29 Haziran 2011 Çarşamba

CENGİZ  ÇANDAR KÜRT RAPORU YAZDI

     CENGİZ ÇANDAR'IN SPONSORU ABD'Lİ CHREST VAKFININ TÜRKİYE GENELİNDE 2001/2011 ARASINDA DAĞITTIGI HİBELER (DEĞERLER X1000 DOLAR)

 2001   Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı         75,88 
 2001   Çağdaş Eğitim Vakfı          31,16 2002   
Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı         54,69 
 2002     yerel toplum liderleri       3,028 
 2002        yerel toplum liderleri        30
 2003       KDM, Kadın Danışma Merkezi        49,5 
 2003 Çocuk Göğüs Hastalıkları Derneği         50
 2003 yerel toplum liderleri        10
 2004   Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV)         50
 2004   Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV)         27,5 
 2004 KA-MER           42,545 
 2004 KA-MER           100 
 2004   İstanbul Uluslararası Kadınlar Derneği         10 
 2004   İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV)         40 
 2004   İlhan Koman Kültür ve Sanat Vakfı         30 
 2004   Çocuk Göğüs Hastalıkları Derneği         20 
 2005 KA-MER VAKFI           150 
 2005 Kalkınma Merkezi            14,5 
 2005   Anadolu Kültür          107,09 
 2006 Umut Işığı Kadın, Kültür, Çevre, Kültür ve İşletme Kooperatifi           24,8 
 2006   Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)/Kadın Fonu         34,275 
 2006 Kalkınma Merkezi            45,039 
 2006   Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği         35 
 2006   İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV)         7,58 
 2006   İstanbul Bilgi Üniversitesi         18,863 
 2006   IPS İletişim Vakfı          24,017 
 2006 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)ve Çocuklarla El Ele Derneği           18,67 
 2006 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)ve Çocuklarla El Ele Derneği           12,69 
 2006 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)           29,97 
 2006       BİN-DER     18 
 2006   Anadolu Kültür          9,93 
 2007 Umut Işığı            20,8 
 2007  Sosyal Kalkınma ve Cinsiyet Eşitliği Politikaları Merkezi (SOGEP)   36,92 
 2007 KA-MER VAKFI           51 
 2007 Kalkınma Merkezi Derneği           26,488 
 2007 Kalkınma Merkezi Derneği           49,8 
 2007 Kalkınma Merkezi Derneği           49,8 
 2007   KAGİDER         6,8 
 2007 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)           20,054 
 2007   Anadolu Kültür         2 
 2007   Anadolu Kültür         25,2 
 2007   Anadolu Kültür         44,165 
 2008   Van Kadın Derneği 21,775 
 2008   Uluslararası Hrant Dink Vakfı         44,92 
 2008   Sürdürülebilir Kırsal ve Kentsel Kalkınma Derneği (SÜRKAL)    12,15 
 2008 Kalkınma Merkezi Derneği           9,562 
 2008 Kalkınma Merkezi Derneği           20,813 
 2008   Kadınların İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği         50 
 2008   Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)         49,349 
 2008   İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV)          10,425 
 2008   Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi Derneği (CGSG)         6,712 
 2008 Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA)           28,708 
 2008   Anadolu Kültür         7,117 
 2008   Anadolu Kültür         25,57 
 2008   Anadolu Kültür         18,09 
 2008   Amargi Kadın Kooperatifi         26,05 
 2009   Uluslararası Hrant Dink Vakfı          33 
 2009   Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV)         13,333 
 2009   Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)         51,406 
 2009   Sabancı Üniversitesi          15 
 2009 Kalkınma Merkezi Derneği           49,8 
 2010   Uluslararası Hrant Dink Vakfı         29,64 
 2010   Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)         26,319 
 2010   Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)         40,101 
 2010 Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği (DUY-DER)           25,4 
 2010   Sabancı Üniversitesi         15 
 2010 Kalkınma Merkezi Derneği           34,2 
 2010   İlhan Koman Kültür ve          20,1 
 2010   Sanat Vakfı           
 2010 Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü           50 
 2010   Boğaziçi Üniversitesi Vakfı         40 
 2010   Anadolu Kültür         14,77 
 2010   Anadolu Kültür         49,08 
 2011   Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)          14,755 
 2011 Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği (DUY-DER)           30 
 2011   Anadolu Kültür         52,2                                      



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

27 Haziran 2011 Pazartesi

CPD

GELİN ŞİMDİ İSLAMI TERÖRİST GÖREN TURUMANCU DANGERLERİN KOMİTE ÜYELERİNE YAKINDAN BAKALIM.
BURADA ÖZELLİKLE  İKİ İSİM VAR.AMİLTAY(LAR) IRAK’TA KÜRT POLİTİKASININ ETKİN İSMİ.YİNE ZEYNO BARAN.TANIMAYAN YOKTUR HERALDE.




