’nin müttefiki değildir.
ABD İsrail’in ta kendisidir.
Ama ne yazık ki bunu oradan buradan göçmen gelmiş toplama ABD vatandaşlarının birçoğu dahi bilmezler. Çünkü tüm ekonomisi, para basma yetkisi ve siyaseti, yargısı Siyonistlerin elinde olan ABD kendi halkını da bilinçli olarak cahil, tüketim manyağı obezlere bilinçli olarak çevirmiştir. ABD gerçek zulmü (belli bir zümre dışında) kendi halkı görünenlere de yapmaktadır.
Böylece filmlerle, reklamlarla istediği gibi yönlendirile bilen, hatta filmleri gerçek sanan ve dünyanın birçok ülkesinde neden savaştığını bilmeyen göçmenler sürüsü oluşturmuştur. ABD dünyayı iki yalanla yönetir.
Silah ve filmler. Dünyada hakim para dolar olduğu için ve doları birkaç Siyonist aile karşılıksız basabildiği için ve toplama, cahil ABD halkı bunu devlet bankası sandığından ve tüketim manyağı yapıldığından her yere kolay sürülüp cinayet işletile bilir. 


FBI ve CİA ile direk temasta olan thing tank denilen düşünce kuruluşları aracılığıyla dünyanın her köşesinden satın alınmış, paraya tapan tiplere kendi ülkeleri veya yakın coğrafya hakkında raporlar hazırlattırılıp zayıf noktaları tespit edilir ve gereken gerektiği zaman yapılır. Bu karşılıksız üretilen yeşil dolar hizmetkârlarına da bir sürü süslü ön ekler, kısaltmalar eklenir ve kendi ülkelerinde adam yerine konulması sağlanır. Adam yerine konulan bu hizmetkârların kesinlikle kendi ülkelerinin çıkarlarına olmayan raporları bir haltmış gibi birçok denetimden geçirilir ve medya aracılığıyla hedef ülkeye yollanır. Böyle hedef ülke insanları yapılmak istenen olaya alıştırılmış olur.
Hedef ülkenin siyasi eliti ele geçirilmişse ve hele de iktidar yapılmışsa işler çok daha kolaydır.
Yüzlerce lobi, thing tankların görevi budur.
Hedef ülke dirençli ise yapılanların tam karşısında bir görüntü çizilir. İnkâr edilir, hatta hedef ülkenin yanında görünülür.Ama hepsinde demokrasi,insan hakları,kadın hakları hatta çevre meseleleri kullanılır.
Kısacası yalandan kimse ölmemiştir.
Ve bu yeşil dolar hizmetkarları her görüştendirler.Siyasi İslamcıdır ama yeşil kart almasını Yunan papaz destekler.Hitler'dir ama Yahudi bankerler destekler.
Umarım anlata bilmişimdir.
Aşağıdaki haberi okurken düşününüz.
Ve 19 Eylül 2009 da Ahmet Reyiz Yılmaz'ın şu sözlerine iyi kulak verin.


