22 Ocak 2012 Pazar

"ONE MİNUTECİLERİN" GİZLİ GÜNDEMİ

BİZE SÖYLENENLERLE GERÇEKLER HİÇTE AYNI DEĞİL
ÖZETLE; İMAM GÖRÜNÜMLÜ HAHAM YETİŞTİRME PROJESİ







19 Ocak 2012 Perşembe

MÜZİK

KOUDLAM-SEE YOU ALL

JEFF BRİDGES-HOLD ON YOU
3 oldu

RAY CHARLES - HİT THE ROAD JACK ON SATURDAY LİVE 1996








BÖLGELER



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

18 Ocak 2012 Çarşamba

CEBİNE KOYUP GÖTÜRMEYECEKLER YA


TOPRAKLAR YABANCIYA
Cumhuriyet, imzaya açılan yabancılara mülk satışını düzenleyen yasa tasarısını açıklıyor.
Fırat Kozok
Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan yabancılara mülk satışını öngören yasa tasarısı ile yabancı gerçek kişilerin edinebilecekleri toprak 2.5 hektardan 30 hektara yükseltiliyor. Ayrıca Bakanlar Kurulu, bunu 60 hektara kadar çıkartabilecek. Mülk ve toprak satışında karşılıklılık esası aranmayacak, hangi ülke vatandaşlarına veya ticari şirketlere taşınmaz satılabileceğini Bakanlar Kurulu belirleyecek. Askeri yasak bölgeler veya stratejik bölgelerde taşınmaz satışında ise Genelkurmay Başkanlığı yetkili olacak.





Bakanlar Kurulu’na gönderilen yabancılara mülk satışına ilişkin yasa tasarısının ayrıntıları netleşti. Cumhuriyet’in edindiği bilgilere göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarıda yer alan tartışma yaratacak düzenlemelerden bazıları şöyle:

• Yabancı gerçek kişilerin daha önce edinebilecekleri 2.5 hektarlık alan 30 hektara yükseltildi. Ayrıca Bakanlar Kurulu’na bu miktarı iki kat arttırma yetkisi verildi.

• Yabancılar sadece işyeri ve konut değil, isterlerse arazi de satın alabilecekler.

• Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek olan ülke vatandaşı gerçek kişilerin taşınmaz edinebilmeleri olanağı getirildi. Bu ülkelerle karşılıklılık ilkesi aranmayacak
.

• İmar planı dışında taşınmaz edinimi daha önce yoktu. Düzenleme ile edinilemeyecek yerlerden olmamak üzere her yerden edinim olanağı sağlanıyor. Tasarıyla uluslararası sermayeli şirketlerin taşınmaz edinimi de koşullara bağlandı.


Edinilecek taşınmazın askeri yasak, askeri güvenlik bölgeleri ve askeri stratejik bölgelerde kalması durumunda Genelkurmay Başkanlığı’nın; özel güvenlik bölgelerinde kalması halinde ise taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin bünyesinde kurulan komisyonun izni gerekiyor.

2006 yılından itibaren yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de edinebileceği alan 30 hektardan 2.5 hektara düşürüldü. Tapu Kanunu’nun 35. maddesinde belirtilen karşılıklılık ilkesine 1984 ve 1986 yıllarında iki defa istisna getirildi ancak bu doğrultuda yapılan düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Türkiye’de yabancıların en fazla taşınmaz edindiği ilçe Alanya. Bu ilçede 26 bin 120 kişinin 2 milyon 293 bin 555 metrekarelik alanda 19 bin 258 taşınmazı var. Alanya’yı 12 bin 182 kişi, 1 milyon 408 bin 337 metrekare, 8 bin 461 taşınmaz ile Didim, 8 bin 404 kişi, 2 milyon 35 bin 234 metrekare ve 5 bin 637 taşınmaz ile Fethiye, 4 bin 829 kişi, 1 milyon 300 bin 776 metrekare ve 3 bin 720 taşınmaz ile Kuşadası izliyor.

Ülkelere göre taşınmaz sayıları şöyle:

Almanya: 27 bin 620 kişi, 48 milyon 272 bin 285 metrekare, 36 bin 269 taşınmaz.

İngiltere: 35 bin 421 kişi, 6 milyon 764 bin 85 metrekare, 24 bin 998 taşınmaz.

Yunanistan: 10 bin 738 kişi, 2 milyon 836 bin 27 metrekare, 9 bin 878 kişi.

Avusturya: 4 bin 157 kişi, 11 milyon 533 bin 787 metrekare, 6 bin 242 kişi.

İrlanda: 6 bin 840 kişi, 814 bin 420 metrekare, 5 bin 168 taşınmaz.

Hollanda: 5 bin 827 kişi, 3 milyon 218 bin 232 metrekare, 5 bin 18 taşınmaz.

