11 Mayıs 2010 Salı

YEŞİL İHANET KOMPLOLARI

İLKER BAŞBUĞ'DA SÖKMEDİ.
ASKER  BU OYUNU YEMEDİ.
NEDEN?
EĞİTİMİNİN KALİTESİNDEN.OYUNU GÖRDÜ.

AMA SİYASETTE OYUN TUTTU.
NEDEN?
SİYASETİN REZİLLİĞİNDEN.
KALİTESİZLİKTEN.
YATAK ODASINA DÜŞMÜŞLÜĞÜNDEN.


Kimse bana deniz Baykal doğru yapmıştır falan demesin.
İstifa etmesi normaldir anlarım ama gidişi muhteşem olmamıştır.
Boğa gibi adamlar avaz avaz ağlamaları ve geri dönüş imzaları toplanması CHP'nin rakibini hiç tanımadığının, rakibini tanımayanın savaş kazanmasının mümkün olmadığının göstergesidir.
"Fettullah'ın Prensilvanya'dan gönderdiği iyi niyet mesajlarına inanıyorum" demek ise "Varan-2'yi çıkarmayın ben pes ettim" demektir.
Liderliğe soyunanlar bu tip entrikalara hazır olmaları gerekmektedir.
Tayyip Erdoğan aylar öncesinden "elimizde daha çok dosya var" demişken Baykal ne bekliyordu?
Çöken bir AKP lay lay lom yücedivana mı gidecekti?
Adamlar tam gücüyle yükleniyor.
Belden aşağıda vurur belden yukarıda.
Ana muhalefet partisi ise salya sümük ağlıyor.
Ne imiş?
Baykal istifa etmiş.
Baykal Kalp krizi de geçirebilirdi.
Baykal suikast de uğraya bilirdi.
Böyle ağlayacağınıza adam gibi bir lider seçin.
Kaybedecek zaman yok.
Duygusallığı bırakın artık.
İstifa bu gün geldi ama olayın üzerinden 5 gün geçti.Şimdiye kadar başkanın çoktan hazır olması gerekirdi.
Oysa çoğu kişinin umduğu gibi olmadığı da görüldü.Başkan falan yok kimsenin kafasında.Popüler olmakla başkanlık sıfatları taşımak başkadır. 
Kemal Kılıçtaroğlu popüler ve herkes gözleri ona dikti ama K.Kılıçtaroğlu aday olmadığını açıkladı.
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaset mi olur?
Yoksa Baykal yeni bir Ricky Martin'li kurultaya mı? hazırlanıyor.
Yine dumanlar arasından Ricky Martin (yada yenilerinden biri) parçaları eşliğinde çıkan bir Baykal mı göreceğiz?
İşte o zaman AKP'nin bayram günüdür.
Fettullah'ın samimiyetine inanan lider istemiyorum.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

10 Mayıs 2010 Pazartesi

BU CÜMLEN DEN DOLAYI SANA "GÜLE GÜLE SAYIN BAYKAL"

CHP LİDERİ Deniz Baykal’ı istifa ettiren kaseti dayanamayıp izledim.
Aklıma üniversite yıllarında söylenen bir fıkra geldi.
Aşağı yukarı şöyleydi:
Biyoloji hocası öğrenciyi kaldırır ve elinde tuttuğu kurutulmuş böceğin kıçını göstererek:
“Bunun adı ne?” diye sorar.
Öğrenci:
“Tanıyamadım hocam” der ve oturur.
Öğretmen kızar ve öğrenciyi kaldırıp:
“Sana sözlü notu sıfır veriyorum. Adın ne?” der.
Öğrenci arkasını döner ve pantolonunu indirir?
“Tanıdınız mı hocam?” der.

Baykal’ın istifasını canlı izledim.
Ama anlam veremediğim;yada bu konuşmanın içerisine neden sokulduğunu anlayamadığım bir cümle var.
“Bu çerçevede başka bir sorumlu arayışına çıkacak olanlara yardımcı olmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinden, Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da söylemek isterim.”

Şunu diyor Sayın Baykal; “Fetullah Gülen’e falan topu atıp yırtmaya çalışmayın. Bunu yapan siz siniz diyor. Devlettir diyor.”
İyide Sayın Baykal sen hala devletin Fettullah,CİA tarafından kuşatıldığını anlamamışsın.
Devletin ABD’den yönetildiğini görememişsin.
Bu sözünle komployu, kasetti şunu bunu boş verip bu analizi yapamadığın için sana güle güle diyorum.
Güle güle Sayın Baykal.
Umarım Ata’nın partisinin başına bu analizi tam yapmış birisi geçer.
 2011 DE TÜRKİYE’NİN PARÇALANACAĞINI İLERİ SÜREN RAPOR

Kimdir..?
Sefa Yürükel, 
Soykırım ve Terörizm Araştırmacısı
 
Sosyal Antropolog ve Etnograf
 
Lahey, Türklere Soykırımı Araştırma Vakfı (TGRF) Başkanı (Hollanda)
 
İskandınavya Türki Dil Konuşulan ve Komşu İlkeler Araştırmaları Enstitüsü Direktörü (Norveç)
Norveç Uluslararası İlşkiler Enstitüsü’nde Danimarka yurttaşı ve terörizm uzmanı bir Türk araştırmacı, Sefa Yürükel’in 2003 yılında bulup okuduğu gizli rapor Türkiye’nin bugünkü ortamına ışık tutuyor.
Rapor, bugün PKK’nın terörle ve medyada, üniversitelerde ve siyasal odaklarda yoğunlaşmış hainlerin yürüttükleri psikolojik savaşın arka planını da ele veriyor. Söz konusu raporun Norveç dışında başka bir ülkede hazırlanıp daha sonra Norveç’teki enstitüyle de paylaşılmış olduğu anlaşılıyor.
**

Terörizm uzmanı  Sefa Yürükel, 2003′te Norveç  Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde gizli bir raporu okuduğunu söylüyor.
Rapora göre, Türkiye’de bir iç savaş tezgâhlanıyor. Hatta rapor sanki bugünleri anlatıyor. 2003 yılının Şubat ayı sonu.
Norveç Uluslararası İlişkiler  Enstitüsü’nde terörizm uzmanı Prof. Dr. Toje Bjorge’nin  odası.  Aynı zamanda Danimarka vatandaşı, Norveç ‘te yaşayan Sefa M. Yürükel, daha önce araştırmacı olarak görev yaptığı  Enstitü’ye rutin ziyaretlerinden birinde.  Prof. Bjorge’nin  masasında 35 sayfalık bir rapor Yürükel’in dikkatini  çekiyor.  Raporun başlığı: “2011 Türkiye İç Savaşı”. Yürükel şoke oluyor.
**
Raporu eline aldığında 35 sayfayı dikkatle okuyor. Sanki daha o yıllarda bugünler tarif edilmiş! Ortada müthiş bir iç savaş senaryosu dolaşıyor! Bu esrarengiz raporun kimler  tarafından, nasıl ve ne zaman yazıldığı meçhul.  Çünkü raporun kopyasını alamıyor bile. Ama raporun tam anlamıyla bir gizli servis elinden çıktığı anlaşılıyor. ”Türkiye için iç savaş” senaryosunu yazdılar, şimdi de yönetiyorlar.
**

