CENGİZ ÇANDAR KÜRT RAPORU YAZDI
CENGİZ ÇANDAR'IN SPONSORU ABD'Lİ CHREST VAKFININ TÜRKİYE GENELİNDE 2001/2011 ARASINDA DAĞITTIGI HİBELER (DEĞERLER X1000 DOLAR)
2001 Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı 75,88
2001 Çağdaş Eğitim Vakfı 31,16 2002
Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı 54,69
2002 yerel toplum liderleri 3,028
2002 yerel toplum liderleri 30
2003 KDM, Kadın Danışma Merkezi 49,5
2003 Çocuk Göğüs Hastalıkları Derneği 50
2003 yerel toplum liderleri 10
2004 Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) 50
2004 Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) 27,5
2004 KA-MER 42,545
2004 KA-MER 100
2004 İstanbul Uluslararası Kadınlar Derneği 10
2004 İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) 40
2004 İlhan Koman Kültür ve Sanat Vakfı 30
2004 Çocuk Göğüs Hastalıkları Derneği 20
2005 KA-MER VAKFI 150
2005 Kalkınma Merkezi 14,5
2005 Anadolu Kültür 107,09
2006 Umut Işığı Kadın, Kültür, Çevre, Kültür ve İşletme Kooperatifi 24,8
2006 Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)/Kadın Fonu 34,275
2006 Kalkınma Merkezi 45,039
2006 Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği 35
2006 İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) 7,58
2006 İstanbul Bilgi Üniversitesi 18,863
2006 IPS İletişim Vakfı 24,017
2006 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)ve Çocuklarla El Ele Derneği 18,67
2006 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)ve Çocuklarla El Ele Derneği 12,69
2006 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA) 29,97
2006 BİN-DER 18
2006 Anadolu Kültür 9,93
2007 Umut Işığı 20,8
2007 Sosyal Kalkınma ve Cinsiyet Eşitliği Politikaları Merkezi (SOGEP) 36,92
2007 KA-MER VAKFI 51
2007 Kalkınma Merkezi Derneği 26,488
2007 Kalkınma Merkezi Derneği 49,8
2007 Kalkınma Merkezi Derneği 49,8
2007 KAGİDER 6,8
2007 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA) 20,054
2007 Anadolu Kültür 2
2007 Anadolu Kültür 25,2
2007 Anadolu Kültür 44,165
2008 Van Kadın Derneği 21,775
2008 Uluslararası Hrant Dink Vakfı 44,92
2008 Sürdürülebilir Kırsal ve Kentsel Kalkınma Derneği (SÜRKAL) 12,15
2008 Kalkınma Merkezi Derneği 9,562
2008 Kalkınma Merkezi Derneği 20,813
2008 Kadınların İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği 50
2008 Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) 49,349
2008 İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) 10,425
2008 Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi Derneği (CGSG) 6,712
2008 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA) 28,708
2008 Anadolu Kültür 7,117
2008 Anadolu Kültür 25,57
2008 Anadolu Kültür 18,09
2008 Amargi Kadın Kooperatifi 26,05
2009 Uluslararası Hrant Dink Vakfı 33
2009 Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) 13,333
2009 Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) 51,406
2009 Sabancı Üniversitesi 15
2009 Kalkınma Merkezi Derneği 49,8
2010 Uluslararası Hrant Dink Vakfı 29,64
2010 Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) 26,319
2010 Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) 40,101
2010 Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği (DUY-DER) 25,4
2010 Sabancı Üniversitesi 15
2010 Kalkınma Merkezi Derneği 34,2
2010 İlhan Koman Kültür ve 20,1
2010 Sanat Vakfı
2010 Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 50
2010 Boğaziçi Üniversitesi Vakfı 40
2010 Anadolu Kültür 14,77
2010 Anadolu Kültür 49,08
2011 Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) 14,755
2011 Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği (DUY-DER) 30
2011 Anadolu Kültür 52,2
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
29 Haziran 2011 Çarşamba
27 Haziran 2011 Pazartesi
CPD
ŞİMDİ SORUYORUM SİZE :BU İNSANLAR NE İŞ YAPAR? BEN SÖYLEYEYİM.ABD ÇIKARLARI DOĞRUSUNDA ESKİDEN KOMÜNİST ÜLKELERİ PARÇALAMAYA ÇALIŞIRDI. ŞİMDİ İSE ULUS DEVLETLERİ;ÖZELLİKLE DE B.O.P ÇERÇEVESİ ADI ALTINDA İSLAM ÜLKELERİNİ PARÇALIYORLAR. BUNU DA ETNİK AYRIMCILIKLA YAPIYORLAR.
İŞTE ONUN İÇİN VARLAR.
HEPSİNİN ARKASINDA SİYONİST ÖRGÜTLER VAR.
İSTER BUNA SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEYİN,İSTER TİNG TANG DEYİN AMA ŞUNU UNUTMAYIN; BUNLAR HİÇTE BÖYLE SİVİL FALAN DEĞİLLER..HEPSİNİN ARKASINDA AMERİKA DEVLETİ,İSTİHBARAT KURUMLARI ,İSRAİL VE AVRUPA EMPERYALİZMİ VAR.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GELİN ŞİMDİ İSLAMI TERÖRİST GÖREN TURUMANCU DANGERLERİN KOMİTE ÜYELERİNE YAKINDAN BAKALIM.
BURADA ÖZELLİKLE İKİ İSİM VAR.AMİLTAY(LAR) IRAK’TA KÜRT POLİTİKASININ ETKİN İSMİ.YİNE ZEYNO BARAN.TANIMAYAN YOKTUR HERALDE.
Present Danger Komitesi Üyeleri
Hon. George Shultz , Devlet (eş-Başkanı) eski Bakanı
R. James Woolsey , (co-Yönetim Kurulu Başkanı) Merkezi İstihbarat eski Müdürü
Morrie Amitay , Başkan Yardımcısı, Ulusal Güvenlik İşleri için Yahudi Enstitüsü
Michael Auslin , Resident Scholar, American Enterprise Institute
Zeyno Baran , Kıdemli Araştırmacı, Hudson Enstitüsü
Mark Benson , Başkan, APCO Insight
Ilan Berman , Başkan Yardımcısı, Amerikan Dış Politika Konseyi
Hon. Bill Brock , ABD Senatosu eski üyesi
Henry Cooper , eski Baş Müzakereci ABD, Cenevre Savunma ve Uzay Görüşmelerde
Jack David , Kitle İmha ve Müzakereler Politikası Mücadele Silahlar Savunma eski Bakan Yardımcısı
Candace de Russy , yazar ve New York Devlet Üniversitesi eski mütevelli
Mark Dubowitz , Executive Müdür, Demokrasiler Savunma Vakfı
Rachel Ehrenfeld , Müdür, Demokrasi Amerikan Merkezi
Richard Fairbanks , Büyük de eski Büyükelçisi
Alvin S. Felzenberg , İletişim, 9-11 Komisyonu eski Başkanı
John Fonte, Müdür , Amerikan Ortak Kültür Merkezi, Kıdemli Araştırmacı , Hudson Enstitüsü
Hon. Frank Gaffney , Güvenlik Politikası Başkanlığı, Merkez
Jeffrey Gayner , Başkan, Egemenlik için Amerikalılar
Farid Ghadry , Suriye Reform Partisi Yönetim Kurulu Üyesi
Newt Gingrich, ABD Temsilciler House Eski Başkanı
Lawrence J. Haas ABD Dış Politikası, Kıdemli Araştırmacı, Amerikan Dış Politika Konseyi
Peter Hannaford , üye, yönetim kurulu SMG, yazar, kamu işleri yürütme
Hon. Jerome M. Hauer , Eski Bakan Yardımcısı Halk Sağlığı Acil Durum Hazırlık, HHS
Amoretta M. (Amie) Hoeber , Müsteşar eski Yardımcısı, ABD Ordusu
Michael Horowitz , Kıdemli Araştırmacı, Hudson Enstitüsü, Eski Hukuk Müşaviri, OMB
Peter Huessy , Başkan, jeostratejik Analizi
Kenneth M. Jensen , Dış İlişkiler Genel Direktörü, Amerikan Komiteleri
Avi Jorisch , Eski Politika Danışmanı, Terörizm ve Mali İstihbarat Hazine Bölümü Office, Kıdemli Araştırmacı, Demokrasiler Savunma Vakfı
John T. Joyce Serbest Sendikacılık için, Başkan Yardımcısı, Kurul
Hon. Max Kampelman , eski ABD Büyükelçisi ve başkanlık danışmanı
Phyllis Kaminsky , Eski Direktörü, Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi
Anne Korin , Co-yönetmen, Küresel Güvenlik (IAGS) Analizi Enstitüsü
Charles Kupperman , Başkan Yardımcısı, Stratejik Uyum ve Operasyonları, Füze Savunma Sistemleri
Gal Luft, Yönetici , Küresel Güvenlik Analiz Enstitüsü
Dana M. Marshall , Başkan Yardımcısı Uluslararası Ekonomi Politikası eski Kıdemli Danışmanı
Clifford Mayıs Demokrasiler Savunma Başkanı, Vakıf
Andrew McCarthy , Eş-Başkanı, Hukuk ve Terörle Mücadele Merkezi , Demokrasiler Savunma Vakfı
Hon. Robert McFarlane , eski Ulusal Güvenlik Danışmanı
Edwin Meese III , ABD eski Başsavcısı
Hedieh Mirahmadi , Başkan, WORDE
Joshua Muravchik , Üyesi, Dış Politika Enstitüsü, John Hopkins SAIS
Chet Nagle , Eski Savunma Resmi (ISA) Bölümü
Hon. Michael Novak , George Frederick Jewett Başkanı Emekli, American Enterprise Institute
Hon. Mark Palmer , Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri eski Bakan Yardımcısı
Daniel Pipes , Direktör, Orta Doğu Forumu, Yazar ve Yorumcu
Danielle Pletka , Başkan Yardımcısı, Dışişleri ve Savunma Politikası Çalışmaları, American Enterprise Institute
Norman Podhoretz , Yazar, Cumhurbaşkanlığı Madalyası Alıcı Özgürlük
Bruce M. Ramer , Üyesi, Dış İlişkiler Konseyi
Hon. Peter R. Rosenblatt , eski ABD Büyükelçisi
Nicholos Rostow , Eski Çalışanlarımız Müdürü, İstihbarat Komitesi Senato seçin
Hon.Edward L. Rowny , eski Büyükelçi / Korgeneral, ABD (E.)
