19 Ocak 2012 Perşembe

MÜZİK

KOUDLAM-SEE YOU ALL

JEFF BRİDGES-HOLD ON YOU
3 oldu

RAY CHARLES - HİT THE ROAD JACK ON SATURDAY LİVE 1996








BÖLGELER



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

18 Ocak 2012 Çarşamba

CEBİNE KOYUP GÖTÜRMEYECEKLER YA


TOPRAKLAR YABANCIYA
Cumhuriyet, imzaya açılan yabancılara mülk satışını düzenleyen yasa tasarısını açıklıyor.
Fırat Kozok
Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan yabancılara mülk satışını öngören yasa tasarısı ile yabancı gerçek kişilerin edinebilecekleri toprak 2.5 hektardan 30 hektara yükseltiliyor. Ayrıca Bakanlar Kurulu, bunu 60 hektara kadar çıkartabilecek. Mülk ve toprak satışında karşılıklılık esası aranmayacak, hangi ülke vatandaşlarına veya ticari şirketlere taşınmaz satılabileceğini Bakanlar Kurulu belirleyecek. Askeri yasak bölgeler veya stratejik bölgelerde taşınmaz satışında ise Genelkurmay Başkanlığı yetkili olacak.





Bakanlar Kurulu’na gönderilen yabancılara mülk satışına ilişkin yasa tasarısının ayrıntıları netleşti. Cumhuriyet’in edindiği bilgilere göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarıda yer alan tartışma yaratacak düzenlemelerden bazıları şöyle:

• Yabancı gerçek kişilerin daha önce edinebilecekleri 2.5 hektarlık alan 30 hektara yükseltildi. Ayrıca Bakanlar Kurulu’na bu miktarı iki kat arttırma yetkisi verildi.

• Yabancılar sadece işyeri ve konut değil, isterlerse arazi de satın alabilecekler.

• Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek olan ülke vatandaşı gerçek kişilerin taşınmaz edinebilmeleri olanağı getirildi. Bu ülkelerle karşılıklılık ilkesi aranmayacak
.

• İmar planı dışında taşınmaz edinimi daha önce yoktu. Düzenleme ile edinilemeyecek yerlerden olmamak üzere her yerden edinim olanağı sağlanıyor. Tasarıyla uluslararası sermayeli şirketlerin taşınmaz edinimi de koşullara bağlandı.


Edinilecek taşınmazın askeri yasak, askeri güvenlik bölgeleri ve askeri stratejik bölgelerde kalması durumunda Genelkurmay Başkanlığı’nın; özel güvenlik bölgelerinde kalması halinde ise taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin bünyesinde kurulan komisyonun izni gerekiyor.

2006 yılından itibaren yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de edinebileceği alan 30 hektardan 2.5 hektara düşürüldü. Tapu Kanunu’nun 35. maddesinde belirtilen karşılıklılık ilkesine 1984 ve 1986 yıllarında iki defa istisna getirildi ancak bu doğrultuda yapılan düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Türkiye’de yabancıların en fazla taşınmaz edindiği ilçe Alanya. Bu ilçede 26 bin 120 kişinin 2 milyon 293 bin 555 metrekarelik alanda 19 bin 258 taşınmazı var. Alanya’yı 12 bin 182 kişi, 1 milyon 408 bin 337 metrekare, 8 bin 461 taşınmaz ile Didim, 8 bin 404 kişi, 2 milyon 35 bin 234 metrekare ve 5 bin 637 taşınmaz ile Fethiye, 4 bin 829 kişi, 1 milyon 300 bin 776 metrekare ve 3 bin 720 taşınmaz ile Kuşadası izliyor.

Ülkelere göre taşınmaz sayıları şöyle:

Almanya: 27 bin 620 kişi, 48 milyon 272 bin 285 metrekare, 36 bin 269 taşınmaz.

İngiltere: 35 bin 421 kişi, 6 milyon 764 bin 85 metrekare, 24 bin 998 taşınmaz.

Yunanistan: 10 bin 738 kişi, 2 milyon 836 bin 27 metrekare, 9 bin 878 kişi.

Avusturya: 4 bin 157 kişi, 11 milyon 533 bin 787 metrekare, 6 bin 242 kişi.

İrlanda: 6 bin 840 kişi, 814 bin 420 metrekare, 5 bin 168 taşınmaz.

Hollanda: 5 bin 827 kişi, 3 milyon 218 bin 232 metrekare, 5 bin 18 taşınmaz.

16 Ocak 2012 

ilgili:
http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2011/07/yabancilara-tapu-hakki-tapu-kanununda.html
http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2009/05/basbakanin-itiraf-etti-kahretsin.html
http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2011/06/aoz-eez-yunanistanin-kurtulusu.html


YABANCIYA TOPRAK SATIŞI REKOR KIRDI
AKP döneminde 18’e katlandı
Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın CHP’li A. İhsan Köktürk’ün soru önergesine verdiği yanıt, AKP’nin yabancıya toprak satışında rekor kırdığını belgeledi. 2002’de 1.2 milyon  metrekare olan toprak satışı, 2011’de 18.4 milyon metrekareye ulaştı. Sermayesi yabancı şirketlere satılan taşınmazların sayısı ise 13 bine ulaştı.

Yabancılara toprak satışında rekor artış
Türkiye’de 2002 yılına kadar yabancılara toprak satışı 11 milyon metrekare iken AKP iktidarıyla 2012’de 75 milyon 893 bin 700 metrekareye ulaştı

Haber: Fatih Erboz
AKP iktidarı döneminde yabancılara toprak ve taşınmaz satışında rekor kırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün soru önergesine verdiği yanıt, bu rekorun itirafı oldu. Bayraktar’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de 2002 yılında yabancılara toprak satışı 1 milyon 280 bin 615 metrekareyken, bu rakam 2011 yılında 18 milyon 402 bin 131 metrekareye ulaştı. Erdoğan Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, yabancılara satılan toprak miktarının yıllara dağılımı şöyle:

* 2002: 1 milyon 280 bin 615 m2
* 2003: 1 milyon 779 bin 803 m2
* 2004: 3 milyon 977 bin 477 m2
* 2005: 3 milyon 388 bin 316 m2
* 2006: 6 milyon 268 bin 290 m2
* 2007: 9 milyon 27 bin 327 m2
* 2008: 14 milyon 373 bin 829 m2
* 2009: 11 milyon 438 bin 853 m2
* 2010: 12 milyon 845 bin 510 m2
* 2011: 18 milyon 402 bin 131 m2
* 2012: 75 milyon 893 bin 700 m2    

9 yılda 96 bin taşınmaz
Çevre Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, 30 Kasım 2002 ve 30 Kasım 2011 tarihleri arasında ülkemizde 96 bin 735 adet taşınmazın, 103 bin 809 gerçek kişiye satılmış olduğunu kaydetti. Bayraktar, bu taşınmazların toplam alanının 75 milyon 893 bin 700 metrekare olduğunu belirtti. Bayraktar’ın verdiği rakamlara göre, aynı tarihler arasında ülkemizde 13 bin 486 adet taşınmaz 2 bin 197 tüzel (şirket, banka, yabancı temsilcilikler ve 4875 sayılı yasaya tabi olan yabancı sermayeli şirketler) kişiye satıldı. Bu taşınmazların toplam alanı 30 milyon 447 bin 810 metrekare oldu.

30 milyon 186 bin m2
Sermayesi kısmen ya da tamamen yabancılara ait olan ancak ticaret siciline kayıtlı olduğu için yabancı sayılmayan şirketlere satış konusunda da rekor kırıldı. Bakan Bayraktar, bu statüdeki 2 bin 567 kişiye toplam 13 bin 391 adet taşınmazın satıldığını açıkladı. Bakanlık yanıtında, bu taşınmazların toplam alanının 30 milyon 186 bin 277 metrekare olduğunu kaydedildi.

“Yeni Düyun-u Umumiye”
1923 ve 2002 yılları arasında yabancılara satılan toprak parçasının 11 milyon metrekare olduğunu hatırlatan CHP Zonguldak Milletvekili Köktürk şöyle konuştu: “Sadece 2011 yılında yabancılara satılan toprak parçası 18 milyon 402 bin 131 metrekare. 2002- 2011 yılları arasında yabancı gerçek kişiye 75 milyon 893 bin 700 metrekare. Yabancı tüzel kişiye 30 milyon 447 bin 810 metrekare, yabancı ortaklı ve yabancı sermayeli şirketlere 30 milyon 186 bin 277 metrekare. Yani 2002-2012 yılları arasında yabancılara satılan toplam toprak miktarı 136 milyon 527 bin 787 metrekaredir. Dolayısıyla 80 yılda satılan toprak parçasının neredeyse iki katı sadece 2011 yılında, toplam 12 katı da 2002 sonrası AKP iktidarında gerçekleşmiş.”
Islahat Fermanı’nın devamı
İlk kez 1868 Islahat Fermanıyla yabancı gerçek kişilere ülkemizde mülk edinme hakkının tanıdığını ifade eden Köktürk, şunları söyledi: “Yabancılara toprak satışı konusunun, Osmanlının ilk yabancı borçlanmasından iki yıl sonra gündeme geldiğini biliyoruz. Yabancılar, 1881 tarihinde, alınan tüm vergilerin gelirlerinin iç ve dış borçlara ayrılarak iç ve dış alacaklılara ödenmesi için kendi denetimlerinde bir Düyun-u Umumiye’nin kurulmasını Osmanlı’ya kabul ettirmişler. Şimdi yeni Düyun-u Umumiye oluşturuluyor.”


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

14 Ocak 2012 Cumartesi

ABD KARAKOLU KATAR

SONLARI KADDAFİ'NİN ARDINDAN ABD BAYRAĞININ ÖNÜNDE İLK CUMA NAMAZI KILAN MUHALİFLER GİBİ OLACAĞI GÜNLERİ GÖRECEĞİZ

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

İÇİMİZDEKİ TRUVA ATLARI





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

13 Ocak 2012 Cuma

ORDUSUZ KALMAK


http://www.vizyonfilmizle.org/8285-nanking-nanking-izle.html

THE CİTY OF LİFE AND DEATH /
 NANKİNG NANKİNG
(NANJİNG! NANJİNG!)
Nanjing! Nanjing! filmi, tarihte büyük acıların yaşandığı Nanjing kentini mercek altına alıyor. 1937 yılında Çin – Japon savaşı sırasında yaşanan olaylarda 300.000 insan hayatını kaybetti. Japonların tecavüz ettiği 20bin civarında kadın ve işkenceden geçirdiği binlerce insanın dramı, olayların başlangıcıyla birlikte anlatılıyor.
2010 yılında uzak doğu festivallerinden ödüller alan ve siyah-beyaz olarak çekilen bir film.
Ordusuz kalan bir halkın başına gelenler.
Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan saldırılara ve sessiz kalanlara tarihi gerçekler ışığında bir ibret.
Film 14 Ocak 2012 akşamı Ulusal Kanal’da da oynayacak.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

11 Ocak 2012 Çarşamba

NE KADAR ARSIZIM DEĞİL Mİ?