Present Danger Komitesi Üyeleri
Hon. George Shultz , Devlet (eş-Başkanı) eski Bakanı 
R. James Woolsey , (co-Yönetim Kurulu Başkanı) Merkezi İstihbarat eski Müdürü
Morrie Amitay , Başkan Yardımcısı, Ulusal Güvenlik İşleri için Yahudi Enstitüsü 
Michael Auslin , Resident Scholar, American Enterprise Institute 
Zeyno Baran , Kıdemli Araştırmacı, Hudson Enstitüsü 
Mark Benson , Başkan, APCO Insight 
Ilan Berman , Başkan Yardımcısı, Amerikan Dış Politika Konseyi 
Hon. Bill Brock , ABD Senatosu eski üyesi 
Henry Cooper , eski Baş Müzakereci ABD, Cenevre Savunma ve Uzay Görüşmelerde 
Jack David , Kitle İmha ve Müzakereler Politikası Mücadele Silahlar Savunma eski Bakan Yardımcısı 
Candace de Russy , yazar ve New York Devlet Üniversitesi eski mütevelli 
Mark Dubowitz , Executive Müdür, Demokrasiler Savunma Vakfı 
Rachel Ehrenfeld , Müdür, Demokrasi Amerikan Merkezi 
Richard Fairbanks , Büyük de eski Büyükelçisi 
Alvin S. Felzenberg , İletişim, 9-11 Komisyonu eski Başkanı 
John Fonte, Müdür , Amerikan Ortak Kültür Merkezi, Kıdemli Araştırmacı , Hudson Enstitüsü 
Hon. Frank Gaffney , Güvenlik Politikası Başkanlığı, Merkez 
Jeffrey Gayner , Başkan, Egemenlik için Amerikalılar 
Farid Ghadry , Suriye Reform Partisi Yönetim Kurulu Üyesi 
Newt Gingrich, ABD Temsilciler House Eski Başkanı 
Lawrence J. Haas ABD Dış Politikası, Kıdemli Araştırmacı, Amerikan Dış Politika Konseyi
Peter Hannaford , üye, yönetim kurulu SMG, yazar, kamu işleri yürütme 
Hon. Jerome M. Hauer , Eski Bakan Yardımcısı Halk Sağlığı Acil Durum Hazırlık, HHS 
Amoretta M. (Amie) Hoeber , Müsteşar eski Yardımcısı, ABD Ordusu 
Michael Horowitz , Kıdemli Araştırmacı, Hudson Enstitüsü, Eski Hukuk Müşaviri, OMB 
Peter Huessy , Başkan, jeostratejik Analizi 
Kenneth M. Jensen , Dış İlişkiler Genel Direktörü, Amerikan Komiteleri 
Avi Jorisch , Eski Politika Danışmanı, Terörizm ve Mali İstihbarat Hazine Bölümü Office, Kıdemli Araştırmacı, Demokrasiler Savunma Vakfı 
John T. Joyce Serbest Sendikacılık için, Başkan Yardımcısı, Kurul
Hon. Max Kampelman , eski ABD Büyükelçisi ve başkanlık danışmanı 
Phyllis Kaminsky , Eski Direktörü, Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi 
Anne Korin , Co-yönetmen, Küresel Güvenlik (IAGS) Analizi Enstitüsü 
Charles Kupperman , Başkan Yardımcısı, Stratejik Uyum ve Operasyonları, Füze Savunma Sistemleri 
Gal Luft, Yönetici , Küresel Güvenlik Analiz Enstitüsü
Dana M. Marshall , Başkan Yardımcısı Uluslararası Ekonomi Politikası eski Kıdemli Danışmanı 
Clifford Mayıs Demokrasiler Savunma Başkanı, Vakıf 
Andrew McCarthy , Eş-Başkanı, Hukuk ve Terörle Mücadele Merkezi , Demokrasiler Savunma Vakfı
Hon. Robert McFarlane , eski Ulusal Güvenlik Danışmanı 
Edwin Meese III , ABD eski Başsavcısı 
Hedieh Mirahmadi , Başkan, WORDE 
Joshua Muravchik , Üyesi, Dış Politika Enstitüsü, John Hopkins SAIS 
Chet Nagle , Eski Savunma Resmi (ISA) Bölümü 
Hon. Michael Novak , George Frederick Jewett Başkanı Emekli, American Enterprise Institute 
Hon. Mark Palmer , Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri eski Bakan Yardımcısı 
Daniel Pipes , Direktör, Orta Doğu Forumu, Yazar ve Yorumcu
Danielle Pletka , Başkan Yardımcısı, Dışişleri ve Savunma Politikası Çalışmaları, American Enterprise Institute 
Norman Podhoretz , Yazar, Cumhurbaşkanlığı Madalyası Alıcı Özgürlük 
Bruce M. Ramer , Üyesi, Dış İlişkiler Konseyi 
Hon. Peter R. Rosenblatt , eski ABD Büyükelçisi 
Nicholos Rostow , Eski Çalışanlarımız Müdürü, İstihbarat Komitesi Senato seçin 
Hon.Edward L. Rowny , eski Büyükelçi / Korgeneral, ABD (E.) 
Kenneth Schwartz , yönetim kurulu, Demokrasiler Savunma Vakfı
Jonathan Schanzer , Demokrasiler Savunma Araştırma, Vakfı Başkan Yardımcısı 
Randy Scheunemann Hon. Richard Schifter , İnsan Hakları ve İnsani İşler Sorumlu Devlet eski Bakan Yardımcısı 
Peter Schweizer , Hoover Enstitüsü 
Nina Shea, Müdür , Din Özgürlüğü için Hudson Enstitüsü Merkezi 
Hon. John H. Shenefield , Amerika Birleşik Devletleri eski Associate Başsavcı 
Max Singer , kurucusu ve Hudson Enstitüsü'nün kıdemli 
Hon. James Strock , Çevre Koruma eski Kaliforniya Sekreteri 
Kenneth R. Timmerman , Başkan, İran'da Demokrasi Vakfı 
Victoria Toensing , eski Yardımcısı Vekili Başsavcı, Ceza Dairesi, Adalet ABD Bölümü 
Arnold S. Trebach , JD, Ph.D. Emekli profesör, Amerikan Üniversitesi 
Robert F. Turner , eski Müşaviri, Cumhurbaşkanı İstihbarat Gözetim Kurulu, Beyaz Saray 
Hon. Michael Wildes , Esq, Yönetici Ortak, Wildes ve Weinberg, PC;. Eski Federal Savcı 
Francisco Wong-Diaz , Ph.D., Esquire, Hukuk Profesörü ve Politika 
James Zumwalt , eski Kıdemli Danışmanı Yrd. İnsan Hakları ve İnsani İşler Sorumlu Devlet Bakanı 

