13 Kasım 2009 Cuma


MASONLAR BİRBİRİNE GİRDİ
Milyonluk yolsuzluk yapmakla suçlanan eski üstad Kaya Paşakay’ın yargılanması sürerken mason camiası, ikinci yolsuzluk davasıyla sarsıldı…
Aralarında hukukçu, emekli asker, öğretim görevlisi, mimar ve CEO’ların bulunduğu 22 mason yönetici hakkında dava açıldı. E-posta zinciri kuran masonlar, yöneticilere ‘istifa’ çağrısında bulundu.
Mason caiması, derneğin milyonlarca lirasını kişisel amaçları için kullanmakla suçlanan eski Büyük Üstad Kaya Paşakay’ın şokunu atlatamadan yeni bir yolsuzluk iddiasıyla sarsıldı. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Büyük Üstad’ı Salih Evcilerli, Ankara Vadisi Başkanı Ayhan İnal ve İzmir Vadisi Başkanı Haluk Kahyaoğlu’nun da aralarında bulunduğu 22 yönetici hakkında “Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla Beyoğlu İkinci 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı.
MÜFETTİŞLER BELİRLEDİ

Bu hafta bir dizi etkinlikle 100. yılını kutlayan masonları sarsan ikinci yolsuzluğu Mülkiye başmüfettişleri ortaya çıkardı. Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı iddianamede, locada yapılan denetimde, derneğin İzmir merkez ve Karşıyaka ubelerinde kullanılan binalarda yaptırılan tadilat ve dekorasyon işleri için fazla ödeme yapılarak Dernekler Kanunu’na aykırı davranıldığı belirtildi.
İddianameye göre, Yönetim Kurulu Kararı üzerine derneğin İzmir’deki binalarında yapılması düşünülen tadilat ve dekorasyonla ilgili olarak İstanbul’daki üç firmadan teklif alındı. Gürmaj İnşaat Firması 417 bin TL’lik teklifle ihaleyi aldı ve sözleşme yapıldı.
FAZLA ÖDEME YAPILMIŞ

İşlerin yapımı sırasında, İnşaat Emlak Komitesi Başkanı Saim İzli tarafından hazırlanan ek keşif ile yapılacak ilave işler belirlendi. Bu ek işler de 32 bin 550 TL karşılığında aynı şirkete verildi. Gürmaj İnşaat’a toplam 531 bin 649 TL ödendi. Başmüfettişlerce bilirkişi olarak atanan İnşaat Mühendisi Hasan Bozkır’ın verdiği raporda, piyasa fiyatları incelendiğinde 2005′te yaptırılan onarım işleri için firmaya 216 bin 82 TL fazla ödeme yapıldığı tespit edildi.
Yöneticilerin 1 yıldan 7 yıla hapis istemiyle yargılanması talep edildi. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı dosyanın Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde davası süren eski Üstad Kaya Paşakay dosyası ile birleştirilmesini istedi. İddianamede “Elimizdeki dosya Paşakay Dosyası ile bağlantılıdr. Çünkü derneğin paralarına yönelik iddialara dayanmaktadır” denildi.Davayla masonlar karıştı. Asım Akin “Masonik gururuma yediremem” diye istifa etti. 22 YÖNETİCİYE DAVA

Hakkında dava açılan 22 loca yöneticisi arasında ilk davada 7 yıl hapis istemiyle yargılanan eski Büyük Üstad Kaya Paşakay da bulunuyor. Sanıkların isimleri şöyle: Büyük Üstüd Salih Evcilerli, eski Büyük Üstad Mustafa Asım Akin, eski Büyük Üstad Kaya Paşakay, ODTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ayhan İnan, Nuri Haluk Kayaoğlu (Diş hekimi), Mehmet Saim İzli (Mimar), Osman Naci Endem (Yüksek Mimar), Ferhat Saraçoğlu (Yönetici), Mustafa Kemal Tümay (Hukukçu), Ahmet Burak Öz (Gazeteci), Recep Harun Kuzgun (Tüccar), Prof. Dr. Ali Sait Sevgener, Ahmet Koray Darga (Yönetici), Fazıl Korkmaz Çankırılı (Yönetici), Mehmet Ateş Akgüz (Yönetici), İlker İnal (Hukukçu), Mehmet Erkan İmrek (Yönetici), Naif Timur (Emekli Albay), Mehmet Sinan Yurttagül (Yönetici), Selim Erşan Tinay (Tüccar), Demir Savaşçın (Hukukçu), Mehmet Murat Çim (Avukat).
MAİL ZİNCİRİ OLUŞTURDU

Türkiye genelinde Ankara, İzmir ve İstanbul “Vadileri” başta olmak üzere 204 locaya kayıtlı yaklaşık 15 bin Mason bulunuyor. Locanın yıllık 7 milyon TL’lik bütçesinin bulunduğu iddia ediliyor. İkinci yolsuzluk davası ile sarsılan Masonlar arasında mail zinciri kuruldu. Yaklaşık 5 bin Mason’a ulaşan mail trafiğinde yöneticilerin yolsuzluğa göz yumdukları belirtildi. Verdikleri aidatların yolsuzluk amacıyla kullanılmasına öfkelenen Masonlar özellikle Üstad Salih Evcilerli, Ayhan İnan ve Haluk Kahyaoğlu’nun istifasını istedi.

HaberTürk


Masonların yolsuzluk davası giderek genişliyor. 2005 yılından beri karşılıklı suçlamalarla ikiye bölünen loca, yargıda hesaplaşıyor…
Eski Büyük Üstad Kaya Paşakay ve iki yöneticisinin ihracıyla başlayan kavga, mahkemeye yansımıştı. Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bu dava devam ederken ikinci bir dava daha başladı. Bu da yine 2005 yılına ait bir ihaleyle ilgili yolsuzluk iddiasına dayanıyor. İzmir Alsancak ve Karşıyaka localarının tadilatını yapan firmaya 216 bin lira fazla ödeme yapıldığı öne sürülüyor. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dün yapılan ilk duruşması, masonların çekişmesini gün yüzüne çıkardı. Bir önceki Büyük Üstad Asım Ak’in, avukatı aracılığıyla şu anki Büyük Üstad Salih Evcilerli ve kendisinden önceki Büyük Üstad Kaya Paşakay’ı suçladı. Kendisinden belgelerin gizlendiğini ileri sürerek mahkeme aracılığıyla bu belgeleri talep etti.
4 BÜYÜK ÜSTAD YARGILANIYOR