"KİN VE NEFRET SUÇU" GÜZEL SÖYLEMİ ARKASINDAN NETALEP EDİLİYOR?
YADA SORUYU AYRINTILANDIRIRSAK:
-DÜNYADA TÜRKLERE KARŞI KİN VE NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN BİR ÜLKE VAR MI?
-NE KADAR ARSIZIM DEĞİL Mİ?
-GEÇTİM DÜNYAYI; TÜRKİYE’DE TÜRKLERE KARŞI KİN VE NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN ANAYASADA HERHANGİ BİR MADDE VAR MI?
-NEDEN HALA KENDİ Mİ ARSIZCA TALEPLERDE BULUNUYORMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM?
-HEPSİNİ ALDIM GERİ.
-TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA TÜRK BAYRAĞINA KARŞI NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN BİR MADDE VAR MI?
-TALEP EDEN VAR MI?
-TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA KURUCU ÖNDERİ ATATÜRK KARŞI NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN BİR MADDE VAR MI?
-TALEP EDEN VAR MI?
YOKSA İSTENEN HANİ O ( +)  POZİTİF AYRIMCILIK MI?


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

AKP’DEN KILIÇTAROĞLU’NA “MAĞDURU OYNA" DESTEĞİ

ESKİDEN JETONLAR KÖŞELİYDİ, DÜŞSÜN DİYE BEKLERDİK. 
ARTIK JETON YOK AMA BİZ HALA BEKLİYORUZ. 
YAZALIM DA BEKLEMEYELİM BARİ.

Ana Muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçtaroğlu Silivri ziyareti çıkışında “Burada aslında bir yargılama yapılmıyor. Burada bir adalet dağıtımı söz konusu değil. Burada ön yargılı olan yargıçların, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına yargılama diyorlar. Buna demokrasi diyorlar. Bu ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır... Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum...” dedi ve Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” ve “kurum halinde çalışan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmek” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla fezleke hazırladı.
Peki; Başbakan Tayyip Erdoğan ne dedi?
“Fezlekelere yabancı mısınız? Bütün arkadaşlar için bu tür fezlekeler olabiliyor”
“Başbakan, Başbakan Yardımcıları hepsi için bu tür fezlekeler var. Aynı şeyin Sayın Kılıçdaroğlu için de, hele hele o kullandığı ifadeler için haydi haydi olması gerekir. Olması gereken olmuştur”  dedi.
Pekiii CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu ne dedi?
“Dokunulmazlığa ihtiyacım yok...
Dilekçem burada!
Korkuyla siyaset yapan biri değilim.
Hadi hesaplaşın CHP’nin Genel Başkanı’yla...”
 dedi…

Maddeleyip geçeceğim:

1-Önce Baykal’a cinsel içerikli uzun kollu oturup kısa kollu kalktığı bir kasetle darbe vuruldu.
2-Sonra bir bakıldı “ben genel başkanlığa adayı olmayacağım” diyen Kılıçtaroğlu kendini şaşalı bir kurultayla CHP’nin genel başkanı buldu.
3-Seçimler geçti. “%35 in altında oy alırsam istifa ederim” dediği seçimden %26 alan CHP’de değişen hiçbir şey olmadı.
4- Fettullahın gazetesi Zaman’a beyanat verebilen ve “Dersim Katliamının Sorumlusu Devlet ve CHP’dir” diyen ve kendisinin CHP’li olmadığını aleni itiraf eden Hüseyin Aygün gibiler Tunceli Millet vekili,Akp’nin Kürt açılımıyla Habur’dan giren pkk'lıların avukatı olan, 2007'de pkk'lıların cenazesine katılıp konuşma yapan Sezgin Tanrıkulu CHP’nin Genel Başkan Yardımcılığına getirildi.
5- Faruk Loğoğlu, Umut Oran, Gülsün Bilgehan ve Faik Öztrak gibi ağır toplardan oluşan CHP heyeti ABD’ye gönderildi. Beyaz Saray dışında yahudi lobisi, neo-con olarak bilinen “düşünce kuruluşları” ile görüşmeler yapıldı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in ekibinden Larry Silverman, Henry Barkey, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı, CSIS ve German Marshall Fund gibi ne kadar Siyonist, dünyanın başının belası emperyalist çakal varsa görüşüldü. Yani özetle ABD’li Siyonist kuruluşlardan icazet (onay) alındı.
6-Bunda Mantık ne idi? (ya da nedir?) AKP aynısını yaptı, ABD, AKP’yi getirdi, bizde yaparız bizi de getirir.Bu bir hatadır.CHP tabanının %99 ABD emperyalizmine karşıdır.Dolayısıyla yemedi.
7-Politikada herhangi bir değişiklik yapıldı mı?
-Hayır.
-O zaman %99 tabana uymayan CHP’ye CHP denile bilir mi?
-Hayır. Zaten kendileri ön eklerle olayı belirttiler.
Yeni-CHP dediler.
Neo-CHP dediler.
Liberaliz dediler.
ABD’ye karşı değiliz dediler.
Bir tek “biz CHP’yi ele geçirdik. Biz CHP maskesi taktık, aslında CHP’li değiliz” demediler. Aslında Aygül bunu da dedi. Duymadık.
8-CHP bu haliyle ne?
-Ana muhalefet partisi.
9-AKP buna ne der?
Ben olsam:
-“Yemede yanında yat” derdim.
-“Oh suyundan da koy” derdim.
Biraz argo oldu ama ne yapayım.
10-İnternette çok tutan bir parçanın sözleri geldi aklıma. AKP ile ilgili.Hit olmuştu.Çoluk çocuğun dilinde dolandı aylarca.
“Mağdurum,mağdurum ben mağdurum”
Hatırladınız sanırım.
Hatırlamayanlar için:

Gelelim artık sadede. Madde falan yok artık.
CHP’nin bu hali ile benim gibi (liboşlaşamamış) birçok kişiyi rahatsız ediyor(haliyle). Sonra gündeme “TÜZÜK KURULTAYI” düştü. Daha bu Pazar Kurtul ALTUĞ’un programında Onur ÖĞMEN’e canlı yayında gelen bir habere karşılık soruldu. “CHP Tüzük Kurultayına gidiyor. Ne dersiniz?” diye.
Ne desin adam? Yukarıda saydıklarımı sayacak hali yok ya.
“Gitmelidir” dedi. “Çözüm CHP’dir” dedi. Kimse bir şey anlamadı, geçti gitti.
İşin aslı şu:
CHP’nin 1280 delegesi var ve 256 tanesinin imzası alındığında Küzük Kurultayına gidile biliyor. İmzalar toplandı mı? Genel Başkan 45 gün içerisinde kurultaya gitmek zorunda. Gitmedi mi? Mahkemelerle işi biraz daha uzata bilir ama CHP tüzüğü bu şekilde.
Kılıçtaroğlu’nun imzaların önünü kesmek için disiplin sopasını kullandığı CHP içten içe kaynadığı, sert tartışmaların olduğu biliniyor.
Tüzük kurultayından neden korkuluyor? Diye düşündüğümüzde hemen göze batan ve muhalif kanadın istekleri var. Hazırlanan yeni tüzük taslağına göre genel başkanın yetkileri azaltılıyor. Nasıl mı?
·         5 yıldan kısa üyeliği bulunan partililer yönetici olmasın deniliyor.
·         il başkanı ve kurultay delegesi olabilmek için de en az 3 yıllık parti üyesi olunsun deniliyor.
Ne oldu?
“Ben CHP’li değilim. Çağırdılar geldim”
“Ben pkk’nı avukatıydım çağırdılar geldim”
“Ben TESEV’ciyim, SOROS Amcanın torunuyum. Çağırdılar geldim”
“Ben liboşum. Çağırdılar geldim” lerin önü kesiliyor canlarım.
İşte bu neo-CHP’den çok “madurum ben ,madurum” şarkısıyla Türkiye’yi talan eden AKP’yi daha çok rahatsız etti.
Böyle ANA-Muhalefet nereden bulacak?
Veririm fezlekeyi oynatırım mağduru.
Jeton düştü mü?
Söylesenize.Sabahı  yaptık yine.
Saygılar.
11 Ocak 2012
Levent Kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

8 Ocak 2012 Pazar

FİLM


Çöle sürgün edilen bir grup Koreli diplomat ve muhafız grubunun geri dönme mücadelesini anlatıyor. Grup zor doğa şartları ile mücadele ederken, yolda Moğollar tarafından kaçırılan Çin Prensesi ile karşılaşırlar. Grubun komutanı,Çin Prensesin´i kurtarabilirlerse hem ülkeleri arasındaki husumete son verebileceklerini hem de ülkelerine rahatlıkla dönebileceklerini düşünmektedir. Planlarını başarı ile gerçekleştirip, prensesi Moğolların elinden kaçırırlar . Moğollardan kurtulmak sandıkları kadar kolay olmayacaktır.

1 Ocak 2012 Pazar

PROVAKASYONLARI DEĞİL BU FERYADI DUYUN

KORKUNÇ HATA.
VATANDAŞIMIZI TERÖRİSTİN ÇAKALIN MEZESİ YAPMAYIN

Uludere’de 35 yurttaşımızın kaçakçılık yaparken Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması ve hayatını kaybetmesi sonrasında gerçekleşen olaylar, herhangi bir terör olayından daha geniş tahlil edilmeyi gerektiriyor. Ancak bu tahlili yapmadan önce olay ile ilgili şu ana kadar açık kaynaklardan gelen doğru bilgileri yanlış bilgilerden ayıklayarak, resmin ne olduğunu görelim. Ve resimdeki eksiklerden hareket ederek, sorulması gereken soruları ortaya koyalım.

Birinci Tespit: Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu Köyü’nde yaşayan Encü ailesi büyük bir aile. Ailenin bir bölümü Türkiye’de bir bölümü Zaho’da K. Irak’ta yaşıyor. Aile, PKK ile mücadeleye verdiği etkin destekten dolayı, bölgede görev yapan askerler tarafından sevilen bir aile. Encü Ailesi ile TSK arasında yıllar içinde bir güven bağı oluşmuş. Ailenin reisi takma adı Dirbaz olan Naif Encü. Dirbaz Naif Encü korucubaşı olarak senelerden buyana ailesini PKK’ya karşı mücadelede yönetiyor. Sınır boyunda yaşayan bir aile olduğu için PKK’nın saldırılarında ilk hedeflerden birisi. Zaten Emre Uslu, Taraf gazetesindeki makalesinde Encü ailesine “derin devletin aşireti” demeye getiriyor. (Taraf 31 Aralık 2011)

Öte yandan aileye mensup korucular, sınır ötesi operasyonlarda güvenlik güçleri ile K. Irak’a girip çıkıyorlar.Aile şimdiye değin birçok şehit ve gazi vermiş bir aile. Son bombardımanda iki kardeşini, Hüsnü ve Savaş’ı ve 13 yaşındaki oğlunu Erkan’ı kaybeden Mehmet Encü, 1998’de Haftanin kampına düzenlenen bir operasyonda iki gözünü mayın patlaması sonucunda kaybetmiş.(Hürriyet, 31 Aralık 2011) (Unutmayalım, Güneydoğu Anadolu’da çocuklara verilen isimler aynı zamanda siyasal bir tavır ortaya koymaktır. Bu aile siyasi tavrını çocuklara verdiği isimler ile de koyuyor.)  

Bu olayda oğlunu kaybeden bir diğer gazi ise Abdulaziz Encü. Abdülaziz Encü, 1999’da Düğün Dağı’nda bir operasyon sırasında mayın patlaması sonucunda bacağını kaybediyor. Patlamada amcası ölüyor. Bir Mehmetçikte yaralanıyor. Tek bacağı ile gönüllü koruculuk yapan Abdülaziz Encü kızgın: “Çocuğumun tabutunun üstüne bayrak astılar. Hükümet meydanı boş bıraktı. BDP’lilerin propaganda alanı oldu. Bu görüntüyü görünce ciğerim yandı. Bizi sahipsiz bıraktılar.” (Vatan, 31 Aralık 2011) Bir gazinin feryadı. Senelerce çarpıştığı, akrabalarını elinden alan, bacağını elinden alan terör örgütü şimdi oğlunun cenazesini elinden alıyor. 