16 Ocak 2012 

ilgili:
http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2011/07/yabancilara-tapu-hakki-tapu-kanununda.html
http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2009/05/basbakanin-itiraf-etti-kahretsin.html
http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com/2011/06/aoz-eez-yunanistanin-kurtulusu.html


YABANCIYA TOPRAK SATIŞI REKOR KIRDI
AKP döneminde 18’e katlandı
Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın CHP’li A. İhsan Köktürk’ün soru önergesine verdiği yanıt, AKP’nin yabancıya toprak satışında rekor kırdığını belgeledi. 2002’de 1.2 milyon  metrekare olan toprak satışı, 2011’de 18.4 milyon metrekareye ulaştı. Sermayesi yabancı şirketlere satılan taşınmazların sayısı ise 13 bine ulaştı.

Yabancılara toprak satışında rekor artış
Türkiye’de 2002 yılına kadar yabancılara toprak satışı 11 milyon metrekare iken AKP iktidarıyla 2012’de 75 milyon 893 bin 700 metrekareye ulaştı

Haber: Fatih Erboz
AKP iktidarı döneminde yabancılara toprak ve taşınmaz satışında rekor kırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün soru önergesine verdiği yanıt, bu rekorun itirafı oldu. Bayraktar’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de 2002 yılında yabancılara toprak satışı 1 milyon 280 bin 615 metrekareyken, bu rakam 2011 yılında 18 milyon 402 bin 131 metrekareye ulaştı. Erdoğan Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, yabancılara satılan toprak miktarının yıllara dağılımı şöyle:

* 2002: 1 milyon 280 bin 615 m2
* 2003: 1 milyon 779 bin 803 m2
* 2004: 3 milyon 977 bin 477 m2
* 2005: 3 milyon 388 bin 316 m2
* 2006: 6 milyon 268 bin 290 m2
* 2007: 9 milyon 27 bin 327 m2
* 2008: 14 milyon 373 bin 829 m2
* 2009: 11 milyon 438 bin 853 m2
* 2010: 12 milyon 845 bin 510 m2
* 2011: 18 milyon 402 bin 131 m2
* 2012: 75 milyon 893 bin 700 m2    

9 yılda 96 bin taşınmaz
Çevre Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, 30 Kasım 2002 ve 30 Kasım 2011 tarihleri arasında ülkemizde 96 bin 735 adet taşınmazın, 103 bin 809 gerçek kişiye satılmış olduğunu kaydetti. Bayraktar, bu taşınmazların toplam alanının 75 milyon 893 bin 700 metrekare olduğunu belirtti. Bayraktar’ın verdiği rakamlara göre, aynı tarihler arasında ülkemizde 13 bin 486 adet taşınmaz 2 bin 197 tüzel (şirket, banka, yabancı temsilcilikler ve 4875 sayılı yasaya tabi olan yabancı sermayeli şirketler) kişiye satıldı. Bu taşınmazların toplam alanı 30 milyon 447 bin 810 metrekare oldu.

30 milyon 186 bin m2
Sermayesi kısmen ya da tamamen yabancılara ait olan ancak ticaret siciline kayıtlı olduğu için yabancı sayılmayan şirketlere satış konusunda da rekor kırıldı. Bakan Bayraktar, bu statüdeki 2 bin 567 kişiye toplam 13 bin 391 adet taşınmazın satıldığını açıkladı. Bakanlık yanıtında, bu taşınmazların toplam alanının 30 milyon 186 bin 277 metrekare olduğunu kaydedildi.

“Yeni Düyun-u Umumiye”
1923 ve 2002 yılları arasında yabancılara satılan toprak parçasının 11 milyon metrekare olduğunu hatırlatan CHP Zonguldak Milletvekili Köktürk şöyle konuştu: “Sadece 2011 yılında yabancılara satılan toprak parçası 18 milyon 402 bin 131 metrekare. 2002- 2011 yılları arasında yabancı gerçek kişiye 75 milyon 893 bin 700 metrekare. Yabancı tüzel kişiye 30 milyon 447 bin 810 metrekare, yabancı ortaklı ve yabancı sermayeli şirketlere 30 milyon 186 bin 277 metrekare. Yani 2002-2012 yılları arasında yabancılara satılan toplam toprak miktarı 136 milyon 527 bin 787 metrekaredir. Dolayısıyla 80 yılda satılan toprak parçasının neredeyse iki katı sadece 2011 yılında, toplam 12 katı da 2002 sonrası AKP iktidarında gerçekleşmiş.”
Islahat Fermanı’nın devamı
İlk kez 1868 Islahat Fermanıyla yabancı gerçek kişilere ülkemizde mülk edinme hakkının tanıdığını ifade eden Köktürk, şunları söyledi: “Yabancılara toprak satışı konusunun, Osmanlının ilk yabancı borçlanmasından iki yıl sonra gündeme geldiğini biliyoruz. Yabancılar, 1881 tarihinde, alınan tüm vergilerin gelirlerinin iç ve dış borçlara ayrılarak iç ve dış alacaklılara ödenmesi için kendi denetimlerinde bir Düyun-u Umumiye’nin kurulmasını Osmanlı’ya kabul ettirmişler. Şimdi yeni Düyun-u Umumiye oluşturuluyor.”