22 kişinin yargılandığı davanın sanıklarının dördü büyük üstad. Bunlar, şu anki loca başkanı Evcilerli, bir önceki başkan Ak’in, ondan önceki başkan Paşakay ve yine eski büyük üstadlardan Demir Savaşçın. 3 eski büyük üstad mahkemeye gelmezken Evcilerli, hâkim karşısına çıktı. İlk davada olduğu gibi bu da Ak’in yönetimindeki Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası ile İçişleri Bakanlığı’nın açtığı bir dava. İddianame, mülkiye müfettişlerinin yaptığı incelemeye dayanıyor. Fakat Ak’in ve yönetimindekiler de kendi açtıkları davanın sanıkları durumuna düştü. Çünkü Ak’in de 2005 yılında yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısıydı.
Duruşmaya 22 sanıktan 9′u katıldı. Salih Evcilerli’nin yanı sıra dönemin yönetim kurulu üyeleri Osman Naci Endem, Ferhat Saraçoğlu, M. Kemal Tumay, Ahmet Örs, R. Harun Kuzgun, İlker İnal, Naif Timur ve Selim Erşan Tinay’ın savunmaları alındı. Sanıklar suçlamaları reddederken Evcilerli, “Bu derneğin başkanı olarak, tıpkı diğer kardeşlerim gibi, sanık sıfatıyla burada bulunmaktan fevkalade üzgünüm.” dedi.
Asıl tartışma, Asım Ak’in’in avukatı Zehra Yılmaz Harmantepe’nin söz almasıyla başladı. Ak’in, avukatı aracılığıyla 2005 yılındaki yönetimin, kurul üyelerinden habersiz bazı kararlar aldığını iddia etti. İzmir’deki inşaat işinin de bu çerçevede ihale edildiğini, kendisinin büyük üstad seçilir seçilmez iddiaları araştırarak suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Bu belgelerin kendisine ulaşmadığı için yazılı savunma hazırlayamadığını aktaran Ak’in, mahkeme kanalıyla belgeleri talep etti. Avukat Harmantepe, Büyük Üstad Evcilerli’ye bu belgelerin neden kendilerine verilmediğini sordu. Ayrıca, “Derneğin zarara uğratıldığı iddiasıyla devam eden birinci davaya, şu anda dernek başkanı olarak müdahil olmayı düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti. Evcilerli, belgelerin gizlendiği iddiasını reddetti. Müdahil olup olmayacağı sorusuna karşılık da yönetim kurulu ile görüşmeden bir cevap veremeyeceğini söyledi. Bunun üzerine avukat Yılmaz Harmantepe, “Eğer bu belgeler bize verildiyse, neden savunma yapamıyoruz? Bu doğru değil, belgeleri istiyoruz.” dedi. Harmantepe ayrıca her iki davanın birleştirilmesi talebinde bulundu. Fakat diğer sanıkların avukatları, iki davanın birbirinden farklı olduğunu öne sürerek, birleştirme talebine itiraz etti. Mahkeme, duruşmayı 17 Aralık 2009′a erteledi.
Zaman

11 Kasım 2009 Çarşamba



AĞA TAKILAN KAÇKAR BALIĞI DEŞİFRE OLDU
"MEHMET ALİ ÖNEL"

Deşifre Programından tanıdığımız Mehmet Ali Önel 17.9.2009 tarihinde bir yazı yazıyor. Bu yazısı Türk Yahudilerinin gazetesi Şalom’un “Ağa takılanlar” bölümünde ağa takılıyor. Yani tam bir balık gibi. İsrail politikalarını şirin göstermeye çalışan bu gazetenin ağına 4 tip balık takılıyor.

1.Saf balıklar.

2.Gönüllü balıklar

3.İsrail politikalarının yanlışlığını anlatayım derken komik duruma düşen balılar.

4.Sazanlar.

Yazıyı okuyorum.

Yazının içerisinde bu dördünden hangisi olduğunu merak ediyorum.

Konu “Kaçkar dağının zirvesinde İsrailli araştırmacılar ne arıyor?” gibi çok önemli bir konu. Yazının girişinde harika bir gezi yazısı ve sabırsızlıkla sadede gelmesini bekliyoruz. Lakin bir Türk olarak; değil bu dağlara tırmanmak otobüse binecek bilet, zaruri ihtiyaçları karşılayacak yeterli parayı kazanmakta zorlanıyoruz. M.Ali’yi AKP’nin 7 yıllık yönetimi etkilememiş ya da ferdi olayları deşifre edeyim derken kafasını kaldırıp halkın genelinin düştüğü ekonomik buhranı görememiş. Ve böyle bir konu hakkında yazı yazarken yeterli araştırmada yapmamış.

Konuyu:

*Endemik bitki hırsızlığı için geldiklerine,

*Kaçkarların Avrupa’nın Alp’leri gibi olduğu için geldiklerine,

*Yörede kurulan tesislerin ucuz olduğu için geldiklerine,

*Türk halkının bu bitki ve hayvanları koruyamadığına,

*Soylarının tükenmekteyse İsrailliler tarafından çalınmasının daha yararlı olacağına bağlamış ve utanmadan “Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama galiba İsrailliler bu güzellikleri bizden daha fazla hak ediyor. Bize ait saklı hazineleri bu kadar zahmete katlanıp alıp götürmeleri de beni artık çok kızdırmıyor.” adice bir cümle kura bilmiş.

Şu ana kadar 4 balık tipine de uyuyor; sazanlığıysa ispatlandı. Ama dahası var.

M.Ali farkında olmadan olsa gerek bir tespit daha yapmış: Yazının içerisinde gelen İsraillilerin içinde askerler olduğunu tespit etmiş. Benim Kaçkarlara gidemeden bildiğim ve kaygılandığım gerçekleri de Çılgın Deşifreci ya saklamış ya da bir halttan haberi yok. Bilakis o yörenin halkı arkadaşlarımdan öğrendiğim; gelenlerin çoğu asker ve böyle M.Ali’nin dediği gibi halkla haşır neşir falan değil.Yöre halkından zorunlu ihtiyaçlarını karşılıyor mümkün olan en az parayı bırakıyor ve kesinlikle hiçbir iletişime geçmiyorlar.Yöre halkı da bunların gelişinden memnun değil ve ciddi anlamda kaygılı.Ama Karadenizin bu güzel insanları “İsrailliler ne halt yerse yesin biz hallederiz” diyebilecek kadar cesur ve güven dolu.Bunlar neden saklanıyor. “Endemik bitki hırsızlığı” köylü vatandaşımızın aklına gelecek kadar basit bir görüş. Sonra yazıda geçen bir çelişki, Yöre halkının bir sözü “sen gazetecisin bunları yazarsın” türü bir cümle var. Yani yazar İsraillileri kaçırırsın babında. Yok, artık kaçırmazsın, aksine Türk halkına afyonu basmışsın. Bir iki işine gelen mekân sahibi muhakkak çıkacaktır.

Bu cümleyi kullanacak kadar rezilleşirken hiç mi okumasın be mübarek “Pozantı Kamışlı bölgesi” de de aynı olayların olduğunu. Halkın devletin resmi makamlarına şikâyette bulunduğunu ve bu makamlarca üstü kapalı tehdit edildiğini.

Netice:

Sen sadece ağa takılan sazan değilsin.3.balık türü de olmadığın kesin, artık gerisi bize kalmış. Gözümüzdeki durumun ileride daha netleşeceği kesin. İzleyeceğiz ve göreceğiz.

Ama şimdilik.

Bu adi cümleyi kullana bildiğin için; seni şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum.