İkinci Tespit: Türkiye’nin Van-Hakkâri ve bir ölçüde Şırnak sınırı PKK’nın finans kaynağını oluşturan temel kaynak olan uyuşturucu, akaryakıt ve diğer kaçakçılıkların en yoğun olarak gerçekleştiği bölge. (Bu konuda bkz. 11 Kasım 2011 tarihli Van kırsalı ve PKK Holding başlıklı yazıma) Ancak kaçakçılığı yapan sadece PKK yandaşları değil. PKK yandaşlarının kaçakçılık ile büyük bir zenginlik oluşturduğunu gören devlet, devlet yanlılarına da uyuşturucu, silah (akaryakıt konusunda farklı görüşler var) dışında kaçakçılık konusunda göz yumuyor. Anlaşılan o ki, Encü ailesi de bu çerçevede güvenlik güçlerinin bilgisi dâhilinde K. Irak’tan kaçak mal getiriyor. Ailenin bir mensubu “bu sefer askere gittiğimizi haber vermemiştik” açıklamasını yaptı. Demek ki, diğer gidişlerde askere haber verilip öyle gidiliyor. Bu sefer mazota gittikleri için mi haber vermediler bilmiyoruz.  

Burada sorulması gereken soru, PKK’nın düşmanı olan Encü ailesi mensupları nasıl PKK’nın saldırısına uğramadan PKK kamplarına çok yakın bir bölgeden mal taşıyabiliyorlar. Hemen büyük komplo teorileri geliştirmeye gerek yok. Bunun cevabı çok basit olabilir. Encülere mal tedarik eden K. Irak’taki aşiret PKK’ya bu konuda baskı yapmış olabilir. Ancak bu soru cevaplandırılması gereken bir soru?
Üçüncü Tespit: MİT’in PKK içindeki elemanından Feyman Hüseyin’in liderliğindeki bir grubun kaçakçıların kullandığı yoldan Türkiye’ye geçiş yapacağına dair bir haber 19 veya 20 Aralık’ta istihbarat olarak geliyor. MİT bilgiyi Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına geçiyor. 29 Aralık günü Heronlar anılan bölge olan Sinat-Haftanin görüntü alıyor. Kaçakçı olabilecekleri şüphesi doğuyor. İstihbarat için tekrar teyit isteniyor. MİT istihbaratı teyit ediyor.(Başbakan Erdoğan ve MİT ikinci istihbarat teyidini reddettiler. Genelkurmay Başkanlığı ilk açıklamasında istihbarat kaynağı olarak “çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat” demektedir.) Ve iki savaş uçağı bölgeyi bombalıyor. Genelkurmay Başkanlığı ikinci kez istihbaratı MİT’ten teyit edip etmediğini açıklamalıdır.

Dördüncü Tespit: Daha bombardıman devam ederken, Encü ailesi bölgedeki askeri birliğe telefon ederek kendi çocuklarının bombalandığı bilgisini vermiştir. Muhtemelen saat 23.00-24.00 arasında AKP Hükümeti ve Genelkurmay Başkanlığı yanlışın farkına varmış ve şoka girmiştir. Bu noktada PKK-BDP’nin inisiyatifi ele alarak, senelerden buyana düşman olarak belledikleri Encü ailesine “Kürtlük” adına sahip çıkarak, siyasal istismar sürecini başlatmışlardır. 

Beşinci Tespit: PKK’nın inisiyatifi ele geçirmesi, çok geçte olsa yanında asker ve jandarma olmadan baş sağlığı için giden Uludere kaymakamının dövülmesi, cenazelerin kalkması sırasında PKK çaputlarının tabutlara örtülmesi, kamuoyunun bir bölümünde “bunlar zaten PKK’lı imiş, üstelik yaptıkları kaçakçılık PKK finansmanı için” şeklinde bir algının doğmasına yol açmıştır. Bu da ortaya “öldüler ise öldüler, ne olacak yani. Bizim askerlerimiz de şehit oluyor” tepkisini çıkarıyor. Oysa, Abdülaziz Encü, mayın patlamasından sonra kendisine takılan birliğin elindeki tek serumu, çıkartarak, oğlu yaşındaki yaralanan Mehmetçiğe taktırıyor. Şimdi istediği, düşmanı olan PKK devletin ve milletin yanında olması. 

Altıncı Tespit: Yapılması gereken ilk şeyler: 

1) Encü ailesinin PKK istismarından kurtarılması. Bakanların ziyareti, Başbakan’ın telefon ile araması, CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun ziyareti olumlu adımlardır. Ancak muhakkak Genelkurmay Başkanı TSK ile silah arkadaşlığı yapan bu aileyi ziyaret ederek gönüllerini almalıdır. Encü ailesi ile yoğun ilişki süreci daha sonrada devam etmelidir. 

2) Eş zamanlı olarak istihbarat çarkının nerede kırıldığı, neden kırıldığı muhakkak ortaya çıkarılmalıdır. 
Ümit Özdağ


BAŞIMIZ SAĞ OLSUN
 ACI GERÇEK . 
ÖLENDE BİZİM ÖLDÜRENDE BİZİM.




 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

31 Aralık 2011 Cumartesi

BORDER PATROL'UNUZ HAYIRLI OLSUN.HOŞ GELDİN DECCAL


Türk jetleri Irak sınırları içerisinde ABD’den aldıkları bilgi paylaşımıyla operasyon yapıyor ve 35 kaçakçılık yapan vatandaş ölüyor.

Türk ordusu kendi sivil vatandaşını öldürdü diye kıyamet kopuyor. Yandaş yanaşma, liboşu, fettullahçısı, ayrılıkçı kürdü TSK’yı suçluyor. ABD’ye polis bursu ile giden sonra “kıtalar arası uçamaz” raporu alıp ülkeye yılarca dönmeyen, döndüğünde girdiği sınavda gösterdiği üstün başarısızlık nedeniyle polislik mesleğinde yükselemeyen, öğretim üyeliğine ve taraf gazeteciği köşe yazarlığına terfi eden Emre Uslu twitterde tam bir uçuşa geçti ve bu bombalama olayını Ergenekon’a mal etti. Taktire şayan bir uçuş denemesi.Kuyruğunu ABD’ye kaptıranlardan beklenecek bir fikir yürütme başarısı.tebrik ediyorum kendisini.

Ama bakınız; bu olayı duyduğumda benim aklıma gelenler nelerdi?
1-Biz müthiş bilgi paylaşımını ABD’den alıyoruz.
2-Daha düne kadar İsrail’in 1 teröristi gören ama 300 teröristi görmeyen Heronlarından alıyorduk.
3–Bir kaç senedir TSK’lerinin ve jandarmanın yetkileri daraltılıyor.
4-İçişleri Bakanlığına ağır silah alma yetkisi verildi.
-İçişleri bakanlığı ne yapacak ağır silahı?
Kendine bağlı olan polise verecek.
-Yani ne demek bu?
Polisin tank alma yetkisi var demek.
5-Sonra AB baş müzakerecisi Egemen Bağış bir açıklama yaptı. Türkiye AB’ye girecekmiş.
-Eeee.
Dolayısıyla AB’nin sınırları Türkiye’nin sınırları olacakmış.
-Sonra.
AB’nin sınırlarını Türk ordusunun koruması AB norm ve kriterlerine uygun değilmiş.
-E ne yapalım?
“Border patrol” (sınır muhafızları)  kurulacakmış. İçişlerine bağlı olacakmış. Yöre insanından olacakmış. Ayrıca istihdam da sağlayacakmış.50 Bin kişiden oluşacakmış.
—Süper güzellikte bir fikir.
Çocuklarda pkk kamplarının arasından geçerek kaçakçılık yapmak zorunda kalmaz. Pkk’ya karşı Türkiye sınırlarını korurlar artık.
6-Bu arada ABD Irak’tan çekiliyor. Tası tarağı, ağır silahlarını, fosfor bombalarını topladı kıçına baka baka Türkiye topraklarına çekiliyor. Türkiye’den de 1 bilemedin 2 sene içerisinde çekilecekmiş.
7-Bu arada BDP’nin kadın milletvekilleri özerklik ilan ediveriyor. Adamların zaten hiç ses soluğu çıkmıyor. TBMM’de bir iki artistliğin dışında süt dökmüş kedi.
Ne oldu arkadaşlar?
Özerklik istiyorsun.
ABD ağır silahlarıyla ülkende.
50 000 kişilik Sınır Muhafız Birliği yöre halkından kuruyorsun.
Yemede yanında yat.
Türkiye Cumhuriyetin vatandaşlarının vergileriyle ABD güdümünde Kürt ayrılıkçı özerk yapılanmasına 50 000 kişilik silahlı, eğitilmiş dibine kadar ayrılıkçı faşist bir ordu oluşturuluyor.
Ozaman:
Hoş geldin 2012.
Hoş geldin marluk, deccal, ne olduğu belli olmayan abuk sabuk şeyler.
Hoş geldin iç savaş.
Hoş geldin kan gözyaşı ve ölümler.
Hoş geldin siyonistin hasat mevsimi.
Hoş geldin ABD.
Güle güle kardeşlik.
Birlik, beraberlik ve bilumum güzel şeyler.
Bunun için ne gerekiyordu?
“Türk Ordusu sınırlarını koruyamıyor.” gerekiyor.
“Türk Ordusu kendi sivil halkını öldürüyor” gerekiyor.
Bunları sağladı mı? Bu olay.
Kaymak gibi sağladı.
Şimdi hazır olun.
Yandaş, yanaşma, liboş, fetoş, ayrılıkçı faşist kürt medyaya atacakları başlıkların emri gelmeden söyleyelim.
Yakında bu ve benzer başlıklar göreceğiz ve tartışmalar dinleyeceğiz.
“Türk Ordusu sınırları koruyamıyor.”
 “Türk Ordusu kendi sivil vatandaşını bombalıyor”
“Türk Ordusunun içerisinde hala Ergenekoncular var”
Ve neticede ve kesinlikle:
“ABD’NİN MEKSİKA SINIRINDAKİ GİBİ “BORDER PATROL” (SINIR MUHAFIZLARI) GELİYOR.”
ABD müthiş bilgi paylaşımıyla kaçakçı vatandaşları bombalattırıp “border patrol” (sınır muhafızları) yapılanmasına geçişi sağlayacak propaganda malzemesi oluşturuverdi.Şimdi sıra medyada ve AKP , neo-CHP,MHP ve tabiki BDP de.
Mutlu yıllar.
Ama gelen yıl 2012 dikkat edin.
31/12/2011
Levent kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

29 Aralık 2011 Perşembe

AKDENİZ'DE RUM VE TÜRKİYE'NİN HARİTALARI RESMİLEŞTİ GELECEK YIL GÜNEYDE DOĞALGAZ GERGİNLİĞİ VAR!


Kıbrıs Rum kesimi ile TPAO'nun Akdeniz'de doğalgaz ve petrol arayacaklarını ilan ettikleri bölgelerin çoğu çakışıyor. Her iki tarafın da aynı bölgede arama ve sondaj çalışmaları yapması yeni bir krizin kapısını aralayacak. Olayın seyrini Rumların 12. bölgede yaptığı arama sonuçları belirleyecek
 Rumların Akdeniz'de tek taraflı olarak başlattığı doğalgaz sondaj çalışmalarında gerginlik daha da artacak gibi.

