12 Aralık 2009 Cumartesi

SEN NERENİN BAŞ BAKANISIN?

Pkk'nın Tokat saldırısını üstlendiği,
TSK'nın telsiz konuşmalarını medyaya verdiği,
medyanın emri veren teröristin resimlerini bastığı bir ortamda
ABD gezgini başbakanımız PKK'yı aklamaya çalışıyor.
Adama sormazlar mı:
Sayın Tayyip Erdoğan.
Sen nerenin başbakanısın?

Üstelik kendi medyan yayınladı.

Ama bir türlü inanmak istiyorsan 
o zaman seni inandırmak için 
resimdeki rezil herif seni bir arasında haber versin.
Sen yoksa başka türlü inanmayacaksın.




SALDIRI SONRASINDAKİ TELSİZ KONUŞMALARI

Tokat'ta 7 Aralık'ta 7 askerin şehit edildiği saldırıyı gerçekleştiren PKK/KONGRA-GEL terör örgütü üyelerinin olay sonrasındaki telsiz konuşmaları basına dağıtıldı.

 Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Genelkurmay Karargahı'ndaki basın bilgilendirme toplantısında Tokat'ın Reşadiye ilçesinde meydana gelen 7 askerin şehit edildiği, 3 askerin yaralandığı saldırıyı gerçekleştiren teröristler ile bağlı olduğu terörist grup arasında 8-9 Aralıkta yapılan telsiz konuşmalarından bazı bölümleri basın mensuplarına dinletti.

Toplantının ardından telsiz konuşmalarındaki ses kayıtları basın mensuplarına dağıtıldı.

Telsiz Konuşmaları:
08 ARALIK 2009 SAAT: 11:19
Mardin/Mervin - Tokat'ı duydunuz mu?
Mervan - Duyduk
Mardin/Mervin - Şehmuz'tur ha!
Mervan - Takip ettik, iyi oldu zamanında yerinde artık bir eylemdi, peki tekmil aldınız mı?(Eylemi yapan terörist gruptan)
Mardin/Mervin - ... not verdiğimiz zaman çıktılar.
Mervan - Tamam ... Artık bir şey söylemiyoruz, bir iki not vardı, önemli değildi... Bu Hakar ve Metin için...
08 ARALIK 2009 SAAT: 11:25
Mervin - Roj.
Roj - Dinliyorum .
Mervin - Arkadaş bir not vereyim.
Roj - Tamam.
Mervin - 18'den 351, buna ilişkin deryalarımıza not verdik iptal mi edelim?
Roj - Anlamadım.
Mervin - Buna ilişkin deryalarımıza not vermiştik iptal mi edelim.
Roj - Not mu vermiştiniz?
Mervin - Doğru, doğru.
Roj - Size not vermiştik öyle mi diyorsunuz?
Mervin - Doğru.
Roj - Doğru not vermiştik.
Mervin - ..?? (Yok, biz biz)
Roj - Doğru doğru biz verdik.
Mervin - Not gönderdik iptal mi edelim?
Roj - Tamam anladım, siz burada bekleyebilir misiniz?
Mervin - Doğru.
Roj - Tamam ben size bir cevap alıp geleyim arkadaş.
Mervin - Tamam arkadaş.
Roj - Ya da 11.40'da görüşelim burada.
Mervin - Şimdi olsa iyidir.
Roj - 11.40 geçe burada görüşelim.
Mervin - Şimdi olsa iyi olurdu arkadaş.
Roj - Siz biraz bekleyin arkadaş ben bir cevap alıp geleyim.
Mervan - Açık cihaz.
Mervin - Mervan
Mervan - Dinliyorum s.s.
Mervin - S.S.
Mervan - Sesiniz iyidir ha, (düşüktür ha)
Mervin - ..?? sizin sesiniz de iyidir.
Mervan - Durumunuz nasıl?
Mervin - ..??
Mervan - Vallahi iyilik sağ olun, arkadaşların durumu nasıl?
Mervin - Arkadaşların durumları iyi selamları var.
Mervan - Ya kodun neydi.
Mervin - Mervin'dir.
Mervan - Mervin nasılsın? (Kodu ...?? Mahir Mahir)
Mervin - ..??(Yahu bu)
Mervan - Biz alamadık ha.
Mervin - ..??
Mervan - Tamam tamam.
Mervin - ..??
Mervan - Baktım kod değiştiniz (değiştirdiniz) sizde şey edin ha.
Mervin - Nasıl?
Mervan - ..?? (Bu Sa...dır)
Mervin - Vallahi anlaşılması lazım diyor, (biliyorum)
Mervan - ..?? arkadaşların durumu iyidir.
Mervin - ..??
Mervan - Arkadaşların selamları var size. (Yahu Şevger'in selamları var size)
Mervin - ..?? takip ediyor musunuz? (Tokat'ı duydunuz mu Tokat'ı)
Mervan - Takip ediyoruz. (Yahu duyduk.)
Mervin - Ona göre. (Şehmus'tur ha)
Mervan - Takip ettik, iyi oldu zamanında ..?? (Yerinde bir eylemdi) artık ..??, peki ..??(tekmil) aldınız mı?
Mervin - Nasıl?
Mervan - Tekmil aldınız mı?
Mervin - ..?? verdiğimiz zaman tekmil alıyoruz. (Not verdiğimiz zaman çıkmışlardı.)
Mervan - Anlaşılmadı.
Mervin - Not verdiğimiz zaman (çıktılardı) tekmil alıyoruz.
Mervan - Tamam tamam, ..?? (yani... artık bir şey söylemiyoruz)
Mervin - Arkadaş ..??
Mervan - Onun için çıkmadık.
Mervin - ..??
Mervan - Dinliyorum arkadaş.
Mervin - ..?? (Dedim Cihan'a ... bir şey söylemiştik)
Mervan - Yav bir iki not vardı ya onu ayarlayacağız tamam mı?
Mervin - ..??
Mervan - (biri)..?? bu şey içindir ha bu ..?? farklı... yani sadece ... içinde ...
Mervin - ..??
Mervan - Peki arkadaş ..?? tamam diyordu bazı şeyler arkadaşlar için, bayanlar için bu Mersin için artık onlara ..?? Yoksa ona göre mi yapacaksanız? (bu Hakar için bu Metin için artık ona göre)
Mervin - Arkadaş doğru, doğru..........
Mervan - Anlaşılmadı.
Mervin - Onlara ilişkin ..??
Mervan - Ya anlaşılması lazımdır ha. veriyorum
Mervin - ..??
Mervan - Şehit (Helin)..?? bölümü 1Tden42.
Mervin - ..??
Mervan - Ya ona ilişkin çalışması gerekiyor.(vardı)
Mervin - ..??
Mervan - Dedim ki buna ilişkin arkadaşın (Nasır'ın) bir çalışması vardı.
Mervin - ..??
Mervan - Onun için dedim acaba haberi var mı yok mu?
Mervin - ..??
Mervan - Anlaşılmadı.
Mervin - Bilgimiz yok.
Mervan - Tamam tamam.
Mervin - Tamam başka bir şey belirtiyor musun?
Mervan - ..??
Mervin - Mervan.
Mervan - Arkadaş dinliyorum. Men/in - Arkadaşların durumu nasıl?
Mervan - Genel durumları iyidir. Selamları var
Mervin - ..??
Mervan - Anlaşılmadı.
Mervin - Arkadaşları özledik dedim.
Mervan - Biz de sizi merak ettik valla.
Mervan - Mervin.
Mervin - Dinliyorum.
Mervan - ..?? bir not vardı bu Şehit Helin bölümü, bu Basya'dan ...
Mervin - Tamam.
Mervan - Şehit Bahtiyar'dan buna ilişkin bir not vardı daha evvel, arkadaşların bilgisi var.
Mervin - Doğru.
Mervan - Tamam artık o çalışma sürüyor sonuçlandırmamışız tamam mı?
Mervin - Tamam oldu. Doğru arkadaş artık ...
Mervan - ..?? yani... artık biraz detayı kalmış. Tamam, genel şeyleri nettir tamam.
Mervin - Tamam başka bir şey belirtiyor musunuz?
Mervan - Yani onun için artık biraz düzeltme yapalım tamam mı?
Mervin - Tamam oldu.
Mervan - Artık genel o diğerleri nettir tamam mı?
Mervin - Tamam arkadaş, Munzur'la bağlantınız var mı?
Mervan - Yok yok.
Mervin - Tamam arkadaş farklı bir şey belirtmiyoruz s.s.
Mervan - Arkadaşlara selam söyleyin.
Mervin - Arkadaş tamam.
Mervan - Roj.