Kenneth Schwartz , yönetim kurulu, Demokrasiler Savunma Vakfı
Jonathan Schanzer , Demokrasiler Savunma Araştırma, Vakfı Başkan Yardımcısı
Randy Scheunemann Hon. Richard Schifter , İnsan Hakları ve İnsani İşler Sorumlu Devlet eski Bakan Yardımcısı
Peter Schweizer , Hoover Enstitüsü
Nina Shea, Müdür , Din Özgürlüğü için Hudson Enstitüsü Merkezi
Hon. John H. Shenefield , Amerika Birleşik Devletleri eski Associate Başsavcı
Max Singer , kurucusu ve Hudson Enstitüsü'nün kıdemli
Hon. James Strock , Çevre Koruma eski Kaliforniya Sekreteri
Kenneth R. Timmerman , Başkan, İran'da Demokrasi Vakfı
Victoria Toensing , eski Yardımcısı Vekili Başsavcı, Ceza Dairesi, Adalet ABD Bölümü
Arnold S. Trebach , JD, Ph.D. Emekli profesör, Amerikan Üniversitesi
Robert F. Turner , eski Müşaviri, Cumhurbaşkanı İstihbarat Gözetim Kurulu, Beyaz Saray
Hon. Michael Wildes , Esq, Yönetici Ortak, Wildes ve Weinberg, PC;. Eski Federal Savcı
Francisco Wong-Diaz , Ph.D., Esquire, Hukuk Profesörü ve Politika
James Zumwalt , eski Kıdemli Danışmanı Yrd. İnsan Hakları ve İnsani İşler Sorumlu Devlet Bakanı
İSTER BUNA SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEYİN,İSTER TİNG TANG DEYİN AMA ŞUNU UNUTMAYIN; BUNLAR HİÇTE BÖYLE SİVİL FALAN DEĞİLLER..HEPSİNİN ARKASINDA AMERİKA DEVLETİ,İSTİHBARAT KURUMLARI ,İSRAİL VE AVRUPA EMPERYALİZMİ VAR.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
TANER, NE DEDİYSE ÇIKTI!
Tesadüf mü, tahmin mi
yoksa kehanet (!) mi!..
MİT’in eski müsteşarı Emre Taner’in
kurumun 80. kuruluş yıl dönümünde
yaptığı açıklamalar “Arap Baharı”nın
patlamasıyla büyük bir anlam kazandı
Müthiş bir vizyon!..
MİT eski Müsteşarı Emre Taner’in 4 yıl önce, 80. yıl dönümü dolayısıyla kurumun internet sitesinden yayımladığı mesaj, çok kısa zamana sığan gelişmelerle bire bir örtüştü.
Çehresi değişen MİT
Arap ülkelerindeki isyanların şifrelerinin yanı sıra Türkiye’nin takınacağı tutumun da ipuçlarını veren Taner, MİT’in AKP-PKK müzakerelerinde etkin rol almasını sağladı.
Taner ne demişti?
- Uluslararası sistem yeniden şekillenecek, tanımı değişecek.
- Birçok ulus devlet maratonu kaybedecek, egemenlik gidecek.
- Türkiye’nin ’bekle gör-tavır al’gibi bir tutum izleme lüksü yok.
- MİT organizasyon şeması ve yeni yapılanmayla revize edilecek.
Sonuçlar ne oldu?
- 22 ülkenin sınırını değiştirecek BOP ve GOP devreye girdi.
- Pek çok ülkede karışıklık çıktı, bazılarına ‘demokrasi’ geldi.
- Afganistan’dan Libya’ya aktif görev aldık, BOP Eş Başkanı olduk.
- Yapısı ve yönetimi değişen MİT, PKK müzakerelerinde rol aldı.
Amerika ile iyi ilişkilerin fotoğrafı!
AKP’nin dış politika dümenini teslim ettiği Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile rotası hayli değişen Türkiye, ABD-AB eksenindeki çizgisiyle birçok komşusunun nefretini kazandı, hatta elçiliklerine saldırıldı ama ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan büyük övgüler almayı başardı.
Taner, “Arap Baharı”nın
şifresini 4 yıl önce verdi
2007’de MİT’in 80. kuruluş yıldönümü nedeniyle mesaj yayımlayan Müsteşar, Arap dünyasında bugün yaşananları ve Türkiye’nin tavrını anlattı.
Tunus’la başlayıp, Mısır, Libya, Yemen ve Suriye ile devam eden ve “Arap Baharı” diye adlandırılan Arap ülkelerindeki ayaklanmaların ipuçları, eski MİT Müsteşarı Emre Taner tarafından 4 yıl önce verildi. Taner, 2007 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 80. kuruluş yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında ilerleyen Arap Baharı ile ilgili gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin takınacağı tavrın şifrelerini de verdi. Taner, Ocak 2007’deki mesajında, uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bir sürecin yaşandığını belirterek günümüzde net bir şekilde ortaya çıkan gelişmeleri haber verdi. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin, 100 yıl boyunca önemli değişmelere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir evreyi işaret ettiğini belirten Taner, Türkiye’nin gelişmeler karşısında bekle-gör-tavır al gibi bir tavır takınma lüksü olmadığını da ifade etti. Taner, mesajında, şu ifadeleri kullandı:
Global düzeyde değişim
“Dünyadaki tüm değerler, ilişkiler, sistemler ve düzenler, ister sosyal-ekonomik-siyasi, ister ahlaki-dini olsun yeniden şekillendiği ve hatta yeniden tanımlandığı bir süreç yaşanıyor. Yaşadığımız bu süreç aynı zamanda parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlıryla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir. Geçmişte de uluslararası sistemin bir veya birden çok noktasında mutlaka bir değişim yaşanmıştır. Bunun etkileri geçmişte daha çok bölgesel nitelikte olsa da günümüz şartlarında özellikle her alanda yaşanan küreselleşmenin sonucu olarak global düzeye taşınmıştır.” “Bulunduğumuz dönem gelecekte birçok ulus devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. Bu devletler sadece gelişmemekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olmamakla kalmayacak, aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir. Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretmek ve uygulamak için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz etmek ve uygun vasıtalarla karşı koyma zorunluluğu ve ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyılın güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar artırmıştır. Önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin kuralları belirlenmiş, stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır.”
BOP devreye girdi
Taner’in bu açıklamalarının ardından, ABD’nin Orta Doğu’da tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı planladığı Büyük Orta Doğu Projesi ve Kuzey Afrika ülkelerinin de dahil edildiği Genişletilmiş Orta Doğu Projesi, adım adım uygulanmaya başladı. 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi amaçlayan proje, Tunus, Mısır, Yemen, Libya ve Suriye’de sahnelendi.
Türkiye’nin pozisyonunu anlattı
MİT’in 80 yılı nedeniyle yayımladığı mesajda Türkiye’nin, potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, çeşitli istikrarsızlık potansiyeli taşıyan Kafkaslar ile 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Orta Doğu’nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip olduğunu ifade eden Müsteşar Emre Taner, Türkiye’nin gelişmelerle ilgili pozisyonu konusunda da ipuçları vermişti. Taner’in 4 yıl önce ifade ettiği, “Bu süreç içinde Türkiye gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da bekle-gör-tavır al- taktiğiyle sınırlama lüksüne sahip değildir. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye’ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye, tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır” şeklindeki öngörüsü, günümüzdeki olaylarda ortaya çıktı.
Eş başkanlık yaptı
Sık sık “BOP’un eş başkanıyım” diyen Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Mısır, Libya ve Suriye’deki ayaklanmalarda ABD’yle birlikte hareket etti.
Obama talimat verdi
Erdoğan yerine getirdi
BOP’un eş başkanlığına soyunan Başbakan Erdoğan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmelerde ABD’yle birlikte hareket etti. Aralık 2009’da Beyaz Saray’da gerçekleşen buluşmada, ABD Başkanı Obama, Erdoğan’a taleplerini şöyle sıraladı: Afganistan’daki katkınızı artırın. İran’ı ikna edin. Ermenistan’la imzalanan protokolleri Meclis’te onaylayın. “ ’Arap Baharı’nın devreye girmesinin ardından da ABD’den Libya ve Suriye konusunda Türkiye’den istekler çoğaldı. Libya’ya müdahaleye önceleri karşı çıkan Erdoğan, daha sonra bu ülkeye yapılan operasyonlarda büyük rol oynadı. Türkiye, NATO’nun Libya’ya müdahale eden güçlerine İzmir’den komuta edilmesini kabul etti. Eski dostu Beşşar Esad’a reform çağrıları yapan Erdoğan, Suriye’deki gelişmelerde ABD’nin yanında yer aldı. Kaddafi ve Esad gibi dostlarını kaybeden Erdoğan, Obama ve diğer ABD’li yetkililerden ise övgüler aldı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone, ” Türkiye ile yakın işbirliği içindeyiz. Suriye’de ne yapılması gerektiği konusunda hem fikiriz “ diyerek, Esad yönetiminin altını, AKP hükümetiyle birlikte kazdıklarının mesajını verdi. Geçen haftaki Obama-Erdoğan telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada da işbirliği bir kez daha teyit edildi.
ABD açılımı denetledi
Türkiye’de 9 yıldır iktidarda bulunan AKP, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin en büyük destekçisi. ABD’nin proje kapsamında Orta Doğu ülkelerindeki faaliyetlerinde büyük rol oynayan Türkiye, ülke içinde de Amerikalıların talepleriyle hazırlanan Kürt açılımı projesini uyguluyor. 2009‘da dönemin ABD Ankara Büyükelçisi James Jeffry, Türkiyle’deki açılımı denetleyici isim olarak da görev yapmıştı. Açılımda istenilen hıza ulaşılamadığı zamanlarda eleştirelirini yoğunlaştıran Jeffry, istenilen adımların atıldığında ise AKP hükümetine övgüler yağdırıp yeni adımlar için cesaretlendirmişti. Sözde Kürt sorununun çözümü için sık sık akıl veren Jeffrey AKP’nin ’açılım’ performansını övdükten sonra, terörün sona erdirilmesi için gerekli ekonomik adımlarıın da atılması gerektiğini söylemişti.
