3 Temmuz 2012 Salı

SURİYE İŞGALİNİN 1957 BAĞLANTISI (BANU AVAR)


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

YÜREK PARÇALAYAN ANI


Güneydoğu”nun küçük bir ilçesinde görev yapan bir hâkim, ilçe dışındaki lojmanından görünen karakolun bir gecesini söyle anlatır:

"Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her
istihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik
baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu.
Yakin birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı. "En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına
katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22:10,.
Karakol o gün basılmadı."Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline
gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve
roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk.
Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan
timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı. 
"Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı.
Timden bir türlü cevap alınamıyordu. Üst üste, defalarca çağrı yapılıyor ancak bir türlü timle irtibata geçilemiyordu. Konuşmaları takip eden askerler timden ümitlerini kesmişlerdi. Ama bir yandan da
çağrılar devam ediyordu. Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu:
"Yaralılarım var, yaralılarımı alin." Tüylerimiz diken diken olmuştu. Hemen cevap verildi. "Tamam, Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çıkacak. "İlk yaralı haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken arkadan silah sesleri duyuluyordu.

Herkes bu sözler üzerine yorum yapıyordu. Telsizin basındaki tim komutanlarından biri, bu timde şehit olduğundan emindi. Merkezden
tekrar çağrı yapıldı. "Suat 3, irtibatı kesme. Sakin olun!" Cevapta bir değişiklik olmadı :

"Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!" "Ve tam bir buçuk saat, beser dakika arayla Suat 3 kodlu timle muhabere aynen bu
sözlerle sürdü : "Yaralılarımı alın" , "Sakin olun, geliyoruz. "Hepimiz o time kimsenin yardıma gidemeyeceğini çok iyi biliyorduk.
Karakola düsen mermi sayısında azalma olmuyor, aksine, takviye alan teröristler baskının şiddetini gittikçe arttırıyorlardı. Kimsenin,
değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı dahi olmadığı apaçıktı. "Bir süre sonra, Suat 3"ün telsizinden hırs dolu kelimelerini işittik:

"Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım. "Hepimiz sok olmuştuk. Hemen tabur komutanı devreye girdi. Hemen hemen Ayni sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı. Ama işe yaramıyordu. Tim komutanı "Yaralılarımı alın!" dışında başka bir şey demiyordu. Tabur komutanının da telsizi bırakmasıyla, bir saat kadar daha tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara cevap vermedi. Hepimiz tim komutanının da

şehit olduğunu düşünüyorduk.

İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu anlardan nefret ediyordum.
Telsizin başına tim komutanının okuldan devre arkadaşı geldi. Son bir ümitle eline mikrofonu alıp, cevap beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya başladı: "Devrem ben Hüseyin. Geçmiş olsun devrem.
Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar. Devrem aman pes etme olur mu?""Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz Motorola marka, duvara monteli telsiz cihazının hoparlör kısmına gözlerimizi dikmiş bekliyorduk. Ve konuştu : "Devrem, bölük komutanı nerde?"Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden, "İzinde devrem" yanıtı
verildi. Suat 3, artik tükenen bir sesle konuşmayı sürdürdü: "Ne olur yaralılarımı alın. Bende yaralıyım. "O ana kadar kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti.
Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı da bu sözü üzerine mikrofonu fırlattı ve odadan çıktı. Ben kapının hemen esiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle bir tarihe tanıklık ettiğimi düşünüyordum. "Ben de yaralıyım" dan sonra yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konuşmadı Yüzlerce kez yapılan çağrılara cevap vermedi.

Artik onun şehit olduğuna ben de inanmıştım. "Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan "Suat 3, Konuşan Suat, Cevap ver!"
çağrısından bıkmış halde bir kösede yığılmışken, birden telsizin mandalina basıldığını fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on onbeş saniye sonra hayatim boyunca unutamayacağım bir İstiklal Marşı dinlemeye başladım. Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma imkânı durmuştu. "Çatışmanın altında yaralı bir tim komutanının, makamıyla söylediği İstiklal
Marsı”nı dinliyordum. Gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel İstiklal Mersi”ydi.

Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte sesi çatallaştı. Kelimeler uzadı. Ama marşı söylemeyi bırakmadı. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim. Hemen orayı terk ettim."Bir daha onun sesini hiç duymadım.
Toplam 22 şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış 7 merminin acısıyla söylediği İstiklal Marsı”nı ruhuma isleten tim komutanının ölmediğine ise hala inanamıyorum."Hâkimin anıları burada sona eriyor. İste benim Türk subayından anladığım budur. Vücudunda yedi mermi olduğu halde makamı ile istiklal Marşı söyleyen adamdır.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

İRAN KARTINI AÇIK OYNUYOR


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

SİYON YILANI KIBRIS'A GELDİ.UYAN TÜRK HALKI

Rumlar aklınca iyi yaptığını sanıyorlar fakat Türk Halkına olan kinleri gözlerini kör etmiş durumda.İsrail aslında Rumların işini bitirdiği gibi bizim başımıza bela olacak.Ama  önce BOP eşbaşkanlarından kurtulmak ve MİLLİ bir hükümet kurmamız gerekli.Çok geç olmadan.
Piyon yine kürt ayrılıkçı faşistleri.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

SURİYE DÜĞÜMÜNÜ ÇÖZEN RÖPORTAJ


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

SİLİKLER


‘TESEV’in CHP’de Operasyon Yaptığı İddiası’
“TESEV’den istifa edemiyorum. Vakıf kurucularının istifası hukuken mümkün değil. Biz TESEV’i kurduğumuzda Soros falan yoktu.” (Ulusal kanal Söyleşisi- 6 Ocak 2012” diyor CHP’nin lideri. 1994’de 183 sırada, vakfın kurucu üyelerinden.(TESEV Vakıf Senedi Kurucular Senedi) (1) Kemal Beyin, hukuken mümkün değil cevabı söyledikleri ile çelişiyor.
“Arap Baharı laiklik hareketidir, Dersim’de katliam yapılmıştır!”, “Sabahattin Ali’yi CHP öldürttü!”, “TESEV’de iyi aydınlar var!”, “O zamanlar (TESEV’de) Soros yoktu!”, “Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler çok önemlidir. Bu ilişkiler istikrarlı ve üretici olduğu zaman bunun Orta Doğu’da ve diğer bölgelerdeki barış ve güvenlik üzerinde de yapıcı etkileri olur.” (Uyumlu-Ilımlı-Tutuncu-CHPŞöleni- Mustafa Yıldırım- İlk Kurşun- 25 Şubat 2012) (2)
TESEV deyince akla geliverenler:
“Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) KKTC’de sandıktan ‘evet’ oyu çıkması için harekete geçti.”(3)
“TESEV Demokratikleşme Programı’nın beş ana çalışma alanından biri olan “Kürt Sorunu”, çözümsüzlüğü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi yolundaki en büyük engellerden biri olan Kürt sorununa, insan hakları ve eşit vatandaşlık bazlı bir yaklaşım getirmeyi hedeflemektedir.” (4)