09 ARALIK 2009 SAAT: 11:22

Şehmuz -...?? değerlendiriyorlar.
Mervan -...?? Şehmuz - Ya acil bir istihbaratı değerlendiriyorlar
Mervan - Acil bir istihbaratı mı?
Şehmuz - Doğru doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Reşadiye, Reşadiye.
Mervan -Nasıl!
Şehmuz - Reşadiye.
Mervan - Tamam Reşadiye.
Şehmuz - Sazak karakolu Sazak.
Mervan - Sazak mı?
Şehmuz - Doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Sazak, Sazak Samsun ile başlıyor.
Mervan -...?? Şehmuz - Doğru doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Samsun, Adana, Zonguldak, Adana, Konya karakolu arasında devriye turu atan bir araca arkadaşlar pusuda vuruyorlar. Arkadaş, araç komple imha oluyor, Arkadaşlar üzerine gitmek istiyorlar. Arkadaş burada sivil halktan dolayı arkadaşlar üzerine gidemiyor.
Mervan -...??
Şehmuz - Sivil halk, sivil halk.
Mervan -...??
Şehmuz - Doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Arkadaş burada ...?? var. ...?? yaralısı var iki...?? iki ağır üç yaralısı var....??
Mervan -...??
Şehmuz - Doğru, doğru ikisi ağırdır.
Mervan - İkisi ağır.
Şehmuz - Doğru.
Mervan - Tamam ikisi ağırdır.
Şehmuz - Arkadaşlar sonra Erzincan Tokat...??
Mervan - Erzincan tarafına doğru gidiyor.
Şehmuz - Arkadaş doğru aynı ...?? eylem alanına takviye güç geliyor.
Mervan -...??
Şehmuz - Arkadaş doğru, operasyona binlerce asker katılıyor.
Mervan -...??
Şehmuz - Ya 10.000'e yakın asker katılıyor
Mervan -...??
Şehmuz - Doğru, doğru.
Mervan -...??
Şehmuz -
10.000' e yakındır
Mervan -...??
Şehmuz -...?? güçler katılıyor.
Mervan -...??
Şehmuz - Doğru doğru ...?? tarafı
Mervan -...??
Şehmuz - Arkadaş şehit ...?? alanının tümünü esas alıyor
Mervan -...??
Şehmuz - Doğrudur doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Arkadaş ...??
Mervan -...??
Şehmuz -...??
Mervan - Reşadiye.
Şehmuz - Arkadaş
Reşadiye ...??
Mervan - Kodla
Şehmuz - Ankara, Lale, Mardin, Uşak ve Niğde.
Mervan -...??
Şehmuz - Samso
Mervan -...??
Şehmuz -...??
Mervan -...??
Şehmuz - Doğrudur, doğru.
Mervan -...??
Şehmuz - Bu eylem ...??
Mervan -...?? Şehmuz -...?? yoldaşların anısına ...?? anısına yapılmıştır
Mervan - Alınmadı.
Şehmuz -...?? anısına yapılmıştır....?? Amed ...?? ile
Mervan -...??
Şehmuz - Şehit ve şehit düşen tüm yurtseverin ...??
Mervan - ...??
Şehmuz - Ya anons vardı, anons.
Mervan - ...??

09 ARALIK 2009 SAAT: 11:38

Şehmuz - Mervan
Mervan - Arkadaş dinliyorum
Şehmuz -...??
Mervan - Doğrudur doğru
Şehmuz -...??
Mervan - Ya sesin anlaşılmıyor dediğin anlaşılmıyor
Şehmuz -..??
Mervan - Tamam tamam
Şehmuz -...??
Mervan - Şehmuz
Şehmuz -...??
Mervan - Şehmuz
Şehmuz -...?? - Dinliyorum
Mervan - Arkadaş S.H
Şehmuz - S.H
Mervan - Durumunuz nasıl?
Şehmuz -...??
Mervan - Sesim iyi geliyor mu?
Şehmuz - İyi geliyor iyi
Mervan - Seninki biraz zayıf durumlarınız nasıl iyi midir?
Şehmuz -...??
Mervan - Bütün arkadaşlar iyi midir?
Şehmuz - İyidir iyi
Mervan - Arkadaşların durumu iyidir değil mi?
Şehmuz - İyidir
Mervan - Moralleri nasıl?
Şehmuz - İyidir
Mervan - Ya sizi çok çok öpüyorum ha
Şehmuz -...??
Mervan - Bir de tek tek kutluyorum
Şehmuz - Tamam...??
Mervan - Anlaşılmadı
Şehmuz -...??
Mervan - Sen yerime hepsini öp
Şehmuz -...??
Mervan - Yav bir şey olmaz katlanırız tamam
Şehmuz - Tamam
Mervan - Moraliniz iyi midir?
Şehmuz -...??
Mervan - Hepimizin bir ara gergin oldu ama iyi oldu iyi oldu tamam mı?
Şehmuz - Tamam ...??
Mervan - Şehmuz ...??
Şehmuz - ...?? - Dinliyorum
Mervan - Anons mu vereceksin ?
Şehmuz - Doğru
Mervan - Tamam ver
Şehmuz - Ziganaya bağlı Şehmuz ...?? ...??
Mervan - Zigana'ya bağlı Şehmuz ...??
Şehmuz - Dicle'den veriyorum
Mervan - Ya hangi şifre?
Şehmuz - ...??
Mervan - Öbürü yok değil mi?
Şehmuz - Yok...??
Mervan - Hangisi Dicle'den mi yoksa?
Şehmuz - ...??
Mervan - Tamam Dicle'den 112
Şehmuz - Doğru...??
Mervan - Aktif hale getirsin değil mi?
Şehmuz - Doğrudur doğru
Mervan - Arkadaş S.H
Şehmuz - S.H
Mervan - Durumunuz nasıl?
Şehmuz -...??
Mervan - Sesim iyi geliyor mu?
Şehmuz - İyi geliyor iyi
Roj - Mervan
Mervan - Roj dinliyorum
Roj - Tamam sesiniz şimdi iyi geliyor
Mervan - Tamam
Roj - Şehmuz'un sesini alabiliyor musun?
Roj - Şehmuz, Şehmuz
Roj - Mervan
Mervan - Dinliyorum
Roj  - Peki Şehmuz için bir düşük kanal bin aşağısında bir deneseniz siz onun sesini alamaz mısınız?
Mervan - Anlaşılmadı?
Roj - Dedim buranın bin aşağısında biz size anons yapalım Şehmuz devreye girince siz onun sesini alamaz mısınız?
Mervan - Deneyelim tamam mı?
Roj - Tamam oldu Şehmuz eğer ses alıyorsan bin aşağı
Şehmuz -...??
Mervan - Şehmuz ses alıyorsan bin aşağı
Şehmuz -...??
Roj - Mervan
Mervan - Roj
Roj - Mervan
Mervan - Dinliyorum.
Roj - Ses alan derya var mı?
Mervan - Roj
Roj - Dinliyorum ses geliyor mu?
Mervan - Arkadaş sesiniz zayıf.
Ro] - Bir dakika yukarı çıktığında ses gelmiyordu değil mi?
Mervan - Bizim gelmiyordu.
Roj - Nasıl! Mervan -...??
Roj - Sizin sesinizi ben hiç alamadım, ya sesiniz gelmiyor.
Mervan -...??
Roj - Ben sizin sesinizi hiç alamadım bir dakika ben bir kanal bakayım.
Mervan - Şeyhmus
Mervan - Şeyhmus
Dicle - Bahtiyar
Bahtiyar -..??
Dicle - Tamam anladım saat 8
Bahtiyar -..??
Dicle - Saat kaçta?
Bahtiyar -..??
Dicle - 1110
Bahtiyar -..??
Dicle -..??
Bahtiyar - Doğru
Dicie - Tamam şehit Kendal..??
Bahtiyar -..??
Dicle- Şehit Şerhıldan
Bahtiyar -..??
Dicle - İki bin aşağı
Raman - 202 178 233 239 241 228 208 202 340
Roj -...??
Raman - 70 ten
Roj - 33ten...??
Raman - Evet başlangıçtaki
Roj - Doğrudur.
Raman -...??değil mi?
Roj - Evet.
Raman -...??
Roj - Tamam.
Raman -16 dan 254
Roj - Tamam
Raman - O bir iş vardı ya?
Roj - Tamam.
Raman - O sonra yapılacak.
Roj - Tamam.
Raman -...??
Roj - Tamam
Raman - 27 den 36 ikinci kelime
Roj - Tamam.
Raman - 26 dan 46 (48) birinci kelime
Roj - Tamam.
Raman - Roj
Roj - Dinliyorum.
Raman - Başka bir not vereyim
Roj - Tamam
Raman -5 ten 100 210 224
Roj - Tamam.
Raman -...?? onun için ...?? 61'den 48 73 88 ..?? 56 53 52 ...?? 47 88. I
Roj - Tamam. Raman -...??
Roj - Tamam.
Raman -...??
Roj - Dün akşam Dicle bir not verdi ya.
Raman - Tamam.
Roj - Ayın 24 de Bagok bağlısı..??
Raman - Tamam.
Roj - Aniden düşman araziye çıkıyor.
Raman -Tamam.
Roj - Arkadaşlar bu şekilde kontrole alıyorlar, saat 16.30 ile 17.30 arasında düşmanı vuruyorlar.
Raman - Tamam.
Roj - Bu şekilde bir asker ...??
Raman - Tamam, Roj - Bu eylem başkanın tecrit koşulları doğrultusunda yapılmıştır.
Raman - Tamam.
Roj - Yine ayın 6 sında ...?? Serbent, Sinek, Maymun, Yekmale, Düğün kapısı...?? buralarda bırakmışlar diyorlar...?? S.S.