 ŞİMDİ SORUYORUM SİZE :BU İNSANLAR  NE İŞ YAPAR?
BEN SÖYLEYEYİM.ABD ÇIKARLARI DOĞRUSUNDA ESKİDEN KOMÜNİST ÜLKELERİ PARÇALAMAYA ÇALIŞIRDI.
ŞİMDİ İSE ULUS DEVLETLERİ;ÖZELLİKLE DE B.O.P ÇERÇEVESİ ADI ALTINDA İSLAM ÜLKELERİNİ PARÇALIYORLAR.
BUNU DA ETNİK AYRIMCILIKLA YAPIYORLAR.
İŞTE ONUN İÇİN VARLAR.
HEPSİNİN ARKASINDA SİYONİST ÖRGÜTLER VAR.
İSTER BUNA SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEYİN,İSTER TİNG TANG DEYİN AMA ŞUNU UNUTMAYIN; BUNLAR HİÇTE BÖYLE SİVİL FALAN DEĞİLLER..HEPSİNİN ARKASINDA AMERİKA DEVLETİ,İSTİHBARAT KURUMLARI ,İSRAİL VE AVRUPA EMPERYALİZMİ VAR.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."



TANER, NE DEDİYSE ÇIKTI!
Tesadüf mü, tahmin mi
yoksa kehanet (!) mi!..
MİT’in eski müsteşarı Emre Taner’in
kurumun 80. kuruluş yıl dönümünde
yaptığı açıklamalar “Arap Baharı”nın
patlamasıyla büyük bir anlam kazandı
Müthiş bir vizyon!..
MİT eski Müsteşarı Emre Taner’in 4 yıl önce, 80. yıl dönümü dolayısıyla kurumun internet sitesinden yayımladığı mesaj, çok kısa zamana sığan gelişmelerle bire bir örtüştü.
Çehresi değişen MİT
Arap ülkelerindeki isyanların şifrelerinin yanı sıra Türkiye’nin takınacağı tutumun da ipuçlarını veren Taner, MİT’in AKP-PKK müzakerelerinde etkin rol almasını sağladı.
Taner ne demişti?
- Uluslararası sistem yeniden şekillenecek, tanımı değişecek.
- Birçok ulus devlet maratonu kaybedecek, egemenlik gidecek.
- Türkiye’nin ’bekle gör-tavır al’gibi bir tutum izleme lüksü yok.
- MİT organizasyon şeması ve yeni yapılanmayla revize edilecek.
Sonuçlar ne oldu?
- 22 ülkenin sınırını değiştirecek BOP ve GOP devreye girdi.
- Pek çok ülkede karışıklık çıktı, bazılarına ‘demokrasi’ geldi.
- Afganistan’dan Libya’ya aktif görev aldık, BOP Eş Başkanı olduk.
- Yapısı ve yönetimi değişen MİT, PKK müzakerelerinde rol aldı.
Amerika ile iyi ilişkilerin fotoğrafı!
AKP’nin dış politika dümenini teslim ettiği Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile rotası hayli değişen Türkiye, ABD-AB eksenindeki çizgisiyle birçok komşusunun nefretini kazandı, hatta elçiliklerine saldırıldı ama ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan büyük övgüler almayı başardı.
Taner, “Arap Baharı”nın
şifresini 4 yıl önce verdi
2007’de MİT’in 80. kuruluş yıldönümü nedeniyle mesaj yayımlayan Müsteşar,  Arap dünyasında bugün yaşananları ve Türkiye’nin tavrını anlattı.
Tunus’la başlayıp, Mısır, Libya, Yemen ve Suriye ile devam eden ve “Arap Baharı” diye adlandırılan Arap ülkelerindeki ayaklanmaların ipuçları, eski MİT Müsteşarı Emre Taner tarafından 4 yıl önce verildi. Taner, 2007 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 80. kuruluş yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında ilerleyen Arap Baharı ile ilgili gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin takınacağı tavrın şifrelerini de verdi. Taner, Ocak 2007’deki mesajında, uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bir sürecin yaşandığını belirterek günümüzde net bir şekilde ortaya çıkan gelişmeleri haber verdi. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin, 100 yıl boyunca önemli değişmelere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir evreyi işaret ettiğini belirten Taner, Türkiye’nin gelişmeler karşısında bekle-gör-tavır al gibi bir tavır takınma lüksü olmadığını da ifade etti. Taner, mesajında, şu ifadeleri kullandı:

Global düzeyde değişim
“Dünyadaki tüm değerler, ilişkiler, sistemler ve düzenler, ister sosyal-ekonomik-siyasi, ister ahlaki-dini olsun yeniden şekillendiği ve hatta yeniden tanımlandığı bir süreç yaşanıyor. Yaşadığımız bu süreç aynı zamanda parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlıryla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir. Geçmişte de uluslararası sistemin bir veya birden çok noktasında mutlaka bir değişim yaşanmıştır. Bunun etkileri geçmişte daha çok bölgesel nitelikte olsa da günümüz şartlarında özellikle her alanda yaşanan küreselleşmenin sonucu olarak global düzeye taşınmıştır.”  “Bulunduğumuz dönem gelecekte birçok ulus devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. Bu devletler sadece gelişmemekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olmamakla kalmayacak, aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir. Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretmek ve uygulamak için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz etmek ve uygun vasıtalarla karşı koyma zorunluluğu ve ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyılın güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar artırmıştır. Önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin kuralları belirlenmiş, stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır.” 

BOP devreye girdi
Taner’in bu açıklamalarının ardından, ABD’nin Orta Doğu’da tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı planladığı Büyük Orta Doğu Projesi ve Kuzey Afrika ülkelerinin de dahil edildiği Genişletilmiş Orta Doğu Projesi, adım adım uygulanmaya başladı. 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi amaçlayan proje, Tunus, Mısır, Yemen, Libya ve Suriye’de sahnelendi.

Türkiye’nin pozisyonunu anlattı
MİT’in 80 yılı nedeniyle yayımladığı mesajda Türkiye’nin, potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, çeşitli istikrarsızlık potansiyeli taşıyan Kafkaslar ile 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Orta Doğu’nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip olduğunu ifade eden Müsteşar Emre Taner, Türkiye’nin gelişmelerle ilgili pozisyonu konusunda da ipuçları vermişti. Taner’in 4 yıl önce ifade ettiği, “Bu süreç içinde Türkiye gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da bekle-gör-tavır al- taktiğiyle sınırlama lüksüne sahip değildir. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye’ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye, tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır” şeklindeki öngörüsü, günümüzdeki olaylarda ortaya çıktı.

Eş başkanlık yaptı
Sık sık “BOP’un eş başkanıyım” diyen Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Mısır, Libya ve Suriye’deki ayaklanmalarda ABD’yle birlikte hareket etti.