AB’nin dayattığı, ABD’nin bölgesel stratejileri ile çakışan söylemler, Açık Toplum Vakfından, TESEV’den duyuluyor ilk. “Sağda Masonluk neyse solda Sorosculuk odur!”(5) diyor Akşam gazetesi yazarı, Gürkan Hacır.
Türk siyaseti, 1990 sonrası başlayan STK saldırısının ne anlama geldiğini çözemedi. Türk siyasetini yönlendirme, iş başındaki iktidarları küresel dizayn yolunda cesaretlendirici rapor ve atılımları ile Açık Toplum vakfı ve kardeş kuruluşu TESEV.
O bakımdan Baykal’a yapılan suikast sonrasında, Kemal Beyin lider koltuğuna oturmasına tevafuk denebilir. Sosyal demokratlık genleri onları zaman zaman bu tür STK ile işbirliğine itiyor.
CHP örgütü TESEV’i bilmediğini, kurultay’s da gösterdi. 6 Mayıs 2010’da uğradıkları menfur saldırıyı defetmiş değiller. Bir daha ne zaman kurşunlanacakları da belli değil.
“Söylenen şu, Deniz Baykal’a karşı suikast düzenleyenler gerçekten parti içinden mi? Ya da Tayyip Erdoğan’ın elinde bu konuda bilgiler varsa muhtemel bir erken seçim sürecinde bu iddiasını belgelerle ortaya koyup CHP’yi infilak ettirme keyfiyetini elinde tutuyor demektir. TESEV’in CHP’de çok ciddi bir operasyon yaptığı dillendiriliyor. TESEV’in Türkiye’de Amerika gibi iki büyük parti tasarladığı ancak bu ikili sisteme yeni anayasanın kabulüyle başlayacağı söyleniyor.” (Nihat Genç) (6)
CHP Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete sahip çıkacak mı? Nihat Genç bunu soruyor. Yoksa TESEV’in vakıf senedinde belirtildiği gibi dönüştürme de mi rol alacak Y-CHP?
Söylenenlerin test edileceği ilk bariyer, Anayasa çalışmaları.
(1) http://www.tesev.org.tr/UD_OBJS/PDF/Genel/Vakif%20Senedi.pdf
(2) http://www.ilk-kursun.com/haber/96800
(3) http://www.zaman.com.tr/yazdir.do?haberno=34703
(4) http://www.tesev.org.tr/default.asp?PG=DMK04TR01
(5) http://www.gercekgundem.com/?p=417856&com=all
(6) http://www.odatv.com/n.php?n=chp-kurultayi-ceteler-savasi-mi-2702121200
Not: “SOROS’un dünya genelinde faaliyet yürüten ve başta Türkiye’nin komşuları olmak üzere pek çok ülkede ‘turuncu devrim’ yapmayı başaran Açık Toplum Vakfı’nın ülkemizdeki en önemli, en bilindik müttefiki TESEV.
Kurucularını internet sitesinden duyuran TESEV bu durumu da inkar etmiyor. Hatta bizzat Başkanı Can Paker’in Sabah Gazetesi’ne verdiği röportajda olduğu gibi ‘yılda 2 milyon dolar’ katkı aldıklarını, AB ve ABD yanlısı bir siyaset tavsiye ettiklerini, Türkiye’nin çıkarının da bu iki rotada olduğunu itiraf ediyor.” (7)
(7) http://www.egedesonsoz.com/yyazar.asp?haberid=3975
NEVAL KAVCAR
Haberiniz
http://www.habercim.net/tesevin-chpde-operasyon-yaptigi-iddiasi.html