-Raporu ne zaman gördünüz?
-Bu raporu 2003 yılının Şubat ayı sonunda Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde gördüm.  2 defa okudum.
-Sizin elinize nasıl geçti?
-Ben daha önce Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde araştırmacı olarak çalıştım.  Doğal olarak arada bir uğruyorum oraya.
-Peki orada nerede okudunuz bu raporu? Kimdeydi rapor?
-Orada terörizm konusunda araştırmalar yapan Prof. Dr. Toje Bjorge’nin odasında okudum. 35 sayfalık bir rapordu.
-Kapağında ne yazıyordu raporun?
-”2011/Türkiye İç Savaş” başlığını taşıyordu.  Amerikan İngilizcesi  ile yazılmış olup, akademik-istihbaratçı bir kimse tarafından yazıldığı belli oluyordu.  Ben rutin akademik araştırmacı olduğum için her akademisyen araştırmacı gibi bunu rahatlıkla anlayabilirim.   Daha sonra aklımda kalanları not ettim.
-Bir isim yazıyor muydu?
-Hiçbir isim yazmıyordu.
-Gizli servis tarafından yazılmış bir rapor olabilir mi?
-Her tarafına baktım raporun bulamadım açıkçası bir isim, ibare.  Yalnız şu var çok ciddi bir araştırma yapıldığı ve  araştırmanın da çok iyi biçimde teorikleştirildiğini  gördüm.  Bunu normal bir akademisyenin yazmadığı belliydi. Türkiye’de de eli kolu olan kimselerin yazdığını anladım. Belki bir ekip araştırmayı yaptı ama tek elden yazıldığı anlaşılıyordu.
-Sözünü ettiğiniz profesör size bu raporu ne diye verdi?
-Bana “Bu aralar ne araştırması yapıyorsun? ” diye sordu.
Ben normalde soykırım üzerine çalışırım.  Profesöre, “terörizmle uğraşıyorum” dedim. Biraz fikir alışverisinde bulunduk.
Masasında bazı notlar,  yazılar vardı.
-”Bakabilir miyim?”dedim.-
-”İstediğini okuyabilirsin” dedi.
Onların arasından çıktı bu rapor. Bazılarını kopya etmeme müsaade etti. Ama o raporu vermedi. Şu anlama geliyor bu:
Rapor sadece belli yerlerde dolaşıyor. Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Norveç devletinindir.  Resmi bir kimliği vardır.
Buradan diplomatlar çıkartılır. Bütün Norveç’in diplomatları üst düzey yöneticileri bu merkezden elenir. Çok önemli bir yerdir.
-Prof.Toje Bjorge önemli bir isim mi?
-Norveç açısından önemlidir. Fakat ona bu raporu direkt vermemiş  olabilirler.
-Uzmanlık alanı nedir onun?
-Terörizm ve ırkçılık…
-Neden 2011 yılı planlanıyor sizce?
-AB’nin dayattığı kurallar meselesi var. Irak’a müdahale belki daha önceden planlanmıştı, bu zaten doğru, bölgede büyük bir değişiklik yaratılacağı, mesela Büyük Ortadoğu Projesi kapsamı var, bölgede haritanın değişmesi söz konusu.  Buna Türkiye de dahil bütün bu dayatmalarıyla Türkiye’nin buna 2011 yılına kadar dayanabileceğini, ondan sonra da taviz vererek gücünü yitireceğini planlıyorlar.
Bugünlerde yaşanan gerginlik ve çatışma ortamının yoğunlaştırılması planı var.  Batılılar tarafından öngörülen senaryo şu anlama geliyor:
Batılılar bu işin senaryosunu hazırlamakla kalmamışlar, aynı zamanda Kuzey Irak’ta ve Batı Avrupa’daki PKK büroları müsamaha görüyor. Burada bir koruma var ve onları da terörist olarak görmüyor.
-Peki bu raporun hazırlanma tarihi hakkında bir bilginiz var mı?
-Ben 2003 yılında okudum çok önce de hazırlanmış olabilir rapor.  Çok önce hazırlanıp bugünleri gösteren bir senaryodur bu rapor.
-Bu rapor Türkiye’de bir iç savaş çıkarmak maksadıyla mı yazılmış peki?
-Hayır, ama rapor Türkiye’de bir iç savaş tezgahlandığının tescili özelliği taşıyor. Batılılar genellikle böyle senaryolar hazırlarlar, ondan sonra da arkasına güç koyup harekete geçirirler. Irak’ ta olduğu gibi. Bu raporu yazanlar PKK’yı harekete geçiren güçler demek abartılı olmaz.  Aynı güçlerdir yani.
-Adres nereye çıkıyor?
-Batılı ülkelerdir. Esas hedef sadece Türkiye değil, İran ve  Asya’dır.  Direkt CIA’dır diyemem ama bu rapor ABD’ye çok uyuyor. Batının kendi arasında bu konuda bir uzlaşı var anlaşılan. Bu çok net görülüyor.
-Türkiye’de iç savaş çıkartılarak ne amaçlanıyor?
-Türkiye Batı’ya göre çok büyük bir ülke. AB yetkililerinin demeçlerinde de var bu. Türkiye’yi küçültmek istiyorlar.  ABD’ ye direnemeyecek bir Türkiye olmalı ve haritası değiştirilmeli. Amaç bu. Kürdistan kurularak Türk devletinin zayıflatılması ve boyun eğdirilmesi amaçlanıyor.  Bu da kendilerinin hassas olarak tanımladıkları, karışık bölgelerdeki etnik çatışmalar çıkartılarak yapılacak.  Çünkü bu dünyanın en tehlikeli işidir.
Raporda şu da geçiyor: Türkiye’ de herkes kendi etnik kökenine göre yolunu seçebilir.
Mesela ordu ve polis içindeki Kürtler de Türkler de yolunu seçebilir deniliyor, büyük bir çatışmada. Bu Yugoslavya’da olmuştur.
O bakımdan Türk devletinin böyle bir çatışmayı önleyemeyeceği vurgulanıyor. Geçmişte hazırlanan bu rapordaki senaryo bugün Türkiye’de uygulananın aynısı. Bu kadar net senaryo yazılamaz. Bunun anlamı: Bu senaryoyu hazırlayanlar bunu uygulayanlardır.
**
“Türkiye’nin eski hudutları kalmayabilir, haritası değişebilir”