12. bölgede arama çalışmalarını sürdüren Rum kesiminin birkaç gün içinde açıklama yapması bekleniyor. Türkiye ve Rum kesiminin arama yapmak için belirlediği haritalarda çakışan bölgelerin sayısı da dikkat çekiyor. Her iki tarafın da hak iddia ettiği alanların birinde çalışma başlatılması durumunda uluslararası kriz çıkacak. Her ne kadar Rum Kesimi, 'Bulunan her yeraltı kaynağı iki halkın da zenginliği' dese de Rum bakanlar Türkiye'yi 'kabadayılık' yapmakla suçluyor. Rum kesiminin Akdeniz'de Münhasır Ekonomik Bölgeler oluşturup aramaya başlamasının ardından Türkiye'de harekete geçti.
TPAO ile KKTC Enerji Bakanlığı arasında imzalanan 'Petrol Sahası Hİzmetleri ve Üretim Paylaşımı Sözleşmesi'yle resmi adımlar atıldı. TPAO, arama ve sondaj yapacağı alanları 7 bölgeye ayırdı. Bu bölgelere de A'dan G'ye kadar simgeler verildi. TPAO'nın ruhsat aldığı bölgelerle Rum kesiminin gösterdiği ve 13 parsele ayırdığı bölgelerin birçoğunun çakıştığı ortaya çıktı. TPAO'nun belirlediği harita Rum kesimi basınında 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarından kuşku duymasına yol açtığı' da belirtildi.

NOBLE'IN 'BULGU' AÇIKLAMASI YİNE ERTELENDİ
GÖZLER, Kıbrıs Rum kesiminin atacağı adımda. Çünkü Rumlar, bir süre önce arama yaptıkları 12. bölgede doğalgaz bulduklarını açıklamıştı. Arama çalışmalarını yürüten Noble Energy'nin ayrıntılı açıklama yapacağı 15 Aralık tarihi ötelendi. Rum Alithia gazetesinde yer alan 'Noble şirketinin açıklamasında küçük erteleme' başlıklı habere göre şirketin araştırma sondajları sırasında bazı teknik sorunlar yaşadığı bu nedenle açıklamanın 25 Aralık'ta yapılacağı duyuruldu. Ancak bugüne kadar herhangi bir açıklama yapılmadı. Herkesin merakla beklediği açıklamanın yıl bitmeden yapılacağı tahmin ediliyor.

TPAO: Sorun çıkarsa siyasiler devreye girer
TÜRKİYE'nin hangi bölgelerde arama yapacağının temelleri Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun New York'ta imzaladığı anlaşmayla atıldı. TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal 'Bu anlaşma ve uluslararası diğer anlaşmalarla belirlenmiş sınırlara bağlı kalarak bu haritayı oluşturduk. Her iki haritada çakışan bölgeler var. Bu bölgelerde petrol ya da doğalgaz bulunup sondajın başlaması durumunda ne yapılacağını hükümetler kararlaştırır, ben bilemem' dedi.

Rumlar zeytin dalı uzatmaya çalışıyor
TARTIŞMANIN yeniden alevlenmesi beklenirken, geçtiğimiz günlerde Rum tarafından ilginç bir açıklama geldi. Rum kesiminin sözcüsü Stefanos Stefanu, bulunacak doğalgazın Kıbrıs sorununda bir çözüm olsun ya da olmasın, tüm Kıbrıslılar ile paylaşılacağını söyledi. Sözcü, doğalgazın Avrupa'ya Türkiye üzerinden taşınması için projeler hazırladıklarını da açıklamıştı. Ancak Rum basını bu açıklamaların doğru olmadığını, hükümet sözcüsünün böyle bir beyanat vermediği yönünde haberler yaptı.
 
Kaynak: Esin GEDİK/ Akşam Gazetesi
 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

24 Aralık 2011 Cumartesi

ERMENİ'DEN ÖZÜR DİLEYEN ÖNCÜ EKİP

KİMSENİN BENİ VE ATALARIMI SOYKIRIMCI KATİLLER OLARAK GÖSTERMESİNE HAKKI YOKTUR.
BUNA ÖNCÜLÜK YAPAN VE GELDİĞİMİZ BU SÜRECİN BAŞLAMASINA SEBEP OLAN, İÇİMİZDEKİ KENDİLERİNİ AYDIN SANAN EMPERYALİST UŞAKLARINI KINIYORUM.
TARİHİ SIRAYA GÖRE ÖNCÜ GÖRÜNEN BU ŞAHISLARI DEMEOKRATİK HAKKIM OLAN BİÇİMİYLE BLOGUMDA YAYINLIYOR VE PROTESTO EDİYORUM. ETNİK KÖKENİNİZ NE OLURSA OLSUN; HEPİNİZDEN ANADOLU TOPRAKLARINDA YAŞAYAN BİR FERT OLARAK UTANIYORUM.SİZLERLE AYNI HAVAYI SOLUMAK BİLE İSTEMİYORUM.
Tüm isimler kendi sitelerinde mevcuttur.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

