



MAZLUM-DER'DEN BAKAN ATALAY'A YALANLAMA
MAZLUM-DER, Rabia Kader'i 2007'de Türkiye'ye vize verilmediği için getiremediklerini açıkladı.
MAZLUM-DER Uygur Kadın lider Rabia Kader hakkında İç İşleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayı yalanladı. MAZLUM-DER'den yapılan açıklamada, Kader'in 2007 yılında Türkiye'ye gelmesi için uğraştıklarını ancak gizli bir elin bu girişimi engellediğini belirtti. Yapılan açıklamada "her sene bir İnsan Hakları aktivistine verdiğimiz ödüle, 2007 senesinde de Doğu Türkistan'daki mazlumların sesini dünyaya duyurma çabası içerisinde olan Rabia Kader hanımefendiye vermeyi uygun gördük. Bu amaçla Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Derneğimiz Dış İşleri Komitesi Başkanı Ayşe İrem Demiriz hanımefendi aracılığıyla Rabia Kader'e ulaştık ve ödülünü İstanbul'da düzenleyeceğimiz İnsan Hakları Gecesinde bizzat vermek istediğimizi bildirdik ve kendisinden olumlu cevap aldık. Rabia Kader'i İstanbul'da misafir etmek için tüm girişimler tamamlanmışken, adeta "görünmez bir el" devreye girmiş ve sonuçta Rabia Kader hanımefendinin vize başvurusunun "Türkiye'ye girişi sakıncalı kişi" gerekçesiyle Türk Büyükelçiliği tarafından reddedildiği Rabia Kader hanımefendi tarafından derneğimize bildirilmiştir." denildi. Derneğin açıklaması şöyle devam etti: "Rabia Kader anılan gerekçeyle Türkiye'ye gelemediği için ödülü gıyabında Türkiye'deki tanıdıklarına verilmiştir."
İKİYÜZLÜ MAZLUMLAR
Kısaca MAZLUMDER adıyla bilinen, İstanbul merkezli, 16 ilimizde şube kurmuş,‘İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği’ adlı bir dernek bulunmaktadır.
Genel Başkanlığını Ömer Faruk Gergeroğlu’nun yaptığı MAZLUMDER, İslam dininin şartı olduğunu iddia ettiği Türbanısavunmaktadır. Oysa İslam dininin kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’de, Türban yoktur.
Türban, Müslümanlığın şartlarından biri de değildir.
Ömer Faruk Gergeroğlu, bu gerçekleri görmek, duymak istememektedir.
Bunları bilmek için İmam-Hatip okulu mezunu, ya da din bilgini olmaya gerek yoktur. Her okuma-yazma bilen ve okuduğunu anlayabilen kişi, Kuran-ı Kerim Meali’ni alır, okur ve gerçekleri öğrenir. Bir yabancı dil bilen kişiler de Kuran-ı Kerim’in o dile çevrisini alır, okur, öğrenir.
Kuran-ı Kerim’de Türban yoktur ama, tüm Müslümanları çok yakından ilgilendiren şu ayet bulunmaktadır:
“Ey inananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost tutarsa, o onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlim topluluğu doğru yola iletmez.”[1]
Bu ayet, Ömer Faruk Gergeroğlu başta olmak üzere, MAZLUMDER’in tüm yöneticilerinin gerçek yüzlerini ortaya koyma açısından çok önemlidir.
Neden mi?
İşte nedeni.
MAZLUMDER, iki sözde proje karşılığı Avrupa Birliği (AB)’den toplam 81,735,15 Avro hibe almıştır.[2]
Bu hibenin içinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tek bir kuruşu dahi yoktur!
Hibeyi veren AB’nin üye ülkelerinin tamamı Hıristiyandır.
MAZLUMDER, Hıristiyan AB’den yaklaşık 82 bin Avro hibe almıştır.
İslam dininin ve Müslümanlığın bir şartı olduğunu iddia ederek Türbanı savunan Ömer Faruk Gergeroğlu ve MAZLUMDER’in tüm yöneticileri, Kuran-ı Kerim’in bir ayetini hiç utanmadan, hiç sıkılmadan ve hiç Allah’tan korkmadan çiğnemişler, Hıristiyanları sadece dost edinmekle kalmayıp, el açıp Hıristiyan AB’den hibe almışlardır!