Norveç  Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde Sefa Yürükel’in okuduğu raporda 5 bölüm bulunuyor.Her bölümde teorik yaklaşımlar ve senaryolar, iyi rafine edilmiş istihbarat bilgileri yeralıyor. Sefa Yürükel , “Bizzat yerel işbirlikçiler veya casuslar tarafından verilen bilgilere atıf yapılıyordu” yorumunu yapıyor.
**
1.Bölüm: Türkiye’nin jeopolitiği ve uluslararası siyasi coğrafyasına yer veriliyor. Yürükel, “Burada daha çok teorik yaklaşımlar vardı. Bu Türkiye’nin daha çok dışarıya dönük yönünü açıklıyordu” diyor.
**
2.Bölüm: Türkiye’nin siyasi, sosyal,  tarihi, dini, mezhepsel, etnik ve kültürel yapısı üzerine özet halinde ampirik datalarla güçlendirilen rakamların yer aldığı bir bölüm. Bu bölümde özellikle Kürtler-Türkler demografisi ifadeleri altları çizilerek yer alıyor. Yürükel, raporun bu bölümünde yer alanları  şöyle anlatıyor:
Şehir şehir hatta bazı kasabalar (Kızıltepe, Pazarcık,..vs) gibi yerlerin adı geçiyor ve demografisine örnek olarak yer veriliyordu. Burada esas değinilen karışık oturulan bölgeler biçimindeydi.  Yani Türkiye’nin çatışmaya dönük raporu yazan tarafından etnik demografisi çıkarılmıştı.
Buradaki verilerden de hissedildiği gibi Türkiye içerisinden birileri (işbirlikçiler, casuslar, …vs.) bu raporun yazılması amacıyla çatışma hedefine yönelik olarak çok rafine sayılabilecek hassas ve ayrıntılı bilgi vermiş ve toplamıştı.
**
3.Bölüm: Rapor’da “hassas bölgeler” diye bir tabir geçiyor. “Türk ve Kürt” etnik kökenden insanların, iç içe ya da “sınır bölgeleri” olarak rapor da ifade edilen Malatya, Erzurum, Maraş, Gaziantep’ in bulunduğu yerlerin gelir dağılımı, siyasi yapısı, ayrılıkçılığa veya devlete karşı çıkışı ya da devlet safında ayrılıkçılığa karşı çıkışa meyilleri ve güç oranında değişken olabilecek durumlar hipotetik olarak ele alınıyor.
**
4.Bölüm: Devletin ve PKK’nın Güneydoğu Anadolu’daki halk içerisinde etkisi ve bölgedeki stratejik konumu ele alınıyor. Yürükel bu bölümle ilgili de şunları kaydediyor:

-”Raporda sanki burada ikili bir iktidar söz konusu havası veriyordu. PKK’nın harekete geçebileceği NGO ve siyasi bağlantılı güçlerin hassas bölgelerde kontrollü bir çatışmayı yaratıp yaratmayacağı veya kaosa yol açıp açmayacağı konusunda sorular soruluyordu.
**
Aynı zamanda devletin bu bölgelerde önemli ölçüde zayıf olduğu sadece askeri ve polis gücü ve aşiret gücü olarak varlığını sürdürdüğü fazla bir kitle tabanına  sahip olmadığına vurgu yapılıyordu. Yani rapor PKK’yı etnik çatışmaları istediği anda çıkartıp istediği anda da durdurabilecek ve tek   muhatap olabilecek bir güç olarak ele alıyordu.”
**
Bu bölümde ayrıca hassas bölgeler dışında metropol ve turizm  bölgelerinde de önemli ölçüde karışık demografik yapının varlığı üzerinde duruluyor ve burada “ayrılıkçı milliyetçiliğin ve ona bağlı toplumun” değişken ve çarpışabilecek ideolojik ve siyasi tutumları fiz iki bir çatışma
ortamı hazırlayabileceği üzerinde duruluyor. Süreç 1987 olarak başlatılıyor ve 2011 yılına kadar  burada düşük ya da yüksek yoğunlukta çatışmaya varabilecek bir hareketlenme olacağının altı çiziliyor. Yürükel bir noktanın daha  altını çiziyor:
“Burada benim dikkatimi çeken bir şey çok kesin ifadeler  kullanılması idi. Sanki raporu yazan çatışmanın yani iç savaşın olacağından eminmiş  gibiydi.”
**
5.Bölüm: Türkiye’nin iç savaşa doğru sürüklendiği ve sonuçları  üzerinde duruluyor.BM, AB, NATO, Batılı ve bölge devletlerinin tutumları üzerinde değerlendirmeler yapılıyor. Yürükel’in notu şöyle:
“Burada, Batı’nın çok kan akıtılan bölgelere askeri, siyasi ve insani müdahele edebilme olasılığı üzerinde duruyordu. İç savaş terimi kullanılıyor ve bölgede bu iç savaşın yayılma ihtimali dolaylı yardım veya doğrudan katılma şekliyle göz önünde bulunduruluyordu. Sonuçları üzerinde duruluyordu. Bu bölümde raporun toparlanması yapılıyor ve Türkiye’nin esas mevcut yapısının Türkiye’deki Kürt ve Türk demografisi şeklinde ele alınmasının icap ettiğini, 2011′e kadar doğabilecek fiziki çatışma ortamının ve g etiri götürüsünün bölge ve uluslar arası boyutunun üzerinde durularak,  Türkiye’nin artık eski hudutlarının kalmayabileceği ve haritanın değişebileceği  ve Batı’nın buna karşı çıkmasının söz konusu olmadığı ifadeleri kullanılıyordu.



Yayınlandığı yerler: Eylül 2005 Tempo ve Haftalık Dergileri
Önemli NOT:
Herkese bu dergilerin birer kopyasını bulmalarını ve scan yaparak tüm internet ağlarına göndermelerini  tavsiye ederim. Çünkü  orada konu ile ilgili bazı ekspertlerin yorumları da vardı. Bu e-maili bilgi akışı için tüm ağlara ulaştırmanızı rica ediyorum.