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

14 Ocak 2012 Cumartesi

ABD KARAKOLU KATAR

SONLARI KADDAFİ'NİN ARDINDAN ABD BAYRAĞININ ÖNÜNDE İLK CUMA NAMAZI KILAN MUHALİFLER GİBİ OLACAĞI GÜNLERİ GÖRECEĞİZ

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

İÇİMİZDEKİ TRUVA ATLARI





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

13 Ocak 2012 Cuma

ORDUSUZ KALMAK


http://www.vizyonfilmizle.org/8285-nanking-nanking-izle.html

THE CİTY OF LİFE AND DEATH /
 NANKİNG NANKİNG
(NANJİNG! NANJİNG!)
Nanjing! Nanjing! filmi, tarihte büyük acıların yaşandığı Nanjing kentini mercek altına alıyor. 1937 yılında Çin – Japon savaşı sırasında yaşanan olaylarda 300.000 insan hayatını kaybetti. Japonların tecavüz ettiği 20bin civarında kadın ve işkenceden geçirdiği binlerce insanın dramı, olayların başlangıcıyla birlikte anlatılıyor.
2010 yılında uzak doğu festivallerinden ödüller alan ve siyah-beyaz olarak çekilen bir film.
Ordusuz kalan bir halkın başına gelenler.
Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan saldırılara ve sessiz kalanlara tarihi gerçekler ışığında bir ibret.
Film 14 Ocak 2012 akşamı Ulusal Kanal’da da oynayacak.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

11 Ocak 2012 Çarşamba

NE KADAR ARSIZIM DEĞİL Mİ?


"KİN VE NEFRET SUÇU" GÜZEL SÖYLEMİ ARKASINDAN NETALEP EDİLİYOR?
YADA SORUYU AYRINTILANDIRIRSAK:
-DÜNYADA TÜRKLERE KARŞI KİN VE NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN BİR ÜLKE VAR MI?
-NE KADAR ARSIZIM DEĞİL Mİ?
-GEÇTİM DÜNYAYI; TÜRKİYE’DE TÜRKLERE KARŞI KİN VE NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN ANAYASADA HERHANGİ BİR MADDE VAR MI?
-NEDEN HALA KENDİ Mİ ARSIZCA TALEPLERDE BULUNUYORMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM?
-HEPSİNİ ALDIM GERİ.
-TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA TÜRK BAYRAĞINA KARŞI NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN BİR MADDE VAR MI?
-TALEP EDEN VAR MI?
-TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA KURUCU ÖNDERİ ATATÜRK KARŞI NEFRET SÖYLEMLERİNİ YASAKLAYAN BİR MADDE VAR MI?
-TALEP EDEN VAR MI?
YOKSA İSTENEN HANİ O ( +)  POZİTİF AYRIMCILIK MI?


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

AKP’DEN KILIÇTAROĞLU’NA “MAĞDURU OYNA" DESTEĞİ

ESKİDEN JETONLAR KÖŞELİYDİ, DÜŞSÜN DİYE BEKLERDİK. 
ARTIK JETON YOK AMA BİZ HALA BEKLİYORUZ. 
YAZALIM DA BEKLEMEYELİM BARİ.

Ana Muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçtaroğlu Silivri ziyareti çıkışında “Burada aslında bir yargılama yapılmıyor. Burada bir adalet dağıtımı söz konusu değil. Burada ön yargılı olan yargıçların, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına yargılama diyorlar. Buna demokrasi diyorlar. Bu ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır... Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum...” dedi ve Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” ve “kurum halinde çalışan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmek” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla fezleke hazırladı.
Peki; Başbakan Tayyip Erdoğan ne dedi?
“Fezlekelere yabancı mısınız? Bütün arkadaşlar için bu tür fezlekeler olabiliyor”
“Başbakan, Başbakan Yardımcıları hepsi için bu tür fezlekeler var. Aynı şeyin Sayın Kılıçdaroğlu için de, hele hele o kullandığı ifadeler için haydi haydi olması gerekir. Olması gereken olmuştur”  dedi.
Pekiii CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu ne dedi?
“Dokunulmazlığa ihtiyacım yok...
Dilekçem burada!
Korkuyla siyaset yapan biri değilim.
Hadi hesaplaşın CHP’nin Genel Başkanı’yla...”
 dedi…

Maddeleyip geçeceğim:

1-Önce Baykal’a cinsel içerikli uzun kollu oturup kısa kollu kalktığı bir kasetle darbe vuruldu.
2-Sonra bir bakıldı “ben genel başkanlığa adayı olmayacağım” diyen Kılıçtaroğlu kendini şaşalı bir kurultayla CHP’nin genel başkanı buldu.
3-Seçimler geçti. “%35 in altında oy alırsam istifa ederim” dediği seçimden %26 alan CHP’de değişen hiçbir şey olmadı.
4- Fettullahın gazetesi Zaman’a beyanat verebilen ve “Dersim Katliamının Sorumlusu Devlet ve CHP’dir” diyen ve kendisinin CHP’li olmadığını aleni itiraf eden Hüseyin Aygün gibiler Tunceli Millet vekili,Akp’nin Kürt açılımıyla Habur’dan giren pkk'lıların avukatı olan, 2007'de pkk'lıların cenazesine katılıp konuşma yapan Sezgin Tanrıkulu CHP’nin Genel Başkan Yardımcılığına getirildi.
5- Faruk Loğoğlu, Umut Oran, Gülsün Bilgehan ve Faik Öztrak gibi ağır toplardan oluşan CHP heyeti ABD’ye gönderildi. Beyaz Saray dışında yahudi lobisi, neo-con olarak bilinen “düşünce kuruluşları” ile görüşmeler yapıldı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in ekibinden Larry Silverman, Henry Barkey, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı, CSIS ve German Marshall Fund gibi ne kadar Siyonist, dünyanın başının belası emperyalist çakal varsa görüşüldü. Yani özetle ABD’li Siyonist kuruluşlardan icazet (onay) alındı.
6-Bunda Mantık ne idi? (ya da nedir?) AKP aynısını yaptı, ABD, AKP’yi getirdi, bizde yaparız bizi de getirir.Bu bir hatadır.CHP tabanının %99 ABD emperyalizmine karşıdır.Dolayısıyla yemedi.
7-Politikada herhangi bir değişiklik yapıldı mı?
-Hayır.
-O zaman %99 tabana uymayan CHP’ye CHP denile bilir mi?
-Hayır. Zaten kendileri ön eklerle olayı belirttiler.
Yeni-CHP dediler.
Neo-CHP dediler.
Liberaliz dediler.
ABD’ye karşı değiliz dediler.
Bir tek “biz CHP’yi ele geçirdik. Biz CHP maskesi taktık, aslında CHP’li değiliz” demediler. Aslında Aygül bunu da dedi. Duymadık.
8-CHP bu haliyle ne?
-Ana muhalefet partisi.
9-AKP buna ne der?
Ben olsam:
-“Yemede yanında yat” derdim.
-“Oh suyundan da koy” derdim.
Biraz argo oldu ama ne yapayım.
10-İnternette çok tutan bir parçanın sözleri geldi aklıma. AKP ile ilgili.Hit olmuştu.Çoluk çocuğun dilinde dolandı aylarca.
“Mağdurum,mağdurum ben mağdurum”
Hatırladınız sanırım.
Hatırlamayanlar için:

Gelelim artık sadede. Madde falan yok artık.
CHP’nin bu hali ile benim gibi (liboşlaşamamış) birçok kişiyi rahatsız ediyor(haliyle). Sonra gündeme “TÜZÜK KURULTAYI” düştü. Daha bu Pazar Kurtul ALTUĞ’un programında Onur ÖĞMEN’e canlı yayında gelen bir habere karşılık soruldu. “CHP Tüzük Kurultayına gidiyor. Ne dersiniz?” diye.
Ne desin adam? Yukarıda saydıklarımı sayacak hali yok ya.
“Gitmelidir” dedi. “Çözüm CHP’dir” dedi. Kimse bir şey anlamadı, geçti gitti.
İşin aslı şu:
CHP’nin 1280 delegesi var ve 256 tanesinin imzası alındığında Küzük Kurultayına gidile biliyor. İmzalar toplandı mı? Genel Başkan 45 gün içerisinde kurultaya gitmek zorunda. Gitmedi mi? Mahkemelerle işi biraz daha uzata bilir ama CHP tüzüğü bu şekilde.
Kılıçtaroğlu’nun imzaların önünü kesmek için disiplin sopasını kullandığı CHP içten içe kaynadığı, sert tartışmaların olduğu biliniyor.
Tüzük kurultayından neden korkuluyor? Diye düşündüğümüzde hemen göze batan ve muhalif kanadın istekleri var. Hazırlanan yeni tüzük taslağına göre genel başkanın yetkileri azaltılıyor. Nasıl mı?
·         5 yıldan kısa üyeliği bulunan partililer yönetici olmasın deniliyor.
·         il başkanı ve kurultay delegesi olabilmek için de en az 3 yıllık parti üyesi olunsun deniliyor.
Ne oldu?
“Ben CHP’li değilim. Çağırdılar geldim”
“Ben pkk’nı avukatıydım çağırdılar geldim”
“Ben TESEV’ciyim, SOROS Amcanın torunuyum. Çağırdılar geldim”
“Ben liboşum. Çağırdılar geldim” lerin önü kesiliyor canlarım.
İşte bu neo-CHP’den çok “madurum ben ,madurum” şarkısıyla Türkiye’yi talan eden AKP’yi daha çok rahatsız etti.
Böyle ANA-Muhalefet nereden bulacak?
Veririm fezlekeyi oynatırım mağduru.
Jeton düştü mü?
Söylesenize.Sabahı  yaptık yine.
Saygılar.
11 Ocak 2012
Levent Kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."M.A.ERSOY

8 Ocak 2012 Pazar

FİLM


Çöle sürgün edilen bir grup Koreli diplomat ve muhafız grubunun geri dönme mücadelesini anlatıyor. Grup zor doğa şartları ile mücadele ederken, yolda Moğollar tarafından kaçırılan Çin Prensesi ile karşılaşırlar. Grubun komutanı,Çin Prensesin´i kurtarabilirlerse hem ülkeleri arasındaki husumete son verebileceklerini hem de ülkelerine rahatlıkla dönebileceklerini düşünmektedir. Planlarını başarı ile gerçekleştirip, prensesi Moğolların elinden kaçırırlar . Moğollardan kurtulmak sandıkları kadar kolay olmayacaktır.