ABD’Lİ YAHUDİ KURULUŞUNDAN
‘Ermeni tasarısına’ büyük tepki
Amerika’nın önde gelen Yahudi kuruluşlarından JINSA, 4 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde görüşülecek Ermeni tasarısına karşı çıkılması gerektiğini belirtti.
JINSA tarafından yayımlanan bir yazıda, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni tasarısının Kongre’den geçmesinin; ABD Dışişleri Bakanlığı açısından, Türk-Ermeni ilişkilerinin onarımına yardım teklifinde bulunmayı imkânsız hale getirebileceği ifade edildi.
TÜRK MUSEVİ CEMAATİ:
“Tarihi olayları parlamenterler değil, tarihçiler değerlendirmeli”
ABD Temsilciler Meclisi’nde oylanacak olan Ermeni tasarısı ile ilgili olarak Türk Musevi Cemaati de görüşlerini belirten bir bildiri yayınladı. Cemaatten yapılan açıklamada, tarihi olayların parlamentolar tarafından değerlendirilmesinin gerçekçi olmadığı ve tarafların çıkarlarına hizmet etmediği, bunun ancak tarihçiler tarafından çözümlenebileceği dile getirildi. Açıklamada, “Söz konusu tasarının komisyonda kabul görmesi durumunda, Türkiye-ABD ilişkilerinin zedeleneceği ve bu durumun Türkiye-Ermenistan ilişkilerine de hiçbir katkı sağlamayacağı görüşünü taşımaktayız” ifadesi kullanıldı.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
YANİ DİYOR Kİ
CİA’nın düşünce kuruluşu; onların değimiyle think tankı Stratfor ÖZETLE diyor ki:
“BEN Irak’tan çekildiğimde pkk’nın ve dansöz kardeşlerin bitarafını etnik çatışmalardan Türkiye koruyacaktır” diyor.
“BEN bataklıktaN defolup gidiyorum. Benim yerimi Türkiye alacak” diyor.
“BEN Irak’tan tüyünce İran bölgede rahat durmaz, İran’a karşı çıkarlarımı Türkiye koruyacak” diyor.
“BEN tüyüyorum bataklığı sana emanet ediyorum” diyor.
“E bu kadar destek verdim. Ne bağımsız yargı bıraktım, ne asker onuru. Fettullah’a da 12 yıldır bakıyorum. Sizi de iktidar yaptım. Yandaş medya oluşturdum. Yargılandınız ama kapanmadınız; destekledim. Hepinizi köşe yaptım. Muhaliflerinizi damlara ıslak/kuru belgelerle içeri tıktırdım, belge ürettim.Terörü siyasete soktum,ihaneti iktidar yaptım.Şimdi sıra sende” diyor.



‘IRAK’TA İŞ TÜRKİYE’YE DÜŞER’
Amerikan özel istihbarat kuruluşu Stratfor’un raporunda, Irak’tan çekilme takvimi belirleyen ABD’nin, “bir tehdit olarak görmediği Türkiye’ye güvendiği” belirtildi. Rapora göre Türkiye hem ABD’nin çekilmesini kolaylaştırarak güvenliği sağlayacak, hem de İran’ı frenleyecek.
ABD’nin Irak’tan çekilmesinin ardından oluşacak boşluğu Türkiye’nin doldurabileceği ileri sürüldü. Amerikan gizli servisi CIA’nın “gölgesi” olarak tanımlanan özel istihbarat kuruluşu Stratfor tarafından hazırlanan “ABD’nin Irak’tan çekilmesi” başlıklı raporda, Amerikan birliklerinin çekilmesinin ardından Türkiye’nin bölgede İran’ı dengeleyecek bir güç olarak ortaya çıkabileceği belirtildi.
Raporda, “ABD yalnızca Irak’ı değil, İslam dünyasından askeri olarak koparmak istediği Ortadoğu’yu da yönetmek için küresel yükselişini kendi çıkarlarına bir tehdit olarak görmediği Türkiye’ye güveniyor” ifadeleri yer aldı.
Irak’ta bugün yapılacak parlamento seçimlerinin ardından ABD’nin çekilmeye başlamasıyla ülke içinde etnik çatışmaların çıkabileceği tehlikesine dikkat çekilen raporda, Amerikan askerlerinin çekilmesini Türkiye’nin kolaylaştırabileceği yorumu yapıldı. ABD’nin Irak’tan çekilmesini bazı tarafların zora sokabileceğinin ileri sürüldüğü raporda, “Ancak jeopolitik çıkarları olan Türkiye, Washington’ın çekilmesine yardım edebilir” ifadeleri kullanıldı.
“ABD ile ortaklığı, Kuzey Irak’taki Kürt bölücülere yönelik güvenlik kaygıları, enerji ihtiyacı ve bölgesel güç rolünü oynama yeteneği düşünüldüğünde, Türkiye ABD’nin çıkışıyla oluşan boşluğu doldurabilir” denilen raporda, Ankara’nın “Irak’taki etnik-mezhepçilik mayın tarlasında dümen tutmasının zaman alabileceği” de ileri sürüldü.
İran ile iddialı yarış
ABD’nin Irak’taki askeri varlığının ve siyasi sistemdeki elinin İran’a karşı bir denge ayarı olduğu, ancak ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle İran’ın ülkedeki konumunu genişletebileceği de rapordaki değerlendirmeler arasında yer aldı.
Rapordaki, Türkiye’nin son dönemde izlediği dış politikayla ilgili değerlendirmeler de dikkat çekti. “Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya gibi bölgelerde gücünü yansıtan Türkiye’nin saldırgan bir biçimde dünya sahnesine döndüğü” ifade edilen raporda, Tükriye’nin Irak’ta “iddialı bir İran ile yarışacağı” öne sürüldü.
15 sayfalık istihbarat kuruluşu raporunda, “Yakınlığı ve acil çıkarları göz önüne alındığında Irak, Türkiye’nin en çok çaba harcayacağı, jeopolitik tırmanışının başlama noktası olacak. Sonunda İran’dan daha fazla yayılma eğilimi olan Türkiye, Irak’ta İran’ın hareketlerini frenleyebilir” denildi.
ELÇİN POYRAZLAR/ WASHINGTON