Ömer Faruk Gergeroğlu ve MAZLUMDER’in tüm yöneticilerinin, AB’den hibe alarak çiğnedikleri Kuran-ı Kerim’in Mâide Suresi’nin 51. ayetini, bir de, İngilizce çevirisinden sunuyorum:
“Believers, take neither Jews nor Christians for your friends. They are friends with one another. Whoever of you seeks their friendship shall become one of their number. God does not guide the wrongdoers.”[3]
Kuran-ı Kerim’in İngilizce çevrisinde de açıkça belirtilmiş: Yahudileri ve Hıristiyanları kendine arkadaş edinme.
Peki, Ömer Faruk Gergeroğlu ve tüm MAZLUMDER yöneticileri ne yapmış?
Hıristiyan AB’yle arkadaş olmakla kalmamış, el açıp onlardan hibe almış!
Peki, Allah’ın bu buyruğunu çiğneyenlerin konumu ne oluyor?
Allah açıkça söylemiş: ‘Kim ki Hıristiyan ve Yahudileri kendine arkadaş edinir, o da onlardan biri olur.’
Ömer Faruk Gergeroğlu ve tüm MAZLUMDER yöneticileri, Kuran-ı Kerim’in Mâide Suresi, 51. ayetine göre, AB’den hibe alarak Hıristiyanlaşmıştırlar!
Artık Ömer Faruk Gergeroğlu ve tüm MAZLUMDER yöneticileri, Müslüman olduklarını söyleyemezler, yoksa onları Kuran-ı Kerim çarpar!
MAZLUMDER’in İnternette bir sitesi var: www.mazlumder.org
Bu siteye girdiğinizde, ‘Genel Bilgiler’ bölümünde şu satırlarla karşılaşırsınız:
“Devletten, siyasi parti ve gruplardan bağımsız çalışan bir insan örgütü olan MAZLUMDER…”
MAZLUMDER, her tür kurum ve kuruluştan bağımsız, ama Hıristiyan AB’ye bağımlı!
Bağımlı, çünkü AB’den adına hibe denilen karşılıksız 82 bin Avro almış!
Türk halkı yasayı yazmış: ‘Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını sallar!’
AB’nin ekmeğini yiyen MAZLUMDER, sadece ve sadece Hıristiyan AB’nin kılıcını sallıyor!
MAZLUMDER, sitesinde ‘Misyonumuz’ başlığı altında da şunları yazmış:
“MAZLUMDER tarihi referansını, Mekke’de yeminle kurulan ve ayrımsız uygulamalarla mazlumdan yana, zalime karşı tavır alarak başarılı çalışmalar yapan, Hz. Peygamber’in de içinde olduğu ve peygamberliğinden sonra da olumlu atıflarla bahsettiği Hilfu’l-Fudul oluşumundan alır.”
Ben de şimdi, AB Mandacısı Ömer Faruk Gergeroğlu ve tüm MAZLUMDER yöneticilerine soruyorum:
Elinden hibe aldığınız AB’nin Anayasasını okudunuz mu?
Öyleyse gözlerinizi ve kulaklarınızı iyice açarak okuyunuz.
AB Anayasasının başlangıç kısmında şöyle yazmaktadır:
“Özgürlük, demokrasi, eşitlik ve yasaların üsütünlüğü gibi evrensel değerlerin gelişmesine kaynak olan Avrupa’nin kültüründen, dininden İLHAM ALARAK…”[4]
AB Anayasası, Hıristiyan dininden ilham alınarak yazılmıştır. Yani, MAZLUMDER’in ifadesiyle, AB’nin referansı Hıristiyan dinidir.
AB’den 82 bin Avro hibe alarak Hıristiyanlarla kaynaşmış olan Ömer Faruk Gergeroğlu ve tüm MAZLUMDER yöneticilerine sesleniyorum. İnternet sitenizdeki ‘Misyonumuz’ başlığı altında yazdıklarınızı hemen şöyle değiştirmelisiniz:
“MAZLUMDER, ilham kaynağını Hıristiyan dininden alarak, AB Anayasası ve Müktesebatını aynen uygulamaya söz vererek…”
Allah, Hz. Muhammed, Kuran-ı Kerim ve Mekke gibi kutsal sözcükleri ağızlarından düşürmeyerek din sömürüsü yapan Ömer Faruk Gergeroğlu ve tüm MAZLUMDER yöneticileri gibi sahte Müslümanlar bir yandan; temel hak ve özgürlükler, demokrasi gibi sözcükleri sakız gibi çiğneyen AB Mandacısı omurgasız aydınlar diğer yandan, hep birlikte Türbanın arkasına saklanarak, Ulusal Egemenliğimizi Hıristiyan AB’ye teslime hazırlanıyorlar.
Kemalistler bu oyunu çoktan gördü, şimdi sıra geldi bu oyunu bozmaya!