27 Kasım 2011 Pazar

ÖLDÜREN GERÇEKLER-KAŞİF KOZİNOĞLU'NUN AÇIKLAMALARI



KOZİNOĞLU’NUN AYDINLIK’A MEKTUBU - 1
Türkiye’nin yıllardır en çok merak ettiği ve kamuoyunun “Hayalet” lakabıyla tanıdığı MİT’çi Kaşif Kozinoğlu, geçtiğimiz Cumartesi akşamı tutuklu olduğu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetti.
Kozinoğlu, yargılanacağı Odatv davasında 22 Kasım Salı günü ilk duruşmasına çıkacaktı. Duruşmasına 10 gün kala, henüz kesinleşmeyen bir nedenle hayatını kaybetti. MİT’çinin sır ölümüyle ilgili, bütün kamuoyunda olduğu gibi, Kozinoğlu’nun hem yakın çevresi hem de devre arkadaşlarının kafasında soru işaretleri gittikçe büyüyor. En büyük soru işareti ise Adalet Bakanlığı’nın ölüm sebebi olarak “ağır ve yoğun spor yapması” şeklindeki açıklamasının, Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları tarafından doğrulanmaması.
Kendi kaleminden
Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm haberi duyulur duyulmaz, herkesin ilk tepkisi “Sırlarıyla öldü” oldu. Gazeteler “MİT’in kara kutusuydu” manşetleri attı. Ancak Kozinoğlu, sırlarının bir bölümünü ölmeden önce kendi el yazısıyla kaleme aldı ve bu notları Aydınlık’la paylaştı. Aydınlık, “Kendi el yazısıyla Kozinoğlu’nun sırları” yazı dizisini bugün başlatıyor.
Gündem değiştirecek mektup…
Fethullah Gülen cemaatinin Türk Cumhuriyetlerindeki örgütlenmesi… Cemaat hiyerarşisi ve işleyişi… MİTCIAcemaat bağlantıları… Hakan Fidan ve MİT’te yeni dönem… Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan-Fethullah Gülen ilişkileri ve karşıtlıkları… Anayasa Mahkemesi ve AKP’ye kapatma davası… Mehmet Eymür ve Ergenekon tertibi… Eymür ve cemaat ilişkileri… Kaşif Kozinoğlu’ndan Türkiye gündemini sarsacak açıklama ve bilgileri el yazısından aynen kamuoyuyla paylaşıyoruz…
MİT’çi Kozinoğlu, ABD’nin Gülen okullarını nasıl kullandığını anlatıyor:
Gülen okullarının müdürleriCIA’ya rapor veriyor
İşte Kozinoğlu’ndan gündemi sarsacak açıklamalar:
1-) Özbekistan, Rusya Federasyonu ve en son Türkmenistan, Fethullah Gülen okullarını hangi gerekçe ile kapatıyorlar? “İrticai faaliyetler!” Görevlilerden bir kısmı da anılan ülkelerdeki bağımsız mahkemelerde yargılanıp hapis cezası alıyor. Diğer kısmı söz konusu ülkeden kovuluyor.
2-) Rusya Federasyonu anılan okulları kapatırken bir tespit yapıyor. Basına yansımıştır anılan tespit: “Söz konusu okulların ABD adına istihbari faaliyet gerçekleştirdikleri ve anılan okulların ABD’li istihbaratçıların barınma yuvaları olduğu…”
3-) Anılan okulların faaliyet göstermesi için çok büyük meblağlarda para gerekmektedir. Anılan para, Türkiye’deki bazı işverenlerin bağışlarından elde edilen paranın çok üzerindedir. Bu paraları ABD vermektedir. (N. Veren de benzeri şekilde ifade ediyor.)
4-) ABD, bu okulları sadece istihbarat ve barınma bağlamında değerlendirmiyor. ABD’nin esas amacı, “söz konusu okullar sayesinde, İran’ın Asya’daki Fundamentalist akımını engellemek ve dengelemek”.
5-) Söz konusu okulların 1. düşmanı İran’dır. Fethullah Gülen hareketi, ABD İran’ı sevmediği için İran’ı düşman bellemiştir. Anılan ülkelerde belirttiğim şahıslar, özellikle okul müdürleri o ülkelere ilişkin raporlarını da belli periyotlarda anılan ülkelerdeki CIA temsilcileri ile paylaşmaktadır. Ayrıca o şahıslar o ülkelerden bayanlarla evlenip o ülkenin pasaportlarını da almaktadır…
Nurettin Veren, Fethullah Gülen’in eski başmuavini ve 35 yıllık yol arkadaşı
Devre arkadaşlarından Kaşif Kozinoğlu’yla ilgili önemli iddia:
Jandarmadan bilgi sızdıran ekibi tespit etmişti
Odatv soruşturmasıyla tutuklanan MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu, son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye katılan Kozinoğlu’nun devre arkadaşları, Aydınlık’a yaptıkları açıklamada, “Arkadaşımız CIA’nın hedefindeydi” dedi
Odatv soruşturmasıyla tutuklanan MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu’nun cenazesi için öğle vakti İstanbul Üsküdar’daki Selimiye Camisi’nde askeri tören düzenlendi. Törene katılımın yoğun olduğu gözlenirken, devre arkadaşları Kozinoğlu’nun ani ölümüne ilişkin Aydınlık’a konuştu.
’3-4 yıl önce rapor hazırladı’
Kozinoğlu ile aynı dönemde çalışan devre arkadaşı, Orta Asya’da yaptığı özel çalışmalar nedeniyle Kozinoğlu’nun ABD istihbarat teşkilatı CIA’nın hedefinde olduğunu öne sürdü. Kozinoğlu’nun gizli belge sızdırdığı gerekçesiyle tutuklandığının altını çizen devre arkadaşları, şöyle konuştu: “Arkadaşımız aslında 3-4 yıl önce jandarmadan bilgi sızdıran ekibi tespit etmişti. Ülkemizde yaşananları iyice gözden geçirmeliyiz. Yaşanmış ve yaşanacak olayları anlatan televizyon dizileri ve bazı haberler nasıl yapılıyor? İşte arkadaşımız bunun üzerine çalışıyordu. Bir rapor hazırladı ve bu raporu da üst düzey devlet yetkililerine verdi. Konumu ve yaptıkları ortadadır. Arkadaşımız CIA’nın bile hedefindeydi.”
‘Kalp krizi geçirmedi’
Fiziki olarak çok güçlü olduğuna dikkat çeken silah arkadaşları, “Kaşif’in yanına hiç kimse yaklaşamaz. Onu darp edebilecek biri yoktur. Yurt dışındaki spor müsabakalarında sayısız ödüller aldı” dedi. Mesleği gereği kalp krizi geçirdiğini vücudundaki belirtilerden anlayabileceğini ifade eden bir devre arkadaşı ise “Kalp krizinin kolda uyuşma, göğüs kafesinde sıkışma gibi tipik belirtileri vardır. Arkadaşımız bunları çok iyi bilirdi. Normalde kalp krizi öncesi yakınındakilere haber verebilirdi. Biz kalp krizi geçirdiğini düşünmüyoruz” diye konuştu.
Silah arkadaşları, Silivri Cezaevi’ndeki tutukluların yavaş yavaş öldürüldüğünü düşündüklerini belirtti: “70 yaşına yakın insanları Silivri’de tutuyorlar. Oradaki tutukluların yavaş yavaş zehirlendiğini düşünüyoruz. Cezaevinde doktor bile yok. Hiçbir akıl ve mantık Kozinoğlu’nun kalp krizi nedeniyle öldüğüne inanmaz.”
Cenazeye geniş katılım
Tören öncesi Kozinoğlu’nun eşi Yeşim, oğlu Özel, annesi Belgin Kozinoğlu ile kız kardeşi Figen Bıçakçıoğlu, cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Cenaze törenine, Kozinoğlu’nun aile yakınlarının yanı sıra eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, MİT İstanbul Bölge Başkanı İsmail Nişancı, MİT İzmir Bölge Başkanı Özel Yılmaz, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele ve Kaçakçılık Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, Balyoz davası tutuklusu eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgün Doğan, oyuncu Perran Kutman ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Cenaze törenine Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, İkinci Ergenekon davasının tutuklusu Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan ve çok sayıda üst düzey komutan da çelenk gönderdi. Kozinoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutu, törenden sonra Kozinoğlu’nun cenazesi götürüldüğü Ümraniye Hekimbaşı’ndaki Kocatepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kozinoğlu’nun 40 sayfalık savunmasına savcı el koydu!
Odatv soruşturmasıyla tutuklanan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde el yazısıyla hazırladığı 40 sayfalık savunmasına savcının el koyduğu öğrenildi. Cezaevi kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Kozinoğlu, mahkemeye sunmak üzere çok etkili bir savunma hazırladı. Savcı, önemli bilgilerin yer aldığı bu 40 sayfalık el yazısı savunmaya Kozinoğlu’nun koğuşuna giderek el koydu. Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Kaşif Kozinoğlu’nun 40 sayfalık el yazısı savunmasına, savcının bizzat koğuşa giderek el koyması ise dikkat çekti.
Kozinoğlu’nun 40 sayfalık el yazısı savunmasının içeriği ve dava dosyasına girip girmeyeceği merak konusu…
Kaşif Kozinoğlu’nun avukatları: Cezaevinde ve ambulansta doktor yoktu!
Odatv soruşturmasıyla tutuklanan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu’nun avukatları Taner Serim ve Tuğçe Duygu Köksal, Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin cezaevinde ve hastanede yapılan müdahalelerle ilgili yazılı basın açıklamasında bulundu. Kozinoğlu’nun avukatlarının yaptığı açıklamada, Kozinoğlu’na cezaevinde ve hastaneye götürülmek üzere konulduğu ambulansta doktor müdahalesi yapılmadığının altı çizildi. Kozinoğlu’nun avukatları, “Tarafımızca bilinen; Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı cezaevinde doktor bulunmadığından kendisine burada herhangi tıbbi müdahalenin yapılmadığı; Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk için çağrılan ambulansta da doktor bulunmadığı; ancak yolda ulaşan ikinci bir ambulanstaki doktor tarafından kalp masajıyla müdahale edilmek istenildiği fakat başarılı sonuç alınamadığından Silivri Devlet Hastanesi’ne ölü duhul ettiğinden ibarettir” ifadesini kullandı.
Aydınlık
Kaşif Kozinoğlu, Türk Cumhuriyetlerinde büyükelçilikler, THY ve Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nın (TİKA) Gülen cemaatinin ofisleri gibi kullanıldığını anlatıyor
“Kırgızistan’da uzun yıllardır ve halen tüm okulların başında olan şahıs Orhan İnandı, aslında Fethullah Gülen’in ‘Asya İmamı’dır. Kırgız Devleti ile irtibatlı olan esasen odur. Büyükelçiden hiçbir farkı yoktur. TC Devleti de bu şahıs üzerinden Kırgız yönetimi ile irtibat kurmaktadır. Anılan şahıs Kırgızistan’da, F. Gülen cemaatinin bilgisi dışında gizli bir şahsi servet de edinmiştir. Haremi vardır. Lüks içinde yaşamaktadır. Kırgızistan servisi tarafından angaje edilmiştir. Kırgız gizli servisi her adımını bilmektedir. Anılan Kırgız servisine de F. Gülen cemaatini anlatmaktadır. Kırgızlar, F. Gülen’in okullarına muhtaç oldukları için şu an itibarıyla kapatamamaktadırlar. Orhan İnandı’dan elde ettikleri tüm bilgileri, Rus ve Çin servisine aktarmaktadırlar. Aslında Rusya ve Türkmenistan’daki okullar, Orhan İnandı’nın verdiği bilgiler sonrası kapatılmıştır.
‘Türkiye parsel parsel satılıyor’
Ayrıca Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Afganistan, Tacikistan’daki Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), Türk Hava Yolları (THY), büyükelçiliklerdeki eğitim, ticari, ekonomik, din ve kültür müşavirliklerinin tamamı F. Gülen’ciler tarafından kapatılmıştır. Söz konusu ülkelerde F. Gülen’ci olmadan iş yapmak, ticaret vb. hiçbir faaliyet yaptırılmamaktadır. TİKA-büyükelçilik-THY’nin açık olduğu (faaliyet yürüttüğü) yerlerde okullar ve işadamları bir ekip şeklinde çalışmaktadır. Tüm bu söylediğim gruplar, bu ülkelerde barınabilmek, ülkeden atılmamak için anılan ülkelerin gizli servislerine aynı zamanda verdikleri bilgilerle, Türkiye’yi de parsel parsel satmaktadırlar.
‘ABD okullar kapanmasın diye uğraşıyor’
Türkmen Başı’nın ölümü sonrası Türkmenistan Cumhurbaşkanı olan Berdimuhammedov, öncelikle bakan yardımcılığına kadar yükselen, Türkmenistan sayesinde çok büyük paralar kazanan Ahmet Çalık’ı bitirmiş, gücünü elinden almış ve son olarak da F. Gülen’in okullarını kapatarak aslında çok büyük bir maddi damarı da kesmiştir. İşte Rusya Federasyonu’ndan sonra Türkmenistan’da da okulların kapatılması F. Gülen grubunu çıldırtmıştır. Şimdi kesinlikle sıra Azerbaycan ile Kazakistan’a gelecektir. Bu kapatma olayı fakir olmaları nedeniyle en son Afganistan vb. bölge ülkelerinde olur. Özbekistan’dan sonra Türkmenistan’da da bu okullar kapanmasın diye, ABD’nin çok uğraşısı olmuştur. Ancak RF (Rusya Federasyonu), Özbekistan ve Türkmenistan, anılan okulları ülke güvenlikleri ve Nurculuk faaliyeti yapmaları dolayısıyla kapatmaktadır.
‘Nurculukla mücadele departmanı’
Asya’da en yoğun Kırgızistan’da yerleşik durumdadırlar. Özbekistan, F. Gülen faaliyetlerine hiçbir şekilde müsade etmemekte. Yakaladığında ülkeye iade etmiyor, yargılayıp hapse attırıyor. Ancak Özbekistan, her yönüyle bölgenin en önemli stratejik ülkesi olması bağlamında her yolu deneyerek bu ülkeye girmeye çalışmaktadır. Özbekler de bunları kısa sürede yakalamaktadır. Özbek İçişleri Bakanlığı’nda Nurculukla mücadele departmanı kurulmuştur (1994). Aynı yıl Özbekler Türkiye’de çeşitli okullarda okuyan tüm talebelerini geri çekmiş ve Özbekistan’daki okullarını kapatmıştır. Özbekistan’daki büyükelçilikte din müşaviri yoktur.
‘Salih, Başbakanlık tarafından korunuyor’
Dışişleri Bakanlığı mensupları, her şeyi tüm çıplaklığıyla bilmelerine rağmen korkudan bu konuda merkezlerine kripto çekememektedir. Özbekistan lideri İslam Kerimov’un muhalifi Muhammed Salih, ABD ve F. Gülen organizesi ile Türk topraklarında barındırılmakta, başbakanlık tarafından korunmaktadır. Muhammed Salih’in kızı ile Emine Erdoğan’ın çok yakın bir arkadaşı evlenmiştir. M. Salih, ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alan Özbekistan’a muhalif İslami Hareket adlı terör örgütü ile direkt olarak irtibatlıdır ve örgüte para yardımı yapmaktadır.”
Aydınlık

