11 Şubat 2010 Perşembe

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'e ait Türk Ordusu ile ilgili bir yazısı

Türk Ordusundan rahatsızlıkta Batı-Siyasal İslam birlikteliği Batı'nın, özellikle Avrupa'nın Türk Ordusu'na kini tarihin tanıdığı en amansız kinlerden biridir. İngilizler İstanbul'u işgal ettiklerinde ilk istedikleri, Cuma selamlığındaki askerlerimizin oradan uzaklaştırılması olmuştur.(Atatürk'ün Bütün Eserleri, 8/138)
Türkiye, benzeri bir rahatsızlığa, AKP iktidarı döneminde tanık oldu. Anımsayalım, bir AKP  'Milletvekili’nin TBMM'deki 'Mareşal Atatürk' tablosuyla, TBMM'de güvenlik görevi yapan askerlerin yürüyüşleri sırasında çıkardıkları seslerden şikâyeti üzerine, 2000'li yıllarda tartışılmıştı.Aynı AKP'nin kurmay isimleri Türk Ordusu'ndan rahatsızlıklarını değişik vesilelerle ve değişik tavırlar sergileyerek ortaya koymaktadırlar. Bir milletvekilinin,Türk Ordusu'na mensup birliklerin ve okulların Ankara dışına çıkarılmasını ve başkentin 'askerî bir kent' görünümünden kurtarılmasını istemesi ayrı bir örnektir.
Ayrı ve talihsiz bir örnek...

Ne ilginç! Atatürk'ten rahatsızlık konusunda, Haçlı Batı ile siyasal İslamcı odaklar tarihin her döneminde bir biçimde kader ve mücadele birliği yapmışlardır. Bugün de aynen böyle yapmaktalar.Tam bu noktada, Falih Rıfkı Atay şu ibret verici tespiti vicdanlarımıza iletiyor:
'Kurtuluş Savaşı öncesindeki işgal sırasında, ordu kumandanlarını şu veya bu vasıta ile küçük düşürmek bir parola idi.' (Atatürk'ün Bütün Eserleri, 8/138)
Bugün de aynı değil mi?
İlker Başbuğ'un İsrail gezisi sırasında  çekilen resimleri ve bunların dinci bir gazetede yayınlanması, Türk Ordusu'ndan rahatsızlığın tarafları arasındaki yardımlaşmanın yeni bir belgesidir. O fotoğrafları o dinci gazeteye kimler servis yaptı? Her halde turist rehberleri değil.
TÜRK ORDUSU NEDEN RAHATSIZ EDİYOR
Batı'nın Türk ordusuna kininin sebebi sadece Türk ordusunun caydırıcılığı, Haçlı tasallut ve emperyalizmi karşısındaki susturucu ve püskürtücü gücü değildir. Sebeplerin başında, Türk ordusunun ,sadece ordu olarak kalmayıp Türk tarihinde aydınlık ve atılımın öncüsü oluşu gelmektedir.Türkiye, bunca devrimi böylesine kansız ve kavgasız bir biçimde ve çok kısa bir zaman çerçevesinde nasıl başardı? Ordunun, sadece 'asker' olarak kalmayıp, aydınlanma ve ilerlemenin öncülüğünü de yapmış olması sayesinde...

Türkiye'nin işte böyle bir kaderi olagelmiştir. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, ama gerçek budur.
Türkiye, sanayi devrimini gerçekleştirememiş, bunun için de, cumhuriyet ve demokrasiyi taşıyan temel iki sınıf olan burjuva ve proletaryayı oluşturamamış bir ülkedir. Buna rağmen hem cumhuriyeti hem de aydınlanmanın motor unsurları olan temel devrimleri akıl almaz bir maharetle hayata geçirebilmiştir.
Nasıl mı?
Ordu'nun aydınlanmadaki öncülüğü sayesinde...

Batı'da; demokrasi, özgürlük, insan hakları ve aydınlanmanın yaratıcı ülkelerinden biri olan Fransa'da, sanayi devrimi yaşanmış, burjuva ve proletarya doğmuş olmasına rağmen, cumhuriyetin yerleşmesi büyük badirelerden sonra gerçekleştirilebilmiştir.

Serüvene bakın:

1792 cumhuriyetin kuruluşu, 1799 Napolyon'un İmparatorluğunu ilanı,1814 yeniden krallığa  dönüş,  1848 ikinci cumhuriyetin ilanı, 1852 yeniden imparatorluk tartışması ve nihayet 1871'de bugünkü anlamda cumhuriyetin kuruluşu.

Batı bunları biliyor. Batı, bizim birçok nimeti ve değeri, Atatürk'ün eşsiz dehası sayesinde bedavadan elde ettiğimizi de biliyor. Millet olarak bizi kıskanırken, birey olarak Atatürk'e tatmin bulmaz bir kinle diş biliyor. Batı için Atatürk, Orta Asya steplerinin metafizikten habersiz, aydınlık, akıl ve bilim nedir bilmez vahşilerini, tarihsel süreç anlayışlarının hiçbiriyle izah edilemeyecek bir maharetle, aydınlanmanın doruğuna taşıyan, cumhuriyet ve laiklikle donatan affedilemez bir düşmandır.
Atatürk öldü, bu iş bitti diyemezsiniz. Diyebilmenize engel bir güç ve gerçek var:

 Türk Ordusu.
Türk Ordusu, Atatürk demek, Atatürk'ün ölümsüzlüğünün göstergesi ve
garantisi demektir.Türk ordusu, tagallüp ve tahakküm unsuru değil, öncelikle aydınlanma ve demokrasi unsuru olarak yer almıştır bizim tarihimizde. Batı şöyle düşünmekte ve bunun gereğini yapmayı değişmez iman olarak taşımaktadır: Türk ordusu ya yok olmalı, yahut da ruhu pörsütülmelidir.

Birincisini yapmak imkânsız denecek kadar zordur.
İkincisine gelince, Türkiye'nin içinden elde edilecek hain ve gafillerle gerekli işbirliği kurulursa amaca ulaşmak mümkündür.
İşte bugün bu 'mümkün' gördükleri amaca ulaşmaya çalışıyorlar. Çünkü Haçlılar biliyorlar ki, İslam dünyasında, o arada Türkiye'de,Atatürk'ün Anıtkabri'ni yok etmeyi Kâbe'yi yok etme şartına bağlasalar, buna razı olacak alçakların sayısı epeycedir.Batı, özellikle son birkaç yılda, İslam dünyasında yakaladığı bu tarihsel fırsatı heba etmemek için can havliyle çırpınıyor. Esasında nefret ettiği AKP'yi bağrına basıp var gücüyle desteklemesi AKP'de, az önce değindiğimiz hayatî emellerine uygun her şeyi bulmasındandır.