Yılmaz Dikbaş
9 Şubat 2008, Antalya
[1] Doç. Dr. Süleyman Ateş, Mâide Suresi, 51. Ayet
[2] Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları, 5. Baskı, sf.384
[3] The Koran, Translated with Notes by N.J.Dawood, Penguin Classics, 1956.
[4] Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları, 5. Baskı, sf.115
ABD EKRANLARINDA ŞOK: ÜLKENİN TEK ŞANSI YENİ BİR SALDIRI!
ABD'de şok doğuran bu sözler, Neocon tehlikesini ve '11 Eylül'ün ardında kim var?' sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Amerika'nın en çok izlenen ve en tartışılan kanallarından biri olan, genellikle muhafazakâr ve bazen de aşırı sağcı görüşlerin yer aldığı FOX TV, sadık izleyicilerini bile şaşırtan bir konuşmaya sahne oldu.
Meksika sınırında yaşanan uyuşturucu kartelleri probleminin tartışıldığı ve göçmenler aleyhine ağır ifadelerin ard arda dile getirildiği programda, Obama hükümetinin yeterince sert olmadığını savunan sunucu Glenn Beck'in, "yukarıdakilerin yaptıkları yanlışları fark edeceğini düşünüyor musunuz" sorusuna, CIA'deki "Usame Bin Ladin Masası"nın ilk sorumlusu Michael Scheuer şu cevabı verdi:
"ABD olarak tek şansımız, Usame Bin Ladin'in Amerika'da büyük bir silahı mevzilendirmesi ve patlatması. Çünkü bu aşağıdan yukarı doğru olması gereken bir baskıyı gerektiriyor. Çünkü politikacılar koltuklarını, medyanın ve Avrupalıların yaptığı övgüleri önemsiyor. Durum saçma. Amerikalıları hükümetten kendilerini etkili, sürekli ve gereken şiddeti kullanarak korumaya zorlayacak bir saldırıyı sadece Osama gerçekleştirir. "
CIA'nin Usame Bin Ladin masasının kurucusu ve eski sorumlusu Michael Scheuer'in bu şok sözleri karşısında program sunucusu Glenn Beck ise onaylar şekilde kafasını sallayarak cevap veriyor: "İşte bu yüzden, onun (Ladin) yerinde olsam, şu sırada yapacağım son şey bu olurdu.
Scheuer'in, "ABD'nin son şansı terörist saldırı" anlamındaki sözleri, Amerika'da büyük bir tartışma başlattı. Gerek diğer TV kanallarında gerekse internet ortamında çok sert bir şekilde eleştirilen sözler, "Amerikan neoconlarının ABD için Ladin'den daha tehlikeli" olduğu şeklinde değerlendirildi.
22 yıl boyunca CIA'da üst düzey görev yapan bir devlet görevlisinin ağzından çıkan bu sözler, ülkede 11 Eylül saldırılarının arkasında kim var sorusunu ve yıllardır dile getirilen komplo teorilerini de yeniden gündeme getirdi.

Mossad’a yakınlığı bilinen Debka sitesine göre CIA, El Kaide’nin Türkiye’den kaçıracağı uçakla ABD ve İsrail hedeflerini vuracağını öğrenip Ankara’yı uyardı
11 Eylül’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine yönelik saldırılarla gündeme Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide örgütü üyesi 20 militanın uçak kaçırma tarzında eylemler gerçekleştirmek için Türkiye başta olmak üzere bazı batılı ülkelere sızdığı iddia edildi. Gizli servislerin, Ankara’yı özellikle Tel Aviv ve ABD yönünde uçan uçaklara yönelik eylemler konusunda uyardığı ileri sürüldü. Türkiye’ye temmuzda sızdılar İsrail istihbarat kaynaklarına yakınlığıyla bilinen internet sitesi DEBKA’nın haberine göre Amerikan ve Alman gizli servisleri, Pakistan ve Cezayir’de uçak kaçırma ve uçakları havada imha etme eğitimi alan 15 ila 20 militanın Türkiye, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Mısır’a gizlice giriş yaptığını saptadı. Habere göre temmuz ayının ilk günlerinde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelere sızan teröristlerin izini sürmeye çalışan Alman ve Amerikan anti-terör kuruluşları, başta Ankara