KOZİNOĞLU’NUN AYDINLIK’A MEKTUBU - 2
Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde Cumartesi günü henüz bilinmeyen bir nedenle hayatını kaybeden MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun ölmeden kısa süre önce Aydınlık’a ulaştırdığı mektubunun dün yayımladığımız ilk bölümü geniş yankı uyandırdı. Aydınlık, Kozinoğlu’nun kendisiyle birlikte mezara gömülmeyen sırlarını kamuoyunun önüne sermeye başlamışken, diğer gömülmeyen sırları ise örtülmeye çalışıldı. Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde el yazısıyla hazırladığı 40 sayfalık savunmasına savcının el koyduğu öğrenildi. Cezaevi kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Kozinoğlu, mahkemeye sunmak üzere çok etkili bir savunma hazırladı. Savcı, Kozinoğlu’nun 40 sayfalık savunmasına koğuşuna giderek el koydu. Şimdi yazı dizisine başladığımız bu mektup daha da önem kazandı.
‘Para kaynağı ABD’
Dün yayımladığımız bölümde Kozinoğlu, yurt dışında özellikle de Türk Cumhuriyetlerindeki Fethullah Gülen’e bağlı okulların ABD ve CIA ile bağlantılarını anlatıyordu. “Gülen okullarının müdürleri CIA’ya bulundukları ülkelere ilişkin rapor veriyor” diyen Kozinoğlu, söz konusu okulların para kaynağını da söyle ifade etmişti: “Anılan okulların faaliyet göstermesi için çok büyük meblağlarda para gerekmektedir. Gereken para Türkiye’deki bazı işverenlerin bağışlarından elde edilen paranın çok üzerindedir. Bu paraları ABD vermektedir.”
Uzun yıllar MİT Asya Ülkeleri Daire Başkanvekilliği görevini yapan Kozinoğlu, mektubunun bugün yayımlayacağımız bölümünde ise Fethullah Gülen cemaatinin Türk Cumhuriyetlerinde bürokrasi ve büyükelçiliklerde nasıl örgütlendiğini, söz konusu ülkelerin Gülen cemaatine karşı nasıl mücadelede verdiğini anlatıyor. İşte Kozinoğlu’nun anlatımıyla Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki cemaat örgütlenmesinin şifreleri…
‘Büyükelçilikler, THY ve TİKA cemaat ofisi gibi’
Kaşif Kozinoğlu, Türk Cumhuriyetlerinde büyükelçilikler, THY ve Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nın (TİKA) Gülen cemaatinin ofisleri gibi kullanıldığını anlatıyor
“Kırgızistan’da uzun yıllardır ve halen tüm okulların başında olan şahıs Orhan İnandı, aslında Fethullah Gülen’in ‘Asya İmamı’dır. Kırgız Devleti ile irtibatlı olan esasen odur. Büyükelçiden hiçbir farkı yoktur. TC Devleti de bu şahıs üzerinden Kırgız yönetimi ile irtibat kurmaktadır. Anılan şahıs Kırgızistan’da, F. Gülen cemaatinin bilgisi dışında gizli bir şahsi servet de edinmiştir. Haremi vardır. Lüks içinde yaşamaktadır. Kırgızistan servisi tarafından angaje edilmiştir. Kırgız gizli servisi her adımını bilmektedir. Anılan Kırgız servisine de F. Gülen cemaatini anlatmaktadır. Kırgızlar, F. Gülen’in okullarına muhtaç oldukları için şu an itibarıyla kapatamamaktadırlar. Orhan İnandı’dan elde ettikleri tüm bilgileri, Rus ve Çin servisine aktarmaktadırlar. Aslında Rusya ve Türkmenistan’daki okullar, Orhan İnandı’nın verdiği bilgiler sonrası kapatılmıştır.
‘Türkiye parsel parsel satılıyor’
Ayrıca Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Afganistan, Tacikistan’daki Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), Türk Hava Yolları (THY), büyükelçiliklerdeki eğitim, ticari, ekonomik, din ve kültür müşavirliklerinin tamamı F. Gülen’ciler tarafından kapatılmıştır. Söz konusu ülkelerde F. Gülen’ci olmadan iş yapmak, ticaret vb. hiçbir faaliyet yaptırılmamaktadır. TİKA-büyükelçilik-THY’nin açık olduğu (faaliyet yürüttüğü) yerlerde okullar ve işadamları bir ekip şeklinde çalışmaktadır. Tüm bu söylediğim gruplar, bu ülkelerde barınabilmek, ülkeden atılmamak için anılan ülkelerin gizli servislerine aynı zamanda verdikleri bilgilerle, Türkiye’yi de parsel parsel satmaktadırlar.
‘ABD okullar kapanmasın diye uğraşıyor’
Türkmen Başı’nın ölümü sonrası Türkmenistan Cumhurbaşkanı olan Berdimuhammedov, öncelikle bakan yardımcılığına kadar yükselen, Türkmenistan sayesinde çok büyük paralar kazanan Ahmet Çalık’ı bitirmiş, gücünü elinden almış ve son olarak da F. Gülen’in okullarını kapatarak aslında çok büyük bir maddi damarı da kesmiştir. İşte Rusya Federasyonu’ndan sonra Türkmenistan’da da okulların kapatılması F. Gülen grubunu çıldırtmıştır. Şimdi kesinlikle sıra Azerbaycan ile Kazakistan’a gelecektir. Bu kapatma olayı fakir olmaları nedeniyle en son Afganistan vb. bölge ülkelerinde olur. Özbekistan’dan sonra Türkmenistan’da da bu okullar kapanmasın diye, ABD’nin çok uğraşısı olmuştur. Ancak RF (Rusya Federasyonu), Özbekistan ve Türkmenistan, anılan okulları ülke güvenlikleri ve Nurculuk faaliyeti yapmaları dolayısıyla kapatmaktadır.
‘Nurculukla mücadele departmanı’
Asya’da en yoğun Kırgızistan’da yerleşik durumdadırlar. Özbekistan, F. Gülen faaliyetlerine hiçbir şekilde müsade etmemekte. Yakaladığında ülkeye iade etmiyor, yargılayıp hapse attırıyor. Ancak Özbekistan, her yönüyle bölgenin en önemli stratejik ülkesi olması bağlamında her yolu deneyerek bu ülkeye girmeye çalışmaktadır. Özbekler de bunları kısa sürede yakalamaktadır. Özbek İçişleri Bakanlığı’nda Nurculukla mücadele departmanı kurulmuştur (1994). Aynı yıl Özbekler Türkiye’de çeşitli okullarda okuyan tüm talebelerini geri çekmiş ve Özbekistan’daki okullarını kapatmıştır. Özbekistan’daki büyükelçilikte din müşaviri yoktur.
‘Salih, Başbakanlık tarafından korunuyor’
Dışişleri Bakanlığı mensupları, her şeyi tüm çıplaklığıyla bilmelerine rağmen korkudan bu konuda merkezlerine kripto çekememektedir. Özbekistan lideri İslam Kerimov’un muhalifi Muhammed Salih, ABD ve F. Gülen organizesi ile Türk topraklarında barındırılmakta, başbakanlık tarafından korunmaktadır. Muhammed Salih’in kızı ile Emine Erdoğan’ın çok yakın bir arkadaşı evlenmiştir. M. Salih, ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alan Özbekistan’a muhalif İslami Hareket adlı terör örgütü ile direkt olarak irtibatlıdır ve örgüte para yardımı yapmaktadır.”
Kaşif Kozinoğlu, Türk Cumhuriyetlerinde büyükelçilikler, THY ve Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nın (TİKA) Gülen cemaatinin ofisleri gibi kullanıldığını anlatıyor
“Kırgızistan’da uzun yıllardır ve halen tüm okulların başında olan şahıs Orhan İnandı, aslında Fethullah Gülen’in ‘Asya İmamı’dır. Kırgız Devleti ile irtibatlı olan esasen odur. Büyükelçiden hiçbir farkı yoktur. TC Devleti de bu şahıs üzerinden Kırgız yönetimi ile irtibat kurmaktadır. Anılan şahıs Kırgızistan’da, F. Gülen cemaatinin bilgisi dışında gizli bir şahsi servet de edinmiştir. Haremi vardır. Lüks içinde yaşamaktadır. Kırgızistan servisi tarafından angaje edilmiştir. Kırgız gizli servisi her adımını bilmektedir. Anılan Kırgız servisine de F. Gülen cemaatini anlatmaktadır. Kırgızlar, F. Gülen’in okullarına muhtaç oldukları için şu an itibarıyla kapatamamaktadırlar. Orhan İnandı’dan elde ettikleri tüm bilgileri, Rus ve Çin servisine aktarmaktadırlar. Aslında Rusya ve Türkmenistan’daki okullar, Orhan İnandı’nın verdiği bilgiler sonrası kapatılmıştır.
‘Türkiye parsel parsel satılıyor’
Ayrıca Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Afganistan, Tacikistan’daki Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), Türk Hava Yolları (THY), büyükelçiliklerdeki eğitim, ticari, ekonomik, din ve kültür müşavirliklerinin tamamı F. Gülen’ciler tarafından kapatılmıştır. Söz konusu ülkelerde F. Gülen’ci olmadan iş yapmak, ticaret vb. hiçbir faaliyet yaptırılmamaktadır. TİKA-büyükelçilik-THY’nin açık olduğu (faaliyet yürüttüğü) yerlerde okullar ve işadamları bir ekip şeklinde çalışmaktadır. Tüm bu söylediğim gruplar, bu ülkelerde barınabilmek, ülkeden atılmamak için anılan ülkelerin gizli servislerine aynı zamanda verdikleri bilgilerle, Türkiye’yi de parsel parsel satmaktadırlar.
‘ABD okullar kapanmasın diye uğraşıyor’
Türkmen Başı’nın ölümü sonrası Türkmenistan Cumhurbaşkanı olan Berdimuhammedov, öncelikle bakan yardımcılığına kadar yükselen, Türkmenistan sayesinde çok büyük paralar kazanan Ahmet Çalık’ı bitirmiş, gücünü elinden almış ve son olarak da F. Gülen’in okullarını kapatarak aslında çok büyük bir maddi damarı da kesmiştir. İşte Rusya Federasyonu’ndan sonra Türkmenistan’da da okulların kapatılması F. Gülen grubunu çıldırtmıştır. Şimdi kesinlikle sıra Azerbaycan ile Kazakistan’a gelecektir. Bu kapatma olayı fakir olmaları nedeniyle en son Afganistan vb. bölge ülkelerinde olur. Özbekistan’dan sonra Türkmenistan’da da bu okullar kapanmasın diye, ABD’nin çok uğraşısı olmuştur. Ancak RF (Rusya Federasyonu), Özbekistan ve Türkmenistan, anılan okulları ülke güvenlikleri ve Nurculuk faaliyeti yapmaları dolayısıyla kapatmaktadır.
‘Nurculukla mücadele departmanı’
Asya’da en yoğun Kırgızistan’da yerleşik durumdadırlar. Özbekistan, F. Gülen faaliyetlerine hiçbir şekilde müsade etmemekte. Yakaladığında ülkeye iade etmiyor, yargılayıp hapse attırıyor. Ancak Özbekistan, her yönüyle bölgenin en önemli stratejik ülkesi olması bağlamında her yolu deneyerek bu ülkeye girmeye çalışmaktadır. Özbekler de bunları kısa sürede yakalamaktadır. Özbek İçişleri Bakanlığı’nda Nurculukla mücadele departmanı kurulmuştur (1994). Aynı yıl Özbekler Türkiye’de çeşitli okullarda okuyan tüm talebelerini geri çekmiş ve Özbekistan’daki okullarını kapatmıştır. Özbekistan’daki büyükelçilikte din müşaviri yoktur.
‘Salih, Başbakanlık tarafından korunuyor’
Dışişleri Bakanlığı mensupları, her şeyi tüm çıplaklığıyla bilmelerine rağmen korkudan bu konuda merkezlerine kripto çekememektedir. Özbekistan lideri İslam Kerimov’un muhalifi Muhammed Salih, ABD ve F. Gülen organizesi ile Türk topraklarında barındırılmakta, başbakanlık tarafından korunmaktadır. Muhammed Salih’in kızı ile Emine Erdoğan’ın çok yakın bir arkadaşı evlenmiştir. M. Salih, ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alan Özbekistan’a muhalif İslami Hareket adlı terör örgütü ile direkt olarak irtibatlıdır ve örgüte para yardımı yapmaktadır.”


KOZİNOĞLU’NUN AYDINLIK’A MEKTUBU - 3

MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde sır ölümü nasıl aydınlanır bilemeyiz. Ancak Kozinoğlu’nun Aydınlık’a mektubu çok önemli konuları aydınlatacak. 3 gündür yayımladığımız Kozinoğlu’nun mektubundan bölümleri, bu konuda iz sürmek isteyenlerin dikkatine sunuyoruz. Son yıllarda MİT’te yaşanan tasfiye ve dönüşüm, Aydınlık okurlarının yabancı olduğu bir konu değil. Ancak yıllardır MİT’in ciğerinde yer almış, MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kozinoğlu’nun anlatımları, MİT’in fotoğrafını daha da berraklaştırıyor. İşte Kozinoğlu’nun el yazısıyla MİT’te son durum ve Hakan Fidan...
MİT’çi Kozinoğlu anlatıyor: Tayin ve terfileri Gülen cemaati yapıyor

‘Emniyet’ten sonra sıra MİT’te’

“Hakan Fidan’ın MİT’e gelişi ile söz konusu okullarda (Fethullah Gülen okullarında) çalışan öğretmenlerden birçok isim MİT’e davet edilmiş ve MİT’te göreve başlamıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü gibi MİT de F. Gülen cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir.

‘Gerektiğinde içki de içerler’

F. Gülen okullarında görev yapan personel, gerekirse eşinin başını açar. Çok az maaş aldıklarını ifade ederler. Lüks içinde yaşarlar. Gerektiğinde içki de içerler. F. Gülen’in okullarını kapatan ülkelerin “kapatma” nedenlerinin metinleri yayınlanırsa bu F. Gülen için ağır bir darbe olur.