MİT’teki değişimi de açıkladı
Emre Taner, MİT’in 80. yıldönümü mesajında kurumda yapılacak değişimin ipuçlarını da verdi. MİT’in yeni vizyonunu 4 yıl önce “2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Birlik ve beraberlik içinde ülkemizin içinden geçirmekte olan muğlak ve tehlikeli dönemden başarıyla daha da güçlenmiş olarak çıkarmak ve çocuklarımıza gurur duyacakları bir gelecek bırakmaktır” şeklinde açıklayan Taner’in çalışmalarının ardından 2009 yılında MİT’in yapılanmasında çok önemli değişiklikler oldu. İstihbarat ve operasyonlar tek müsteşar yardımcılığı bünyesinde birleştirildi, iç ve dış istihbarat birimleri olarak yeniden örgütlendi, karşı-casusluk birimi önem açısından iç ve dış istihbaratla eşit düzeye yükseltildi. Dinleme ve izleme görevlerini üstlenen elektronik ve teknik istihbarat biriminin düzeyi de müsteşar yardımcılığına yükseltildi. MİT’in kamuoyuna dönük yüzü olarak bilinen Psikolojik İstihbarat Başkanlığı ise
kaldırılıyor.
Vazgeçilmez üç ayak
Eski MİT Müsteşarı Emre Taner, 4 yıl önceki mesajında, bölgedeki gelişmeler karşısında Türkiye’nin sahip olması gereken donanımlar için şu ifadeleri kullanmıştı: “Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılandırma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç ayağın ifade edilen özellikleri ise güçlü, dinamik, etkin, esnek; hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zörlu dönemde özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslararası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır.”
Apo ile görüşmeleri üstlendi
TESEV’in Kürt raporunda yer alan Öcalan ile devlet görüşmelerinin tarihçesinde, 2005 yılına kadar askerler tarafından yapılan görüşmelerin 2005 yılından itibaren dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Emre Taner tarafından üstlendiği ifade edildi. Taner, İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüştü. Taner, İmralı görüşmelerini emekliliği nedeniyle görevi bıraktığı 2010 yılına kadar sürdürdü ve ardından bu görüşmeleri Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nden bürokratlara bıraktı.
Kalın’dan itiraf
Arap ülkelerindeki ayaklanmalar konusunda Türkiye’nin oynadığı rol, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı İbrahim Kalın’ın önceki gün Washington’da yaptığı açıklamayla kanıtlandı. Kalın, Arap dünyasındaki haydut rejimleri angaje etme politikasının Türkiye’ye, Arap Baharı’nın sonucunu şekillendirmede eşsiz etkileme gücü sağladığını belirtti. Washington Times, Kalın’ın konuşmasını “Türk Politika Danışmanı: Türkiye Arap Baharı’nı Şekillendiriliyor” başlıklı haberinde yansıttı.
Osmanlı önerisi
ABD’nin BOP projesine AKP dışında eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da destek verdi. 2008 Haziranında Orta Doğu’yla ilgili açıklamalarda bulunan Büyükanıt, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde Orta Doğu’da çeşitli etnik ve dinsel grupların yüzyıllara varan süreçte bir arada yaşamıştır. Bölgedeki çatışmalar neden ve ne zaman başladı, bu sorunların kaynağı ne? Kişisel görüşüm, bu sorunların birinci dünya harbi sonrasında başladığıdır” diyerek çözümün Osmanlı modelinde olduğunu ifade etmişti.
Tesadüf mü, tahmin mi
yoksa kehanet (!) mi!..
MİT’in eski müsteşarı Emre Taner’in
kurumun 80. kuruluş yıl dönümünde
yaptığı açıklamalar “Arap Baharı”nın
patlamasıyla büyük bir anlam kazandı
Müthiş bir vizyon!..
MİT eski Müsteşarı Emre Taner’in 4 yıl önce, 80. yıl dönümü dolayısıyla kurumun internet sitesinden yayımladığı mesaj, çok kısa zamana sığan gelişmelerle bire bir örtüştü.
Çehresi değişen MİT
Arap ülkelerindeki isyanların şifrelerinin yanı sıra Türkiye’nin takınacağı tutumun da ipuçlarını veren Taner, MİT’in AKP-PKK müzakerelerinde etkin rol almasını sağladı.
Taner ne demişti?
- Uluslararası sistem yeniden şekillenecek, tanımı değişecek.
- Birçok ulus devlet maratonu kaybedecek, egemenlik gidecek.
- Türkiye’nin ’bekle gör-tavır al’gibi bir tutum izleme lüksü yok.
- MİT organizasyon şeması ve yeni yapılanmayla revize edilecek.
Sonuçlar ne oldu?
- 22 ülkenin sınırını değiştirecek BOP ve GOP devreye girdi.
- Pek çok ülkede karışıklık çıktı, bazılarına ‘demokrasi’ geldi.
- Afganistan’dan Libya’ya aktif görev aldık, BOP Eş Başkanı olduk.
- Yapısı ve yönetimi değişen MİT, PKK müzakerelerinde rol aldı.
Amerika ile iyi ilişkilerin fotoğrafı!
AKP’nin dış politika dümenini teslim ettiği Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile rotası hayli değişen Türkiye, ABD-AB eksenindeki çizgisiyle birçok komşusunun nefretini kazandı, hatta elçiliklerine saldırıldı ama ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan büyük övgüler almayı başardı.
Taner, “Arap Baharı”nın
şifresini 4 yıl önce verdi
2007’de MİT’in 80. kuruluş yıldönümü nedeniyle mesaj yayımlayan Müsteşar, Arap dünyasında bugün yaşananları ve Türkiye’nin tavrını anlattı.
Tunus’la başlayıp, Mısır, Libya, Yemen ve Suriye ile devam eden ve “Arap Baharı” diye adlandırılan Arap ülkelerindeki ayaklanmaların ipuçları, eski MİT Müsteşarı Emre Taner tarafından 4 yıl önce verildi. Taner, 2007 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 80. kuruluş yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında ilerleyen Arap Baharı ile ilgili gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin takınacağı tavrın şifrelerini de verdi. Taner, Ocak 2007’deki mesajında, uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bir sürecin yaşandığını belirterek günümüzde net bir şekilde ortaya çıkan gelişmeleri haber verdi. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin, 100 yıl boyunca önemli değişmelere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir evreyi işaret ettiğini belirten Taner, Türkiye’nin gelişmeler karşısında bekle-gör-tavır al gibi bir tavır takınma lüksü olmadığını da ifade etti. Taner, mesajında, şu ifadeleri kullandı:
Global düzeyde değişim
“Dünyadaki tüm değerler, ilişkiler, sistemler ve düzenler, ister sosyal-ekonomik-siyasi, ister ahlaki-dini olsun yeniden şekillendiği ve hatta yeniden tanımlandığı bir süreç yaşanıyor. Yaşadığımız bu süreç aynı zamanda parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlıryla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir. Geçmişte de uluslararası sistemin bir veya birden çok noktasında mutlaka bir değişim yaşanmıştır. Bunun etkileri geçmişte daha çok bölgesel nitelikte olsa da günümüz şartlarında özellikle her alanda yaşanan küreselleşmenin sonucu olarak global düzeye taşınmıştır.” “Bulunduğumuz dönem gelecekte birçok ulus devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. Bu devletler sadece gelişmemekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olmamakla kalmayacak, aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir. Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretmek ve uygulamak için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz etmek ve uygun vasıtalarla karşı koyma zorunluluğu ve ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyılın güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar artırmıştır. Önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin kuralları belirlenmiş, stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır.”
BOP devreye girdi
Taner’in bu açıklamalarının ardından, ABD’nin Orta Doğu’da tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı planladığı Büyük Orta Doğu Projesi ve Kuzey Afrika ülkelerinin de dahil edildiği Genişletilmiş Orta Doğu Projesi, adım adım uygulanmaya başladı. 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi amaçlayan proje, Tunus, Mısır, Yemen, Libya ve Suriye’de sahnelendi.
Türkiye’nin pozisyonunu anlattı
MİT’in 80 yılı nedeniyle yayımladığı mesajda Türkiye’nin, potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, çeşitli istikrarsızlık potansiyeli taşıyan Kafkaslar ile 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Orta Doğu’nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip olduğunu ifade eden Müsteşar Emre Taner, Türkiye’nin gelişmelerle ilgili pozisyonu konusunda da ipuçları vermişti. Taner’in 4 yıl önce ifade ettiği, “Bu süreç içinde Türkiye gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da bekle-gör-tavır al- taktiğiyle sınırlama lüksüne sahip değildir. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye’ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye, tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır” şeklindeki öngörüsü, günümüzdeki olaylarda ortaya çıktı.
Eş başkanlık yaptı
Sık sık “BOP’un eş başkanıyım” diyen Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Mısır, Libya ve Suriye’deki ayaklanmalarda ABD’yle birlikte hareket etti.
Obama talimat verdi
Erdoğan yerine getirdi
BOP’un eş başkanlığına soyunan Başbakan Erdoğan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmelerde ABD’yle birlikte hareket etti. Aralık 2009’da Beyaz Saray’da gerçekleşen buluşmada, ABD Başkanı Obama, Erdoğan’a taleplerini şöyle sıraladı: Afganistan’daki katkınızı artırın. İran’ı ikna edin. Ermenistan’la imzalanan protokolleri Meclis’te onaylayın. “ ’Arap Baharı’nın devreye girmesinin ardından da ABD’den Libya ve Suriye konusunda Türkiye’den istekler çoğaldı. Libya’ya müdahaleye önceleri karşı çıkan Erdoğan, daha sonra bu ülkeye yapılan operasyonlarda büyük rol oynadı. Türkiye, NATO’nun Libya’ya müdahale eden güçlerine İzmir’den komuta edilmesini kabul etti. Eski dostu Beşşar Esad’a reform çağrıları yapan Erdoğan, Suriye’deki gelişmelerde ABD’nin yanında yer aldı. Kaddafi ve Esad gibi dostlarını kaybeden Erdoğan, Obama ve diğer ABD’li yetkililerden ise övgüler aldı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone, ” Türkiye ile yakın işbirliği içindeyiz. Suriye’de ne yapılması gerektiği konusunda hem fikiriz “ diyerek, Esad yönetiminin altını, AKP hükümetiyle birlikte kazdıklarının mesajını verdi. Geçen haftaki Obama-Erdoğan telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada da işbirliği bir kez daha teyit edildi.