O halde, Türk ordusunu taciz etmek ve etkisizleştirmek Avrupalı için iki maksada hizmet etmektedir:

1.    Haçlı emel ve egemenliğine darbe vuran bir numaralı gücü zaafa uğratmak,
2.    İslam dünyasının kaderini değiştirecek örneklere imza atan bir aydınlatma ve ilerletme gücünü etkisiz kılmak.

Büyük Atatürk, Türk ordusunun, işaret ettiğimiz bu özellikli durumuna çok erken bir zamanda dikkat çekmiştir. 30 Ağustos 1925 günü Kastamonu'da yaptığı bir konuşmada bu gerçeğin altını emsalsiz bir vukufla şöyle çiziyor:
'Ordumuz, milletin ilerleme ve yükselme adımlarına öncü olmuştur. Milletimizin bütün inkılaplarında birinci adımı işgal etmiştir. Diğer milletlerde, ordu ile millet yekdiğeriyle daima karşı karşıyadır.Halbuki iş bizde tamamıyla tersinedir...' (Atatürk'ün Bütün Eserleri,17/290)

3.     İşte, Türk Ordusu dendiğinde Haçlı Batı'yı rahatsız eden temel sebep budur.Bu temel sebebi bilmeden Türkiye'nin dış politikalarına, özellikle AB ile ilgili politikalarına yön vermeye kalkmak, uçuruma giden kayalıklarda gözleri bağlı olarak yol almaya benzer. Böyle bir yol alışın en dikkat çekici örneği ise AKP iktidarının uyguladığı dış politika, özellikle AB politikasıdır.

AKP'NİN DIŞ POLİTİKASI

Büyük üzüntü duyarak söylemeliyim ki, AKP'nin uyguladığı genelde Batı politikaları, özel olarak da AB politikaları Türkiye üzerindeki Haçlı emellerine tatmin fırsat ve imkânı yaratan, temelinden basiretsiz politikalardır. Eğer 'basiretsiz' tabirine itiraz ediliyorsa, onun yerine kullanılacak kelime çok daha ağır ve sarsıcı olacaktır.Bu politikaların üçüncü bir izahı yoktur.Daha neyi bekleyecekler! Gün bu gündür.

İLK ADIM MGK

Türk Ordusu'nu etkisizleştirme operasyonu, MGK'ya tasallutla başladı.Tabii önce MGK, sonra da devamı...MGK bunların, âdeta korkulu rüyası idi. Varsa yoksa MGK. Bunların MGK ile ilgili söz ve tavırlarını okuyunca insan gayrı ihtiyarı şunu düşünüyor:
Güneş tutulmaları, gök taşlarının düşmesi, ozonun delinmesi, doğal felaketlerin ortaya çıkması, 11 Eylül terör dehşeti vs. şu bizim MGK yüzünden olmasın!..


Gerçek şu ki,
Hıristiyan Avrupa'nın bir tür 'üst kurmaylar Grubu' olan Avrupa Parlamentosu (AP) için MGK, asırlarca korkulu rüyalar yaşatmış bir gücün sembolü olarak ortadadır. Bu sembolden rahatsız olmamalarını beklemek, sadece saflık değil, ahmaklık olur...O MGK ve hatırlattığı güçler ayakta durdukça, bizi AB'ye üye yapacaklarını sanmak da öyle...Unutmayalım, AKP iktidarının oylarıyla MGK'nın kolu-kanadı kırılıp 'sivilleştirilme' işlemi TBMM'de tamamlandığı gün (30 Ağustos 2003) Avrupa âdeta bayram etmişti. Türkiye ve Türkleri taciz eden demeçleriyle ünlü Günter Verhuegen, gülücükleri ve heyecan dolu demeçleriyle bu bayramın âdeta resmî duyurusunu yapmıştı.
MGK'nın işini bitirdiler; şimdi doğrudan doğruya orduya bindiriyorlar.Fırsatlar yaratarak, bahaneler üreterek, sağdan girerek, soldan girerek, şöyle veya böyle, belirli aralıklarla Türk Ordusu'na mutlaka ve muhakkak sataşıyor veya saldırıyorlar.
6 Ekim 2004 İlerleme Raporu'nu, 17 Aralık 2004 Zirve Kararları'nı, 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi'ni ve nihayet, 8 Kasım 2005 Katılım Ortaklığı Belgesi'ni okuyun, bu söylediklerimi belgeleyecek çok şey bulacaksınız.


Suat İlhan, işin gerçeğini ta bel kemiğinden yakalamış. Şöyle yazıyor:

'Anlaşılıyor ki, Avrupa, bin yıldan daha uzun zamandan beri kahrını çektiği Türk Ordusu ile, AB mevzuatı içinde hesaplaşmaya niyetleniyor.Gerçekte hesaplaşmaya başladılar. AB'nin açık amaçlarından birinin,Türk Silahlı Kuvvetleri'ni küçültmek, etki ve caydırıcılığını azaltmak olduğu anlaşılıyor.' (Suat İlhan, Avrupa Birliğine Neden Hayır,s.27-28)

Türk milleti, ordusuna tasallut ve sataşmanın en kahırlı dönemini yaşıyor denebilir.
 
SÖZÜN ÖZÜ

Avrupa'nın Müslüman Türk'ü tarihe gömme düşünün gerçeğe dönüşmesinin talep belgesi olan Sevr, Mustafa Kemal tarafından engellendi. Gök gözlü kumandan, kollarına girip savaş meydanlarına çektiği milletiyle Sevr'i yırtıp bir paçavra gibi yazanların ve imzalayanların suratına attı.Mustafa Kemal, Batılı-Haçlı kini doruk noktasına çıkaran bir iş yaptı.Onu asla affetmezler. Mustafa Kemal onların genlerini taciz etti,tarihsel rüyalarını kararttı, ufuklarını, ocaklarını söndürdü.
Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik Batı düşmanlığını değerlendirirken bu arka planı unutmak gafletini gösterenlerin aklına şaşarım.
Şimdi, Türk yeniden 'Hasta Adam' haline getirildi. Düyunu Umumiye,değişik adlar altında yeniden yaratıldı. Sevr'in şartlarını, çeşitli gerekçelerle 'sineye çekilir' bulan yeni Damat Ferit ekipleri ihdas edilip gereken yerlere oturtuldu.
Batılı-Haçlı  için gün tam bu gündür. Korkulu rüyanın tepelenmesi için uygun zamandır.

Mustafa Kemal'i olmayan bir Sevr kulvarındayız.