 Saygılarımla
 Sefa M. Yurukel,
 Antropog & Etnograf
 Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı
 Lahey Türklere Soykırımları Araştırmalar Vakfı Başkanı (TGRF)





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

8 Mayıs 2010 Cumartesi

HAİN OLASIM GELDİ

Dilin dönmüyor mu?
Pepe misin?
Normal konuşmaların alkollü gibi algılanıp program yapımcısına "neden bu sarhoşu dinletiyorsunuz bize?" diye mesajlar mı geliyor?
Konuşurken kaptırıp saçma sapan mı konuşuyorsun?
Sıkmayın çözümü var.
Helin yol kızım şunun kıllarını.
:-)
Maksat ....
3/4 kelimeyi mümkün olan en fazla gence ulaştırmak.
Günümüz gençliği neden anlıyor?
Matematik yok.
Fizik hiç yok.
Edebiyat,coğrafya da yok.
Nesi var?
Kıç cebinde anasının babasının gırtlanı sökerek aldığı cep telefonu var.
İnterneti var.
İnternette ne var?
Ne yok ki.
Bu dallamalara sloganları nasıl dinleteceksin?
İşte böyle.
Doğru yanlış yorumlayamayan Alev gibi ,civa gibi çocuklara.



90 ların başları.
Kars'ta ramazan.Muhtarın kahvedeyiz.
Muhtar ama kahveci.Köyü gördüğü yok.
Tv de yaşlanmayan star çığırıyor.
Kahveci muhtar bağırıyor.
"Ben bununla Ankara'da ... otelde...........odada.."
Muhtarın ağzından çıkanları yazamam.Ayrıntılar çok fazla.
Sadece "Hadi beee!" diyebildim.
O zamanda kırro olasım gelmişti.
Ne alaka mı?
Çok alaka.
Devam edecek.

7 Mayıs 2010 Cuma

BU ADAMLAR DAN HER ŞEY BEKLENİR
SEÇİM YAKLAŞTIKÇA BU TİP YALAN HABERLERE HAZIR OLUN. 
HEDEFE ULAŞMAK İÇİN HER YOL MUBAH GÖREN İHANET ŞEBEKESİNDEN BENZERLERİNİ ÇOK GÖRDÜK. ÇOK HAKARETLİ GÜNLER BEKLİYOR.VE BÖYLE YALAN DOLAN HABERLER NE YAZIK Kİ HALKIMIZDA ETKİLİ OLUYOR. 


fettoşun internet sitelerinden habervaktim.com adlı sitede, CHP Lideri Deniz Baykal’la bir CHP kadın milletvekiline ait olduğu öne sürülen görüntüler yayınlandı. Site, kısa bir süre sonra yayından çekti. Baykal'ın avukatları da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunarak, sorumluların cezalandırılmasını ve söz konusu görüntülere erişimin engellenmesini talep etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine soruşturma başlattı. Başsavcılık, soruşturma çerçevesinde ilk olarak CHP Genel Başkanı Baykal'a ait olduğu iddia edilen görüntülere erişimin engellenmesine karar vererek, bunun uygulanması için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına (TİB) talimat verdi. 


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

6 Mayıs 2010 Perşembe

28 ŞUBAT'IN EN GÜZEL ANALİZİ
VURAL SAVAŞI'IN KİTABINDAN




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

2 Mayıs 2010 Pazar

HAŞA HUZURDAN DEMOKRASİ GELDİ




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
HAYIR DE

ÜŞENEN ARKADAŞLAR İÇİN

İÇERİĞE ALTTAKİ KIRMIZI YAZIYI YADA KENDİ GÖRÜŞLERİNİZİ YAZINIZ.

 Değerli milletvekili,Anayasa reformunun oylamasında lütfen iktidar partisinin oyununa gelmeyiniz..Biz Türk milleti olarak yapılmak istenen değişikliklerin AKP'nin kendi siyasi çıkarlarına hizmet etmek için değiştirildiğinin bilincindeyiz..Bağımsız yargımızı iktidar bağımlısı yapacak,ve AKP'yi kapatılmaktan kurtaracak değişiklik tekliflerine lütfen hayır oyu veriniz..Türk halkının sizleri meclise milletin haklarını korumak,tam bağımsız ATATÜRK Cumhuriyetini müdafaa etmek için gönderdiğini hatırlayınız..Orada verdiğiniz her oyun altında Türk Milletinin vebali ve sorumluluğu olduğunu unutmayız.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!! 

"KİME" KISMINA ALTTAKİ MAVİ YAZIYI KOPYALAYIP YAPIŞTIRIN.

kamer.genc@tbmm.gov.tr ,harun.ozturk@tbmm.gov.tr, recaibirgun@tbmm.gov.tr, tayfun.icli@tbmm.gov.tr, fevziisbasaran@tbmm.gov.tr, hpazarci@tbmm.gov.tr, mpehlivan@tbmm.gov.tr, zekai.ozcan@tbmm.gov.tr, emrehan.halici@tbmm.gov.tr ,mustafa.vural@tbmm.gov.tr, aysejaleagirbas@tbmm.gov.tr, hasan.macit@tbmm.gov.tr, huseyin.mert@tbmm.gov.tr, suleyman.yagiz@tbmm.gov.tr, irbec@tbmm.gov.tr ,ktuzmen@tbmm.gov.tr ,koksal.toptan@tbmm.gov.tr ,zekai.ozcan@tbmm.gov.tr






"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

1 Mayıs 2010 Cumartesi

İŞTE ARAP GÖRDÜKLERİMİZ.
1975 basını bu küçücük kitap bunu çok güzel özetlemiş.
sayfa 78/79/80.




27 Nisan 2010 Salı


Kiev'e sözde Ermeni soykırımı anıtı dikiliyor
Kiev'e sözde Ermeni soykırımı anıtı dikiliyor

Ukrayna'da iki belediyenin, 1915 olaylarının "soykırım" olarak kabul edilmesini isteyen ve T.C Kiev Büyükelçiliği'nin de notalı tepkisine yol açan kararlarının ardından sözde Ermeni soykırımı ile ilgili son girişim...

Ukrayna'daki Türk basını ve sivil toplum örgütlerine gelen bilgilere göre, Kiev'de sözde "soykırım" anıtı dikilmesi yönünde yoğun girişimler var.

Edinilen bilgiye göre, ülkedeki Ermeni diasporası Kiev'deki Goloseevskiy ilçesinde sözde "soykırım" anıtı dikilmesi için başvurdu. Belediye yönetiminin onay verdiği bu girişim henüz ülke basınına yansımadı.