09 ARALIK 2009 SAAT: 11:43

Mervan - Zigana'ya bağlı Şeho Dicle'den 112, aktif hale getirin.
Şehmuz -...??
Mervan - Tamam.
Şehmuz -...??
Mervan - Anlaşılmadı.
Şehmuz - A planını iptal et, B planını uygula.
Mervan - A planını iptal et, B planını uygula tamam.
Şehmuz -...??
Mervan - Ben tekrar edeyim Zigana Ali Fırat, A planını iptal et, B planını uygula.
Şehmuz - Tamam ...?? hepsini ...??
Mervan - İki gün üst üste anons olsa iyi olur değil mi?
Şehmuz - Doğrudur doğru.
Mervan - Tamam oldu
Şehmuz -...??
Mervan - Durumunuz iyidir değil mi?
Şehmuz - Doğru ...??
Mervan - Arkadaş, genel arkadaşların selamları var size.
Şehmuz - ...??
Mervan - Tamam oldu bak burada iyi geliyor.
Şehmuz - ...??
Mervan - Anlaşılmadı.
Şehmuz - ...??
Mervan - Tamam arkadaş bizde sorun problem yok.
Şehmuz -..??
Mervan - Şehmuz
Şehmuz - Dinliyorum.
Mervan - Herhangi bir problem veya sorun yok değil mi?
Şehmuz -...??
Mervan - Durumunuz Zigana mı?
Şehmuz -...??
Mervan - Tamam onun dışında durumlar nasıl?
Şehmuz -...??
Mervan - Yeriniz sağlam mı?
Şehmuz -...??
Mervan - Zorlanma var mı?
Şehmuz -...??
Mervan - ...?? örgütsel açıdan
Şehmuz -...??
Mervan - Tamam arkadaş genel de bu tarafta durumlar iyidir bir sorun yok yani arkadaşlar sizi kutluyor selamları var.
Şehmuz -...??
Mervan - Tamam farklı bir şey yok ...??
Şehmuz -...??

09 ARALIK 2009 SAAT: 14:42

Dİcle - Bahtiyar
Bahtiyar - Dinliyorum.
Dicle - Ses geliyor mu?
Bahtiyar -...??
Dicle - Bahtiyar
Bahtiyar-Dicle
Roj - Dicle
Goste - Gever
Roj - Dicle
Dicle - Dinliyorum.
Roj - Dicle bir dakika.
Raman - Nemrut
Nemrut - Dinliyorum.
Raman - Arkadaş bin aşağı.
Nemrut - Tamam alındı
Roj - Dicle
Dicle - Dinliyorum
Demhat - Deman
Deman - Dinliyorum
Demhat- Deman Demhat'tır
Roj - Zilan'a bağlı tüm deryalar yarın saat 08.00'de Zilan talimat kanalında üzerinde hazır olsunlar
Dicle - Zilan'a bağlı tüm deryalar yarın saat 08.00'de Zilan talimat kanalında üzerinde hazır olsunlar.
Roj - Dersim bağlısı Basya yarın saat 09.00'da Rojhilat kanalında hazır olsun
Dicle - Dersim bağlısı Basya yarın saat 09.00'da Rojhilat kanalında hazır olsun
Roj - Munzur bağlısı Murat, Mordem, Mazlum Volkan ve Hejar bizim size verdiğimiz notta eğer risk varsa notu iptal edin.
Dicle - Munzur bağlısı Murat, Mordem, Mazlum Volkan ve Hejar bizim size verdiğimiz notta eğer risk varsa notu iptal edin.
Roj - Munzur eğer ses alıyorsan Şehit Aslan şifresi 32'den 650, 60'dan soldan 252, 254, 235, 244, 217, 231, 259, 243 ve 43'den 77, 45'den 63, Batman 697 birinci kelime, Sivas 673 birinci kelime, 47'den 654 ikinci kelime 10'dan 693 birinci kelime, 31'den 441.
Dicle - Munzur eğer ses alıyorsan Şehit Aslan şifresi 32'den 650, 60'dan soldan 252, 254, 235, 244, 217, 231, 259, 243 ve43'den 77, 45'den 63, Batman 697 birinci kelime, Sivas 673 birinci kelime, 47'den 654 ikinci kelime 10'dan 693 birinci kelime, 31'den 441.
Roj - Dicle anons var mı?
Dicle - Arkadaş yok.
Roj - Roj çağrısı.
T/E - Raman tekmilden sonra geçsin.
Roj - Tamam.
Serdem - Roj
Roj - Dinliyorum.
Serdem - Anons vardı.
Roj - Kimdir?
Serdem - Bir anons vardı.
Roj - Kimdir arkadaş?
Şerbaz - Serdem'dir Serdem Sason bağlısı.
Roj - Tamam dinliyorum Serdem.
Serdem - Sason bağlısı tüm deryalar bugün saat 12.00'de eyalet kanalı üzerinde görüşme notu okunacaktır.
Roj - Sason bağlısı tüm deryalar bugün saat 12.00'de eyalet kanalı üzerinde görüşme notu Kürtçe okunacaktır. Roj - Roj çağrısı dinliyorum
Mayıs -...??
Roj - Anlaşılmadı, Dicle ses alıyor musun?
Dicle -Roj çağrısı. Mayıs -...??
Dİcle - Anons mu var?
Mayıs -...??
Dicle - Arkadaş bir dakika bir anonsu var.
Roj - Ses alıyor musun?
Dicle - Yok arkadaş anons edelim.
Mayıs -...??
Roj - Mayıs dinliyorum arkadaş
Mayıs -...??
Roj - Nasıl!
Mayıs - Arkadaş Munzur'a bağlıdır Munzur'a.
Roj - Görüşmeyi planlamış mıydınız?
Mayıs -...??
Roj - Tamam başka bir şey belirtiyor musunuz?
Mayıs -...??
Roj - Tamam. Ses alan tüm deryalar bugün saat 12.00'de görüşme notu tekrar okunacak.
Dicle - Ses alan tüm deryalar bugün saat 12.00'de görüşme notu tekrar okunacak.
Roj - Roj çağrısı.
Şehmuz - Roj bir ses geldi anons vermek istiyor bir dakika.
Şehmuz - Arkadaş Munzur bağlısıdır, Munzur
Dicle - Anlaşılmadı
Rojhilat - Roj sesi derindir anlaşılmıyor
Roj - Arkadaş anonsu ver. Arkadaşın sesini alan yok mu?
Şehmuz -...??
Roj - Kime bağlı
Dicle - Şiyar'a mı bağlı ?
Şehmuz - Ya Zeynel'e bağlı Zeynel
T/E - Roj diyor Munzur'a bağlı.
Roj - Munzur bağlısı tamam.
Şehmuz - Zeynel'e bağlı Zeynel.
Roj - Tamam Zeynel bağlısı arkadaş ses alan derya yok mu?
Şehmuz - Zeynel'e bağlı.
Roj - Zeynel'e bağlı hangi deryadır.
Şehmuz -...??
Roj - Zeynel'e bağlı deryanın sesini alan.
Şehmuz -...??
Roj - Arkadaş...?? geçelim
Mervan - Ya Mervan'dır
Roj - Mervan dinliyorum
Mervan -...??
Roj - Nasıl?
Mervan -...??
Roj - Ses alamıyor musunuz burda?
Mervan - Doğru doğru
Roj - Anonsunuz var mı?
T/E - Roj, diyor Şehmuz çağrı yapıyor, biz sesini alamıyoruz
Roj - Tamam size çağrı yapıyor sesini alamıyorsunuz
Mervan - Doğru doğru
Roj - Tamam onun için her hangi bir şey söyleyelim mi nereye geçsin?
Mervan -...??
Roj - Şehmuz
Şehmuz - Arkadaş dinliyorum.
Roj - Mervan biz sesi almıyoruz arkadaş ona ilişkin bir şey diyor musunuz?
Mervan - Cevap veriyor
Roj - Anlaşılmıyor
Mervan - Cevap veriyordu
Roj - Onun sesini alıyor musun?
Mervan - Şehmuz
Şehmuz - Dinliyorum
Mervan - Arkadaş sesi şimdi geliyor
Roj - Tamam
Mervan - Şehmuz bir şey diyor musun?
Şehmuz -...??
Mervan - Bir bilgi mi var?
Şehmuz -...??
Mervan - Roj sanki bir bilgi var diyor
Roj - Tamam
Şehmuz -...??
Mervan - Anlaşılmadı?
Şehmuz -...??
Roj - Tamam. Şehmuz tekmilden sonra saha kanalına geçelim
Şehmuz - Tamam
Roj - Dicle aldı mı?
Dicle - Doğru alındı diyor
Roj - Tamam Şehmuz tekmilden sonra sahaya geç
Şehmuz - Tamam
Roj - Kandil
Kandil - S.S. Yeni bir şey yok
Roj - Firaz
Rraz - S.S. Yeni bir şey yok
Roj - Dicle
Dicle - S.S. Yeni bir şey yok
Roj - Cilo
Cilo - S.S. Yeni bir şey yok
Roj - Nemrut
Nemrut - S.S. Yeni bir şey yok."




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

11 Aralık 2009 Cuma


GENELKURMAY BAŞKANLIĞI İSTİHBARAT BAŞKANI KORGENERAL İSMAİL HAKKI PEKİN’DEN OLAYI ÇÖZÜMLEYEN AÇIKLAMA

NE DEDİ:
ÇELİK: KURT PUSLU HAVADAN HOŞLANIR

ANKARA Milliyet
10.12.2009
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, düzenlediği basın toplantısında 7 askerin şehit edildiği saldırının taşeron bir terör örgütünce yapılmış olabileceğini söyledi
Çelik, Tokat’taki olay ile daha önce 33 askerin şehit edilmesi arasında bağlantı olup olmadığı ve arkasında Ergenekon gibi örgütün bulunup bulunmadığı yolundaki soruya, “Kurt puslu havadan hoşlanır. Herkes bizim mezarımızı kazmaya çalışıyor. Millet olarak biz uyanık olursak bunların üstesinden geliriz” yanıtını verdi.