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
ŞAK ŞAK DİPLOMASİSİ

Soros’un çocukları harıl harıl  çalışırlarken, raporlar, uyduruk resimler belgeler türetirken bizim aydın geçinenlerimiz; Ermeni’den özür dileme kampanyası yapıyordu. 


Hrant Dink öldürüldüğünde bir anda Türkiye’yi Türkleri katil ilan edip “hepimiz Ermeni’yiz hepimiz Hrant’ız” diye bar bar bağırdık. 


Hatta Cumhurbaşkanımız ayarlanmış maçta gülücükler savurdu. 


Ama Sayın Davutoğlu Monika’nın ekürisinin alkışları altında gülücükler saçarak imza atarken tüm verilen tavizlere karşı Ermeni mevkidaşı kızgınlıktan kıpkırmızı kesmişti.

Ermeni Tasarısı ABD Dış İlişkiler Komitesi'nden 22 oya karşı 23 oyla "bir gol farkla" geçmiş.
Birden bir şaşırdık bir şaşırdık ki sormayın gitsin.
Şimdi hep beraber bağırıyorlar.
Neyse ki başbakanımız harika bir açıklama veriyor ve yüreğimize su serpiyor. Bakınız bir kesiti:


“Geçen gün ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni tasarısını 22'ye karşı 23 oyla kabul etti.
Peki, ne oldu?
Şimdi kim kazandı?
Kimin zararına, kimin yararınadır bu tasarı? ABD mi, Ermenistan mı kazandı? Şimdi tarih yeniden yazılıyor. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde öyle bir senaryo oynandı ki bu bir komedidir. Bir kişi 'evet' değil de 'hayır' oyu kullanmış olsaydı veya 5 dakika bekletilmesi gerekirken bekletilmeden hemen 'İstediğimi yakaladım' deyip toplantıyı kapatan bir başkanın anlayışının olduğu yerde evet her şey değişebilirdi. Tarihin, yani geçmişin seyrini mi değiştirdiklerini zannediyorlar. Allah aşkına tarihe böyle bakılabilir mi? Tarihe böyle bakmak siyasetçilerin mi işidir?
O mecliste 'evet' oyu verenlerin acaba kaç tanesi Ermenistan'ın yerini haritada gösterebilir?”