"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

2 Temmuz 2012 Pazartesi

KAPARİ


Kapari bitkisi ve faydaları


KAPARİNİN ŞİFASI
Evliya Çelebi, 400 yıl öncesinde keşfetmiş bu bitkinin varlığını. “İşte bu kumlu toprakta, bu iklim şartlarında “gebre” adında bir yemiş yetişiyor ve bu yöre halkı bu yemişin sirkeli turşusunu yapıyor.Bu turşu için “çok faydalı” diyor Evliya Çelebi.
Faydalı oluşu hastalıklara deva olmasından, zindelik, sağlık , güç vermesinden olsa gerek.Ve meşhur olması da lezzetli, faydalı oluşundan...”
Kaparinin bezelye büyüklüğündeki tomurcuklarının protein, vitamin, mineraller, rutin ve hardal yağı glikosidi yönünden oldukça zengin olması, onu doyurucu bir besin haline getiriyor. Gençleştirici ve “afrodiziak”- cinsel gücü arttırıcı- etkisi de keşfedilen kapari tomurcukları, Avrupa ve Amerika da vazgeçilmez bir çeşni olarak sofrada yerini alıyor.
Özellikle Batı Avrupa ülkelerinde kaliteli bir meze olarak kabul görüyor.Kapari tomurcukları salamura edildikten sonra, zeytinyağı ve limonla işlem görüyor ve mezeye dönüşüyor;sofraların baş tacı oluyor.
Kaparinin tomurcukları dışında “karpuzcuk”da denilen meyveleri ve sürgün uçları da salamura ve sirkede muhafaza edilmek suretiyle gıda olarak değerlendiriliyor. Özellikle de Kıbrıs’ta ve İspanya’da sürgün uçları, vejetasyonun başlarında taze iken toplanıyor.Tabii yine sirke ve tuz ile terbiyelendikten sonra tüketiliyor.Çünkü acılığı- ki bu acılık içeriğindeki hardal yağı glikosidinden kaynaklanıyor- ancak bu şekilde gideriliyor ve asıl tadı ortaya çıkıyor.
İnsanlar kapariyi gıda niyetine tüketirken aynı zamanda, pek çok hastalığa karşı da bağışıklık kazanıyorlar.Örneğin özündeki rutin, kılcal damarlardaki kanamaları önlüyor.
Hayvanlar yediğinde ise sonuç inanılmaz. Süt ve yumurta verimi oldukça artıyor.
Kaparinin her şeyi değerli; hiçbir şeyi atılmıyor. Dal uçları, tomurcukları, meyveleri gıda sektöründe; yaprakları sertleşmiş dalları, kökleri de ilaç, boya ve kozmetik sanayiinde değerlendiriliyor.
İspanyollar köklerinden yaptıkları ilaçları, hemoroitin tedavisinden kalça rahatsızlıklarının giderilmesine, kadınların regl dönemlerinin düzenlenmesinden sancıların giderilmesinde kullanmışlar.
Sirkesinden diş ağrılarının giderilmesinde faydalanılmış. Yine köklerinden zehirlenmelere karşı panzehir elde etmeyi başarmışlar.
Hindistan’da kaparinin kök kabuğu, taze veya kurutulmuş olarak yüzyıllardır müshil, tonik balgam söktürücü, solucan düşürücü, ağrı kesici olarak kullanılmakta. Romatizma ağrıları olanlar, felç geçirenler, dalak büyümesi şikayeti olanlar şifayı kaparinin kök kabuklarından elde ettikleri ilaçlarda bulmuşlar.
Avrupa’da meyveleri ve çiçek tomurcukları, müshil(kabızlık giderici) ve diüretik(idrar söktürücü) olarak kabul edilmekte, uyarıcı ve iskorbüt hastalığını önleyici olarak değerlendirilmekte.Yaprakların ezilmesiyle hazırlanan lapa ise gut hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.Ayrıcakan bozuklarının giderilmesinde yine kapariye başvurulmakta.
Uluslararası Kanser Enstitüsü’nde yapılan çalışmalarda kapari, anti tümör aktivitesi sağlayan “ekstrakt”ın hazırlanmasında kullanılan bitkiler arasında yer alıyor.
MUCİZE BİTKİ KAPARİNİN FAYDALARI

1.Cinsel Gücü Artırıcı
2.Kabızlık giderici
3.İdrar söktürücü
4.Balgam söktürücü
5.Solucan düşürücü
6.Ağrı kesici
7.Romatizma
8.Felç
9.İskorbit hastalığı
10.Kan bozuklukları
11.Gut hastalığına
12.Antitümör
13.Hemoroid
14.Dalak büyümesi
15.Kalça rahatsızlıkları
16.Adet düzenleyici ve sancıları
17.Diş ağrıları
18.Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici


devamını oku: Kapari bitkisi ve faydaları - mucize iksirler http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/09/kapari-bitkisi-ve-faydalar.html#ixzz1zTfnTa1Y



Yurdumuzda Akdeniz ikliminin hakim olduğu Batı Anadolu illeri başta olmak üzere, Orta Anadolu’da Tokat ve civarında,Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişen GEBEREOTU(Capparis sp);çalımsı yapıda dik ve yatık olarak büyüyen dikenli bir bitkidir.Fosfor,potasyum ve kalsi-yumca zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoş-lanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kendili-ğinden yetişir ve iyi gelişir. Capparaceae familyasından olan gebereotunun Capparis spinosa ve C. Ovata olmak üzere iki türü mevcuttur.