Obama talimat verdi
Erdoğan yerine getirdi
BOP’un eş başkanlığına soyunan Başbakan Erdoğan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmelerde ABD’yle birlikte hareket etti. Aralık 2009’da Beyaz Saray’da gerçekleşen buluşmada, ABD Başkanı Obama, Erdoğan’a taleplerini şöyle sıraladı: Afganistan’daki katkınızı artırın. İran’ı ikna edin. Ermenistan’la imzalanan protokolleri Meclis’te onaylayın. “ ’Arap Baharı’nın devreye girmesinin ardından da ABD’den Libya ve Suriye konusunda Türkiye’den istekler çoğaldı. Libya’ya müdahaleye önceleri karşı çıkan Erdoğan, daha sonra bu ülkeye yapılan operasyonlarda büyük rol oynadı. Türkiye, NATO’nun Libya’ya müdahale eden güçlerine İzmir’den komuta edilmesini kabul etti. Eski dostu Beşşar Esad’a reform çağrıları yapan Erdoğan, Suriye’deki gelişmelerde ABD’nin yanında yer aldı. Kaddafi ve Esad gibi dostlarını kaybeden Erdoğan, Obama ve diğer ABD’li yetkililerden ise övgüler aldı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone, ” Türkiye ile yakın işbirliği içindeyiz. Suriye’de ne yapılması gerektiği konusunda hem fikiriz “ diyerek, Esad yönetiminin altını, AKP hükümetiyle birlikte kazdıklarının mesajını verdi. Geçen haftaki Obama-Erdoğan telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada da işbirliği bir kez daha teyit edildi.

ABD açılımı denetledi
Türkiye’de 9 yıldır iktidarda bulunan AKP, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin en büyük destekçisi. ABD’nin  proje kapsamında Orta Doğu ülkelerindeki faaliyetlerinde büyük rol oynayan Türkiye, ülke içinde de Amerikalıların talepleriyle hazırlanan Kürt açılımı projesini uyguluyor. 2009‘da dönemin ABD Ankara Büyükelçisi James Jeffry, Türkiyle’deki açılımı denetleyici isim olarak da görev yapmıştı. Açılımda istenilen hıza ulaşılamadığı zamanlarda eleştirelirini yoğunlaştıran Jeffry, istenilen adımların atıldığında ise AKP hükümetine övgüler yağdırıp yeni adımlar için cesaretlendirmişti. Sözde Kürt sorununun çözümü için sık sık akıl veren Jeffrey AKP’nin ’açılım’ performansını övdükten sonra, terörün sona erdirilmesi için gerekli ekonomik adımlarıın da atılması gerektiğini söylemişti.

MİT’teki değişimi de açıkladı
Emre Taner, MİT’in 80. yıldönümü mesajında kurumda yapılacak değişimin ipuçlarını da verdi. MİT’in yeni vizyonunu 4 yıl önce “2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Birlik ve beraberlik içinde ülkemizin içinden geçirmekte olan muğlak ve tehlikeli dönemden başarıyla daha da güçlenmiş olarak çıkarmak ve çocuklarımıza gurur duyacakları bir gelecek bırakmaktır” şeklinde açıklayan Taner’in çalışmalarının ardından 2009 yılında MİT’in yapılanmasında çok önemli değişiklikler oldu. İstihbarat ve operasyonlar tek müsteşar yardımcılığı bünyesinde birleştirildi, iç ve dış istihbarat birimleri olarak yeniden örgütlendi, karşı-casusluk birimi önem açısından iç ve dış istihbaratla eşit düzeye yükseltildi. Dinleme ve izleme görevlerini üstlenen elektronik ve teknik istihbarat biriminin düzeyi de müsteşar yardımcılığına yükseltildi. MİT’in kamuoyuna dönük yüzü olarak bilinen Psikolojik İstihbarat Başkanlığı ise
kaldırılıyor.

Vazgeçilmez üç ayak
Eski MİT Müsteşarı Emre Taner, 4 yıl önceki mesajında,  bölgedeki gelişmeler karşısında Türkiye’nin sahip olması gereken donanımlar için şu ifadeleri kullanmıştı: “Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılandırma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç ayağın ifade edilen özellikleri ise güçlü, dinamik, etkin, esnek; hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zörlu dönemde özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslararası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır.”

Apo ile görüşmeleri üstlendi
TESEV’in Kürt raporunda yer alan Öcalan ile devlet görüşmelerinin tarihçesinde, 2005 yılına kadar askerler tarafından yapılan görüşmelerin 2005 yılından itibaren dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Emre Taner tarafından üstlendiği ifade edildi. Taner, İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüştü. Taner, İmralı görüşmelerini emekliliği nedeniyle görevi bıraktığı 2010 yılına kadar sürdürdü ve ardından bu görüşmeleri Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nden bürokratlara bıraktı.