NE CEVAP ALDI:
TSK'DAN SALDIRIYI KİM YAPTI AÇIKLAMASI
11 Aralık 2009
7 askerin şehit 3'ünün de yaralandığı Tokat Reşadiye'deki saldırıyı dün terör örgütü PKK üstlenmişti. Konuyla ilgili bir açıklama yapan TSK saldırının kimler tarafından ve kaç kişiyle yapıldığını açıkladı.
Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Tokat'taki saldırının PKK/KONGRA-GEL terör örgütü tarafından yapıldığının açık ve net olarak belirlendiğini belirtti. Korgeneral Pekin, eylemi gerçekleştiren teröristler ile bağlı olduğu terörist grup arasında 8–9 Aralık 2009'da yapılan telsiz konuşmalarındaki seslerin analizlerinden, eylemi yapan ve eylem talimatını veren teröristlerin tespit edildiğini bildirdi.

Korgeneral Pekin, Genelkurmay Karargâhındaki basın bilgilendirme toplantısında, 7 Aralıkta Tokat'ın Reşadiye ilçesinde meydana gelen, bir uzman çavuş ile altı erbaş ve erin şehit edildiği, bir uzman çavuş ile iki erin yaralandığı saldırıyla ilgili bilgi verdi.
Korgeneral Pekin, olayla ilgili bugüne kadar maksatlı, ön yargılı ve haksız çeşitli yorumlar yapıldığını belirtti.

Saldırının PKK/KONGRA-GEL terör örgütü tarafından yapıldığının açık ve net olarak belirlendiğini söyleyen Korgeneral Pekin, ''Eylemi gerçekleştiren teröristler ile bağlı olduğu terörist grup arasında 8–9 Aralık 2009'da yapılan telsiz konuşmalarındaki seslerin analizlerinden, eylemi yapan ve eylem talimatını veren teröristler tespit edilmiştir'' dedi.
Korgeneral Pekin, Tokat'taki terörist eylemin ardından aynı gün 17.50'den itibaren Tokat Turhal ve Niksar'da 3 tabura yakın kuvvetin bölgeye sevk edilerek operasyona başlandığını, halen helikopter desteğinde, mevcut kuvvetlere takviye olarak bölgeye sevk edilen Jandarma Özel Harekât birlikleriyle operasyonlara devam edildiğini kaydetti.
Teknik tespit imkânlarından faydalanılarak, bu olayın Tunceli bölgesinde bulunan terörist gruba bağlı özel güç birliğine ait 5–6 kişilik bir grup tarafından yapıldığının belirlendiğini bildiren Korgeneral Pekin, ''Yapılan incelemede, eylem talimatının Tunceli bölgesinden sorumlu terörist tarafından verildiği belirlenmiş, ancak eylemle ilgili Zap bölgesinde bulunan 'HPG' karargahına da rapor verildiği tespit edilmiştir'' diye konuştu.
Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanı Korgeneral Pekin, Tokat'taki terörist eylemin ardından, 1993 yılında Bingöl'de meydana gelen 33 erin şehit edilmesiyle ilgili çeşitli iddiaların gündeme getirildiğini belirtti. Bingöl'deki olayla ilgili idari tahkikatın yapıldığını ve hukuki sürecin başlatıldığını anlatan Korgeneral Pekin, olayın PKK/KONGRA-GEL terör örgütü tarafından yapıldığının, görgü tanıkları ile sonradan yakalanan ve teslim olan 11 teröristin ifadelerinde açık olarak belirtildiğini, bu teröristler hakkında gerekli yasal işlem yapıldığını anımsattı.
Korgeneral Pekin, ''Hukuki süreci tamamlanmış bir konunun bazı çevrelerce tekrar tekrar gizli tanık ifadelerine dayanılarak gündeme getirilmesinin altında yatan nedenleri kamuoyunun takdirine bırakıyoruz'' dedi.

"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

10 Aralık 2009 Perşembe

İMAM BU SEFER DAHA BETER BİŞE YAPTI. 
MIÇTI.


Bir devlet düşünün ki; bir bölgesinde meydana gelen terör olayı sonucunda 7 fidan gibi gencini yitirsin.

Bir devlet düşünün ki başındakilerse kalksın değişik açıklamalarla bunu yapanların bilinen teröristler olmaya bileceğini, açılım zırvalıklarının ve uydurdukları ve hala terör örgütü olup olmadığı bilinmeyen ama bir birinden habersiz birçok kişinin bu örgütün elamanı diye içeride tutulduğu kişilerin yaptığını söyleye bilsin.

Bir devlet düşününki; iktidarın başındaki partinin genel Başkan Yardımcısı 1993 te meydana gelmiş ve 33 cana mal olmuş ve teröristlerin başarı olarak ilan ettikleri bu rezil, alçak terör olayı için “o askerlerin nasıl şehit edildiği karanlık bir nokta” diye bilsin.

“Düşman üretme paranoyası nedir biliyor musunuz? Şu an Ergenekon diye bir dava görülüyor. Onun da mantığını ifade edelim. Bir mahallede hiç hırsızlık vakası yoksa mahalle bekçisinin önemi kalır mı? Kalmaz. Mahalle bekçisi akıllıysa kendi konumunu muhafaza etmek için mahallede hırsızların kol gezdiğini yayması lazım. Hatta daha akıllıysa arada bir iki kapıyı kendisinin yoklaması lazım. İşte Ergenekon budur.”  Diye bilsin.

Diğerlerini saymaya gerek yok.
İktidarın başındaki partinin genel Başkan Yardımcısı bunu derse akla imam cemaat sözü geliyor.
Ama bu sefer imam daha beterini yaptı.
Anladınız siz onu. 
Peki, genel başkan yardımcısı şimdi söylediklerinden utanmayacak mısın?
Nerdeeeee…




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
NEREDE?
 DARBE ÇIĞIRTKANLIĞI
SİZİN BU ZAMANA KADAR DEDİKLERİNİZ VE YAPTIKLARINIZLA OLMADIYSA BUNDAN SONRA OLMAZ.
 KORKMAYIN.



Muhalefetin her dediğine balıklama atlayan AKP; Onur Öymen’in Tunceli açıklamasını medya gücünü kullanarak saptırıp teröristlerin eline koz verdiği gibi şimdide bu sözlerin peşine düştü.
Tüm yandaş medyasında, liboşlar, Fettoşcular, Kürtçüler yırtınıyor.
“darbe çığırtkanlığı yaptı” mış...




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
BİR ABD PROJESİ OLARAK AKP  

MERDAN YANARDAĞ


"AKP, Washington tarafından geliştirilen ve merkezinde "Ilımlı İslam" siyasetinin bulunduğu Büyük Ortadoğu Projesi'nin stratejik bir ürünüdür. Üstelik tasarlanmış, planlanmış ve sınırları çizilmiş bir projedir. Doğunun kalbine sokulmuş bir Truva Atı'dır." 

"AKP; ABD tarafından geliştirilen "Büyük Ortadoğu Projesi" ve "ılımlı İslam" siyasetinin bir ürünü, Washington'da tasarlanmış ve Ankara'da yürürlüğe konulmuş politik bir projedir."

Fuller, 2000 yılında Türkiye hakkında yaptığı "şaşırtıcı" bir yorumda aynen şunları söylüyor:

"Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe... Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (Bülent Ecevit liderliğindeki 57. Hükümet'ten söz ediyor) partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi'nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak. Yeni oluşum kartopu gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye'de yakın gelecekte ılımlı islamcılar iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclis'e sokulacak."
(Akt. Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yeniçağ gazetesi, 29.4.2004)

Ne demeli?
Yukarıdaki satırlar bir "analiz" olmanın çok ötesine geçmiyor mu?
Fuller, sizce de tasarlanmış, bağlantıları kurulmuş ve bir ihtiyat payı bile bırakmaya gerek duymayan   kesinlikteki bilgilerden  (buraya dikkat, 2000 yılından söz ediyoruz)  hareket etmiyor mu?
Eğer Fuller bir falcı değilse, yeryüzünde bu kesinlik ve şaşmazlıkla ortaya konulan başka bir siyaset öngörüsünün örneği var mı?
Çünkü bu öngörüdeki her şey neredeyse gerçekleşmiş durumda."


"Zamanın AB Dönem Başkanı ve Hollanda'nın Dışişleri Bakanı Bernard Bot, 25 Aralık 2004 tarihli The Washington Times gazetesinde yazdığı yazıda, Türkiye'nin Avrupa için neden gerekli olduğunu şaşırtıcı bir açıklıkla şu şekilde yazıyordu:

"AB, Türkiye'nin üyeliği sayesinde Suriye, Irak, Ermenistan ve Kafkaslara sınırdaş olacak. Avrupa ve Büyük Ortadoğu birbirine
coğrafi olarak yakınlaşacak.(...)Türkiye'nin katılımı AB'nin terörle mücadeleye yönelik siyasi ve askeri kapasitesini de güçlendirecek ve uluslararası barışı ve istikrarı ileriye taşıyacak. ABD, Avrupa'dan, küresel güvenlik yükünü daha fazla paylaşmasını isterken haklı. İşte, Türkiye'nin güçlü ordusunun yardımıyla, AB bu yükü daha fazla omuzlayacak. Türkiye'nin Afganistan'daki NATO operasyonlarında oynadığı rol, potansiyelini gösterir nitelikte."