ABD açılımı denetledi
Türkiye’de 9 yıldır iktidarda bulunan AKP, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin en büyük destekçisi. ABD’nin proje kapsamında Orta Doğu ülkelerindeki faaliyetlerinde büyük rol oynayan Türkiye, ülke içinde de Amerikalıların talepleriyle hazırlanan Kürt açılımı projesini uyguluyor. 2009‘da dönemin ABD Ankara Büyükelçisi James Jeffry, Türkiyle’deki açılımı denetleyici isim olarak da görev yapmıştı. Açılımda istenilen hıza ulaşılamadığı zamanlarda eleştirelirini yoğunlaştıran Jeffry, istenilen adımların atıldığında ise AKP hükümetine övgüler yağdırıp yeni adımlar için cesaretlendirmişti. Sözde Kürt sorununun çözümü için sık sık akıl veren Jeffrey AKP’nin ’açılım’ performansını övdükten sonra, terörün sona erdirilmesi için gerekli ekonomik adımlarıın da atılması gerektiğini söylemişti.
MİT’teki değişimi de açıkladı
Emre Taner, MİT’in 80. yıldönümü mesajında kurumda yapılacak değişimin ipuçlarını da verdi. MİT’in yeni vizyonunu 4 yıl önce “2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Birlik ve beraberlik içinde ülkemizin içinden geçirmekte olan muğlak ve tehlikeli dönemden başarıyla daha da güçlenmiş olarak çıkarmak ve çocuklarımıza gurur duyacakları bir gelecek bırakmaktır” şeklinde açıklayan Taner’in çalışmalarının ardından 2009 yılında MİT’in yapılanmasında çok önemli değişiklikler oldu. İstihbarat ve operasyonlar tek müsteşar yardımcılığı bünyesinde birleştirildi, iç ve dış istihbarat birimleri olarak yeniden örgütlendi, karşı-casusluk birimi önem açısından iç ve dış istihbaratla eşit düzeye yükseltildi. Dinleme ve izleme görevlerini üstlenen elektronik ve teknik istihbarat biriminin düzeyi de müsteşar yardımcılığına yükseltildi. MİT’in kamuoyuna dönük yüzü olarak bilinen Psikolojik İstihbarat Başkanlığı ise
kaldırılıyor.
Vazgeçilmez üç ayak
Eski MİT Müsteşarı Emre Taner, 4 yıl önceki mesajında, bölgedeki gelişmeler karşısında Türkiye’nin sahip olması gereken donanımlar için şu ifadeleri kullanmıştı: “Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılandırma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç ayağın ifade edilen özellikleri ise güçlü, dinamik, etkin, esnek; hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zörlu dönemde özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslararası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır.”
Apo ile görüşmeleri üstlendi
TESEV’in Kürt raporunda yer alan Öcalan ile devlet görüşmelerinin tarihçesinde, 2005 yılına kadar askerler tarafından yapılan görüşmelerin 2005 yılından itibaren dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Emre Taner tarafından üstlendiği ifade edildi. Taner, İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüştü. Taner, İmralı görüşmelerini emekliliği nedeniyle görevi bıraktığı 2010 yılına kadar sürdürdü ve ardından bu görüşmeleri Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nden bürokratlara bıraktı.
Kalın’dan itiraf
Arap ülkelerindeki ayaklanmalar konusunda Türkiye’nin oynadığı rol, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı İbrahim Kalın’ın önceki gün Washington’da yaptığı açıklamayla kanıtlandı. Kalın, Arap dünyasındaki haydut rejimleri angaje etme politikasının Türkiye’ye, Arap Baharı’nın sonucunu şekillendirmede eşsiz etkileme gücü sağladığını belirtti. Washington Times, Kalın’ın konuşmasını “Türk Politika Danışmanı: Türkiye Arap Baharı’nı Şekillendiriliyor” başlıklı haberinde yansıttı.
Osmanlı önerisi
ABD’nin BOP projesine AKP dışında eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da destek verdi. 2008 Haziranında Orta Doğu’yla ilgili açıklamalarda bulunan Büyükanıt, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde Orta Doğu’da çeşitli etnik ve dinsel grupların yüzyıllara varan süreçte bir arada yaşamıştır. Bölgedeki çatışmalar neden ve ne zaman başladı, bu sorunların kaynağı ne? Kişisel görüşüm, bu sorunların birinci dünya harbi sonrasında başladığıdır” diyerek çözümün Osmanlı modelinde olduğunu ifade etmişti.
Yeniçağ-27 haziran 2011
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
23 Haziran 2011 Perşembe
BATMIŞ YUNANİSTAN BİLE TUTUKLAMALARDAN DOLAYI BİZE GÜLÜYOR.
"TÜRKİYE GERİ DÖNÜLMEZ BİR NOKTAYA GELDİ."
"AKP KEMALİST LAİK ORDUDAN İNTİKAM ALIYOR"
"TÜRKİYE İÇİN BİR SENARYO.OKUYUN VE ÇEKMECENİZDE SAKLAYIN" BAŞLIKLARI ATIYOR.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
"TÜRKİYE GERİ DÖNÜLMEZ BİR NOKTAYA GELDİ."
"AKP KEMALİST LAİK ORDUDAN İNTİKAM ALIYOR"
"TÜRKİYE İÇİN BİR SENARYO.OKUYUN VE ÇEKMECENİZDE SAKLAYIN" BAŞLIKLARI ATIYOR.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
SEÇİM SONRASI MHP’YE BAKIŞ
Seçimlerden sonra insanları öfke ve birilerini suçlama telaşı sardı. Oysa ben bu sonuçları poliyanacılığa kaçmadan olabilecek en iyi sonuçlar olarak görüyorum. Bunu MHP ve CHP için ayrı bölümler olarak yorumlayacağım.
Bu bölümde MHP için seçim sonuçlarının getirdikleri nelerdir? Bunu ele alacağım.
Genelde iki hata yapılıyor.
1.AKP’ye muhalif CHP ve MHP’nin aldığı sonuçlar başarı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
2.Partilerin içerisinde çıkması muhtemel muhalif hareketler engellenmeye çalışılıyor.
Hata alınan sonuçlar her iki parti içinde HEZİMETTİR. Hezimettir kelimesine seks kasetleriyle altüst edilmiş ve baraj altına düşmekten sağ/sol bilinçli seçmenin desteğiyle kurtulmuş MHP’den bir tepki gelmiyor. Fakat hala kasetlerin kimler tarafından ortaya çıkarıldığı tartışılıyor. Bunu tartışmak yerine iki kaset izleyip partisini terk eden seçmenini yargılamalı ve tarikatlarla olan yakın temasını biran önce keserek Atatürk milliyetçiliğine dönmelidir. Seçimlere günler kala “…………. tarikatı MHP’yi destekleyecek” şeklinde çıkan haberler, MHP ye yakın gazetelerde ve tv de gururla sunulacağına “biz tarikatlara şeyhlere şahlara karşıyız. Onlardan oy falan istemiyoruz” diyebilme cesaretini göstere bilse onlardan alacaklarını sandıkları oylardan fazlasını alırlardı. Oldu ki ben AKP varken hiçbir tarikatın MHP ye oy verdiğine inanmıyorum. Tamamen geleceğe yatırım. Yarın meydana gelecek gelişmelerde MHP içerisinden AKP’ye tepkileri kırabilmek için sızma hareketinden başka bir şey değil. Oy veren falanda yok, zaten neticede ortada. Kemikleşmiş oyu var dediğimiz MHP daha önce baraj altında kaldığı gibi tarikatlarla koltuk temasını kesmezse her zaman iki kasette altüst edilecek kaygan bir zeminde hareket eden parti durumundan kurtulamayacaktır.Bbaraj endişesi ve tarikatları ürkütme korkusundan siyaset üretemeyecektir vede üretememektedir.
Her şeyden önemlisi de MHP artık kaseti falan bırakıp genel başkan üzerinde tartışmaya başlaması gerekmektedir.Bahçeli’nin başarısız olduğundan değil,tarikatlara net tavır koyacak yeni bir lider bulmalıdır.Değişim bu tavrı da getirir ve MHP’yi görünüşte değil özde Atatürkçü bir çizgiye sokar.MHP’de bu değerlerde çok sayıda siyasetçiler mevcuttur.
Kamuoyunda yer etmiş kişilerin önü “yarın koltuğumu sallar” diye kesilmemelidir. Aksi taktirde tarikatların boyunduruğundan MHP kurtulamaz, o zamanda Atatürk milliyetçisi değil ama tam bir Arap milliyetçisi olur. Arap milliyetçilerini içerisinde barındırdığı sürece de hiçbir şekilde AKP ile mücadele edemez.
Özetle;12 Haziran 2011 seçimlerinden %10 barajının altına düşmeden ama tam bir hezimete uğrayarak çıkmış MHP bunu bir fırsat olarak bilmeli ve genel başkanından başlayarak Atatürk milliyetçiliğinde yapılanmasını hızla başlatmalı, tüm tarikatlarla bağını koparmalıdır. İşte o zaman %20 ler mertebesinde kemikleşmiş oya sahip olacaktır. Atatürkçü çizgide yapılandığı taktirde (hele ki ülkeniz ayrıştığı bu dönemde) tam bir merkez parti olacak ve yeni projelerle çok daha yüksek oy oranlarına ulaşa bilecektir. Bu seçim sonuçları baraj altına düşmeden olması ; görebilme adına MHP için tam bir yapılanma fırsatı doğurmuştur. %18 oy almış MHP’de bunu görmek mümkün olmazdı. Tabi ki değerlendirilirse.
Saygılar.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME:
MHP'İ BAŞARISIZ KILAN ZİHNİYET BU İŞTE.
Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halifelik makamını tekrar oluşturması gerektiğini söyledi.
“Birinci Cihan Harbinde Halife Abdülmecid, Arap
ülkelerini Çanakkale’ye davet ediyor. Kafirler bize saldırdı Cihat ilan
ediyorum gelin diyor. Arap ülkelerinin şeyhleri şunu söylüyor ‘Bu bir cihat
değil.’ Neden. Çünkü sende yetkili bir adam değilsin diyorlar Halife
Abdülmecit’e Neden. Seni biz seçmedik ki. Yavuz Sultan Selim Halifeliği kılıç
zoruyla getirdiği için İslam’a karşı bir hata yapmıştır. Halifelik kılıç
zoruyla elde edilebilecek bir güç değil ki. Neden efendimizin sünnetinde bu
yok. Benden sonra şu gelecek demiyor. Ne oldu halifelik saltanat haline geldi.