Tüm yukarıda sayılanları bilmiyor olsam “tarihi konuşma” derdim.
Evet, bence de orada oy kullananların birçoğu Ermenistan’ın nerede olduğunu bilmiyorlardı.
" oy verdik artık bir bakalım Ermenistan neredeymiş" demiş, bakmışlardır.


Ama nerede olduğunu bilmesi gerekenleri iyi biliyor.


Kapıları açacak olanları iyi biliyor.


Anlaşmalar imzalayacak olanların ruhunu biliyor.


“BOP/GOP eşbaşkanıyım” diyenleri çok iyi tanıyor.



Futbol maçına gidecekleri iyi biliyor.


Kimi öldürmeleri gerektiğini iyi biliyor.


Kimlere "Ermeni'den özür dileriz" kampanyası başlatacakları,
kimleri aydın maskesinde süsleyeceklerini,
besleyeceklerini çok iyi biliyorlar.
“hepimiz Ermeni’yiz hepimiz Hrant’ız” diye bar bar bağıracak,yetiştirilmiş okumuş cahil genç züppeleri çok iyi biliyorlar.
Kısacası başımıza getirdiklerini, getirdiklerinin her dediklerini yapacağını ve Türk halkını da vaazlarıyla kandıracaklarını çok iyi biliyor.

Zaten bu coğrafyayı emperyalist çıkarları doğrultusunda şekillendirmeleri için 23 üyenin 23 ününde Ermenistan gibi bakla kadar bir ülkenin nerede olduğunu bilmesine gerek yok.
Saygılar Türk halkı.
Apolitikliğe devam.

Bakın size Macar Yahudi’si adı bile yalan olan Soros’un en kalifiye elemanlarının 2009 da Almanya sponsorlu hazırladıkları rapordan ilk golü yediğimiz futbol diplomasisi başlıklı kısmı:

Raporun özetinin kısa bir bölümü.