Bu da kullandığın bu cümlene vereceğim en sert cevabım olsun:


“ Gidemesekte, göremesekte, çerinle, çöpünle bu dağlar bizim ve bizim güvencemizde. Senin gibi İsrail’e verecek kadar da sevmiyoruz; Allahın balığı.”


Levent Kalem

11.11.2009

Konuyla ilgili:


KAÇKAR BALIĞI MEHMET ALİ ÖNEL’İN YAZISI AŞAĞIDA:

KAÇKAR DAĞINDA İSRAİLLİ

ARAŞTIRMACILAR NE ARIYOR?

Biliyorum soru biraz kışkırtıcı. Haliyle hemen cevabı yazmamı bekliyorsunuz, ama biraz müsade istiyorum. İzninizle önce gezi notlarımı ve gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım. Çünkü elimizdeki bu büyük hazinenin yeterince kıymetini bilemediğimizi farkettim.

Karadeniz kıyı şeridini, yöredeki muhteşem yaylaları, Uzungöl’ü, Sümela’yı daha önce gezmiştim. Ama aklım Karadeniz’in zirvesinde, Kaçkar dağlarındaydı. Bazı internet sitelerinde gördüğüm dağcıların çektiği resimler beni adeta çarpmıştı. Bölgeye has rengârenk çiçekleri, zümrüt ormanını, buz gibi akan dereleri, bulutlara gömülmüş dağları az çok tahmin edebiliyordum. Ne de olsa yöre çocuğuyum, bu güzelliklere aşınaydım. Ama zirvenin tadı bir başka olmalıydı. Bu yaz karar vermiştim, kısmetse Kaçkar dağına çıkacaktım. Daha önce hiç dağcılık deneyimim olmamıştı, ilk iş Kadıköy’deki bir outdoor mağazasından gerekli ekipmanları temin etmek oldu. Sonra ver elinin karadeniz.

Siz bakmayın karadeniz sahil yolunu eleştirenlere. Belli ki onlar daha önce bu yolların eski halini hiç görmemişler. Eskiden karadeniz sahilinde araba kullanmak, kazasız belasız yolu tamamlamak ne kadar zordu, bilenler bilir. Yapanların, sebep olanların eline sağlık.

İlk durağım Giresun’un Gümbet yaylası oluyor. Yayla merkezindeki çirkin beton yapılaşma ve kalabalık can sıkıcı, ama bu siz çirkinliğe katlanmak zorunda değilsiniz. Gümbet’in asıl güzelliği dağlarında, tepelerinde. Bu yaylada manzara gerçekten muhteşem. Avrupalıların dillerinden düşmeyen Alp dağları varsa, bizim de Karadeniz’imiz var diyorum.

İkinci durağım Rize’nin ünlü Ayder yaylası oluyor. Ayder yaylasında yöresel ahşap mimariyle bezenmiş taş ve ahşap binalar ağırlıklı, ama arada göze batan kötü binalar da yok değil. Ayder’in adı yayla ama yaylacılıkla pek ilgisi kalmamış, bu şirin vadi bölgenin turizm merkezi olmuş adeta. İrili ufaklı konaklama tesisleri, yöresel lezzetler sunan lokantalar, restoranlar dolu. Ayder’in doğal güzellikleri ise anlatmakla bitmez. Vadiyi saran sık ormanın huzur veren sessizliği, dağlardan süzülüp gelen buz gibi kar suları, rengarenk çiçekleri Ayder yaylasını vazgeçilmez kılıyor.

Ama asıl güzellikler Ayder’den sonra, Kaçkar dağına doğru uzanan yöre ağzıyla Furtuna ( Fırtına ) vadisinin yüksek irtifalarında başlıyor. Kaçkar dağına doğru çıkmak için bir çok güzergah var ama ben Yukarı Kovron yaylasına çıkmayı tercih ediyorum. Kavron’a arazi aracıyla bile çıkmak çok zor, eğer sırt çantanız çok ağır değilse yürümek daha mantıklı. Zira ben aracımla 18 km’lik yolu iki saatte ancak katedebildim, ama olsun fazlasıyla değdi. Kavron yaylası Kaçkar dağının Kuzey yamacındaki son yerleşim yeri. Dağcılar Kaçkar’ın zirvesine çıkmadan önce burada konaklıyor. Zaten dağcıların dışında diğer turistler buralara kadar pek gelmiyor, Ayder’den geri dönüyor.

Kavron’da geleneksel yaylacılık hala devam ediyor. Çamlıhemşin’in köylerinden gelen yaylacılar, yazın en sıcak günlerini bu muhteşem doğa cennetinde geçiriyor. Meşakkatli ama tarifsiz güzelliklerle süslü bu coğrafya insanda tuhaf hisler uyandırıyor. 50-60 hanelik taş evlerden oluşan Kavron’da sanki zaman durmuş. Göze batan bir arazi aracını ve elektirik direklerini de yok sayarsan, belki bin yıl önce de burada hayat aynen böyleydi diye düşünüyor insan. Temmuz ayında bile akşamları hava 10 dereceye kadar düştüğünden bacası tüten evler, vadiyi saran ineklerden, koyunlardan gelen müzikal çıngırak sesleri, cıvıl cıvıl kuşlar ve arkada duran 3937 metre yüksekliğindeki devasa Kaçkar dağı. Büyük şehirlerde medeniyetin insanı kuşatan ilkelliğinden, biribirini yemek üzere olan kalabalık güruhlardan, kafa ütüleyen her türlü gürültüden çok uzaklarda, bambaşka bir dünya var Kaçkar’ın eteklerinde. Her türlü kötülükten uzak ve bu eşsiz güzellikleri yaratan “Ulu Mimar”a yakın bir dünya.

Derken akşam oluyor, Kaçkar’ın zirvesine çıkan dağcılar, arkalarında sırt çantaları yorgun argın gruplar halinde dönüyorlar Kavron’a. Uzaktan gelenlere bakıyorum pek Türk insanına benzemiyorlar. Hemen soruyorum yaylada turizimcilik yapan işletmecilere; kim bu adamlar, nerden geldiler diye. İsrailli dağcılar, onlar bizim velinimetimiz diye cevap veriyorlar. Ve acı gerçekleri öğrenme vatki geliyor nihayet.

Meğer bizim Kaçkar dağlarını İsrailli araştırmacılar sarmış. O gün dağın zirvesine çıkan 50 dağcının en az 40’ının İsrailli olduğunu öğreniyorum. Neden özellikle İsrailliler diye soruyorum, sen gazetecisin şimdi haber yaparsın, ama sakın yapma bizi de ekmeğimizden etme diyorlar. Merakım daha da artıyor. Ağızlarından güçlükle laf alıyorum. Bu turistlerin amacı dağcılık değil, bu yöreye özel endemik bitki ve canlıları alıp kendi ülkelerine götürmekmiş. Gerçekten de Kaçkar dağları flora ve fauna bakımından dünyanın en zengin bölgelerinden biri olarak biliniyor. Kaçkar dağının eteklerindeki çiçekler, kuşlar, yılanlar, kelebekler ve daha bir çok bitki ve canlı türünün bir çoğu sadece o yöreye has, sadece oralarda yetişiyor, yani endemik. Başka bir deyişle özenle korunması gereken saklı hazine.