1 Ocak 2012 Pazar

PROVAKASYONLARI DEĞİL BU FERYADI DUYUN

KORKUNÇ HATA.
VATANDAŞIMIZI TERÖRİSTİN ÇAKALIN MEZESİ YAPMAYIN

Uludere’de 35 yurttaşımızın kaçakçılık yaparken Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması ve hayatını kaybetmesi sonrasında gerçekleşen olaylar, herhangi bir terör olayından daha geniş tahlil edilmeyi gerektiriyor. Ancak bu tahlili yapmadan önce olay ile ilgili şu ana kadar açık kaynaklardan gelen doğru bilgileri yanlış bilgilerden ayıklayarak, resmin ne olduğunu görelim. Ve resimdeki eksiklerden hareket ederek, sorulması gereken soruları ortaya koyalım.

Birinci Tespit: Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu Köyü’nde yaşayan Encü ailesi büyük bir aile. Ailenin bir bölümü Türkiye’de bir bölümü Zaho’da K. Irak’ta yaşıyor. Aile, PKK ile mücadeleye verdiği etkin destekten dolayı, bölgede görev yapan askerler tarafından sevilen bir aile. Encü Ailesi ile TSK arasında yıllar içinde bir güven bağı oluşmuş. Ailenin reisi takma adı Dirbaz olan Naif Encü. Dirbaz Naif Encü korucubaşı olarak senelerden buyana ailesini PKK’ya karşı mücadelede yönetiyor. Sınır boyunda yaşayan bir aile olduğu için PKK’nın saldırılarında ilk hedeflerden birisi. Zaten Emre Uslu, Taraf gazetesindeki makalesinde Encü ailesine “derin devletin aşireti” demeye getiriyor. (Taraf 31 Aralık 2011)

Öte yandan aileye mensup korucular, sınır ötesi operasyonlarda güvenlik güçleri ile K. Irak’a girip çıkıyorlar.Aile şimdiye değin birçok şehit ve gazi vermiş bir aile. Son bombardımanda iki kardeşini, Hüsnü ve Savaş’ı ve 13 yaşındaki oğlunu Erkan’ı kaybeden Mehmet Encü, 1998’de Haftanin kampına düzenlenen bir operasyonda iki gözünü mayın patlaması sonucunda kaybetmiş.(Hürriyet, 31 Aralık 2011) (Unutmayalım, Güneydoğu Anadolu’da çocuklara verilen isimler aynı zamanda siyasal bir tavır ortaya koymaktır. Bu aile siyasi tavrını çocuklara verdiği isimler ile de koyuyor.)  

Bu olayda oğlunu kaybeden bir diğer gazi ise Abdulaziz Encü. Abdülaziz Encü, 1999’da Düğün Dağı’nda bir operasyon sırasında mayın patlaması sonucunda bacağını kaybediyor. Patlamada amcası ölüyor. Bir Mehmetçikte yaralanıyor. Tek bacağı ile gönüllü koruculuk yapan Abdülaziz Encü kızgın: “Çocuğumun tabutunun üstüne bayrak astılar. Hükümet meydanı boş bıraktı. BDP’lilerin propaganda alanı oldu. Bu görüntüyü görünce ciğerim yandı. Bizi sahipsiz bıraktılar.” (Vatan, 31 Aralık 2011) Bir gazinin feryadı. Senelerce çarpıştığı, akrabalarını elinden alan, bacağını elinden alan terör örgütü şimdi oğlunun cenazesini elinden alıyor. 

İkinci Tespit: Türkiye’nin Van-Hakkâri ve bir ölçüde Şırnak sınırı PKK’nın finans kaynağını oluşturan temel kaynak olan uyuşturucu, akaryakıt ve diğer kaçakçılıkların en yoğun olarak gerçekleştiği bölge. (Bu konuda bkz. 11 Kasım 2011 tarihli Van kırsalı ve PKK Holding başlıklı yazıma) Ancak kaçakçılığı yapan sadece PKK yandaşları değil. PKK yandaşlarının kaçakçılık ile büyük bir zenginlik oluşturduğunu gören devlet, devlet yanlılarına da uyuşturucu, silah (akaryakıt konusunda farklı görüşler var) dışında kaçakçılık konusunda göz yumuyor. Anlaşılan o ki, Encü ailesi de bu çerçevede güvenlik güçlerinin bilgisi dâhilinde K. Irak’tan kaçak mal getiriyor. Ailenin bir mensubu “bu sefer askere gittiğimizi haber vermemiştik” açıklamasını yaptı. Demek ki, diğer gidişlerde askere haber verilip öyle gidiliyor. Bu sefer mazota gittikleri için mi haber vermediler bilmiyoruz.  