Ülkedeki çok sayıda sivil toplum örgütüne gönderilen davet mektubunda 24 Nisan günü Gluşkova ve Zabolotogo caddelerinin kesiştiği Odesa Meydanı'nda bir gösteri düzenleneceği yazılıyor.

Mektuba göre sözde "soykırım" anıtının dikilmesi istenen yerde 24 Nisan Cumartesi günü bir açılış etkinliği düzenlenecek.

Gün içinde Avrupa Meydanı'ndaki Ukrayna Evi'nde sözde "Ermeni Soykırımı-İnsanlığa Karşı Suç" isimli bir sergi açıklacak. Aynı gün akşam saatlerinde bir "anma yemeği" gerçekleştirilecek.

Etkinliğe Ukrayna basınının da katılması beklenirken, konunun basın-yayın organlarında işlenebileceği belirtiliyor.
Ukrayna'daki Türk Basını

Not :Konuya ilişkin duyarlılığı göstermek ve Türk toplumunu bilgilendirmek amacı ile Ukrayna'daki tüm Türk basın siteleri aynı resim ve aynı haber metni ile konuyu gündeme taşıma kararı almıştır.


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
MACAR YAHUDİSİ SOROS’U SEÇİMLE YENMEKTE ÇÖZÜM DEĞİL


İŞTE BİR ÖRNEĞİ:
Ukrayna`da cumhurbaşkanlığı seçimlerini önde tamamlayan Bölgeler Partisi lideri Viktor Yanukoviç, Rusya`yı sevindiren iki haber vermişti.
NATO üyeliğini düşünmediklerini ifade eden Yanukoviç, 2017`de süresi dolacak Rus Karadeniz Filosu`nu Sivastopol askeri üssünden çıkarmayacakları sinyalini vermişti. Ukrayna Yüksek Seçim Kurulu`nun açıklamasına göre, Şubat 2010 da gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunu Yanukoviç yüzde 3,5 farkla önde tamamladı. Yanukoviç`in rakibi Turuncu Devrim lideri Başbakan Yulia Timoşenko sonuçları yargıya taşımıştı.


Ukrayna`nın NATO ile ilişkilerini değerlendiren Yanukoviç, “NATO Ukrayna`yı da içine alacak şekilde genişlemeyecekleri kararını verdi. ABD`nin talebine rağmen, birçok NATO ülkesi bu konuya sıcak bakmıyor.” ifadelerini kullandı. Yanukoviç Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev`in önerdiği `Yeni Avrupa Güvenlik Anlaşması`nı desteklediklerini ifade etmişti. Yanukoviç, NATO üyeliği gündeme geldiğinde bu konunun referanduma giderek çözüleceğini kaydetmişti.
İşte bu gün sözünü tuttu ve Sivastopol kentindeki Rus deniz üssünün 2017'den sonra 25 yıl daha Moskova'nın kullanımında kalmasını onayladı.Ama Soroscular ortalığı karıştırdı.


UKRAYNA PARLEMENTOSUNDA ARBEDE

Ukrayna Parlamentosu, Sivastopol kentindeki Rus deniz üssünün 2017'den sonra 25 yıl daha Moskova'nın kullanımında kalması ile ilgili anlaşmayı onayladı. Parlamentoda oylamayı engellemek isteyen muhalefet, parlamentonun içine gaz bombası atarken, dışarıda toplanan yaklaşık 7 bin kişilik grup da gösteri yaptı. 
Ukrayna Parlamentosu Rada'da 236 milletvekilinin desteğini alan yeni üs anlaşması onaylandı. Böylece Rusya Karadeniz Filosu için stratejik öneme sahip Sivastopol deniz üssünde uzun vadeli varlığını garantilemiş oldu. 
Bu arada Rusya parlamentosu alt kanadı Duma'da üsün süresiyle ilgili yapılan anlaşmanın onayına 410 milletvekili " evet" dedi. 
Rus basınına yansıyan bilgilere göre, muhalif gruplar parlamento içine girmeye çalışırken polis engeline takıldı. Protesto gösterisinin Ukrayna eski Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko taraftarları olduğu kaydediliyor.



Sabah saatlerinde iktidardaki Bölgeler Partisi milletvekilleri kürsüyü ablukaya aldı. Bunun üzerine muhalefete ait milletvekilleri meclis Başkanı Vladimir Litvin'e yumurta attı. Meclis Başkanı şemsiye ile korunmaya çalışırken, kimliği belirsiz kişiler salona arka arkaya dört gaz bombası attı. Birbiriyle yumruklaşan Ukrayna milletvekilleri, not kâğıtlarını birbirinin üzerine fırlattı. 
Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev 21 Nisan'da gerçekleştirdiği Ukrayna ziyaretinde tarihi iki anlaşma imzalamıştı. Doğalgaza yüzde 30 indirim veren Rusya, askeri üsler ilgili de 25 yıllık bir ek süre almayı başardı. Rusya Başbakanı VladimirPutin de dün akşam saatlerinde gerçekleştirdiği Ukrayna ziyaretinde üsle ilgili doğalgazda yapılan on yıl içinde toplam 40 milyar dolarlık bir indirim yaptıklarını, bunun üs için ödenen çok yüksek bir rakam olduğunu hatırlattı.

26 Nisan 2010 Pazartesi

İSRAİLLİ AJANLAR İSTANBUL'U KARIŞTIRIYOR
Açaıkistihbarat sitesinden alındı
Aşağıdaki haber Mossad'ın burasının İstanbul olduğunun ve plazalarda hakim noktalara hakim olmasına çok güvenmeye başladığını ve kendisini Ürdün'de zannettiğini gösteriyor. Sürekli aynı havayı solumaktan kaynaklanan plaza hastalığının tezahürlerinden biri ile karşı karşıyayız.
MOSSAD'ın reklamdaki sloganı unutmaması  lazım : 
Burası İstanbul, burası bir Türk şehri. 
Türk Devleti'nin konjonktürel denge oyunları kimseyi  şaşırtmasın; İstanbul'un bir uluslararası koloni olacağı hayallerine kimse kapılmasın. 
Bu şehrin her köşesine o bayraklar bu tarz hayal gören herzeler için dikildi.
Açık İstihbarat
"İsrailli Ajanlar İstanbul'u Karıştırıyor" Başlıklı Haber
Show Tv muhabiri Göktan Bedük’e karşı bugün İsrail Konsolosluğu görevlileri oldukları sonradan anlaşılan kişiler tarafından oturmakta olduğu parkta gözaltına alınmak istendi.