Futbol Diplomasisi
6 Eylül 2008, öğleden sonra saat 4:15'te, Airbus 319 tipi bir uçak Erivan Zvartnots Havalimanı'na iniş yaptı. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül uçağı terk edip asfalt alana adım atınca Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbantyan tarafından karşılandı. İki helikopter havada nöbet halindeyken kırmızı-mavi-turuncu Ermeni bayrağı, Türk ay ve yıldızının yanında dalgalanıyordu. Türkiye'den Ermenistan'a, Gürcistan üzerinden gelen zırhlı bir araç, Cumhurbaşkanı'nı bekliyordu. Gül, Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile Ermenistan arasındaki maçı izlemek üzere Ermenistan'daydı. Bu, bir Türk Cumhurbaşkanının Ermenistan'a gerçekleştirdiği ilk ziyaretti.
Ermeni Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın, Abdullah Gül'ü Temmuz 2008'de ülkesine davet etmesi Ankara herkes tarafından pek de memnuniyetle karşılanmamıştı. Muhalefet partisi CHP'nin başkanı Deniz Baykal, eleştirilerinde yıpratıcıydı: "Ermenistan Türkiye'nin sınırlarını mı tanıdı, soykırım söyleminden mi vazgeçti, işgal ettiği Karabağ topraklarından mı çekiliyor? Bunlar olmamışsa niye gidiyor?" Muhalefetin ikinci büyük partisi, milliyetçi kanadı temsil eden MHP'de ise Devlet Bahçeli, Gül'ü dış baskıya boyun eğmekle suçladı ve ziyaretin "Türkiye'nin onurunu zedeleyeceğini" ve "tarihi bir gaflet" olduğunu dile getirdi.
Gül'ü taşıyan araç konvoyu Erivan'ın merkezine ulaştığında, protestocular tepkilerini ortaya koymakta gecikmedi: "Ben Vanlıyım", "Gerçeklerle yüzleş", "Adalet istiyoruz" ve "Türkiye, suçunu kabul et" gibi İngilizce ve Ermenice yazılmış dövizler havaya kaldırılıyordu. 1915 olaylarını soykırım olarak kabul eden ülkelerin bayrakları (Fransa, Kanada, Arjantin gibi) yol boyunca asılmıştı. Protesto gösterileri, Ermeni Devrimci Federasyonu [Armenian Revolutionary Federation – ARF] Taşnak Partisi tarafından organize edilmişti. 1890'ın Çarlık Rusya'sında kurulan partinin ilk bildirgesi şu uyarıyı içeriyor: "Yüzyıllardır köleleştirilmiş Türk Ermenistan'ı şimdi özgürlük talep ediyor… Ermeniler artık yalvarmıyor – elinde silahıyla talebini dile getiriyor." 1918'de ARF, Ermeni Cumhuriyeti'nin ilk hükümetini oluşturdu. Ermenistan'ın 1920'de Sovyetlerce işgalinin ardından Taşnak liderler ülke dışına kaçarken, bir yandan da, Beyrut'tan Los Angeles'e kadar uzanacak Ermeni diasporası içinde kuvvetli bir ağ oluşturdu. ARF, ayrıca şu anki koalisyon hükümetinin küçük ortağıdır.
Türkiye Cumhurbaşkanı'nın arabası kent merkezine, 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyet ordusunda görev yapmış bir General olan Mareşal Baghramyan bulvarını geçerek ulaştı. Öncesinde, 450,000 kadar Ermeni'nin, Kızıl Ordu bünyesinde Nazi Almanya'sına karşı verdiği savaşın sonlanmasını kutlamak amacıyla 1945'te inşa edilen Zafer Köprüsü'nü aştı. Her ne kadar Erivan, geçtiğimiz günlerde, kuruluşunun 2750. yılını kutlasa da, binaların çok azı Komünist dönemi öncesinden kalma. Konvoy, ayrıca 5. yüzyılda yaşamış ve Ermeni alfabesini bulan rahip Meshrop Mashtots'tan adını alan bulvar boyunca ilerledi ve sonunda Türk milli futbol takımı'nın konakladığı Golden Palace Oteli'ne vardı.
Otelin en üst katından batıya, Ağrı ovasına doğru bakıldığında, Türk-Ermeni sınırının ardında kalan Ağrı Dağı tüm berraklığıyla gözüküyor. İncil'e göre Nuh'un Gemisi'nin üzerine yerleştiği Ağrı Dağı, Ermeniler için kutsal bir yer. Ağrı Dağı, Erivan'da hemen her adım başı karşınıza çıkıyor: maden suyu şişelerinde, firma logolarında, otel ve mağazalarda ve Ermeni ordu armasında. Türk milli futbol takımının gelmesinden birkaç gün önce Ağrı çizimi, Ermeni milli futbol takımının formasında da yer alıyordu – ta ki Ermenistan Futbol Federasyonu logoyu değiştirene ve Ağrı Dağı'nın yerine bir futbol topu resmi yerleştirene kadar. Şiddetle eleştirilen bu değişikliğe yönelik tepkisini Federasyon başkanı şu şekilde dile getirdi: "Bir hata yaptığımızın farkındayım. Fakat bu benim tüm hatalar için sorumlu tutulacağım anlamına gelmemeli. Kars Antlaşması'nı ben imzalamadım, Gümrü Antlaşmasını da."