Dünyada lideri olmayan tek din İslam dini. Bakın bu çok öneli bir şey. Bir
milyarın üzerinde Müslümansız. Liderimiz yok. Katoliklerin var. Protestanları
var. Musevilerin var. Otodoksların var. Müslümanların yok. Bunun için bütün
savaşlar Müslümanların ülkelerinde oluyor dikkat ederseniz. Afganistan,
Pakistan, Hindistan, Kuzey Afrika. Bunları bu son toplantıda söylemek
zorundayım. Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisinde saltanatı
kaldırmıştır. Halifeliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine
bırakmıştır. Bu gün Ankara’da bulunan 550 parlementerimizin 550’si de halife
makamındadır. Ama onlar taşıdıkları değerin haberinde bile değiller. Bu ülkede
bu konuşulmalı artık. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti Halifelik makamını tekrar oluşturmalı. Halifeyi seçmeliyiz. Bu bizim
seçme hakkımız. Bu doğuştan kazanılan haklardan. Bizler netice itibariyle
Edremit’te demokrasiyi kuramaz isek böyle büyük ideallerin insanı olamayız.
Dünyada bizim dini kimliğimizi temsil eden bir lider yok değerli Edremitliler.
Müslümanların lideri yok. Ortodoksların, Katoliklerin var, Musevilerin var. Her
dinin ve mensuplarının liderleri var. Ama biz Müslümanların yok. Biz başsız ve
kimsesiziz. Neden bu tartışılmıyor bu ülkede. Bazı güçler bunu istemiyor. Ne
olur bu olursa İslam aleminde birlik ve beraberlik sağlanır. Hilaf konusu olan
mevzularda ne olacak görüş alınacak. İcmail Ümmet sağlanacak. Ne olacak
halifelik makamında olan Müslümanların dini lideri Müslüman topluluklar,
Müslüman devletler arasındaki itilafları açıklayacağı görüş ve fetva ile
ortadan kaldıracak. Savaşlar Müslümanların topraklarında olmayacak. Müslümanlar
ölmeyecek. Türkiye’nin yaşadığı terör belasıyla ilgili, İslam devletlerinin
seçtiği halife dese ki ‘Kardeşin kardeşi öldürmesi katilliktir. Öldüremezsiniz.
Cennette yer bulamazsınız. Kıyamete kadar cehennemde kalacaksınız.’ Etkileyici
olur mu olmaz mı arkadaşlar. Olur. Bal gibi de olur. Ölenler, Askerlerimiz
şehit Müslüman. Peki Terörist ne? Teröristler Musevi mi? Hıristiyan mı? Mecusi
mi? Bunları sorgulamak lazım artık” diyor.Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halifelik makamını tekrar oluşturması gerektiğini söyledi.
22 Haziran 2011 Çarşamba
SEÇİM BİTTİ MAVİ MARMARA ARIZALANDI
Haaretz’in iddiası: Türkiye ve İsrail gizli görüşüyor
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Türkiye ile İsrail’in dışişleri yetkililerinin iki ülke arasındaki gerginliği sona erdirmek için gizlice görüştüklerini iddia etti.
Gazete görüşmelerin Netanyahu’yu temsil eden bir İsrailli yetkili ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu arasında gerçekleştiğini, ABD’nin de görüşmelere destek verdiğini iddia etti.
İSRAİL DONANMA KOMUTANI ELİEZER MAROM “NEFRET FİLOSU DURDURULMALI”
İsrail Savunma Kuvvetleri yetkilisi Eliezer Marom, Gazze filosunun tek amacının İsrail’e karşı gelmek, medya provokasyonu yaratmak ve İsrail’in varlığının meşru olmadığı hissini yaratmak olduğunu söyledi.
İsrail Donanma Kuvvetleri Amirali Eliezer Marom, bu ayın sonunda Gazze’ye gelmeyi hedefleyenleri sert bir dille uyardı. Marom, Donanma Dalgıçları toplantısı kapanış konuşmasında, donanmanın İsrail’e yönelik saldırılara karşı duracağının altını önemle çizdi. ‘Provokasyon gemisi’ olarak adlandırdığı geminin durması için de elinden geleni yapacağını söyleyen Marom, bu geminin amacının yardım dışında Hamas’a İsrail’e karşı terör eylemleri yapabilmek için, sınırsız silah yardımı taşımak olduğunu belirtti.
Gazze’de insani bir kriz bulunmadığını dünyanın önde gelen yardım kuruluşları da belirtiyor. Yapılan yardımlar belirlenen kontrol noktalarından geçerek Gazze’ye ulaşabiliyor.
İsrail’den diplomatik girişim
Cuma günü, İHH Gazze konvoyuna katılmayacağını belirtmişti. Organizasyonun başındaki kişiler ise Mavi Marmara olmadan da yola çıkacaklarını duyurmuşlardı.
İsrail gemi konvoyunu durdurmak için bir dizi diplomatik girişimde bulunmaya devam ediyor. Diplomatik temaslar gemilerin durması veya devletlerin gemi organizasyonlarının arkasında durmaması şeklinde sonuç veriyor.
İsveç Başbakanı Fredrick Reinfeldt parlamentoda yaptığı açıklamada böyle bir organizasyona katılmayı seçen vatandaşlara yaşam garantisi veremeyeceklerini konuşmasında belirtti. Konvoya katılması beklenen Fransız gemisi ise iptal edildi. Fransa’dan Gazze’ye yola çıkmak üzere planlanan gemi Yahudi Cemaati’nin girişimleri ile durduruldu. Fransız katılımcıların Yunanistan’dan kalkan gemilere binmesi bekleniyor. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Yunanistan’dan Gazze gemisini durdurmasını istedi.
Türkiye’den gönderilen tıbbi malzeme yardımı gazze’ye ulaştı
Bölgedeki koordinasyondan sorumlu birimin başında bulunan General Eitan Dangot, perşembe günü Türkiye’den gelen ve Kızılay tarafından bağışlanan tıbbi malzemenin girişini onayladı. Malzeme, Ürdün üzerinden Erez Kontrol Noktası’na getirilmiş ve akabinde Hamas kontrolündeki bölgeye girişi yapılmıştı. İsrail Savunma Bakanlığı tarafından verilen bilgide sağlık, eğitim, tarım ve altyapıya ilişkin yardımların prosedürler çerçevesinde ve koordinasyon içinde her gün bölgeye iletildiği açıklandı.
22 Haziran 2011
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
DİNLER ARASI DİYALOG-MEDENİYETLER İTTİFAKI
Söze gerek var mı? Sanatçı ruhundan geçen düşüncelerini zaten en iyi şekilde yansıtmış.Patron kim belirtmiş.Adam belirtmiş de İspanya ile Medeniyetler ittifakı,dinler arası diyalog projesini yürütenler içlerindeki neyi yansıtıyor acaba?
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
Söze gerek var mı? Sanatçı ruhundan geçen düşüncelerini zaten en iyi şekilde yansıtmış.Patron kim belirtmiş.Adam belirtmiş de İspanya ile Medeniyetler ittifakı,dinler arası diyalog projesini yürütenler içlerindeki neyi yansıtıyor acaba?
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
21 Haziran 2011 Salı
(AOZ-EEZ) YUNANİSTAN'IN KURTULUŞU
Yunan sitelerinde 2. ve3. resimde özellikle işaretlenmiş noktada bakın hangi işgal edilmiş ada var.
Resme tıkla büyüt
Yunan sitelerinde 2. ve3. resimde özellikle işaretlenmiş noktada bakın hangi işgal edilmiş ada var.
Resme tıkla büyüt
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi
Madde 55: Münhasır ekonomik bölgenin özel hukuki rejimi
Münhasır Ekonomik Bölge karasularının ötesinde ve bu sulara bitişik bir bölge olup işbu Kısımda belirlenen özel hukuki rejime tabidir ve rejim gereği sahildar devletin hakları ve yetkileri ile diğer devletlerin hakları ve serbestlikleri işbu Sözleşmenin ilgili maddeleriyle düzenlenmiştir.
Madde 56: Münhasır ekonomik bölgede sahildar devletlerin hakları, yetkisi veya yükümlükleri
1- Münhasır ekonomik bölgede sahildar devletin aşağıdaki hak, yetki ve yükümlülükleri vardır:
a) Deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altında canlı ve cansız doğal kaynaklarını araştırılması, işletilmesi muhafazası ve yönetimi konuları ile; aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgarlardan enerji üretimi gibi, bölgenin ekonomik amaçlarla araştırılmasına ve işletilmesine yönelik diğer faaliyetlere ilişkin egemen haklar:
b) İşbu Sözleşmenin ilgili hükümlerine uygun olarak;
Suni adalar, tesisler ve yapılar kurma ve bunları kullanma;
Denize ilişkin bilimsel araştırma yapma; .
Deniz çevresinin korunması ve muhafazası; konularına ilişkin yetki;
c) İşbu sözleşmede öngörülen diğer hak ve yükümlülükler.
2- Münhasır ekonomik bölgede sahildar devlet, işbu Sözleşme uyarınca haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken, diğer devletlerin haklarını ve yükümlülüklerini gerektiği şekilde göz önünde bulunduracak ve işbu Sözleşme hükümleriyle bağdaşacak biçimde hareket edecektir.
3- İşbu maddede deniz yatağına ve bunların toprak altına ilişkin olarak belirtilen haklar, VI Kısma uygun olarak kullanılacaktır.
Madde 57: Münhasır ekonomik bölgenin genişliği
Münhasır ekonomik bölge, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz milinin ötesine uzanmayacaktır.
Madde 58 : Münhasır ekonomik bölgede diğer Devletlerin hakları ve yükümlülükleri
1- Münhasır ekonomik bölgede, sahili bulunsun veya bulunmasın, bütün devletler, işbu sözleşmenin ilgili hükümlerinde öngörülen şartlar içerisinde, 87. Maddede sözkonusu olan seyrüsefer serbestliği ile uçuş serbestliğinden ve denizaltı kabloları ve petrol boruları döşeme serbestliğinden; keza, bu serbestliklerin kullanımına ilişkin olarak, özellikle gemilerin, uçakların ve denizaltı kabloları ve petrol borularının işletilmesinde, denizin uluslararası diğer yasal amaçlarla kullanılması serbestliğinden işbu Sözleşmenin diğer hükümleri ile bağdaşır bir şekilde yararlanırlar.