İsrail Ajanlarına Kimlik soran Gazeteci Göktan Bedük’e kimlik göstermeyen İsrailli ajanlar Bedük’ü gözaltına alamayınca tartaklamak istedi. Olay karakola taşındı.

Haberciler Derneği Başkanı Hasan Taşkın “Haberciler olarak, gerçekleşen bu olayı, İsrail’in Türkiye’nin iç işine müdahalesi olarak algılıyoruz. Ayrıca bu çirkin olayla ilgili İsrail İstanbul Başkonsolosluğu’nun açıklama yapmasını bekliyoruz. Diğer yandan Dışişleri Bakanlığı ve içişleri Bakanlığı’nın da göreve çağırıyoruz” şeklinde konuştu.
OLAY NASIL GELİŞTİ 

Taşkın, olaya maruz kalan habercilerin Haberciler Derneği’ne şu bilgileri verdiklerini dile getirdi.

“Show Tv muhabiri Göktan Bedük’e bugün öğle saatlerinde Levent Karakolu’nun hemen yanı başında bulunan Beşiktaş Belediyesi’ne ait parkta kimliği belirsiz ve telsiz taşıyan kişiler tarafından kimlik soruldu. Gazeteci Bedük, kendisine kimlik soran ve gözaltına almak isteyen kişilere kim olduklarını sorduğunda herhangi bir cevap alamadı.
 Bunun üzerine kimliği belirsiz kişiler Bedük’ü tartaklamak istedi. Göktan Bedük ve olaya tanık olan kameraman Akın Sağlam, Siyaset Meydanı editörü Burak Ersemiz , ulaştırma elemanı Adnan Koçar ve parkta bulunan kimliğinin açıklanmasını istemeyen emekli bir polis memuru karakola gidip şikayetçi oldular.

Gözaltına alınan kişilerin İsrail Konsolosluğu’nda görevli olduğu anlaşıldı.

Gözaltına alınan İsrail Konsolosluğu görevlileri polise direnerek uzun süre kimlik vermekten ve isimlerini dahi söylemekten kaçındılar. Ajanlar, dipolat pasaportlarını gösterip karakola götürülmelerinin bile kriz yaratacağı uyarısında bulunarak polisi tehdit ettiler.

Bunun üzerine Olay yerine Terörle Mücadele, İstihbarat Şube ve Güvenlik Şube ekipleri çağrıldı. “ Soruşturma sürüyor…
BU İLK DEĞİL 

Olaya tanık olan Haberciler Derneği Başkan Yardımcısı Burak Ersemiz aynı olayın kısa bir süre önce kendi başına geldiğini belirterek şunları söyledi.

“Bundan bir kaç ay önce işyerime yürürken kaldırıma yanlış park edilmiş arabaları ördüm ve telefonumun kamerasıyla park etmiş arabaları çektim. Çalıştığım Show Tv binasına girmek üzere iken arkamdan yaklaşan telsizli bir kişi kolumdan sertçe tutarak ingilizce ne yaptığımı sordu… Ben şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışırken beni gözaltına almaya kalktıBen telsizinden İbranice konuşmalar duyunca kendisinin İsrail Konsolosluk görevlisi olduğunu anladım ve (Bana burada kimlik soramazsın elini hemen çek dedim)

Tam beni tartaklamaya başlayacakken İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden orada görev yapan ve beni tanıyan bir polis gelerek bana yardımcı oldu.

Olayın kişisel olduğunu düşündüğüm için şikayetçi olmamıştım. Ancak bugün meydana gelen ve tanık olduğum olaydan anladığım kadarıyla İsrailli güvenlik görevlileri Türkiye topraklarında hiç bir yasal düzenlemede olmadığı halde bu davranışı sürdürüyorlar.
Kamu oyuna saygı ile duyrulur…
Kaynak : Son Sayfa




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
İSTER AS İSTER KES.GİDİYORSUN

AKP demokratik açılımlar sonrasında Anayasayı demokratik yapmak söylemiyle kolları sıvadı. Anayasa değişikliğini eleştirenlere de 82 darbe anayasasını savunmakla suçluyor ve kükrüyor. Haftalardır Türkiye gündeminde olan ayrıntılara girmeyeceğim. Hedefin Anayasa mahkemesinin ve Hakim Savcılar Yüksek Kurulunun (HKYS) üyelerini kendi seçmek istemesi olduğu, askerleri sivil mahkemelerde yargılamakla susturmak, hatta YAŞ (Yüksek Askeri Şura) kararlarını yargıya taşıma fırsatı vermek olduğunu herkes anladı. Böylece TSK’ya sızmış “iç tehdit” olarak algılanan Fettullahçıların TSK’dan atılmasını engellemek istiyor. Anayasa mahkemesi, HSYK ellerinde iken YAŞ’ta atılanların geri gelmesi sağlanmak istiyor. Diğer çerez yasalar tamamen bunları gizlemek için.
Olayın ayrıntılarından çok psikolojik boyutuna bakmak istiyorum.
“Anayasayı demokratik, çağdaş normlara kavuşturacağız” diyenlerin telaşına bakmak bile işlerin hiçte anlatıldığı gibi olmadığını görmeye yeterlidir.
Atlı koşturuyor gibi çıkarılan yasalar, sabahlara kadar horul horul uyuyan milletvekillerinin görüntüleri; hayatında hiç mahkemeye gitmemiş bile olsak AKP’nin telaş ve paniğini gizlenen gerçekleri anlamaya yeterde artar bile. Allahın günümü bittide bu insanlar sabahlara kadar çalışıyor.Yâda savaş mı çıktı haberimiz yok?
Bu telaş nedir?
Gidip normal bir saatte insanlar gibi uyusalar ve dinç bir şekilde sabah gelip çalışsalar ne olur?
İnsan üstü bu çaba ve telaş niye.
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin neden hiç yardımcılarına bırakıp gidip dinlen miyor?
Bu güvensizlik neden?
Bir hafta sarksın, yada bir ay sarksın.
Ne olacak?
28 sene yaşadığımız Anayasa bizi 1 haftada ham mı yapacak?
Nedenine gelince:
AKP milletvekilleri zaten uyuyamıyor. Artık rahat rahat uyuya bilmek için birkaç hafta mecliste uyumayı tercih ediyor.
Özellikle Tayyip Erdoğan.
İşte ileriki günlerde boru gibi uyuyabilmek adına; şimdi TBMM masalarında sabahlamayı tercih ediyorlar. Sevgili halkımda bunu “Ne çalışkan milletvekillerimiz var. Canlarım benim” diyor sanıyorlarsa yanılıyorlar.
Çünkü her şey o kadar açık ki.