'Gülen tek başına Apo gibi'

Dünya genelinde 800'e yakın F. Gülen okulu vardır. F. Gülen tek başına Apo gibi! Yani kendisinden sonra bir ikinci şahsın olmasına izin vermeyen bir kişilik. F. Gülen neden ABD'ye gitti? Cemil Çiçek Adalet Bakanı iken 'Türkiye'ye dönebilir' demesine rağmen neden hâlâ Türkiye'ye dönmüyor? Dönecek mi? Dönecekse ne zaman dönecek?

'ABD, dönmesine izin vermiyor'

F. Gülen, Türkiye'ye dönmeye korkuyor. Ayrıca ABD dönmesine izin vermiyor. ABD ne zaman verirse izni, o zaman döner. Nurettin Veren bulunup konuşturulmalı. Bu konu çok önemlidir! O adam çok şeyi belgeli anlatacaktır.

'Atatürk düşmanı yetiştirilir'


Tüm F. Gülen okullarında görev yapan öğretmenler ışık evlerinde yetiştirilmiş gençlerdir. Sorulduğunda 'askerlik görevlerini yaptıklarını' söylerler. F. Gülen okullarının talebeleri özenle seçilir. O ülkedeki bürokrat, siyasetçi ve diğer ileri gelenlerin çocuklarıdır. Amaç o nesille, o ülkeyi ileride ele geçirmektir. N. Veren'in açıkladığı milyonlarca dolarlık mal varlığının kaynağı nedir? Bu para birçok ülkenin hazinesinde mevcut değildir. Okullarda görevli öğretmenler, bulundukları ülkenin şartlarına ayak uydurur. Her okulda Atatürk köşesi vardır. Bu aslında takiyedir. Okullarda talebelere risaleler ezberlettirilir. Atatürk düşmanı olarak yetiştirilirler (dünyadaki bütün okullarda).

Fehmi Koru'nun kardeşi


Dışişleri Bakanlığı da F. Gülen cemaati tarafından tamamen ele geçirilmiştir. Kurumları ele geçirirken önce personel departmanı'nı ele geçirirler. Örneğin F. Koru'nun (Fehmi Koru) kardeşi Naci Koru, Dışişleri Bakanlığı'nın personel işlerinden sorumlu müsteşar yardımcısıdır. Daha birkaç yıl öncesinde Şikago Başkonsolosu idi. Bunlar atlaya zıplaya ve hiçbir hiyerarşi dinlemeden gitmektedir. Dışişleri Bakanlığı, cemaatçi olmasa bile F. Gülen'in personelinden korkmaktadır. Yurt dışını ziyaret eden tüm siyasetçiler F. Gülen okullarına mutlaka uğrarlar. Onlardan hediye ve para zarfları alırlar.

Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), tamamen F. Gülen'in kontrolündedir. Dışişleri Bakanlığı bazı konularda büyükelçileri değil, anıkan okulların (Gülen Okulları) müdürlerini ve o ülkenin TİKA sorumlularını muhattap almaktadır. Korkmaları nedeniyle Dışişleri mensupları bu duruma seslerini çıkaramamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde (EGM) olduğu gibi, Dışişleri'nde de tayin ve terfileri F. Gülen cemaati yapmaktadır. Birkaç ay içerisinde MİT'te de yapmaya başlayacaktır.

Aydınlık


KOZİNOĞLU’NUN AYDINLIK’A AÇIKLAMASI:
 ‘TAYYİP’İN 8 HESAPTA 800 MİLYON DOLARI VAR’
Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden MİT’çi Kaşif Kozinoğlu, Türkiye gündemini sarsacak çok önemli açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İsviçre bankalarındaki 8 ayrı hesapta yaklaşık 800 milyon dolar parası olduğunu açıkladı. Kozinoğlu, bu gizli hesapların belgelerini Alman istihbarat örgütü BND’nin 30 milyon Euro karşılığında temin ettiğini ifade etti. Almanya’nın belge ve bilgileri Eyşan Adalarındaki İsviçre Bankası müdürü üzerinden elde ettiğini belirten Kozinoğlu, Almanya’nın belgeleri Erdoğan’a karşı koz olarak kullandığını vurguluyor.
İşte Kozinoğlu’ndan çarpıcı açıklamalar:
‘Almanya koz olarak kullanıyor’
“Avrupa ülkelerinden; Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Norveç gizli servisleri ile İsrail, AKP’nin iktidarda olmasını, kendi ülkelerine yönelik tehdit olarak görmekte. Bu bağlamda kendi hükümetlerini etkilemekte ve bilgilendirmektedir. Özellikle Alman, Fransız ve Hollanda gizli servisleri, AKP bağlamında son 3 yıldır yoğun bir şekilde kendi aralarında bilgi paylaşımı gerçekleştirmektedir.
Almanya, AKP’ye karşı koz olarak kullanmak amacıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın İsviçre bankalarında bulunan 800 milyon ABD doları civarındaki 8 ayrı hesabının numaralarını ve paraların kimler adına yatırıldığını bir İsviçre Bankası müdürünü kullanarak, 30 milyon Euro karşılığında temin etmiştir (Bazı AKP yöneticilerinin hesapları da dahil).
‘Beni gafil avladılar’
Recep Tayyip Erdoğan’a ait aynı belgeler CIA’nın elinde de mevcuttur. Ancak bu belgeleri CIA Türkiye’deki kaynaklarından temin etmiştir. Belgelerin temin edilmesi sonrası zamanın Ankara’daki ABD Büyükelçisi, söz konusu 8 hesabı mesaj olarak da yazmıştır. Bu Wikileaks’ta da yayınlanmıştır. Hiçbir ABD Büyükelçisi elinde belge olmadan merkezine mesaj göndermez!
Aynı belgeler MİT Müsteşar Yardımcısı Ahmet Köksoy’da da mevcuttur. Aydın Güler’de de AKP’ye ilişkin çok ciddi bilgiler vardır. MİT Müsteşarı Hakan Fidan, bu nedenlerle, istememesine rağmen MİT Ankara Bölge Başkanlığı yapan Aydın Güler’i ve MİT İstanbul Bölge Başkanlığı yapan Ahmet Köksoy’u MİT Müsteşar Yardımcısı yapmıştır. Ben Afganistan’da olduğum için yani belgelerden uzak olduğum için beni gafil avladılar. Öyle zannediyorlar!”
Aydınlık


KOZİNOĞLU: TAYYİP’İN ‘GİZLİ HESAP’ BİLGİLERİNİ CIA’YA ARINÇ VERDİ

Üst düzey MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu, Tayyip Erdoğan’ın İsviçre bankalarındaki gizli hesaplarıyla ilgili bilgileri CIA’ya Bülent Arınç’ın verdiğini açıkladı. Kozinoğlu; Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener, Nevzat Yalçıntaş ve Salih Kapusuz’un da Rus istihbaratına Erdoğan ve AKP’ye ilişkin hassas bilgiler ulaştırdığını belirtti
Aydınlık dün, Wikileaks belgelerinde de geçen “Tayyip Erdoğan’ın gizli hesapları”yla ilgili çok önemli bir haber yayımladı. Uzun zamandır tartışma konusu olan gizli hesaplarla ilgili ilk net bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Üst düzey MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu, ölmeden kısa süre önce Aydınlık’a yaptığı açıklamada, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesapta yaklaşık 800 milyon dolar parası olduğunu ifade etti. Kozinoğlu, bu gizli hesapların belgelerini Alman istihbarat örgütü BND’nin 30 milyon Euro karşılığında İsviçre’de bir banka müdüründen temin ettiğini ve Erdoğan’a karşı koz olarak kullandığını kaydetti. Bu belgelerin ABD istihbaratının da elinde olduğunu belirten Kozinoğlu, CIA’nın elindeki bu belgeleri Türkiye’deki kaynaklardan hatta AKP içinden temin ettiğini dile getirdi. Kozinoğlu, Erdoğan’ın hesaplarıyla ilgili CIA’ya kaynak sağlayan kişinin de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olduğunu açıkladı.
‘Kaynak AKP’liler’
İşte Kaşif Kozinoğlu’nun gündem yaratacak o açıklaması:
“Aynı belgeler CIA’nın elinde de mevcuttur. CIA bu belgeleri Türkiye’deki kaynaklarından temin etmişti. Söz konusu kaynaklar, Bülent Arınç ve ona yakın AKP’lilerdir. Belgelerin temin edilmesi sonrası, ABD’nin Ankara Büyükelçisi söz konusu 8 hesabı mesaj olarak merkezine yazmıştır. Bu mesaj Wikileaks’te de yayınlanmıştır.” Kozinoğlu, aynı belgelerin MİT Müsteşar Yardımcısı Ahmet Köksoy ve Bülent Arınç’a çok yakın olan diğer MİT Müsteşarı Aydın Güler’de de bulunduğunu belirtiyor. Kozinoğlu bu açıklamalarıyla, Wikileaks belgeleriyle gündeme gelen ve tartışma yaratan “Erdoğan’ın gizli hesapları”na ilişkin ilk kez net bilgiler veriyor.
AKP’de şantaj hiyerarşisi
Rus istihbaratına bilgi veriyorlar
Kaşif Kozinoğlu, açıklamalarının devamında, AKP içindeki derin ayrışmaları ve şantaj trafiğini de gözler önüne seriyor.
Kozinoğlu’nun verdiği bilgilere bakıldığında, yabancı istihbarat örgütlerine Tayyip Erdoğan ve AKP hakkında önemli bilgiler sağlayan tek AKP’li Bülent Arınç değil.
Kozinoğlu, Rus istihbaratının da elinde Erdoğan ve AKP’ye ilişkin çok değerli bilgiler bulunduğunu belirterek şöyle diyor:
“Putin, özellikle Türkiye’ye gönderdiği gizli servis kökenli işadamları vasıtasıyla Erdoğan ve AKP’nin adeta haritasını çıkarmıştır. Bu işadamları özellikle Nevzat Yalçıntaş, Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener ve Salih Kapusuz’dan çok değerli bilgiler temin etmiştir. Özellikle Salih Kapusuz’dan önemli bilgiler sağlanmıştır. Kapusuz sık sık Rusya’ya davet edilmektedir. Ayrıca Rus gizli servisinde 2006 yılında Fethullah Gülen ve AKP bölümü kurulmuştur.”
‘Benimle değil Erdoğan’la uğraş’
Birinci Ergenekon tertibinden tutuklu olarak yargılanan yazar Ergün Poyraz, Silivri Cezaevi’nde kaleme aldığı “Takunyalı Führer” adlı kitabında, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’la yaptığı özel görüşmeyi anlatıyor. Poyraz kitabında, Arınç’ın kendisine Tayyip Erdoğan hakkında birçok bilgi ve belge verdiğinin altını çiziyor.
’2001′de görüştük’
2001′de Erdoğan’ın Almanya’da Türklüğü aşağılayan konuşmasının kasetini ve Arınç’ın Konya’da laik demokratik cumhuriyet aleyhine yaptığı konuşmaların kaseti ile belgelerini DGM savcılarına veren Poyraz, bu olayın 24 Ağustos 2001 tarihli gazetelerde yer almasından sonra Arınç’ın görüşme talebinde bulunduğuna dikkat çekiyor. Poyraz, Arınç’la yaptığı görüşmeyi kitabında şöyle anlatıyor:
‘Bilgi ve belge aldım’
“Bülent Arınç benimle görüşmek istiyor, onun bu talebinin ardından Ankara’da bir nargile kafede görüşüyorduk. Arınç yaptığımız bu görüşmede kendisi ile değil, Hoca yani Erbakan ve Tayyip ile uğraşmamı istiyor, birçok belge ve bilgi de veriyordu. Arınç bizim hemşehri olduğumuzu vurgulayarak, kendisi ile uğraşmamamı tekrar tekrar istiyordu. Teklifini kabul etmedim ve verdiği belge ve bilgilere teşekkür ettim.”
Aydınlık