2- 88, ila 115. Maddeler ve ilgili diğer uluslararası hukuk kuralları işbu Kısma aykırı olmadığı ölçüde münhasır ekonomik bölgeye de uygulanır.
3- Münhasır ekonomik bölgede devletler, işbu Sözleşme uyarınca haklarını kullanırken, ve yükümlülüklerini yerine getirirken, sahildar devletin haklarını ve yükümlülüklerini gerektiği şekilde gözönünde bulunduracaklar; ve sahildar devletin işbu Kısım ve diğer uluslararası hukuk kuralları uyarınca kabul ettiği kanun ve kurallar, işbu sözleşme ile bağdaşır olduğu ölçüde, riayet edeceklerdir.
Madde 59 : Münhasır ekonomik bölge içerisinde Sözleşmenin ne hak ve ne de yetki tanıdığı durumda uyuşmazlıkların çözümünün esası
İşbu sözleşmenin münhasır ekonomik bölge içerisinde ne sahildar devlete ve ne de diğer devletlere haklar ve yetki tanımadığı ve sahildar devletin menfaatleri ile diğer devlet veya devletlerin menfaatleri arasında uyuşmazlık çıkan durumlarda bu uyuşmazlık, hakkaniyete dayanarak ve diğer bütün ilgili şartlar ışığında sözkonusu menfaatlerin taraflar için ve uluslararası toplumun bütünü için olan önemi gözönünde bulundurularak çözümlenmelidir .
Madde 60 : Münhasır ekonomik bölge içerisinde sun'i adalar tesisler ve yapılar
1- Münhasır ekonomik bölgede, sahildar devleti:
a) Sun'i adalar;
b) 56. Maddede öngörülen amaçlar veya diğer ekonomik amaçlarla tesis ve yapılar;
c) Bölgede sahildar devletin haklarını kullanmasını engelleyebilecek tesis ve yapılar inşa etmek ve bunların inşaasına, işletilmesine ve kullanılmasına izin vermek ve inşaasını, işletilmesini ve kullanılmasını düzenlemek konularında münhasır hakka sahip olacaktır.
2- Sahildar devlet, bu sun'i adalar, tesisler ve yapılar üzerinde gümrük, maliye, sağlık, güvenlik ve muhaceret konularındaki kanun ve kurallardan doğanlar dahil olmak üzere, münhasır yetkiye sahip olacaktır.
3- Bu sun'i adaların tesislerin ve yapılan inşaatı gereken şekilde duyurulmalı ve mevcudiyetlerini sürekli olarak belirtecek işaretler idame ettirilmelidir. Terkedilen veya kullanılmayan tesisler ve yapılar, seyir güvenliğini sağlamak amacıyla, bu konuda yetkili uluslararası kuruluş tarafından konulmuş ve genel kabul görmüş uluslararası kurallar gözönüne alınarak, kaldırılacaktır. Bunların kaldırılmasında balıkçılık deniz çevresinin korunması ve diğer devletlerin hakları ve yükümlülükleri de gereken şekilde göz önüne alınacaktır. Tamamiyle kaldrılamayan bir tesis veya yapıdan geride kalan parçaların yeri, boyutları ve derinliği uygun şekilde ilan edilecektir.
4- Sahildar devlet gerektiği takdirde, bu suni adalar, tesisler veya yapıların etrafında, hem seyir güvenliğini ve hem de suni adaların, tesislerin ve yapıların güvenliğini sağlamak üzere içerisinde uygun tedbirler alabileceği, makul boyutlarda güvenlik bölgeleri kurabilir.
5- Sahildar devlet uygulanabilir uluslararası kuralları gözönünde bulundurarak, güvenlik bölgelerinin genişliğini tespit edecektir. Bu güvenlik bölgeleri, sun'i adaların, tesislerin veya yapıların niteliği ve işlevleri ile makul bir bağlantı içerisinde tespit edilecek ve bunların genişliği, genel kabul görmüş uluslararası kuralların izin verdiği veya yetkili uluslararası kuruluşun tavsiye ettiği sapmalar dışında, suni ada, tesis veya yapının dış kenarlarından itibaren ölçülmek üzere 500 metreden fazla olamayacaktır. Güvenlik bölgelerinin genişliği, gereken şekilde duyurulacaktır.
6- Bütün gemiler, bu güvenlik bölgelerine saygı gösterecekler; ve sun'i adaların, tesislerin, yapıların ve güvenlik bölgelerinin yakınlarında seyrüsefer konusunda genel kabul görmüş uluslararası kurallara uyacaklardır.
7- Sun'i adalar, tesisler veya yapılar ve bunlar etrafındaki güvenlik bölgeleri, uluslararası seyrüseferde kullanılan belli başlı deniz yollarına engel olabilecek yerlerde kurulamaz.
8- Sun'i adalar, tesisler ve yapılar ada statüsüne sahip değildir. Kendilerine özgü karasuları yoktur ve varlıkları, karasularının, münhasır ekonomik bölgenin veya kıta sahanlığının sınırlandırılmasını etkilemez.
Madde 61 : Canlı kaynakların muhafazası
1- Sahildar devlet, kendi münhasır ekonomik bölgesinde avlanacak canlı kaynakların kabul edilebilir av hacmini tespit edecektir.
2- Sahildar devlet, kendi ekonomik bölgesindeki canlı kaynakların idamesinin, aşırı işletme sonucu tehlikeye düşmesini önlemek amacıyla; sahip olduğu en güvenilir bilimsel verileri gözönünde bulundurarak uygun muhafaza ve yönetim tedbirlerini alacaktır. Sahildar devlet ve yetkili alt-bölgesel veya evrensel uluslararası kuruluşlar bu amaçla, uygun şekilde, işbirliğinde bulunacaklardır.
3- Bu tedbirler aynı zamanda, sahillerde balıkçılıkla yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçları ve kalkınmakta olan devletlerin özel ihtiyaçları da dahil olmak üzere, ilgili ekolojik ve ekonomik faktörler muvacehesinde ve balıkçılık konusundaki usuller, sürülerin birbirlerine olan bağımlılığı ve alt-bölgesel, bölgesel, bölgesel veya evrensel düzeyde genellikle tavsiye edilen uluslararası asgari bütün ilkeler gözönüne alınarak işletilen sürülerin stoklarının azami sabit randıman verecek seviyede tutulmasını veya yeniden bu seviyeye getirilmesini amaçlayacaklardır.
4- Bu tedbirleri alırken sahildar devlet, bu ortak veya bağlı türlerin stoklarını, üretimlerinin tehlikeye düşmeyeceği bir seviyede tutmak veya yeniden bu seviyeye getirmek amacıyla, bu tedbirlerin avlanan türlerle veya onlara bağlı türler üzerindeki etkilerin gözönünde bulunduracaktlr.
5- Elde bulunan bilimsel bilgiler, avlara ve balıkçılığa ilişkin istatistikler ve balık stoklarının muhafazası ile ilgili diğer veriler, gerektiği takdirde, ilgili bütün devletlerin ve özellikle uyruklarına münhasır ekonomik bölgede balık avlama izni verilmiş olanların iştiraki ve yetkili alt-bölgesel veya evrensel kuruluşlar aracılığı ile, muntazaman yayınlanacak ve değiş tokuş edilecektir.
Madde 62 : Canlı kaynakların işletilmesi
1- Sahildar devlet, 6l. maddeyi ihlal etmeksizin, münhasır ekonomik bölgenin canlı kaynaklarının azami derecede işletilmesini sağlamayı gaye edinecektir.
2- Sahildar devlet, münhasır ekonomik bölgede kendisinin canlı kaynakları avlama gücünü tespit edecektir. Bu av gücü, kabul edilebilir toplam hacminden az ise, sahildar devlet anlaşmalar veya diğer düzenlemeler yoluyla ve 4. paragrafta öngörülen usullere, şartlara, kanun ve kurallara uygun olarak, kabul edilebilir av hacminin bakiyesini işletmeleri için diğer devletlere verecektir; bu şekilde davranırken sahildar devlet, özellikle 69. ve 70. madde hükümlerini, özellikle bu maddelerde öngörülen kalkınmakta olan devletler yönünden, gözönünde bulunduracaktır.
3- İşbu madde uyarınca, kendi münhasır ekonomik bölgesini diğer devletlerin girişine açarken, sahildar devlet ilgili bütün faktörleri ve bu meyanda, diğerleri yanında, şunları dikkate alacaktır: bölgenin canlı kaynaklarının kendi ekonomisi ve diğer ulusal çıkarları açısından önemi; 69. ve 70. Madde hükümleri; bakiyenin bir kısmının avlanması yönünden bölgede veya alt-bölgede yer alan kalkınmakta olan devletlerin ihtiyaçları; ve uyrukları bölgede genellikle balık avlayan veya balık sürülerinin araştırılmasına ve miktarlarının tespitine büyük ölçüde katkıda bulunan devletlerdeki ekonomik düzensizlikleri asgariye indirme zorunluluğu.