Burada sorulması gereken soru, PKK’nın düşmanı olan Encü ailesi mensupları nasıl PKK’nın saldırısına uğramadan PKK kamplarına çok yakın bir bölgeden mal taşıyabiliyorlar. Hemen büyük komplo teorileri geliştirmeye gerek yok. Bunun cevabı çok basit olabilir. Encülere mal tedarik eden K. Irak’taki aşiret PKK’ya bu konuda baskı yapmış olabilir. Ancak bu soru cevaplandırılması gereken bir soru?
Üçüncü Tespit: MİT’in PKK içindeki elemanından Feyman Hüseyin’in liderliğindeki bir grubun kaçakçıların kullandığı yoldan Türkiye’ye geçiş yapacağına dair bir haber 19 veya 20 Aralık’ta istihbarat olarak geliyor. MİT bilgiyi Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına geçiyor. 29 Aralık günü Heronlar anılan bölge olan Sinat-Haftanin görüntü alıyor. Kaçakçı olabilecekleri şüphesi doğuyor. İstihbarat için tekrar teyit isteniyor. MİT istihbaratı teyit ediyor.(Başbakan Erdoğan ve MİT ikinci istihbarat teyidini reddettiler. Genelkurmay Başkanlığı ilk açıklamasında istihbarat kaynağı olarak “çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat” demektedir.) Ve iki savaş uçağı bölgeyi bombalıyor. Genelkurmay Başkanlığı ikinci kez istihbaratı MİT’ten teyit edip etmediğini açıklamalıdır.

Dördüncü Tespit: Daha bombardıman devam ederken, Encü ailesi bölgedeki askeri birliğe telefon ederek kendi çocuklarının bombalandığı bilgisini vermiştir. Muhtemelen saat 23.00-24.00 arasında AKP Hükümeti ve Genelkurmay Başkanlığı yanlışın farkına varmış ve şoka girmiştir. Bu noktada PKK-BDP’nin inisiyatifi ele alarak, senelerden buyana düşman olarak belledikleri Encü ailesine “Kürtlük” adına sahip çıkarak, siyasal istismar sürecini başlatmışlardır. 

Beşinci Tespit: PKK’nın inisiyatifi ele geçirmesi, çok geçte olsa yanında asker ve jandarma olmadan baş sağlığı için giden Uludere kaymakamının dövülmesi, cenazelerin kalkması sırasında PKK çaputlarının tabutlara örtülmesi, kamuoyunun bir bölümünde “bunlar zaten PKK’lı imiş, üstelik yaptıkları kaçakçılık PKK finansmanı için” şeklinde bir algının doğmasına yol açmıştır. Bu da ortaya “öldüler ise öldüler, ne olacak yani. Bizim askerlerimiz de şehit oluyor” tepkisini çıkarıyor. Oysa, Abdülaziz Encü, mayın patlamasından sonra kendisine takılan birliğin elindeki tek serumu, çıkartarak, oğlu yaşındaki yaralanan Mehmetçiğe taktırıyor. Şimdi istediği, düşmanı olan PKK devletin ve milletin yanında olması. 

Altıncı Tespit: Yapılması gereken ilk şeyler: 

1) Encü ailesinin PKK istismarından kurtarılması. Bakanların ziyareti, Başbakan’ın telefon ile araması, CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun ziyareti olumlu adımlardır. Ancak muhakkak Genelkurmay Başkanı TSK ile silah arkadaşlığı yapan bu aileyi ziyaret ederek gönüllerini almalıdır. Encü ailesi ile yoğun ilişki süreci daha sonrada devam etmelidir. 

2) Eş zamanlı olarak istihbarat çarkının nerede kırıldığı, neden kırıldığı muhakkak ortaya çıkarılmalıdır. 
Ümit Özdağ


BAŞIMIZ SAĞ OLSUN
 ACI GERÇEK . 
ÖLENDE BİZİM ÖLDÜRENDE BİZİM.




 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

31 Aralık 2011 Cumartesi

BORDER PATROL'UNUZ HAYIRLI OLSUN.HOŞ GELDİN DECCAL


Türk jetleri Irak sınırları içerisinde ABD’den aldıkları bilgi paylaşımıyla operasyon yapıyor ve 35 kaçakçılık yapan vatandaş ölüyor.

Türk ordusu kendi sivil vatandaşını öldürdü diye kıyamet kopuyor. Yandaş yanaşma, liboşu, fettullahçısı, ayrılıkçı kürdü TSK’yı suçluyor. ABD’ye polis bursu ile giden sonra “kıtalar arası uçamaz” raporu alıp ülkeye yılarca dönmeyen, döndüğünde girdiği sınavda gösterdiği üstün başarısızlık nedeniyle polislik mesleğinde yükselemeyen, öğretim üyeliğine ve taraf gazeteciği köşe yazarlığına terfi eden Emre Uslu twitterde tam bir uçuşa geçti ve bu bombalama olayını Ergenekon’a mal etti. Taktire şayan bir uçuş denemesi.Kuyruğunu ABD’ye kaptıranlardan beklenecek bir fikir yürütme başarısı.tebrik ediyorum kendisini.