‘MEHMET EYMÜR, GÜLEN’DEN 50 BİN DOLAR MAAŞ ALIYOR’
MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu, ölmeden önce Aydınlık’a yaptığı açıklamalarda, ki MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün,  ABD’den “Ergenekon tertibini kurgulamak” için geri döndüğünü açıkladı. İstanbul’daki Fethullahçı polislerle Eymür’ün sık sık görüştüğünü belirten Kozinoğlu, Eymür’ün eski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve Turan Çolakkadı ile her hafta mutlaka görüştüğüne dair MİT’in elinde bilgi olduğunu ifade etti
Kaşif Kozinoğlu açıklıyor…
“Mehmet Eymür, Fethullah Gülen’den maaş almaktadır. Gülen’in tüm faaliyetlerini iyi bilen diğer bir şahıs da halen ABD’de öğretim görevlisi olan Soner Çağaptay’dır. Çağaptay, Gülen’in tüm sırlarını bilmektedir.
Ayrıca Mehmet Eymür’ün çok yüksek maaş aldığı (ayda 50 bin dolar) ABD’den, Ergenekon’u kurgulamak üzere Türkiye’ye geri döndüğü; hakkındaki tüm davalardan Gülen mensubu yargıçlarca sıyırdığı; İstanbul’da Fethullahçı polislerce sıkı sıkıya korunduğu; eski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve Turan Çolakkadı ile her hafta mutlaka görüştüğüne dair MİT’in elinde belge ve bilgiler mevcuttur. Mehmet Eymür, Emre Taner tarafından da korunmuştur.
‘Gülen, koyu bir İsrail yandaşı’
Fethullah Gülen koyu bir İsrail yandaşıdır. Bunun için Mavi Marmara olayında ‘Muktedir olanın sözünü dinleyecektin’ diyerek Tayyip’e adeta fırça atmıştır. F. Gülen-İsrail, F. Gülen-İran, Tayyip Erdoğan-İsrail arasındaki olaylar ve ilişkiler, Fethullah Gülen’in bir diğer yumuşak karnıdır.”
‘Esas adamı Gül’dür’
“Abdullah Gül mü, Recep Tayyip Erdoğan mı aşamasına gelindiğinde Fethullah Gülen kesinlikle Gül’ü tutacaktır. Gül, her ABD’ye gidişinde gizlice Fethullah Gülen ile buluşmuştur. Fethullah Gülen’in esas adamı Abdullah Gül’dür. Tayyip, menfaat ilişkisi içindedir. New York Başkonsolosu Mehmet Samsar (Abdullah Gül’ün eski özel kalem müdürü) F. Gülen’e iyi bakabilmek için uzun yıllardır başkonsolosluğu sürdürmektedir.
Tayyip Erdoğan bu nedenle istemeye istemeye Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı yapmıştır. (Hakan Fidan, Gül’ün adamıdır. Yani Gülen’in aynı zamanda…) Esas kırılma, Tayyip Erdoğan’ın devlet başkanlığı arzusunda, seçim dönemi geldiğinde yaşanabilir. Gül, bir 5 yıl daha Cumhurbaşkanı olabilir. Bu da Tayyip Erdoğan’ın bütün planlarını suya düşürür. Fethullah Gülen ile Tayyip Erdoğan aslında kesinlikle birbirini sevmemektedir.”
Aydınlık

KAŞİF KOZİNOĞLU: "ÖLDÜRMEK DAHİL HER ŞEYİ YAPTIRABİLİR!
Daire Başkanı Kozinoğlu ölmeden tam 30 gün önce öyle seslenmişti:
Öldürmek dahil her şeyi yaptırabilir!
Odatv davasının ilk duruşması bugün başlıyor. Yaşasaydı MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu da bugün ilk duruşmasına çıkacaktı. Kozinoğlu ölmeden tam 30 gün önce, 22 Ekim, saat 03.35′te kaleme aldığı açıklamada “öldürmek dahil her şeyi yaptırabilir” demişti.
İşte Kozinoğlu’nun “Sona Geldi” başlıklı açıklaması: “Dünyanın demokratik olan olmayan hiçbir ülkesinde, hatta Hitler Almanya’sında bile gazetecilerle yapılan toplantı gibi bir toplanmtı gerçekleştirilmemiştir.
Resme bir bakalım: Tüm gazete patronları aynı anda (hepsi birer muhabir gibi) önlerindeki kağıda not alıyorlar. RTE (Recep Tayyip Erdoğan) dikte ettiriyor…
Anılan toplantı sadece terörle ilgili değil, olası Deniz Feneri tahliyeleri de düşünülmüştür. Bu toplantı deşifre olur mu? Çok zor zira toplantıyı deşifre etme ihtimali olan Cumhuriyet, Sözcü, Aydınlık ve Bugün gazeteleri çağrılmamıştır. Sadece bu nedenden ötürü çağrılmama ihtimalleri yüksektir… Bu toplantı neden bu şekilde yapılmıştır?
Sona geldi
Çünkü medyadan çok korkuyor… Çok korkuyor çünkü SONA geldi. Bunu biliyor… Her türlü girişimi yeni anayasaya yöneliktir. Bu bağlamda ÖLDÜRMEK DAHİL HER ŞEYİ YAPTIRABİLİR. Sona geldi! Ancak geldiğini benim gibi birçok insanın bilmesi, harekete geçmesi gerekenlerin hareketlenmesi gerekir. Aksi halde, buradan bile kurtulma ihtimali çok düşük de olsa mevcuttur.”

KOZİNOĞLU: AKP’Yİ KAPANMAKTAN KORU’NUN ŞANTAJI KURTARDI

Üst düzey MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu AKP’nin nasıl kapatılmadığını anlatıyor:
‘Anayasa Mahkemesi üyesi Serdar Özgüldür’ün, intihal yaptığı hususu Fehmi Koru tarafından belgeli olarak tespit edilmiş ve bu olay gündeme getirilme tehdidi ile Özgüldür’e o malum ‘tarihi oy’ verdirilmiştir’
Silivri Cezaevi’nde henüz belirlenemeyen bir sebeple hayatını kaybeden MİT Asya Masası Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu, ölmeden önce Aydınlık’a yaptığı açıklamalarda, AKP’ye kapatma davasıyla ilgili gündemi sarsacak önemli açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu açıklamalarıyla Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin AKP’yi “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olmakla mahkum etmesine rağmen kapatmamasının şifrelerini veriyor. Kapatılma kararı için 1 tane daha “kapatılsın” oyunun gerektiğini hatırlat a n Kozinoğlu, askeri kontenjandan AYM üyeliğine atanan Hakim Albay Serdar Özgüldür’ün şantajla “kapatılmasın” oyu verdiğini açıklıyor. Kozinoğlu, Özgüldür’e santaj yapanı da açıklıyor: Abdullah Gül’e yakınlığıyla bilinen Star Gazetesi yazarı Fehmi Koru!
Şantaja konu olan olay ise Özgüldür’ün akademik çalışmasında “intihal” yaptığı iddiası. Kozinoğlu olayı şöyle anlatıyor: “Serdar Özgüldür’ün, intihal yaptığı hususu gazeteci Fehmi Koru tarafından belgeli olarak tespit edilmiş ve bu olay gündeme getirilme tehdidi ile Serdar Özgüldür’e “o” malum tarihi oy verdirilmiştir” diyor.
Serdar Özgüldür’ün kardeşi, Harp Okulu’nda görevli Ayhan Özgüldür ve eşinin, Fehmi Koru ve ailesi ile çok “sıkı fıkı” olduğunu belirtiyor. Kozinoğlu, Ayhan Özgüldür’le ilgili çok ciddi bir bilgiyi gündeme getiriyor: “Ayhan Özgüldür, Fethullah Gülen’in Harp Okulu’ndaki İMAMI’dır!”
İşte Kozinoğlu’nun ifadeleriyle AKP’ye kapatma davası…
“AKP’yi esasen kapattırmayan, “kapatılsın” oyu vermeyen, askeri kontenjandan Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanan Hkim Albay Serdar Özgüldür’dür. Serdar Özgüldür’ü, Anayasa Mahkemesi’ne üye yaptıran emekli Org. Yaşar Büyükanıt’tır.
Özgüldür, AKP’nin “laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunu” kabul etmesine rağmen, ‘Kapatılsın’ yönünde oy vermeyerek (6 olan “kapatılsın” oyunun, 7′ye yükselmesini önleyerek) kapatma kararının hayata geçirilmesini engellemiştir… Serdar Özgüldür’ün, intihal yaptığı hususu gazeteci Fehmi Koru tarafından belgeli olarak tespit edilmiş ve bu olayı gündeme getirme tehdidi ile Serdar Özgüldür’e o malum ‘tarihi oy’ verdirilmiştir.
‘Tümg. Çubuklu biliyor’
55 yaşında olan ve 65 yaşına kadar Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapabilmek uğruna, bir asker olarak Cumhuriyeti, tarihi boyutları ile satabilen Serdar Özgüldür, bakalım 65 yaşına kadar görevinde kalabilecek mi? Ve tarih sayfalarında nasıl yer alacak? Anayasa Mahkemesi üyeliği gibi kıyak bir göreve gelen bir subay AKP’yi kapattırmamıştır. Gerçek budur! Söz konusu gerçeği de en iyi Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu bilmektedir.
AKP’yi kapatmayan bir subaydır. Adı da Serdar Özgüldür’dür. Sana Anayasa Mahkemesi hayırlı olsun! Harp Okulu’nda yediğin yemekler ise haram!.. Balyoz’dan yatan subaylara özellikle duyurulur. Gerçekleri bilelim değil mi?
Bir çok komplo, bu tip gündemlerle doğrularla engellenir.
Türkiye doğruları bilmeye başlayacak artık.
Hakikatler Türkiye’yi özgür kılacak!
‘Cemaatin Harp Okulu İmamı Ayhan Özgüldür’
Kozinoğlu açıklamalarının devamında Anayasa Mahkemesi üyesi Serdar Özgüldür’ün kardeşi Ayhan Özgüldür’ün Fethullah Gülen cemaatinin ‘Kara Harp Okulu İmamı’ olduğunu ifade ediyor:
“Fehmi Koru esasen Serdar Özgürdür’ün kardeşi öğretmen albay Ayhan Özgüldür’ün ve eşinin çok yakın aile dostudur. Ayhan Özgüldür, F. GÜLEN cemaati mensubudur… Ayhan Özgüldür ve eşi eski Oyakbank çalışanı bayan Özgüldür, Fehmi Koru ve ailesi ile çok sıkı fıkıdır. Yani Ayhan Özgüldür, Fethullah Gülen’in Harp Okulu’ndaki İMAMI’dır.
Halen ve uzun yıllardır Kara Harp Okulu’nda Bölüm Başkanı olarak görev yapan Ayhan Özgüldür, İlker Başbuğ tarafından bir ara Kara Harp Okulu’ndaki görevinden uzaklaştırılsa da, Büyükanıt Genelkurmay Başkanı olunca, Özgüldür’ü tekrar Harp Okulu’na tayin ettirmiştir. Nedeni çok açık değil mi? Yani 27 Nisan e-muhtırasını yapıp, muhtırada yazılan hususları hayata geçirmeyen geçirttirmeyen Büyükanıt’a, neden hiçbirşey yapılmıyor anlıyor musunuz? Dolmabahçe görüşmesini geçiniz. Satılan çok içerikli satılmıştır.”
Aydınlık

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."