4- Diğer devletlerin münhasır ekonomik bölgede avlanan uyrukları sahildar devletin kanun ve kuralları ile tespit edilen muhafaza tedbirlerine ve diğer usül ve şartlara riayet edeceklerdir. Bu kanun ve kurallar işbu Sözleşmeye uygun olacaktır; bunlar, inter alia, aşağıdaki konulara ilişkin olabilir.
a) Rüsumların ödenmesi veya kalkınmakta olan sahildar devletler söz konusu olduğunda balıkçılık endüstrisinin mali yönden, araç-gereç yönünden ve teknik yönden geliştirilmesi için uygun katkıdan oluşacak diğer her türlü ödemeler de dahil olmak üzere, balıkçılara veya balıkçı teknelerine ve araç-gereçlerine lisans verilmesi;
b) İster belirli sürü veya sürü grupları için veya gemi ile belirli bir zaman boyunca avlanma için olsun; ister bir devletin uyruklarına belirli bir süre boyunca avlanma için olsun, izin verilen türlerin belirtilmesi ve kotalarının tespiti;
c) Av kampanyasının ve bölgelerinin araç-gereç tipinin, büyüklüğünün ve sayısının ve de kullanılabilecek balıkçı gemilerinin tiplerinin büyüklüklerinin ve sayılarının düzenlenmesi;
d) Avlanabilecek balıkların ve diğer türlerin yaşının ve büyüklüklerinin tespiti;
e) Av ve balık çekme gücüne ilişkin istatistikler ve teknelerin yerlerinin bildirilmesi de dahil olmak üzere, balıkçı teknelerinden talep olunan bilgiler;
f) Avlanan ürünün örneklenmesi, örneklerin tasnifi, biriktirilmesi, gideceği yer ve bunlara ilişkin bilimsel verilerin iletilmesi de dahil olmak üzere, sahildar devletin izni ile ve onun kontrolü altında balıkçılık konusunda araştırma programları yapılması ve bunların yürütülmesinin düzenlenmesi yükümlülüğü;
g) Sahildar devlet tarafından, bu gemilere gözlemciler veya stajyerler konulması;
h) Avlanan ürünün bütününün veya bir kısmının bu gemilerden, sahildar devletin limanlarına boşaltılması;
i) çok uluslu ortak yatırımlara veya diğer işbirliği şekillerine ilişkin usul ve şartlar;
j) Sahildar devletin balıkçılık konusundaki araştırma yeteneklerinin güçlendirilmesi de dahil olmak üzere, balıkçılık alanında kişilerin yetiştirilmesi ve balıkçılık teknoloiisi için gerekli şartlar;
k) Uygulamaya ilişkin tedbirler.
5- Sahildar devlet, muhafaza ve işletme ile ilgili olarak kabul ettiği kanun ve kuralları gereken şekilde duyuracaktır.
Madde 63 : Birçok devletin münhasır ekonomik bölgeleri içerisinde veya münhasır ekonomik bölge ile buna bitişik bir alanda aynı zamanda mevcut bulunan balık stokları
1- Aynı türden veya ortak türden balık sürüleri iki veya daha çok devletin münhasır ekonomik bölgeleri içinde bulunursa, bu devletler, işbu Kısmın diğer hükümlerine halel gelmeksizin, doğrudan doğruya veya ilgili alt-bölgesel veya bölgesel kuruluşlar aracılığı ile, bu sürülerin muhafazasını ve geliştirilmesini düzenlemek ve sağlamak için gerekli tedbirler üzerinde anlaşmak için gayret göstereceklerdir.
2- Aynı türden veya ortak türden balık sürüleri, aynı zamanda hem münhasır ekonomik bölgede ve hem de bu bölgeye bitişik alanda bulunursa sahildar devlet ve bu sürüleri bitişik alanda işleten devletler, doğrudan doğruya veya ilgili alt-bölgesel kuruluşlar aracılığı ile bitişik alanda bu sürülerin muhafazası için gerekli tedbirler üzerinde anlaşmak hususunda gayret göstereceklerdir.
Madde 64 : Büyük sürü oluşturan göçmenler
1- Sahildar devlet ile, uyrukları o bölgede Ek I'de zikredilen büyük sürü oluşturan göçmen türlerini avlayan diğer devletler, doğrudan doğruya veya ilgili uluslararası kuruluşlar aracılığı ile, münhasır ekonomik bölgede olduğu kadar bunun ötesindeki bütün bölgede, sözkonusu türlerin muhafazasını ve bu türlerin azami derecede işletilmesini sağlamak için işbirliğinde bulunacaklardır. İlgili uluslararası kuruluşun bulunmadığı bölgelerde, sahildar devlet ile, uyrukları o bölgede bu türleri avlayan devletler, böyle bir kuruluş kurmak ve onun çalışmalarına katılmak için işbirliğinde bulunacaklardır.
2- 1. Paragraf hükümleri, işbu Kısmın diğer hükümlerine ilaveten uygulanır.
Madde 65 : Deniz Memelileri
1) İşbu Kısmın hiçbir hükmü, deniz memelilerinin işletilmesinin yasaklanmasına, sınırlandırılmasına veya düzenlenmesine ilişkin olarak işbu Kısımda öngörülen hükümlerden daha katı hükümler koyma konusunda sahildar devletin haklarını veya uluslararası bir kuruluşun yetkisini sınırlandırmaz. Devletler, deniz memelilerinin korunmasını sağlamak üzere işbirliğinde bulunacaklar ve özellikle ilgili uluslararası kuruluşlar aracılığı ile, balinagilleri korumak, yönetmek ve incelemek için gayret göstereceklerdir.
Madde 66 : Anadrom balık stokları
1- Akarsularında anadrom balık türleri üreyen devletler, bunlar üzerinde çıkarları en başta gelen ve bunlardan ilk sorumlu olan devletler olacaktır.
2- Anadrom balık sürüsünün menşe devleti, bunların muhafazasını, kendi münhasır ekonomik bölgesinin dış sınırının berisinde kalan bütün sulardaki avlanmanın ve 3. Paragrafın b) fıkrasında öngörülen avlanmanın düzenlenmesine ilişkin uygun tedbirleri kabul ederek, sağlayacaktır. Menşe devleti 3. ve 4. paragrafta zikredilen ve bu sürüleri işleten diğer devletlere danıştıktan sonra, akarsularında üreyen balıkların kabul edilebilir toplam av hacmini tespit edebilir.
3- a) Avlanması menşe devletinden başka bir devletin ekonomisinde düzensizliklere sebebiyet vermedikçe anadrom balık türleri sadece münhasır ekonomik bölgelerin dış sınırlarının berisinde kalan sularda avlanacaktır. Münhasır ekonomik bölgelerin dış sınırlarının ötesindeki avlanmalara ilişkin olarak, ilgili devletler, bunların muhafazasını ve söz konusu stoklar yönünden menşe devletinin ihtiyaçlarını gerektiği şekilde dikkate alarak, bu avlanmanın usul ve şartları üzerinde uyuşmak üzere danışmalarda bulunacaklardır.
b) Menşe devleti, bu stokları avlayan diğer devletlerin normal olarak avladıkları miktar ile avlanma şekillerini ve bu stokların avlandığı bütün alanları dikkate alarak, bu devletlerin ekonomik düzensizliklerinin asgariye indirilmesine katkıda bulunacaktır.
c) (b) fıkrasında zikredilen ve menşe devleti ile anlaşma yoluyla, anadrom balık türlerinin ıslahını amaçlayan tedbirlere, özellikle bunlarla ilgili harcamalara katkıda bulunarak katılan devletler, menşe devleti tarafından akarsularında üreyen türlerin avlanması açısından, özellikle gözönüne alınacaklardır .
d) Münhasır ekonomik bölgenin ötesindeki anadrom balık sürülerine ilişkin düzenlemelerin uygulanması, menşe devleti ile diğer ilgili devletler arasında anlaşma ile sağlanacaktır.
4- Anadrom balık sürüleri menşe devletinden başka bir devletin münhasır ekonomik bölgesinin dış sınırının berisindeki sulara doğru göç eder veya bu sulardan geçerse, bu devlet menşe devletiyle bu sürülerin muhafazası ve yönetilmesi için işbirliğinde bulunacaktır.
5- Anadrom balık sürülerinin menşe devleti ile bu balıkları avlayan devletler, işbu madde hükümlerinin uygulanması amacıyla gerektiğinde bölgesel kuruluşlar aracılığı ile düzenlemelere gideceklerdir.
Madde 67 : Katadrom türler
1- Sularında katadrom balık türlerinin hayatlarının büyük çoğunluğunu geçirdiği bir sahildar devlet, bu türlerin yönetiminden sorumlu olacak ve göçmen balıkların buralara girip çıkabilmelerine dikkat edecektir.
2- Katadrom balık türleri, ancak münhasır ekonomik bölgelerin dış sınırlarının berisinde kalan sularda avlanacaktır. Münhasır ekonomik bölgelerde avlanma, işbu madde hükümlerine ve işbu Sözleşmenin bu bölgelerde balık avcılığı ile ilgili diğer hükümlerine tabi olacaktır.
3-Yavru olsun veya büyük olsun, katadrom balıkların başka devletin münhasır ekonomik bölgesi boyunca göç etmeleri halinde, avlanması da dahil olmak üzere, bu balıkların yönetimi, I. paragrafta zikredilen devletle diğer ilgili devlet arasında anlaşma yoluyla düzenlenecektir. Bu anlaşma söz konusu türlerin makul şekilde yönetimini sağlayacak ve I. paragrafta zikredilen devletin bu türlerin muhafazasına ilişkin sorumluluğunu gözönünde bulunduracaktır.
Madde 68 : Sedanter türler
İşbu Kısım 77. maddenin 4. paragrafında tanımlanan sedanter türlere uygulanmaz.
Madde 69 : Sahili bulunmayan devletlerin hakkı
1- İlgili bütün devletlerin özel ekonomik ve coğrafi durumları dikkate alınarak , işbu maddeye ve 61. ve 62. maddelere uygun olarak, sahili bulunmayan bir devletin, hakkaniyet esasları içerisinde, aynı alt-bölge veya aynı bölgede bulunan devletlerin, münhasır ekonomik bölgelerinde canlı kaynaklar bakiyesinin uygun bir bölümünün avlanmasına katılmaya hakkı olacaktır.
2- Bu katılmanın şartları ve usulleri, ilgili devletler arasında iki taraflı-alt bölgesel veya bölgesel anlaşmalarla ve inter alia, aşağıdaki hususlar gözönünde bulundurularak tespit edilecektir
a) Sahildar devletlerin balıkçılar topluluğuna veya balıkçılık endüstrilerine zarar verici her türlü etkilerden kaçınılması zorunluluğu;
b) Sahili bulunmayan devletin, işbu maddeye uygun olarak, mevcut alt-bölgesel veya bölgesel anlaşmalar uyarınca, diğer sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde canlı kaynakların avlanmasına katılmasının veya katılma hakkının boyutları;
c) Sahili bulunmayan diğer devletlerin veya coğrafi bakımdan elverişsiz devletlerin, sahildar devletin münhasır ekonomik bölgesinde canlı kaynakların avlanmasına şimdiki katılımlarının boyutu ve böyle bir sahildar devlete veya bunun bu çeşit bir bölgesine, özellikle ağır bir yük yüklemekten kaçınma zorunluluğu;
d) İlgili devletlerin nüfusları için gerekli besin ihtiyaçları.