Milli takımı cesaretlendirici kısa bir konuşmanın ardından Abdullah Gül otelden ayrıldı ve Sovyet Dönemi mimarisinin izlerini taşıyan, iki mermer heykel tarafından korunan bembeyaz Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na doğru yola koyuldu. Bu heykellerden ilki, imparatorluğun sınırlarının Hazar Denizi'nden Akdeniz'e kadar ulaştığı dönem (başkenti, bugün Türkiye sınırları içerisinde yer alan Tigranocerta, ya da Tigranakert, Silvan'ın bulunduğu bölgenin yakınında yer alan bir kentti) hükümdarlık yapmış Büyük Tigran'a ait. (M.Ö 95-55) Diğer heykel ise Nuh Peygamber'e ait. Rivayete göre büyük büyük torunu Hayk, Ermeni ulusunun kurucusu. Babil'in zalim hükümdarına karşı başlattığı ayaklanma sonrası Haik'in, halkını Nuh'un gemisinin bulunduğu ovaya getirdiği ve anavatanı iyi ile kötünün savaşında savunduğu söyleniyor. Bugün Ermeniler, onun anısına kendilerini Hayk olarak nitelendirmeye devam ediyor. 
Sarayda iki Cumhurbaşkanı basına kapalı bir görüşmenin ardından yemek yedi. Sonrasında ortaklaşa bir basın toplantısı düzenlendi. "Bu ziyaret ikili ilişkilerin normalleşmesi açısından olumlu bir gelişme olacaktır" dedi Gül. Sarkisyan ise gazetecilerle görüşlerini şu şekilde paylaştı: "Bölgede istikrar ve barışa yönelik bir istek gördüm ve bundan çok memnunum."
Stadyumda, dostluğu betimleyen "Ermenistan-Türkiye" yazılı bayraklar rüzgârda dalgalanıyordu. Her iki ülkenin de ulusal marşı çalındı: Türkiye'nin "Kahraman ırkıma bir gül/ ne bu şiddet bu celal / Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal / Hakkıdır, Hak'ka tapan milletimin İstiklal!" ve Ermenistan'ın "Ulusunun özgürlüğü için canını veren kutsaldır" cümleleriyle süslü marşları. Bu esnada stadyuma bakan tepenin yamacında protestolarını sürdüren göstericiler, ellerinde yanan mumlar ve meşalelerle Ermeni Soykırım Anıtı önündeydi. Başlama vuruşu akşam saat 9'da yapıldı. Maç orta karardı, doğrusu pek heyecanlı da değildi. Türk milli takımı ikinci yarıda bulduğu gollerle maçtan 2–0 galip ayrıldı. Gece yarısına doğru, Ermeni topraklarında geçirilen 8 saatten az bir sürenin ardından Abdullah Gül Türkiye'ye döndü. Ziyaret, olaysız noktalanmıştı.
Erivan'da bazılarının ziyarete yönelik beklentileri yüksekti: Erivan'daki Soykırım Enstitüsü başkanı Hayk Demoyan'a göre "başlıca bilirkişiler ve medya Türkiye-Ermenistan arasında süregelen sorunlara jet bir çözüm bulunacağını öngörüyordu." Fakat herhangi bir çözüme varılmadı ya da olay yaratacak herhangi bir açıklama yapılmadı. Sınır hala kapalıydı ve diplomatik ilişkiler hala askıya alınmış durumdaydı. Ziyaretten 3 gün sonra, Taşnakların ziyarete yönelik düşüncesi şu şekildeydi: "Ziyaret, Türkiye için bir propaganda aracı olmuştur."
Fakat bir değişim gerçekleşmişti. Ankara'ya dönerken Gül, gazetecilere Türkiye ve Ermenistan'ın "ziyaretin yarattığı olumlu havayı iyi değerlendirilmesi gerektiğini", aksi takdirde " bir sonraki fırsat için 15–20 yıl daha bekleyeceği"ni söyledi. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Erivan'ı Gül ile birlikte terk etmedi. Babacan, Cumhuriyet Meydanı'ndaki Dışişleri Bakanlığına döndü ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbantyan ile görüşmelerini, sabahın erken saatlerine kadar sürdürdü. Eylül 2008'den Nisan 2009'a kadar geçecek süreçte iki bakan, yedi kez daha bir araya gelecekti.
O an için kimse, bu futbol müsabakasının tarihsel uzlaşma adına büyük bir adım olup olmadığını bilemiyordu.

Berlin – İstanbul – Erivan, 21 April 2009
ISE raporu



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."