Ama bakınız; bu olayı duyduğumda benim aklıma gelenler nelerdi?
1-Biz müthiş bilgi paylaşımını ABD’den alıyoruz.
2-Daha düne kadar İsrail’in 1 teröristi gören ama 300 teröristi görmeyen Heronlarından alıyorduk.
3–Bir kaç senedir TSK’lerinin ve jandarmanın yetkileri daraltılıyor.
4-İçişleri Bakanlığına ağır silah alma yetkisi verildi.
-İçişleri bakanlığı ne yapacak ağır silahı?
Kendine bağlı olan polise verecek.
-Yani ne demek bu?
Polisin tank alma yetkisi var demek.
5-Sonra AB baş müzakerecisi Egemen Bağış bir açıklama yaptı. Türkiye AB’ye girecekmiş.
-Eeee.
Dolayısıyla AB’nin sınırları Türkiye’nin sınırları olacakmış.
-Sonra.
AB’nin sınırlarını Türk ordusunun koruması AB norm ve kriterlerine uygun değilmiş.
-E ne yapalım?
“Border patrol” (sınır muhafızları)  kurulacakmış. İçişlerine bağlı olacakmış. Yöre insanından olacakmış. Ayrıca istihdam da sağlayacakmış.50 Bin kişiden oluşacakmış.
—Süper güzellikte bir fikir.
Çocuklarda pkk kamplarının arasından geçerek kaçakçılık yapmak zorunda kalmaz. Pkk’ya karşı Türkiye sınırlarını korurlar artık.
6-Bu arada ABD Irak’tan çekiliyor. Tası tarağı, ağır silahlarını, fosfor bombalarını topladı kıçına baka baka Türkiye topraklarına çekiliyor. Türkiye’den de 1 bilemedin 2 sene içerisinde çekilecekmiş.
7-Bu arada BDP’nin kadın milletvekilleri özerklik ilan ediveriyor. Adamların zaten hiç ses soluğu çıkmıyor. TBMM’de bir iki artistliğin dışında süt dökmüş kedi.
Ne oldu arkadaşlar?
Özerklik istiyorsun.
ABD ağır silahlarıyla ülkende.
50 000 kişilik Sınır Muhafız Birliği yöre halkından kuruyorsun.
Yemede yanında yat.
Türkiye Cumhuriyetin vatandaşlarının vergileriyle ABD güdümünde Kürt ayrılıkçı özerk yapılanmasına 50 000 kişilik silahlı, eğitilmiş dibine kadar ayrılıkçı faşist bir ordu oluşturuluyor.
Ozaman:
Hoş geldin 2012.
Hoş geldin marluk, deccal, ne olduğu belli olmayan abuk sabuk şeyler.
Hoş geldin iç savaş.
Hoş geldin kan gözyaşı ve ölümler.
Hoş geldin siyonistin hasat mevsimi.
Hoş geldin ABD.
Güle güle kardeşlik.
Birlik, beraberlik ve bilumum güzel şeyler.
Bunun için ne gerekiyordu?
“Türk Ordusu sınırlarını koruyamıyor.” gerekiyor.
“Türk Ordusu kendi sivil halkını öldürüyor” gerekiyor.
Bunları sağladı mı? Bu olay.
Kaymak gibi sağladı.
Şimdi hazır olun.
Yandaş, yanaşma, liboş, fetoş, ayrılıkçı faşist kürt medyaya atacakları başlıkların emri gelmeden söyleyelim.
Yakında bu ve benzer başlıklar göreceğiz ve tartışmalar dinleyeceğiz.
“Türk Ordusu sınırları koruyamıyor.”
 “Türk Ordusu kendi sivil vatandaşını bombalıyor”
“Türk Ordusunun içerisinde hala Ergenekoncular var”
Ve neticede ve kesinlikle:
“ABD’NİN MEKSİKA SINIRINDAKİ GİBİ “BORDER PATROL” (SINIR MUHAFIZLARI) GELİYOR.”
ABD müthiş bilgi paylaşımıyla kaçakçı vatandaşları bombalattırıp “border patrol” (sınır muhafızları) yapılanmasına geçişi sağlayacak propaganda malzemesi oluşturuverdi.Şimdi sıra medyada ve AKP , neo-CHP,MHP ve tabiki BDP de.
Mutlu yıllar.
Ama gelen yıl 2012 dikkat edin.
31/12/2011
Levent kalem



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

29 Aralık 2011 Perşembe

AKDENİZ'DE RUM VE TÜRKİYE'NİN HARİTALARI RESMİLEŞTİ GELECEK YIL GÜNEYDE DOĞALGAZ GERGİNLİĞİ VAR!


Kıbrıs Rum kesimi ile TPAO'nun Akdeniz'de doğalgaz ve petrol arayacaklarını ilan ettikleri bölgelerin çoğu çakışıyor. Her iki tarafın da aynı bölgede arama ve sondaj çalışmaları yapması yeni bir krizin kapısını aralayacak. Olayın seyrini Rumların 12. bölgede yaptığı arama sonuçları belirleyecek
 Rumların Akdeniz'de tek taraflı olarak başlattığı doğalgaz sondaj çalışmalarında gerginlik daha da artacak gibi.