Ama hey hat, kimin umurunda. İsrailli araştırmacılar dağcı kılığında gelip istedikleri canlıyı bitkiyi alıp babalarını malı gibi ülkelerine götürebiliyor. Peki bunu neden yapıyorlar acaba diye düşünebilirsiniz. Yanıtı gayet basit bu bitki ve canlıları, aynı klimatik şartları sağlayıp labaratuvar ortamında kendi ülkelerinde üretiyorlarmış. Ve kimbilir bu yolla elde ettikleri hazineler üzerinde hangi araştırmalar yapıyor, hangi hastalıklara çare arıyorlar. Biz de baka kalıyoruz giden trenin ardından.

Duyduklarımdan sonra keyfim kaçıyor doğal olarak, gazeteci merakıyla konuyu derinleştirmeye, başka köylülerden daha fazla bilgi almaya çalışıyorum. Herkes aynı şeyi söylüyor, bunlar buralarda ne varsa alıp götürüyor ama ekmek parası kazandığımız için sesimizi çıkaramıyoruz diyorlar.

Hemen kaldığım pansiyondaki İsraillilerle konuşuyorum, bu kadar zahmet niye, neden özellikle İsrailli turistler Kaçkar dağını bu kadar çok seviyor diye soruyorum. Hemen hepsi ağız birliği etmişçesine aynı yanıtları veriyor. Ülkenizin doğal güzellikleri çok fazla, İsrailde böyle çağlayan dereler, ormanlar, çiçekler yok, üstelik tatil maliyeti de çok düşük, o yüzden buradayız diyorlar özetle. Mesleklerini soruyorum, aralarında asker olan da var, mühendis de biyolog da. Buradan bitki ve canlı götürdüğünüz söyleniyor diyorum, hepsi birden yanıt veriyor, yalan, iftira diyorlar. Biz bunu neden yapalım, bu mümkün değil diyorlar.

Tatlil keyfime limon sıkan bu bilgilerden sonra iyice keyfim kaçıyor ama Kaçkar’ın zirvesini görmeden gitmeye niyetim yok. Dağcılardan detaylı bilgi alıyorum, Meğer zirvede çok kar varmış, krampon çekiç gibi özel malzemeler olmadan çıkamazsınız diyorlar zirveye. Eğer profesyonel dağcı değilseniz işiniz zor, siz şimdi gidin bir ay sonra gelin o zamana karlar erir diyorlar. Bir başka alternatif de dağa arka yüzünden, yani güney yamacından çıkmak, orada şimdi kar yoktur diyorlar.

Sabah saat beş gibi yola koyuluyorum, yeni rotam; Ovit dağı üzerinden İspir’e, oradan da Artvin’in Yusufeli ilçesine geçmek. Yaklaşık 6 saat sonra Yusufeli’ndeyim. Bir gece dinlenip ertesi sabah Barhal çayını takiben, Yaylalar köyüne oradan da arabanın gidebileceği son durak olan Olgunlar yaylasına çıkıyorum. Yol boyu manzara muhteşem, Yusufeli’nin içinden çağlayarak akan Çoruh nehrinin en önemli kollarından biri olan Barhal çayının çıkış noktasına doğru ilerliyorum. Önümde yine tüm heybetiyle Kaçkar dağı var. Çileli ama bir okadar da güzel ve macera dolu bir yolculuğun ardından nihayet Olgunlar yaylasındayım. Olgunlar yaylası da tıpkı Kavron gibi tarifi imkansız güzelliklerle dolu. Yaylada iki ayrı konaklama tesisi var. Tesisin boşluğu dikkatimi çekiyor, soruyorum neden kimse yok diye. Olmaz olur mu, tesisimiz nerdeyse dolu, bu gece İsrailli turistleri bekliyoruz diyorlar. Kısa bir sohbetin ardından anlıyorum ki dağın Yusufeli tarafında da baş konuklar yine İsrailliler. Aynı icraatlarını burada da yapıyorlamış. Dağda bulunan ne kadar endemik bitki ve canlı varsa alıp götürüyorlarmış ülkelerine.

Nitekim çok geçmeden bir minibüs ve dokuz cip dolusu dağcı geliyor yaylaya. Bir kısmı benim kaldığım otele diğerleri de bir başka otele yerleşiyor. İsraillilerle konuşmak daha fazla bilgi almak istiyorum ama zaman sınırlı. Yemek sırasında bir kaçıyla karşılaşıyorum ve aynı soruyu onlara da soruyorum, neden özellikle burayı tercih diyorsunuz diye; yanıtları hep aynı fıyatlar uygun, dağ güzel diyorlar özetle.

Ertesi sabah zor bir yolculuk beni bekliyor. Odama çıkıp duş aldıktan sonra dinlenmeye çekliyorum. Ve sabahın alaca karanlığında dağcıların bıraktığı işaretleri takip ederek zirve yolculuğuna başlıyorum. Yaklaşık dört saat sonra ilk durağım Dilberdüzü adlı kamp yeri oluyor. Burası dağcıların zirveden önceki son kampyeri. En az 50 kadar çadır var kamp yerinde. Zirveyle ilgili en doğru bilgileri de buradaki dağcılardan alıyorum. Ne yazık ki yine aynı cevabı alıyorum, krampon, çekiç olmadan çıkamazsın diyorlar zirveye. Ama Denizgölü’ne kadar çıkabilirsin, ha zirve ha Denizgölü aynı sayılır diyorlar. Zirve 3937 metre, Denizgöl’ü ise 3400 metrede bulunuyormuş.

Zaman kaybetmeden yola koyuluyorum ve toplam 8 saatlik bir tırmanıştan sonra Kaçkar zirvesinin hemen altındaki krater gölü olan, yılın her mevsimi buzlarla kaplı Denizgölü’ne çıkıyorum. Yol boyu gözüme farklı gelen hemen her çiçeğin fotoğrafını çekiyorum. Küresel ısınmanın etkisiyle Kaçkar buzullarının hızla eridiğini okumuştum. Doğruymuş malesef, eskilerin anlatımına göre gölün üzerindeki buz hiç çözülmeden üzerine yeni kar yağarmış. Ama benim gördüğüm manzara daha farklıydı. Gölün üzerindeki buzul parça parça erimeye başlamış. Kimbilir belki bir süre sonra iklim tamamen değişecek, bu endemik çiçekler de, buzullar da sadece fotoğraf karelerinde kalacak.

Artık bulutlara komşu dağlarda, karların üzerinde yürüyorum. Zirveye elimi uzatsam değecek gibi görünüyor, ama gerçek öyle değil. Yolun bundan sonrası çok daha dik ve yamaçlardaki karlara ekipman olmadan tırmanmak çok tehlikeli. Bir kayarsan parçanı bile bulamayız diye uyarmıştı dağcılar. Bu arada tırmanış boyunca karşılaştığım en az 20 dağcının 15-16 sının yine Israilli olduğunu söylemem lazım.