Kalın’dan itiraf
Arap ülkelerindeki ayaklanmalar konusunda Türkiye’nin oynadığı rol, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı İbrahim Kalın’ın önceki gün Washington’da yaptığı açıklamayla kanıtlandı. Kalın, Arap dünyasındaki haydut rejimleri angaje etme politikasının Türkiye’ye, Arap Baharı’nın sonucunu şekillendirmede eşsiz etkileme gücü sağladığını belirtti. Washington Times, Kalın’ın konuşmasını “Türk Politika Danışmanı: Türkiye Arap Baharı’nı Şekillendiriliyor” başlıklı haberinde yansıttı.

Osmanlı önerisi
ABD’nin BOP projesine AKP dışında eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da destek verdi. 2008 Haziranında Orta Doğu’yla ilgili açıklamalarda bulunan Büyükanıt, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde Orta Doğu’da çeşitli etnik ve dinsel grupların yüzyıllara varan süreçte bir arada yaşamıştır. Bölgedeki çatışmalar neden ve ne zaman başladı, bu sorunların kaynağı ne? Kişisel görüşüm, bu sorunların birinci dünya harbi sonrasında başladığıdır”
diyerek çözümün Osmanlı modelinde olduğunu ifade etmişti.
Yeniçağ-27 haziran 2011


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

23 Haziran 2011 Perşembe

BATMIŞ YUNANİSTAN BİLE  TUTUKLAMALARDAN DOLAYI BİZE GÜLÜYOR.
"TÜRKİYE GERİ DÖNÜLMEZ BİR NOKTAYA GELDİ."
"AKP KEMALİST LAİK ORDUDAN İNTİKAM ALIYOR"
"TÜRKİYE İÇİN BİR SENARYO.OKUYUN VE ÇEKMECENİZDE SAKLAYIN" BAŞLIKLARI ATIYOR.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
SEÇİM SONRASI MHP’YE BAKIŞ
Seçimlerden sonra insanları öfke ve birilerini suçlama telaşı sardı. Oysa ben bu sonuçları poliyanacılığa kaçmadan olabilecek en iyi sonuçlar olarak görüyorum. Bunu MHP ve CHP için ayrı bölümler olarak yorumlayacağım.
Bu bölümde MHP için seçim sonuçlarının getirdikleri nelerdir? Bunu ele alacağım.
Genelde iki hata yapılıyor.
1.AKP’ye muhalif CHP ve MHP’nin aldığı sonuçlar başarı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
2.Partilerin içerisinde çıkması muhtemel muhalif hareketler engellenmeye çalışılıyor.

Hata alınan sonuçlar her iki parti içinde HEZİMETTİR. Hezimettir kelimesine seks kasetleriyle altüst edilmiş ve baraj altına düşmekten sağ/sol bilinçli seçmenin desteğiyle kurtulmuş MHP’den bir tepki gelmiyor. Fakat hala kasetlerin kimler tarafından ortaya çıkarıldığı tartışılıyor. Bunu tartışmak yerine iki kaset izleyip partisini terk eden seçmenini yargılamalı ve tarikatlarla olan yakın temasını biran önce keserek Atatürk milliyetçiliğine dönmelidir. Seçimlere günler kala “…………. tarikatı MHP’yi destekleyecek” şeklinde çıkan haberler, MHP ye yakın gazetelerde ve tv de gururla sunulacağına “biz tarikatlara şeyhlere şahlara karşıyız. Onlardan oy falan istemiyoruz” diyebilme cesaretini göstere bilse onlardan alacaklarını sandıkları oylardan fazlasını alırlardı. Oldu ki ben AKP varken hiçbir tarikatın MHP ye oy verdiğine inanmıyorum. Tamamen geleceğe yatırım. Yarın meydana gelecek gelişmelerde MHP içerisinden AKP’ye tepkileri kırabilmek için sızma hareketinden başka bir şey değil. Oy veren falanda yok, zaten neticede ortada. Kemikleşmiş oyu var dediğimiz MHP daha önce baraj altında kaldığı gibi tarikatlarla koltuk temasını kesmezse her zaman iki kasette altüst edilecek kaygan bir zeminde hareket eden parti durumundan kurtulamayacaktır.Bbaraj endişesi ve tarikatları ürkütme korkusundan siyaset üretemeyecektir vede üretememektedir.
            Her şeyden önemlisi de MHP artık kaseti falan bırakıp genel başkan üzerinde tartışmaya başlaması gerekmektedir.Bahçeli’nin başarısız olduğundan değil,tarikatlara net tavır koyacak yeni bir lider bulmalıdır.Değişim bu tavrı da getirir ve MHP’yi görünüşte değil özde Atatürkçü bir çizgiye sokar.MHP’de  bu değerlerde çok sayıda siyasetçiler mevcuttur.
Kamuoyunda yer etmiş kişilerin önü  “yarın koltuğumu sallar” diye kesilmemelidir. Aksi taktirde tarikatların boyunduruğundan MHP kurtulamaz, o zamanda Atatürk milliyetçisi değil ama tam bir Arap milliyetçisi olur. Arap milliyetçilerini içerisinde barındırdığı sürece de hiçbir şekilde AKP ile mücadele edemez.
            Özetle;12 Haziran 2011 seçimlerinden %10 barajının altına düşmeden ama tam bir hezimete uğrayarak çıkmış MHP bunu bir fırsat olarak bilmeli ve genel başkanından başlayarak Atatürk milliyetçiliğinde yapılanmasını hızla başlatmalı, tüm tarikatlarla bağını koparmalıdır. İşte o zaman %20 ler mertebesinde kemikleşmiş oya sahip olacaktır. Atatürkçü çizgide yapılandığı taktirde (hele ki ülkeniz ayrıştığı bu dönemde) tam bir merkez parti olacak ve yeni projelerle çok daha yüksek oy oranlarına ulaşa bilecektir. Bu seçim sonuçları baraj altına düşmeden olması ; görebilme adına MHP için tam bir yapılanma fırsatı doğurmuştur. %18 oy almış MHP’de bunu görmek mümkün olmazdı. Tabi ki değerlendirilirse.
Saygılar.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
GÜNCELLEME:

MHP'İ BAŞARISIZ KILAN ZİHNİYET BU İŞTE.

Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin halifelik makamını tekrar oluşturması gerektiğini söyledi.
“Birinci Cihan Harbinde Halife Abdülmecid, Arap ülkelerini Çanakkale’ye davet ediyor. Kafirler bize saldırdı Cihat ilan ediyorum gelin diyor. Arap ülkelerinin şeyhleri şunu söylüyor ‘Bu bir cihat değil.’ Neden. Çünkü sende yetkili bir adam değilsin diyorlar Halife Abdülmecit’e Neden. Seni biz seçmedik ki. Yavuz Sultan Selim Halifeliği kılıç zoruyla getirdiği için İslam’a karşı bir hata yapmıştır. Halifelik kılıç zoruyla elde edilebilecek bir güç değil ki. Neden efendimizin sünnetinde bu yok. Benden sonra şu gelecek demiyor. Ne oldu halifelik saltanat haline geldi. Dünyada lideri olmayan tek din İslam dini. Bakın bu çok öneli bir şey. Bir milyarın üzerinde Müslümansız. Liderimiz yok. Katoliklerin var. Protestanları var. Musevilerin var. Otodoksların var. Müslümanların yok. Bunun için bütün savaşlar Müslümanların ülkelerinde oluyor dikkat ederseniz. Afganistan, Pakistan, Hindistan, Kuzey Afrika. Bunları bu son toplantıda söylemek zorundayım. Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisinde saltanatı kaldırmıştır. Halifeliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine bırakmıştır. Bu gün Ankara’da bulunan 550 parlementerimizin 550’si de halife makamındadır. Ama onlar taşıdıkları değerin haberinde bile değiller. Bu ülkede bu konuşulmalı artık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Halifelik makamını tekrar oluşturmalı. Halifeyi seçmeliyiz. Bu bizim seçme hakkımız. Bu doğuştan kazanılan haklardan. Bizler netice itibariyle Edremit’te demokrasiyi kuramaz isek böyle büyük ideallerin insanı olamayız. Dünyada bizim dini kimliğimizi temsil eden bir lider yok değerli Edremitliler. Müslümanların lideri yok. Ortodoksların, Katoliklerin var, Musevilerin var. Her dinin ve mensuplarının liderleri var. Ama biz Müslümanların yok. Biz başsız ve kimsesiziz. Neden bu tartışılmıyor bu ülkede. Bazı güçler bunu istemiyor. Ne olur bu olursa İslam aleminde birlik ve beraberlik sağlanır. Hilaf konusu olan mevzularda ne olacak görüş alınacak. İcmail Ümmet sağlanacak. Ne olacak halifelik makamında olan Müslümanların dini lideri Müslüman topluluklar, Müslüman devletler arasındaki itilafları açıklayacağı görüş ve fetva ile ortadan kaldıracak. Savaşlar Müslümanların topraklarında olmayacak. Müslümanlar ölmeyecek. Türkiye’nin yaşadığı terör belasıyla ilgili, İslam devletlerinin seçtiği halife dese ki ‘Kardeşin kardeşi öldürmesi katilliktir. Öldüremezsiniz. Cennette yer bulamazsınız. Kıyamete kadar cehennemde kalacaksınız.’ Etkileyici olur mu olmaz mı arkadaşlar. Olur. Bal gibi de olur. Ölenler, Askerlerimiz şehit Müslüman. Peki Terörist ne? Teröristler Musevi mi? Hıristiyan mı? Mecusi mi? Bunları sorgulamak lazım artık” diyor.