12. bölgede arama çalışmalarını sürdüren Rum kesiminin birkaç gün içinde açıklama yapması bekleniyor. Türkiye ve Rum kesiminin arama yapmak için belirlediği haritalarda çakışan bölgelerin sayısı da dikkat çekiyor. Her iki tarafın da hak iddia ettiği alanların birinde çalışma başlatılması durumunda uluslararası kriz çıkacak. Her ne kadar Rum Kesimi, 'Bulunan her yeraltı kaynağı iki halkın da zenginliği' dese de Rum bakanlar Türkiye'yi 'kabadayılık' yapmakla suçluyor. Rum kesiminin Akdeniz'de Münhasır Ekonomik Bölgeler oluşturup aramaya başlamasının ardından Türkiye'de harekete geçti.
TPAO ile KKTC Enerji Bakanlığı arasında imzalanan 'Petrol Sahası Hİzmetleri ve Üretim Paylaşımı Sözleşmesi'yle resmi adımlar atıldı. TPAO, arama ve sondaj yapacağı alanları 7 bölgeye ayırdı. Bu bölgelere de A'dan G'ye kadar simgeler verildi. TPAO'nın ruhsat aldığı bölgelerle Rum kesiminin gösterdiği ve 13 parsele ayırdığı bölgelerin birçoğunun çakıştığı ortaya çıktı. TPAO'nun belirlediği harita Rum kesimi basınında 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarından kuşku duymasına yol açtığı' da belirtildi.

NOBLE'IN 'BULGU' AÇIKLAMASI YİNE ERTELENDİ
GÖZLER, Kıbrıs Rum kesiminin atacağı adımda. Çünkü Rumlar, bir süre önce arama yaptıkları 12. bölgede doğalgaz bulduklarını açıklamıştı. Arama çalışmalarını yürüten Noble Energy'nin ayrıntılı açıklama yapacağı 15 Aralık tarihi ötelendi. Rum Alithia gazetesinde yer alan 'Noble şirketinin açıklamasında küçük erteleme' başlıklı habere göre şirketin araştırma sondajları sırasında bazı teknik sorunlar yaşadığı bu nedenle açıklamanın 25 Aralık'ta yapılacağı duyuruldu. Ancak bugüne kadar herhangi bir açıklama yapılmadı. Herkesin merakla beklediği açıklamanın yıl bitmeden yapılacağı tahmin ediliyor.

TPAO: Sorun çıkarsa siyasiler devreye girer
TÜRKİYE'nin hangi bölgelerde arama yapacağının temelleri Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun New York'ta imzaladığı anlaşmayla atıldı. TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal 'Bu anlaşma ve uluslararası diğer anlaşmalarla belirlenmiş sınırlara bağlı kalarak bu haritayı oluşturduk. Her iki haritada çakışan bölgeler var. Bu bölgelerde petrol ya da doğalgaz bulunup sondajın başlaması durumunda ne yapılacağını hükümetler kararlaştırır, ben bilemem' dedi.

Rumlar zeytin dalı uzatmaya çalışıyor
TARTIŞMANIN yeniden alevlenmesi beklenirken, geçtiğimiz günlerde Rum tarafından ilginç bir açıklama geldi. Rum kesiminin sözcüsü Stefanos Stefanu, bulunacak doğalgazın Kıbrıs sorununda bir çözüm olsun ya da olmasın, tüm Kıbrıslılar ile paylaşılacağını söyledi. Sözcü, doğalgazın Avrupa'ya Türkiye üzerinden taşınması için projeler hazırladıklarını da açıklamıştı. Ancak Rum basını bu açıklamaların doğru olmadığını, hükümet sözcüsünün böyle bir beyanat vermediği yönünde haberler yaptı.
 
Kaynak: Esin GEDİK/ Akşam Gazetesi
 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

24 Aralık 2011 Cumartesi

ERMENİ'DEN ÖZÜR DİLEYEN ÖNCÜ EKİP

KİMSENİN BENİ VE ATALARIMI SOYKIRIMCI KATİLLER OLARAK GÖSTERMESİNE HAKKI YOKTUR.
BUNA ÖNCÜLÜK YAPAN VE GELDİĞİMİZ BU SÜRECİN BAŞLAMASINA SEBEP OLAN, İÇİMİZDEKİ KENDİLERİNİ AYDIN SANAN EMPERYALİST UŞAKLARINI KINIYORUM.
TARİHİ SIRAYA GÖRE ÖNCÜ GÖRÜNEN BU ŞAHISLARI DEMEOKRATİK HAKKIM OLAN BİÇİMİYLE BLOGUMDA YAYINLIYOR VE PROTESTO EDİYORUM. ETNİK KÖKENİNİZ NE OLURSA OLSUN; HEPİNİZDEN ANADOLU TOPRAKLARINDA YAŞAYAN BİR FERT OLARAK UTANIYORUM.SİZLERLE AYNI HAVAYI SOLUMAK BİLE İSTEMİYORUM.
Tüm isimler kendi sitelerinde mevcuttur.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."