GEBEREOTUNUN YETİŞTİRİLMESİ:
Doğada kendiliğinden yetişmek-te olan gebereotunun üretimi ge-nellikle tohumla olmaktadır. Tohumlar, ağustos ve eylül ayla-rında karpuzcuk şeklinde olan mey-velerden elde edilir.
Karpuzcukların içindeki merci-mekten küçük olgun kahverengi tohumlar, suyla yıkanıp güneşte kurutulur.(Yapılan bir araştırmada anaçlıklarda toplanan tohumların bindane ağırlığı 9.20 g.olarak bulunmuştur.)Daha sonra bu tohum-lar, ince elekten elenmiş eşit o-randaki yanmış koyun gübresi, or-man toprağı ve yıkanmış dere ku-mundan oluşan harçla hazırlanan fide yastığına Mart ayı sonunda ekilir.
Fidelik,topraktan 10-15 cm yüksekte düz hazırlanacağı gibi, 15-20 cm mesafeli ve 10 cm derin-likte karıklar açılarak da hazır-lanabilir. Karık şeklinde hazırla-nan fidelikte tohumlar karık sır-tına ekilir ve su karık içine verilir.Yabancı ot ve mantari has-talıklardan korunmak için fidelik harcı fümige edilmelidir.1 m2 fideliğe 6-9 g. Tohum ekiminden sonra fidelik düzenli olarak süzgeçle sulanmalı ve üzeri gerektiğinde plastik örtü ile örtülmelidir.Tohumlar normal şartlarda 25-30 günde çimlenir.Çıkıştan sonra yaz boyunca ot alımı, sulama ve ilaçlama düzenli olarak yapılmalıdır.
Fideler,sürgünleri kuruduktan sonra toprak seviyesinden Kasım-Aralık ayı içinde kesilip,kalan kısmın üzeri toprakla örtülmelidir.
FİDAN DİKİMİ:
Ocak-Şubat aylarında fidelikten sökülen fidanlar,sonbaharda derin sürüm yapılan arazilere Ocak ayından itibaren dikilebilir.Dikim mesafesi 3*3 veya 4*4 olmalıdır.Bu mesafelerde ve yaklaşık 20 cm derinlikte açılan çukurların dibine bir miktar yanmış hayvan gübresi konulup toprakla karıştırıldıktan sonra fidanlar dikilir ve sıkıştırılır.
Dikimden sonra fidanların üzeri toprakla kümbet şeklinde örtülüp etrafı çanak şeklinde açılarak can suyu verilmelidir.Usulüne göre dikilen fidanlar o yaz 1 m. ye kadar sürgün verebilir.Bu sürgünlerde 10-15 kadar çiçek tomurcuğu olabilir.Birinci yıldaki fidanlara yaz aylarının çok kurak gitmesi halinde su verilmelidir.Sulamada suyun gövdeye temasından kaçınılmalıdır.
Ayrıca böceklere karşı ilaçlama yapılmalıdır.
KAPARİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Gebere otunun kapari denilen çiçek tomurcukları, mayıs ayı ortasından itibaren toplanmaya başlanır.Genellikle 10 mm’nin altındaki nohut şeklindeki tomurcuklar, toplama merkezlerinde %20’lik tuzlu suda ya da bir kat tuz, bir kat kapari şeklinde katlanarak muhafaza edilir.
Yurdumuzda pek bilinmemesine rağmen gebereotunun kök kabuğunun idrar söktürücü ve kabızlık giderici bir özelliği vardır.Çiçek tomurcuklarında bol miktarda vitamin ve protein vardır.Yapılan bir çalışmada 100g. Çiçek
tomurcuğunda kuru madde olarak; 67 mg. Fosfor, 9 mg. Demir, 24 mg. Protein,12 mg. Selüloz ve 2 mg. Lipid tesbit edilmiştir. Gıda, kozmetik,boya ve ilaç sanayiinde kullanılan kaparinin yurt dışına
ihracı genellikle salamura şeklinde olmaktadır. Konserve olarak hazırlanan kapari; turşu, salata,pizza üstü,balık ve av etleriyanında garnitür olarak yenilmektedir. Sağlık açısından karaciğer fonksiyonlarını düzenlediği ve cinsel gücü artırdığı da söylenmektedir.
Yapılan bir denemede; doğadan toplanan tomurcuklar bir kavanoz içinde %20’lik tuzlu suda üç ay bekletilip, sonra birebir oranında sirke içine konulmuştur.10 gün sonra yenildiğinde aroması ve lezzeti çok beğenilmiştir.
SONUÇ
Güneş seven,sıcak bölge bitkisi olarak bilinen gebereotu,yurdumuza önemli miktarda döviz getiren bir bitkidir. Yaz aylarında, atıl işgücünün değerlendirilmesi yönüyle işsizliği azaltması ve toplayıcılarına yeterli gelir sağlaması büyük avantajdır.
Çok yıllık derin köklü ve yayılıcı özelliği ile iyi bir erezyon kontrol bitkisidir.
Bu bitki, yurdumuzun uygun bölgelerinde, erozyona tabi yerlerde, normal kültür bitkisinin yetişmediği ya da ekonomik gelir elde edilemeyen güneye meyilli arazilerde yetiştirilerek daha çok döviz geliri sağlanıp, işsizlik kısmen önlenebilir.
Gebereotu yetiştiriciliği mutlaka tohumla üretilen fidanlarla yapılmalıdır. Doğadan sökülerek yapılan yetiştiricilik başarılı olmadığı gibi doğanın dengesini de bozmaktadır.
Tomurcukların toplanmasında bez torbalar kullanılmalıdır. Plastik torbalar, tomurcuğun kalitesini uzun süre bekletince bozmaktadır.