olmak üzere ilgili ülkeleri uyardı. Bu çerçevede, ilgili ülkelere özellikle simgesel anlamı olan özel günlerde dikkatli olmaları uyarısında bulunuldu. Saldırıların yapılma ihtimalinin kuvvetli olduğu tarihleri de veren site, yerel yetkililerin 4 temmuz, 7 temmuz; Britanya’daki ulaşım sistemine yapılan ve 52 kişinin öldüğü saldırıların dördüncü yıldönümünde ve 8-9 temmuzda İtalya’nın L’Aquila kentinde yapılmakta olan G8 zirvesi sırasında ya da ABD Başkanı Barack Obama’nın Rus liderlerle Moskova’da buluşması sırasında olabileceğini kaydetti. Uyarıda, teröristlerin yolcu uçağı kaçırıp havada patlatmayı planladığı yolunda istihbarı bilgiler bulunduğu da belirtildi. Uyarı kırmızı alarm seviyesinde DEBKA’nın terörle mücadele kaynaklarından aldığı rapor 4 temmuz cumartesi günü sitede kırmızı alarm seviyesinde verilirken, muhtemel saldırının Türkiye’deki bir havaalanından kaçırılacak Türk Havayollarına ait bir uçağın ABD’deki veya Tel Aviv’deki bir noktayı hedef alabileceği belirtildi. Özel güvenlik önlemlerinin bu rotaların her iki noktasında da alındığı iddia edildi. Site alarm seviyesini hâlâ koruyor. Site, 4 Temmuzdan itibaren Türk havaalanlarında güvenlik önlemlerinin üst düzeye çıkarıldığını ve alarm durumunun halen sürdüğünü de iddia etti. THY: Alarm durumu yok Türk Hava Yolları ve Emniyet Genel Müdürlüğü, konuyla ilgili iddiaları yalanladı. Taraf’ın sorularını yanıtlayan THY Basın Danışmanı Ali Genç, THY Genel Müdürlüğü’ne El Kaide militanlarının saldırı hazırlığında olduğu iddialarıyla ilgili ne yazılı ne de sözlü bir ihbar geldiğini söyledi. Genç, havalimanında herhangi bir alarm durumunun da söz konusu olmadığını belirtti. Emniyet Genel Müdürlüğü de, yabancı servislerce kendilerine herhangi bir ihbar veya uyarının yapılmadığını bildirdi.


BU EVRENDE SİZDEN BERBATIMI VAR.REZİL HERİFLER.
İSRAİLLİ SİYONİST KORSANLAR
Siyonist İsrail ordusu 27 Aralık 2008-18 Ocak 2009 sürecinde tam 22 gün, gece gündüz Gazze’deki savunmasız Filistin Müslüman halka saldırdı.
Aral
Siyonistlerin buyruğundaki ABD bu kanlı katliama yalnız sessiz kalmakla yetinmedi, gemilerle Siyonistlere silah ve cephane taşıdı. Aydınlanma Devrimi geçirip uyg
Ama dünyada bu soykırıma sessiz kalmayanl
11 ülkenin insan hakl
21 kişinin
“Hiç kimsenin bizim bu küçük gemimizin İsrail’e k
Huwaida Arraf sözlerini şöyle bitirdi:
“İsrail’in silahsız ve savunmasız gemimize yapmış olduğu bu bilinçli ve önceden planlanmış saldırısı, ulusl
Öyle anlaşılıyor ki, çok iyi niyetli olan Arraf, Siyonist İsrail’in kurulduğundan beri hiçbir ulusl
“Biz bu y
Sözde kıyıml
Gemideki yolcu listesinde gözlerim, kırk yıllık Mason Çetin Altan’ın oğull
2. Cynthia McKinney, eski milletvekili, ABD.
3. Denis Healey, geminin Kaptanı, UK.
4. Adam Qvist, Dayanışma çalışanı, Danim
5. Adam Shapiro, Belgesel film yapımcısı, ABD.
6. Adnan Mormesh, Dayanışma çalışanı, UK.
7. Theresa Mcdermott, Dayanışma çalışanı, İskoçya.
8. Kathy Sheetz, hastabakıcı ve film yapımcısı, ABD.
9. Halid Abdülkadir, mühendis, Bahreyn.
10. Huwaida Araf, ‘Özgür Gazze H
11. Osman Abufalah, El-Cezire TV’nin yaz
12. Fathi Jaouadi, gazeteci, UK.
13. Mansur Al-Abi, El-Cezire TV kameramanı, Yemen.
14. İsmail Blagrove, belgesel film yapımcısı, UK.
15. Fatima Al-Attawi, y
16. Derek Graham, elektrikçi, kaptan y
17. Halid Al-Shenoo, üniversite hocası, Bahreyn.
18. Alex H
19. Kaltham Ghloom, Dayanışma çalışanı, Bahreyn.
20. Juhaina Alqaed, gazeteci, Bahreyn.
21. Lubna Mas
Peki, şimdi İsrailli Siyonist korsanl
Ulusl
7 Temmuz 2009