22 Haziran 2011 Çarşamba

SEÇİM BİTTİ MAVİ MARMARA ARIZALANDI

Haaretz’in iddiası: Türkiye ve İsrail gizli görüşüyor
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Türkiye ile İsrail’in dışişleri yetkililerinin iki ülke arasındaki gerginliği sona erdirmek için gizlice görüştüklerini iddia etti.
 Gazete görüşmelerin Netanyahu’yu temsil eden bir İsrailli yetkili ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu arasında gerçekleştiğini, ABD’nin de görüşmelere destek verdiğini iddia etti.

İSRAİL DONANMA KOMUTANI ELİEZER MAROM “NEFRET FİLOSU DURDURULMALI”
İsrail Savunma Kuvvetleri yetkilisi Eliezer Marom, Gazze filosunun tek amacının İsrail’e karşı gelmek, medya provokasyonu yaratmak ve İsrail’in varlığının meşru olmadığı hissini yaratmak olduğunu söyledi.

İsrail Donanma Kuvvetleri Amirali Eliezer Marom, bu ayın sonunda Gazze’ye gelmeyi hedefleyenleri sert bir dille uyardı. Marom, Donanma Dalgıçları toplantısı kapanış konuşmasında, donanmanın İsrail’e yönelik saldırılara karşı duracağının altını önemle çizdi. ‘Provokasyon gemisi’ olarak adlandırdığı geminin durması için de elinden geleni yapacağını söyleyen Marom, bu geminin amacının yardım dışında Hamas’a İsrail’e karşı terör eylemleri yapabilmek için, sınırsız silah yardımı taşımak olduğunu belirtti.
Gazze’de insani bir kriz bulunmadığını dünyanın önde gelen yardım kuruluşları da belirtiyor. Yapılan yardımlar belirlenen kontrol noktalarından geçerek Gazze’ye ulaşabiliyor.

İsrail’den diplomatik girişim
Cuma günü, İHH Gazze konvoyuna katılmayacağını belirtmişti. Organizasyonun başındaki kişiler ise Mavi Marmara olmadan da yola çıkacaklarını duyurmuşlardı.
İsrail gemi konvoyunu durdurmak için bir dizi diplomatik girişimde bulunmaya devam ediyor. Diplomatik temaslar gemilerin durması veya devletlerin gemi organizasyonlarının arkasında durmaması şeklinde sonuç veriyor.
İsveç Başbakanı Fredrick Reinfeldt parlamentoda yaptığı açıklamada böyle bir organizasyona katılmayı seçen vatandaşlara yaşam garantisi veremeyeceklerini konuşmasında belirtti. Konvoya katılması beklenen Fransız gemisi ise iptal edildi. Fransa’dan Gazze’ye yola çıkmak üzere planlanan gemi Yahudi Cemaati’nin girişimleri ile durduruldu. Fransız katılımcıların Yunanistan’dan kalkan gemilere binmesi bekleniyor. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Yunanistan’dan Gazze gemisini durdurmasını istedi.

Türkiye’den gönderilen tıbbi malzeme yardımı gazze’ye ulaştı
Bölgedeki koordinasyondan sorumlu birimin başında bulunan General Eitan Dangot, perşembe günü Türkiye’den gelen ve Kızılay tarafından bağışlanan tıbbi malzemenin girişini onayladı. Malzeme, Ürdün üzerinden Erez Kontrol Noktası’na getirilmiş ve akabinde Hamas kontrolündeki bölgeye girişi yapılmıştı. İsrail Savunma Bakanlığı tarafından verilen bilgide sağlık, eğitim, tarım ve altyapıya ilişkin yardımların prosedürler çerçevesinde ve koordinasyon içinde her gün bölgeye iletildiği açıklandı.
22 Haziran 2011



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
DİNLER ARASI DİYALOG-MEDENİYETLER İTTİFAKI
Söze gerek var mı? Sanatçı ruhundan geçen düşüncelerini zaten en iyi şekilde yansıtmış.Patron kim belirtmiş.Adam belirtmiş de İspanya ile Medeniyetler ittifakı,dinler arası diyalog projesini yürütenler içlerindeki neyi yansıtıyor acaba?



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."