BİR FİLMDEN ETKİLEYİCİ BİR SAHNE


1. Bölüm
2. Bölüm

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

29 Haziran 2012 Cuma

OKUMUYORSAK BAKARIZ


KUZEY IRAK İÇ SAVAŞI
Kuzey Irak İç Savaşı 1990'ların ortalarında Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi içindeKürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında yaşanan ve İran, Türkiye, ABD ile Irak'ın da (Bağdat) dahil olduğu silahlı çatışma.
1970'te Bağdat yönetimiyle Irak'taki Kürt topluluğunun liderleri arasında varılan anlaşmayla oluşturulmasına karar verilenKürdistan Bölgesel Yönetimi ancak 1992'de, Körfez Savaşı'ndan sonra hayata geçebildi. Aynı yıl bölgesel parlamentonun oluşturulması için yapılan seçimlerde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) oyların yüzde 45'ini, Kürdistan Yurtseverler Birliği(KYB) ise oyların yüzde 43.6'sını aldı. Sandalyeler tabanı iki aşirete dayanan iki parti arasında neredeyse eşit olarak bölündü.[2]
Bağdat yönetiminin Kürt yönetimine uyguladığı yaptırım nedeniyle bu bölge için dünyayla bağlantı yalnızca Habur sınır kapısı ile Türkiye üzerinden sağlanıyordu. Çatışmanın nedeni Iraklı Kürt grupların Habur sınır kapısından geçen kamyonlardan alınan gelirin paylaşılması gibi gözükse de asıl neden temelde iki büyük aşiretin bölgeye egemen olma çabasıydı.
Savaş 
Bu anlaşmazlık Mayıs 1994'te iki taraf arasında bir iç savaşa (bırakuji) dönüştü ve Saddam Hüseyin yönetimine karşı Kuzey Iraklı Kürtlerin işbirliğine dayanan ABD politikası tehlikeye düşürdü. Bu gelişme üzerine, ABD devreye girdi ve iki tarafı Ağustos 1995'te Dublin'de biraraya getirdi. Burada yapılan görüşmelerde Türkiye de gözlemci statüsüyle yer aldı. ABD'nin girişimleriyle taraflar arasında uzlaşma sağlanırken, Türkiye'nin ısrarıyla, karar metninde, Türkiye'nin güvenliğinin de göz önünde bulundurulacağı hükmü yer aldı.
Fakat ABD'nin bu girişimleri başarılı olmadı, hatta İran da Kuzey Irak'taki etkinliğini artırmaya başlayıp ve iki Kürt grup arasındaki ateşkesi sağlamak amacıyla bölgeye “Bedir Tugayı” adıyla 10,000 kişilik bir kuvvet gönderdi. Bu gelişmeden rahatsızlık duyan ABD tekrar girişimde bulundu ve Türk yetkililerin de bulunduğu bir heyeti bölgeye göndererek iki tarafı biraraya getirdi ve ateşkesi sağladı.
1995 yazında sağlanan ateşkes ancak 1 yıl sürdü; Ağustos 1996 sonunda, İran'dan yardım ve destek alan Celal Talabani'nin liderliğindeki KYB'nin Erbil'e girerek burayı ele geçirmesi üzerine bölgedeki dengeler yine bozuldu. Fakat bu kez çok değişik bu durum oluştu, çünkü zor durumda kalan ve hem İran'la hem de Talabani'yle karşı karşıya kalan Mesut Barzani'nin Bağdat yönetiminden (Saddam Hüseyin) yardım istemesi sonucu Irak birlikleri, Çekiç Güç'ün göreve başladığı 1991'den beri ilk kez bölgeye girdiler ve Talabani kuvvetlerini Erbil'den çıkardılar.