Gelelim olayın tekniğine ve daha önce belirttiğim gelişmelere.
AKP 1. oylamalarda horlaya horlaya, bağıra çağıra, milletin üzerine hücum ederek bir şekilde yasaları geçiriyor. Ama Tüzmen’in sağlığını bahane göstererek tüymesi sonrasında AKP’nin 2. turda yasaları çıkarması böyle kolay olmayacağı görüldü ve AKP tarafından kendince önlemde alındı.Lakin;330 ila 367 arası oy alması durumunda halk oylamasına gidileceği ve 330 un tutturulması 2. turda zor olacağı,yeni istifaların gelebileceği endişesi hakim.1. turların bence hipnozlu gibi gezen, suça bulaşmamış AKP milletvekillerin tarihi karar vermesi ve gereğini yapmasın için önemli bir süreç.Çünkü iyi kötü,yata horlaya da olsa muhalefetin eleştirilerini duyma fırsatı buluyorlar.
Peki önlem ne?
BDP,yani pkk,yani apo.
Zaten gizli danışıklı dövüş artık Başbakanın ifadesiyle “iyot gibi ortaya çıktı”
AKP aleni bir şekilde pkk’dan destek istedi. BDP bunu derhal pazarlık konusu yaptı ve bazı taleplerde bulundu.
Neydi bu talepler?

-Seçim barajının düşürülmesi,
-Küçük partilere hazine yardımı,
-Türk Ceza Kanununda (TCK) değişiklik.
- Terörle Mücadele Kanunu’nda (TMK) değişiklik.
AKP bunlardan özellikle seçim barajının düşürülmesini istemeyeceği aşikâr. Çünkü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramında koltuğunu verdiği 4. sınıf öğrencisi Elgin Koçubaba’ya “Artık yetki sende. İster asar, ister kesersin”diyebilen bir başbakanın demokratik bir beyne sahip olduğunu ve TBMM’ine daha fazla parti girmesini isteyeceğini düşüne biliyor musunuz?

Fakat BDP’nin kafasının basmadığı yerde İmralı’nın katili yetişiyor imdada ve “yerine getirmesi önemli değil, söz vermesi durumunda bile destekleyin”diyor.
“Pazarlığı abartmayın” diyor yani.
“AKP’den daha iyisin mi bulacağız” diyor kısacası.
Alın size pkk-AKP dayanışması.
Tekrar ediyorum AKP radikalleşip siyasetten koparken, terör örgütü siyasallaşıp normalleştiriliyor.
Bunun sonu Ayrılıkçı Kürt ve Yeşil ihanet koalisyonuna gider.
Tarih ağlarını örüyor ve AKP için sonun ayak sesleri daha net hissediyor ve AKP  korkuyor.
Bu korku hata üstüne hata yaptırıyor.
Görüşmek dileğiyle.





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

25 Nisan 2010 Pazar


ERMENİ DİASPORASINI ŞOK EDEN GİZLİ BELGE

CEZMİ YURTSEVER


-Ermeni Diasporası yaklaşık 50 yıldan beri 1915 olayları sonrası 1.5 milyon Ermeni’nin soykırım kurbanı olduğu ve olaylar sonrası sadece 100.000 Ermeni’nin hayatta kaldığı görüşlerini  bilimsel ve tarihi doğru olarak kabul ettirmeye çalışır.      
-ABD’nin devlet Arşivi NARA’da bulunan 1922 tarihli belge 40 yıl kadar hiç açılmamak üzere çok gizli kaydıyla koruma altına alındı.     
-Gizli Belgeye göre 1915 yılından itibaren 1922’ye gelinceye kadar geçen sürede 817.878 Ermeni Türkiye’den (Anadolu’dan) göç ederek mülteci kamplarına geldi.

    Ermeni AGBU Arşivinde de ortaya çıkan belgelerle Ermeni Diasporası’nın Soykırım görüşleri esastan sarsıldı.


    AŞAGIDA ERMENİ DİASPORASININ SOYKIRIM HARİTASI

Son zamanlarda Osmanlı’nın son döneminde yaşanan önemli siyasi ve askeri olaylar ile ilgili  ABD ve ERMENİSTAN Devlet arşivlerinde “Çok gizlidir” kaydı bulunan belgelere ulaşarak 1915 olaylarını aydınlatan bilgiler elde ettim.
    Osmanlı yönetiminin Ermenilerle ilgili sürgün, göç ve ölümler dahil 1915-1922 yılları arasında yaşananlar ile ilgili olarak ABD’nin Devlet Arşivinde “ NARA 867.4016/816” numarada kayıtlı bulunan  ve üzerinde 1961 yılına kadar açılması yasak “Çok gizlidir” damgası bulunan belgenin bir kopyasına ulaştım..  Belgenin düzenleme tarihi kasım 1922’de elde edilen savaş sonuçları ayrıntılarını açıklayan James W. Gerard imzası ile ABD Dışişleri Bakanlığına gönderilen “gizli rapor”mektup olarak açıklanmış.  Belgenin içeriği 1922 yılındaki dünyada yaşayan Ermenilerin toplu sayısı hakkında bilgiler yer alıyor. Ama belgenin giriş kısmındaki açıklamada  Türkçe çevirisi ile şu bilgilere yer veriliyor:


         “Dünyadaki Ermenilerin yaklaşık sayısı, kasım 1922    Toplam gösterge aşağıdadır: TÜRKİYE’DEN (GELEN) MÜLTECİLER 817.878’dir.
     Mülteci rakamları (İstanbul’daki) İngiliz Elçiliği ve Yakındoğu Yardım Kuruluşu’ndan 1921 yılında alınmıştır. Rakamlara bedeni gücü olan Kemalistlerin elindeki, kadın ve çocuklar –Kavimleri Cemiyeti’ne göre- İslama geçmeye zorlanmış yaklaşık 95.000 kişi vardır, dahil değildir”.

Belgede yer alan Ermenilerin sayıları bilgileri içinde İstanbul ve Anadolu’da 281.000 Ermeni’nin yaşadığı bilgilerine yer veriliyor.  Ve dünyadaki Ermenilerin toplam sayısı da 3.004.00 olarak açıklanıyor.  Bu bilgiler 1915 olayları sonucu 1.5 milyon Ermeninin soykırıma uğradığı görüşlerini propoğanda ortamlında savunan Ermeni Diasporasının tarih tezlerinin esastan sorgulanmasını sağlıyor.
    Başkan Obama’nın ülkesi ABD’nin Devlet Arşivinde yer alan “çok gizli” belgede yer alan bilgiler 1915 olayları sonucu göç ettirilen  Ermenilerin soykırıma uğradığı görüşlerinin gerçekleri yansıtmadığını açıklıyor. Ermeni Diaspora çevreleri ve onlara destek verenlerin propoganda ortamında yıllardır sürdürdükleri Soykırım  bilgilerinin abartılı olduğu kadar tarihi analiz ve eleştiriler dikkate alınırsa gerçekleri yansıtmadığını gözler önüne seriyor.  ABD Devlet Arşivinde yer alan bu belge Ermeni Diasporası’nın soykırım propogandasını şok eden özeliktedir.