(Bernard Bot, The Washington Times, 21.12.2004)

Bu değerlendirme üzerine daha fazla söz söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Demokrasi, insan hakları filan, artık asıl amacı gizlemiyor bile. Anlaşılan, gizlemek gibi bir niyetleri de yok. Ancak, Avrupa'nın üstünde küçük bir "soru"nun çengeli hâlâ asılı durmaya devam ediyor; Türkiye
ABD'nin Truva Atı olabilir mi?" 

"Türkiye'nin son 15–20 yılına damgasını vuran "demokrasi" ve "insan hakları" mücadelesi sınıfsal, politik, ideolojik ve felsefi bağlamından koparak, çoğu kez karşıtına hizmet eden soyut bir 'Voltaire'cilik halini almaya başladı." 





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

9 Aralık 2009 Çarşamba

DÜŞÜNDÜREN HABER


"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."
İŞTE AYDINLIĞI KAPATTIRAN GERÇEK NEDEN
BEŞİKTAŞ TERÖR ÖRGÜTÜ


İşçi Partisi (16 Kasım 2009), Türk Yargısına, Türk Ordusu’na, Türkiye Cumhuriyetine karşı tertipler ve terör faaliyeti yürüten Beşiktaş Terör Örgütü'nün dağıtılması, üyelerinin yargılanarak, hak ettikleri cezalara çarptırılmaları istemiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
Şikayet dilekçesini Başsavcılığa veren İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av.Hasan Basri Özbey, Beşiktaş Adliyesi önünde basın mensuplarına şikayet hakkında bilgi verdi. Özbey'in açıklamalarını aşağıda sunuyoruz:

• Doğrudan Başbakana bağlı bir organizasyon! İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nın bilgileri dâhilinde. Bütün iç güvenlik birimleri de bu organizasyonun içinde. Çalışmalar gizli… Operasyonel niteliği yüksek, tribünlere oynamayan bir takım. Bu işlerin yürütüldüğü karargâha gelince: O da gizli… TBMM’ye yürüme mesafesinde bir yer…

• Beşiktaş Terör Örgütü, Türk Yargısı’nın bir parçası değildir. Türk Yargısı, oraya girememektedir. Orada Türk Hukuku işlemez. Orada geçerli olan, ABD’nin Türkiye’ye dayattığı SS-2 denen sinkaflı operasyondur! Beşiktaş, Türkiye’nin egemenlik alanı dışındadır!

• Yasadışı örgüt kurarak Türk Yargısı’na, Türk Ordusu’na, Atatürk Devrimciliği’ne, özetle Türk Milletine balyoz harekâtı düzenleyenler, kesinlikle cezalandırılacaktır.

Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye’ye karşı “Ergenekon Tertibi” yürütülmektedir.
Bu kapsamda Türk yargısı içinde bir gizli örgüt kurulmuştur.
“Ergenekon Tertibi”nin yargı ayağını, bu gizli örgüt yürütmektedir.
Adı Beşiktaş Terör Örgütü (BTÖ)’dür.

Beşiktaş Terör Örgütü, sadece İstanbul’da değil; Türkiye’nin her yanında da faaliyet yürütmektedir.

Beşiktaş Terör Örgütü’nün son faaliyeti geçtiğimiz hafta ortaya çıkmıştır.
Bu faaliyetin hedefi: Cumhuriyet yargısını tasfiye ederek yerine, F yargısı kurmaktır. Amaç, bütün C. Savcılarını, F. Savcılarına dönüştürmektir. Beşiktaş Terör Örgütü bu hedefe uygun iş başında iken suçüstü yakalanmıştır. 


YARGIYA DİNLEME TERÖRÜ Son birkaç gün içinde ortaya çıkan gerçeklerle, Atatürk Cumhuriyetini yıkmayı hedefleyen Ergenekon Tertibinin, doğal olarak Türk Yargısı’nı da hedef tahtasına koyduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.
Böylece telefonları dinlenen, ortam dinlemesine muhatap olan Yargıtay başkan ve üyeleri, İstanbul Adliyesinin hâkim ve savcıları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve toplam olarak Türk Yargısının tüm namuslu mensupları artık Ergenekon soruşturmasının zanlıları arasına katılmıştır. 


“DOĞRUDAN TAYYİP ERDOĞAN’A BAĞLI GİZLİ KARARGÂH”


Beşiktaş Terör Örgütü’nün parmak izlerini, daha altı yıl öncesinden kıdemli gazeteci Yavuz Donat saptamıştı:
“Doğrudan Başbakana bağlı bir organizasyon. İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nın bilgileri dahilinde. Bütün iç güvenlik birimleri de bu organizasyonun içinde. Çalışmalar gizli… Operasyonel niteliği yüksek, tribünlere oynamayan bir takım. Bu işlerin yürütüldüğü karargâha gelince: O da gizli… TBMM’ye yürüme mesafesinde bir yer… Bu organizasyonun çalışmaları belli bir noktaya geldikten sonra, iki ayrı düğmeye aynı anda basılacak. Bazı kişiler, doğrudan Yargı’ya gönderilecek.” (Sabah, 11 Temmuz 2003). Dikkat ediniz;
- “Çalışmalar gizli.”
- “Karargâh gizli.”
- “Operasyonel niteliği yüksek.”
- “Düğmeye basılacak.”
- Bazı kişiler yargıya gönderilecek.”
TBMM’ye yürüyüş mesafesinde yasadışı, gizli bir örgüt var!
Örgütün elebaşısı Başbakan olduğu söylenen, kendisini “BOP Eşbaşkanı” diye tanıtan Recep Tayyip Erdoğan!
Yine Yavuz Donat’ın yazdığına göre, örgüt “beş yıllık bir tecrübeye” sahip. Yani 1998’lerden gelen bir örgütlenme!
Yasadışı, “gizli, operasyonel” Beşiktaş Terör Örgütü’nün tarihçesini bizzat Tayyip Erdoğan anlatmıştı:
“Bu işe ben Emniyet’le başladım. Belirli bir evreye geldikten sonra, bunu savcılığa verdik. Ergenekon Soruşturması konusunda yargı ile yakın işbirliği içindeyiz. Bunlar iktidara gelmeden yaptığımız tespitlerdir.” (Aydınlık, sayı: Mart 2008)
Tayyip Bey’in Fethullahçı Gladyo ilişkisi başbakan koltuğuna oturmasından öncelere gitmektedir.
Tezgâh, İçişleri Bakanlığı içinde İslamcı Cunta’nın örgütlenmesiyle başlamıştır.
Adalet Bakanlığı içinde gizli bir örgüt kurduğunu AB Temsilcisi Karen Fogg açık açık yazmıştı. E-postalarındaki raporlarında, isimler de vermişti.

TÜRKİYE’YE VE TÜRK YARGISINA SİNKAFLI OPERASYON Fehmi Koru’nun yazdığı ve söylediği gibi “düğmeye” Beyaz Saray’ın Oval Ofisi’nde basıldı.
“Operasyonel” denen faaliyetin özü yıllar öncesinden açık açık yazıldı. “Türkiye “seve seve” yola gelmezse, SS-2 operasyonuna geçilecekti. Yani sinkaf ede ede bu iş yürütülecek. (Cüneyt Ülsever, Hürriyet, 28 Mart 2001).
İşte daha 2001 yılında belirlenen “Operasyonel” görev buydu.

ÖRGÜT ERGENEKON OLDUKTAN SONRA…

Gizli Beşiktaş Terör Örgütü’nün yönü böyle çizildi. Nitekim Örgüt elemanları verilen görevi çok iyi öğrendiler. Ümraniye bombalarını, Ümraniye polis merkezinde masaya dizen BTÖ elemanları kendi aralarında, bombaları gecekondu çatısında bulmadıklarını itiraf ederken, yaptıkları kanunsuz operasyonun şifrelerini de açıklıyorlardı:
“Örgüt Ergenekon olduktan sonra s.kerim hâkimini de savcısını da.” Türk Yargısı’na yapılan operasyon böyle özetleniyordu.
SS-2 Operasyonu’nun TSK başlığı altındaki uygulamalarına yön veren anlayışı yüne aynı BTÖ elemanı özetliyordu:
“ - Bu askeriye! Askeriye demek!
“ – Genelkurmay falan var bunun altında.
“ – O. çocuğu…
“ – Genelkurmay Başkanı gerçekten toplumu kutuplara ayırdı.”
Genelkurmay’a ve Türk Yargısı’na bu “sinkaflı”, “o. çocuklu” mesajlar kamera kaydı yapılırken 10 – 15 polisin ortasında söyleniyordu. (
Kamera kayıtları Dava Dosyasında. Bkz. Aydınlık, sayı 1139, 17 Mayıs 2009)
Beşiktaş Terör Örgütü, kendine bu kadar güveniyordu. “Gizli Karargâh”, gaza basmıştı.