3- Sahildar devletin gücü, kendi münhasır ekonomik bölgesindeki canlı kaynakların avlanması hususunda, kabul edilebilir av hacminin hemen hemen bütününe erişmesine imkan veriyorsa; bu devlet ve diğer ilgili devletler, aynı alt-bölge veya aynı bölgedeki sahili bulunmayan kalkınma yolundaki devletlere, bütün tarafları tatmin edici uygun şart ve hükümlerle, sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde canlı kaynakların avlanmasına katılma imkanı veren, hakkaniyete uygun iki taraflı alt-bölgesel veya bölgesel düzeyde anlaşmalar akdetmek için işbirliğinde bulunacaklardır. İşbu hükmün uygulanmasında, 2. paragrafta zikredilen unsurlar da, aynı şekilde dikkate alınacaktır.
4- Sahili bulunmayan gelişmiş devletler, işbu madde uyarınca, canlı kaynakların avlanmasına katılma hakkına, ancak aynı alt-bölgesel veya aynı bölgedeki gelişmiş sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde sahip olacaklar; ve bu husus diğer devletlere kendi münhasır ekonomik bölgesindeki canlı kaynaklardan yararlanma imkanı tanırken sahildar devletin balıkçılar topluluğuna zararlı etkileri ve uyrukları bölgede genellikle balık avlayan devletlerin ekonomik düzensizliklerini asgari düzeye indirme zorunluluğunu gözönünde bulundurması ölçüsünde gerçekleştirilecektir.
5- Yukarıdaki hükümler, sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerindeki canlı kaynaklardan yararlanma konusunda aynı alt-bölge veya aynı bölgedeki sahili bulunmayan devletlere eşit veya tercihli haklar tanıyabilecekleri ve alt-bölge veya bölgede gerektiğinde akdedilmiş olan düzenlemelere halel getirmeyecektir.
Madde 70 : Coğrafi bakımdan elverişsiz devletlerin hakkı
1- İlgili bütün devletlerin özel ekonomik ve coğrafi durumları dikkate alınarak ve işbu maddeye ve 61. ve 62. maddelere uygun olarak, coğrafi bakımdan elverişsiz devletlerin, hakkaniyet esasları içerisinde, aynı alt-bölge veya aynı bölgede bulunan devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde canlı kaynaklar bakiyesinin uygun bölümünün avlanmasına katılmaya hakkı olacaktır.
2- İşbu Kısmın amaçları uyarınca, "coğrafi bakımdan elverişsiz devletler"den, kapalı veya yarı kapalı bir denize kıyısı bulunan devletler de dahil olmak üzere, coğrafi durumları nüfuslarının bütününün veya bir kısmının besin olarak balık ihtiyacını yeterli şekilde sağlamalarını alt-bölgesel veya bölgesel devletlerin münhasır ekonomik bölgelerindeki canlı kaynakları kullanmalarına bağlı kılan sahildar devletler ile; kendilerine has bir münhasır ekonomik bölge iddiasında bulunamayan sahildar devletler anlaşılır.
3- Bu katılmanın şartları ve usulleri, ilgili devletler arasında iki taraflı alt bölgesel veya bölgesel anlaşmalarla ve inter alia, aşağıdaki hususlar gözönünde bulundurularak tespit edilecektir:
a) Sahildar devletlerin balıkçılar topluluğuna veya balıkçılık endüstrilerine zarar verici her etkilerden kaçınılması zorunluluğu;
b) Coğrafi bakımdan elverişsiz devletin, işbu maddeye uygun olarak, mevcut alt-bölgesel veya bölgesel anlaşmalar uyarınca, diğer sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde canlı kaynakların avlanmasına katılmasının veya katılma hakkının boyutları;
c) Coğrafi bakımdan elverişsiz diğer devletlerin ve sahili bulunmayan devletlerin, sahildar devletin münhasır ekonomik bölgesinde canlı kaynakların avlanmasına şimdiki katılmalarının boyutu ve böyle bir sahildar devlete veya bunun bu çeşit bir bölgesine, özellikle ağır bir yük yüklemekten kaçınma zorunluluğu;
d) İlgili devletlerin nüfusları için gerekli besin ihtiyaçları.
4- Sahildar devletin gücü, kendi münhasır ekonomik bölgesindeki canlı kaynakların avlanması hususunda, kabul edilebilir av hacminin hemen hemen bütününe erişmesine imkan veriyorsa; bu devlet ve diğer ilgili devletler, aynı alt-bölge veya bölgedeki coğrafi bakımdan elverişsiz kalkınma yolundaki devletlere, bütün tarafları tatmin edici uygun şart ve hükümlerle, sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde canlı kaynakların avlanmasına katılma imkanı veren, hakkaniyete uygun iki taraflı alt-bölgesel veya bölgesel düzeyde anlaşmalar akdetmek için işbirliğinde bulacaklardır. İşbu hükmün uygulanmasında 3. paragrafta zikredilen unsurlar da, aynı şekilde dikkate alınacaktır.
5- Coğrafi bakımdan elverişsiz gelişmiş devletler, işbu madde uyarınca canlı kaynakların avlanmasına katılma hakkına, ancak aynı alt-bölge veya aynı bölgedeki gelişmiş sahildar devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinde sahip olacaklar; ve bu husus diğer devletlere kendi münhasır ekonomik bölgesindeki canlı kaynaklardan yararlanma imkanı tanırken sahildar devletin, balıkçılar topluluğuna zararlı etkileri ve uyrukları bölgede genellikle balık avlayan devletlerin ekonomik düzensizliklerini asgari düzeye indirme zorunluluğunu gözönünde bulundurması ölçüsünde gerçekleştirilecektir.
6- Yukarıdaki hükümler, sahildar devletlerin aynı alt-bölge veya aynı bölgedeki coğrafi bakımdan elverişsiz devletlere, münhasır ekonomik bölgelerindeki canlı kaynaklardan yararlanma konusunda eşit veya tercihli haklar tanıyabilecekleri ve alt-bölge veya bölgede gerektiğinde yapılmış düzenlemelere halel getirmeyecektir.
Madde 71 : 69. ve 70. maddelerin uygulanabilir olmaması
69. ve 70. maddeler, ekonomileri çok büyük ölçüde, kendi münhasır ekonomik bölgelerindeki canlı kaynakların işletilmesine bağlı olan sahildar devletlere uygulanmaz.
Madde 72 : Hakların devrinde kısıtlamalar
1- İlgili devletler aksini kararlaştırmadıkça, 69. ve 70. maddelerde öngörülen canlı kaynakların işletilmesine ilişkin haklar ne kira veya lisans yoluyla, ne çok uluslu ortak yatırımlar kurulması, yoluyla ve ne de böyle bir devirle sonuçlanacak diğer herhangi bir düzleme uyarınca doğrudan doğruya veya dolaylı olarak üçüncü devletlere veya bunların uyruklarına devredilecektir. 2- 1. paragrafta öngörülen sonuçları doğurmaması şartıyla, yukarıdaki hükümler, ilgili devletlerin, 69. ve 70. maddelere uygun olarak haklarını kullanmalarını kolaylaştırmak amacıyla, üçüncü devletlerden ve uluslararası kuruluşlardan teknik veya mali yardım almalarını engellemez.
Madde 73 : Sahildar devletin kanun ve kurallarının yürürlüğe konulması
1- Münhasır ekonomik bölgedeki canlı kaynakların araştırılması, işletilmesi, muhafazası ve yönetimi konularındaki egemen haklarının kullanılmasında, sahildar, devlet işbu Sözleşmeye uygun olarak kabul ettiği kanunlara ve kurallara riayeti sağlamak için gemiye çıkılması, geminin denetimi, gemiye elkonulması ve hakkında dava açılması da dahil olmak üzere, gerekli bütün tedbirleri alabilir.
2- Bir teminat veya diğer yeterli bir garanti gösterilirse, el konulan gemi ve tutuklanan mürettebatı gecikmeksizin serbest bırakılacaktır.
3- Münhasır ekonomik bölgede balıkçılık konusundaki kanunlara ve kurallara riayetsizlikler hakkında sahildar devletin öngördüğü müeyyideler, ilgili devletler başka türlü kararlaştırmadıkça, hapis cezasını veya diğer bir bedeni cezayı içeremez.
4- Yabancı bir gemiye el konulması veya geminin seferden alıkonulması halinde, sahildar devlet, gecikmeksizin bayrak devletini, uygun vasıtalarla, alınan tedbirlerden ve daha sonra verilen cezalardan haberdar edecektir.
Madde 74 : Sahilleri bitişik veya karşı karşıya bulunan devletler arasında münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması
1- Sahilleri bitişik veya karşı karşıya bulunan devletler arasında münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması, hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak amacıyla, Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün 38. maddesinde belirtildiği şekilde uluslararası hukuka uygun olarak anlaşma ile yapılacaktır.
2- Uygun bir süre içerisinde bir anlaşmaya varamadıkları takdirde ilgili devletler XV. Kısımda öngörülen usullere başvuracaklardır.
3-1. paragrafta öngörülen anlaşma akdedilinceye kadar ilgili devletler, anlayış ve işbirliği ruhu içerisinde, pratik çözüm getiren geçici düzenlemelere girişmek ve bu geçiş süresi içerisinde nihai anlaşmanın akdini tehlikeye düşürmemek veya engellememek için ellerinden gelen gayreti göstereceklerdir. Geçici düzenlemeler, nihai sınırlandırmaya halel getirmeyecektir .
4- İlgili devletler arasında yürürlükte olan bir anlaşma varsa, münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılmasına ilişkin sorunlar bu anlaşmaya uygun olarak çözümlenecektir.
Madde 75 : Deniz haritaları ve coğrafi koordinatlara ilişkin listeler
1- İşbu Kısım hükümleri saklı kalmak üzere, münhasır ekonomik bölgenin dış sınır çizgileri ve 74. maddeye göre çizilen sınırlandırma çizgileri, yerlerinin tespiti amacıyla uygun ölçekli deniz haritalarında gösterilecektir. Gerektiği takdirde bu dış sınırların çizgileri veya sınır çizgileri yerine, kullanılan jeodezik sistemi belirten noktaların coğrafi koordinatlarına ilişkin bir liste ikame edilebilir.
2- Sahildar devlet bu haritalar veya coğrafi koordinatlara ilişkin listeleri gereken şekilde yayınlayacak ve bunların bir nüshasını Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edecektir.
"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