DİASPORA YILARDIR 1915 VESONRASINDA YAŞANANLARI NASIL SOYKIRIM OLARAK GÖSTERİYORDU! 
    Ermeni Diasporasının önde gelen kuruluşlarından olan ANI’nin hazırlamış olduğu Soykırım haritasında 1915 ve sonrası 1.5 milyon Ermeni’nin soykırıma uğrama aşaması şöyle gelişti:
     -1915 yılında 600.000’in üzerinde Ermeni hayatını kaybetti.
     -1915 sürgününde 500.000 kişi hayatını kaybetti,  Sadece 90.000 kişi kurtuldu.
     -1918 yılında Osmanlı ordusunun Kafkasya harekatında 400.000 ermeni hayatını kaybetti.
     -1920 yılında 30.000 Ermeni öldü. 80.000’i Suriyeye gitti.
     -1922: Arda kalan 100.000 Ermeni de sürüldü.
    Özetle söylemek gerekirse 1915 ve sonrasında Ermeni Diasporasına göre 1.5 milyon Ermeni soykırıma uğradı. Ancak 100.000 kişi kurtuldu.  Diaspora çevreleri bu görüşleri kitap yayınları, internet ortamında propoganda ve bilgilendirme, anıt dikmeler,Devletler parlamentolarında soykırım kararlarının alınması, Ermenistan Devleti’nin girişimi olarak dünyanın gündeminde tutmayı başardılar.
   ERMENİLERİN GİZLİ ARŞİV BELGELERİ ADANA’DA SERGİLENECEK  
    1915 yılından 1922’yekadar geçen zaman içinde yaşanan Ermeni göçleri, yerleşim ve yapılan yardımlarla ilgili olarak Ermeni gizli belgelerinin yer aldığı AGBU kuruluşunun arşivinde yer alan fotoğraf ve belgeleri “ADANAN –HALEP’E TEHCİR YOLU” konulu  sergiyi 26-30 Nisan 2010 tarihlerinde  Adana Büyükşehir Belediyesi önünde halkı bilgilendirmek için  açacağım.  Aynı belgenin aslı ve eklerinin  birer örneğini dewww.cezmiyurtsever.com sitesinde yayınlayarak dünyanın her yerinde yaşayan ve Ermeni olayları ile ilgilenenlerin bilgisine sunuyorum.  Özelikle 1915 olayları konusunda farklı düşünen Türk ve Ermeni görüşlerini destekleyen bütün tarihçileri ve ilgilenenleri sergime davet ediyorum.
 NOT: TARİHCİ CEZMİ YURTSEVER’EULAŞMAK İSTEYENLER  
ABD  Arşivinde bulunan çok gizli belge ve diğer tarihi konularda tarihçi Cezmi Yurtsever’e ulaşmak isteyenler için:
Tel: 05325829911, ev-03224533015…  www.cezmiyurtsever.com  , cezmiyurtsever@hotmail.com  

              



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

24 Nisan 2010 Cumartesi

İZMİR FUARINA GERÇEK TÜRK AYDINLARI DAMGASINI VURDU.

Mehmet Altan bu gün 15:45/16:45 arası  "bu topraklarda yaşayanların meselesi:kent dindarlığı" konulu konferansına katılmadı.
Erdal Sarızeybek'in konferansından çıkan kitap severler Mehmet Altan'ın 3. salon plan afişinden silindiğini görünce " Katılamadı" şeklinde eleştirdiler.
Çılgın Türkler-Turgut Özakman Fuarı kilitledi.Metrelerce kuyruk insan akışını zorlaştırırken Özakman kitaplarını camdan bir kafes içerisinde imzalamak zorunda kaldı.
Vural Savaş fuardaki en istikrarlı yazarlarımız dandı.
her gün görmek mümkün oldu.Sevenleri kitaplarını rahat rahat imzalattı ve sohbet ettiler.
Son iki gün Ümit Zileli Cumhuriyet Kitaplarından çıkan kitaplarını imzaladı.
Alev Coşkun'da bu gün fuardaydı.
Hulki Cevizoğlu dün verdiği konferanstan sonra bugünde kitaplarını imzalamak ve okurla beraber olmak için fuardaydı.
Bir bilgi vereyim:
Hulki Cevizoğlu SESTV'de Şamil tayyar'la mayıs ayının sonlarında 22/24 arası bir program yapacağı şeklinde kesin olmayan bir haber verdi.

Yaşar Nuri Öztürk ve Nihat Genç konuşmalarını yaptığı büyük 3 nolu salonu tıkabasa doldurdular.Oturanlardan çok ayakta ve yerlerde oturanlar oldu.Oksijen azaldı ve salonda sıcaklık artı ama Erdal Sarızeybek,Yaşar Nuri Öztürk ve Nihat Genç ayakta alkışlandı.
Katılmayan Mehmet  Altan'ın yerine Ender Helvacıoğlu Evrim konulu bir konferans verdi.Hazırlıksız geldiğini tahmin ettiğim yazar evrimden çok bilimsellik ve din çelişkisi üzerine konuştu.Sözlerine başlarken sohbet şeklinde olacağını söylemesine rağmen 1saati nefes almadan ve kimseden soru almadan bitirdi.Ama ne yazıkki evrim dinlemeye gelenler hayal kırıklığına uğradı.
Yinede güzel bir bilim ve doğma çelişkisini gösteren bir konferans oldu.
1 nolu küçük  salonda akşam 19 da " Dersim 37-38 katliamı ve politika" konulu konferansta Şerafettin Halis denilen şahsiyet Atatürk'ü  eleştirirken "Stokon sendromu"  benzetmesi yaptı.Yani celladını seven mahkum.
Bu şerefsizi daha fazla izleme gereği görmedim ve ayrıldım.
24 Nisan 2010 İzmir 15. Kitap Fuarından izlenimlerim bunlar.
Kısacası dostlar bu fuarda bütçemiz açık verdi ama aylarca yetecek bir sürü kitabımız oldu.Şahsen ben aradığım tüm kitapları alabildim.



"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."