BULUNAN F. SAVCILARI
Türk Ordusu’na ve Türk Yargısı’na sinkaflarla başlatılan “operasyonel faaliyet”e savcılar lazımdı.
Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı iken, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı sıfatıyla Emniyet ve MİT yöneticilerini topluyor ve şu “açık talimatı” veriyor:
“Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.” Bu haberi yazanlar İsmet Berkan ve Murat Yetkin (Radikal, 4 Temmuz 2008).
İşte Beşiktaş Terör Örgütü’ne verilen temel talimat budur!
- Delillendirin!
- Savcıya anlatın!
- Hepsi yakalansın!
- Hepsi yargılansın
Peki, hangi savcıya anlatılacak?
Çünkü gazeteci Murat Yetkin, güvenlik yetkililerinin kendisine “Savcı bulunamıyor” diye yakındıklarını yazdı.
Beşiktaş Terör Örgütü, operasyonlarını Cumhuriyet Savcılarıyla yürütemez, F. Savcıları lazım.
O savcılar da bulunuyor.
- Delil uyduracak,
- Kurulan tertiplerde rol alacak,
- Gizli tanık bulacak savcılar.

İsmet Berkan’ın deyişiyle “Nasıl olduysa savcılar da bulunuyor”.
Böylece Beşiktaş Terör Örgütü’nün bir ayağı daha tamamlandı.

AKP’NİN DERİN DEVLETİ Meclis’e yürüyüş mesafesindeki “gizli karargâh”, Beşiktaş’a elini kolunu uzatmış ve örgütlenmesini yapmış. Daha Karen Fogg zamanında Adalet Bakanlığı içinde ABD ve AB güdümünde çalışan gizli bir örgüt oluşturulmuş. Polis içindeki Fethullahçı yuvalanma zaten bütün bu yasadışı örgütlenmenin silahlı gücünü oluşturuyor. AKP’nin Derin Devleti kurulmuş. Beşiktaş Terör Örgütü, bu örgütlenmenin “operasyonel” merkezidir. “Gizli Karargâh”taki operasyon kolunun bütün önemli uygulamaları Beşiktaş Terör Örgütü’ne yaptırılıyor.
Beşiktaş Terör Örgütü, Türk Yargısı’nın bir parçası değildir. Türk Yargısı, oraya giremez. Orada Türk Hukuku işlemez. Orada geçerli olan, ABD’nin Türkiye’ye dayattığı SS-2 denen sinkaflı operasyondur!
Hedefte Türk Yargısı var!
Hedefte Türk Ordusu var!

Hedefte, F. Savcılarının deyişiyle “merkezinde İşçi Partisi’nin bulunduğu” Türkiye’nin Cumhuriyet güçleri var.
Hedefte, dahası AKP’nin bütün muhalifleri var.
Beşiktaş, Türkiye’nin egemenlik alanı dışındadır!
Orası, doğrudan “Gizli Karargâh” üzerinden BOP Eşbaşkanlığı’na bağlıdır!
DERİN HUKUK DEVLETİ Beşiktaş Terör Örgütü’nün yaptığı her uygulama, “hukuk devleti” paravanası altında yürütülüyor.
Öyle bir “hukuk devleti” ki, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay onların Derin Hukuk Devleti’nin kurumları değildir. Türk Yargısı, Beşiktaş Terör Örgütü’yle sindirilmek, bastırılmak, hizaya getirilmek istenmektedir.

ABD ORDUSU YARGIYA MÜDAHALE EDEBİLİR,
TÜRK ORDUSU EDEMEZ
Türk Ordusu’nun varlığını, savaş gücünü ayakta tutacak her kural, her kurum; Derin Hukuk Devleti’ne aykırı oluyor! Genelkurmay, Türk Ordusu’nu savunamaz! O zaman Yargıya müdahale oluyor! Ama ABD kurumları, Ordusu dahil, Türk yargısına müdahale edebilir. Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu sürekli talimat verebilir.
Beşiktaş Terör Örgütü’nün amblemindeki kadının gözü açıktır; ABD’nin Beyaz Sarayı’na bakıyor. Elindeki kılıç, Türk palası değil, Süper NATO kılıcı. Yani Gladyo!

BTÖ’NÜN TERÖR FAALİYETİ Beşiktaş Terör Örgütü’nün faaliyetinin esası, başta Türk Yargısı olmak üzere Türkiye güçlerini yıldırmaktır, sindirmektir, korkutmaktır, bastırmaktır.
Bu amaçla yapılan yasadışı işler şunlar:
- Karen Fogg’un deyişiyle “Türk tarihinin hakkından gelmek” için Ergenekon adıyla ve Atabeyler, Küre gibi uydurma örgütler tertiplemek.

- Türk Ordusu’nu, Türk Yargısı’nı ve Türkiye güçlerini dinlemek, izlemek.

- Hakimleri, savcıları, parti başkanlarını, generalleri fişlemek.

- Hedefteki milli kadrolara tertipler hazırlamak, santaj yapmak, gerekirse R… Otellerde ağırlayıp, koyunlarına kadın verip kameraya almak.

- Silopi ve Silivri’de olduğu gibi kamuoyunda Çadır Mahkemeleri diye anılan özel yargı yerleri kurmak. Türk Yargısı’nın içine Amerikan çadırları yerleştirmek.

- Kamuoyunu gütmek için gazete ve televizyonlara el koyup devlet parasıyla yandaşların mülkiyetine geçirmek ve bir Liboş – Fetocu medya inşa etmek.

- Gazeteci ve yazarları ABD ve AB fonlarıyla ve devlet olanaklarıyla yemleyip bir psikolojik savaş mangası örgütlemek.

- Kâğıt parçaları, ıslak imzalar, uydurma yoğun diskler (CD), elyazılı sahte krokiler imal edip operasyonlarda kullanmak.

- Hahamlardan, Atatürk’e “İngiliz piçi” diyen alçaklardan, terör örgütü itirafçılarından “gizli tanıklar” peydahlamak ve operasyonlarda kullanmak.

- Tertip mahallerine mühimmat gömmek.
BTÖ’NÜN “FİNANS KAYNAKLARI”


Beşiktaş Terör Örgütü’nün en büyük “Finans kaynağı”, Başbakanlık Örtülü Ödeneği’dir. Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, örtülü ödenek harcamalarının 2006’da 210 Milyon Dolar ve 2007’de 240 Milyon Dolar olduğunu açıkladı. Oysa 2005 yılının Örtülü Ödenek gideri 30 Milyon Doların altındaydı. Örtülü ödenek giderleri, Beşiktaş Terör Örgütü’nün faaliyetinin genişlemesiyle birlikte, 2005’e göre, 2006’da 7 kat, 2007’de ise 8 kat büyümüştür. Tayyip Erdoğan’ın Yardımcısı Ekren, bu artışı “gizli haberalma giderleri”yle izah etti. Oysa Başbakanlığın “gizli haber alma” diye ayrı bir harcaması olamaz. Çünkü MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ayrıca örtülü ödenekleri var. Beşiktaş Terör Örgütü, maliyesiyle de devlet içinde devlet olmuştur. Harcamalar da gizli ve yasadışıdır.

MİT BTÖ’NÜN NERESİNDE Aslında bu soruyu BTÖ, MİT’in neresinde diye sormak gerekir. BTÖ, MİT’in içinde, merkezinde, kenarında, arkasında örgütleniyor.
MİT ise, BTÖ operasyonlarının mümkün olduğu kadar dışında veya kenarında gözükmeye çalışıyor.

BEŞİKTAŞ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN “DEPARTMANLARI”


Yavuz Donat, “Gizli Karargâh”ın doğrudan doğruya Tayyip Erdoğan’a bağlı “gizli faaliyet” yürüttüğünü yazmıştı.
Bu “Gizli Karargâh”ın yine İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ile ilişkili olduğu da Yavuz Donat tarafından açığa vurulmuştu.
Bu “Gizli Karargâh”ın en önemli örgütü Finans Merkezi’dir. Örtülü ödeneğin hızla şişirilen bütçesi ve harcamaları bu merkeze büyük güç sağlamaktadır.
Beşiktaş Terör Örgütü’nün işleri F tipi özel bürolar ve ekiplerle yürütülmektedir. Bu işlevleri, ekte şema halinde sunuyoruz.


YASADIŞI GİZLİ ÖRGÜTLENME YÜCE DİVAN’DA
VE TÜRK YARGISINDA YARGILANACAK


Beşiktaş Terör Örgütü, yasadışıdır! Anayasa’da kaynağı yoktur! Devlet örgütlenmesi içinde yeri yoktur! Sayın Deniz Baykal’ın deyişiyle söz konusu olan “AKP’nin Derin Devleti”dir.
NATO’daki adıyla Süper NATO’nun uzantısı!
Uluslararası adıyla Gladyo!
Örgüt gizli.
Faaliyeti de gizli.
Başlıca yöntemi, yıldırma, korkutma, tehdit, şantaj, tertip, baskı, özetle terör!
Özel Harekât Dairesi Eski Başkanı BEHÇET OKTAY’ın öldürülmesi, bu terör örgütünün en önemli eylemleri arasındadır.


BÜYÜK SUÇLAR

İşledikleri suçlar elbette kanıtlarını da bırakarak devam etmektedir.

Bu suçların en büyüğü, Anayasa Mahkemesi kararında saptandığı gibi AKP’yi Cumhuriyet yıkıcısı faaliyetin odağı haline getirmektir. Bu hükmü en yüksek mahkeme vermiştir.

ABD’nin BOP planı kapsamında vatanı bölmek, “Diyarbakır’ı merkez yapmak” ikinci ağır suç!

Ergenekon Tertibi, üçüncü büyük suç!

KKTC devletini ortadan kaldırma tertipleri, dördüncü suç!