Prof. Yaşar Nuri Öztürk 




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

10 Şubat 2010 Çarşamba

ÜLKEDE TALAN VAR




Faili mechul cinayetler,özelleştirme adı altında yabancıya hibe edilen Cumhuriyetin değerleri,stratejik kurumlar,hatta namus kabul edilen topraklar.
Eski MİT’ci Mahir KAYNAK “Artık Afrika ülkeleri bile ajanlarını staja Türkiye’ye gönderiyor” demişti.
Çok doğru çünkü ulusal çıkarlarımız için yapılan her faaliyet ya engelleniyor yada kişiler ortadan kaldırılıyor.ASELSAN mühendisleri arka arkaya intahar ediyor.Yiyoruz.
Nükleer Hızlandırıcı yapmak ve Toryum’dan Uranyum235 ten çok daha fazla ve çok daha temiz enerji üretmek için çalışan Engin ARIK İsparta’ya giderken Atlas Jet uçağı düşüyor ve hayatını kaybediyor.Tüm eşyaları bulunurken bilgilerin saklı olduğu leptop bilgisayarı bulunamıyor.Biz yine yiyoruz.
Aynı zanlı  Atlas Jet firması İsrail ile anlaşmayapıyor ve karşılıklı Türkiye – İsrail yolcu taşıma kararı alıyor.
Güney doğuda başarılı olmuş emekli askerlerimiz evlerinde ölü bulunuyor.Biz yine yiyoruz.
Ergenekondan yargılananlar suçunu öğrenmeden ölüyor,hastalanıyor kötürüm kalıyor.Biz  uyuyoruz.
Türkiye’de rejim değişikliği oluyor."Asker darbe yapacaktı" gürültüleri arasında sivil darbe oluyor değil,OLDU.
Türk Ordusunun sessizliğine artık Türk halkı sinir olmaya başladı ve artık eleştiriyor.
Bütün bu ve benzeri talanın içerisinde hep aklıma şu gelmiştir?
Alman istihbaratı BND nerede?
Cia-Mossad-MI6 çok net görülürken hepsinin babası Almanlar nerede?
BND’nin Karadeniz ağırlıkta ayrışma çalışmaları yaptığı,lazca alfabe geliştirdiği,bunu kitaplaştırıp dağıttığı,hatta alan çalışmasına bir profesör gönderdiği ve bu profesörün yıllarca bölgede çalıştığı biliniyor.
Tayyip Erdoğan’ın POTAMYA açılımı boşa değildi elbet.
Lazca alfebenin AB komisyonlarına da sunulduğu ve yakında sadece ayrılıkçı kürtler değil yeni yeni Türk bağlaştırıcı kimliğinden arındırılmış insanların çıkması muhtemel.
Genel bir yanılgı var.
BOP projesi kapsamında güney doğudan bir toprak koparılacak ve bu toprak kürtlere verilecek.
Hayır;bölünme başlarsa kaça bölünüleceği belli olmayacak.
ABD düşünce kuruluşlarından birinde T.C .i 16 şehir devletebölünmüş  olarak  görülüyordu.
Hatırlarsanız Yugoslavya parçalanmadan öncede Alman dergilerinde şu andaki parçalanmış haritaları yayınlanmıştı.
Emperyalist çakallar gözlerini her zamankinden daha fazla ülkemize dikmiş durumda ve ne yazıkki iktidardalar.Tüm stretejik kurumlarımız ellerinde.Üniversitelerimizde hoca kisvesine bürünmüş ,gazetelerimizde  yazar görünümünde ve Televizyonlarımızda her akşam uzman görünümünde emperyalislerin emir erleri Türk halkını uyutmak,kandırmak,kanalize etmek için şekilden şekile giriyor.Raflarda yalan dolan ve bol demokrasi insan hakları içeren bir haftada çıkarılan kitaplarla dolu.Matbaalar ellerinde ve halk okuyarak cahilleşiyor,apolitikleşiyor.Ekonomisi dibe vuran halk kitleleri yarınını göremez düşünemez,komediye dönen iktidar yalanlarını anlayamaz oldu.
Dizileri gerçek gibi gerçekleri dizi gibi izliyor.
Yakın bir tarihte ülkelerin sınırları değişecek.
Bu ülkelerin içerisinde Türkiye Cumhiriyeti olacak mı?
Olmayacak mı?
Bunu Türk halkının karakteri gösterecek.
Çünkü emperyalistlerin içimizdeki beslemeleri çok faal bir şekilde çalışmaya devam ediyor.
İşte size Almanya izleri.
Soli Özel yahudi kökenli bir vatandaşımız.Yahudi olması önemli değil ama önemli olan bir şey var.
Emperyalistlerin ülkemizdeki merkez üssü Bilgi üniversitesindeki öğrencilerine  “bana ajan diyorlar,cia mı?Mossad mı?” diyormuş.Şaka ayağı gerçekleri saklıyor aslında,kurnaz.



O zaman biz söyleyelim SOLİ beye.
Ne cia ne Mossad ajanısın sayın Soli;BND olma ihtimalin yüksek.
Alman fonlarından beslendiğin çok açık.
Alman fonlarından beslen sonra cia ya çalış.
Yahudi olduğu bilinen birinin Mossad da çalışması hiç gizemli olmaz.

Tarihin cilvesine bak.
Alman fonlarından beslenen bir Yahudi .

Bizim TARAF'ın Amberin'i de meğer Almanya'dan fonlanıyor muş.
Vaay  vay.
Diba Nigar GÖKSEL'de ISE'de Türk İsmiyle danışman modlarında.


Ahtapot kollarını  ülkemizin içine bizden görünerek yaymış,biz ise AKP'nin  saçmalıklarıyla  boğuşuyoruz.
Saygılar. 
levent Kalem
Yeni bilgi:

Avrupa Birliği ile çeşitli “sınır ötesi işbirliği” projelerine sokulmuş Trakya'da bir de “eyalet hükümeti” ve “eyalet parlamentosu” anlamına gelen Bölge Kalkınma Ajansı kuruldu. Emperyalizmin “AB himayesinde Trakya eyaleti” hedefinde önemli bir aşamaya işaret eden Ajans, sessiz sedasız yayımlanan bir kararnameyle hayata geçiyor. 

AKP hükümetinin Trakya Bölge Kalkınma Ajansı kararnamesi Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bakanlar Kurulu'nun 14.7.2009 tarih ve 2009/15236 no'lu“Bazı Düzey 2 Bölgelerinde Kalkınma Ajansları Kurulması” hakkındaki kararı, Cumhurbaşkanı Gül'ün onayı ardından Resmi Gazete'nin 25.07.2009 tarihli 27299. sayısında yayımlandı. soL Haber Portalı'nın uzunca süredir izlediği “Trakya'nın eyaletleştirilmesi” süreci, bu kararnameyle birlikte resmiyet kazanmış oldu. 

‘Başkent’ Tekirdağ; ‘Genel Vali’ Zübeyir Kemelek.

Toplam 16 ayrı Bölge Kalkınma Ajansı (BKA) kuran kararnamenin ilk sırasında TR21 koduyla Trakya yer alıyor. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'ı kapsayacak ajansın merkezi Tekirdağ olacak. Trakya BKA Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı ilk bir yıl için, bir ay kadar önce atanan yeni Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek yürütecek. İlgili kararnameyle “yerel parlamento” işlevi görecek Kalkınma Kurulu'nun 100 üyesi de belirlendi. Ajansın kuruluş başvurusunu eski Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan yapmış ve bu girişimi dönemin Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ile birlikte açıklamıştı. 

Emperyalist tekellere doğrudan hizmet.

“Eyaletleştirme provası” olarak nitelenen Ajans, uluslararası tekellerin yatırım problemlerini "kısa yoldan" çözmeyi amaç edinecek. Trakya BKA, AB-ABD-Soros fonları, uluslararası şirketler dahil tüm yabancı kurumlardan "yardım" alabilecek. Yalnızca Devlet Planlama Teşkilatı'na karşı sorumlu olacak Trakya BKA, Kamu İhale Yasası ve Sayıştay denetiminden de "muaf" olacak. Kamu kaynakları da kullanan bir kurum olmasına rağmen, birer şirket gibi özel hukuk içerisinde yer alacak. 

Trakya Eyaleti'nin “Bayrağı” olacak !

Trakya BKA'nın eyaletleşme adımı olduğunu belgeleyen bir diğer dikkat çekici nokta da “Bayrak”. 5449 sayılı BKA yasasına dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin (Resmi Gazete, 25.07.2006, 26239)28.maddesine göre, kuruluş kararnamesini takip eden iki ay içinde Trakya BKA özel bir amblem belirleyecek. Belirlenecek amblem beze bastırılıp bir tür bayrak olarak kullanılabilecek. 

Trakya Eyaleti'nin “Hükümeti” de var, “Parlamentosu” da !

Trakya BKA'nın “karar organı” niteliğiyle “yerel hükümeti” çağrıştıran Yönetim Kurulu her üç ilin valileri, il belediye başkanları, il genel meclisi başkanları ve ticaret-sanayi odası başkanlarından oluşacak. Kuruluşu izleyen ilk yıl Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek, ilerleyen yıllarda da sırasıyla Edirne Valisi Mustafa Büyük ve Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu birer yıl dönüşümlü olarak Yönetim Kurulu Başkanı olacaklar. 
Trakya BKA'nın “danışma ve yönlendirme organı” işlevine sahip Kalkınma Kurulu'nun üyeleri de AKP hükümetinin kararnamesinde sıralanmış. Fiili “eyalet parlamentosu” özeliğindeki Kalkınma Kurulu'na resmi-özel-sivil kategorilerinde kurum ve kuruluş temsilcileri katılacak. Kararnamenin 2.3 maddesi, Kalkınma Kurul üyelerinin “il valilerinin görüşleri doğrultusunda” belirlendiğini ifade ediyor. Kurum ve kuruluşların üyelik kriterleri ise şöyle sayılmış: “İl içerisindeki etki ve etkinlikleri, misyonları ve ili temsil yetenekleri, ilin ve bölgenin kalkınmasına sağlayabilecekleri muhtemel katkılar ve sahip oldukları üye sayıları gibi hususlar...”

AKP ve Fethullah'ın tabela dernekleri “Parlamento”da !

Fakat, Trakya BKA Kalkınma Kurulu üyeleri incelendiğinde gerçek kriterin “AKP'ye yakınlık” ve“Fethullahçılık” olduğu ortaya çıkıyor. Örneğin, Edirne'den seçilen Balkan İş Dünyası Dayanışma Derneği'nin Fethullah Gülen'e yakın TUSKON'un bir bileşeni olduğu ve sadece 7 üyeye sahip olduğu belirtiliyor. Fethullahçı olarak nitelenen bir başka kurul üyesi dernek ise TUSKON'a dahilTekirdağ Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği.

AKP'nin “tabela dernekleri” olarak ifade edilen Tekirdağ Basın Mensupları Derneği ve Muratlı Öncü Kadın Kültür Çevre İşletme Kooperatifi de yine Kalkınma Kurulu'na asıl üye kaydedilmiş. AKP Kırklareli İl Başkanı Yurdaer Ulus'un başkanlığındaki “atıl” Kırklareli İlini Kalkındırma ve Geliştirme Derneği'nin kurul üyesi yapılması dikkat çeken bir başka durum. 

“Salt çoğunluk” AKP bürokratları ve sermayenin 

“Eyalet Parlamentosu” Kurul'un genel üye bileşimi Trakya BKA'nın gerçek işlevini gözler önüne seriyor. Toplam 100 üyeli Kalkınma Kurulu'nda 21 temsilci AKP hükümetinin atadığı kaymakam ve il müdürü gibi bürokratlardan oluşuyor. Bileşimdeki asıl ağırlık ise sermayeye ait. İşadamı dernekleri, sanayi-ticaret odaları gibi kuruluşların toplam üye sayısı 32. Sermaye ile AKP memurlarının ittifakı Kurul'da salt çoğunluğu geçiyor.

Trakya'da ağırlıklı nüfusa sahip köylülerin, gerçekte büyük çiftçilerin örgütlenmeleri olarak bilinen ziraat odaları ve tarımsal kooperatifler aracılığıyla elde edebildiği temsilci sayısı sadece 18. Kalkınma Kurulu'na çağırılan ve birleşim içinde halkın doğrudan seçtiği tek kurum olma özelliği taşıyan yerel yönetimlerin tüm ağırlığı da yalnızca 15 üye. Esnaf kooperatiflerine ayrılan 5 üyelik fazlaca önemsiz bulunurken, Trakya'da bulunan 3 üniversiteden 4 üye çağırılması “eyalet parlamentosu”nun bilime verdiği önemi gösteriyor. 

“Sivil toplum” kategorisindeki 5 üyenin ağırlıkla AKP-Fethullah'ın uyduruk derneklerine tahsis edildiği yukarıda belirtilmişti. Kalkınma Kurulu'nda tek bir sendika, meslek odası veya gerçek anlamda kitle örgütüne yer verilmemiş olması da gözlerden kaçmıyor. 

Yıldız Dağları Projesi ve TRAKAB, Ajans'a devredilecek



5449 sayılı BKA yasasının geçici 3.maddesine göre Avrupa Birliği ile birlikte yürütülmekte olan tüm projeler Trakya'da kurulan BKA'ya geçecek. Bu kapsamda, Kırklareli Yıldız Dağları'nda devam eden ABD-AB projelerinin tüm iş ve işlemleri ile bunlara ilişkin tüm hak ve yükümlülüklerin bir ay içerisinde Ajans'a devredilmesi gerekiyor. Yıldız Dağları projelerinin Ajans sorumluluğuna geçmesiyle “Bulgaristan ile birleşik Stranca” projesi daha da hızlanabilecek. 

Yasayla bölgeye ilişkin plan ve program yapma ve yaptırtma yetkisine sahip olacak Trakya BKA'nın, Trakya Kalkınma Birliği 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda da tek yetkili kılınacağı bildiriliyor.
(Kırklareli)


8 Şubat 2010 Pazartesi

ÇONGAR’IN EŞİ BALYOZCU ÇIKTI
Yasemin Çongar’ın eşi Chris Mason’un CIA ajanlığı iddiası günlerdir tartışılıyor.
Mason’un görev aldığı okulda yayınlanan biyografisinde şu ifade dikkat çekiciydi: “CIA’nin Paştun Kızıl Hücresi’nde görev almıştır.”

Bu ifadelerle Mason, CIA için çalşıtığını kabul ediyordu.

Peki, CIA’nın kızıl hücresi (red cell) için çalışan Mason’un görev aldığı bu hücre ne iş yapıyor?
Bunun ayrıntılarını David E. Kaplan’ın US News’e yazdığı “The inside story of how a band of reformers tried--and failed--to change America's spy agencies” başlıklı uzun çalışmasından öğrenmek mümkün.

Kaplan yazısında Red Cell’in 11 Eylül saldırıları sonrasında kurulduğunu anlatıyor. Buna göre 11 Eylül saldırıları ABD’nin alışılagelmiş güvenlik anlayışının çaresizliğini gösteriyordu. Uçakta yolculuk eden eylemcilerin yaptığı bu eylem CIA’nın akıl yoluyla acze itilebileceğini gösteriyordu. O güne kadar düşünmedikleri bu tür eylemlere hazırlıklı olabilmek için uçuk fikirler üreten bir hücre oluşturuldu.
Bu hücre haftada iki kez toplanıyordu. Toplantılarında kırmızı çerçeveli raporlar hazırlayan yapı, raporlarında düşünce sınırlarını zorluyordu. Kaplan’ın “sapıkça ve ürkütücü” bulduğu senaryoların içinde İran’ın vurulması dahi vardı.

İşte Çongar’ın eşi Mason’un CV’sinde çalıştığını söylediği kızıl hücre böyle çalışıyordu. Ancak Genelkurmay’da üretilen felaket senaryolarını haber yapan Taraf Gazetesi ABD’nin uygulamaya koyduğu bu senaryoları göremedi.

Odatv.com 



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

7 Şubat 2010 Pazar

24 NİSAN YAKLAŞIYOR-YALANLARA HAZIR OLUN.
ERMENİ DİYASPORASI = PROFESYONEL KÜRESEL DİLENCİ
 HRANK DİNK'İ KATLEDEN DİYASPORA YALAN DOLANLA "HEPİMİZ ERMENİYİZ" DİYE KUŞ BEYİNLİLERİ BAR BAR BAĞIRTIRDI.
ARKASINDAN   FUTBOL AÇILIMIYLA GELİŞEN VE EMPERYALİST ÇAKALLARIN ÖNÜNDE GÜLÜCÜKLER SAVURAN DAVUTOĞLU ERMENİ MESLEKTAŞININ BEŞ KARIŞ SURATINA RAĞMEN  TAVİZLER YAĞDIRDI.
AMA YALANLAR BİTMEDİ.
VE YİNE BİZ DUYARSIZ ,ERMENİLER EMPERYALİSTİN OYUNCAĞI VE KÜRESEL DİLENCİ,İKTİDARIMIZDA EMİR ERİ OLDUĞU SÜRECE BU SORUNLAR ÇOK DAHA  ARTARAK DEVAM EDECEK.BUNDAN ŞÜPHENİZ OLMASIN.
YENİ YALANLARA HAZIR OLUN.
KARŞIMIZDA PROFESYONEL KÜRESEL DİLENCİLER VAR.


Akyüz, "Resimde, hayvanları çok seven Atatürk, önünde oynaşan dört veya beş köpek yavrusunu seyrediyor. Resmin üst tarafında eşi Latife Hanım'a bir sunu ve imzası yer alıyor. Atatürk'ün Latife Hanım'la evliliği 29 Ocak 1923 ile 5 Ağustos 1925 yılları arasında olduğuna göre, resim bu yıllar arasında çekilmiş, daha sonra Çankaya Köşkü'nde sergilenmiştir. Atatürk, her zamanki gibi temiz ve şık kıyafeti ile büyük bir ağırbaşlılık ve asalet içinde oturuyor. Atatürk'ü, önünde oynayan köpek yavruları ile gösteren fotoğraftaki köpek yavruları silinerek, bunların yerine fotomontajla bir çocuk cesedi yerleştirilmiştir. Buna rağmen köpeklerin sırt ve bir kısım görüntüleri yok edilememiştir. Resmin çekildiği tarihten çok önce olduğu iddia edilen asılsız soykırıma temel yapılmak istenmiştir. Asıl resimdeki mekanda yer alan pencere, aralık vaziyetteki kapı ve hepsinden önemlisi eşi Latife Hanım'a sunu ve imzası aynen durmaktadır. Bütün bunlar, resimde utanmazlık ve ahlaksızlık ölçüsünde büyük bir sahtekarlık yapıldığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu resim 2005 yılında düzenlenerek, aynı yıl Amerika'da bir üniversitede Ermenilerin yaptığı konferansta sözde aydınlar ve Ermeni öğretim üyeleri tarafından kullanılmıştır" dedi.Türkiye'nin Ermenistan'dan özür dilemesi gerektiği tartışmaları sürerken, Atatürk'ün 1924 yılında çekildiği bir fotoğrafı fotomontajla değiştiren Ermeniler, Atatürk'ün önündeki köpek yavrularını resimden çıkarıp bebek cesetleri koyarak bütün dünyaya servis ettiler.  






Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Avukat Erdem Akyüz, Ermenilerin fotomontajlı iftirasını resmin aslını arşivlerden çıkararak ortaya çıkardı.
Sözde Ermeni soykırımını her fırsatta dile getirerek Türkiye'yi diplomatik alanda köşeye sıkıştırmaya çalışan Ermeni diasporası, son olarak Türkiye'den 'soykırım özrü' istedi. Türkiye'de bazı kesimler, hatta milletvekilleri de bu fikre destek verirken, özür tartışması alevlendi.
Tüm bu tartışmalar sürerken, Ermeni diasporası bu kez Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü iftiralarına alet etti. 1924 yılında çekilen fotoğrafta Atatürk'ün önündeki köpek yavrularını fotomontajla çıkaran diaspora, bunların yerine sözde öldürülen Ermeni bebeklerinin resimlerini ekledi.
Bazı Ermeni bilim adamları, bu resimleri düzenledikleri 'sözde soykırım' konferanslarında 'delil' olarak tüm dünyaya gösterdi. Bunun üzerine resimle ilgili araştırma yapan Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Avukat Erdem Akyüz, Ermenilerin fotomontajlı iftirasını resmin aslını arşivlerden çıkararak ortaya çıkardı.
Ermenilerin ve yandaşlarının tarihi gerçekleri çarpıttıklarını, fotoğraf, resim ve belgeler üzerinde fotomontajla sahtekarlık yaptıklarını belgeleyen Akyüz, Atatürk'ün söz konusu fotoğrafı ve bir Rus ressamın tablosunda da aynı sahtekarlığın yapılarak, dünya kamuoyunun aldatıldığını ortaya çıkardı.
Ermenilerin fotomontaj yaptığı resmi ve orijinal resmi İHA'yla paylaşan avukat Akyüz, Atatürk'ün 1924 yılında çekilen bir fotoğrafında fotomontaj hilesi yapıldığını söyledi.

Akyüz, Ermeni diasporasının fotomontajlı yalanının yanı sıra benzeri sahtekarlığın bir Rus ressamın eserinde de yapıldığını ifade ederek, "Kafataslarından oluşan bir kuleyi gösteren resmin konusu 'Abofeoz Voinu' yani 'Savaşın Kutsallaştırılması'dır. Resmin yapım yılı 1872'dir. Resmi yapan Rus ressamın adı ise Vasily Vereshcaign'dir. Resim Tretyakov Müzesi'nde sergileniyor. Ermeniler bu resmin 1915 yılında yapıldığı iddia edilen soykırımı temsil ettiği ve onun için yapıldığı yalanını bütün dünyaya

yayarak, ahlaksızca hareket etmektedirler. Resmin üzerine bazen birkaç karga daha eklenmiş veya çıkarılmış görüntüleri ve değişik yönlerden çekilmiş, ters basılmış versiyonları, Ermeni ve yandaşlarının bütün basın yayın organlarında kullanılmaktadır. Oysa resim 1915'ten çok önce yapılmış olup, iddia edilen bu olayla hiçbir ilgisi yoktur. Buna itiraz etmeyen ve özür dileyenler de, aynı sahtekarlığa hizmet etmektedirler. Bu resim ve açıklamalar değerli bilim adamı Prof. Dr. Türkkaya Ataöv'ün 'Ermeni Belge
Düzmeceliği' isimli eserinde bazı internet sitelerinde de yer alıyor" diye konuştu.
Bütün bunlara rağmen 'özür dileme' kampanyası açan sözde aydın-yazar-çizer ve politikacıların yaptıklarının bir talihsizlik olmadığını vurgulayan Akyüz, "Bu kişiler, kendi karakter ve yapılarını ortaya çıkarmışlardır. Adeta bir turnusol görevi görerek, kendileri gibi düşünen ama toplum içinde gizlenen kimliklerinin ortaya dökülmesine neden olmuşlardır. Onları destekleyen bu kişiler arasında özür dileme kampanyasında sıranın kendilerine gelmesini bekleyen çok sayıda etnik azınlık meraklısı bulunmaktadır.
Türkiye didiklenecek bir kurban değildir. Hak ettikleri dersi ve cevabı alacaklardır" şeklinde konuştu.
Akyüz, ABD'li tarihçi Guenter Lewy'in İngiliz, Alman ve Amerikan arşivlerinde yaptığı araştırmalarda Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin soykırım iddialarının doğru olmadığını, bu iddiaları doğrular tek bir belgenin bulunmadığını söylediğini hatırlattı. Yine Hollandalı tarihçi Eric Zurcher'in de Ermeni soykırımı iddialarının gerçek bir temele ve geçerli bir delile dayanmadığını ifade ettiğini aktaran Akyüz, soykırıma ilişkin olarak Ermeni Aram Andonyan tarafından dünyaya yayılan belgelerin sahte
olduğunun da kanıtlandığını kaydetti.
Ayküz, İngiliz tarihçi Andrew Mango'nun da tüm bu görüşleri paylaşarak, Ermeni soykırımının büyük bir yalan olduğunu söylediğini, ünlü tarihçi Prof. Dr. Norman Stone'nin de ortada Ermeni soykırımı değil soykırım olduğunu ileri süren uydurma uzm çocuk cesedi yerleşfyerleştirilmiştir. Buna rağmen köpeklerin sırt vtirilmiştir. Buna rağmen köpean ve örgütlerin bulunduğunu açıkladığını anımsattı

İHA


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

6 Şubat 2010 Cumartesi

BURADA MI ÇALIŞTIN CHRİS MASON ENİŞTE?

Chiris Mason enişte 23 yılının 4 yılını burada nasıl geçirdin.
Dağın başı orası.
Nasıl bir dış işleri görevidir bu.
Google Earth giriniz ve Paktika yazınız.
Ev bulabilirseniz aşk olsun. Ev yok çünkü insanlar mağaralarda yaşıyor. Mağaralarda yaşıyor  çünkü Amerika bombalıyor.
Bir tek bina var.
Dere yatağından biraz yüksekte bir düzlükte. Bina hem dere yatağını kontrol ediyor. Zaten dere yatağının dışında sarp kayalıklar yükseliyor. Dağ keçisi olsan geçemezsin.
Bu bina tabiî ki ABD’nin.
Chris MASON enişte orada mı çalıştın?
Yazık sana be.
4 yıl geçer mi orada?
Enişte orada 4 yıl geçirdi ama ne çok iş bitirdi.
Günümüz Lawrence gibi.
Afgan halkının kökenlerini kabile yapılarını araştırmış.
Onların haritalarını çıkarmış.
İnsanlık hayrına tabii.
Nereden bilsin canım enişte; ABD kalkacak bu haritaları kullanacak, Afgan halkını birbirine düşürecek, katledecek.
Zaten ABD bizi de Kürt/Türk/Çerkez/Alevi/Suni diye bölmüyor mu?
Pkk’ya silah, lojistik ve eğitim vermiyormu?
Yani şimdi Yasemin bacımız demokrasi adına teröristleri savunuyorsa bunun eniştemizin Cia olmasıyla ne alakası var.
Zaten adam gibi parada kazanamamış ki Yasemin bacımızı göndermiş Türkiye’ye köşe yazarlığı yaptırıyor.
Çok ayıp.
Siz düşünmeyin böyle çuvalla belgeyi falan.
Demokrasi diyor mu? Yasemin bacı. Diyor.
Kaldırın kardeşim sizde Türk Silahlı Kuvvetlerini falan.
Bakın ABD’de üst mevkilerde eniştemizde var.
Korur bizi.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

CIA'nın "Peştun Kırmızı Hücre" Exposed


Türkiye'de Skandalı: Yasemin yılanbalığı, Chris Mason ve CIA

Türk basınında spekülasyonlar ile dolu olan bir eski ABD Deniz Kuvvetleri ve kim Yasemin Çongar ile evli olan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, bir kez Türk gazetesiMilliyet ve Washington bürosu şefi ve şimdi Taraf ile ilişkisi, bir CIA ajanıdır. Ana kanıt bir iki Nisan 2002 makale tarafından sağlanmıştır bağlantı olduğu yılanbalığı Dışişleri Hizmet Dergisi, içinde o "FSO Chris Mason evli olma olarak kendini tespit yayınlandı.
Bay Mason, o, Akşam Gazetesi için, kategorik iddiaları Oray Eğin tarafından onun hakkında orijinal 2 Şubat 2010 makalede yapılan inkar yazılmış gibi görünüyor.Özellikle, Bay Mason bildirildi şimdiye kadar, ya da ilişkili olan CIA veya RAND Corporation olarak iddia edilen makalede, tazminat aldıktan yalanladı. Kendisinin Afganistan'da bir akademik ilgi ile emekli bir diplomat olduğunu ve Akşam Gazetesi onların yanlış ve asılsız iddiaları geri talep etti, süre kağıt karşı diğer yasal işlemler için sağ ayrılması devletler.
Bu da ancak doğru olabilir onun kamu özgeçmiş gösterir gibi, o olduğu gibi görünüyor ve yakın ABD istihbarat topluluğu ile iş ilişkileri bulunmaya devam ediyor. O düzenli Müşterek Özel Operasyonlar Üniversitesi de, Naval Postgraduate School, Milli Savunma Üniversitesi konferans ve iddia Fort Bragg Özel Operasyon Merkezi, Fort Carson, Fort Drum ve diğer askeri mesaj olarak öğretmektir.
Her ne kadar onun özgeçmiş artık Deniz Enstitü web sitesinde görünür, Chris Mason araştırma, yayın ve danışmanlık çalışmaları hala fazlasıyla üzerinde belgelenmiştir. Örneğin, "Senior Research Fellow NPS ve Dışişleri Servis Görevlisi Chris Mason emekli" rapor olduğu Güney Afganistan, 25-27 Ağustos, 2009, hangi ABD Korgeneral McChrystal ve katıldı yılında Kültür ve karşı-Doğum Konferansıele sahip olmak canadian Brig. Gen Daniel Menard ve bir düzine onun Müşterek Görev Gücü-Afganistan üst subaylar; Mason bildirildi "Peştun kültürü kullanarak stratejik avantaj için" bir sunum yaptı.
Kolayca Chris Mason's arka plan, çıkarları kamu aşağıdaki bilgileri, faaliyetleri ve Naval Postgraduate School Milli Savunma Üniversitesi (ve) faiz biridir: 
Chris Mason 
Kıdemli E-posta: Chris c4ads de mason dot dot org
Bay Mason ABD hükümetinin bir Deniz Subay ve Dış Hizmet Görevlisi olarak 23 yıl görev yaptı. 2001 2005 yılları arasında bir politika memuru Afganistan Interagency Operations Group Dışişleri Bakanlığı ve en son siyasi subay olarak İl İmar Ekibi Paktika ilinde görev almıştı. O düzenli olarak Afganistan ve karşı-Doğum Müşterek Özel Operasyonlar Üniversitesi'nde dersler Deniz Lisansüstü Okulu ve Milli Savunma Üniversitesi, ve Afgan tarih, kültür öğretir ve askeri personel Afganistan'a Fort Bragg Özel Operasyon Merkezi, Fort Carson, Fort de dağıtmak için etnografya ve diğer askeri mesaj Drum. O, bir Yüksek Lisans Askeri Çalışmaların tutar ve George Washington Üniversitesi Tarih doktora aday. [Kaynak]
Önceki Bay Mason Çalışmalar Kültür & Çatışma için Programı ile, Naval Postgraduate School Monterey, Kaliforniya'daki Kıdemli Araştırma Görevlisi oldu.Aşağıda yayınlanmıştır http://www.nps.edu/programs/ccs/Mason_bio.htmlGoogle'ın önbellek içeriği, aynı zamanda Fikriyet tarafından yeniden yapılmış olduğunu. Olarak 14 Ocak 2010 14:26:20 GMT belirdi Bu sayfanın bir enstantane, Naval Postgraduate School web sitesinde, bir; sayfası o zamandan beri kaldırılmış görünüyor-bu farkedilmeden Fikriyet tarafından geçmez bir gerçek.

M. Chris Mason

Senior Research Fellow

M. Chris Mason Kıdemli Araştırma Görevlisi Çalışmalar Kültür & Çatışma için Programı ile tarih ve Afganistan, Pakistan ve Hindistan etnografya üzerinde duruluyor. Bay Mason emekli Yabancı Servis Görevlisi olan Afganistan Politikası Subayı olarak Bürosu Siyasi Askeri İşler için Dışişleri Bakanlığı'nın Haziran 2001'de başlayan dört yıl görev yaptı, Afganistan ABD güvenlik politikası geliştirilmesi, Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü (ISAF) arasında değişen bir , Silahsızlanma Programı (DDR) ve Afgan Ulusal Ordusu (ANA) için.
Dışişleri Bakanlığı bulunduğu sırada, yakından sınıflandırılmış projeler aşiret haritalama ve Afganistan'ın kabileleri içeren bir dizi istihbarat topluluğu ile çalıştı. O tarih, kültür ve ülkenin etnografya ve CIA'nın sunulan tarihinde Dışişleri Bakanlığı uzman kabul edildi Peştun Red Cell.
2005 yılında Siyasi Subayı olarak İl İmar Ekibi (PRT) Doğum Paktika İli Pakistan sınırında görev yapmıştır. Üst düzey ABD hükümeti ilinde sivil olarak, yaygın eyalet valisi ve ABD Ordusu manevra unsurları ile seyahat binlerce çekici Afgan konuşmalar ve Shura (büyükleri) il genelinde toplantılarında bir. o tur öncesinde, daha önce Bay Mason sık Afganistan'a, Ocak ayında, güvenlik çeşitli projeler ilgili 2.002 başında yolculuk vardı.
Merkezi İleri Savunma Araştırmaları Washington DC de O, şu anda da bir kıdemli ve hizmet Marine Corps Merkezi Gelişmiş Kültür Öğrenme (CAOCL için) Quantico, Virginia, burada Marine Corps geliştirilen Güney Asya Danışma Görevlisi olarak için 'sınıf programı ve mesafe-Afganistan için eğitim programları öğrenme, Afganistan Deployer Kültür Kılavuzu yazdı ve Deniz Afganistan'a konuşlandırmak trenler.
Bay Mason şu etnografya ve Afganistan'daki karşı ayaklanma üzerine Milli Savunma Üniversitesi'nde ders Müşterek Özel Operasyonlar Üniversitesi, Fort Bragg, RAND, DynCorps ve Deniz Yüksek Lisans Okulu.
Ayrıca, o, Yüksek Güvenlik Çalışmaları (MSS) için karşı-bir ders Rochester Institute of Technology (RIT) de programı öğretir ve Afganistan tarih, kültür ve Taliban'la ABD Ordusu seyahat Liderlik Geliştirme ve Eğitim İçin Sürdürülebilir Barış için dersler olan askeri personel Afganistan'a konuşlandırılması trenler (LDESP) programı.
Önce 1990 yılında Dışişleri Hizmet katılmadan, Bay Mason 1981-1986 den aktif görev 1977-1979 ve deniz subayı Güney Amerika'da bir Barış Gücü gönüllü olarak, bir topçu subayı olarak turlar ile servis (USS John Young, DD973), ileri gözlemci (2d Taburu 12. Deniz) ve bir deniz subayı ateş (2d ANGLICO Havadan). O Navy Master paraşütçü kanat, Deniz Kuvvetleri Başarı Madalyası, Kore Savunma Madalyası, İnsani Hizmet Madalyası, Zimbabwe Ordu paraşüt kanatlı, Dışişleri Bakanlığı Kazanılan Üstün Şeref Madalyası ve diğer ödüller. O Carnegie Mellon Üniversitesi, yüksek lisans Çalışmaları Askeri de Marine Corps Üniversitesi'nden bir Lisans tutar, ve George Washington Üniversitesi Washington DC Güney Asya Tarihi şu anda bir doktora adayı.
Kültür & Çatışma DERLEMELER:
Diğer Yayınlar:
Malzeme burada meslektaşların eleştiri ve tartışma amaç için yapılır ve mutlaka Bölümü Deniz Kuvvetleri veya Savunma Bakanlığı görüşlerini yansıtmaz içeriyordu.
Aslında Bay Mason "CIA'nın Peştun Kırmızı Hücre" sunulan ilginç bir şey ()günlüğü. US News and World Report, David Kaplan da uzun (11 olarak bildirildi vardı sayfa) madde "Kırmızı Hücre" aşağıdaki gibidir:
Washington seçin politika yapıcıların masalarında ayıran kırmızı şeritler arazileri ile iki kez her hafta, bir üst gizli rapor."Kırmızı Hücre Called," bu aynı adla bir CIA biriminin iş, 9 / 11 saldırıları sonrasında kurmak "kutusuna dışında düşünmek etmektir." Bazıları gerçekten, hatta korkutucu wacky var, "diyor bir insider. "Bombardıman İran gibi." "Kırmızı Hücre", bir çok gerçek anlamda, Amerikan istihbarat topluluğu bugün kendini bulur bela sembolik olduğunu. Kendi raporları, ev eleştirmenler, bayat alıyorsanız söylüyorlar. "İşte genç kan çok," bir analist, "diyor ve değil yeterli ciro değil."
Bu arka plan gerçeğini Bay Mason "CIA Red Cell önemi olmadan değildir sunulan görmeyi kabul ışığında. Ayrıca, vahiy ki bir "Peştun Kırmızı Hücre" olarak Pashtuns üzerinde meşgul olmuştur kutusu "Bay Mason ve arkadaşları düşünme dışında ne tür" hakkında soruları yanıtlayan neydi? Eğer bombardıman İran Red Cell düşünürler için masadan, sonra kesinlikle Pashtunistan yaratmak değildi (ya da Pakistan balkanising) gündemi ya kapalı olmazdı.
Istihbarat topluluğuna Bay Mason yakın bağlantıları açıkça bir Jamestown Vakfı olay Waziristan ve Özbekler ( "") 6 Haziran 2007 tarihinde gerçekleştirilen Doğum: de onun konuşanın giriş ortaya spelt vardır
Dışişleri Bakanlığı bulunduğu sırada, yakından sınıflandırılmış projeler aşiret haritalama ve Afganistan ve FATA aşiretleri içeren bir dizi istihbarat topluluğu ile çalıştı ve CIA'nın Peştun Red Cell sunulan.
Giriş ayrıca Mart 2007'de Bay Mason Quetta, Peşaver ve Pakistan içinde federal Yönetilen Tribal Alanları (FATA) ziyaret ettiği ülkeler.
Son olarak, Türk basına daha fazla gibi görünüyor-özellikle bir Amerikan yılanbalığı için evlilik scandalising da, iddia edilen CIA bağlantıları olan, bir yandan, ve tartışmalı Taraf gazetesi onu konumu, diğer yandan; Taraf (1) olduğunu şüpheli Fethullah Gülen tarafından finanse edilen (Müslüman kendini yaşayan ılımlı bir gözlemci-Amerika Birleşik Devletleri'nde sürgünde), ve (2) sadık yanlısı olmakla suçlanan AKP (Adalet ve Kalk? nma Partisi, ya da Adalet ve Kalkınma Partisi, bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan), ve (3) olmak anti-askeri. Bu türk dil aşina, günümüz yazar aksine için, aşağıdaki bağlantıları verilmektedir:
Kapsama türk Basında:
Ilgili posta:
  1. Kapıları Exposes Pakistan Hükümeti: Blackwater / Xe Pakistan olduğunu[Translate] UPDATE - sonrasında eden ...
  2. Afganistan: "karşı ayaklanma" Work [Translate] ABC News | yapma Tom A. Engin | By ...
  3. ABD Alış Tribal Loyalties Afganistan'daki [Translate] New York Times | Ruhullah Khapalwak ve By ...
  4. Hala Kansas: Amerikalılar Afganistan'da [Translate] "Dini tartışmalarda sık olacaktır. Say what you ...
  5. Ürdün Müslüman Kardeşler Eleştiri Hükümeti Irak'taki Wrong Side ve Üye Afganistan [Translate] BBC Monitoring COMTEX (yoluyla) | 6 Ocak 2010 Türkiye ... tarihinde olmak için
İlgili mesajlar size Ancak tarafından başka İlgili Plugin Mesaj getirdi.











"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."