Ama artık bunu çok da yadsımıyorum. Bizim insanımız sıcak yatağında yan gelip yatarken, elin adamı her ne amaçla olursa olsun kalkıp bunca zahmete katlanıyor, buralara kadar geliyor. Sırtındaki 15 kiloluk çantayla saatler boyu uğraşıp Kaçkar’ın zirvesine tırmanıyor.

Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama galiba İsrailliler bu güzellikleri bizden daha fazla hakediyor. Bize ait saklı hazineleri bu kadar zahmete katlanıp alıp götürmeleri de beni artık çok kızdırmıyor. Beni asıl kızdıran onların bunu yapması değil, bizim hiç bir şey yapmayışımız oluyor. Üniveristelerde çalışan araştırmacıları, çokça anıyorum Kaçkarın buzullarında.

Biz uyurken birileri ülkemizi karış karış gezerek saklı hazinelerimizi bilim literatürüne kazandirıyor. Ama altına haliyle Türk değil, İsrail imzası atıyor.

MEHMET ALİ ÖNEL

Email:desifre@desifrehaber.com-17.09.2009

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
İSRAİL’LE SORUN YAŞIYORMUŞUZ.

BUNA ÇOCUKLAR GÜLER




TÜRKIYE’NIN TEL AVIV YENI BÜYÜKELÇISI

AHMET OĞUZ ÇELIKKOL:

ANKARA ORTADOĞU’DA BARIŞ İSTİYOR”


Türkiye’nin Tel Aviv yeni Büyükelçisi Ahmet Oğuz Çelikkol’un Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle düzenlediği resepsiyona İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Binyamin Ben-Eliezer ile Devlet Bakanı Avişay Braverman hazır bulundu.

BU YIL ŞİMON PERES KATILMADI

Yeni Büyükelçi Çelikkol’un düzenlediği Cumhuriyet Resepsiyonu’na geçen yıl olduğu gibi devletin daha üst düzey isimlerinin katılmamış olması, iki ülke arasındaki gerginliğin sonucu olarak değerlendirildi. Davete, iki İsrailli bakanın yanı sıra İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yosi Gal, Savunma Bakanlığı Müsteşarı Amos Gilad, bazı komutanlarla İsrail’deki Türkiyeliler Birliği’nin üye ve temsilcileri katıldı.

“AMACIM MEDYAYI YAKINLAŞTIRMAK”

Resepsiyon öncesinde Bar-İlan Üniversitesi’nde konuşma yapan Büyükelçi Çelikkol, “Buraya yeni geldim, görevde daha yeniyim ama bölge politikası, Türkiye-İsrail ilişkileri bildiğim konular” derken, özellikle iki ülke arasındaki medya ve üniversitelerin yakın temas içinde olabilmesi için çalışacağını çünkü bu yolla iki toplumun birbirlerini daha iyi anlayabileceklerine inandığını dile getirdi.

Çelikkol, basına verdiği bir demeçte Ankara’nın Ortadoğu’da barış istediğini ve İsrail ile komşuları arasında bir köprü olmayı arzuladıklarını belirtti. 04 Kasım 2009

8 Kasım 2009 Pazar


GDO YÖNETMELİĞİ TAMAM: GDO’SUZA GDO’SUZ DEMEK YASAK!



GDO Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayınlandı. Üreticileri ve tüketicileri büyük tehdit altına sokacak yönetmenliği konunun önemi nedeniyle aynen yayınlıyoruz.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:

GIDA VE YEM AMAÇLI GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR

VE ÜRÜNLERİNİN İTHALATI, İŞLENMESİ, İHRACATI, KONTROL VE

DENETİMİNE DAİR YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması için genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 - (1) Bu Yönetmelik;

a) Tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsar.

b) Sağlık Bakanlığınca ruhsat veya izin verilen ürünleri kapsamaz.

Dayanak

MADDE 3 - (1) Bu Yönetmelik; 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununun 10 uncu maddesi, 7/8/1991 tarihli ve 441 sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 29/5/1973 tarihli ve 1734 sayılı Yem Kanunu ile 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanmasına Dair Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 - (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Ayırıcı kimlik: Aktarılan her bir gen için bir kod ve her bir GDO için ise, taşıdığı genin kodunu da içeren nümerik ve alfa nümerik kodlama sistemini,

b) Bakanlık: Tarım ve Köy işleri Bakanlığını,

c) GDO: Genetik yapısı değiştirilmiş organizmayı,

ç) Genetik yapısı değiştirilmiş organizma: Modern biyoteknoloji kullanılarak genetik materyali değiştirilmiş olan, insan haricindeki organizmayı,

d) GDO ve ürünleri: GDO, GDO içeren, GDO lardan oluşan, GDO içerdiği hâlde GDO lardan oluşmayan ve/veya kısmen veya tamamen GDO lardan elde edilen ürünleri,

e) GDO lu gıda: GDO, GDO içeren veya GDO dan üretilen bileşen içeren veya GDO dan üretilen gıda maddelerini,

f) GDO lu ürün: GDO, GDO içeren veya GDO dan üretilen bileşen içeren veya GDO dan üretilen ürünleri,

g) GDO lu yem: GDO, GDO içeren veya GDO dan üretilen bileşen içeren veya GDO dan üretilen yem maddelerini,

ğ) GDO suz eşdeğer ürün: Genetik değiştirme teknolojisi uygulanmayan eşdeğer gıda veya yemi,

h) Gen sahibi: GDO ve ürünlerinde değiştirilmiş olan gen ya da genlerin patent hakkını elinde tutanı,

ı) İzleme: Bir GDO ve ürününün, biyolojik çeşitlilik, bitki, hayvan ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini belirlemek üzere bir program dâhilinde yürütülen gözlem, analiz ve kontrolleri,

i) İzlenebilirlik: GDO ve ürünlerinin, üretim ve dağıtım zinciri boyunca her aşamada geriye dönük takibini, belirlenmesini ve tanımlanmasını,

j) KKGM: Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünü,

k) Komite: Bu Yönetmelikle kuruluşu öngörülen bağımsız, bilimsel, teknik risk değerlendirme komitesini,

l) Risk değerlendirme: GDO ve ürünlerinin, genetik değişiklikten dolayı, insan, hayvan ve bitki sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve çevre üzerinde, doğrudan veya dolaylı, derhal veya gecikmeli sebep olabileceği risklerin ve risk kaynağının olumsuz etkiye sebep olma potansiyelinin test, analiz, deneme gibi bilimsel yöntemlerle belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecini,

m) Risk yönetimi: Risk değerlendirme sonucunda öngörülen ve/veya tahmin edilen olumsuz etkilerin gerçekleşmesini önlemek veya gerçekleşmesi durumunda zararı en az seviyede ve kontrol altında tutarak ortadan kaldırmak, GDO ve ürününün izin verilen amaç ve kurallar dâhilinde kullanılmasını ve muamelesini sağlamak amacıyla alınan önlemleri,

n) TAGEM: Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünü,

o) TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunu,

ö) TÜGEM: Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünü,

p) Uzmanlar listesi: GDO ile ilgili çalışmalara yön verecek Bakanlık tarafından oluşturulan uzman listesini

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler ve İzin Koşulları

Genel hükümler

MADDE 5 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olan GDO lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili, ihracatı ve transit geçişleri yasaktır. Gümrük idarelerince bu Yönetmelik kapsamındaki ürünler için GDO ya ilişkin ek bir belge aranmaz.