Beşinci suç, kamu kaynaklarını gaspetmek, yurtdışına servet yığmak, yurtdışında kasalar kurmak, Deniz Feneri örneğinde görüldüğü gibi yurtdışındaki Türkleri dolandırarak, örgütsel ve kişisel çıkar için varlıklarını gasp etmek.


Bu suçlar, kimileri için Yüce Divan’lıktır.
Kimileri için Türk Mahkemelerinin görev ve yetkisinde.
Cumhuriyet yıkıcıları kesinlikle Türk Yargısı önünde hesap vereceklerdir.


Yasadışı örgüt kurarak Türk Yargısı’na, Türk Ordusu’na, Atatürk Devrimciliği’ne, özetle Türk Milletine balyoz harekâtı düzenleyenler, kesinlikle cezalandırılacaktır.
Yurtdışına kaçış için yaptıkları hazırlıklar bilinmektedir; engellenecektir.

C. SAVCILARI DERHAL SORUŞTURMA AÇMALI
BTÖ DAĞITILARAK, ÜYELERİ CEZALANDIRILMALIDIR


Suç ve suçlular kanıtlarıyla ortadadır?
Cumhuriyet savcıları derhal harekete geçerek, görevlerini yapmalıdırlar.
Türk Yargısına, Türk Ordusu’na, Türkiye Cumhuriyetine karşı tertipler ve terör faaliyeti yürüten Beşiktaş Terör Örgütü dağıtılmalı, üyeleri yargılanarak, hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdırlar.




"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."

8 Aralık 2009 Salı


BU YEMEĞİN FATURASI AĞIR OLUR...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı iyi bilirim. ABD ziyaretleri, ABD'liler ile temas onun için hayati önem taşır. Hatta bu yüzden birara Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile de epey çekişmişti. 







Ahmet TAKAN

Gül, başbakanlığına devam vizesi alabilmek için epey uğraşmış fakat Erdoğan'ın ABD gezisinin önüne geçememiş hatta Erdoğan'dan önce kendisini ABD'ye davet ettirememişti.

Gelelim esas meselemize, Başbakan Tayyip Erdoğan Bugün Türkiye saati ile 18-18.30 sularında ABD Başkanı Barak Hüseyin Obama ile Beyaz Saray'da bir öğle yemeği yiyecek. Bu Erdoğan için bir ilk, siyasi geleceği için de önemli bir köşe başı olabilir. Diplomatik teamüllere göre de üst düzey bir ağırlama.

Ama sonra “demedi demeyin” daha önceki tecrübelerime de dayanarak söyeleyeyim; bu yemeğin faturası ağır olur. Tayyip Erdoğan ya bu yemekte denilenleri kabül eder Ya da delikten aşağı süpürülür. Çünkü, artık apaçık ortada Soğuk Savaş sırasında Türkiye'nin rolü SSCB'yi kontrol etmekti. SSCB'nin dağılmasının ardından bu görev İslam Coğrafyasını kontrol etmeye dönüştürüldü. Obama da yeni Osmancılık zokası ile sahte Osmanlıcılık ve Orta Doğu Birleşik devletleri projesine hız verdi. Kulakları çılasın ABD eski Başkanı Clinton ne dmeşti: ”20'nci yüzyılı Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması belirler. 21'nci yüzyılı Türkiye'nin tavrı belirleyecek.”

Başbakan Erdoğan da tabiiki bu yemeğin altında kalmayacağını daha gitmeden, Amerika'nın Afaganistan'a muharip güç talebine karşılık, ”Biz zaten Afganistan'daki askeri gücümüzü 700'den bin 700'e kendiliğimizden çıkarmıştık“ diyerek gösterdi.

Şimdi birkez daha hafızalarımızı tazeleyelim Barak Hüseyin Obama'nın Türkiye'ye ziyaretini hatırlayalım...

Taraftar medya hep bir ağızdan ABD Başkanının Müslüman çağrışımlı kimliğini ön plana çıkarmak için hep Barak adını gizlemiş ve Obamayı adeta “bizim HÜSEYİN” muamelesi yapılmıştı.

Eh yemeğe saatler kaldı.Yeni bir psiklojik operasyonun ardıdan geleceklere de hazırlıklı olun.Eminim “bizim Tayyip ne çocukmuş” deyip, avuçlarınız patlarcasına alkış tutacaksınız.
Sonra neler mi olacak?

Demedi demeyin....
BU GÜNKÜ YAZISI:




Hayal mi Gerçek mi?
Sağda birleşme olur mu  olmaz mı? Meslek hayatım  boyunca  ben de herkes gibi, bu sorunun üzerinde kafa yorup durdum. Nice dümenden çabalara, nice de samimi çabalara şahit oldum. Ama hepsinin ortak sonucu tekti; HÜSRAN.

Sağ gösterip sol, sol gösterip sağ vuran, AKP dışında kalıp, kendini sağ diye tanımlayarak siyaset yapan partilerin içindeki ve dışındaki kadrolarla, emsalsiz(!) liderlerine nacizane bazı tavsiyelerim olacak.

- “Nasıl olsa  TBMM’deyim şu kadar milletvekilim var, bu kadar da param” deyip, kapalı kapılar ardında günde 8 saat KRAL TV izleyenler, kendinizi soyutlamayın. Hele hele, “Bunlar  hata yaptıkça zaten bana yazıyor, kendimi daha fazla yormamın anlamı yok” hiç demeyin. Siz de çok yakından görüyorsunuz ki, bu ülkenin iç siyaseti artık yalnızca Ankara’dan yazılmıyor. Her gün, her taraftan yeni figürler  sahneye sokulup, adete bir parti çöplüğüne dönen Türkiye’de vatandaşın kafası allak bullak ediliyor.

- “Liderimiz bu dünyadan göçtü gitti. Öksüz kaldık, ama bari dükkan açık kalsın. Durumu idare edip, iktidarla ilişkileri şimdilik sıkı tutarak bari üç-beş arkadaşımızın işini görelim de onlara faydamız olsun. İleride ya ALLAH kerim“ anlayışından hemen vazgeçin.

- “Değerimi bilemediler. Ben TÜRK büyüklerinden biriyim. Nasıl olsa eninde sonunda benim etrafımda toplanacaklar" tafralarıyla, sağda solda hamasi nutuklar atıp, etrafın dolmuşuna binmekten hemen vazgeçin. Şu kurufasulye, saç kavurma partileri, arasıra da balık ziyafetlerinde ürettiğiniz projeleri, kahvehanelere gidip, vatandaşla da paylaşın. Belki bu milletin, yediği ağır narkozdan uyandırılmasına bir katkınız olur.

- Hele “Biz biraraya gelemeyiz” hiç demeyin. Biraraya gelemeyecek neleri biraraya getiriyorlar. Sonra da ağzınızı açıp, hayretle seyrediyor, üstüne bir de “ vay be!.” çekiyorsunuz.

- “Biz bilmem ne kadar zaman bu davaya hizmet ettik” deyip, hergün anılarınızı tazelemekten vazgeçin. Unutmayın ki, menkıbelerle yaşayan yiğitler ölü sayılır.

- “Biz onun ayağına gidersek küçülürüz“ kompleksinden  de hemen vazgeçin. O yüce dinimizin esaslarını yeniden hatırlayın. Kibirin günahından yazılacak olanlar içinizi titretiyorsa, artık vakit geçirmeden birbirinizin kapısını çalın.

- “Takım oyunu oynamak”, “organize olmak”, “strateji-plan-proğram”, ”hergün değişen ve ilerleyen iletişim ve halkla ilişkiler teknolojisi”, ”psikolojik savaş”,  “insan kaynakları” gibi konularda etrafınızdaki profesyonel kadrolardan hiçbir komplekse girmeden akıl, gerekirse ders alın.

- “Ben” yerine, arasıra da olsa “Biz” demeyi deneyin (İnanın bu sizi de rahatlatır).

- Aşırı kuşkuculuğunuz varsa (bu çoğu TÜRK büyüğünde sıklıkla rastladığımız bir durumdur), hemen bir psikoloğa başvurun. İki-üç kişilik sohbetlerden, onarlı sohbetlere geçmeye kendinizi zorlayın. Tabi bunu yaparken, sık sık ortadan kaybolup, arka odalarda 5’er dakikalık  özel toplantı  yapma alışkanlığını da bırakın.

- Ve HANIMLARIMIZ... Artık ”Onlar  sadece evimizin nadide gülleridir”anlayışından vazgeçin. Arasıra gelen tepkileri bastırmak için, yalandan, vitrin süsü için siyasete soktuğunuz birkaç hanımla kimseyi kandıramıyorsunuz. Kadının siyaset aktivasyonu ve gücünü almaktan korkmayın. Siz benden daha iyi bilirsiniz, ta Orta Asya’da beri atalarımız kadınları ile yan yana savaşmışlar.

Bu konuda yazacaklarım şimdilik bu kadar.

Son sözüm şu; Bunlar kafanıza yatmıyor mu? Oturduğunuz yerde de yapabileceğiniz bir şey var, bari bu ülkenin bu iktidarla olamayacağını herkese anlatın. Anlatın ki, insanlar bu ortak noktada buluşsun. Alternatifine sonra bakarız…

6 Aralık 2009 Pazar




AKP MARJİNAL BİR PARTİYE DÖNÜŞTÜ



AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Van’da katıldığı bir toplantıda, 1993’te Bingöl’de 33 erin şehit edildiği olaya değinerek, o askerlerin nasıl şehit edildiğinin karanlık bir nokta olduğunu belirtmiş ve "yavaş yavaş aydınlanıyor. Türkiye'de ne kadar karanlık varsa millet iradesiyle aydınlanacaktır" demişti.