Ancak Saddam Hüseyin'in Irak'ın kuzeyinde tekrar hakim olacağından endişe eden ABD 3-4 Eylül 1996 tarihlerinde Irak'ın güneyindeki hava savunma mevzilerini bombaladı. Ayrıca 1991'de ABD tarafından Irak hava taşıtları için ilan edilen uçuşa yasak bölge sınırı 32. paralelden 33. paralelin güneyine çıkarıldı.
Bu sırada Kuzey Irak'ta bulunan ve ABD (muhtemelen CIA) için çalışan, aileleriyle birlikte 6,700 kadar Kuzey Iraklı Kürt Türkiye üzerinden bölgeyi terk ederek Pasifik Okyanusu'ndaki ABD'ye bağlı Guam adasına gönderildi. Bu gelişme Türkiye'de ABD'nin bölgeye yönelik planları konusundaki kuşkuları artırırken hem bölgedeki ABD politikası, hem Kuzey Irak'taki dengeler, hem de Türkiye'nin politikası açısından önemli değişiklikler yarattı.
Ekim 1996'da Türkiye, ABD ve Birleşik Krallık yetkilileri ile KDP, KYB ve Türkmen temsilcileri Ankara'da toplandılar. Böylece Dublin'de başlayan süreç, Ankara'ya taşındı. Fakat KYB'nin tekrar PKK'ya yaklaşması ve KDP'nin ise Türkmenlerin siyasi sürece sokulmasından rahatsızlık duyarak işbirliğinden uzaklaşması bu sürecin önemini azalttı. Ankara toplantıları Mayıs 1997'ye kadar sürdü.
Bu dönemde Türkiye, 1997 yılının mayıs-ekim ayları arasında Talabani'nin yanında olan PKK'nın Kuzey Irak'taki kamplarına yönelik iki askeri harekât (Çekiç Harekatı ve Şafak Harekâtı) gerçekleştirdi.
ABD, Kürt grupları Eylül 1998'de Washington, D.C.'de biraraya getirerek süreci kendi denetimine aldı. Bu görüşmelerde iki grup arasında ateşkes antlaşması yapıldı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi içinde meydana gelen iç çatışma 1991-2003 arasındaki dönemde çevre ülkelerin ve ABD'nin bölgeye dönük politikalarında değişikliklere neden oldu.
Kaynaklar :

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_Irak_İç_Savaşı


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

21 Haziran 2012 Perşembe

GELİNİN İNTİKAMI-TAK TAKIŞTIR

((:SABAH KEYFİ:))

Gözü,kaşı görmeyenler resme tıklasın büyütsün öyle okusun .Daha ne yapayım?:))Değil mi ama?


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

20 Haziran 2012 Çarşamba

YANDAŞ MEDYADAN NE FARKINIZ VAR?




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

GÜNÜN GETİRDİKLERİ








"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

15 Haziran 2012 Cuma

SİLİNENLER




http://millici-ciddiadamlar.blogspot.fr/2011/09/akp-pkk-kepazeligi.html
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY

13 Haziran 2012 Çarşamba

BUGÜN CHP-AKP UZLAŞMASI VE YANDAŞ MEDAYADA ÖZELYETKİLİ MAHKEMELER AĞIRLIKTA





BUDA GÜNÜN ŞAKASI GİBİ BİŞE


BUNA TEPKİ GÖSTERDİ

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR." MEHMET AKİF ERSOY