(2) İthal edilen, üretilen veya dağıtımı yapılan GDO lu gıda veya yemin çevre, insan veya hayvan sağlığı açısından olumsuzluğu tespit edildiğinde, gıda veya yem işletmecisi sağlığı ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak, Bakanlığı, diğer ilgili mercileri ve tüketicileri acilen bilgilendirmek ve söz konusu gıda veya yemi, piyasadan geri çekmek zorundadır.

(3) GDO lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır.

(4) İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasaktır.

(5) Bakanlık, GDO lu gıda ve yemlerin ithalat ve ihracat kapılarıyla ilgili gerektiğinde düzenleme yapabilir.

(6) Gıda veya yem, GDO lardan biri ya da birkaçını toplamda en az % 0,9 oranında içeriyor ise, GDO lu olarak kabul edilir.

(7) Gıda veya yemin % 0,5 ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmez.

(8) GDO suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.

(9) Bu Yönetmelikte yer almayan hususlarda Bakanlık her türlü düzenlemeyi yapmaya ve tedbiri almaya yetkilidir.

İzin koşulları

MADDE 6 - (1) Her bir GDO için, bilimsel esaslara göre değiştirilmiş gen ya da genler esas alınarak bir defaya mahsus olmak üzere Komiteler tarafından risk değerlendirmesi yapılır.

(2) Her bir risk değerlendirmesinin sonucuna göre GDO lu gıda veya yemin çevre, insan veya hayvan sağlığı ile diğer inceleme konularında herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmediğine dair bir karar belgesi hazırlanır. Karar belgesi en az aşağıdaki hususları içerir:

a) İznin geçerlilik süresi,

b) GDO ve ürünlerinin ithalatı için uygulanacak kural ve işlemler,

c) Kullanım amacı ve kısıtlamalar,

ç) Risk yönetimi, piyasa denetimi ve gerektiğinde aşamalı üretim planlaması,

d) İzleme ve izlenebilirlik koşulları,

e) Belgeleme ve etiketleme koşulları,

f) Ambalajlama, taşıma, muhafaza ve nakil kuralları,

g) İşleme ile atık ve artık arıtım ve imha koşulları,

ğ) Güvenlik ve acil durum tedbirleri,

h) Kullanım ile ilgili yıllık raporlama koşulları,

ı) Devir ve/veya kullandırmaya ilişkin koşulları,

i) Tedarik ve amaca göre kullanım ve işleme koşulları.

(3) Bakanlık onaydan önce, GDO ile ilgili Komite kararını kamuoyunun görüşlerine açabilir.

(4) Komitenin kararı, Bakanlık onayından sonra yürürlüğe girer.

(5) Bakanlık, izin verilen GDO ve diğer GDO larla ilgili bilgileri Bakanlık internet sitesinde yayımlar.

(6) İzin verilen GDO ve ürünlerinin kayıt altına alınması ve ürünün her aşamada takibinin sağlanması amacıyla, GDO ve ürünlerini ithal edenler, işleyenler ve piyasaya sunanlar Bakanlığa beyanda bulunmak, GDO ve ürünlerini GDO içerdiğine dair belgeler eşliğinde nakletmek, taşımak ve etiketleme kurallarını uygulamakla yükümlüdür.

(7) İzin, karar belgesinde belirtilen koşulların ihlali veya olası zarar ve risklerle ilgili yeni bilimsel bilgilerin edinilmesi, kullanım sonucunda olumsuz sonuçların ortaya çıkması durumunda, Bakanlıkça iptal edilir. İzni iptal edilen GDO ve ürünleri toplatılır ve imha edilir.

(8) Karar belgesinde belirtilen hususlara uyulmaması hâlinde izin iptal edilir. İznin iptal gerekçesine göre idari yaptırımlar uygulanır.

(9) GDO lu ürünler, izin verilen amaçlar dışında kullanılamaz.

(10) Gen sahibi, GDO ve ürünleriyle ilgili olarak yeni bir risk ya da risk şüphesini öğrendiği takdirde durumu derhal Bakanlığa rapor etmek ve tedbir almakla yükümlüdür.

(11) Gen sahibi, aldığı izne konu olan GDO ve ürünlerinin satışı ve dağıtımı sırasında taşıma, depolama, işleme ve ambalajlama gibi işlemlere ilişkin güvenlik kuralları ve tedbirler hakkında alıcıları bilgilendirmekle yükümlüdür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Komite, Başvuru ve Çalışma Grupları

Komite

MADDE 7 - (1) Bakanlık tarafından GDO ile ilgili bilimsel ve teknik verileri araştıracak, yorumlayacak ve görüş oluşturacak, görev süreleri iki yıl olan uzmanlar listesi teşkil edilir. Uzmanlar listesi, Bakanlık TAGEM, TÜGEM, KKGM birimlerinden temsilciler ile üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitülerinde görevli konu ile ilgili uzman veya öğretim üyelerinden oluşur. Uzmanlar listesinden Bakanlık tarafından belirlenecek on bir üyeden oluşacak bir komite her bir başvuru için ayrıca oluşturulur.

(2) Komitenin sekretaryası TAGEM tarafından yürütülür. Komite TAGEM in daveti üzerine toplanır.

(3) Komite en az dokuz üye ile toplanır. Komite her başvuru için bir başkan seçer. Kararlar üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alınır. Lehte ve aleyhteki kararların gerekçeleri sahipleri tarafından yazılıp imzalanarak, karar ekinde yer almak üzere başkana teslim edilir.

(4) Komite, başvuruları toplantının ilk gününden başlamak üzere doksan gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ek bilgi ve belge istendiğinde bu süre durdurulur. Komite tarafından ek bilgi ve belgenin talep edilmesi durumunda ek bilgi ve belgenin en fazla otuz gün içerisinde tamamlanması zorunludur.

(5) Komitenin başvuruyu reddetmesi durumunda aynı ürün için ret tarihinden itibaren bir yıl dolmadan ve yeni bilimsel veri ve bulgular sunulmadan yeniden başvuru yapılamaz.

(6) Komiteye sunulan bilgilerin üçüncü şahıslarla veya kamuoyuyla paylaşılması, başvuru sahibinin talebi dikkate alınarak Komitenin iznine tabidir.

(7) Komite, her türlü iş ve işlemlerinde Bakanlığa karşı sorumludur.

Komitenin görev ve yetkileri

MADDE 8 - (1) Komitenin görev, yetki ve yükümlülükleri aşağıda belirtilmiştir:

a) Yapılan başvurularla ilgili değerlendirmeler yapmak, hazırlanan raporu Bakanlığa sunmak,

b) Yapılan bir başvuru ile ilgili olarak işlem sürecinde Bakanlık izni olmadan herhangi bir açıklama yapmamak, bilgi ve belge vermemek,

c) İhtiyaç duyması hâlinde uzmanlar listesinden danışma amacıyla uzmanlardan bir veya birkaçını, en çok iki defa olmak kaydıyla toplantılara davet etmek.

Başvuru

MADDE 9 - (1) GDO lu ürünün Komite tarafından ilk değerlendirilmesinin yapılması amacıyla gen sahibi, aşağıdaki bilgi ve belgelerle Bakanlığa başvuruda bulunmak zorundadır.

a) GDO nun yapısında değişikliğe neden olan gen veya genlerle ilgili bilgi ve belgeler,

b) GDO nun tespitinde kullanılacak yöntem ve referans materyal ile tespit için yapılacak iş ve işlemleri kolaylaştıracak her türlü bilgi, belge ve destekleyici doküman,

c) Ayırıcı kimlik bilgileri,

ç) GDO ile ilgili risk değerlendirmeye esas bilgi ve bilimsel çalışma sonuçları,

d) Kullanım amacı ve kısıtlamalarla ilgili talep ve bu talebi destekleyen bilgi ve belgeler,

e) Kullanım ve üretim koşullarını açıklayan bilgi ve belgeler,

f) Risk yönetimi, otokontrol ve üretim planlaması ile ilgili bilgi ve belgeler,

g) İzleme ve izlenebilirlik koşullarının nasıl olacağını açıklayıcı bilgi ve belgeler,

ğ) İşleme sonucu atık ve artıkların arıtım ve imha koşullarını açıklayıcı bilgi ve belgeler,

h) Güvenlik ve acil durum tedbir planı ve uygulamaları ile ilgili açıklayıcı bilgi ve belgeler,

ı) Devir veya kullandırmaya müsaade edilip edilmeyeceği, müsaade edilmesi durumunda uyulması öngörülen şartlar,

i) Başvuru yapılan GDO lu gıda veya yemin taşıma, muhafaza ve nakil koşulları,

j) Başvuru yapılan gen veya genlerin, geliştirilmiş oldukları ülkede başvuru yılından en az üç yıl öncesinde tescil edildiğini, piyasada satışının serbest olduğunu gösterir bilgi ve yetkili mercilerden alınmış onaylı belgeler,

k) Çeşidin başta tescil edildiği ülke olmak üzere ilgili mevzuatın uygulanmakta olduğu ülkelerde de ticari olarak üretildiğini gösterir bilgi ve yetkili mercilerden alınmış onaylı belgeler,

l) Türkiye flora ve faunası için potansiyel bir tehlike oluşturmasını engellemek üzere GDO nun Türkiye’de yakın akraba ve yabanileri olan türlere ait olmadığını gösterir bilgi ve belgeler.

(2) Komite, gerek gördüğü durumlarda ek bilgi ve belgeler de isteyebilir.

(3) Komite tarafından istenilen belge ve bilgilerin süresi içinde temin edilmemesi durumunda başvuru reddedilir.

(4) Yapılan bir başvurunun sonucu diğer başvurular için emsal teşkil etmez. Yapılan bir başvuruya verilen izin başvurulan ve takip eden ithalatlar için geçerlidir. Ancak, ithalatın gerçekleştirilebilmesi için ilgili diğer mevzuat hükümlerinin de yerine getirilmesi zorunludur.

Çalışma grupları

MADDE 10 - (1) Aşağıdaki konularda çalışma yapmak üzere; uzmanlar listesinden oluşan, üye sayısı ve çalışma süresi TAGEM tarafından belirlenen çalışma grupları kurulabilir:

a) Uluslararası gelişmeleri izleyerek ülkenin GDO ve ürünleriyle ilgili politika ve stratejileri için önerilerde bulunmak,

b) Hassas tüketici grupları için GDO ve ürünleriyle ilgili değerlendirmeler yaparak tavsiyelerde bulunmak,

c) Uluslararası kullanımda bulunan GDO ve ürünleriyle ilgili değerlendirmeler yaparak Bakanlığa önerilerde bulunmak,

ç) GDO çalışması yapılmış ve üretime sunulmuş riskli ürünleri belirleyerek ilgili kurumları bilgilendirmek,

d) Biyogüvenlikle ilgili yakın, orta ve uzun vadeli risk senaryoları hazırlamak ve bunlarla ilgili çözüm önerileri sunmak,

e) Ülke ihtiyaçları dikkate alınarak, özellikle acil durum tedbirleri ile ilgili önerilerde bulunmak.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

GDO lu Ürünlerin İthalatı, İşlenmesi ve Depolanması, İhracatı, Etiketlenmesi,

İzleme ve İzlenebilirlik, Denetim ve Kontrolü

İthalat

MADDE 11 - (1) Komite tarafından değerlendirilmesi yapılarak Karar belgesinde ithalatı uygun görülmüş GDO ve ürünlerinin ithalatında aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) GDO ve ürünlerinin üretildiği ülkenin yetkili otoritesinden parti numarası, miktarı ve GDO çeşidini belirten belge aranır.

b) Ürünün üretildiği ülke dışında başka bir ülkeden yüklenmesi durumunda üretici ülkenin vermiş olduğu belgeyle beraber yüklendiği ülkenin yetkili otoritesince düzenlenmiş, parti numarası, miktarı ve GDO çeşidini belirten belge aranır.

c) Bakanlık, kontrol ve denetim amaçlı analizler yapabilir.

ç) Yapılacak analizlerin sıklığı, risk esasına göre Bakanlıkça belirlenir.

(2) GDO riski taşıyan ancak, GDO suz ürün olduğu taahhüt edilen ürünlerin ithalatında aşağıdaki esaslar uygulanır:

a) İthalatta, GDO riski taşıması nedeniyle analize tabi tutulacak ürünler ve bunların sıklıkları Bakanlık onayı ile belirlenir. Gerektiğinde yine Bakanlık onayı ile güncellenir.

b) Belirlenen analiz sıklıklarına göre ürünlerin analizi yaptırılır. Analiz sonucunun uygun olması durumunda söz konusu ürünlerin ülkeye girişine izin verilir.

c) Yapılan analiz sonucunda GDO lu olduğu tespit edilen ürünün ülkeye girişine izin verilmez. Söz konusu ithalatçı ve ihracatçı firma ve ülke risk listesine alınır.

(3) Tespit ve kontrol işlemleri için istenecek her türlü analiz yöntemi ve analizlerde kullanılan özel ürünler de dâhil, bilgi, belge, ürün ve malzemeyi temin etmekle ithalatçı yükümlüdür.

GDO lu ürünlerin işlenmesi ve depolanması

MADDE 12 - (1) İthal edilen GDO ve ürünlerinin gıda veya yem maddelerinin üretiminde kullanılabilmesi için bu ürünlerin izin, ruhsat ve tescil başvurularında gıda veya yem işletmecisi, gıda veya yem mevzuatında belirtilenlere ilave olarak aşağıda belirtilen şartları sağlamak zorundadır:

a) Hammadde olarak kullanmak üzere temin ettiği GDO ve ürünleri ile ilgili aşağıdaki bilgi ve belgeleri bir ay içerisinde Bakanlığa vermek;

1) Ürünü kimden, ne miktarda temin ettiği ile ilgili bilgiler,

2) Bu ürünlerin ne amaçla kullanılacağı,

3) Etiket ve/veya GDO ve ürünlerinin beraberinde taşınması zorunlu belgelerin sureti.

b) GDO suz gıda veya yem, GDO lu gıda veya yemin işlendiği hattan farklı bir hatta üretilmeli ve depolanmalıdır. Aynı üretim hattının kullanılması durumunda, üretim hattında gerekli temizliği yapmak,

c) İşleme sonrası risklerin öngörülmesi hâlinde acil tedbir planları, muhafaza ve nakil koşullarıyla ilgili ek tedbirleri Bakanlığa bildirmek,

ç) Atık ve artıkların güvenli arıtım ve imha koşullarını belirleyerek Bakanlığa bildirmek.

GDO lu ürünlerin ihracatı

MADDE 13 - (1) İhracatta alıcı ülkenin talebi doğrultusunda işlem yapılır. Alıcı ülkenin GDO ile ilgili talebinin olmaması durumunda genel ihracat mevzuatına göre işlemler gerçekleştirilir.

Gıdaların etiketlenmesi

MADDE 14 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre izin verilen GDO lu gıdaların % 0,9 un üzerinde GDO içermesi hâlinde, 16/11/1997 tarihli ve 23172 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde yer alan gerekliliklere ilave olarak aşağıdaki hususlar çerçevesinde etiketlenmeleri zorunludur.

a) GDO lu gıdanın tek bileşenden oluşması durumunda “genetik olarak değiştirilmiştir” veya ürün ismi ya da hammaddenin ismi “genetik olarak değiştirilmiş ………..’den üretilmiştir” ifadesi ile birlikte etiket üzerinde yer almak zorundadır.

b) GDO lu gıdanın birden fazla bileşen ihtiva etmesi durumunda, ürün ismi ya da bileşen ismi, “genetik olarak değiştirilmiş ……….” veya “genetik olarak değiştirilmiş ……….’den üretilmiştir” ifadeleri ile birlikte bileşen listesinde söz konusu bileşenden hemen sonra gelecek şekilde parantez içerisinde yer almak zorunda olup, parantez içindeki ifade diğer bileşenlerle aynı karakter büyüklüğünde olmalıdır.

c) GDO lu dökme gıdaların beraberinde, etiket bilgilerini içeren belge bulundurulmak zorundadır.

ç) Yukarıda belirtilen etiketleme gerekliliklerinin yanı sıra, GDO lu gıdaların GDO suz eşdeğer ürünlerden; bileşimi, beslenme etkileri veya beslenme değeri, kullanım amacı açısından farklılık gösterdiği durumlarda, bu hususlar etiket üzerinde belirtilmelidir. Besin bileşeninde farklılık gösteren GDO lu gıdalarda, beslenme etiketlemesi yapılması zorunludur.

d) GDO lu gıdaların GDO suz eşdeğer ürünlerden farklı olması durumunda, tüketilmesi sonucunda sağlık riski oluşturabilecek tüketici gruplarına ait uyarıların etiket üzerinde belirtilmesi zorunludur.

e) GDO kullanılarak elde edilen gıdanın GDO suz eşdeğerinin olmaması durumunda, söz konusu ürünün doğası ve özelliklerine ait bilgilerin Türk Gıda Kodeksinde belirtilen hükümlere uygun olarak etiket üzerinde belirtilmesi zorunludur.

Yemlerin etiketlenmesi

MADDE 15 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre, yem veya yemlik madde olarak kullanımına izin verilen GDO lu yemlerin % 0,9 un üzerinde GDO içermesi hâlinde, yem mevzuatında yer alan etiket gerekliliklerine ilave olarak aşağıdaki şekilde etiketlenmesi zorunludur.

a) GDO lu yemin özel adının yanında parantez içinde “genetik olarak değiştirilmiş ………” ifadesi bulunmalıdır. Bu ifade yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğünün listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olmaması gerekir.

b) GDO dan elde edilen yemin adının yanında parantez içinde “genetik olarak değiştirilmiş ………’den elde edilmiştir” ifadesi yer almalıdır. Bu ifade yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğünün listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olmaması gerekir.

c) GDO lu dökme yemlerin beraberinde, etiket bilgilerini içeren belge bulundurulmak zorundadır.

ç) GDO lu yemin GDO suz eşdeğerinden farklı olması hâlinde bileşiminin, besleme özelliklerinin, kullanım amacının, belirli hayvan türü ya da kategorisi için yapılan sağlık beyanlarının etiket üzerinde bulundurulması zorunludur.

d) GDO lu yemin GDO suz eşdeğeri yok ise, o yemin yapısı ve karakteristikleri ile ilgili uygun bilgilerin etiket üzerinde bulundurulması zorunludur.

İzleme ve izlenebilirlik

MADDE 16 - (1) GDO ve ürünlerini ithal veya ihraç eden, işleyen, depolayan, dağıtan ve tüketime sunanlar, son tüketiciye ulaşıncaya kadar olan süreçte gerekli kayıtları tutmak ve izlenebilirliği sağlamak, ayırıcı kimlik numarası ile ilgili tüm bilgi ve belgeleri ürün ile birlikte bulundurmak zorundadır.

(2) GDO ve ürünlerini ithal veya ihraç eden, işleyen, depolayan, dağıtan ve tüketime sunanların, ürünlerle ilgili bilgi ve belgeleri yirmi yıl saklaması ve bu belgelerle ilgili bir kayıt sistemine sahip olması zorunludur.

(3) GDO ve ürünleri ile ilgili olarak karar belgesinde belirtilen koşullara uyulup uyulmadığı Bakanlık tarafından görevlendirilen birimler tarafından izlenir. Şikâyet durumunda Bakanlık tarafından görevlendirilen birimler bu Yönetmelik hükümleri ile birlikte ilgili mevzuata göre işlem yapar.

Denetim ve kontrol

MADDE 17 - (1) GDO ve ürünlerinin denetim ve kontrolleri bu Yönetmelik hükümleri ile birlikte ilgili mevzuata göre yapılır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Numune alma ve analiz

MADDE 18 - (1) GDO lu gıda ve yemin numune alma ve laboratuvar analizleri ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

İdari Yaptırımlar

MADDE 19 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında;

a) 4703 sayılı Kanunun 11 inci ve 12 nci maddeleri,

b) 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi,

c) 1734 sayılı Kanunun 12 nci, 13 üncü, 14 üncü maddeleri

uyarınca işlem tesis edilir.

Yürürlük

MADDE 20 - (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 21 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."