“Düşman üretme paranoyası nedir biliyor musunuz? Şu an Ergenekon diye bir dava görülüyor. Onun da mantığını ifade edelim. Bir mahallede hiç hırsızlık vakası yoksa mahalle bekçisinin önemi kalır mı? Kalmaz. Mahalle bekçisi akıllıysa kendi konumunu muhafaza etmek için mahallede hırsızların kol gezdiğini yayması lazım. Hatta daha akıllıysa arada bir iki kapıyı kendisinin yoklaması lazım. İşte Ergenekon budur.”


Dikkat ediniz.
Yukarıdaki cümleleri pkk lı bir terörist söylemiyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin ÇELİK söylüyor.
Şimdi sormak gerekir. İktidarın bu zihniyette olması terör olaylarını azaltır mı?
Azaltmadığı arttığı ve artacağı ortada. Çünkü terör iktidardan destek alıyor. Teröristlerin katliamları uydurma bir dava gerekçe gösterilerek dönemin komutanları suçlanıyor.
Mahalle koca karısı ağzı ve mantığıyla hipotezler üretiliyor.
Yukarıdaki cümleler iktidarın pkk ile müttefik olduğunun göstergesidir.
İbretlik cümlelerdir.
Hüseyin ÇELİK’in Milli Eğitimi getirdiği durum ortada. Bilinçli olarak Milli eğitim bitirilmiştir.

AKP marjinal bir partiye dönüştü. 

AKP’nin bu söylemleri bunun göstergesidir.
Tayyip Erdoğan’ın dün İstanbul’da yaptığı konuşmaya Tekel İşçileri haklı olarak tepki gösterdi.Ve buradaki görüntüler bir parti değil bir kabadayılığa soyunmuş,iktidardan nemalanan zümrenin toplantısı gibidir.
Tekel işçilerinin tepkisine 
“Türkiye seninle gurur duyuyor”,
”reeeceeep tayyiip Erdoğan” 
şeklinde tempo tutulması ve tekel işçilerine sandalye fırlatılması AKP’nin bittiğinin bir marjinal partiye dönüştüğünün göstergesidir.
Fakat bu marjinal partinin çok büyük bir medya desteği vardır.Ülke Tv protestolar başlar başlamaz panik halinde yayını kesti,Net Tv protestoculaştın seslerini ve görüntülerini ekranlara yansıtmadı.Buna rağmen Tayyip Erdoğan’ın yüzüne yansıyan gerginlik protestoların olduğunu fark ettirdi.
AKP adım adım uçurumun eşiğine doğru ilerliyor.

AKP’yi hala ayakta tutan faktörlere bakarsak:

*AKP’den daha çok taviz koparacağını bilen ABD/AB ve İsrail desteği. Özellikle İsrail ile aramız bozuk gibi gösterilerek Siyonist rejime ülkemizdeki insani tepkiler oya dönüştürülmeye çalışılıyor. Oysa İsrail ile gelmiş geçmiş hükümetler içerisinde en iyi diyalog içerisinde olan parti AKP’dir.Bu günkü başlıklara bakıldığında bile görülüyor."Recep Tayyip Erdoğan ABD'de  
ilk kez Yahudi lobisiyle görüşmeyecek" açık değil mi?

*Birinci madde ile bağlantılı medya desteği. Gerekli olan AKP’den dolayı emperyalist güçler yandaş medyaya her türlü desteği vermekte. Muhalif medyanın başkanları Ergenekon düzmecesiyle içeri atıldı. Ortada gezen medya ise vergi baskısıyla belirli bir çizgide tutulmaya çalışıyor.

*Yargı yıpratıldı, korkutuldu. Hâkim ve savcılar üzerinde iktidar baskısı yargı mensuplarına ferdi mücadele etme yolunu kapattı. Saçma sapan gerekçelerle (Erzincan savcısına kamelya yaptırdı, çevre düzenini bozduğu gerekçesiyle 26 dava açıldı) yargı mensuplarına dava açıldı. İş yükü altında ezilen yargı mensupları birde bu tiplerin saçmalıklarınla uğraşmak durumunda kaldı.

*AKP ayrılıkçı Kürt, II. Cumhuriyetçi, Fettullahçı, Ilımlı İslamcı, emperyalist uşaklarının, devşirme dönek solcu liboş takımının toplandığı çukura dönüştü. Ama hepsini tatmin etmesi mümkün değildir. Şimdilik ortak düşman (Atatürk’ün, laik, sosyal, hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti) çerçevesinde toplanmış ve tek bir adamın ağzından çıkan laflara uyma savaşı vermekte, O adamın saçmalıklarına mantıklı açıklamalar bulmak için kıvırtıp durmaktadırlar. İstediklerinin bu olmadığını gördüklerinde AKP’yi içeriden dinamitleyecek olanlarda yine bunlar olacaktır.

*En önemli bağlayıcı unsurlardan biride herkesin o veya bu şekilde suça bulaşmış olmasıdır. Yağma başlatan AKP yandaşlarını da suça bulaştırmıştır. AKP deki çok çeşitli düşüncelerden insanların bir arada olmasının en büyük nedenlerinden biri budur. AKP’nin iktidarlığı onlar için sanal bir dokunulmazlık oluşturmaktadır.

Pazar sabahı için bu kadar yeter.
Ama bu bir AKP projesi değildir. Bu emperyalizmin ülkemizdeki asırlık amaçlarıdır. AKP sadece bu projenin eş başkanı, uygulayıcısı, taşeronudur, tepeden indirilme bir oluşumdur.
Bu süreçten çıkan Türkiye Cumhuriyeti çok daha sağlam adımlarla yoluna devam edecektir çünkü içerisindeki herkes kendi gerçek rengini göstermiştir.


HÜSEYİN ÇELİK’İN YUKARIDAKİ SÖZLERİNE DÖNEMİN KOMUTANINDAN CEVAP GELDİ.
CEVAP NET VE AÇIK:

33 erin şehit edildiği Mayıs 1993’te Asayiş Bölge Komutanı olan emekli Org. Necati Özgen yanıt verdi.


“Bu tür iddialar insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak, aziz ruhlarını rahatsız edecek kasıtlı iddialardır. Böyle bir şey düşünülebilir mi? Askerlerimiz bizim çocuklarımız gibidir. Onları şehit vermek, anneleri, babaları kadar bizi üzer. Biz dağlarda birlikte mücadele ettik. Birlikte çatıştık. Dağda birlikte yattık. Her şeyimizi paylaştık. Devletin böyle bir şey yapabileceği nasıl düşünülebilir? Ben bu kadar saçma sapan bir iddia duymadım.”

“O olay 24 Mayıs 1993’te oldu. Ben Asayiş Bölge Komutanı’ydım. Eğer komutansanız, kanuni olarak sorumlu olmasınız bile, vicdani olarak sorumluluk sizdedir. Bu olayda da komutan ben olduğuma göre taktik sorumluluk bendedir. Kanuni sorumluluk bende değildir ama taktik sorumluluk bendedir. Bu olayla ilgili ne sorulacaksa ben cevaplamaya hazırım. 33 erimiz 300-400 kişilik bir PKK grubu tarafından şehit edilmiştir.”

“Bir kere PKK’nın ateşi kestiği falan yoktu. Bu yalan. Saldırıları sürüyordu. Bizim de operasyonlarımız sürüyordu. Biz 21-24 Mayıs 1993 tarihleri arasında büyük bir operasyon yaptık. Çatışmalar sürüyordu. 24 Mayıs günü bu konvoyun yolu kesildi ve 33 erimiz şehit edildi. Ben ertesi sabah helikopterle olay yerine indim. Olayı duyar duymaz zaten birliklerimiz erlerimizi şehit eden ve bazı yolcuları da yanında götüren terörist grubu takibe almış. Biz bunları hemen kuşattık. Şiddetli çatışmalar yaşandı. 24-28 Mayıs 1993 tarihleri arasında bu grup ile civardaki diğer terörist gruplarla mücadele ettik. 33 erimizi şehit eden grubu çevirdik. 34 terörist ölü ele geçirildi. 25 personel kurtarıldı. Aynı bölgede Dağlıtepe Tugayı 55 teröristi ölü ele geçirdi. 33 erimizi şehit edenler etkisiz hale getirilmiş oldu.”

“Bu olay sevkiyattaki ihmaller sonucu oldu. İhmali görülen subaylar Elazığ Askeri Mahkemesi’nde yargılandı ve bazıları da ceza aldı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş Paşa’ya da sorulabilir. O da, ben de olayın ihmal yönü üzerinde hassasiyetle durduk ve mahkeme görüldü.”

“Şimdi bir rüzgâr esiyor, her şeyi Ergenekon’a bağlıyorlar. Bilmem fi tarihinde olmuş bir olayı çıkarıp buna bağlıyorlar. 33 erin şehit edilmesi olayı açıktır. Bir terörist grubun saldırısıdır ve saldırı takip edilmiş, şiddetli çarpışmalar yaşanmış ve etkisiz hale getirilmişlerdir. Bu olayda başka bir şey aramak öküz altında buzağı aramaktır. Şehitlerimize de TSK’ya da hakarettir.”





"SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR."